PIROFEN

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • PIROFEN 500 MG 20 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • PIROFEN 500 MG 20 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • parasetamol

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699525013248
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1 / 11

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

PİROFEN 500 mg tablet

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Parasetamol

500.0 mg

Yardımcı maddeler:

Kroskarmelloz sodyum

35.0 mg

Yardımcı maddelerin tam listesi için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Tablet.

Beyaz, düz yüzeyli, bir yüzü ortadan çentikli, diğer yüzü “DEVA” yazılı, homojen görünüşlü

yuvarlak tabletler.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1

Terapötik endikasyonlar

PİROFEN bir analjezik ve antipiretiktir.

Hafif ve orta şiddetteki ağrı ve ateşin semptomatik tedavisinde endikedir.

4.2

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Yetişkinlerde ve 12 yaşın üzerindeki çocuklar:

4-6 saat ara ile 1-2 tablet önerilir. Günlük en yüksek doz 4000 mg’dır.

Hekim önerisi yoksa üç ardışık günden daha fazla kullanılmamalıdır.

Alkol alan kişilerde hepatoksisite riski nedeniyle günlük alınan parasetamol dozunun 2 gramı

aşmaması gerekir.

Minimum 4 saatte bir yinelenebilir. Ancak 24 saatte 4 dozdan fazla kullanılmamalıdır.

6-12 yaş arasındaki çocuklar:

4-6 saat ara ile 1/2-1 tablet önerilir. Günlük en yüksek doz 10-15 mg/kg bölünmüş dozlarda

60 mg/kg’dır. Altı yaşından küçük çocuklarda kullanımı uygun değildir.

Uygulama şekli:

Oral olarak uygulanır. Bir bardak su ile alınmalıdır.

2 / 11

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Hafif-orta

şiddette

karaciğer

böbrek

fonksiyon

bozukluğu

olan

hastalarda

dikkatle

kullanılmalıdır

(Bkz.

Bölüm

4.4).

Şiddetli

karaciğer

böbrek

yetmezliklerinde

kullanılmamalıdır (Bkz. Bölüm 4.3).

Pediyatrik popülasyon:

6 yaşından küçük çocuklarda kullanılması önerilmez.

Geriyatrik popülasyon:

Sağlıklı, hareketli yaşlılarda normal yetişkin dozu uygundur, fakat zayıf, hareketsiz yaşlılarda

doz ve dozlam sıklığı azaltılmalıdır (Bkz. Bölüm 5.2).

4.3

Kontrendikasyonlar

Parasetamol ya da diğer bileşenlerden herhangi birine aşırı duyarlılık,

Şiddetli karaciğer (Child-Pugh kategorisi > 9) ve böbrek yetmezliği

4.4

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Parasetamolü ilk kullananlarda veya daha önce kullanım hikâyesi olanlarda, kullanımın ilk

dozunda veya tekrarlayan dozlarında deride kızarıklık, döküntü veya bir deri reaksiyonu

oluşabilmektedir. Bu durumda doktor ile irtibata geçilerek ilacın kullanımının bırakılması ve

alternatif bir tedaviye geçilmesi gerekmektedir. Parasetamol ile deri reaksiyonu gözlenen kişi

bir daha bu ilacı veya parasetamol içeren başka bir ilacı kullanmamalıdır. Bu durum, ciddi ve

ölümle sonuçlanabilen Steven Johnson Sendromu (SJS), toksik epidermel nekroliz (TEN) ve

akut

generalize

ekzantematöz

püstüloz

(AGEP)

dahil

cilt

reaksiyonlarına

neden

olabilmektedir.

Anemisi olanlar, akciğer hastaları, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda

doktor kontrolü altında dikkatli kullanılmalıdır. Önceden mevcut hepatik hastalığı bulunan

hastalar

için,

yüksek

dozda

veya

uzun

süreli

tedaviler

esnasında

periyodik

aralıklarla

karaciğer fonksiyon tetkikleri yapmak gerekebilir. Böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi < 10

ml/dakika)

halinde,

doktorun

parasetamol

kullanımının

yarar/

risk

oranını

dikkatle

değerlendirmesi gerekir. Doz ayarlaması yapılmalı ve hasta kesintisiz izlenmelidir.

Bir yıl boyunca günlük terapötik parasetamol dozları alan bir hastada hepatik nekroz ve daha

kısa süreli olarak aşırı doz kullanan bir hastada karaciğer hasarı bildirilmiştir.

12 – 48 saat içinde karaciğer enzimleri yükselebilir ve protrombin zamanı uzayabilir. Ancak

klinik semptomlar dozun alınmasından 1 – 6 gün sonrasına kadar görülmeyebilir.

Kronik günlük dozlarda ve akut yüksek dozlarda karaciğer hasarına neden olabilir.

3 / 11

Hepatotoksisite riskinden ötürü, parasetamol, tavsiye edilenden daha yüksek dozlarda ya da

daha uzun süreli alınmamalıdır. Hafif veya orta şiddette karaciğer yetmezliği (Child-Pugh

kategorisi <9) olan hastalar, parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Terapötik dozlarda parasetamol uygulaması sırasında serum alanin aminotransferaz (ALT)

düzeyi yükselebilir.

Terapötik

dozlarda

parasetamol

hepatik

oksidatif

stresi

artıran

hepatik

glutatyon

rezervini azaltan ilaçların eşzamanlı kullanımı, alkolizm, sepsis veya diabetes mellitus gibi

çeşitli durumlar hepatik toksisite riskinde artışa yol açabilir.

Sepsis gibi glutatyon eksikliği olan hastalarda, parasetamol kullanımı metabolik asidoz riskini

arttırabilir.

Ciddi bir enfeksiyonunuz varsa bu metabolik asidoz riskini arttırabilir.

Metabolik asidoz belirtileri şunlardır:

Derin, hızlı, ve zorlayarak nefes alıp vermek

Mide bulantısı ve kusma

İştahsızlık

Yüksek dozlarda parasetamolün uzun süreli kullanılması böbrek hasarına neden olabilir.

Genelde,

özellikle

diğer

analjeziklerle

kombinasyon

halinde

kesintisiz

parasetamol

kullanılması, kalıcı böbrek hasarına ve böbrek yetmezliği riskine (analjezik nefropatisi) yol

açabilir.

Glukoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliği olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. Seyrek olarak

hemoliz vakaları görülebilir.

Gilbert sendromu olan hastaların parasetamol kullanması, sarılık gibi klinik semptomlara ve

daha belirgin hiperbilirubinemiye neden olabilir. Bundan dolayı, bu hastalar parasetamolü

dikkatli kullanmalıdırlar.

Orta düzeyde alkol ile birlikte eşzamanlı parasetamol alınması, karaciğer toksisitesi riskinde

bir artışa yol açabilir. Alkolik karaciğer hastalarında dikkatli kullanılmalıdır.

Parasetamol içeren diğer ilaçların PİROFEN ile eşzamanlı kullanımından kaçınılmalıdır.

3 – 5 gün içinde yeni semptomların oluşması ya da ağrının ve/veya ateşin azalmaması halinde,

hastaların parasetamol kullanmaya son vermesi ve bir doktora danışması önerilir.

Bu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; bu dozda

sodyuma bağlı herhangi bir yan etki beklenmemektedir.

4 / 11

4.5

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Propantelin gibi mide boşalmasını yavaşlatan ilaçlar, parasetamolün yavaş emilmesine ve

dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir.

Metoklopramid

gibi

mide

boşalmasını

hızlandıran

ilaçlar,

parasetamolün

daha

hızlı

emilmesine ve dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha hızlı başlamasına neden olabilir.

Bazı hipnotikler ve antiepileptik ilaçlar (glutetimid, fenobarbital, fenitoin, karbamazepin, vb.)

veya

rifampisin

gibi

karaciğerde

hepatik

mikrozomal

enzim

indüksiyonuna

sebep

olan

ilaçların tek başına kullanıldığında zararsız olan parasetamol dozlarıyla eşzamanlı kullanımı

karaciğer

hasarına

açabilir.

Aşırı

alkol

tüketimi

halinde,

terapötik

dozlarda

bile

parasetamol alınması da karaciğer hasarına neden olabilir.

Parasetamolün

kloramfenikol

kombinasyon

halinde

kullanılması,

kloramfenikolün

yarılanma ömrünü uzatabilir ve dolayısıyla bu ilacın toksisite riskini artırabilir.

Parasetamol (veya metabolitleri), K vitamine bağımlı koagülasyon faktörü sentezinde rol

oynayan enzimler ile etkileşir. Parasetamol ile varfarin veya kumarin türevleri arasındaki

etkileşimler,

“uluslararası

normalleştirilmis

oran”

(International

Normalized

Ratio,

INR)

değerinde

artışa

kanama

riskinde

artışa

neden

olabilir.

Bundan

dolayı,

oral

antikoagulan kullanan hastalar, tıbbi denetim ve kontrol olmadan uzun süreli parasetamol

kullanmamalıdır.

5-hidroksitriptamin (serotonin) tip 3 reseptör antagonistleri olan tropisetron ve granisetron,

farmakodinamik etkileşim ile parasetamolün analjezik etkisini tamamen baskılayabilir.

Parasetamol ve azidotimidin (AZT - zidovudin) eşzamanlı kullanılması nötropeni eğilimini

artırır. Bu nedenle tıbbi tavsiye olmadıkça, parasetamol AZT ile birlikte alınmamalıdır.

Birden fazla ağrı kesiciyle kombinasyon tedavisinden kaçınılması önerilmektedir. Bunun

hastaya ekstra bir fayda sağladığını gösteren çok az kanıt vardır ve genelde istenmeyen

etkilerde artışa yol açmaktadır.

Parasetamol emilim hızı metoklopramid ya da domperidon ile artabilir ve kolestiramin ile

azalabilir.

St. John’s

Wort

(Hypericum

perforatum

–sarı

kantaron)

parasetamolün

düzeylerini

azaltabilir.

Besinler ile birlikte alındığında parasetamolün emilim hızı azalabilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Veri yoktur.

5 / 11

Pediyatrik popülasyon:

Veri yoktur.

4.6

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: B

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Parasetamolün doğurganlık üzerine etkisi olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır.

Yine de çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlara verilirken tedbirli olunmalıdır.

Gebelik dönemi

PİROFEN’in gebelikte kullanım güvenliliği belirlenmemiştir. Parasetamol plasentayı geçer ve

fötal

dolaşımda

maternal

dolaşımdakine

benzer

düzeylere

ulaşır.

Bununla

beraber,

parasetamol

terapötik

dozlarının

kısa

süreli

olarak

anne

tarafından

alınmasının

insanda

teratojenik etkilerle ilişkili olmadığına dair epidemiyolojik kanıtlar vardır.

Parasetamol için, gebeliklerde maruz kalmaya ilişkin yeterli klinik veri mevcut değildir.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik / embriyonal / fetal gelişim / doğum ya da

doğum sonrası gelişim ile ilgili olarak doğrudan ya da dolaylı zararlı etkiler olduğunu

göstermemektedir.

Laktasyon dönemi

Emziren annelerdeki bir farmakokinetik bir çalışmada 650 mg’lık dozun %1’inden azı anne

sütünde

saptanmıştır.

Benzer

sonuçlar

diğer

çalışmalarda

bulunmuştur.

nedenle

emziren anne tarafından terapötik dozların alınması bebek üzerinde bir risk oluşturmaz.

Üreme yeteneği/Fertilite

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye neden

olduğu ve spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir. İnsanlarda fertilite üzerindeki etkisini

araştıran yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bazı çalışmalarda nonsteroidal antienflamatuvar

ilaçların

fertilite

üzerine

engelleyici

etkisi

olduğu

bildirilmekle

birlikte

kesin

sonuca

varılmamıştır.

4.7

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Bazı

hastalarda

parasetamol

kullanımına

bağlı

olarak

baş

dönmesi

veya

somnolans

görülebilir. Parasetamol kullanan hastaların uyanık kalmalarını gerektiren faaliyetler sırasında

dikkatli olmaları gerekmektedir.

4.8

İstenmeyen etkiler

Sıklık sınıflandırması aşağıdaki gibidir:

Çok yaygın

≥1/10

Yaygın

≥1/100 ve <1/10

6 / 11

Yaygın olmayan

≥1/1,000 ve <1/100

Seyrek

≥1/10,000 ve <1/1,000

Çok seyrek

<1/10,000

Bilinmiyor

Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.

Parasetamolün istenmeyen etkileri genellikle hafiftir. 10 g’ın üzerinde alınması durumunda

toksisite görülmesi muhtemeldir.

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Seyrek:

Çok

miktarda

alındığında

anemi,

methemoglobinemi,

uzun

süreli

kullanımda

hemolitik anemiye bağlı trombositopeni, trombositopenik purpura, lökopeni, nötropeni ve

pansitopeni gibi kan sayımı değişiklikleri

Bu yan etkiler parasetamol ile neden-sonuç ilişkisi içinde değildir.

Çok seyrek: Agranülositoz

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek: Alerjik reaksiyonlar, anafilaksi

Çok seyrek: Lyell sendromu

Bilinmiyor: Bronkospazm, pozitif alerji testi, immün trombositopeni

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Baş ağrısı, baş dönmesi, somlonans, parestezi

Bilinmiyor: Santral sinir sistemi stimülasyonu, , ensefalopati, insomni, tremor

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Yaygın: Üst solunum yolu enfeksiyon belirtileri

Seyrek: Analjezik astım sendromu da dahil astım ve bronkospazm.

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Bulantı, kusma, dispepsi, flatulans, karın ağrısı, konstipasyon

Yaygın olmayan: Gastrointestinal kanama

Seyrek: İshal

Hepato-biliyer hastalıklar

Seyrek: Çok miktarda alındığında hepatik bozukluk

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Seyrek:

Deri

döküntüsü,

kaşıntı,

ürtiker,

alerjik

ödem

anjiyoödem,

akut

generalize

eksantematöz püstülozis, eritema multiform, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal

nekroliz (fatal sonuçlar dahil).

Bu belirti ilacın kesilmesiyle kaybolur.

7 / 11

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan: Parasetamolün terapötik dozlarını takiben nefrotoksik etkileri

yaygın

değildir. Uzun süreli uygulamada papiler nekroz bildirilmiştir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir.

(www.titck.gov.tr;

e-posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9

Doz aşımı ve tedavisi

Yetişkinlerde 10 gramdan fazla kullanılması halinde toksisite olasılığı vardır. Dahası, aşırı

dozun zararı sirotik olmayan alkolik karaciğer hastalığı olanlarda daha büyüktür. Çocuklarda

aşırı dozu takiben karaciğer hasarı göreceli olarak daha seyrektir. Karaciğer hücre hasarı ile

birlikte parasetamol aşırı dozajında normal erişkinlerde 2 saat civarında olan parasetamol

yarılanma ömrü genellikle 4 saate veya daha uzun sürelere uzar.

C-aminopirinden sonra

atılımında

azalma

bildirilmiştir.

plazma

parasetamol

konsantrasyonu

veya

yarılanma

ömrü

veya

konvansiyonel

karaciğer

fonksiyon

testi

ölçümlerine

nazaran

parasetamol aşırı dozajı ile karaciğer hücre hasarı arasındaki ilişkiyi daha iyi gösterir.

Parasetamole bağlı fulminant karaciğer yetmezliğini takiben gelişen akut tübüler nekrozdan

dolayı böbrek yetmezliği oluşabilir. Bununla beraber, bunun insidansı başka nedenlerden

dolayı fulminant karaciğer yetmezliği olan hastalarla karşılaştırıldığında bu grup hastalarda

daha sık değildir. Seyrek olarak, ilaç aldıktan 2-10 gün sonra, sadece minimal karaciğer

toksisitesine karşın renal tübüler nekroz oluşabilir. Aşırı dozda parasetamol almış bir hastada

kronik alkol alımının akut pankreatit gelişmesine katkıda bulunduğu bildirilmiştir. Akut aşırı

doza ilaveten, parasetamolün günlük aşırı miktarlarda alımından sonra karaciğer hasarı ve

nefrotoksik etkiler bildirilmiştir.

Semptom ve belirtiler:

Solgunluk,

anoreksi,

bulantı

kusma

parasetamol

aşırı

dozajının

sık

görülen

erken

semptomlarıdır. Hepatik nekroz parasetamol aşırı dozajının, dozla ilişkili komplikasyonudur.

Hepatik enzimler yükselebilir ve protrombin zamanı 12 ila 48 saat içinde uzar, fakat klinik

semptomlar ilacın alımını takiben 1 ila 6 gün içinde belirgin olmayabilir.

Tedavi:

Hastayı gecikmiş hepatoksisiteye karşı korumak için parasetamol aşırı dozajı hemen tedavi

edilmelidir. Bunun için, absorbsiyonu azaltmayı (gastrik lavaj veya aktif kömür) takiben

intravenöz N-asetilsistein veya oral metionin vermek gerekir. Eğer hasta kusuyorsa veya aktif

kömür ile konjugasyon yapılmışsa metionin kullanılmamalıdır. Doruk plazma parasetamol

konsantrasyonları aşırı dozu takiben 4 saate kadar gecikebilir. Bu nedenle, hepatoksisite

riskini belirlemek için plazma parasetamol düzeyleri ilaç alımından en az 4 saat sonrasına

kadar

ölçülmelidir.

tedavi

(ilave

oral

metionin

veya

intravenöz

N-asetilsistein)

8 / 11

parasetamol

içeriği

ilaç

alımından

beri

geçen

süre

ışığı

altında

değerlendirilmelidir.

Hepatik enzim indükleyici ilaçlar alan hastalarda, uzun süredir alkol bağımlısı olanlarda veya

kronik

olarak

beslenme

eksikliği

olanlarda

N-asetilsistein

tedavi

eşiğinin

%30-50

düşürülmesi önerilir, çünkü bu hastalar parasetamolün toksik etkilerine karşı daha duyarlı

olabilirler. Parasetamol aşırı dozajını takiben gelişebilecek fulminant karaciğer yetmezliği

tedavisi uzmanlık gerektirir.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1

Farmakodinamik özellikler

ATC kodu: N02BE01

Farmakoterapotik grup: Analjezikler

Parasetamol,

analjezik

antipiretik

ajandır.

Parasetamolün

terapötik

etkilerinin,

siklooksijenaz enziminin inhibisyonu sonucu prostaglandin sentezinin inhibisyonuna bağlı

olduğu

düşünülmektedir.

Parasetamolün

periferik

siklooksijenaza

oranla

santral

siklooksijenaz üzerine daha etkili inhibitör olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Parasetamolün

analjezik ve antipiretik özellikleri vardır fakat sadece zayıf anti-enflamatuvar özellikler

gösterir. Bu durum; enflamatuvar dokuların diğer dokulara oranla daha yüksek seviyelerde

hücresel peroksidler içermesi ve bu hücresel peroksidlerin parasetamolün siklooksijenaz

inhibisyonunu önlemesiyle açıklanabilir.

5.2

Farmakokinetik özellikler

Emilim:

Parasetamolün

absorpsiyonu

başlıca

ince

barsaklardan

pasif

difüzyon

olur.

Gastrik

boşalma, oral uygulanan parasetamol absorpsiyonu için hız sınırlayıcı bir basamaktır. Doruk

plazma parasetamol konsantrasyonu formülasyona bağlı olarak genellikle oral uygulamadan

sonra 30 ila 90 dakika arasında meydana gelir. Parasetamol değişken bir oranda ilk geçiş

metabolizmasına

uğradığı

için

oral

uygulamadan

sonra

sistemik

dolaşımda

olarak

bulunmaz. Erişkinlerdeki oral biyoyararlanımının uygulanan parasetamol miktarına bağlı

olduğu görülmektedir. Oral biyoyararlanım 500 mg’lık dozdan sonra %63 iken, 1 veya 2 g

(tablet formu) dozundan sonra yaklaşık %90’a yükselir.

Dağılım:

Parasetamol birçok vücut sıvısına eşit miktarda dağılır; tahmini dağılım hacmi 0.95 l/kg’dır.

Terapötik dozları takiben parasetamol plazma proteinlerine önemli oranda bağlanmaz.

Çocuklardaki dağılım kinetiği (Vd/F) erişkinlerdekine benzerdir.

Biyotransformasyon:

Terapötik dozlardan sonra parasetamolün plazma yarılanma ömrü 1.5-2.5 saat arasındadır.

Parasetamol karaciğerde metabolize olur ve insanda çok sayıda metabolitleri tanımlanmıştır.

İdrarla atılan majör metaboliti glukuronid ve sülfat konjugatıdır. Parasetamolün %10 kadarı

minör bir yolla sitokrom P-450 karma fonksiyonlu oksidaz sistemi (başlıca CYP2E1 ve

CYP3A4)

reaktif

metabolit

olan

asetamidokinona

dönüşür.

metabolit

hızla

indirgenmiş glutatyon ile konjuge olur ve sistein ve merkaptürik asit konjugatları şeklinde

9 / 11

atılır.

Büyük

miktarlarda

parasetamol

alındığında

hepatik

glutatyon

azalabilir

vital

hepatoselüler makromoleküllerine kovalan olarak bağlanan hepatosit asetamidokinonun aşırı

birikmesine yol açar. Bu da doz aşımı durumunda görülebilen hepatik nekroza yol açar.

Eliminasyon:

Tek dozu (1000 mg i.v.) takiben parasetamolün total vücut klerensi yaklaşık 5 ml/dak/kg’dır.

Parasetamolün renal klerensi idrar akış hızına bağlıdır, fakat pH’ya bağlı değildir. Uygulanan

ilacın %4’ten daha azı değişmemiş parasetamol halinde atılır. Sağlıklı bireylerde terapötik

dozun yaklaşık %85-95’i 24 saat içinde idrar ile atılır.

Doğrusallık ve Doğrusal Olmayan Durum:

Reaktif parasetamol metabolitlerinin karaciğer hücre proteinlerine bağlanması, hepatoselüler

hasara sebep olur. Terapötik dozlarda, bu metabolitler, glutatyon tarafından bağlanır ve

nontoksik konjugatlar oluştururlar. Ancak masif doz aşımı halinde, karaciğerin (glutatyon

oluşumunu

kolaylaştıran

teşvik

eden)

SH-donörleri

deposu

tükenir;

ilacın

toksik

metabolitleri karaciğerde birikir ve karaciğer

hücre nekrozu

gelişir ve bu da karaciğer

fonksiyonunda bozulmaya ve giderek hepatik komaya kadar ilerler.

Pozolojiye uygun kullanıldığında farmakokinetiği doğrusaldır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Renal yetmezlikte farmakokinetik:

2-8 saatler arasında ortalama plazma yarılanma ömrü normal ve böbrek yetmezliği olan

hastalarda aynıdır, fakat 8-24 saatler arasında böbrek yetmezliğinde eliminasyon hızı azalır.

Kronik renal yetmezlikte glukuronid ve sülfat konjugatlarında belirgin birikme olur. Ana

bileşiğin

kısıtlı

rejenerasyonuyla

kronik

böbrek

yetmezliği

olan

hastalarda

biriken

parasetamol

konjugatlarında

miktar

ekstra

eliminasyon

oluşabilir.

Kronik

böbrek

yetmezliğinde

parasetamol

aralıklarını

uzatmak

tavsiye

edilir.

Hemodiyalizde

parasetamol plazma düzeyleri azalabileceğinden terapötik kan düzeylerini korumak için ilave

parasetamol dozları gerekebilir.

Hepatik yetmezlikte farmakokinetik:

Hafif

karaciğer

hastalığı

olan

hastalardaki

ortalama

plazma

yarılanma

ömrü

normal

bireylerdekine benzerdir, fakat ciddi karaciğer yetmezliğinde önemli derecede uzar (yaklaşık

%75). Bununla beraber, yarılanma ömrünün uzamasının klinik önemi açık değildir; çünkü

karaciğer hastalığı olan hastalarda ilaç birikmesi ve hepatoksisite olduğu kanıtlanmamış ve

glutatyon konjugasyonu azalmamıştır. Kronik stabil karaciğer hastalığı olan 20 hastaya 13

gün günde 4 g parasetamol verilmesi karaciğer fonksiyonunda bozulmaya yol açmamıştır.

Hafif

karaciğer

hastalığında

önerilen

dozlarda

alındığında

parasetamolün

zararlı

olduğu

kanıtlanmamıştır.

Bununla

beraber,

şiddetli

karaciğer

hastalığında,

plazma

parasetamol

yarılanma ömrü önemli derecede uzamıştır.

10 / 11

Yaşlılarda farmakokinetik:

Genç ve yaşlı sağlıklı denekler arasında farmakokinetik parametrelerde gözlenen farklılıkların

klinik

olarak

önemli

olduğu

düşünülmemektedir.

Bununla

beraber

serum

parasetamol

yarılanma ömrünün belirgin derecede arttığını (yaklaşık %84) ve parasetamol klerensinin

zayıf, hareketsiz ve yaşlı hastalarda sağlıklı genç kişilere nazaran azaldığını (yaklaşık %47)

düşündüren kanıtlar vardır.

Çocuklarda farmakokinetik:

Çalışmalar 0-2 gün arasındaki yeni doğanlarda ve 3-10 yaş arasındaki çocuklarda parasetamol

major metabolitinin parasetamol sülfat olduğunu göstermiştir. Yetişkinlerdeki ve 12 yaş ve

üzeri çocuklardaki veriler, major metabolitin glukoronid konjugatı olduğunu göstermiştir.

Bununla beraber, parasetamolün genel eliminasyon hızında veya idrara geçen toplam ilaç

miktarında yaşa ilişkin önemli farklılıklar yoktur.

5.3

Klinik öncesi güvenlilik verileri

Akut Toksisite:

Parasetamol yetişkin sıçanlara ve kobaylara oral yoldan verildikten sonra hafif toksik olduğu

saptanmıştır. Farelerde ve yenidoğan sıçanlarda önemli oranda daha fazla toksik olmasının

sebebi

ise,

muhtemelen,

farelerde

maddenin

farklı

metabolizmasının

bulunması

yenidoğan sıçanlarda hepatik enzim sisteminin olgunlaşmamış olmasıdır.

Köpeklere

kedilere

daha

yüksek

dozlarda

verildiğinde

kusmaya

sebep

olmuştur;

nedenle bu hayvan cinslerinde oral LD

değeri saptanamamıştır.

Kronik Toksisite:

Toksik dozların verilmesinin ardından deney hayvanlarında yavaş kilo artışı, diürez, asidüri

ve dehidratasyon ile enfeksiyonlara karşı duyarlılık artışı gibi etkiler gözlenmiştir. Otopsi

sırasında, abdominal organlarda kan akımı artışı, intestinal mukoza irritasyonu gözlenmiştir.

Mutajenik ve Tümörojenik Potansiyeli:

Sıçanlarda, hepatotoksik doz düzeyinde potansiyel bir genotoksisite gözlenmiş ve bu bulgu

doğrudan bir DNA hasarı olarak değil, hepatotoksisite/miyelotoksisitenin dolaylı bir sonucu

olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla, bir eşik doz varsayılabilir.

Diyeti 6.000 ppm’e kadar olan erkek sıçanlarda yapılan 2 yıllık bir çalışmada parasetamolün

karsinojenik

aktivitesine

ilişkin

herhangi

bulgu

bildirilmemiştir.

Mononükleer

hücre

lösemisi insidansının artmasından dolayı dişi sıçanlarda bazı karsinojenik aktivite bulguları

söz konusudur. Diyeti 6.000 ppm kadar olan farelerde yapılan 2 yıllık bir çalışmada ise

parasetamolün karsinojenik aktivitesini gösteren herhangi bir bulgu saptanmamıştır.

Üreme Toksisitesi:

İnsanlarda

kapsamlı

kullanımdan

sonra

embriyotoksik

veya

teratojenik

riskte

artış

gözlenmemiştir.

Parasetamol

hamilelik

dönemlerinde

sıklıkla

alınmakta

olup,

gerek

hamileliğin seyri gerekse doğmamış çocuk üzerinde herhangi bir olumsuz etki görülmemiştir.

11 / 11

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye neden

olduğu ve spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.l.

Yardımcı maddelerin listesi

Mikrokristalin selüloz (pH 102)

Kroskarmelloz sodyum

Polivinilprolidon K25

Magnezyum stearat

6.2.

Geçimsizlikler

Geçerli değildir.

6.3.

Raf ömrü

60 ay

6.4.

Saklamaya yönelik özel tedbirler

30°C’nin altındaki oda ısısında ve ışıktan koruyarak saklayınız.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

Bir yüzü şeffaf PVC, diğer yüzü üzeri baskılı alüminyum folyo kaplı, 10 tabletlik blisterler.

Her karton kutu 20 tablet içermektedir.

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

DEVA HOLDİNG A.Ş.

Halkalı Merkez Mah. Basın Ekspres Cad.

No: 1 34303

Küçükçekmece/İSTANBUL

Tel: 0 212 692 92 92

Fax: 0 212 697 00 24

8.

RUHSAT NUMARASI

139/30

9.

İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 27.06.1986

Ruhsat yenileme tarihi: 05.08.2011

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

16-1-2018

Yunnan Feng Shi Ling capsules – counterfeit

Yunnan Feng Shi Ling capsules – counterfeit

Yunnan Feng Shi Ling capsules contain the undeclared substance paracetamol.

Therapeutic Goods Administration - Australia

27-2-2014

Paracetamol use during pregnancy

Paracetamol use during pregnancy

A new Danish study suggests a possible connection between mothers' use of paracetamol painkillers during pregnancy and the risk of developing disorders like ADHD (attention deficit hyperactivity disorder) in children.

Danish Medicines Agency

3-8-2012

Danish Pharmacovigilance Update, 21 June 2012

Danish Pharmacovigilance Update, 21 June 2012

Among the topics covered in this issue of Danish Pharmacovigilance Update are: Decrease in the number of intoxications and suicide attempts using drugs containing acetylsalicylic acid or paracetamol.

Danish Medicines Agency

30-8-2018

Consultation: Referral of proposed amendment to the current Poisons Standard to the meeting of the ACMS, March 2019

Consultation: Referral of proposed amendment to the current Poisons Standard to the meeting of the ACMS, March 2019

Advisory Committee on Medicines Scheduling to consider upscheduling of modified release paracetamol to 'Pharmacist Only'. Closing date 31 October 2018

Therapeutic Goods Administration - Australia

30-8-2018

Modified release paracetamol

Modified release paracetamol

Advisory Committee on Medicines Scheduling to consider upscheduling of modified release paracetamol to 'Pharmacist Only'

Therapeutic Goods Administration - Australia