PAROL 250 MG 5 ML 150 ML PLUS SUSPANSIYON

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • PAROL 250 MG/5 ML 150 ML PLUS SUSPANSIYON
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • PAROL 250 MG/5 ML 150 ML PLUS SUSPANSIYON
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • parasetamol

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699717700079
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

PAROL 250 mg/5 ml Plus Oral Süspansiyon

2. KALİTATİF ve KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Bir ölçek (5 ml), 250 mg parasetamol icerir.

Yardımcı maddeler:

Metil parahidroksibenzoat…….5 mg

Şeker…………………...….2500 mg

Ponceau 4R (E124)………….0,5 mg

Diğer yardımcı maddeler için (bkz: bolüm 6.1)

3. FARMASÖTİK FORM

Süspansiyon

Pembe renkli, çilek kokulu, homojen görünüşlü süspansiyon

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

Hafif ve orta şiddetli ağrılar ile ateşin semptomatik tedavisinde endikedir.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

12 yaşın altındaki çocuklar:

Ay

Doz

Kullanım

6-8 yaş

5 ml

6 saatte bir

8-10 yaş

7,5 ml

6 saatte bir

10-12 yaş

10 ml

6 saatte bir

Maksimum günlük doz: 40 ml PAROL 250 mg/5 ml Plus Oral Süspansiyon (2 gr parasetamol)

12 yaşın üzerindekiler ve yetişkinler:

Tablet yutmada güçlük çeken yetişkinler için tavsiye edilir.

Optimum

parasetamol

dozu

arasındadır

(10-20

ölçek),

günlük

maksimum doz 4 gr parasetamolü aşmamak kaydıyla, bu doz her 4 saatte bir tekrarlanabilir.

Alkol alan kişilerde hepatoksisite riski nedeniyle günlük alınan parasetamol dozunun 2 gramı

aşmaması gerekir.

Hekim önerisi olmadan 3 ardışık günden daha uzun kullanılmamalıdır.

Uygulama şekli:

Oral olarak uygulanır. PAROL 250 mg/5 ml Plus’ın koyu kıvamı ilacın kaşıktan dökülmesini

önler ve daha kolay uygulanmasını sağlar.

Kullanmadan önce çok iyi çalkalanmalıdır.

PAROL 250 mg/5 ml PLUS sulandırılmadan kullanılır. Hekim PAROL 250 mg/5 ml PLUS’ın

seyreltilmesini önerdiği takdirde, yerine Parol 120mg/5ml Oral Süspansiyon kullanılmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Karaciğer yetmezliği:

Şiddetli karaciğer yetmezliği (Child Pugh kategorisi > 9) olan hastalarda kontrendikedir.

Hafif

orta

şiddette

karaciğer

yetmezliği

olan

hastalarda

doktor

önerisi

dikkatli

kullanılmalıdır.

Böbrek yetmezliği:

Orta şiddetli ve şiddetli böbrek yetmezliğinde dikkatli kullanılmalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

Altı

yaşın

altındaki

çocuklar

bebekler

için

PAROL

120mg/5ml

Oral

Süspansiyon

kullanılmalıdır.

Geriyatrik popülasyon:

Sağlıklı, hareketli yaşlılarda normal yetişkin dozu uygundur, fakat zayıf, hareketsiz yaşlılarda

doz ve dozlam sıklığı azaltılmalıdır (Bkz: Farmakokinetik özellikler).

4.3. Kontrendikasyonlar

PAROL 250mg/5ml PLUS, parasetamol veya bileşenlerinden herhangi birine aşırı duyarlılık ve

şiddetli karaciğer (Child Pugh kategorisi > 9) ve böbrek yetmezliğinde kontrendikedir.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Anemisi olanlarda, akciğer hastaları, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda

doktor kontrolü altında dikkatli kullanılmalıdır. Önceden mevcut hepatik hastalığı bulunan

hastalar için, yüksek dozda veya uzun süreli tedaviler esnasında periyodik aralıklarla karaciğer

fonksiyon tetkikleri yapmak gerekebilir. Böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi < 10 ml/dakika)

halinde, doktorun parasetamol kullanımının yarar/risk oranını dikkatle değerlendirmesi gerekir.

Parasetamolü ilk kullananlarda veya daha önce kullanım hikayesi olanlarda, kullanımın ilk

dozunda veya tekrarlayan dozlarında deride kızarıklık, döküntü veya bir deri reaksiyonu

oluşabilmektedir. Bu durumda doktor ile irtibata geçilerek ilacın kullanımının bırakılması ve

alternatif bir tedaviye geçilmesi gerekmektedir. Parasetamol ile deri reaksiyonu gözlenen kişi

bir daha bu ilacı veya parasetamol içeren başka bir ilacı kullanmamalıdır. Bu durum, ciddi ve

ölümle sonuçlanabilen Steven Johnson Sendromu (SJS), toksik epidermal nekroliz (TEN) ve

akut generalize ekzantematoz püstüloz (AGEP) dahil cilt reaksiyonlarına neden olabilmektedir.

Doz ayarlaması yapılmalı ve hasta kesintisiz izlenmelidir.

Kronik kullanımda rutin günlük dozlarda ve akut yüksek dozlarda karaciğer hasarına neden

olabilir.

Hepatotoksisite riskinden ötürü, parasetamol, tavsiye edilenden daha yüksek dozlarda ya da

daha uzun süreli alınmamalıdır. Hafif veya orta şiddette karaciğer yetmezliği (Child Pugh

kategorisi <9) olan hastalar, parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Terapötik dozlarda parasetamol uygulaması sırasında serum alanin aminotransferaz (ALT)

düzeyi yükselebilir.

Terapötik

dozlarda

parasetamol

hepatik

oksidatif

stresi

artıran

hepatik

glutatyon

rezervini azaltan ilaçların eşzamanlı kullanımı, alkolizm, sepsis veya diabetes mellitus gibi

çeşitli durumlar hepatik toksisite riskinde artışa yol açabilir.

Glukoz

fosfat

dehidrogenaz

eksikliği

olanlarda

dikkatli

kullanılmalıdır.

Seyrek

olarak

hemoliz vakaları görülebilir.

Yüksek dozlarda parasetamolün uzun süreli kullanılması böbrek hasarına neden olabilir.

Genelde,

özellikle

diğer

analjeziklerle

kombinasyon

halinde

kesintisiz

parasetamol

kullanılması, kalıcı böbrek hasarına ve böbrek yetmezliği riskine (analjezik nefropatisi) yol

açabilir.

Gilbert sendromu olan hastaların parasetamol kullanması, sarılık gibi klinik semptomlara ve

daha belirgin hiperbilirubinemiye neden olabilir. Bundan dolayı, bu hastalar parasetamolü

dikkatli kullanılmalıdır.

Orta düzeyde alkol ile birlikte eşzamanlı parasetamol alınması, karaciğer toksisitesi riskinde bir

artışa yol açabilir. Alkolik karaciğer hastalarında dikkatli kullanılmalıdır.

Parasetamol içeren diğer ilaçların PAROL 250 mg/5 ml PLUS ile eşzamanlı kullanımından

kaçınılmalıdır.

3-5 gün içinde yeni semptomların oluşması ya da ağrının ve/veya ateşin azalmaması halinde,

hastaların parasetamol kullanmaya son vermesi ve bir doktora danışması önerilir.

İçeriğinde bulunan metil parahidroksibenzoat nedeniyle, alerjik reaksiyonlara (muhtemelen

gecikmiş) sebebiyet verebilir.

İçeriğindeki

sükroz

nedeniyle,

nadir

kalıtımsal

früktoz

intoleransı,

glikoz-galaktoz

malabsorpsiyon

veya

sükraz-izomaltaz

yetmezliği

problemi

olan

hastaların

ilacı

kullanmamaları gerekir.

İçeriğindeki gliserin nedeniyle, baş ağrısı, mide bulantısı ve ishale sebebiyet verebilir.

PAROL’un 5 ml’si 7,65 mg sodyum ihtiva eder. Bu durum, kontrollü sodyum diyetinde olan

hastalar için göz önünde bulundurulmalıdır.

İçeriğindeki Ponceau 4R E 124 alerjik reaksiyonlara sebep olabilir

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Propantelin gibi mide boşalmasını yavaşlatan ilaçlar, parasetamolün yavaş emilmesine ve

dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir.

Metoklopramid gibi mide boşalmasını hızlandıran ilaçlar, parasetamolün daha hızlı emilmesine

ve dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha hızlı başlamasına neden olabilir.

Bazı hipnotikler ve antiepileptik ilaçlar (glutetimid, fenobarbital, fenitoin, karbamazepin, vb.)

veya rifampisin gibi karaciğerde hepatik mikrozomal enzim indüksiyonuna sebep olan ilaçların

tek başına kullanıldığında zararsız olan parasetamol dozlarıyla eşzamanlı kullanımı karaciğer

hasarına yol açabilir. Aşırı alkol tüketimi halinde, terapötik dozlarda bile parasetamol alınması

da karaciğer hasarına neden olabilir.

Parasetamolün

kloramfenikol

kombinasyon

halinde

kullanılması,

kloramfenikolün

yarılanma ömrünü uzatabilir ve dolayısıyla bu ilacın toksisite riskini artırabilir.

Parasetamol (veya metabolitleri), K vitaminine bağımlı koagülasyon faktörü sentezinde rol

oynayan enzimler ile etkileşir. Parasetamol ile varfarin veya kumarin türevleri arasındaki

etkileşimler,

"uluslararası

normalleştirilmiş

oran"

(International

Normalized

Ratio,

INR)

değerinde

artışa

kanama

riskinde

artışa

neden

olabilir.

Bundan

dolayı,

oral

antikoagülan kullanan hastalar, tıbbi denetim ve kontrol olmadan uzun süreli parasetamol

kullanmamalıdır.

5-hidroksitriptamin (serotonin) tip 3 reseptör antagonistleri olan tropisetron ve granisetron,

farmakodinamik etkileşim ile parasetamolün analjezik etkisini tamamen baskılayabilir.

Parasetamol ve azidotimidin (AZT - zidovudin) eşzamanlı kullanılması nötropeni eğilimini

artırır. Bu nedenle tıbbi tavsiye olmadıkça, parasetamol AZT ile birlikte alınmamalıdır.

Birden

fazla

ağrı

kesiciyle

kombinasyon

tedavisinden

kaçınılması

önerilmektedir.

Bunun

hastaya ekstra bir fayda sağladığını gösteren çok az kanıt vardır ve genelde istenmeyen

etkilerde artışa yol açmaktadır.

Parasetamol emilim hızı metoklopramid ya da domperidon ile artabilir ve kolestiramin ile

azalabilir.

John's

Wort

(Hypericum

perforatum

-sarı

kantaron)

parasetamolün

düzeylerini

azaltabilir.

Besinler ile birlikte alındığında parasetamolün emilim hızı azalabilir.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: B

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Parasetamolün doğurganlık üzerine etkisi olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır.

Yine de çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlara verilirken tedbirli olunmalıdır.

Gebelik dönemi

Parasetamol

için,

gebeliklerde

maruz

kalmaya

ilişkin

yeterli

klinik

veri

mevcut

değildir.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik / embriyonal / fötal gelişim / doğum ya da

doğum

sonrası

gelişim

ilgili

olarak

doğrudan

dolaylı

zararlı

etkiler

olduğunu

göstermemektedir.

PAROL'un gebelikte kullanım güvenliliği belirlenmemiştir. Parasetamol plasentaya geçer ve

maternal

konsantrasyona

benzer

fötal

konsantrasyona

ulaşır.

Bununla

beraber,

parasetamolün

terapötik

dozlarının

kısa

süreli

olarak

anne

tarafından

alınması

insanda

teratojenik etkilerle ilişkili bulunmamıştır.

Laktasyon dönemi

Parasetamol anne sütüne geçer (650 mg oral dozun % 1’inden azı). Ancak, emziren anne

tarafından terapötik dozlarda kullanılmasının bebekte bir risk oluşturması beklenmez.

Üreme yeteneği/ Fertilite

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye neden

olduğu ve spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir. İnsanlarda fertilite üzerindeki etkisini

araştıran çalışma bulunmamaktadır.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Bazı hastalarda parasetamol kullanımına bağlı olarak baş dönmesi veya somnolans görülebilir.

Parasetamol

kullanan

hastaların

uyanık

kalmalarını

gerektiren

faaliyetler

sırasında

dikkatli

olmaları gerekmektedir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası yapılan araştırmalarda rapor edilen advers etkiler

aşağıdaki sıklık derecelerine göre listelenmiştir.

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek

(≥ 1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (< 1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle

tahmin edilemiyor)

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Yaygın: Enfeksiyon (%2.9)

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Çok seyrek: Agranulositoz, trombositopeni (izole bildirimler)

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek: Erupsiyon, ürtiker

Çok seyrek: Bronkospazm*, anafilaktik şok, alerji testi pozitif**, immun trombositopeni***

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Baş ağrısı (% 5.1), baş dönmesi(% 3.58), uyuklama (% 6.97), parestezi (% 5.4)

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın olmayan: Denge bozukluğu (% 1)

Vasküler hastalıklar

Çok seyrek: Purpura

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediyastinal hastalıklar

Yaygın: Üst solunum yolu enfeksiyonu (% 2.7)

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Bulantı (% 2.3), diyare (% 4.7), dispepsi (% 2.3), flatulans (% 2.3), karın ağrısı (%3.9),

konstipasyon (% 3.9), kusma (% 7.8).

Yaygın olmayan: Gastrointestinal kanama (% 0.13)

Hepatobiliyer hastalıklar

Çok yaygın: ALT üst sınırın üstünde (% 17.4)

Yaygın: ALT üst sınırın 1.5 katı (% 4.2)

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Seyrek:

Deri

döküntüsü,

kaşıntı,

ürtiker,

alerjik

ödem

anjiyoödem,

akut

generalize

eksantematöz püstülozis, eritema multiform, Steven-Johnson sendromu ve toksik epidermal

nekroliz (fatal sonuçlar dahil)

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Bilinmiyor: Parasetamolün terapötik dozlarını takiben nefrotoksik etkileri yaygın değildir.

Uzun süreli uygulamada papiller nekroz bildirilmiştir.

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar/bozukluklar

Yaygın: Yüz ödemi (% 4.5)

Yaygın olmayan: Periferik ödem (% 1)

Çok seyrek: Ateş, Asteni

Cerrahi ve tıbbi prosedürler

Yaygın olmayan: Post-tonsillektomi kanaması (% 0.5)

Yaygın: Post-ekstraksiyon kanaması (% 3.3)

* Bronkospazm: Asetilsalisilik aside duyarlı astımlı hastaların %20’sinde görülür.

**Parasetamol

oral

provokasyon

testi:

Parasetamolle

ilişkili

alerjik

semptomları

(erüpsiyon, ürtiker, anafilaksi) olan hastaların %15.5’ inda pozitiftir.

***İmmün

trombositopeni:

Parasetamol

parasetamol

sülfat

varlığında

antikorlar

trombositlerin

GPIIb/IIIa

GPIb/IX/V

reseptörlerine

bağlanır.

Parasetamol

tedavisinin

kesilmesi parasetamolün plasebo ve nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlar ile karşılaştırıldığı

2000 hastayı kapsayan bir literatür taramasında parasetamol ile plasebo arasında istenmeyen

etkilerin

sıklığı

tedaviyi

bırakma

yönünden

fark

görülmemiştir.

Parasetamol

nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçların karşılaştırıldığı 2100 hastayı kapsayan ikinci bir literatür

taramasında parasetamol grubunda ilacın etkisinin yetersiz olması nedeniyle tedaviyi bırakma

daha sık gözlenmiştir. Parasetamol tedavisi gören her 10 hastadan biri tedaviyi yarıda kesmiş,

ayrıca her 15 hastadan biri ilacın etkisini yetersiz bulduğu için tedaviyi kesmiştir. NSAİİ’ler ile

karşılaştırıldığında istenmeyen etkiler nedeni ile tedaviyi bırakma oranı daha düşüktür. Klinik

laboratuvar değerlendirmeleri klinik araştırmalarda terapötik dozlarda kullanılan parasetamolün

istenmeyen

etkileri

laboratuvar

değerlerindeki

değişmeler

plasebonunkilerden

farksız

bulunmuştur. Karaciğer fonksiyonu ile ilgili biyokimyasal değerlerdeki değişmeler ilacın toksik

dozlarda alındığını gösterir. İlaç toksik dozlarda alınmışsa aspartat aminotransferaz (AST) ve

alanin aminotrasferaz (ALT) 24 saat içinde yükselmeye başlar ve 72 saat sonra doruğa erişir.

Bunlardan herhangi birinin 1000 ünitenin üstüne yükselmesi hepatotoksisite için tanımlayıcıdır.

Bunların yanı sıra bilirubin ve kreatinin yükselir, glukoz düşer. Arteriyel pH’nın 7.30’un altına

düşmesi, kreatininin 3.4 mg/dL’nin üstüne çıkması, protrombin zamanının 100 saniyeden fazla

uzaması ve serum laktat düzeyinin 3.5 milimol/L’nin üstüne çıkması prognozun iyi olmadığını

gösteren belirtilerdir. Parasetamolün advers ve toksik etkilerine karşı cinsiyet, ırk, boy, ağırlık,

vücut yapısı, yaşam şekli ve yerine bağlı duyarlılık farkları bildirilmemiştir. Bunların dışında

parasetamolün

toksik

etkilerine

karşı

duyarlılığı

arttıran

risk

faktörleri

ilaç

etkileşimleri

bölümünde yer almaktadır (Bkz. 4.5).

6 yaşından küçük çocuklar, parasetamolün toksik etkilerine daha az duyarlıdır. Bunda glutatyon

rezervlerinin ve detoksifikasyon hızının yüksek olmasının rolü olduğu ileri sürülmüştür.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir. (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9 Doz aşımı ve tedavisi

Yetişkinlerde 10 gram üzerinde kullanılması halinde toksisite gelişme olasılığı vardır. Dahası,

aşırı

dozun

zararı

sirotik

olmayan

alkolik

karaciğer

hastalığı

olanlarda

daha

büyüktür.

Çocuklarda aşırı dozu takiben gelişen karaciğer hasarı göreceli olarak daha seyrektir. Karaciğer

hücre hasarı ile birlikte parasetamol aşırı dozajında normal erişkinlerde 2 saat civarında olan

parasetamol yarılanma ömrü genellikle 4 saate veya daha uzun sürelere uzar.

C-aminopirinden

sonra

atılımında azalma bildirilmiştir. Bu plazma parasetamol konsantrasyonu veya

yarılanma ömrü veya konvansiyonel karaciğer fonksiyon testi ölçümlerine nazaran parasetamol

aşırı dozajı ile karaciğer hücre hasarı arasındaki ilişkiyi daha iyi gösterir.

Parasetamole bağlı fulminant karaciğer yetmezliğini takiben gelişen akut tübüler nekrozdan

dolayı böbrek yetmezliği oluşabilir. Bununla beraber, bunun insidansı başka nedenlerden dolayı

fulminant karaciğer yetmezliği olan hastalarla karşılaştırıldığında bu grup hastalarda daha sık

değildir. Seyrek olarak, ilaç aldıktan 2-10 gün sonra, sadece minimal karaciğer toksisitesine

karşın renal tübüler nekroz oluşabilir. Aşırı dozda parasetamol almış bir hastada kronik alkol

alımının akut pankreatit gelişmesine katkıda bulunduğu bildirilmiştir. Akut aşırı doza ilaveten,

parasetamolün günlük aşırı miktarlarda alımından sonra karaciğer hasarı ve nefrotoksik etkiler

bildirilmiştir.

Semptom ve belirtiler:

Solgunluk,

anoreksi,

bulantı

kusma

parasetamol

aşımının

sık

görülen

erken

semptomlarıdır. Hepatik nekroz parasetamol doz aşımının, dozla ilişkili komplikasyonudur.

Hepatik enzimler yükselebilir ve protrombin zamanı 12 ila 48 saat içinde uzar, fakat klinik

semptomlar ilacın alımını takiben 1 ila 6 gün içinde belirgin olmayabilir.

Tedavi:

Hastayı gecikmiş hepatoksisiteye karşı korumak için parasetamol aşırı dozajı hemen tedavi

edilmelidir.

Bunun

için,

absorbsiyonu

azaltmayı

(gastrik

lavaj

veya

aktif

kömür)

takiben

intravenöz N-asetilsistein veya oral metionin vermek gerekir. Eğer hasta kusuyorsa veya aktif

komür ile konjugasyon yapılmışsa metionin kullanılmamalıdır. Doruk plazma parasetamol

konsantrasyonları aşırı dozu takiben 4 saate kadar gecikebilir. Bu nedenle, hepatoksisite riskini

belirlemek için plazma parasetamol düzeyleri ilaç alımından en az 4 saat sonrasına kadar

ölçülmelidir. Ek tedavi (ilave oral metionin veya intravenöz N-asetilsistein) kan parasetamol

içeriği ve ilaç alımından beri geçen süre ışığı altında değerlendirilmelidir.

Hepatik enzim indükleyici ilaçlar alan hastalarda, uzun süredir alkol bağımlısı olanlarda veya

kronik

olarak

beslenme

eksikliği

olanlarda

N-asetilsistein

tedavi

eşiğinin

%30-50

düşürülmesi önerilir, çünkü bu hastalar parasetamolün toksik etkilerine karşı daha duyarlı

olabilirler.

Parasetamol

aşımını

takiben

gelişebilecek

fulminant

karaciğer

yetmezliği

tedavisi uzmanlık gerektirir.

5. FARMAKOLO JİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Analjezikler

ATC kodu: N02BE01

Parasetamol,

analjezik

antipiretik

ajandır.

Parasetamolün

terapötik

etkilerinin,

siklooksijenaz enziminin inhibisyonu sonucu prostaglandin sentezinin inhibisyonuna bağlı

olduğu düşünülmektedir. Parasetamolün periferik siklooksijenaza oranla santral siklooksijenaz

üzerine daha etkili inhibitör olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Parasetamolün analjezik ve

antipiretik özellikleri vardır fakat sadece zayıf anti-enflamatuvar özellikler gösterir. Bu durum,

enflamatuvar dokuların diğer dokulara oranla daha yüksek seviyelerde hücresel peroksidler

içermesi ve bu hücresel peroksidlerin parasetamolün siklooksijenaz inhibisyonunu önlemesiyle

açıklanabilir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Emilim:

Parasetamolün absorpsiyonu başlıca ince barsaklardan pasif transfer ile olur. Gastrik boşalma,

oral uygulanan parasetamol absorpsiyonu için hız sınırlayıcı bir basamaktır. Doruk plazma

parasetamol konsantrasyonu formülasyona bağlı olarak genellikle oral uygulamadan sonra 30

dakika

arasında

meydana

gelir.

Parasetamol

değişken

oranda

geçiş

metabolizmasına

uğradığı

için

oral

uygulamadan

sonra

sistemik

dolaşımda

olarak

bulunmaz.

Erişkinlerdeki

oral

biyoyararlanımının,

uygulanan

parasetamol

miktarına

bağlı

olduğu görülmektedir. Oral biyoyararlanım 500 mg'lık dozdan sonra %63 iken, 1 veya 2 g

(tablet formu) dozundan sonra yaklaşık %90

a yükselir.

Dağılım

Parasetamol birçok vücut sıvısına eşit miktarda dağılır; tahmini dağılım hacmi 0.95 l/kg'dır.

Terapötik

dozları

takiben

parasetamol

plazma

proteinlerine

önemli

oranda

bağlanmaz.

Çocuklardaki dağılım kinetiği (Vd/F) erişkinlerdekine benzerdir.

Biyotransformasyon:

Terapötik dozlardan sonra parasetamolün plazma yarılanma ömrü 1.5-2.5 saattir. Parasetamol

karaciğerde metabolize olur. İdrarla atılan major metaboliti glukuronid ve sülfat konjugatıdır.

Parasetamolün %10 kadarı minör bir yolla sitokrom P-450 karma fonksiyonlu oksidaz sistemi

(başlıca CYP2E1 ve CYP3A4) ile reaktif bir metabolit olan asetamidokinona dönüşür. Bu

metabolit

hızla

indirgenmiş

glutatyon

konjuge

olur

sistein

merkaptürik

asit

konjugatları

şeklinde

atılır.

Büyük

miktarlarda

parasetamol

alındığında

hepatik

glutatyon

azalabilir

vital

hepatoselüler

makromoleküllerine

kovalan

olarak

bağlanan

hepatosit

asetamidokinonun aşırı birikmesine yol açar. Bu da doz aşımı durumunda görülebilen hepatik

nekroza yol acar.

Çocuklarda

(3-10

yaş)

yenidoğanlarda

(0-2

gün)

parasetamolün

başlıca

metaboliti

parasetamol sülfattır.

Eliminasyon:

Tek dozu (1000 mg i.v.) takiben parasetamolün total vücut klerensi yaklaşık 5 ml/dak/kg'dır.

Parasetamolün renal klerensi idrar akış hızına bağlıdır, fakat pH'ya bağlı değildir. Uygulanan

ilacın %4'ten daha azı değişmemiş parasetamol halinde atılır. Sağlıklı bireylerde terapötik

dozun yaklaşık %85-95'i 24 saat içinde idrar ile atılır.

Parasetamolün total eliminasyon hızı açısından çocuklarla erişkinler arasında yaşla ilgili bir

farklılık yoktur.

Doğrusallık ve Doğrusal Olmayan Durum:

Reaktif parasetamol metabolitlerinin karaciğer hücre proteinlerine bağlanması, hepatoselüler

hasara sebep olur. Terapötik dozlarda, bu metabolitler, glutatyon tarafından bağlanır ve

nontoksik konjugatlar oluştururlar. Ancak masif doz aşımı halinde, karaciğerin (glutatyon

oluşumunu kolaylaştıran ve teşvik eden) SH-donörleri deposu tükenir; ilacın toksik

metabolitleri karaciğerde birikir ve karaciğer hücre nekrozu gelişir ve bu da, karaciğer

fonksiyonunda bozulmaya ve giderek hepatik komaya kadar ilerler.

Pozolojiye uygun kullanıldığında farmakokinetiği doğrusaldır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Renal

yetmezlikte

farmakokinetik:

saatler

arasında

ortalama

plazma

yarılanma

ömrü

normal ve böbrek

yetmezliği olan hastalarda aynıdır, fakat 8-24 saatler arasında böbrek

yetmezliğinde

eliminasyon

hızı

azalır.

Kronik

renal

yetmezlikte

glukuronid

sülfat

konjugatlarında belirgin birikme olur. Ana bileşiğin kısıtlı rejenerasyonuyla kronik böbrek

yetmezliği olan hastalarda biriken parasetamol konjugatlarında bir miktar ekstra eliminasyon

oluşabilir. Kronik böbrek yetmezliğinde parasetamol doz aralıklarını uzatmak tavsiye edilir.

Hemodiyalizde

parasetamol

plazma

düzeyleri

azalabileceğinden

terapötik

düzeylerini

korumak için ilave parasetamol dozları gerekebilir.

Hepatik

yetmezlikte

farmakokinetik:

Hafif

karaciğer

hastalığı

olan

hastalardaki

ortalama

plazma yarılanma ömrü normal bireylerdekine benzerdir, fakat ciddi karaciğer yetmezliğinde

önemli derecede uzar (yaklaşık %75). Bununla beraber, yarılanma ömrünün uzamasının klinik

önemi açık değildir; çünkü karaciğer hastalığı olan hastalarda ilaç birikmesi ve hepatoksisite

olduğu

kanıtlanmamış

glutatyon

konjugasyonu

azalmamıştır.

Kronik

stabil

karaciğer

hastalığı olan 20 hastaya 13 gün, günde 4 g parasetamol verilmesi karaciğer fonksiyonunda

bozulmaya

açmamıştır.

Hafif

karaciğer

hastalığında

önerilen

dozlarda

alındığında

parasetamolün

zararlı

olduğu

kanıtlanmamıştır.

Bununla

beraber,

şiddetli

karaciğer

hastalığında, plazma parasetamol yarılanma ömrü önemli derecede uzamıştır.

Yaşlılarda

farmakokinetik:

Genç

yaşlı

sağlıklı

denekler

arasında

farmakokinetik

parametrelerde

gözlenen

farklılıkların

klinik

olarak

önemli

olduğu

düşünülmemektedir.

Bununla beraber serum parasetamol yarılanma ömrünün belirgin derecede arttığını (yaklaşık

%84) ve parasetamol klerensinin zayıf, hareketsiz ve yaşlı hastalarda sağlıklı genç kişilere

nazaran azaldığını (yaklaşık %47) düşündüren kanıtlar vardır.

Çocuklarda

farmakokinetik:

Çalışmalar

gün

arasındaki

yeni

doğanlarda

3-10

yaş

arasındaki

çocuklarda

parasetamol

majör

metabolitinin

parasetamol

sülfat

olduğunu

göstermiştir.

Yetişkinlerdeki

yaş

üzeri

çocuklardaki

veriler,

majör

metabolitin

glukoronid

konjugatı

olduğunu

göstermiştir.

Bununla

beraber,

parasetamolün

genel

eliminasyon hızında veya idrara geçen toplam ilaç miktarında yaşa ilişkin önemli farklılıklar

yoktur.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Parasetamol erişkin sıçanlarda oral uygulama ardından hafif toksisite saptanmıştır. Yavru

sıçanlarda

hepatik

enzim

sisteminin

olgunlaşmamış

olması

nedeniyle

daha

toksik

bulunmuştur. Akut toksisite belirtileri kusmaya neden olmuştur. Kronik uygulamada kilo

artışında

azalma,

diürez,

asidüri

dehidratasyon

enfeksiyona

duyarlılık

gibi

etkiler

gözlenmiştir.

Sıçanlarda, hepatotoksik doz düzeyinde potansiyel bir genotoksisite gözlenmiş ve bu bulgu

doğrudan bir DNA hasarı olarak değil, hepatotoksisite/miyelotoksisitenin dolaylı bir sonucu

olarak açıklanmıştır.

İnsanlarda

kapsamlı

kullanımdan

sonra

embriyotoksik

veya

teratojenik

riskte

artış

gözlenmemiştir.

Parasetamol

hamilelik

dönemlerinde

sıklıkla

alınmakta

olup,

gerek

hamileliğin seyri gerekse doğmamış çocuk üzerinde herhangi bir olumsuz etki görülmemiştir.

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye neden

olduğu ve spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6. 1. Yardımcı maddelerin listesi

Metil paraben

Sakkarin sodyum

Şeker

Karboksimetil selüloz sodyum

Avicel RC 581

Gliserin

Tween 80

Çilek aroması

Ponceau 4R

Saf su

6.2. Geçimsizlikler

Geçerli değildir.

6.3. Raf ömrü

24 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

25° C'nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız. Buzdolabında saklamayınız.

Her kullanımdan önce şişeyi kuvvetlice çalkalayınız.

PAROL 250mg/5ml Plus sulandırılmadan kullanılır.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

150 ml kahverengi Tip III cam şişede

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller "Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği" ve

"Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri"ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

ATABAY KİMYA SAN. ve TİC. A.Ş.

Acıbadem, Köftüncü Sok. No. 1

34718 Kadıköy / İSTANBUL

Tel: 0216 339 69 03

Fax:0216 340 13 77

8. RUHSAT NUMARASI

215/83

9. İLK RUHSAT TARİHİ/ RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 21.05.2008

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ : –