LUSTRAL

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • LUSTRAL 50 MG 28 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • LUSTRAL 50 MG 28 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • sertraline

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699532095473
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

LUSTRAL

50 mg çentikli film tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Sertralin HCl

55.95 mg (50 mg sertraline eşdeğer)

Yardımcı maddeler:

Sodyum nişasta glukolat

18.75 mg (0.58 mg sodyum ihtiva eder)

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Film kaplı tablet.

Tek yüzü çentikli ve çentikli yüzünde “LTL50”, diğer yüzünde “Pfizer” yazılı beyaz tablet.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

LUSTRAL,

depresyon

birlikte

görülen

anksiyete

semptomları

dahil

olmak

üzere,

depresyon tedavisinde, hastalarda mani hikayesi olsun veya olmasın, endikedir. Tatminkar bir

cevabı takiben, LUSTRAL tedavisine devam edilmesi, depresyonun başlangıç epizodunun

nüksünün veya yeni depresyon epizodlarının oluşmasının engellenmesinde etkilidir.

LUSTRAL

,

obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde endikedir. Başlangıçtaki yanıtı takiben

obsesif kompulsif bozukluğun uzun süreli tedavisinde, LUSTRAL’in,

2 yıla kadar devamlı

etkililiği, güvenliliği ve tolerabilitesi gösterilmiştir.

LUSTRAL,

obsesif

kompulsif

bozukluğu

olan

yaşından

büyük

pediyatrik

hastaların

tedavisinde de endikedir.

LUSTRAL

,

agorafobi

beraber

seyreden

panik

bozukluğu

dahil

olmak

üzere,

panik

bozukluğu tedavisinde endikedir.

LUSTRAL, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tedavisinde endikedir.

LUSTRAL, sosyal fobinin (sosyal anksiyete bozukluğu) tedavisinde endikedir. Tatminkar bir

cevabı takiben, LUSTRAL tedavisine devam edilmesi, sosyal fobinin başlangıç epizodunun

nüksünün engellenmesinde etkilidir.

LUSTRAL, premenstrüel disforik bozukluk (PMDB) tedavisinde endikedir.

2015-0012409

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

LUSTRAL, sabah veya akşam günde tek doz halinde verilmelidir.

Tedavinin Başlangıcı:

Depresyon ve Obsesif Kompulsif Bozukluk – LUSTRAL tedavisine günde 50 mg dozla

başlanmalıdır.

Panik Bozukluğu, Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Sosyal Fobi – Tedaviye günde 25 mg ile

başlanmalıdır.

amaçla

mg’lık

tablet,

ikiye

bölünebilir

çentikli

tablet

formunda

sunulmuştur. Bir hafta sonra doz, günde tek doz 50 mg'a yükseltilmelidir. Bu doz ayarlaması,

panik bozukluğunda karakterize olan tedavinin erken dönemindeki beklenmedik yan etkilerin

sıklığını azaltır. Maksimum doz 200 mg/gün olacak şekilde titrasyon yapılabilir.

Premenstrüel Disforik Bozukluk – LUSTRAL tedavisi hekimin değerlendirmesine bağlı olarak

menstrüel siklus boyunca her gün veya sadece menstrüel siklusun luteal fazında günde 50 mg

ile başlamalıdır.

50 mg/gün doz ile yanıt alınamayan hastalar menstrüel siklus sırasında kullanımda günde 150

mg’a kadar veya menstrüel siklusun yalnızca luteal fazı sırasındaki kullanımda günde 100 mg’a

kadar olan doz artışından fayda sağlayabilirler (menstrüel siklus başına 50 mg’lık artışlar

şeklinde). Eğer luteal faz sırasında kullanımda günde 100 mg’lık doz belirlenmişse, her luteal

faz periyodunun başında 3 gün boyunca 50 mg/gün’lük bir titrasyon basamağı uygulanmalıdır.

LUSTRAL

eliminasyon

yarılanma

ömrünün

saat

olduğu

dikkate

alınırsa,

değişikliklerinin bir hafta içinde bir kereden daha sık olmaması gerekir.

Doz Artışı:

Doz değişimlerinin arasında en az bir hafta olmalıdır. Somnolans (uyku hali) görülürse dozun

yatmadan önce alınması önerilir.

Terapötik etkinin başlaması 7 gün içinde görülebilir. Ancak, özellikle obsesif kompulsif

bozukluğunda,

terapötik

cevabın

ortaya

çıkması

için

genellikle

daha

uzun

süreler

gerekmektedir.

İdame:

Tedavi süresinin uzatılması durumunda doz, en düşük etkili seviyesinde tutulmalı ve terapötik

cevaba göre ayarlamalar yapılmalıdır.

Depresyon: Majör Depresif Bozukluğun tekrarlanmasını önlemek için daha uzun süreli tedavi

uygun olabilir. Vakaların çoğunda, Majör Depresif Bozukluğun tekrarını önlemek için gereken

doz süregelen epizodu engellemek için gerekenle aynıdır. Depresyonlu hastalar, semptomların

tamamen geçtiğinden emin olunabilmesi için yeterli süre (en az 6 ay) tedavi edilmelidir.

2015-0012409

Panik

Bozukluğu

Obsesif

Kompulsif

Bozukluk:

vakalarda

relapsın

önlenmesi

gösterilemediği için tedavi düzenli olarak değerlendirilmelidir.

Premenstrüel Disforik Bozukluk:

LUSTRAL’in 3 menstrüel siklustan daha uzun süre kullanımının etkililiği kontrollü klinik

araştırmalarda sistematik olarak değerlendirilmemiştir. Bu nedenle uzun dönemli tedaviye

devam edilmesine gerek olup olmadığına karar verilmesi için hastalar periyodik olarak yeniden

değerlendirilmelidirler.

Tedavinin

bırakılmasıyla

görülen

yoksunluk

sendromları:

Tedavi

aniden

kesilmemelidir.

Yoksunluk sendromu riskini en aza indirmek için sertralin tedavisi sonlandırılırken doz 1-2

haftalık bir süre boyunca kademeli olarak azaltılmalıdır. Dozun azaltılması veya tedavinin

bırakılmasının ardından tahammül edilemez semptomlar ortaya çıkarsa, önceden kullanılan

dozun tekrar kullanılmaya başlanması düşünülebilir. Bunu takiben, doz, daha düşük bir hızda

azaltılmaya devam edilebilir.

Uygulama şekli:

LUSTRAL gıdalarla birlikte veya ayrı verilebilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek yetmezliği:

LUSTRAL büyük oranda karaciğerde metabolize olur. İlacın değişmeden

idrarla atılımı eliminasyonun minör bir yoludur. LUSTRAL

in düşük renal atılımından da

beklendiği gibi LUSTRAL dozu, böbrek yetmezliğinin derecesine bağlı olarak ayarlanmak

zorunda değildir (bkz Bölüm 4.4 – Özel kullanım uyarıları ve önlemleri).

Karaciğer yetmezliği:

Sertralin büyük oranda karaciğerde metabolize olduğundan karaciğer

bozukluğu olan hastalarda LUSTRAL kullanımı esnasında dikkatli olunmalıdır. Karaciğer

bozukluğu olan hastalarda, daha düşük doz veya daha seyrek dozlam aralığında kullanılmalıdır.

Sertralin ciddi karaciğer hastalığı olan hastalarda kullanılmamalıdır.

(

bkz. Bölüm 4.4 – Özel

kullanım uyarıları ve önlemleri).

Pediyatrik popülasyon:

LUSTRAL

in etkililik ve güvenliliği, 6 - 17 yaş arasındaki obsesif

kompulsif bozukluğu olan pediyatrik hastalarda ortaya konmuştur. 13 - 17 yaş arasındaki

obsesif kompulsif bozukluğu olan pediyatrik hastalarda LUSTRAL uygulamasına 50 mg/gün

dozunda başlanmalıdır. 6 - 12 yaş arasındaki obsesif kompulsif bozukluğu olan pediyatrik

hastalarda LUSTRAL uygulamasına 25 mg/gün dozu ile başlanmalıdır. Bir hafta sonra 50

mg/gün dozuna yükseltilmelidir. Cevabın yetersiz olduğu durumlarda müteakip dozlar, ihtiyaca

göre günlük dozda 50 mg'lık artışlarla 200 mg/gün'e kadar

yükseltilebilir. LUSTRAL

eliminasyon

yarılanma

ömrü

saattir;

değişiklikleri

haftadan

kısa

aralıklarla

yapılmamalıdır.

Klinik bir çalışmada, 6 - 17 yaş arasındaki, depresyonlu veya obsesif kompulsif bozukluğu olan

hastalarda, LUSTRAL’in farmakokinetiği, yetişkinlerdekine benzer olarak ortaya çıkmıştır.

2015-0012409

Ancak, doz 50 mg'ın üzerine çıkarılırken, çocukların yetişkinlere nazaran genellikle daha az

vücut ağırlıkları olduğu düşünülmelidir.

Geriyatrik popülasyon:

Yaşlı hastalarda, daha genç hastalardaki doz aralığı kullanılabilir.

LUSTRAL

in bu hasta populasyonundaki etkililiğini gösteren klinik çalışmalara, 700’den fazla

yaşlı (> 65 yaş) hasta katılmıştır. Yaşlı hastalardaki istenmeyen etkilerin tipi ve insidansı, daha

genç hastalardakine benzer olmuştur. Hiponatremi riskinin daha yüksek olması nedeniyle yaşlı

hastalarda doz belirlenirken dikkatli davranılmalıdır.

4.3. Kontrendikasyonlar

-

LUSTRAL, sertraline ya da ilacın içeriğindeki yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlılığı

olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir.

-

Monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri alan hastalarda, ajitasyon, tremor ve hipertermi

belirtilerini gösteren serotonin sendromu riskinden dolayı birlikte kullanım kontrendikedir.

nedenle,

sertralin

inhibitörleri

kombine

olarak

veya

inhibitörü

tedavisinin kesilmesinden sonraki 14 gün içinde kullanılmamalıdır.

Benzer şekilde, MAO

inhibitörü

tedavisi başlatılacaksa sertralin en az 7 gün önce kesilmelidir (bkz. Bölüm 4.4 –

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri ve Bölüm 4.5 – Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve

diğer etkileşim şekilleri).

-

LUSTRAL beraberinde pimozid kullanan hastalarda kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.5 –

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri).

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Uzun QT sendromu/ Torsades de Pointes’e neden olabilen ilaçlar ile birlikte kullanıldığında

uzun QT sendromu veya Torsades de Pointes oluşma riskini arttırabilir. Bu nedenle bu tür

ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.

Serotonin Sendromu (SS) veya Nöroleptik Malign Sendromu (NMS)

Sertralin dahil Serotonin Gerialım İnhibitörleri (SSRI) ile tedavi gören hastalarda Serotonin

Sendromu (SS) veya Nöroleptik Malign Sendromu (NMS) gibi hayatı tehdit eden sendromlar

görülmüştür. SSRI’lar, serotonin (5-HT) metabolizmasını zayıflatan (MAO inhibitörleri dahil)

ilaçlar, antipsikotikler, serotonerjik ilaçlar (örn. Triptanlar ve fentanil ve analogları tramadol,

dekstrometorfan,

tapentadol,

meperidin,

metadon,

pentazosin)

diğer

dopamin

antagonistleriyle beraber kullanıldığında SS veya NMS riski artar. SS semptomları mental

durum değişiklikleri (örn. ajitasyon, halüsinasyon, koma), otonom değişkenlik (örn. taşikardi,

değişken kan basıncı, hipertermi) ve/veya gastrointestinal sendromlardır (örn. bulantı, kusma,

diyare). Hipertermi, rijidite, vital bulgularda muhtemel hızlı dalgalanmalarla birlikte otonom

değişkenlik ve mental durum değişiklikleri gibi SS’nin bazı bulguları NMS’ye benzer. Hastalar

SS veya NMS sendromu bulguları açısından takip edilmelidir.

2015-0012409

Monoamin Oksidaz İnhibitörleri:

Sertralin ile birlikte selektif MAO inhibitörü olan selejilin geri dönüşlü MAO inhibitörü olan

moklobemid

inhibitörü

linezolid

alan

hastalarda

bazen

fatal

olabilen

ciddi

reaksiyonlar bildirilmiştir. Bazı hastalarda serotonin sendromuna benzer durumlar meydana

gelmiştir. Bu durumun içerdiği semptomlar şunlardır: hipertermi, rijidite, miyokloni, vital

bulgularda muhtemel hızlı dalgalanmalarla birlikte otonom değişkenlik, konfüzyon, irritabilite

dahil mental durum değişiklikleri, deliryum ve komaya varabilen ileri derecede ajitasyon. Bu

nedenle, sertralin MAO inhibitörleri ile kombine olarak veya MAO inhibitörü tedavisinin

kesilmesinden

sonraki

gün

içinde

kullanılmamalıdır.

Benzer

şekilde,

inhibitörü

tedavisi

başlatılacaksa

sertralin

gün

önce

kesilmelidir.

(bkz.

Bölüm

Kontrendikasyonlar).

Diğer Serotonerjik İlaçlar:

Farmakodinamik etkileşim olasılığından dolayı, triptofan, fenfluramin, 5-HT agonistleri veya

bitkisel bir ilaç olan St. John’s Wort (

Hypericum perforatum

, sarı kantaron) gibi serotonerjik

nörotransmisyonun etkilerini artıran ilaçlarla birlikte sertralin alınırken dikkatli olunmalı ve

mümkünse bu kombinasyonlardan kaçınılmalıdır.

Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI), Antidepresan veya Antiobsesif İlaçlardan

Sertraline Geçiş:

SSRI'lardan,

antidepresanlardan

veya

antiobsesif

ilaçlardan

sertraline

geçiş

yapılırken,

uygun zamanlama konusunda sahip olunan kontrollü deneyimler sınırlıdır. Özellikle fluoksetin

gibi

uzun

etkili

ajanlardan

sertraline

geçerken

dikkatli

titiz

tıbbi

değerlendirme

yapılmalıdır.

SSRI'dan

diğerine

geçiş

için

gerekli

arınma

(wash

out)

zamanı

belirlenmemiştir.

QTc uzaması/ Torsades de Pointes

Sertralinin pazarlama sonrası kullanımında QTc uzaması ve Torsades de Pointes vakaları

bildirilmiştir. Vakaların büyük çoğunluğu QTc uzaması/ Torsades de Pointes için diğer risk

faktörünü taşıyan hastalarda gözlenmiştir. Bu nedenle QTc uzaması için risk faktörü taşıyan

hastalarda sertralin kullanılırken dikkatli olunmalıdır.

Mani/Hipomani Aktivasyonu:

Pazarlama öncesi çalışmalar sırasında sertralin ile tedavi edilen hastaların yaklaşık %0.4'ünde

mani

veya

hipomani

aktivasyonu

görülmüştür.

nedenle

mani/hipomani

hikayesi

olan

hastalarda sertralin kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Hastanın yakından takibi gereklidir.

Manik durum oluşan hastalarda sertralin tedavisi kesilmelidir. Major afektif bozukluğu olan ve

piyasadaki diğer antidepresanlarla ve antiobsesif ilaçlarla tedavi edilen hastaların küçük bir

oranında da mani/hipomani aktivasyonu bildirilmiştir.

Şizofreni:

Şizofreni hastalarında psikotik semptomlar şiddetlenebilir.

2015-0012409

Konvülsiyonlar:

Sertralin tedavisi sırasında konvülsiyonlar meydana gelebilir. Sertralinin, anstabil epilepsili

hastalarda kullanımından kaçınılmalıdır ve epilepsisi kontrol altında olan hastalar dikkatle

izlenmelidir. Hastada konvülsiyon gözlenirse sertralin tedavisi kesilmelidir.

İntihar İntihar düşüncesi veya klinik kötüleşme:

Antidepresan ilaçların çocuklar ve 24 yaşına kadar olan gençlerdeki kullanımlarının intihar

düşüncesi, girişimi ya

da kendine zarar verme davranışlarını (intihar ile ilişkili olayları)

arttırma olasılığı bulunmaktadır. Ayrıca geçmişinde intihar ile ilişkili olaylara ait öyküsü olan

hastaların tedavi başlangıcında intihar düşüncesi veya girişimi açısından daha yüksek risk

altında olduğu bilinmektedir. Bu nedenle özellikle tedavinin başlangıcı ve ilk aylarında, ilaç

dozunun arttırılma/azaltılma ya da kesilme dönemlerinde hastanın gösterebileceği huzursuzluk,

aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranış değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle

hastanın

gerek

ailesi,

gerekse

tedavi

ediciler

tarafından

yakinen

izlenmesi

gereklidir.

LUSTRAL,

obsesif

kompulsif

bozukluğu

olan

yaşından

büyük

pediyatrik

hastaların

tedavisinde endikedir. Bunun dışında pediyatrik hastalarda endikasyon onayı yoktur.

Sertralin ile tedavi gören tüm hastalar, özellikle yüksek risk gurubundakiler, uygun bir şekilde

izlenmeli ve klinik kötüleşme veya intihara eğilimli olma konusunda yakinen gözlenmelidir.

Özellikle tedaviye başlarken ya da ilaç dozunda veya doz rejiminde bir değişiklik yapıldığında,

hastalar,

aileleri

hasta

yakınları

klinik

kötüleşme,

intihar

girişimi/düşüncesi

davranışlardaki değişiklikler açısından takip gerekliliği konusunda dikkatli olmaları için teşvik

edilmelidirler. Özellikle depresyonlu hastalarda intihar girişimi riski değerlendirilmelidir. Doz

aşımı riskini azaltmak için iyi hasta yönetimi ile uyumlu olacak şekilde en düşük miktarda ilaç

sağlanmalıdır.

Anormal Kanama/Hemoraji:

SSRI’lar ile ekimoz ve purpuradan, yaşam tehdit edici hemorajiye kadar kanama anormallikleri

bildirilmiştir. SSRI’lar, özellikle trombosit fonksiyonunu bozduğu bilinen ilaçlar (örn. atipik

antipsikotikler ve fenotiyazinler, trisiklik antidepresanların (TSA) çoğu, aspirin ve nonsteroidal

antienflamatuvar ilaçlar (NSAI ilaçlar) ile birlikte kullanımda ve kanama bozukluğu hikayesi

olanlarda dikkatli kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.5 Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer

etkileşim şekilleri).

Hiponatremi:

Sertralin de dahil olmak üzere SSRI’lar ya da serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri

(SNRI) ile tedavi sonucunda hiponatremi görülebilir. Birçok vakada hiponatremi, uygunsuz

antidiüretik hormon sekresyonu sendromunun (SIADH) sonucu olarak görülmektedir. Serum

sodyum düzeylerinin 110 mmol/L’nin altında bulunduğu vakalar bildirilmiştir. SSRI ve SNRI

kullanımıyla yaşlı hastalarda, hiponatremi gelişme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca, diüretik

kullanan ya da başka bir şekilde volüm kaybı oluşmuş hastalarda da risk artabilir. Semptomatik

hiponatremi görülen hastalarda sertralin kullanımına son verilmesi düşünülmeli ve uygun tıbbi

2015-0012409

girişim yapılmalıdır. Hiponatremi belirti ve semptomları arasında baş ağrısı, konsantrasyon

güçlüğü, hafıza bozukluğu, konfüzyon, güçsüzlük ve düşmelere yol açabilen dengesizlik yer

almaktadır.

Daha

şiddetli

ve/veya

akut

vakalarla

ilişkili

belirti

semptomlar

arasında,

halüsinasyon, senkop, konvülsiyon, koma, solunum durması ve ölüm yer almıştır.

Obsesif kompulsif bozukluk ve depresyon, panik bozukluğu ve depresyon, travma sonrası stres

bozukluğu ve depresyon, sosyal fobi ve depresyon ve de premenstrüel disforik bozukluk ve

depresyon arasındaki komorbidite iyi şekilde ortaya konduğu için, depresyonlu hastaları tedavi

ederken alınan önlemlerin aynısı, obsesif kompulsif bozukluğu, panik bozukluğu, travma

sonrası stres bozukluğu, sosyal fobisi veya premenstrüel disforik bozukluğu olan hastaları

tedavi ederken de dikkate alınmalıdır.

SSRI’lar (sertralin, sitalopram, paroksetin, fluoksetin ve fluvoksamin gibi) ve diğer

yeni

antidepresanların

(venlafaksin,

mirtazapin)

gerek

yetişkinlerde,

gerekse

çocuklarda

kullanımında,

tedavinin

özellikle

haftalarında

ajitasyon

şeklinde

zarar

verici

davranış

değişiklikleri görülebilir.

Adı geçen ilaçların (fluoksetinde çok ender olarak) ani kesilmelerinde “kesilme belirtileri”ne

neden olabileceklerinden ilaç kullanımına doz azaltılarak son verilmesi uygun olacaktır.

Sertralin tedavisi sonlandırıldığında görülen yoksunluk semptomları:

Tedavi aniden kesildiyse yoksunluk semptomları daha sık görülür (bkz. Bölüm 4.2). Klinik

çalışmalarda sertralinle tedavi edilen hastalarda, sertralin tedavisini bırakanlarda yoksunluk

reaksiyonları %23 iken tedaviye devam edenlerde bu değer %12 olmuştur.

Yoksunluk semptomu riski tedavinin dozu ve süresi ile dozun azaltılma hızı dahil birçok

faktöre

bağlı

olabilir.

Sersemlik,

duyularda

bozukluk

(parestezi

dahil),

uyku

bozukluğu

(uykusuzluk ve gergin rüyalar dahil), ajitasyon ve anksiyete, bulantı ve/veya kusma, tremor ve

baş ağrısı en fazla rapor edilen reaksiyonlardır. Genellikle bu semptomlar hafif veya orta

şiddetlidir, ancak bazı hastalarda daha şiddetli olabilir. Genellikle tedavinin sonlandırılmasını

takip eden ilk birkaç günde ortaya çıkarlar, ancak ilacının tek dozunu atlatmış hastalarda benzer

semptomların görüldüğüne dair nadir vaka bildirimleri mevcuttur. Bu semptomlar çoğunlukla

kendiliğinden sınırlıdır ve 2 hafta içinde geçer, ancak bazı vakalar daha uzun sürebilir. (2 – 3 ay

veya daha uzun). Bu nedenle tedavi sonlandırılacağı zaman sertralinin hastanın ihtiyaçlarına

göre birkaç hafta veya ay süresince yavaş yavaş azaltılarak bırakılması önerilir.

Akatizi/psikomotor hareketlilik:

Sertralin

kullanımı,

subjektif

olarak

rahatsız

edici

sıkıntı

verici

şeklinde

tanımlanan

hareketlilik, oturma veya yerinde duramama davranışıyla görülen hareket isteği ile karakterize

akatizi ile ilişkilendirilmiştir. Bu durum genellikle tedavinin ilk haftalarında ortaya çıkar. Bu

semptomların görüldüğü hastalarda, dozu arttırmak zararlı olabilir.

2015-0012409

Diyabet/ Glisemik kontrol kaybı

Sertralinin de içinde bulunduğu SSRI grubu ilaç kullanan hastalarda yeni başlayan diyabet

vakaları

bildirilmiştir.

Daha

önceden

diyabeti

bulunan

veya

bulunmayan

hastalarda

hiperglisemi ve hipoglisemi de dahil olmak üzere glisemik kontrol kaybı bildirilmiştir. Bu

nedenle

hastalar

glukoz

dalgalanmalarının

belirti

bulgularına

karşı

takip

edilmelidir.

Özellikle diyabetli hastaların glisemik kontrolleri, kullanılan insülin ve/veya birlikte kullanılan

oral hipoglisemik ilaçların dozunun ayarlanması gerekebileceğinden, iyi izlenmelidir.

Laboratuar testleri:

Sertralin alan hastalarda, benzodiazepinler için idrarda hatalı pozitif immunoassay test sonucu

bildirilmiştir. Bu sonuç, tarama testlerinin spesifik olmamasına bağlıdır. Hatalı pozitif test

sonuçları,

sertralin

tedavisi

sonlandırıldıktan

birkaç

gün

sonra

gözlenebilir.

kromatografisi/ kütle spektrometrisi gibi doğrulayıcı bir test ile sertralin, benzodiazepinlerden

ayırt edilmelidir.

Kapalı açılı glokom:

Sertralinin de içinde bulunduğu SSRI grubu ilaçlar, midriyazis ile sonuçlanabilen gözbebeği

boyutunda değişime neden olabilirler. Bu midriyatik etki, özellikle yatkın hastalarda, göz

açısının daralması sonucu intraoküler basınç artışı ve kapalı açılı glokom ile sonuçlanabilir. Bu

nedenle sertralin kapalı açılı glokomlu hastalarda veya glokom hikayesi bulunanlarda dikkatli

kullanılmalıdır.

Greyfurt Suyu:

Sertralinin greyfurt suyu ile birlikte alınması tavsiye edilmez (bkz. Bölüm 4.5).

Kemik Kırığı:

Epidemiyolojik

çalışmalarda,

özellikle

yaş

üstü

hastalarda

sertralinin

dahil

olduğu

serotonin geri alım inhibitörleri ve TSA’ları kullanan hastalarda kemik kırığı riskinde artış

gözlenmiştir. Bu riske yol açan mekanizma tam olarak anlaşılamamıştır.

Elektrokonvülsif Tedavi (EKT):

sertralinin

kombine

kullanımının

yarar

risklerini

gösteren

klinik

çalışmalar

bulunmamaktadır.

Karaciğer Yetmezliği:

Sertralin

yoğun

biçimde

karaciğerde

metabolize

olur.

Çok

dozlu

farmakokinetik

çalışmada, normal kişilerle karşılaştırıldığında, hafif stabil sirozu bulunan hastalarda daha uzun

eliminasyon yarılanma ömrü ve yaklaşık üç kat daha büyük EAA (Eğri Altı Alan) ve C

maks

değerleri bulunmuştur. İki grup arasında plazma proteinlerine bağlanma bakımından önemli

farklılıklar bulunmamıştır. Sertralin karaciğer hastalığı olan kişilerde ihtiyatla kullanılmalıdır.

Karaciğer bozukluğu olan hastalarda, daha düşük doz veya daha seyrek dozlam aralığında

2015-0012409

kullanılmalıdır. Sertralin ciddi karaciğer hastalığı bulunan hastalarda kullanılmamalıdır (bkz.

Bölüm 4.2).

Böbrek Yetmezliği:

Sertralin

büyük

oranda

karaciğerde

metabolize

olur.

İdrarda

değişmemiş

ilacın

atılımı

eliminasyonun minör bir yoludur. Hafif ve orta şiddette böbrek bozukluğu olanlarda (kreatinin

klerensi

30-60

ml/dak)

orta

şiddette

veya

ciddi

böbrek

bozukluğu

bulunanlarda

(kreatinin klerensi 10-29 ml/dak) tekrarlanan doz farmakokinetik parametreleri (EAA

0-24

veya

maks

kontrol

grubuyla

belirgin

fark

göstermez.

Çalışılan

grupların

tümünde

yarılanma

ömürleri benzerdir ve plazma proteinlerine bağlanmada hiçbir farklılık yoktur. Bu çalışma

göstermiştir

sertralinin

düşük

renal

atılımından

beklendiği

gibi

sertralin

dozu,

böbrek

yetmezliğinin derecesine bağlı olarak ayarlanmak zorunda değildir.

Geriyatrik popülasyon:

Klinik çalışmalara 65 yaşın üstünde 700’den fazla hasta katılmıştır. Sertralinin yaşlılardaki

etkililiği ile advers etkilerin tipi ve insidansı genç hastalardakine benzerdir.

Ancak SSRI ve SNRI grubu ilaçlar, yaşlı hastalarda klinik olarak önemli hiponatremi ile

ilişkilendirilmiştir. Bu hastalar için bu advers olay daha yüksek risk teşkil edebilir.

Pediyatrik popülasyon:

6-17 yaş grubundaki depresyonlu veya obsesif kompulsif bozukluğu olan hastalarda sertralin

yetişkinlerdekine benzer bir farmakokinetik profil gösterir.

Sertralinin, çocuk ve adölesanlarda büyüme, cinsel olgunlaşma, kognitif ve davranışsal gelişim

üzerine

etkisine

yönelik

uzun

dönem

güvenlilik

verileri

ilgili

sınırlı

klinik

kanıt

bulunmaktadır. Pazarlama sonrası deneyimlerde, büyüme geriliği ve ergenlikte gecikme ile

ilgili az sayıda vaka bildirilmiştir. Klinik ilişki ve nedensellik henüz net değildir. (bkz. Bölüm

5.3).

Uzun

dönem

kullanımında

doktorlar,

pediyatrik

hastaları

büyüme

gelişme

anormallikleri bakımından izlemelidir.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Sertralin

birlikte

inhibitörleri

kullanan

hastalarda

bazen

fatal

olabilen

ciddi

reaksiyonlar bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.3 Kontrendikasyonlar ve Bölüm 4.4. – Özel kullanım

uyarıları ve önlemleri). Sertralin, selejilin gibi geri dönüşsüz (non-selektif) MAO inhibitörleri

ile birlikte kullanılmamalıdır. Geri dönüşsüz (non-selektif) MAO inhibitörü ile tedavinin

kesilmesinden sonraki 14 gün içerisinde sertralin tedavisi başlatılmalıdır. Geri dönüşsüz (non-

selektif) MAO inhibitörü ile tedavi başlatılacaksa, sertralin en az 7 gün önceden kesilmelidir.

Geri dönüşlü, selektif MAO inhibitörü (moklobemid)

Serotonin sendromu riski nedeniyle, sertralin ile birlikte moklobemid gibi geri dönüşlü, selektif

inhibitörlerinin

kullanımı

önerilmemektedir.

Geri

dönüşlü

inhibitörüyle

tedaviyi

takiben,

sertralin

tedavisine

başlamadan

önce

günden

daha

kısa

süre

2015-0012409

beklenebilir. Geri dönüşlü bir MAO inhibitörü ile tedaviye başlamadan en az 7 gün önce

sertralin tedavisinin kesilmesi önerilmektedir.

Geri dönüşlü, non-selektif MAO inhibitörü (linezolid)

Bir antibiyotik olan linezolid zayıf, geri dönüşlü ve non-selektif bir MAO inhibitörüdür.

Linezolid ve metilen mavisi sertralin tedavisi alan hastalara verilmemelidir.

Yakın zamanda MAO inhibitörü tedavisini bırakıp sertralin tedavisine başlayan veya MAO

inhibitörü

tedavisine

başlanmadan

önce

yakın

zamanlara

kadar

sertralin

kullanmış

olan

hastalarda ciddi advers reaksiyonlar rapor edilmiştir. Bu reaksiyonlar tremor, miyoklonus,

diaforez, bulantı, kusma, flushing (al basması), sersemlik ile nöroleptik malign sendrom, nöbet

ve ölüm belirtilerine hipertermi dahildir.

Merkezi Sinir Sistemi (MSS) Depresanları ve Alkol:

Günde

sertralinin

birlikte

alınması,

sağlıklı

kişilerde

alkolün,

karbamazepinin,

haloperidolün

veya

fenitoinin

kognitif

psikomotor

performans

üzerindeki

etkisini

artırmamıştır. Bununla birlikte sertralinin alkol ile birlikte kullanımı tavsiye edilmemektedir.

QT aralığını uzatan ilaçlar

aralığını uzatan ilaçlar (bazı antipsikotikler ve antibiyotikler gibi) ile eş zamanlı kullanımı,

uzaması

ve/veya

ventriküler

aritmilerin

(Torsades

Pointes

v.b.)

görülme

riskini

arttırabilir.

Lityum:

Sağlıklı gönüllülerde yürütülen plasebo kontrollü bir çalışmada, iki doz halinde kullanılan

sertralin, renal klerenste veya kararlı durum lityum seviyelerinde anlamlı bir değişikliğe sebep

olmamıştır. Ancak plaseboya göre tremorda artış olmuştur ki, bu muhtemel bir farmakodinamik

etkileşmenin işareti olabilir. Böyle durumlarda sertralin tedavisine başlanmasını takiben lityum

dozunun ayarlanması ve plazma seviyelerinin izlenmesi tavsiye edilir.

Fenitoin:

Normal gönüllülerde yapılan plasebo kontrollü bir çalışmada, günde 200 mg sertralinin kronik

uygulamasıyla, fenitoin metabolizmasında klinik açıdan önemli bir inhibisyona yol açmadığı

gösterilmiştir. Bununla birlikte sertralin tedavisine başlanmasının ardından, uygun fenitoin doz

ayarlamaları ile plazma fenitoin konsantrasyonlarının izlenmesi tavsiye edilir. Birlikte fenitoin

kullanılması sertralin plazma seviyelerinde düşüşe neden olabilir.

Triptanlar

Sertralin

sumatriptan

kullanımının

ardından

güçsüzlük,

hiperrefleksi,

koordinasyon

bozukluğu, konfüzyon, anksiyete ve ajitasyon görülen hastalara dair seyrek pazarlama sonrası

raporlar mevcuttur. Serotonerjik sendrom semptomları triptanlar grubuna dahil diğer ilaçlar ile

de görülebilir. Sertralin ve sumatriptanın beraber kullanımı klinik açıdan gerekli ise, hastanın

2015-0012409

uygun şekilde gözlenmesi önerilir (bkz. Bölüm 4.4. – Özel kullanım uyarıları ve önlemleri:

Diğer Serotonerjik İlaçlar).

Diğer Serotonerjik İlaçlar (bkz. Bölüm 4.4. – Özel kullanım uyarıları ve önlemleri):

SSRI ve SNRI grubu ilaçların, migren baş ağrısı olanlarda, 5-Hidroksitriptamin reseptör

agonisti ile birlikte kullanımı serotonerjik sendroma neden olabilir.

Genel anestezide veya kronik ağrı tedavisinde kullanılan fentanil ile birlikte kullanımında

dikkatli olunmalıdır.

Proteinlere Bağlanan İlaçlar:

Sertralin plazma proteinlerine bağlandığından, plazma proteinlerine bağlanan diğer ilaçlarla

etkileşim potansiyeli bulunduğu akılda tutulmalıdır. Ancak sırasıyla diazepam, tolbutamid ve

varfarin

yapılan

üç

etkileşim

çalışmasında,

sertralinin,

substratların

proteinlere

bağlanmasında

önemli

etkisi

olmadığı

gösterilmiştir

(bkz.

Varfarin

Diğer

İlaç

Etkileşmeleri alt bölümleri)

Varfarin:

Varfarin ile birlikte günde 200 mg sertralin verilmesi, protrombin zamanında klinik önemi

bilinmeyen, küçük ancak istatistiksel açıdan önemli bir artışa sebep olmuştur. Bu nedenle,

sertralin tedavisi başlatıldığında veya kesildiğinde protrombin zamanı dikkatlice izlenmelidir.

Pimozid:

2 mg’lık düşük, tek doz pimozid kullanılan kontrollü bir klinik araştırmada pimozid düzeyleri

yaklaşık %35 artmıştır. Fakat bu duruma EKG’de herhangi bir değişiklik eşlik etmemiştir. Bu

etkileşmenin mekanizması bilinmemekle birlikte pimozidin dar terapötik indeksi ve pimozidin

düşük dozunda görülen etkileşim nedeniyle sertralin ve pimozid birlikte kullanılmamalıdır

(bkz. Bölüm 4.3. – Kontrendikasyonlar)

Diğer İlaç Etkileşmeleri:

Sertralinin gerekli etkileşim çalışmaları yapılmıştır. Diazepam veya tolbutamidin günde 200

mg sertralin ile birlikte verilmesi, bazı farmakokinetik parametrelerde, küçük ancak istatistiksel

açıdan

önemli

değişikliklere

sebep

olmuştur.

Simetidin

birlikte

verilmesi,

sertralin

klerensinde önemli düşüşlere sebep olmuştur. Bu değişikliklerin klinik önemi bilinmemektedir.

Sertralin,

atenololün

beta-adrenerjik

blokaj

aktivitesini

etkilememiştir.

Glibenklamid

veya

digoksin ile birlikte günde 200 mg sertralin verilmesiyle bir etkileşim gözlenmemiştir.

Trombosit Fonksiyonunu Etkileyen İlaçlar:

Trombosit fonksiyonu üzerinde etkili ilaçlarla (örn. non-steroidal antienflamatuvar ilaçlar,

asetilsalisilik asit ve tiklopidin) veya kanama riskini artıran diğer ilaçlarla, sertralin dahil

SSRI’ların birlikte kullanımı kanama riskini artırabilir.

2015-0012409

Nöromusküler Bloke Edici İlaçlar:

SSRI’lar

plazma

kolinesteraz

aktivitesini

azaltabildiğinden,

mivaküryum

veya

diğer

nöromusküler bloke edici ilaçların nöromusküler blok etkisinde uzamaya yol açabilir.

Sitokrom P450 (CYP) 2D6 Tarafından Metabolize Edilen İlaçlar:

İlaç metabolize eden izoenzim CYP 2D6’nın aktivitesinin inhibisyona uğratılması bakımından

antidepresanlar arasında farklılık vardır. Bu durumun klinik önemi, inhibisyonun derecesine ve

beraber

uygulanan

ilacın

terapötik

indeksine

bağlıdır.

terapötik

indeksli

substratları, trisiklik antidepresanları, propafenon ve flekainid gibi sınıf I C antiaritmikleri

içerir. Etkileşim çalışmalarında sertralinin günde 50 mg kronik dozu ile CYP2D6 izoenzim

aktivitesinin bir markeri olan desipraminin kararlı durum plazma düzeylerinde minimal bir

yükselme (ortalama %23-37) görülmüştür.

Diğer CYP Enzimleri (CYP 3A3/4, CYP 2C9, CYP 2C19, CYP 1A2) Tarafından Metabolize

Edilen İlaçlar:

CYP 3A3/4: Üç ayrı

in vivo

etkileşim çalışmasında sertralin, kararlı durumda sitokrom P450 3A4

substratları, terfenadin, karbamazepin veya sisaprid ile birlikte uygulanmıştır. Bu çalışmaların

sonuçlarına göre sertralin, terfenadin, karbamazepin veya sisapridin plazma konsantrasyonlarını

artırmamıştır. Ayrıca sertralinin günlük 50 mg dozlarında kronik kullanımı 3A3/4 kaynaklı

alprazolam metabolizmasını inhibe etmemektedir. Bu sonuçlar sertralinin, CYP 3A3/4 inhibisyon

aktivitesinin klinik olarak anlamlı olmadığını göstermektedir.

CYP 2C9: Sertralinin günlük 200 mg dozunda kronik olarak tolbutamid, fenitoin ve varfarin ile

birlikte uygulanmasıyla belirtilen ilaçların plazma konsantrasyonlarında belirgin şekilde klinik

olarak anlamlı etkinin gözlenmemesi, sertralinin, CYP 2C9'un klinik olarak ilgili bir inhibitörü

olmadığını düşündürmektedir.

2C19:

Sertralinin

günlük

dozunda

kronik

olarak

diazepam

birlikte

uygulanmasıyla belirtilen ilacın plazma konsantrasyonunda belirgin şekilde klinik olarak anlamlı

etkinin gözlenmemesi, sertralinin, CYP 2C19'un klinik olarak ilgili bir inhibitörü olmadığını

düşündürmektedir.

CYP 1A2:

In vitro

çalışmalarda sertralinin CYP 1A2 inhibisyon potansiyeli çok azdır ya da hiç

yoktur.

Yiyeceklerle beraber alındığında sertralinin serum doruk konsantrasyonu artabilir.

8 sağlıklı Japon gönüllünün katıldığı bir çapraz çalışmada, günlük 3 bardak greyfurt suyu

sertralinin

plazma

seviyesini

yaklaşık

%100

arttırmıştır.

Diğer

CYP3A4

inhibitörleri

etkileşim

belirlenmemiştir.

nedenle

sertralin

tedavi

sırasında

greyfurt

suyu

kullanımından kaçınılmalıdır (bkz Bölüm 4.4)

2015-0012409

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye:

Gebelik kategorisi: C

Sertralinin gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli ve kontrollü çalışmalar mevcut değildir.

Hayvan deneyleri insan cevabı için her zaman bir kanıt olmadığından, sertralin gebelerde

sadece beklenen yarar öngörülen riskten fazla ise kullanılmalıdır.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon):

Eğer hamilelikte ve/veya emzirme döneminde sertralin kullanılıyorsa, hekim, sertralini de

içeren SSRI antidepresanları kullanan bazı annelerin yenidoğan bebeklerinde rapor edilen,

aniden

kesilme

reaksiyonlarıyla

uyumlu

semptomların

dahil

olduğu

semptomların

bildirildiğinin farkında olmalıdır.

Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar, sertralin kullanıyorlar ise uygun bir doğum kontrol

yöntemi uygulamalıdırlar.

Gebelik dönemi:

Sıçanlarda ve tavşanlarda, günlük maksimum insan dozunun (mg/kg) sırasıyla yaklaşık 20 misli

misli

dozlarla

üreme

çalışmaları

yapılmıştır.

Hiçbir

seviyesinde

teratojenite

delillerine

rastlanmamıştır.

Bununla

birlikte,

günlük

maksimum

insan

dozunun

(mg/kg)

yaklaşık 2.5 ila 10 misline karşılık gelen doz seviyesinde, sertralin muhtemelen gebe hayvanlar

üzerindeki sekonder etkiye bağlı olarak fetuslarda kemik gelişiminin gecikmesine yol açmıştır.

Sertralinin maksimum insan dozunun (mg/kg) takriben beş misli doz seviyelerinde ana hayvana

uygulanmasını takiben, yenidoğanın sürveyi azalmıştır. Yeni doğan sürveyi üzerine benzer

etkiler

diğer

antidepresan

ilaçlar

için

tanımlanmıştır.

etkilerin

klinik

önemi

bilinmemektedir.

Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde SSRI’lara maruz kalmak yenidoğanlarda dirençli pulmoner

hipertansiyon (YDPH) riskini arttırabilir. Toplum genelinde her 1000 doğumdan 1-2’sinde

YDPH görülür ve YDPH yenidoğanlarda mortalite ve morbiditeyle önemli derecede ilişkilidir.

Bebeği YDPH ile doğan 377 kadın ile bebeği sağlıklı doğan 836 kadının karşılaştırıldığı

retrospektif bir vaka-kontrol çalışmasında gebeliğin 20. haftasından sonra SSRI grubu ilaçlara

maruz kalan yenidoğanlarda, antidepresanlara maruz kalmayanlara göre, yaklaşık 6 kat daha

fazla YDPH gelişme riski görülmüştür. İsveç’te 1997-2005 yılları arasında doğan 831,324

bebekte yapılan bir çalışmada, hasta bildirimlerine göre gebeliğin “erken dönemlerinde” SSRI

kullanımı ile ilişkili 2.4’lük YDPH risk oranı (%95 güven aralığı 1.2-4.3) bulunmuştur. Aynı

çalışmada hasta bildirimlerine göre hem gebeliğin “erken dönemlerinde” hem de doğum öncesi

gebeliğin “son dönemlerinde” SSRI kullanımı ile ilişkili 3.6’lık YDPH risk oranı (%95 güven

aralığı 1.2-8.3) bulunmuştur.

Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde, özellikle üçüncü trimesterde sertralin kullanımı devam

ettiyse yenidoğanlar yakınen izlenmelidir. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde sertralin kullanımı

2015-0012409

sonucu yenidoğanlarda şu semptomlar görülmüştür: solunum yetmezliği, siyanoz, apne, nöbet,

vücut sıcaklığında değişkenlik, beslenme güçlüğü, kusma, hipoglisemi, hipertoni, hipotoni,

hiperrefleksi, tremor, sinirlilik, asabiyet, halsizlik, sürekli ağlama, somnolans ve uyku zorluğu.

Bu semptomlar serotonerjik etkilere veya yoksunluk sendromuna bağlı olabilir. Vakaların

çoğunda komplikasyonlar doğumdan hemen sonra veya çok kısa bir zamanda (24 saatten az)

ortaya çıkar.

Laktasyon dönemi:

Sertralin

anne

sütüne

geçer.

sayıdaki

emziren

annede

çocuklarında

yapılan

izole

çalışmalarda anne sütündeki sertralin seviyeleri annenin serumundakinden daha konsantre

olduğu

halde,

bebeklerin

serumundaki

sertralin

seviyelerinin

ihmal

edilebilir

veya

saptanamayacak seviyelerde olduğu gösterilmiştir. Sadece bir vakada bebekteki serum seviyesi

annedekinin %50’si olmuştur, ancak bebekte herhangi bir sağlık problemi görülmemiştir.

Bugüne kadar sertralin kullanımı sırasında emziren annelerle ilgili herhangi bir advers etki

bildirilmemiş olsa da, risk göz ardı edilemez. Doktor tarafından beklenen yararın öngörülen

risklerden fazla olduğuna karar verilmediği sürece emziren annelerde kullanılması önerilmez.

Üreme yeteneği/Fertilite:

Hayvan

çalışmalarından

elde

edilen

veriler

sertralinin

fertilite

üzerine

etkisi

olduğunu

göstermemektedir. (bkz. Bölüm 5.3)

İnsan vaka raporları, bazı SSRI’ların sperm kalitesi üzerine etkisinin geri dönüşlü olduğunu

göstermiştir.

İnsan fertilitesi üzerine bugüne kadar herhangi bir etki gözlenmemiştir.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Klinik

farmakoloji

çalışmaları

sertralinin

psikomotor

performans

üzerine

hiçbir

etkisi

olmadığını göstermiştir. Ancak psikotrop ilaçlar, vasıta sürme veya makine kullanma gibi

potansiyel olarak tehlikeli işlerin yapılabilmesi için gerekli zihinsel veya fiziksel kabiliyetleri

bozabileceğinden hasta bu konuda gereğince uyarılmalıdır.

4.8. İstenmeyen etkiler

Bulantı en sık görülen istenmeyen etkidir. Sosyal anksiyete bozukluğunda, erkeklerde cinsel

disfonksiyon (ejakülasyon bozukluğu) sertralinde %14 oranında gerçekleşmişken bu oran

plaseboda %0’dır. Bu istenmeyen etkiler genellikle doza bağlıdır ve tedavinin devamında

geçici olmuştur.

Obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve sosyal

anksiyete bozukluğu hastalarında yapılan çift kör, plasebo kontrollü çalışmalarda sıklıkla

görülen istenmeyen etki profili depresyonlu hastalarda görülene benzer olmuştur.

2015-0012409

Aşağıda

depresyon,

obsesif

kompulsif

bozukluk,

panik

bozukluğu,

travma

sonrası

stres

bozukluğu

sosyal

anksiyete

bozukluğunda,

pazarlama

sonrası

deneyimlerde

(sıklığı

“bilinmiyor” olarak geçmektedir) ve plasebo kontrollü çalışmalarda (2542 sertralin ve 2145

plasebo alan hasta dahil edilmiştir) görülen advers etkiler verilmektedir. İstenmeyen etkiler

sıklık ve sistem organ sınıfı açısından aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle

tahmin edilemiyor).

Enfeksiyon ve enfestasyonlar

Yaygın: Farenjit

Yaygın olmayan: Üst solunum yolu enfeksiyonu, rinit

Seyrek: Divertikülit, gastroenterit, orta kulak iltihabı

İyi huylu ve kötü huylu neoplazmalar (kist ve polipler de dahil olmak üzere)

Seyrek: Neoplazma

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Seyrek: Lenfadenopati

Bilinmiyor: Lökopeni, trombositopeni

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan: Hipersensitivite

Seyrek: Anafilaktoit reaksiyon

Bilinmiyor: Alerji

Endokrin hastalıklar

Yaygın olmayan: Hipotiroidizm

Bilinmiyor: Hiperprolaktinemi, uygunsuz antidiüretik hormon salınımı

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Yaygın: İştah azalması, iştah artışı

Seyrek: Diabetes mellitus, hiperkolesterolemi, hipoglisemi

Bilinmiyor: Hiponatremi, hiperglisemi

Psikiyatrik hastalıklar

Çok yaygın: Uykusuzluk

Yaygın: Depresyon

, depersonalizasyon, kabus görme, anksiyete

, ajitasyon

, gerginlik, libido

azalması

, diş gıcırdatma

Yaygın olmayan: Halüsinasyon

, agresyon

, öfori

, apati, anormal düşünce

Seyrek:

Konversiyon

bozukluğu,

ilaç

bağımlılığı,

psikotik

bozukluk

paranoya,

intihar

düşüncesi

, uyurgezerlik, erken boşalma

Bilinmiyor: Aşırı rüya görme

Sinir sistemi hastalıkları

Çok yaygın: Sersemlik hali, somnolans, baş ağrısı

Yaygın: Parestezi

, tremor, hipertoni, disguzi, dikkat dağınıklığı

2015-0012409

Yaygın olmayan: Konvülsiyon

, istemsiz kas kasılması

, koordinasyon bozukluğu, hiperkinezi,

amnezi, hipoestezi

, konuşma bozukluğu, postural baş dönmesi, senkop, migren

Seyrek: Koma

, koreoatetoz, diskinezi, hiperestezi, duyularda bozukluk

Bilinmiyor: Hareket bozuklukları (hiperkinezi, hipertoni, distoni, dış gıcırdatma ve yürüyüşte

anormallik gibi ekstrapiramidal semptomlar dahil). Ayrıca serotonin sendromu ve nöroleptik

malign sendromla ilişkili bulgu ve belirtiler bildirilmiştir: bazı vakalarda serotonerjik ilaçların

birlikte kullanılmasıyla ajitasyon, konfüzyon, diaforez, diyare, ateş, hipertansiyon, rijidite ve

taşikardi. Akatizi ve psikomotor hareketlilik (bkz. Bölüm 4.4), serebrovasküler spazm (geri

dönüşlü

serebral

vazokonstriksiyon

sendromu

Call-Fleming

sendromu

(diffüz

serebral

vazokonstriksiyon) da içerecek şekilde)

Göz hastalıkları

Yaygın: Görme bozukluğu

Yaygın olmayan: Midriyazis

Seyrek: Glokom, lakrimal bozukluk, skotom, diplopi, fotofobi, hifema

Bilinmiyor: Anormal görüş, göz bebeklerinde eşitsizlik

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın: Kulak çınlaması

Yaygın olmayan: Kulak ağrısı

Kardiyak hastalıklar

Yaygın: Çarpıntı

Yaygın olmayan: Taşikardi

Seyrek: Miyokard infarktüsü, bradikardi, kardiyak bozukluk

Bilinmiyor: QTc uzaması, Torsades de Pointes

Vasküler hastalıklar

Yaygın: Sıcak basması

Yaygın olmayan: Hipertansiyon

, al basması.

Seyrek: Periferik iskemi, hematüri

Bilinmiyor: Anormal kanama (gastrointestinal kanama gibi)

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Yaygın: Esneme

Yaygın olmayan: Bronkospazm

, dispne, burun kanaması

Seyrek: Laringospazm, hiperventilasyon, hipoventilasyon, hırıltılı solunum, disfoni, hıçkırık

Bilinmiyor: İnterstisyel akciğer hastalığı

Gastrointestinal hastalıklar

Çok yaygın: Diyare, bulantı, ağız kuruluğu

Yaygın: Abdominal ağrı

, kusma

, kabızlık

, dispepsi, gaz oluşumu

Yaygın olmayan: Özofajit, disfaji, hemoroid, aşırı tükürük salgısı, dilde bozukluk, geğirme

Seyrek: Melena, hematokezya, stomatit, dilde ülser, diş bozukluğu, glossit, ağızda ülser

Bilinmiyor: Pankreatit

Hepato-bilier hastalıklar

Seyrek: Anormal karaciğer fonksiyonu

Bilinmiyor: Hepatit, sarılık ve karaciğer yetmezliği dahil ciddi karaciğer olayları

2015-0012409

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın: Döküntü

, aşırı terleme

Yaygın

olmayan:

Periorbital

ödem

yüz

ödemi,

purpura

alopesi

soğuk

terleme,

cilt

kuruluğu, ürtiker

pruritus

Seyrek: Dermatit, büllöz dermatit, foliküler döküntü, anormal saç dokusu, anormal deri kokusu

Bilinmiyor: Nadiren ciddi kütanöz advers reaksiyonlar bildirilmiştir (örn. Stevens-Johnson

Sendromu ve epidermal nekroliz, anjiyoödem, fotosensitivite, ciltte reaksiyon)

Kas-iskelet hastalıkları , bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın: Artralji, miyalji

Yaygın olmayan: Osteoartrit, kas güçsüzlüğü, sırt ağrısı, kas seğirmesi

Seyrek: Kemik bozukluğu

Bilinmiyor: Kas krampları

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan: Noktüri, üriner retansiyon

, poliüri, sık idrara çıkma (pollakiüri), miksiyon

bozukluğu, üriner inkontinans

Seyrek: Oligüri, kesik kesik idrar yapma

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

c

Çok yaygın: Ejakülasyon bozukluğu

Yaygın: Erektil disfonksiyon

Yaygın olmayan: Vajinal hemoraji, cinsel disfonksiyon, kadında cinsel disfonksiyon, menstrüel

düzensizlikler

Seyrek: Menoraji, atrofik vulvovajinit, balanopostit, genital akıntı, priapizm

, galaktore

Bilinmiyor: Jinekomasti

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

Çok yaygın: Yorgunluk

Yaygın: Göğüs ağrısı

kırıklık

Yaygın olmayan: Periferik ödem ürperme, ateş

, asteni

, susama

Seyrek: Herni, ilaç toleransının düşmesi, yürüme bozukluğu

Araştırmalar

Yaygın olmayan: Alanin aminotransferaz (ALT) düzeyinde artış

, aspartat aminotransferaz

(AST) düzeyinde artış

, kilo kaybı

, kilo artışı

Seyrek: Anormal semen, serum kolesterol düzeyinde artış

Bilinmiyor: Anormal klinik laboratuvar sonuçları, trombosit fonksiyonunun değişmesi

Yaralanma ve zehirlenme

Seyrek: Yaralanma

Cerrahi ve tıbbi prosedürler

Seyrek: Vazodilatasyon

Advers reaksiyon depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluğu, travma sonrası

stres bozukluğu veya sosyal anksiyete bozukluğunda ortaya çıktıysa, organ sınıfı depresyon

çalışmalarındaki organ sınıfına göre gruplanmıştır.

2015-0012409

a: Sertralin kullanan bir hastada neoplazm görülmesine karşılık plasebo kolunda hiçbir vakada

görülmemiştir.

b: Bu advers reaksiyonlar aynı zamanda pazarlama sonrası deneyimlerde de görülmüştür

Sınıflandırma,

cinsiyet

grubundaki

hastaların

toplam

sayısını

kullanarak

yapılmıştır:

sertralin (1118 erkek, 1424 kadın), plasebo (926 erkek, 1219 kadın).

Obsesif kompulsif bozukluk için, kısa dönemli, sadece 1-12 haftalık çalışmalar.

d: Sertralin tedavisi sırasında veya sertralin tedavisi bırakıldıktan sonraki erken dönemde

intihar düşüncesi veya intihar davranışı görülen vakalar rapor edilmiştir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Pediyatrik popülasyon:

LUSTRAL ile tedavi edilen 600’den fazla pediyatrik hastada görülen istenmeyen etkilerin

profili, genel olarak yetişkin çalışmalarında görülenlere benzer olmuştur. Kontrollü klinik

çalışmalarda (n = 281 sertralin tedavisi alan hasta) aşağıdaki advers reaksiyonlar bildirilmiştir:

Çok yaygın (≥ 1/10): Baş ağrısı, uykusuzluk, diyare ve bulantı

Yaygın (≥ 1/100 ila < 1/10): Göğüs ağrısı, mani, ateş, kusma, anoreksi, afekt değişkenliği,

agresyon, ajitasyon, sinirlilik, dikkat dağınıklığı, sersemlik, hiperkinezi, migren, somnolans,

tremor, görme bozukluğu, ağız kuruluğu, dispepsi, kabus görme, yorgunluk, üriner inkontinans,

döküntü, akne, burun kanaması, karında şişkinlik ve gaz oluşumu.

Yaygın olmayan (≥ 1/1000 ila < 1/100): EKG’de QT aralığının uzaması, intihar girişimi,

ekstrapiramidal

bozukluk,

parestezi,

depresyon,

halüsinasyon,

purpura,

hiperventilasyon,

anemi, karaciğer fonksiyonlarında anormallik, alanin aminotransferazda artış, sistit, herpes

simpleks, dış kulak iltihabı, kulak ağrısı, göz ağrısı, midriyazis, kırıklık, hematüri, püstüler

döküntü, rinit, yaralanma, kilo kaybı, kas seğirmesi, anormal rüya, apati, albuminüri, pollaküri,

poliüri, meme ağrısı, menstrüel bozukluk, alopesi, dermatit, deri bozukluğu, deri kokusunda

anormallik, ürtiker, diş gıcırdatma, flushing (al basması).

Bilinmiyor: Gece işemesi (enürezis)

Geriyatrik popülasyon:

SSRI

SNRI

grubu

ilaçlar,

yaşlı

hastalarda

klinik

olarak

anlamlı

hiponatremi

ilişkilendirilmiştir. Bu hastalar için bu advers olay daha yüksek risk teşkil edebilir. 50 yaş üstü

hastalarda

yapılan

epidemiyolojik

çalışmalar

SSRI

kullanan

hastalarda

kemik

kırıklarında artış olduğunu göstermiştir. Bu durumun mekanizması bilinmemektedir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi’ne (TÜFAM) bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

2015-0012409

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Doz aşımı halinde sertralinin, geniş bir güvenlilik sınırı vardır. Sertralinin alınan tek ilaç

olduğu 634 aşırı doz vakasından 8’i ölümle sonuçlanmıştır. Tek başına sertralinin 13.5 g'a

kadar olan aşırı dozlarının kullanımı bildirilmiştir. Özellikle, aşırı dozda kullanılan sertralin

alkol ve/veya diğer ilaçlarla birlikte alındığında ölüm vakaları bildirilmiştir. Bu nedenle, her

türlü doz aşımı yoğun bir şekilde tedavi gerektirir. Doz aşımının semptomları, somnolans,

gastrointestinal rahatsızlıklar (bulantı ve kusmav.b.), taşikardi, titreme, ajitasyon ve sersemlik

hali gibi serotonin aracılı yan etkileri içerir. Koma daha seyrek sıklıkta olsa da bildirilmiştir.

Sertralinin doz aşımını takiben QTc uzaması/Torsades de Pointes bildirilmiştir. Bu nedenle tüm

doz aşımlarında EKG takibi önerilir.

Sertraline karşı spesifik bir antidot yoktur. Gerektiğinde havayolu açılır ve yeterli oksijenasyon

ve ventilasyon sağlanması önerilir. Doz aşımı tedavisinde lavaj kadar veya daha etkili olması

nedeniyle

katartik

birlikte

kullanılabilen

aktif

kömür

uygulaması

düşünülmelidir.

Kusturma tavsiye edilmez. Genel semptomatik ve destekleyici tedavi yanında ayrıca kardiyak

(örn: EKG) ve vital bulguların monitorize edilmesi önerilmektedir. Sertralinin büyük dağılım

hacmi nedeni ile zorlu diürez, diyaliz, hemoperfüzyon ve değişim transfüzyonunun yararlı

olması beklenmez.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Antidepresanlar; Selektif Serotonin Gerialım İnhibitörleri (SSRI’lar)

ATC kodu: N06AB06

Sertralin,

nöronal

5-HT’nin

in

vitro

güçlü

spesifik

gerialım

inhibitörüdür

hayvanlarda 5- HT’nin etkilerinin kuvvetlendirilmesi ile sonuçlanır. Norepinefrin ve dopamin

nöronal gerialımı üzerinde sadece

çok küçük bir etkisi vardır.

Klinik dozlarda, sertralin

trombositlere serotonin alımını bloke eder. Hayvanlarda stimulan, sedatif veya antikolinerjik

aktivitesi

kardiyotoksisitesi

yoktur.

Sağlıklı

gönüllülerde

yapılan

kontrollü

klinik

çalışmalarda sertralin sedasyon yapmamıştır ve psikomotor performansı etkilememiştir. 5-HT

geri alımı üzerine yaptığı selektif inhibisyon ile uyumlu olarak, sertralin katekolaminerjik

aktiviteyi artırmaz.

In vitro çalışmalar

, sertralinin muskarinik (kolinerjik), serotonerjik, (5-HT

, 5-HT

, 5-HT

dopaminerjik,

adrenerjik

(alfa

alfa

beta),

histaminerjik,

GABA

veya

benzodiazepin

reseptörlerine

belirgin

afinitesi

olmadığını

göstermiştir.

reseptörlerin

diğer

psikotrop

ilaçlarla

antagonizmasının

çeşitli

antikolinerjik,

sedatif

kardiyovasküler

etkilere

açabileceği öngörülmektedir. Hayvanlarda sertralinin kronik uygulanması, majör depresyon

tedavisinde etkili diğer ilaçlarda gözlendiği gibi beyin norepinefrin reseptörlerinin azalması

down-regülasyon

) ile ilişkilidir.

2015-0012409

Kontrollü klinik çalışmalarda depresyon ve obsesif kompulsif bozukluk tedavisi sırasında kilo

alma

görülmemiştir;

bazı

hastalarda

sertralin

uygulamasıyla

vücut

ağırlığında

azalma

görülebilir.

Sertralinin suistimal edilme potansiyeli saptanmamıştır. İnsanlarda sertralin, alprazolam ve

d-amfetaminin

suistimal

eğiliminin

karşılaştırıldığı

plasebo

kontrollü,

çift

kör,

randomize

çalışmada,

sertralin

suistimal

potansiyelinin

pozitif

subjektif

etkilerinin

belirtilerini

göstermemiştir.

Buna

karşın,

alprazolam

d-amfetamin

değerlendirilen

vakalarda ilaca eğilim, öfori ve suistimal potansiyeli plasebodan anlamlı şekilde daha fazla

olarak

ölçülmüştür.

Sertralin,

d-amfetamine

eşlik

eden

anksiyete

stimülasyon

veya

alprazolama eşlik eden sedasyon ve psikomotor bozukluklara yol açmamıştır. Sertralin, kendi

kendine kokain almak için eğitilmiş rhesus maymunlarında bir pozitif pekiştirici gibi fonksiyon

göstermez, ayrıca rhesus maymunlarında d-amfetamin veya pentobarbital için ayırıcı stimulus

yerine geçmez.

Klinik çalışmalar:

Majör Depresif Bozukluk

Başlangıç olarak 8 hafta süreli açık tedavi fazında, 50–200 mg/gün sertralin uygulamasına yanıt

veren ve ayaktan tedavi alan hastaları içeren bir çalışma yürütülmüştür. Bu hastalar (n=295)

rastgele olarak 44 hafta süreyle

çift kör 50–200 mg/gün sertralin veya plasebo tedavisi

gruplarına

ayrılmıştır.

Sertralin

kullanan

hastalarda,

plasebo

uygulanan

hastalara

kıyasla

istatistiksel olarak anlamlı ölçüde daha düşük relaps oranı gözlenmiştir. Çalışmayı tamamlayan

hastalar için ortalama doz 70 mg/gün olmuştur.

Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB)

Uzun süreli bir çalışmada, 52 haftalık, tek kör, 50–200 mg/gün sertralin kullanımına yanıt

alınmış olan ve OKB için DSM-III-R kriterlerini karşılayan hastalar (n=224), relaps veya

yetersiz klinik

yanıt nedeniyle çalışmadan ayrılmaların gözlenmesi için 28 hafta süreyle

rastgele olarak sertraline devam veya plasebo ikamesi uygulamalarına ayrılmıştır. Sertralin

tedavisine devam eden hastalarda, 28 haftalık süre boyunca, relaps veya yetersiz klinik yanıt

nedeniyle çalışmadan ayrılma oranının, plasebo uygulanan hastalara göre anlamlı ölçüde düşük

olduğu görülmüştür. Bu patern kadın ve erkek hastalarda gösterilmiştir.

Panik Bozukluğu

Uzun süreli bir çalışmada, 52 haftalık, açık etiketli, 50–200 mg/gün sertralin kullanımına yanıt

alınmış olan ve Panik Bozukluğu için DSM-III-R kriterlerini karşılayan hastalar (n=183), relaps

veya yetersiz klinik yanıt nedeniyle çalışmadan ayrılmaların gözlenmesi için 28 hafta süreyle

rastgele olarak sertraline devam veya plasebo ikamesi uygulamalarına ayrılmıştır. Sertralin

tedavisine devam eden hastalarda, 28 haftalık süre boyunca, relaps veya yetersiz klinik yanıt

nedeniyle çalışmadan ayrılma oranının, plasebo uygulanan hastalara kıyasla anlamlı ölçüde

düşük olduğu görülmüştür. Bu patern kadın ve erkek hastalarda gösterilmiştir.

Travma-Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

2015-0012409

Popülasyon genelinde TSSB üzerine yapılan 3 çalışmadan elde edilen veriler erkeklerde alınan

yanıtın

kadınlara

göre

daha

düşük

olduğunu

göstermiştir.

İki

pozitif

genel

popülasyon

çalışmasında,

erkek

kadınlarda

sertralin

plaseboya

verilen

cevap

oranı

benzerdir

(kadınlarda %57.2 sertraline karşılık %34.5 plasebo, erkeklerde %53.9 sertraline karşılık %38.2

plasebo). Derlenmiş toplam popülasyon çalışmalarında erkek ve kadın hasta sayıları sırasıyla

184 ve 430 olmuştur. Bu nedenle kadınlarda alınan sonuçlar daha sağlıklıdır ve erkekler, daha

düşük etkiyi açıklayan farklı başlangıç değişkenleriyle (daha fazla madde kötüye kullanım,

oranları hastalığın daha uzun süredir devam etmesi, travmanın kaynağı, vs.) ilişkilidir.

Uzun süreli bir çalışmada, 24 haftalık, açık etiketli, 50–200 mg/gün sertralin kullanımına yanıt

alınmış

olan

TSSB

için

DSM-III-R

kriterlerini

karşılayan

hastalar

(n=96),

relapsın

gözlenmesi

için

hafta

süreyle

rastgele

olarak

sertraline

devam

veya

plasebo

ikamesi

uygulamalarına

ayrılmıştır.

Sertralin

tedavisine

devam

eden

hastalarda,

haftalık

süre

boyunca, relaps oranının, plasebo uygulanan hastalara kıyasla anlamlı ölçüde düşük olduğu

görülmüştür. Bu patern kadın ve erkek hastalarda gösterilmiştir.

Pediyatrik Obsesif Kompulsif Bozukluk

50-200 mg/gün dozlarında sertralinin etkililiği ve güvenliliği, obsesif kompulsif bozukluğun

ayaktan tedavisinde depresyonu olmayan çocuklarda (6-12 yaş arası) ve ergenlerde (13-17 yaş

arası) incelenmiştir. Bir haftalık plasebo uygulamasından sonra, hastalar 12 haftalık plasebo

veya sertralin esnek tedavisi olarak rasgele gruplara ayrılmıştır. 6-12 yaş arası çocuklarda

günde 25 mg doz ile başlanmıştır. Sertralin grubuna dağıtılan çocuklar, Çocuklar İçin Yale-

Brown Obsesif Kompülsif Bozukluk Skalası (CY-BOCS) (p = 0.005), NIMH Global Obsesif

Kompülsif Bozukluk Skalası (p = 0.019) ve CGI İyileşme (p = 0.002) ölçeklerine göre

plaseboya oranla önemli ölçüde iyileşme göstermiştir. Buna ek olarak, CGI Hastalık Şiddeti (p

= 0.089) ölçeğinde de sertralin grubunda plaseboya oranla iyileşme eğilimi görülmüştür. CY-

BOCS ölçeğine göre plasebo grubu için başlangıç ortalaması 22.25 + 6.15 ve başlangıca göre

değişim -3.4 + 0.82 olmuştur. Sertralin grubunda bu değerler başlangıç ortalaması için 23.36 +

4.56 ve başlangıca göre değişim için -6.8 + 0.87 olmuştur. Başlangıçtan sonlanım noktasına

CY-BOCS’de

(birincil

etkililik

ölçeği)

veya

daha

fazla

azalma

gösteren

hastaların

tedaviye yanıt veren olarak değerlendirildiği çalışma sonrası yapılan bir analizde, sertralin

grubunda tedaviye yanıt verenler %53’ken plaseboda %37 olmuştur (p = 0.03).

Bu pediyatrik popülasyonda uzun süreli kullanım için güvenlilik ve etkililik verileri yeterli

değildir.

6 yaşın altındaki çocuklar için veri mevcut değildir.

Sosyal Fobi (Sosyal Anksiyete Bozukluğu)

Sertralin (50-200 mg/gün) ve plasebonun karşılaştırıldığı çok merkezli, esnek dozlu bir sosyal

fobi relaps önleme çalışmasında, 20 haftanın sonunda tedaviye yanıt veren hastalar rastgele

olarak 24 haftalık ek bir süre boyunca, sertraline devam (50-200mg/gün doz sınırları içinde),

veya plaseboya devam uygulamalarına ayrılmıştır, plaseboya yanıt veren hastalar ise plasebo

ile çalışmaya devam etmiştir. 24 haftalık çalışmanın sonunda, sertralin ile tedaviye devam eden

2015-0012409

hastalar, sertralinin plasebo ile değiştirildiği hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde

düşük relaps oranı göstermiştir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Genel Özellikler

Emilim:

Erkeklerde, 14 gün boyunca günde tek doz 50-200 mg uygulanmasını takiben, sertralin doruk

plazma düzeylerine 4.5 – 8.4 saatte ulaşılır. Gıdalar ile beraber alınması sertralin tabletin

biyoyararlanımını anlamlı ölçüde değiştirmez.

Dağılım:

Dolaşımdaki ilacın takriben %98'i plazma proteinlerine bağlıdır. Hayvan çalışmaları sertralinin

büyük bir dağılım hacmi olduğunu göstermektedir. İnsanda, sertralinin 50-200 mg dozunun, 14

gün süresince, günde bir kez oral alınımından sonra doruk plazma konsantrasyonları (C

maks

dozdan sonraki yaklaşık 4.5 - 8.4’üncü (t

maks

) saatlerde görülür.

Biyotransformasyon:

Sertralin, büyük oranda karaciğerde ilk geçiş metabolizmasına uğrar. Klinik ve

in vitro

verilerin

ışığında, sertralinin karaciğerde çoklu biyotransformasyon yolakları (CYP3A4, CYP2C19 ve

CYP2B6 dahil) aracılığıyla metabolize olduğu saptanmıştır. Sertralinin temel metabolizma

yolağı N-demetilasyondur. Plazmadaki ana metaboliti olan N-desmetilsertralin, sertralinden

in

vitro

olarak yaklaşık 20 kat daha az aktiftir ve

in vivo

depresyon modellerindeki aktiviteye dair

hiçbir

kanıt

mevcut

değildir.

N-desmetilsertralin

aynı

zamanda

p-glikoproteinin

in

vitro

substratıdır. N-desmetilsertralinin yarılanma ömrü takriben 62-104 saattir. Hem sertralin hem

de N-desmetilsertralin oksitatif deaminasyona ve bunu takiben redüksiyona, hidroksilasyona ve

glukuronit konjügasyonuna uğrar.

Eliminasyon:

Farmakokinetik profil adolesan veya yaşlılarda 18-65 yaş arasındaki yetişkinlerden anlamlı

şekilde farklı değildir. Genç ve yaşlı erkek ve kadınlarda ortalama sertralinin yarılanma ömrü

yaklaşık 26 saattir (22-36 saat aralığında). Terminal eliminasyon yarılanma ömrüne uygun

olacak

şekilde,

haftalık

günde

uygulama

elde

edilen

kararlı

durum

konsantrasyonlarının yaklaşık iki katına kadar birikim olabilir. Sertralin ve N-desmetilsertralin

yoğun

biçimde

metabolize

olur

sonuçta

oluşan

metabolitler

idrar

feçesle

eşit

miktarlarda atılır. Sertralinin sadece çok az bir miktarı (< %0.2) değişmeden idrarla atılır.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum:

50-200 mg doz aralığında sertralin doza bağlı bir farmakokinetik profil sergiler.

2015-0012409

Hastalardaki karakteristik özellikler

Karaciğer yetmezliği:

Primer olarak metabolize edildiği yer olduğu için karaciğer yetmezliği sertralin eliminasyonunu

etkileyebilir. 21 gün boyunca günde 50 mg sertralin uygulanan ve kronik hafif karaciğer

yetmezliği (n=10, Child-Pugh skorları 5-6 arasında olan 8 hasta ve Child-Pugh skorları 7-8

arasında olan 2 hasta) olan hastalarda sertralin klerensi, karaciğer yetmezliği olmayan aynı

yaştaki

gönüllülere

(n=10)

göre

yaklaşık

daha

fazla

maruziyet

yaratacak

şekilde

azalmıştır. Desmetilsertraline maruziyet ise

yaklaşık 2 kat daha fazla olmuştur. İki grup

arasında

plazma

proteinlerine

bağlanma

oranı

açısından

belirgin

fark

görülmemiştir.

Sertralinin

orta

ileri

evre

karaciğer

yetmezliği hastalarındaki etkileri araştırılmamıştır.

Sonuçlar karaciğer yetmezliği olan hastalarda sertralin kullanılacaksa dikkatli olunması, daha

düşük doz veya daha seyrek doz aralığında uygulanması gerektiğini göstermektedir (bkz.

Bölüm 4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri).

Böbrek yetmezliği:

Orta ve ciddi böbrek yetmezliği olan hastalarda, önemli derecede sertralin birikimi olmamıştır.

Pediyatrik popülasyon:

Sertralin farmakokinetiği, OKB’si bulunan 6-12 yaş arası 29 pediyatrik hasta ile 13-17 yaş arası

ergen

hastada

çalışılmıştır.

Hastalar,

mg’lık

başlangıç

dozu

mg’lık

aralıklarla

arttırılarak, ya da 50 mg’lık başlangıç dozu 50 mg’lık aralıklarla arttırılarak, 32 gün içinde 200

mg/gün dozuna yükseltilmiştir. 25 mg ve 50 mg’lık tedaviler benzer şekilde tolere edilmiştir.

200 mg’lık dozun kararlı durumunda, 6-12 yaş grubunda sertralin plazma seviyeleri, 13-17 yaş

grubuna göre %35, erişkin gruba göre %21 daha yüksek olmuştur. Klerens bakımından erkek

ve kız çocuklar

arasında fark olmamıştır. Bu nedenle

çocuklarda, özellikle düşük vücut

ağırlığında olanlarda, 25 mg’lık başlangıç ve titrasyon aralığı dozu önerilmektedir.

Pediyatrik hastalar, sertralini biraz daha büyük oranda verimlilikle metabolize etseler de

pediyatrik

hastalarında,

sertralinin

farmakokinetiği

yetişkinlerle

karşılaştırılabilir

durumdadır. Ancak, düşük vücut ağırlığına (özellikle 6 - 12 yaş arası hastalarda) bağlı olarak,

aşırı plazma seviyelerinden kaçınmak için, pediyatrik hastalarda daha düşük dozlar önerilebilir.

Sertralinin ergenlerdeki farmakokinetik profili 18-65 yaş arası erişkinlerden farklı değildir.

Geriyatrik popülasyon:

Sertralinin yaşlılardaki farmakokinetiği daha genç yetişkinlerdekine (18 – 65 yaş) benzer

olmuştur.

2015-0012409

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Güvenlilik

farmakolojisi,

tekrarlanan

toksisitesi,

genotoksisite

karsinogenez

çalışmalarından

elde

edilen

klinik

öncesi

veriler

insanlar

için

özel

tehlikeye

işaret

etmemektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan üreme toksisitesi çalışmaları teratojenite veya erkek

fertilitesi üzerinde advers etki göstermemiştir. Fototoksisite muhtemelen maternal toksisite ile

ilişkilidir. Köpek yavrularında doğum sonrası hayatta kalım oranı ve kilo sadece doğumdan

sonraki ilk birkaç günde düşüktür. Erken doğum sonrası mortalitenin hamileliğin 15. günü

sonrası rahim içi maruziyet nedenli olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavi uygulanan anne

köpeklerin

yavrularında

doğum

sonrası

görülen

gelişme

geriliklerinin,

anne

köpeklerdeki

etkilerden kaynaklandığı düşünülmektedir ve insandaki risklerle ilgili değildir.

Hayvanlar

üzerinde

yapılan

geniş

çaptaki

kronik

güvenlilik

değerlendirme

çalışmaları,

sertralinin klinik açıdan etkili olduğu dozdan birkaç katı daha fazla verilmesi durumunda bile

genellikle iyi tolere edildiğini göstermiştir. Ayrıca sertralinin mutajenik etkilerinin olmadığı

gösterilmiştir.

Kemirgen veya kemirgen olmayan hayvan çalışmalarında fertilite üzerinde herhangi bir etki

gözlenmemiştir.

Juvenil hayvan çalışmaları

Doğum sonrası 21’inci günden 56’ncı güne kadar (10, 40 veya 80 mg/kg/gün dozlarında) oral

olarak sertralin uygulanan ve 196’ncı güne kadar herhangi bir doz uygulanmayan iyileşme fazı

ile birlikte erkek ve dişi sıçanlarda bir juvenil toksisite çalışması değerlendirilmiştir. Erkek ve

dişi sıçanlarda farklı doz seviyelerinde (erkeklerde 80 mg/kg, dişilerde ≥ 10 mg/kg dozlarında)

cinsel olgunlaşmada gecikme gözlenmiştir. Ancak bu bulguya rağmen erkek ve dişi sıçanların

hiçbirinin üreme sonlanım noktasında sertralin nedenli bir etki gözlenmemiştir. Bununla

birlikte doğum sonrası 21’inci ve 56’ncı günlerde, dehidrasyon, burundan pigmentli salgı

boşalması

ortalama

vücut

ağırlığı

artışında

azalma

gözlenmiştir.

Yukarıda

bahsedilen

sertralin kullanımı ile görülen tüm etkiler doz uygulanmayan iyileşme fazı süresince geri

dönüşlü

olmuştur.

Sertralin

uygulanan

sıçanlarda

görülen

etkilerin

klinik

ilişkisi

belirlenmemiştir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Hidroksipropil selüloz (E463)

Mikrokristalin selüloz (E460)

Dibazik kalsiyum fosfat dihidrat (E341)

Sodyum nişasta glikolat

Magnezyum stearat (E572)

Metilhidroksipropilselüloz (E464)

Titanyum dioksit (E171)

Polietilen glikol

Polisorbat 80 (E433)

2015-0012409

6.2. Geçimsizlikler

Geçerli değil

6.3. Raf ömrü

24 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

30º

C’ın altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

250 mikron

clea

r PVC, 20 mikron

hard tempered

aluminyum folyo

6.6. Beşeri tıbbi ürünlerden arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

PFIZER İLAÇLARI Ltd. Şti.

Muallim Naci Cad. No:55

34347 Ortaköy-İSTANBUL

Tel : (0-212) 310 70 00

Faks : (0-212) 310 70 58

8. RUHSAT NUMARASI(LARI)

194/24

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 02.12.1999

Ruhsat yenileme tarihi: 06.04.2005

10. KÜB’ün YENİLENME TARİHİ

2015-0012409

7-10-2011

Changed reimbursement for medicines for depression and anxiety as of 5 March 2012

Changed reimbursement for medicines for depression and anxiety as of 5 March 2012

With effect from 5 March 2012, the reimbursement is changed for certain medicinal products for treatment of depression and anxiety (antidepressants and anxiolytics). Based on the Reimbursement Committee's recommendation, the Danish Medicines Agency has decided that in future the general rule is that treatment with inexpensive medicines (e.g. sertraline and citalopram) must be attempted before reimbursement can be granted for more expensive medicines (e.g. escitalopram, duloxetine, pregabalin and agomelat...

Danish Medicines Agency

Bu ürünle ilgili haber bulunmamaktadır.