KETAVEL

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • KETAVEL 50 MG/2 ML I.M./I.V. ENJEKSIYONLUK COZELTI ICEREN 6 AMPUL
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • KETAVEL 50 MG/2 ML I.M./I.V. ENJEKSIYONLUK COZELTI ICEREN 6 AMPUL
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • dexketoprofen

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699525757906
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 31-03-2015
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1 / 19

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

KETAVEL 50 mg/2 ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin

madde:

ml’lik

ampul

deksketoprofen’e

eşdeğer

73.8

deksketoprofen trometamol içerir.

Yardımcı maddeler:

Her bir 2 ml’lik ampulde

Etanol (%96) .................................... 200 mg

Sodyum klorür .................................. 8 mg

Sodyum hidroksit ............................. y.m.

(pH ayarı için)

Yardımcı maddeler için bölüm 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Enjeksiyonluk çözelti

Hemen hemen berrak ve renksiz çözelti

pH (7.7-9.0)

Osmolarite (270-410 mOsmol/kg)

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik Endikasyonlar

Osteoartrit, romatoid artrit ve ankilozan spondilit belirti ve bulgularının tedavisi ile akut gut

artriti, akut kas iskelet sistemi ağrıları (örn. bel ağrısı), post-operatif ağrı, dismenore ve renal

kolik tedavisinde endikedir.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Yetişkinler

Tavsiye edilen doz her 8-12 saatte bir 50 mg’dır. Günlük maksimum doz olan 150 mg’ı

aşmamak şartıyla, 6 saat arayla uygulanabilir.

KETAVEL,

kısa

süreli

kullanım

içindir

tedavi

akut

semptomatik

dönem

sınırlandırılmalıdır (maksimum 2 gün). Hastalar mümkün olan sürede oral analjezik tedaviye

geçmelidirler.

Semptomları kontrol etmek amacıyla gerekli en kısa sürede en düşük etkili doz kullanılarak

istenmeyen etkiler en aza indirilebilir (bkz. Bölüm 4.4).

Orta ve ağır şiddetteki postoperatif ağrıların olduğu durumda, KETAVEL, eğer endike ise,

opioid analjezikler ile bir arada, yetişkinlerde tavsiye edilen dozlarda kullanılabilir (bkz.

Bölüm 5.1).

2 / 19

Uygulama şekli:

KETAVEL intramüsküler ya da intravenöz yollarla uygulanabilir.

IM uygulama:

1 adet KETAVEL içeriği (2 ml) kas içine derin ve yavaş bir enjeksiyon ile verilmelidir.

IV uygulama:

IV infüzyon: Bölüm 6.6’da tarif edilen şekilde hazırlanan seyreltik çözelti, 10 ile 30 dakika

arası bir sürede yavaş bir şekilde damar içine infüzyon ile verilmelidir. Solüsyon daima güneş

ışığından korunmalıdır.

IV bolus: Gerekli ise, bir KETAVEL içeriği (2 ml) 15 saniyeden uzun bir sürede yavaş IV

bolus ile verilebilir.

İlacın kullanımı ile ilgili talimatlar:

KETAVEL IM veya IV bolus ile verildiğinde, solüsyon, renkli ampulden çekildikten hemen

sonra enjekte edilmelidir (bkz. Bölüm 6.2 ve 6.6).

infüzyon

verildiğinde,

solüsyon

aseptik

olarak

seyreltilmeli

güneş

ışığından

korunmalıdır (bkz. Bölüm 6.3 ve 6.6). Uygulamadan önce tıbbi ürünün seyreltme talimatı için

Bölüm 6.6’ya bakınız.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek yetmezliği:

Hafif böbrek bozukluğu olan hastalarda (kreatinin klerensi 60-89 ml/dak) toplam günlük doz

50 mg’a indirilmelidir (bkz. Bölüm 4.4). KETAVEL orta ve ağır böbrek yetmezliği olan

hastalarda (kreatinin klerensi ≤59 ml/dak) kullanılmamalıdır (bkz. Bölüm 4.3).

Karaciğer yetmezliği:

Hafif ve orta derecede (Child-Pugh skoru 5-9 arası) karaciğer bozukluğu olan hastalarda

toplam günlük doz 50 mg’a indirilmelidir ve ilacın kullanımı sırasında karaciğer fonksiyonları

dikkatli bir şekilde izlenmelidir (bkz. Bölüm 4.4). KETAVEL, ağır karaciğer bozukluğu olan

(Child-Pugh skoru 10-15 arası) hastalarda kullanılmamalıdır (bkz. Bölüm 4.3).

Pediyatrik popülasyon:

KETAVEL’in

çocuklarda

adolesanlarda

yapılmış

çalışmaları

bulunmamaktadır.

nedenle

güvenilirliği

etkinliği

kanıtlanmadığından

çocuk

adolesanlarda

kullanılmamalıdır.

Geriyatrik popülasyon:

Yaşlılarda genellikle doz ayarlamasına ihtiyaç duyulmamaktadır. Yaşlı hastalarda böbrek

fonksiyonlarının fizyolojik olarak gerilemesinden dolayı, böbrek fonksiyonlarının hafifçe

bozulması durumunda daha düşük bir doz (toplam günlük doz 50 mg) tavsiye edilir (bkz.

Bölüm 4.4).

3 / 19

4.3. Kontrendikasyonlar

KETAVEL aşağıdaki durumlarda uygulanmamalıdır:

Deksketoprofene, diğer NSAİİ’lere veya Bölüm 6.1’de listelenen, üründeki herhangi bir

yardımcı maddeye karşı duyarlılığı olan hastalar,

Aspirin veya diğer NSAİİ’lerin alımı sonucunda astım, ürtiker veya alerjik tipte reaksiyon

(bronkospazm, akut rinit, veya nazal polip, ürtiker veya anjiyonörotik ödem) görülen

hastalara kullanılmamalıdır. Bu tür hastalarda NSAİİ’lere bağlı şiddetli, nadiren ölümcül

olan, anafilaksi benzeri reaksiyonlar bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.4).

Ketoprofen

veya

fibratlar

tedavi

sırasındaki

bilinen

fotoallerjik

veya

fototoksik

reaksiyonlar,

Aktif

veya

şüpheli

peptik

ülseri/gastrointestinal

kanaması

olan

veya

gastrointestinal

kanama, ülserasyon veya perforasyon öyküsü olan hastalar,

Kronik dispepsi öyküsü bulunan hastalar,

Geçmişte uygulanan NSAİİ tedavisiyle ilişkili gastrointestinal kanama veya perforasyon

öyküsü olan hastalar,

Diğer aktif kanama veya kanama bozukluğu olan hastalar,

Crohn hastalığı veya ülseratif koliti olan hastalar,

Şiddetli kalp yetmezliği olan hastalar,

Orta veya şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalar (kreatinin klerensi ≤59 ml/dak),

Şiddetli karaciğer yetmezliği olan hastalar (Child-Pugh skoru 10-15),

Hemorajik diyatez veya diğer pıhtılaşma bozukluğu olan hastalar,

Şiddetli dehisratasyonu olan hastalarda (kusma, diyare veya yetersiz sıvı alımı sebebiyle),

Gebeliğin 3. trimestrinde ve laktasyon döneminde (bkz. Bölüm 4.6),

KETAVEL, koroner arter bypass greft (KABG) cerrahisi durumunda perioperatif ağrı

tedavisinde kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.4).

KETAVEL’in etanol içermesinden dolayı nöraksial (intratekal veya epidural) yolla alımı

kontrendikedir.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Kardiyovasküler risk:

NSAİİ’ler ölümcül olabilecek kardiyovasküler trombotik olaylar, miyokard infarktüsü ve

inme riskinde artışa neden olabilir. Bu risk, kullanım süresine bağlı olarak artabilir.

Kardiyovasküler hastalığı olan veya kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini taşıyan

hastalarda risk daha yüksek olabilir (bkz. Uyarılar).

KETAVEL, koroner arter bypass greft (KABG) ameliyatı durumunda perioperatif ağrı

tedavisinde kontrendikedir (bkz. Uyarılar).

Gastrointestinal (Gİ) risk:

NSAİİ’ler kanama, ülserasyon, mide veya barsak perforasyonu gibi ölümcül olabilecek ciddi

Gİ advers etkilere yol açarlar. Bu advers olaylar herhangi bir zamanda, önceden uyarıcı bir

semptom

vererek

veya

vermeksizin

ortaya

çıkabilirler.

Yaşlı

hastalar

ciddi

etkiler

bakımından daha yüksek risk taşımaktadırlar (bkz. Uyarılar).

4 / 19

Çocuklarda ve adolesanlarda kullanım güvenilirliği tespit edilmemiştir.

Alerji hikâyesi olan hastalarda kullanırken dikkatli olunmalıdır.

KETAVEL’in

siklooksijenaz-2

selektif

inhibitörleri

içeren

NSAİİ’lerle

birlikte

kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Semptomları kontrol etmek için gerekli en kısa sürede en düşük etkili doz kullanılarak

istenmeyen etkiler en aza indirilebilir (bkz. Bölüm 4.2 ve aşağıda açıklanan gastrointestinal ve

kardiyovasküler riskler).

Gastrointestinal

(Gİ)

etkiler-ülserasyon,

kanama

veya

perforasyon

riski:

Önceden

uyarıcı

belirtiler

veya

geçmişte

ciddi

gastrointestinal

olay

öyküsü

olup

olmadığına

bakılmaksızın tedavi süresince herhangi bir zamanda NSAİİ’ler ile ilişkili olarak ölümcül

olabilen gastrointestinal kanama, ülser ve perforasyon olguları bildirilmiştir. KETAVEL alan

hastalarda

gastrointestinal

kanama

ülser

meydana

geldiğinde

tedavi

kesilmelidir.

Özellikle de kanama veya perforasyonun eşlik ettiği ülser öyküsü olan hastalarda (bkz. Bölüm

4.3)

yaşlı

bireylerde

NSAİİ

dozu

arttırıldıkça

gastrointestinal

kanama,

ülser

veya

perforasyon riski artmaktadır.

NSAİİ ile tedavi sırasında ciddi bir Gİ advers olay gelişen her beş hastadan yalnızca biri

semptomatiktir. NSAİİ’ler nedeniyle üst Gİ ülser, majör kanama veya perforasyonların, 3 ila

6 ay süreyle tedavi edilen hastaların yaklaşık %1’inde, bir yıl tedavi gören hastaların ise

yaklaşık

%2-4’ünde

meydana

geldiği

görülmektedir.

Uzun

süreli

tedavi

sırasında

eğilimlerin devam etmesi, hastanın tedavisinin herhangi bir safhasında ciddi bir Gİ olay

gelişme olasılığını arttırmaktadır. Bununla birlikte, kısa süreli tedavi dahi risksiz değildir.

NSAİİ kullanan, önceden peptik ülser ve/veya Gİ kanama hikâyesine sahip hastalarda, bu risk

faktörlerine

sahip

olmayan

hastalara

kıyasla

kanama

gelişme

riski

fazladır.

NSAİİ’ler ile tedavi edilen hastalarda Gİ kanama riskini arttırabilecek diğer faktörler; oral

kortikosteroidlerle tedavi, antikoagülanlarla tedavi, NSAİİ’ler ile tedavinin uzaması, sigara

kullanımı, alkol kullanımı, ilerlemiş yaş ve genel sağlık durumunun kötü olması.

Advers bir Gİ olayın potansiyel riskini en aza indirmek için, hastalar mümkün olan en kısa

süreyle ve en düşük etkili NSAİİ dozu ile tedavi edilmelidir. Hastalar ve hekimler NSAİİ

tedavisi

sırasında

ülserasyon

kanama

belirti

semptomları

açısından

dikkatli

olmalıdırlar ve eğer ciddi Gİ olaylardan şüphelenirse hemen ek bir değerlendirme yapılmalı

ve ek bir tedaviye başlanmalıdır. Eğer ciddi advers olay ortadan kalkmazsa, NSAİİ tedavisi

durdurulmalıdır. Yüksek risk grubundaki hastalarda, NSAİİ’leri içermeyen alternatif tedaviler

planlamalıdır.

Yaşlılar: Yaşlılarda özellikle ölümcül olabilecek gastrointestinal kanama ve perforasyon

olmak üzere NSAİİ kaynaklı advers reaksiyon sıklığı artmıştır (bkz. Bölüm 4.2). Bu hastalar

tedaviye uygun olan en düşük dozda başlamalıdır.

5 / 19

Tüm NSAİİ’lerde olduğu gibi, deksketoprofen trometamol ile tedaviye başlamadan önce

tamamen iyileşmiş olduklarından emin olmak için özofajit, gastrit ve/veya peptik ülser

öyküsü araştırılmalıdır. Gastrointestinal semptomları veya gastrointestinal hastalık hikayesi

olan hastalar sindirim bozuklukları, özellikle gastrointestinal kanama açısından izlenmelidir.

Bu hastalarda ve eş zamanlı düşük doz asetilsalisilik asit veya gastrointestinal riski arttırma

olasılığı bulunan diğer ilaçları kullanması gereken hastalarda koruyucu ajanlarla yapılan

kombinasyon

tedavisi

(örneğin,

misoprostol

veya

proton

pompası

inhibitörleri)

düşünülmelidir (bkz. Aşağıdaki kısım ve Bölüm 4.5).

Özellikle

yaşlılar

olmak

üzere

gastrointestinal

toksisite

öyküsü

olan

hastalar

özellikle

tedavinin

başlangıç

evrelerindeki

olağan

dışı

abdominal

semptomları

(özellikle

gastrointestinal kanama) bildirmelidir.

Oral

kortikosteroidler,

varfarin

benzeri

antikoagülanlar,

selektif

serotonin

geri

alım

inhibitörleri veya asetilsalisilik asit benzeri anti-platelet ajanlar gibi ülser veya kanama riskini

arttırabilecek ilaçları eş zamanlı alan hastalarda dikkatli olunması önerilmelidir (bkz. bölüm

4.5).

Tüm

selektif

NSAİİ’ler

trombosit

agregasyonunu

baskılayabilirler

prostaglandin

sentezi inhibisyonu ile kanama süresini uzatabilirler. Postoperatif dönemde düşük moleküler

ağırlıklı

heparinin

profilaktik

dozları

birlikte

deksketoprofen

trometamol

kullanımı,

kontrollü

klinik

çalışmalarda

değerlendirilmiştir

koagülasyon

parametreleri

üzerinde

herhangi bir etkisine rastlanmamıştır. Yine de, varfarin, diğer kumarinler ya da heparinler gibi

hemostazı

etkileyen

tedaviler

alan

hastalar,

deksketoprofen

trometamol

kullanmışlarsa

dikkatle izlenmelidirler (bkz. Bölüm 4.5).

NSAİİ tedavisiyle ilişkili sıvı tutulumu ve ödem bildirildiğinden hipertansiyon ve/veya hafif –

orta şiddette konjestif kalp yetmezliği öyküsü bulunan hastalarda uygun takibin ve önerilerin

yapılması gereklidir.

Klinik araştırmalar ve epidemiyolojik veriler bazı NSAİİ’lerin (özellikle yüksek dozda ve

uzun süreli tedavide) kullanımının arteriyel trombotik olaylarda (örneğin miyokard enfarktüsü

veya inme) hafif bir risk artışı ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Deksketoprofen

Trometamol açısından bu riski hariç tutacak yeterli veri bulunmamaktadır.

Renal etkiler

Uzun süreli NSAİİ kullanımı renal papiller nekroz ve diğer renal hasarlara yol açmaktadır.

Ayrıca, renal prostaglandinler renal perfüzyonun idamesinde kompanse edici bir rol oynadığı

için, hastalarda renal toksisite de görülmüştür. Bu durumdaki hastalara NSAİİ uygulanması

prostaglandin sentezinde ve ikincil olarak da renal kan akımında doza bağlı bir azalmaya

sebep

olabilmekte,

renal

dekompansasyonu

hızlandırabilmektedir.

Böyle

reaksiyonun gözlenme riskinin çok yüksek olduğu hastalar böbrek fonksiyonlarında bozulma,

6 / 19

kalp yetmezliği, karaciğer disfonksiyonu olanlar, diüretik ve anjiyotensin dönüştürücü enzim

(ADE) inhibitörü kullananlar ve yaşlılardır.

NSAİİ

tedavisinin

durdurulmasının

ardından

genellikle

tedavi

öncesi

duruma

geri

dönülmektedir.

Tüm NSAİİ’lerde olduğu gibi deksketoprofen trometamol plazma üre azotunu ve kreatinini

arttırabilir.

Diğer

prostaglandin

sentez

inhibitörlerinde

olduğu

gibi,

glomerüler

nefrit,

interstisyel nefrit, renal papillar nekroz, nefrotik sendrom ve akut renal rahatsızlığa neden

olabilen renal sistem yan etkileri ile ilişkilendirilebilir.

İlerlemiş böbrek hastalıkları:

KETAVEL, orta – şiddetli renal bozukluğu olan hastalarda (keratin klerensi ≤ 59 ml/dk)

kontrendikedir.

Kardiyovasküler etkiler:

Kardiyovasküler trombotik olaylar:

Çok

sayıda

selektif

non-selektif

COX-2

inhibitörü

yapılan,

yıla

varan

klinik

çalışmalarda

ölümcül

olabilen,

ciddi

kardiyovasküler

(KV)

trombotik

olay,

miyokard

infarktüsü ve inme riskinde artma olduğu görülmüştür. Selektif veya non-selektif COX-2

inhibitörü tüm NSAİİ’ler benzer risk taşıyabilir. Kardiyovasküler hastalığı olduğu veya

kardiyovasküler hastalık riski taşıdığı bilinen hastalar daha yüksek risk altında olabilir. NSAİİ

tedavisi gören hastalarda advers kardiyovasküler olay görülme riski olasılığını azaltmak için

en düşük etkili doz, mümkün olan en kısa süreyle kullanılmalıdır. Önceden görülmüş bir

kardiyovasküler semptom olmasa bile hekim ve hasta bu tür olayların gelişmesine karşı tetikte

olmalıdır. Hasta, ciddi kardiyovasküler olayların semptomları ve/veya belirtileri ve bunların

görülmesi halinde yapması gerekenler konusunda önceden bilgilendirilmelidir.

Eş zamanlı olarak aspirin kullanımının, NSAİİ kullanımına bağlı artmış ciddi kardiyovasküler

trombotik

olay

riskini

azalttığı

yönünde

tutarlı

kanıt

bulunmamaktadır.

NSAİİ’lerin

aspirinle eş zamanlı olarak kullanımı ciddi Gİ olay görülme riskini arttırmaktadır.

KABG ameliyatını takip eden ilk 10-14 günlük dönemde ağrı tedavisi için verilen bir selektif

COX-2 NSAİİ ile gerçekleştirilen iki geniş kontrollü klinik çalışmada miyokard infarktüsü ve

inme insidansında artış görülmüştür (bkz. Bölüm 4.3).

KETAVEL,

koroner

arter

bypass

greft

(KABG)

ameliyatı

durumunda

perioperatif

ağrı

tedavisinde kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.4).

Kontrol altında olmayan hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği, iskemik kalp hastalığı

gelişmiş,

periferal

arter

hastalığı

ve/veya

serebrovasküler

hastalığı

olan

hastalar

sadece

dikkatli bir değerlendirme yapıldıktan sonra deksketoprofen trometamol ile tedavi edilmelidir.

Kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini (örneğin, hipertansiyon, hiperlipidemi, diabetes

7 / 19

mellitus, sigara içmek) taşıyan hastalarda uzun süreli tedaviye başlamadan önce benzer bir

değerlendirme yapılmalıdır.

Hipertansiyon ve/veya kalp yetmezliği hikâyesi olan insanlarda olduğu gibi hepatik ve/veya

renal fonksiyon bozukluğu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Bu tip hastalarda, NSAİİ

kullanımı renal fonksiyon kötüleşmesi, sıvı tutulumu ve ödemle sonuçlanabilir. Diüretik

tedavi alan veya nefrotoksisite riskinde artış olacağından hipovolemi gelişen hastalarda da

dikkatli olunmalıdır. Kalp

yetmezliği tetikleme riskindeki

artıştan dolayı özellikle daha

önceden kalp yetmezliği hikâyesi olan hastalar olmak üzere kardiyak rahatsızlık hikâyesi olan

hastalarda özellikle dikkatle uygulanmalıdır.

Hipertansiyon:

Diğer tüm NSAİİ’lerde olduğu gibi, deksketoprofen de hipertansiyon oluşumuna veya daha

önceden

mevcut

olan

hipertansiyonun

kötüleşmesine

neden

olur

durum

kardiyovasküler olay riskinin artmasına neden olabilir. Tiyazid grubu diüretikler ya da kıvrım

diüretikler ile tedavi edilen hastaların NSAİİ’leri kullanırlarken diüretik tedaviye yanıtları

azalabilir.

Deksketoprofen

dâhil,

NSAİİ’ler

hipertansiyonlu

hastalarda

dikkatli

kullanılmalıdır. Deksketoprofen tedavisi başlangıcında ve tedavi seyri boyunca kan basıncı

(KB) yakından izlenmelidir.

Konjestif kalp yetmezliği ve ödem:

Deksketoprofen dahil NSAİİ’ler ile tedavi edilen bazı hastalarda sıvı retansiyonu (tutulumu)

ve ödem gözlenmiştir. Bu nedenle deksketoprofen sıvı retansiyonu veya kalp yetmezliği olan

hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Deri reaksiyonları

Deksketoprofen de dâhil olmak üzere NSAİİ’lerin kullanımıyla ilişkili olarak çok nadir

eksfolyatif dermatit, Stevens- Johnson sendromu (SJS) ve toksik epidermal nekrolizi (TEN)

de içeren ve bazıları ölümcül olan ciddi deri reaksiyonları bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.8). Bu

ciddi olaylar herhangi bir uyarı olmaksızın oluşabilir. Hastalar ciddi deri reaksiyonlarının

işaret ve semptomları konusunda önceden bilgilendirilmelidirler ve kaşıntı, mukozal lezyonlar

veya diğer aşırı duyarlılık belirtileri ilk görüldüğü anda KETAVEL derhal kesilmelidir.

İstisna olarak, suçiçeği, ciddi kutanöz ve enfeksiyöz yumuşak doku komplikasyonlarının

kaynağı olabilir. Bugüne kadar, NSAİİ’lerin bu enfeksiyonların kötüye gitmesine olan katkısı

göz

ardı

edilmemiştir.

Dolayısıyla

suçiçeği

durumunda

KETAVEL

kullanılmaması

önerilmektedir.

Anafilaktoid reaksiyonlar:

Diğer NSAİİ’ler ile olduğu gibi deksketoprofen ile de, ilaca daha önceden maruz kalıp

kalmadığı

bilinmeyen

bazı

hastalarda,

anafilaktoid

reaksiyonlar

görülebilir.

KETAVEL,

aspirin triadı (Astımlılarda görülen analjezik intolerans veya asetilsalisilik asit intoleransına

(ASAİ)

“Aspirin

triadı”

denilmektedir.)

olan

hastalara

verilmemelidir.

semptom

kompleksi, tipik olarak, nazal polipli ve polipsiz riniti olan veya aspirin ya da NSAİİ

8 / 19

kullanmalarının ardından şiddetli ve ölümcül olabilen bronkospazm görülen astımlı hastalarda

ortaya çıkmaktadır. (bkz. Bölüm 4.3. ve Bölüm 4.4 Özel kullanım uyarıları ve önlemleri -

Önceden varolan astım). Anafilaktoid reaksiyon görüldüğünde acil servise başvurulmalıdır.

Hamilelik:

Gebeliğin üçüncü trimesterinde diğer NSAİİ’ler gibi deksketoprofen de kullanılmamalıdır;

çünkü duktus arteriozusun (anne karnında açık olup doğumu takiben kapanması gereken,

kalpten

çıkan

büyük

atardamar

[aort

pulmoner

arter]

arasındaki

açıklık)

erken

kapanmasına

neden

olabilir.

KETAVEL,

gebeliğin

trimesterinde

laktasyonda

kontrendikedir.

KETAVEL, hematopoetik bozukluklar, sistemik lupus eritematozus veya karışık bağ dokusu

hastalığı olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Diğer NSAİİ’ler gibi, deksketoprofen infeksiyöz hastalıkların semptomlarını maskeleyebilir.

NSAİİ’lerin kullanımı ile geçici yumuşak doku enfeksiyonları agregasyonu izole vakalarda

bildirilmiştir. Bu yüzden tedavi sırasında bakteriyel enfeksiyon belirtilerinin ortaya çıkması

veya ağırlaşması durumunda, hastanın vakit kaybetmeden bir doktora başvurması tavsiye

edilir.

Her bir KETAVEL 5 ml bira veya 2.08 ml şaraba eşdeğer 200 mg etanol içermektedir.

Alkolizm şikâyeti bulunanlar için zararlıdır. Karaciğer hastalığı ya da epilepsi gibi yüksek risk

grubundaki hastalar için dikkate alınmalıdır.

Bu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)’dan az sodyum ihtiva eder; yani esasında

“sodyum içermez”.

Önlemler

Genel:

Deksketoprofenin kortikosteroid yerine geçmesi veya kortikosteroid eksikliğini tedavi etmesi

beklenmemelidir. Kortikosteroidlerin aniden durdurulması, hastalığın alevlenmesine sebep

olabilir. Uzun süreli kortikosteroid tedavisi görmekte olan hastalar, kortikosteroid tedavisinin

durdurulmasına karar verilmesi halinde, tedavilerini yavaş ve kademeli olarak azaltmalıdır.

KETAVEL’in ateş ve enflamasyonu azaltmadaki farmakolojik aktivitesi, infeksiyöz olmadığı

düşünülen ağrılı durumların komplikasyonlarının saptanmasında kullanılan tanısal belirtilerin

yararlanabilirliğini azaltabilir.

Hepatik etkiler:

Tüm diğer NSAİİ’ler gibi, bazı karaciğer parametrelerinde geçici küçük artışlara ve SGOT ve

SGPT’de anlamlı artışlara neden olabilir. Bu gibi parametrelerde ilişkili artışlar olduğunda

tedavi sona erdirilmelidir.

Deksketoprofen de dâhil olmak üzere NSAİİ alan hastaların %15 kadarında bir veya daha

fazla

karaciğer

testinde

üst

sınıra

kadar

yükselmeler

meydana

gelebilir.

laboratuar

9 / 19

anomalileri ilerleyebilir, değişmeden kalabilir veya tedaviye devam edildiğinde kendiliğinden

geçebilir. NSAİİ’ler ile gerçekleştirilen klinik çalışmalarda hastaların yaklaşık %1’inde ALT

ve AST aktivitelerinde ciddi artışlar (normal düzeyin üst limitinin üç katı veya daha fazla)

bildirilmiştir. Ayrıca, seyrek olarak, sarılık ve ölümcül fulminan hepatit, karaciğer nekrozu ve

karaciğer yetmezliği gibi, bazıları ölümle sonuçlanmış şiddetli hepatik reaksiyon vakaları da

bildirilmiştir.

Karaciğer bozukluğu semptomuna işaret eden rahatsızlığı olan veya anormal karaciğer test

sonucu olan hastalarda, deksketoprofen ile tedavi sırasında daha ciddi hepatik reaksiyon

olaylarının gelişmiş olabileceği açısından değerlendirilmelidir. Anormal karaciğer fonksiyon

testleri

sebat

eder

veya

kötüleşirse,

karaciğer

hastalığına

uygun

klinik

belirtiler

veya

semptomlar gelişirse veya diğer belirtiler (örneğin; eozinofili, deri döküntüleri vb.) görülürse

KETAVEL ile tedavi durdurulmalı ve uygun tetkikler istenmelidir.

Hematolojik etkiler:

Deksketoprofen de dâhil olmak üzere NSAİİ alan hastalarda bazen anemi görülür. Bunun

nedeni sıvı retansiyonu, gizli veya bariz Gİ kan kaybı veya eritropoez üzerindeki tam olarak

tanımlanamayan bir etki olabilir. Deksketoprofen de dâhil olmak üzere NSAİİ’ler ile uzun

süreli

tedavi

gören

hastalar,

herhangi

anemi

belirti

veya

semptomu

gösterirlerse

hemoglobin, hematokrit seviyelerini düzenli olarak kontrol ettirmelidirler.

NSAİİ’lerin bazı hastalarda trombosit agregasyonunu inhibe eden kanama süresini uzattıkları

gösterilmiştir. Aspirinin tersine, bunların trombosit fonksiyonu üzerine etkileri kantitatif

açıdan daha az, daha kısa süreli ve geri dönüşümlüdür. Önceden koagülasyon bozukluğu olan

ya da antikoagülan kullanan ve trombosit fonksiyon değişikliklerinden dolayı istenmeyen

etkilerin görülmesi muhtemel hastalar KETAVEL kullanımı sırasında dikkatle izlenmelidir

Önceden var olan astım:

Astımlı hastalarda aspirine duyarlı astım söz konusu olabilir. Aspirine duyarlı olan astımlı

hastalarda

aspirin

kullanımı,

ölümle

sonuçlanabilen

şiddetli

bronkospazmla

ilişkilendirilmiştir. Aspirin duyarlılığı olan bu hastalarda aspirin ile diğer NSAİİ’ler arasında

bronkospazm da dâhil olmak üzere çapraz reaksiyon bildirildiğinden, aspirin duyarlılığının bu

formunun söz konusu olduğu hastalara KETAVEL verilmemeli ve önceden astımı olan

hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Laboratuvar testleri:

Ciddi

sistem

ülserasyonları

kanama,

uyarıcı

semptomlar

olmadan

ortaya

çıkabildiğinden,

hekimler

kanamanın

belirti

semptomları

açısından

hastaları

izlemelidirler. Uzun süreli NSAİİ tedavisi gören hastaların tam kan sayımı ve biyokimya

profilleri periyodik olarak kontrol edilmelidir. Eğer karaciğer ya da renal rahatsızlıkla uyumlu

klinik belirti ve semptomlar gelişirse ya da sistemik belirtiler (örneğin; eozinofili, döküntü

vb.) ortaya çıkarsa ya da karaciğer fonksiyon testleri anormal çıkarsa ya da kötüleşirse

KETAVEL tedavisi durdurulmalıdır.

10 / 19

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Aşağıdaki

etkileşmeler

genelde

tüm

non-steroidal

antiinflamatuar

(NSAİİ)

ilaçlar

için

geçerlidir:

Önerilmeyen kombinasyonlar:

Yüksek doz silikatlar da (≥ 3 g/gün) dâhil olmak üzere diğere NSAİİ’ler: Sinerjitik etkiyle

gastrointestinal ülser ve kanama riskini arttırabileceklerinden, birkaç NSAİİ’nin eşzamanlı

kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Antikoagülanlar:

Deksketoprofenin

plazma

proteinlerine

yüksek

oranda

bağlanması,

platelet

fonksiyonunu

inhibe

etmesi

gastroduodenal

mukoza

hasarına

açması

nedeniyle

NSAİİ’ler

varfarin

benzeri

anti-koagülanların

etkilerini

arttırabilirler

(bkz.

Bölüm 4.4). Eğer kombinasyondan kaçınılamıyorsa, yakın klinik gözlem yapılmalı ve

laboratuvar değerleri takip edilmelidir.

Heparinler: Hemoraji riski artar (trombosit fonksiyonu inhibisyonu ve gastroduodenal

mukoza

hasarına

bağlı

olarak).

Eğer

kombinasyondan

kaçınılamıyorsa,

yakın

klinik

gözlem yapılmalı ve laboratuar değerleri takip edilmelidir.

Kortikosteroidler: Gastrointestinal ülser veya kanama riskinde artış (bkz. Bölüm 4.4).

Lityum (birçok NSAİİ’lerle tanımlanmıştır): NSAİİ’ler kan lityum düzeylerini (lityumun

böbreklerle atılımını azaltarak) arttırırlar ve toksik düzeylere ulaşmasına neden olabilirler.

Dolayısıyla, bu parametre, deksketoprofen ile tedavinin başlangıcı, doz ayarlanması ve

kesilmesi sırasında izlemeyi gerektirir.

Metotreksatın 15 mg/hafta veya daha yüksek dozlarda kullanılması: Antiinflamatuvar

ajanlarla kullanımı, metotreksatın renal klirensinin azalmasına bağlı olarak hematolojik

toksisitesinde artışa neden olur.

Hidantoinler ve sülfonamidler: Bu bileşiklerin toksik etkileri artabilir.

Dikkat gerektiren kombinasyonlar:

Diüretikler, ADE inhibitörleri, antibakteriyel aminoglikozitler ve anjiyotensin II reseptör

antagonistleri: Deksketoprofen, diüretiklerin ve diğer antihipertansif ürünlerin etkisini

azaltabilir. Böbrek fonksiyonu kompromize olan bazı hastalarda (örn. dehidrate hastalar ya

da böbrek fonksiyonu bozuk kompromize yaşlı hastalar), siklo-oksijenazı inhibe eden

ajanlar

inhibitörleri

anjiyotensin

reseptör

antagonistlerin

veya

antibakteriyel aminoglikozitlerin birlikte kullanılması, böbrek fonksiyonunun genellikle

geri dönüşlü olacak şekilde daha da bozulmasına neden olabilir. Deksketoprofen ile bir

diüretiğin

birlikte

reçetelendirildiği

durumlarda

hastaların

yeterli

düzeyde

hidrate

olduklarından emin olunmalı ve tedavinin başlangıcında renal fonksiyonlar izlenmelidir

(bkz. Bölüm 4.4).

Metotraksatın

mg/hafta’dan

daha

düşük

dozlarda

kullanılması:

Genelde

antiinflamatuvar bileşiklerle renal klerensinin azaltılmasına bağlı olarak metotreksatın

hematolojik toksisitesi artar. Kombinasyonun ilk haftalarında kan sayımı haftalık olarak

izlenmelidir.

Hafif

renal

fonksiyon

bozukluğu

olan

durumlarla,

yaşlılarda

izleme

arttırılmalıdır.

Pentoksifilin: Kanama riskinde artış olabilir. Klinik izleme arttırılmalı ve kanama zamanı

11 / 19

daha sık kontrol edilmelidir.

Zidovudin:

NSAİİ

alımına

başlandıktan

hafta

sonra

oluşan

şiddetli

anemi

retikülositler üzerindeki etkiyle kırmızı hücre toksisitesinde artma riski vardır. NSAİİ’ler

ile tedaviye başladıktan bir iki hafta sonra tam kan ve retikülosit sayısı kontrol edilmelidir.

Sülfonilüreler:

NSAİİ’ler,

plazma

proteinlerine

bağlanma

yerlerinden

uzaklaştırarak

sülfonilürelerin hipoglisemik etkilerini artırabilirler.

Göz önünde bulundurulması gereken kombinasyonlar:

Beta-blokerler: Bir NSAİİ ile tedavi, prostaglandin sentezinde azalma ile antihipertansif

etkilerini azaltabilir.

Siklosporin

takrolimus:

NSAİİ’lerin

renal

prostaglandin

aracılıklı

etkileriyle

nefrotoksisite artabilir. Kombinasyon tedavisi sırasında renal fonksiyonlar ölçülmelidir.

Trombolitikler: Kanama riskinde artma.

Anti-platelet ajanlar ve selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar): Gastrointestinal

kanama riskinde artış (bkz. Bölüm 4.4).

Probenesid:

Deksketoprofenin

plazma

konsantrasyonları

artabilir;

etkileşme

renal

tübüler sekresyon bölgesindeki inhibitör bir mekanizmaya ve

glukuronokonjugasyona

bağlı olabilir ve deksketoprofen dozunun ayarlanmasını gerektirir.

Kardiyak glikozidler: NSAİİ’ler plazma glikozid konsantrasyonunu arttırabilirler.

Mifepriston: Prostaglandin sentez inhibitörlerinin, mifepristonun etkinliğini değiştirmesi

teorik bir risk taşıdığından, NSAİİ’ler mifepriston alımından sonraki 8-12 gün içinde

kullanılmamalıdır.

Kinolon antibiyotikleri: Hayvan deneklerinden elde edilen veriler, NSAİİ’ler ile birlikte

yüksek

dozda

kinolon

alımının,

konvülsiyonların

gelişme

riskini

artırabileceğini

göstermektedir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Pediyatrik popülasyon:

KETAVEL’in

çocuklarda

adolesanlarda

yapılmış

çalışmaları

bulunmamaktadır.

nedenle güvenilirliği ve etkinliği kanıtlanmamıştır.

4.6. Gebelik ve Laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik Kategorisi: 1. ve 2. trimesterde C; 3. Trimesterde D’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar uygun bir doğum kontrolü uygulamalıdır.

Gebelik dönemi

KETAVEL’in hamilelliğin üçüncü trimestrinde kullanılması kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.3).

Prostaglandin sentezi inhibisyonu, hamileliği ve/veya embriyo-fetal gelişimi olumsuz yönde

etkileyebilir. Epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen veriler hamileliğin erken döneminde

12 / 19

prostaglandin

sentezi

inhibitörlerinin

kullanılmasından

sonra

düşük

kardiyak

malformasyon riskinde artışla ilgili bir kaygıyı ortaya çıkarmışlardır. Mutlak kardiyovasküler

malformasyon riski %1’in altında iken, yaklaşık %1.5 düzeyine yükselmiştir. Doz arttıkça ve

tedavi süresi uzadıkça riskin arttığı düşünülmektedir.

Kesin gerekli olmadıkça, gebeliğin birinci ve ikinci trimesterinde, deksketoprofen trometamol

verilmemelidir. Deksketoprofen trometamol gebelik planlayan, gebeliğin birinci veya ikinci

trimesterindeki hastalar tarafından kullanılacaksa, tedavi dozu mümkün olduğunca düşük

olmalı ve tedavi süresi mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır.

Gebeliğin

üçüncü

trimesterinde,

tüm

prostaglandin

sentezi

inhibitörleri

fetüsü

aşağıdaki

risklerle karşı karşıya getirirler:

kardiyopulmoner

toksisite

(duktus

arteriozusun

erken

kapanması

pulmoner

hipertansiyon);

Oligohidramniyozun

eşlik

ettiği

böbrek

yetmezliğine

ilerleyebilen

böbrek

fonksiyon

bozukluğu;

Gebeliğin sonunda ise anne ve yeni doğan aşağıdaki risklerle karşı karşıya kalabilir:

Oldukça

düşük

dozlarda

dahi

görülebilen

anti-agregasyon

etki

nedeniyle

kanama

zamanının olası uzaması;

Geç

veya

uzamış

doğum

eylemine

neden

olabilecek

şekilde

uterus

kasılmalarının

inhibisyonu

Laktasyon dönemi

KETAVEL emzirme döneminde kontrendikedir.

Deksketoprofenin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir.

Üreme yeteneği / Fertilite

Diğer NSAİİ’ler gibi, deksketoprofen trometamol kullanımı kadın fertilitesinde bozukluğa

sebep olabilir ve hamile kalmaya çalışan kadınlarda önerilmez. Hamile kalmakta güçlük

çeken ya da infertilite açısından araştırılmakta olan kadınlarda, deksketoprofen trometamol

kullanımının bırakılması düşünülmelidir. Açıkça gerekli olmadığı takdirde, deksketoprofen

hamileliğin birinci ve ikinci trimesterinde kullanılmamalıdır.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Baş dönmesi ve uyuşukluk oluşabileceğinden, KETAVEL araç ve makine kullanma yeteneği

üzerinde hafif ya da orta derecede etkisi olabilir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Parenteral deksketoprofen ile yapılan klinik çalışmalarda deksketoprofen trometamol ile

ilişkili olma olasılığı bulunduğu rapor edilen ayrıca deksketoprofen trometamolün ruhsatının

alınmasından sonra bildirilen advers reaksiyonlar aşağıda tablo şeklinde gösterilmekte olup

reaksiyonlar sistem organ sınıfına göre düzenlenip görülme sıklığına göre sıralanmışlardır.

13 / 19

SİSTEM ORGAN

SINIFI

Yaygın

(≥1/100-<1/10)

Yaygın olmayan

(≥l/1.000-<1/100)

Seyrek

(≥1/10.000- <1/100)

Çok seyrek izole

bildirimler

(< 1/10.000)

Kan ve lenf sistemi

hastalıkları

Anemi

Nötropeni,

Trombositopeni

Bağışıklık

sistemi

hastalıkları

Larinjial ödem

Anafilaktik

reaksiyon,

anafilaktik şok

Metabolizma

beslenme hastalıkları

Hiperglisemi,

hipogilisemi,

hipertrigliseridemi,

anoreksi

Psikiyatrik

hastalıklar

Uykusuzluk

Sinir

sistemi

hastalıkları

Baş

ağrısı,

baş

dönmesi,

uyuklama

Parestezi, senkop

Göz hastalıkları

Bulanık görme

Kulak

kulak

hastalıkları

Kulak çınlaması

Kardiyak hastalıklar

Ekstrasistol,

taşikardi

Vasküler hastalıklar

Hipotansiyon,

yüzde kızarıklık

Hipertansiyon,

yüzeysel

tromboflebit

Solunum,

göğüs

bozuklukları

mediastinal

hastalıklar

Bradipne

Bronkospazm,

dispne

Gastrointestinal

hastalıklar

Bulantı, kusma,

Karın

ağrısı,

dispepsi,

diyare,

kabızlık,

kusma,

ağız

kuruluğu

Peptik

ülserasyon,

peptik

ülser

kanaması

veya

perforasyonu

(bkz.

Bölüm 4.4)

Pankreas iltihabı

Hepatobiliyer

hastalıklar

Hepatit, sarılık

Hepatik hasar

14 / 19

Deri

deri

altı

doku hastalıkları

Dermatit,

prurit,

deri

döküntüsü,

terleme artışı

Ürtiker, akne

Stevens

Johnson

sendromu,

toksik

epidermal

nekroliz

(Lyell

sendromu),

anjiyo ödem,

yüzde

ödem,

fotosensitivite

reaksiyonları

Kas-iskelet

bozuklukları,

bağ

doku

kemik

hastalıkları

sertleşmesi,

eklem

sertleşmesi,

krampları,

ağrısı

Böbrek ve idrar yolu

hastalıkları

Akut

renal

yetmezlik,

poliüri,

böbrek

ağrısı,

ketonüri, proteinüri

Nefrit veya nefrotik

sendrom

Üreme

sistemi

meme hastalıkları

Adet

dönemi

bozuklukları, prostat

bozuklukları

Genel

bozukluklar

uygulama

bölgesine

ilişkin

hastalıklar

Enjeksiyon

yeri

ağrısı,

inflamasyon

içeren

enjeksiyon

yeri

reaksiyonları,

morarma

veya

kanama

Isı

artışı,

yorgunluğu,

ağrı,

soğuk hissi

Sertlik,

periferal

ödem

Araştırmalar

Karaciğer

fonksiyon

testlerinde

anormallikler

Gastrointestinal: En sık gözlemlenen advers olaylar gastrointestinal özelliktedirler. Özellikle

yaşlılarda

olmak

üzere

bazen

ölümcül

seyredebilen

peptik

ülser,

perforasyon

veya

gastrointestinal kanama meydana gelebilmektedir (bkz. Bölüm 4.4). İlacın kullanımından

sonra bulantı, kusma, diyare, flatulans, kabızlık, dispepsi, karın ağrısı, melena, hematemez,

ülseratif stomatit, kolit ve Crohn hastalığında kötüleşme (bkz. Bölüm 4.4) bildirilmiştir. Daha

nadiren gastrit gözlenmiştir.

NSAİİ tedavisiyle ilişkili olarak ödem, hipertansiyon ve kalp yetmezliği bildirilmiştir.

15 / 19

Diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi aşağıdaki istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir: Belirgin olarak

sistemik lupus eritematozus veya karışık bağ dokusu hastalığı olan hastalarda oluşabilen

aseptik menenjit; ve hematolojik reaksiyonlar (purpura, aplastik ve hemolitik anemi ve

nadiren agranülositoz ve medullar hipoplazi).

Stevens Johnson Sendromu ve Toksik Epidermal Nekroliz (oldukça nadir) dâhil büllöz

reaksiyonlar bildirilmiştir.

Klinik araştırmalar ve epidemiyolojik veriler bazı NSAİİ’lerin (özellikle yüksek dozda ve

uzun

süreli

tedavide)

kullanılmasına

arteriyel

trombotik

olaylarda

(örneğin

miyokard

enfarktüsü veya inme) hafif risk artışının eşlik edebildiğini ileri sürmektedir (bkz. Bölüm 4.4).

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir.

(www.titck.gov.tr;

e-posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9. Doz aşımı

Aşırı

dozu

takiben

ortaya

çıkan

semptomlar

bilinmemektedir.

Benzer

tıbbi

ürünler,

gastrointestinal

(kusma,

anoreksi,

abdominal

ağrı)

nörolojik

(uyuşukluk,

vertigo,

dezoryantasyon, başağrısı) rahatsızlıklara neden olmuştur.

Kazara veya fazla alımı veya uygulanması durumunda hastanın klinik durumuna göre acilen,

semptomatik tedavi uygulanmalıdır.

Deksketoprofen trometamol diyaliz ile uzaklaştırılabilir.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmasötik grubu: Propiyonik asit türevi

ATC kodu: M01AE17

Deksketoprofen

trometamol

S-(+)-2-(3-benzoilfenil)

propiyonik

asidin

trometamin

tuzu,

non-steroidal antiinflamatuvar ilaç (NSAİİ) grubuna dâhil analjezik, antiinflamatuvar ve

antipiretik bir ilaçtır.

Etki mekanizması

Deksketoprofen

trometamolün

etki

mekanizması,

siklooksijenaz

yolu

inhibisyonuyla

prostaglandin sentezinin inhibisyonu ile ilgilidir.

Özellikle, araşidonik asidin PGE

, PGE

, PGF

ve PGD

prostaglandinleri ve ayrıca PGI

prostasiklin ve tromboksanları (TxA2 ve TxB2) üreten siklik endoperoksitler PGG

16 / 19

’ye dönüşümü inhibe olur. Ayrıca, prostaglandin sentezinin inhibisyonu, kinin gibi diğer

inflamasyon mediyatörlerini de etkileyerek, direkt etkiye ek indirekt bir etkiye de neden olur.

Farmakodinamik etkiler

Deksketoprofenin hayvan ve insanlar üzerindeki deneylerde COX-1 ve COX-2 aktivitelerinin

inhibitörü olduğu gösterilmiştir.

Klinik etkililik ve güvenlilik

Çeşitli

ağrı

modellerinde

yapılan

klinik

çalışmalar,

deksketoprofen

trometamolün

etkin

analjezik etkisi olduğunu göstermiştir.

Orta

şiddetli

ağrıların

giderilmesinde

olarak

kullanılan

deksketoprofen

trometamolün analjezik etkinliği, kas-iskelet sistemi ağrılarında (akut bel ağrısı modeli) ve

renal kolikte olduğu kadar cerrahi ağrı modellerinde (ortopedik ve jinekolojik cerrahi/mide

cerrahisi) de incelenmiştir.

Yapılan

çalışmalarda

analjezik

etki

hızlı

başlamış

dakika

içinde

yüksek

seviyesine erişmiştir. 50 mg deksketoprofen alımından sonraki analjezik etki süresi genellikle

8 saattir.

Postoperatif ağrı ile ilgili klinik çalışmalar, deksketoprofen trometamolün opioidler ile birlikte

kullanıldığında

opioid

ihtiyacını

önemli

ölçüde

azalttığını

göstermiştir.

Hastaların

kontrolündeki

analjezik

cihaz

vasıtasıyla

morfin

aldığı

postoperatif

ağrı

giderme

konusundaki

çalışmada,

deksketoprofen

tedavi

görmekte

olan

hastalar,

plasebo

grubunda bulunan hastalara göre anlamlı bir şekilde daha az morfine (%30-45 arası daha az)

ihtiyaç duymuşlardır.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Emilim:

Deksketoprofen trometamolün IM yolla verilmesinden sonra, doruk konsantrasyonuna 20

dakikada erişilmektedir (10 ile 45 dakika arasındadır). 25 ile 50 mg arasındaki tek doz için,

eğrinin altında kalan alanın (EAA), hem IM hem de IV kullanımlardan sonra doza orantılı

olduğu kanıtlanmıştır.

Çok dozlu farmakokinetik çalışmalarda, son IM veya IV enjeksiyon sonrasındaki C

maks

değerlerinin

dozun

alınmasından

sonra

elde

edilenlerden

farklı

olmadığı

gözlenmiştir. Bu durum vücutta ilaç birikiminin olmadığını göstermektedir.

Dağılım:

Plazma proteinlerine yüksek düzeyde bağlanan (%99) diğer ilaçlarda olduğu gibi, dağılım

hacminin ortalama değeri 0.25 L/kg’dan düşüktür. Dağılım yarı ömrü yaklaşık olarak 0.35

saattir.

17 / 19

Biyotransformasvon:

Deksketoprofen trometamolün uygulanmasından sonra idrarda sadece S-(+) enantiyomerinin

elde

edilmesi,

insanlarda

S-(+)

enantiyomerinin,

R-(-)

enantiomerine

dönüşmediğini

göstermektedir.

Eliminasyon:

Eliminasyon

yarı

ömrü

1-2.7

saat

arasında

değişmektedir.

Deksketoprofenin

başlıca

eliminasyon yolu, glukuronid konjügasyonunu izleyen renal atılımdır.

Doğrusallık / Doğrusal olmayan durum:

Deksketoprofen trometamol, intramusküler veya intravenöz uygulamayı takiben sistemik

maruziyet sırasında doza bağlı bir artış ile doğrusal farmakokinetik gösterir.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Yaşlılar:

Tek ve tekrarlanan oral dozlarda sağlıklı yaşlı bireylerde (65 yaş ve üzeri) ilacın vücutta kalış

süresi genç gönüllülere göre anlamlı olarak daha fazladır (%55’e kadar). Bununla beraber,

doruk konsantrasyonları ve doruk konsantrasyonlara ulaşmak için geçen zamanda istatistiksel

olarak anlamlı bir fark yoktur. Tek ve tekrarlanan dozlardan sonra ortalama eliminasyon yarı

ömrü uzamakta (% 48’e kadar) ve total klerens ise azalmaktadır.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Preklinik veriler, güvenlilik farmakolojisi, tekrarlanan doz toksisitesi, genotoksisite, üreme

toksisitesi ve immunofarmakolojinin klasik çalışmalarına dayanarak insanlar için Kısa Ürün

Bilgileri’nin

diğer

bölümlerinde

daha

önce

belirtilenler

dışında

özel

tehlike

göstermemiştir. Fareler ve maymunlar üzerinde yürütülen kronik toksisite çalışmaları, 3

mg/kg/gün’lük bir Gözlenmemiş Advers Etki Düzeyi (NOAEL) vermiştir. Yüksek dozlarda

gözlenen başlıca istenmeyen etki doza bağımlı olarak oluşan gastrointestinal erozyonlar ve

ülserlerdir.

Tüm

NSAİİ’lerin

farmakolojik

sınıfı

için

kabul

edildiği

üzere,

hayvan

modellerde

deksketoprofen trometamol hem indirekt olarak gebelerde gastrointestinal toksisitesi ile hem

de fetüsün gelişmesi üzerinde direkt olarak etki yaparak, embriyo-fötal hayatta kalımda

farklılıklara neden olabilir.

Hayvanlarda,

prostaglandin

sentez

inhibitörü

uygulamasının,

pre-

post-implantasyon

kaybında artış ve embriyo-fetal ölümle sonuçlandığı gösterilmiştir. Ek olarak, organogenez

döneminde

prostaglandin

sentezi

inhibitörü

verilen

hayvanlarda

kardiyovasküler

malformasyonlar

dâhil

çeşitli

malformasyonların

görülme

sıklığında

artış

bildirilmiştir.

Bununla

birlikte,

deksketoprofen

trometamol

gerçekleştirilen

hayvan

çalışmalarında

reprodüktif toksisite görülmemiştir.

18 / 19

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Etanol (%96)

Sodyum klorür

Sodyum hidroksit (pH ayarlaması için)

Enjeksiyonluk su

6.2. Geçimsizlikler

Çökelmeye neden olacağından, KETAVEL, dopamin, prometazin, pentazosin, petidin veya

hidroksizin solüsyonlarının küçük hacimleri ile (örneğin bir enjektörde) karıştırılmamalıdır.

Bölüm 6.6’da ifade edildiği şekilde elde edilen infüzyon için kullanılacak olan seyreltilmiş

çözeltiler, prometazin veya pentazosin ile karıştırılmamalıdır.

Bu ürün Bölüm 6.6’da bahsedilenler dışında başka hiçbir tıbbi ürün ile karıştırılmamalıdır.

6.3. Raf ömrü

24 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

25°C’nin altında oda sıcaklığında saklayınız, ışıktan koruyunuz.

Ampulleri orijinal karton kutularında saklayınız.

KETAVEL 50 mg/2 ml İM/İV enjeksiyonluk çözelti içeren ampul; % 0.9’luk izotonik

sodyum klorür, % 5 dekstroz ve ringer laktat çözeltileri gibi farklı seyreltici çözeltiler ile

30 - 100 mL

arasında

hacme

seyreltildiğinde,

2-8ºC

koşullarında

ışıktan

korunduğunda 2 saat boyunca stabildir.

Ürün seyreltildikten sonra derhal kullanılmalıdır.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

2 ml enjektabl çözelti içeren renkli Tip I cam ampuller (6 ampul).

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi atıkların kontrolü yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve ambalaj atıklarının kontrolü yönetmelikleri”ne uygun olarak imha edilmelidir.

IV yolla uygulanacağı zaman, bir ampul (2 ml) içeriği normal salin, glukoz veya Ringer laktat

solüsyonu ile 30 ile 100 ml arasında bir hacme seyreltilmelidir. Solüsyon aseptik olarak

seyreltilmelidir ve güneş ışığından korunmalıdır (bkz. Bölüm 6.3). Seyreltilmiş çözelti berrak

olmalıdır.

19 / 19

İnfüzyon

için

normal

salin

veya

glukoz

çözeltisinde

seyreltilmiş

çözeltilerin,

enjeksiyon için aşağıdaki ilaçlarla ile uyumlu oldukları gösterilmiştir: dopamin, heparin,

hidroksizin, lidokain, morfin, petidin ve teofilin.

KETAVEL ile seyreltilmiş olan solüsyonlar, plastik ambalajlarda saklandığında veya Etil

Vinil asetat (EVA), Selüloz Propiyonat (CP), Düşük Yoğunluktaki Polietilen (LDPE) veya

Poli Vinil Klorür (PVC) maddelerinden yapılma cihazlar yolu ile verildiğinde, etkin madde ile

saklama ortamı arasında bir etkileşim görülmemiştir.

KETAVEL

kullanımlıktır

kalan

solüsyon

atılmalıdır.

İlacı

uygulamadan

önce

çözeltinin

berrak

renksiz

olduğundan

emin

olmak

için

çözelti

gözle

incelenmelidir,

Partiküllü madde gözleniyorsa kullanılmamalıdır.

7. RUHSAT SAHİBİ

Deva Holding A.Ş.

Halkalı Merkez Mah. Basın Ekspres Cad.

No:1 34303 Küçükçekmece-İSTANBUL

Tel: 0212 692 92 92

Faks: 0212 697 00 24

8. RUHSAT NUMARASI

2014/521

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 01.07.2014

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

7-11-2018

Several store-brand pain or sinus relief tablets recalled because consumers may be unable to access important safety information

Several store-brand pain or sinus relief tablets recalled because consumers may be unable to access important safety information

Vita Health Products is voluntarily recalling several store-brand (Care, Exact, Life, and Pharmasave) over-the-counter drugs used for pain or sinus relief because of a labelling issue. Consumers may be unable to peel open the wrap-around label on the bottle to access the warning statements, or the label may not peel off completely, which may make it difficult to read some of the important safety information.

Health Canada

Bu ürünle ilgili haber bulunmamaktadır.