KEMOPRIM

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • KEMOPRIM 30 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • KEMOPRIM 30 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • bactrim

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699508010073
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

KEMOPRİM

400/80 mg tablet

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Her tablet:

Etkin madde:

Sülfametoksazol (SMZ)

400 mg

Trimetoprim (TMP)

80 mg

Yardımcı madde(ler):

Yardımcı maddeler için 6.1’ e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Tablet

Beyaz renkli, yuvarlak tablet

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

KEMOPRİM, duyarlı organizmaların neden olduğu aşağıdaki enfeksiyonların tedavisi için

endikedir (bkz. Bölüm 5.1).

Pneumocystis jiroveci (P.carinii)

pnömonitisin önlenmesi ve tedavisi

Toksoplazmozisin profilaksisi ve tedavisi

Nokardiozisin tedavisi

KEMOPRİM’e karşı bakteriyel duyarlılık bulgusu varsa ve KEMOPRİM içinde bulunan

antibiyotik kombinasyonunun tek bir antibiyotiğe tercih edilmesi için iyi bir neden varsa, şu

enfeksiyonlar KEMOPRİM ile tedavi edilebilir:

Akut komplikasyonsuz üriner sistem enfeksiyonu

Akut otitis media

Kronik bronşitin akut alevlenmesi

Antibakteriyel

ajanların

uygun

kullanımı

ilgili

resmi

kılavuzlar

göz

önüne

alınmalıdır.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Akut enfeksiyonlar için standart doz önerileri

Erişkinler ve 12 yaşın üzerindeki çocuklar:

Tabletler

12 saatte bir 2 tablet

doz,

saatte

vücut

ağırlığı

kilogramı

başına

trimetoprim

sülfametoksazole denktir.

Tedaviye hasta iki gün süre ile semptomsuz kalana kadar devam edilmelidir; hastaların

çoğunda en az 5 gün süreyle tedavi gerekli olacaktır. 7 günlük tedaviden sonra klinik iyileşme

görülmezse, hasta tekrar değerlendirilmelidir.

Akut komplikasyonsuz alt üriner sistem enfeksiyonları için standart doza alternatif olarak 1-3

gün süreyle kısa süreli tedavinin etkili olduğu gösterilmiştir.

Uygulama şekli

Ağızdan alınır.

Gastrointestinal rahatsızlığı en aza indirmek için KEMOPRİM’i bir miktar yiyecek veya

içecek ile almak tercih edilebilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Karaciğer yetmezliği:

Karaciğer fonksiyonu bozuk olan hastalarda dozla ilişkili veri yoktur.

Karaciğerde belirgin parenkimal hasarı olan hastalarda kontrendikedir.

Böbrek yetmezliği:

Erişkinler ve 12 yaşın üzerindeki çocuklar (12 yaşından küçük çocuklar için bilgi yoktur):

Kreatinin klirensi (ml/dk)

Önerilen doz

>30

Standart doz

15 - 30

Standart dozun yarısı

<15

Önerilmez

KEMOPRİM

verildikten

saat

sonra

elde

edilen

örneklerde

gün

aralıklarla

sülfametoksazolün plazma konsantrasyonunun ölçülmesi önerilir. Toplam sülfametoksazol

konsantrasyonu 150 mikrogram/ml’i aşarsa, değer 120 mikrogram/ml’nin altına düşene kadar

tedavi kesilmelidir.

Pneumocystis jiroveci (P.carinii) pnömonisi:

Tedavi

: Daha yüksek bir doz önerilir; 2 hafta süre ile iki veya daha fazla sayıda bölünmüş

dozda günde kg başına 20 mg trimetoprim ve 100 mg sülfametoksazol kullanılır. Amaç, pik

plazma veya serum trimetoprim düzeylerinin 5 mikrogram/ml veya daha yüksek olmasıdır (1

saatlik intravenöz KEMOPRİM infüzyonu alan hastalarda doğrulanmıştır) (bkz. Bölüm 4.8

İstenmeyen Etkiler).

Önleme

Erişkinler

: Aşağıdaki doz programı kullanılabilir:

Haftada 7 gün günde 160 mg trimetoprim/800 mg sülfametoksazol

Haftada üç kere gün aşırı 160 mg trimetoprim/800 mg sülfametoksazol

Haftada üç kere gün aşırı iki doza bölünmüş olarak günde 320 mg trimetoprim/1600 mg

sülfametoksazol.

Pediyatrik popülasyon:

Risk söz konusu olan dönem boyunca aşağıdaki doz programları kullanılabilir (bkz. Bölüm

4.2 alt bölüm akut enfeksiyonlar için standart doz önerileri):

Haftada yedi gün ikiye bölünmüş olarak standart doz

Haftada üç kere gün aşırı olarak ikiye bölünmüş standart doz

Haftada üç kere ardışık günlerde ikiye bölünmüş standart doz

Haftada üç kere ardışık günlerde tek doz olarak standart doz

Bir tedavi gününde verilen günlük doz yaklaşık olarak 150 mg trimetoprim/m

/gün ve 750 mg

sülfametoksazol/m

/gün’e denktir. Toplam günlük doz 320 mg trimetoprim ve 1600 mg

sülfametoksazolü geçmemelidir.

Nokardiozis:

En uygun dozla ilgili olarak bir fikir birliği yoktur. Günde 6-8 tablet şeklinde

erişkin dozları 3 aya kadar kullanılmıştır.

Toksaplazmozis:

Bu hastalığın tedavi veya profilaksisi için en uygun dozla ilgili fikir birliği

yoktur. Karar, klinik deneyime dayanmalıdır. Ancak, profilaksi için

Pneumocystis jiroveci

pnömonisinin prevansiyonu için önerilen dozlar uygun olabilir.

Pediatrik popülasyon:

12 yaş altı çocuklarda uygun farmasötik form (süspansiyon) kullanılabilir.

Geriyatrik popülasyon:

Aksi belirtilmediği sürece standart doz uygulanır (bkz. Bölüm 4.4 Özel kullanım uyarıları ve

önlemleri).

4.3.

Kontrendikasyonlar

KEMOPRİM, sülfonamidlere, trimetoprime, ko-trimoksazole veya KEMOPRİM’in içindeki

yardımcı

maddelerden

herhangi

birisine

karşı

aşırı

duyarlılık

öyküsü

olan

hastalara

verilmemelidir.

Karaciğerde belirgin parenkimal hasarı olan hastalarda kontrendikedir.

Plazma konsantrasyonunun tekrarlanan ölçümlerinin yapılamadığı ciddi böbrek yetmezliği

olan hastalarda kontrendikedir.

haftalık

daha

büyük

olan

bebeklerde

tedavi/profilaksisi

hariç

olmak

üzere

KEMOPRİM prematüre bebeklere uygulanmamalıdır ve miyadında doğan bebeklere ise

yaşamın ilk 6 haftası içinde uygulanmamalıdır.

Sülfametoksazol ve/veya trimetoprim kullanımı ile ilaçla indüklenen immün trombositopeni

hikayesi olan hastalarda kontrendikedir.

Akut porfiria hastalarına KEMOPRİM uygulanmamalıdır.

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Çok nadir olmasına rağmen, Stevens-Johnson sendromu, Lyell sendromu (toksik epidermal

nekroliz), fulminan hepatik nekroz, agranülositoz, aplastik anemi, diğer kan diskrazileri ve

solunum yollarında aşırı duyarlılık gibi şiddetli reaksiyonlara bağlı olarak ölümler olmuştur.

KEMOPRİM kullanımı ile yaşamı tehdit eden deri reaksiyonları Stevens-Johnson sendromu

(SJS) ve toksik epidermal nekroliz (TEN) bildirilmiştir. Hastalara deri reaksiyonlarının belirti

ve semptomları anlatılarak yakından izlenmesi önerilmelidir. SJS ya da TEN için en yüksek

risk tedavinin ilk haftalarında ortaya çıkmaktadır.

SJS ya da TEN semptom ya da belirtileri (örn. blister ve mukoza lezyonları ile birlikte

progresif deri döküntüsü) ortaya çıktığında KEMOPRİM tedavisi kesilmelidir (Bkz. Bölüm

4.8 İstenmeyen etkiler).

SJS ve TEN tedavisinde en iyi sonuçlar erken tanı ve şüpheli ilacın hemen kesilmesi ile

alınmaktadır.

Tedavinin

erken

kesilmesi

daha

prognoz

ilişkilidir.

KEMOPRİM

kullanan hastada SJS ya da TEN gelişirse hasta bir daha KEMOPRİM kullanmamalıdır.

Yaşlı hastaların tedavisi sırasında özellikle dikkatli olunması her zaman tavsiye edilir, çünkü

hastalar

grup

olarak

advers

reaksiyonlar

açısından

daha

duyarlıdır

özellikle

komplikasyon oluşturan durumlar varsa (bozuk karaciğer ve/veya böbrek fonksiyonu ve/veya

diğer ilaçların eş zamanlı kullanılması) ciddi etkilerin ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.

Bilinen böbrek yetmezliği olan hastalarda özel önlemler alınmalıdır (bkz. Bölüm 4.2).

Yeterli idrar çıkışı her zaman korunmalıdır. Tedavi edilen hastaların soğutulmuş idrarlarında

sülfonamid

kristalleri

görülmüş

olmasına

rağmen,

vivo

kristalüri

bulgusu

nadirdir.

Beslenme bozukluğu olan hastalarda risk daha yüksek olabilir.

KEMOPRİM uzun süre verildiğinde veya folat eksikliği olan hastalara verildiğinde ya da

yaşlılara

verildiğinde,

düzenli

aylık

sayımı

yapılması

önerilir,

çünkü

mevcut

folat

eksikliğine

bağlı

olarak

hematolojik

laboratuar

göstergelerinde

asemptomatik

değişiklik

olasılığı vardır. Bu değişiklikler, folinik asit (5-10 mg/gün) uygulanması ile antibakteriyel

aktiviteye engel olmaksızın geri döndürülebilir (bkz. Bölüm 4.5).

Glikoz-6-fosfat dehidrojenaz (G-6-PD) eksikliği olan hastalarda hemoliz olabilir.

Ciddi

alerji

veya

bronşiyal

astımı

olan

hastalarda,

KEMOPRİM

dikkatli

şekilde

verilmelidir.

KEMOPRİM, A grubu beta-hemolitik streptokoklara bağlı streptokokkal farenjit tedavisinde

kullanılmamalıdır; bu organizmaların orofarenksten eradikasyonunda, penisiline göre daha az

etkilidir.

Trimetoprimin,

fenilalanin

metabolizmasını

bozduğu

bildirilmiştir,

uygun

diyet

kısıtlaması yapan fenilketonürik hastalarda bunun önemi yoktur.

Akut porfiri riskinden şüphe edilen veya akut porfiri olduğu bilinen hastalara KEMOPRİM

verilmesinden

kaçınılmalıdır.

trimetoprim,

sülfonamidler

(özellikle

sülfametoksazol olmasa da), porfirinin klinik alevlenmesi ile ilişkili bulunmuştur.

Hiperkalemi ve hiponatremi riski olan hastalarda serum potasyum düzeyinin yakın olarak

takibi gereklidir.

Diğer olası nedenler hariç tutulduğunda KEMOPRİM metabolik asidoz ile ilişkili olmuştur.

Metabolik asidoz şüphesi bulunduğunda yakın gözlem önerilir.

Dikkatli gözlem yapılmaksızın KEMOPRİM ciddi hematolojik bozukluğu olan hastalara

verilmemelidir (bkz. Bölüm 4.8 İstenmeyen etkiler). KEMOPRİM sitotoksik tedavi gören

hastalara, kemik iliği veya periferik kan üzerinde ilave etki olmaksızın veya çok az etki ile

uygulanmıştır.

Uzun QT sendromu/Torsades de Pointes’e neden olabilen ilaçlar ile birlikte kullanıldığında

uzun QT sendromu veya Torsades de Pointes oluşma riskini arttırabilir. Bu nedenle bu tür

ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.

KEMOPRİM içindeki antibiyotik kombinasyonu, sadece, doktorun değerlendirmesine göre

tedavinin, olası risklere ağır bastığı durumlarda kullanılmalıdır; etkili tek bir antibakteriyel

ajanın kullanılması dikkate alınmalıdır.

Sülfametoksazol/trimetoprim

indüklenen

trombositopeni,

immün

aracılı

hastalık

olabilir.

Ölümcül veya hayati tehlikesi olan şiddetli trombositopeni vakaları bildirilmiştir.

Trombositopeni, sülfametoksazol/trimetoprim ile tedavinin durdurulması sonrası genellikle

bir hafta içerisinde düzelir.

4.5.

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Trimetoprim, alkalen pikrat reaksiyonu kullanıldığı zaman serum/plazma kreatinin değerinin

yanlış

hesaplamasına

neden

olabilir.

Bunun

sonucunda

serum/plazma

kreatinin

düzeyi

gerçekte olduğundan %10 daha yüksek bulunabilir. Kreatinin klirensi düşer: kreatinin renal

tübüler sekresyonu, %23’ten %9’a düşerken, glomerüler filtrasyon değişmeden kalır.

Bazı durumlarda, zidovudin ile eş zamanlı tedavi, ko-trimoksazole karşı hematolojik advers

reaksiyon gelişme riskini artırabilir. Eş zamanlı tedavi gerekli ise, hematolojik parametrelerin

takip edilmesi göz önüne alınmalıdır.

Böbrek transplantasyonunu takiben ko-trimoksazol ve siklosporin ile eş zamanlı olarak tedavi

edilen hastalarda, böbrek fonksiyonunda reversibl bozulma gözlenmiştir.

Rifampisin

KEMOPRİM’in

birlikte

kullanılması,

haftalık

dönemden

sonra

trimetoprimin plazma yarı-ömründe kısalma ile sonuçlanır. Bunun klinik önemi olmadığı

düşünülmektedir.

Trimetoprim, fizyolojik pH’da katyon oluşturan ve kısmen aktif renal sekresyonla atılan

(prokainamid, amantadin) ilaçlarla birlikte kullanıldığında, bu sürecin kompetetif inhibisyonu

olasılığı söz konusudur ve bu durum, ilaçlardan birisinin veya her ikisinin birden plazma

konsantrasyonunun artmasına yol açar.

Eş zamanlı olarak diüretik (esas olarak tiazidler) kullanan yaşlı hastalarda, purpura ile birlikte

olan veya olmayan trombositopeni riskinde artış görülmektedir.

Bazı bildirimlere göre eş zamanlı olarak ko-trimoksazol reçete edildiğinde, haftada 25 mg’dan

fazla primetamin alan hastalarda megaloblastik anemi gelişebilir.

Ko-trimoksazol’ün varfarinin antikoagülan etkisini, bunun metabolizmasını stereo-selektif

olarak inhibe ederek potansiyalize ettiği

gösterilmiştir. Sülfametoksazol,

in vitro

olarak

varfarini plazma- albümin protein bağlayıcı bölgelerden ayırabilir. KEMOPRİM tedavisi

esnasında antikoagülan tedavinin dikkatli bir şekilde kontrol edilmesi tavsiye edilir.

Ko-trimoksazol fenitoinin yarı-ömrünü uzatır ve eş zamanlı olarak uygulanırsa, aşırı fenitoin

etkisi ile sonuçlanabilir. Hastanın durumunun ve serum fenitoin düzeylerinin yakından takibi

tavsiye edilir.

Trimetoprim ile digoksinin eş zamanlı kullanılmasının, yaşlı hastaların bir bölümünde plazma

digoksin düzeylerini yükselttiği gösterilmiştir.

Ko-trimoksazol metotreksatın serbest plazma düzeylerini yükseltebilir.

KEMOPRİM, metotreksat gibi diğer anti-folat ilaçları alan hastalarda uygun tedavi olarak

kabul edilirse, folat desteği verilmesi düşünülmelidir (bkz. Bölüm 4.4).

Testte,

Lactobacillus casei

’nin dihidrofolat redüktazı kullanıldığı zaman trimetoprim, serum

metotreksat düzeyi testlerine engel olur. Metotreksat radyoimmünassay ile ölçüldüğünde

engelleme söz konusu değildir.

Trimetroprim/sülfametoksazol 160 mg/800 mg (ko-trimoksazol) uygulanması, trimetoprim

öğesine

bağlı

olarak

lamivudin

maruziyetinde

artışa

neden

olur.

Lamivudinin

trimetroprim veya sülfametoksazol farmakokinetiği üzerinde etkisi yoktur.

Sülfonilüre

hipoglisemik

ajanlarla

etkileşim

nadir

olmakla

birlikte,

potansiyalizasyon

bildirilmiştir.

Hiperkalemiye

neden

olabilen

diğer

ilaçları

alan

hastalarda

dikkatli

olmak

gereklidir.

Trimetoprim repaglinid maruziyetini arttırabilir ve hipoglisemiye neden olabilir.

Folinik

asit

takviyelerinin

trimetoprim-sülfametoksazolün

antimikrobiyal

etkinliğini

değiştirdiği gösterilmiştir. Pneumocystis jiroveci pnömonisinin profilaksisi ve tedavisinde bu

durum gözlenmiştir.

Antibiyotik

tedavi

sırasında

kontrasepsiyon

başarısızlıkları

bildirilmiştir.

Etki

mekanizması

olarak

aydınlatılmamıştır.

Antibiyotik

tedavi

edilen

kadınlar,

oral

kontraseptiflere ek olarak geçici bir bariyer metodu kullanmalı veya başka bir kontrasepsiyon

yöntemi seçmelidir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Herhangi bir etkileşim çalışması yapılmamıştır.

Pediyatrik popülasyon

Çocuklarda herhangi bir etkileşim çalışması yapılmamıştır.

4.6.

Gebelik ve laktasyon

Genel Tavsiye

Gebelik kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar /Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

KEMOPRİM verildiği zaman neonatal hiperbilirübinemi ortaya çıkması, alevlenmesi riski

veya teorik olarak kernikterus riski nedeniyle çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar uygun

kontrasepsiyon yöntemlerini kullanmalıdır.

Antibiyotik

tedavi

sırasında

kontrasepsiyon

başarısızlıkları

bildirilmiştir.

Etki

mekanizması

olarak

aydınlatılmamıştır.

Antibiyotik

tedavi

edilen

kadınlar,

oral

kontraseptiflere ek olarak geçici bir bariyer metodu kullanmalı veya başka bir kontrasepsiyon

yöntemi seçmelidir.

Gebelik dönemi

KEMOPRİM’ in gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik ve/veya embriyonal/ fetal gelişim/

doğum/doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir (bkz. Bölüm 5.3).

İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir.

KEMOPRİM plesantadan geçer ve gebe kadınlarda KEMOPRİM kullanımı konusunda yeterli

veri yoktur. Vaka-kontrol çalışmaları, folat antagonistlerine maruziyet ile insanda doğum

defektleri arasında bir ilişki olabileceğini göstermiştir.

Trimetoprim,

folat

antagonistidir

hayvan

çalışmalarında

ajanın

folat

bozukluklarına

neden

olduğu

gösterilmiştir

(bkz.

Bölüm

Klinik

Öncesi

Güvenlilik

Verileri).

KEMOPRİM, açık olarak gerekli olmadığı sürece özellikle birinci trimestrda olmak üzere

gebelikte kullanılmamalıdır. Gebelikte KEMOPRİM kullanılacaksa, folat ilavesi göz önüne

alınmalıdır.

Sülfametoksazol, plazma albüminine bağlanmak için bilirubin ile yarışır. Yenidoğanda birkaç

gün süre ile anlamlı maternal kaynaklı ilaç düzeyleri devam ettiği için anneye doğuma yakın

KEMOPRİM verildiği zaman neonatal hiperbilirübinemi ortaya çıkması veya alevlenmesi

riski olabilir (teorik olarak kernikterus riski ile birlikte). Bu teorik risk, preterm olan ve

glukoz-6- fosfat dehidrojenaz eksikliği olan bebekler gibi hiperbilirübinemi riski yüksek olan

bebeklerde özellikle önemlidir.

Laktasyon dönemi

KEMOPRİM’ in öğeleri (trimetoprim ve sülfametoksazol) anne sütüne geçer. Anne veya

bebeğin hiperbilirübinemisinin olduğu veya hiperbilirübinemi geliştirme riskinin bulunduğu

gebeliğin

geç

döneminde

süt

veren

annelerde

KEMOPRİM

uygulamasından

kaçınılmalıdır.

Ayrıca,

küçük

bebeklerde

hiperbilirübinemi

predispozisyonu

göz

önüne

alınarak sekiz haftadan daha küçük bebeklerde, KEMOPRİM uygulamasından kaçınılmalıdır.

Üreme yeteneği/Fertilite

İnsanlara yönelik potansiyel riski için veri bulunmamaktadır. Hayvanlar üzerinde yapılan

araştırmalar üreme toksisitesinin bulunduğunu göstermiştir (bkz. Bölüm 5.3).

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

KEMOPRİM

araç

makine

kullanımı

üzerindeki

etkisini

araştıran

çalışma

yürütülmemiştir. Bu aktiviteler üzerinde olumsuz etki, ilacın farmakolojisinden öngörülemez.

Yine de, hastaların araç kullanma becerisi göz önüne alınırken, hastanın klinik durumu ve

KEMOPRİM’in advers olay profili akılda tutulmalıdır.

4.8.

İstenmeyen etkiler

Aşağıdaki advers olaylarla ilişkili sıklık kategorileri tahmini hesaplamalardır. Çoğu olay için

insidansı hesaplamak üzere uygun veri mevcut değildir. Ayrıca, advers olaylar, endikasyona

bağlı olarak insidansta farklılık gösterebilir.

Çok yaygından seyreğe kadar değişen advers olayların sıklığını saptamak üzere geniş klinik

çalışmalarının verileri kullanılmıştır. Çok nadir advers olaylar, primer olarak pazarlama

sonrası

deneyimlerden

elde

edilen

verilerden

saptanmış

olup,

nedenle

“gerçek”

sıklıktan ziyade bildirim oranını yansıtır.

Klinik çalışmalarda rapor edilen istenmeyen etkilerin sıklık sıralaması aşağıdaki gibidir:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10000 ila <1/1000); çok seyrek (<1/10000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle

tahmin edilemiyor)

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Yaygın: Monilial çoğalma

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Çok

seyrek:

Belli

duyarlı

G-6-PD

eksikliği

olan

hastalarda,

lökopeni,

nötropeni,

trombositopeni,

agranülositoz,

megaloblastik

anemi,

aplastik

anemi,

hemolitik

anemi,

methemoglobinemi, eozinofili, purpura, hemoliz

Hematolojik değişikliklerin çoğu hafiftir ve tedavi kesildiğinde tersine çevrilebilir. Özellikle

yaşlılarda, karaciğer veya böbrek fonksiyonu bozuk olanlarda veya folat durumu zayıf olan

hastalarda, izole vakalarda şiddetli olabilse dahi, değişikliklerin çoğu klinik semptomlara

neden olmaz. Risk taşıyan hastalarda ölümler kaydedilmiştir ve riskli hastalar dikkatli bir

şekilde gözlemlenmelidir (bkz. Bölüm 4.3 Kontrendikasyonlar)

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Çok seyrek: Serum hastalığı, anafilaksi, alerjik miyokardit, anjiyoödem, ilaç ateşi, Henoch-

Schönlein

purpurasına

benzeyen

alerjik

vaskülit,

periareteritis

nodoza,

sistemik

lupus

eritematozus

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Çok yaygın: Hiperkalemi

Çok seyrek: Hipoglisemi, hiponatremi, iştah azalması, metabolik asidoz, renal tübüler asidoz

Ko-trimoksazol

yaşlı

hastalarda

kullanıldığında

veya

yüksek

ko-trimoksazol

alan

hastalarda, bu hastalar, hiperkalemi ve hiponatremiye daha duyarlı olabilecekleri için yakın

gözetim önerilir.

Psikiyatrik hastalıklar

Çok seyrek: Depresyon, halüsinasyonlar

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Baş ağrısı

Çok seyrek: Aseptik menenjit, konvülsiyonlar, periferik nörit, ataksi, vertigo, tinnitus, baş

dönmesi

İlaç kesildiği zaman aseptik menenjit hızla geri dönmüştür, ama ko-trimoksazol veya tek

başına trimetroprime tekrar maruziyet olduğunda bir dizi vakada tekrar ortaya çıkmıştır.

Göz hastalıkları

Çok seyrek: Üveit

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar

Çok seyrek: Öksürük, nefes darlığı, pulmoner infiltrasyonlar

Öksürük, nefes darlığı ve pulmoner infiltrasyonlar, çok seyrek olsa da fatal olan respiratuvar

aşırı duyarlılığın erken göstergeleri olabilir.

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Bulantı, diyare

Seyrek: Kusma

Çok seyrek: Glossit, stomatit, psödomembranöz kolit, akut pankreatit

Hepato-bilier hastalıklar

Çok seyrek: Serum transaminazlarda yükselme, bilirubin düzeylerinde yükselme, kolestatik

sarılık, hepatik nekroz

Kolestatik sarılık ve hepatik nekroz ölümcül olabilir.

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın: Cilt döküntüleri

Çok seyrek: Fotosensitivite, eksfoliatif dermatit, sabit ilaç erüpsiyonu, eritema multiforme,

şiddetli

deri

advers

reaksiyonları

(SCAR):

Stevens-Johnson

sendromu

(SJS)

Lyell

sendromu (toksik epidermal nekroliz - TEN) raporlanmıştır (bkz. Bölüm 4.4 Özel kullanım

uyarıları ve önlemleri).

Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları

Çok seyrek: Artralji, miyalji

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Çok seyrek: Böbrek fonksiyonunda bozukluk (bazen böbrek yetmezliği olarak bildirilir),

intersitisyel nefrit

Pneumocystis jiroveci (P.carinii) pnömonisi (PCP) tedavisi ile ilişkili etkiler

Çok seyrek: Ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonları, döküntü, ateş, nötropeni, trombositopeni,

yüksek karaciğer enzimleri, hiperkalemi, hiponatremi, rabdomiyoliz

PCP tedavisinde kullanılan yüksek dozlarda, tedavinin kesilmesine neden olan ciddi aşırı

duyarlılık

reaksiyonları

bildirilmiştir.

Ko-trimoksazole

tekrar

maruziyet

olduğunda

hastalarında ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir (bazen birkaç günlük bir doz

aralığından sonra).

PCP tedavisi veya profilaksisi için sülfametoksazol ve trimetoprim kombinasyonu kullanan

HIV pozitif hastalarında rabdomiyoliz bildirilmiştir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır.Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir

(www.titck.gov.tr;

posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

Bulantı, kusma, baş dönmesi ve konfüzyon, aşırı dozun olası belirti ve bulgularıdır. Akut

trimetoprim aşırı dozunda kemik iliği depresyonu bildirilmiştir.

Kusma

olmamışsa,

kusmanın

uyarılması

istenebilir.

Mide

lavajı

yararlı

olabilir,

ancak

gastrointestinal sistemden emilim normalde çok hızlıdır ve yaklaşık olarak iki saat içinde

tamamlanır. Çok fazla aşırı doz alındığında durum böyle olmayabilir. Böbrek fonksiyonunun

durumuna bağlı olarak, idrar çıkışı azsa, sıvı uygulaması önerilir.

trimetoprim,

aktif

sülfametoksazol,

hemodiyaliz

orta

derecede

diyaliz

edilebilirdir. Peritonal diyaliz etkili değildir.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ

5.1

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup:

Sülfonamidler ve trimetoprim kombinasyonları (türevler dâhil

olmak üzere)

ATC kodu:

J01EE01

Etki mekanizması:

KEMOPRİM, iki aktif maddeden (sülfametoksazol ve trimetoprim) oluşan antibakteriyel bir

ilaçtır.

Sülfametoksazol,

dihidropteroat

sentetaz

enziminin

kompetetif

inhibitörüdür.

Sülfametoksazol, dihidrofolat sentezinde para-aminobenzoik asidin (PABA) bakteriyel hücre

tarafından kullanılmasını kompetetif olarak inhibe eder ve sonuçta bakteriyostaz oluşur.

Trimetroprim,

bakteriyel

dihidrofolat

redüktaza

(DHFR)

bağlanır,

bunu

reversibl

olarak

inhibe eder ve tetrahidrofolat üretimini bloke eder. Koşullara bağlı olarak etki bakterisit

olabilir. Bu şekilde, trimetoprim ve sülfametoksazol, pürinlerin biyosentezinde iki ardışık

adımı bloke eder ve bu nedenle birçok bakteri için gerekli olan nükleik asitleri bloke eder. Bu

etki, iki ajan arasında

in vitro

olarak aktivitenin belirgin olarak potansiyalizasyonuna neden

olur.

Direnç mekanizmaları:

In vitro çalışmalar, bakteriyel direncin, sülfametoksazol ve trimetoprim kombinasyonunda,

daha

yavaş

gelişebileceğini

göstermiştir

(tek

başına

sülfametoksazol

veya

başına

trimetoprim ile karşılaştırıldığında).

Sülfametoksazole

karşı direnç,

farklı

mekanizmalarla

oluşabilir.

Bakteriyel

mutasyonlar,

PABA konsantrasyonunda artışa neden olur, böylece sülfametoksazol ile yarışır ve böylece

dihidropteroat sentetaz enzimi üzerinde inhibitör etkide azalmaya neden olur. Diğer bir direnç

mekanizması,

plazmide

bağımlıdır

değişmiş

dihidropteroat

sentetaz

enzimi

üretilmesinden

kaynaklanır.

değişmiş

enzim,

vahşi

enzimle

karşılaştırıldığında

sülfametoksazole karşı afinitesi düşüktür.

Trimetoprime

karşı

direnç,

plazmid

bağımlı

mutasyon

vasıtası

gerçekleşir.

mutasyon, vahşi tip enzimle karşılaştırıldığında trimetropime karşı daha düşük bir afiniteye

sahip olan farklı bir dihidrofolat redüktaz (DHFR) enzimi üretilmesi ile sonuçlanır.

Trimetoprim, plazmoidal DHFR’e bağlanır, ama bakteriyel enzime bağlandığından daha az

sıkı bir şekilde bağlanır. Memeli DHFR için afinitesi, ilgili bakteriyel enzim için afinitesine

göre 50,000 kat daha azdır.

Birçok sık görülen patojen bakteri,

in vitro

olarak trimetoprim ve sülfametoksazole karşı

duyarlıdır

(önerilen

dozlar

uygulandıktan

sonra

kan,

doku

sıvıları

idrarda

ulaşılan

konsantrasyonların çok altındaki konsantrasyonlarda).

Ancak, diğer antibiyotiklerde olduğu gibi

in vitro

aktivite, her zaman klinik etkililiğin ortaya

konduğu anlamına gelmez ve tatminkar duyarlılık testinin, önerilen ve sadece inhibitör

maddelerin

(özellikle

timidin

timin)

bulunmadığı

vasatlar

gerçekleştirildiği

belirtilmelidir.

Kırılma noktaları:

EUCAST (Antifungal Duyarlılık Testi Avrupa Konfederasyonu)

Enterobacteriaceae:

S ≤ 2 R> 4

S. maltophilia:

S ≤ 4 R> 4

Acinetobacter:

S ≤ 2 R> 4

Staphylococcus:

S ≤ 2 R> 4

Enterococcus:

S ≤ 0.032 R> 1

Streptococcus ABCG

: S ≤ 1 R> 2

Streptococcus pneumoniae:

S ≤ 1 R> 2

Hemophilus influenza:

S ≤ 0.5 R> 1

Moraxella catarrhalis:

S ≤ 0.5 R>1

Psuedomonas aeruginosa ve diğer non-enterobacteriaceae:

S ≤ 2* R> 4*

duyarlı,

dirençli.

organizmalar

için

henüz

EUCAST

kırılma

noktaları

bulunmadığı için bunlar CLSI kırılma noktalarıdır.

Trimetoprim:

sülfametoksazol

1:19

oranındadır.

Kırılma

noktaları

trimetoprim

konsantrasyonu olarak ifade edilmiştir.

Antibakteriyel spektrum:

Direnç prevalansı coğrafi olarak farklılık gösterebilir ve belli türler için zamana göre farklılık

gösterebilir. Dirençle ilgili yerel bilgilerin bilinmesi, özellikle ciddi enfeksiyonlar tedavi

edilirken önemlidir. Direncin lokal prevalansının, en azından bazı enfeksiyon tiplerinde,

ajanın kullanılmasının sorgulanabilir olduğuna işaret eden durumlarda, gerektiğinde uzman

tavsiyesi alınmalıdır. Bu bilgiler, mikroorganizmaların trimetoprim/sülfametoksazole duyarlı

olup olmayacağı olasılığı ile ilgili olarak sadece tahmini bir kılavuz sağlar.

dizi

bakteriye

karşı

trimetoprim/sülfametoksazol

duyarlılığı

aşağıdaki

tabloda

gösterilmiştir:

Genel olarak duyarlı olan türler:

Gram-pozitif aeroblar

Staphylococcus aureus

Staphylococcus saprophyticus

Streptococcus pyogenes

Gram-negatif aeroblar

Enterobacter cloacae

Haemophilus influenzae

Klebsiella oxytoca

Moraxella catarrhalis

Salmonella

spp.

Stenotrophomonas maltophilia

Yersinia spp.

Edinilmiş direncin problem oluşturabileceği türler

Gram-pozitif aeroblar

Enterococcus faecalis

Enterococcus faecium

Nocardia

spp.

Staphylococcus epidermidis

Streptococcus pneumoniae

Gram-negatif aeroblar

Citrobacter

spp.

Enterobacter aerogenes

Escherichia coli

Klebsiella pneumoniae

Klebsiella pneumonia

Proteus mirabilis

Proteus vulgaris

Providencia

spp.

Serratia marcesans

Doğal olarak dirençli organizmalar

Gram-negatif aeroblar

Pseudomonas aeruginosa

Shigella spp.

Vibrio cholera

5.2

Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler:

Emilim:

Oral uygulamadan sonra trimetoprim ve sülfametoksazol hızlı bir şekilde ve hemen hemen

tamamen

emilir.

Besinlerin

varlığı

emilimi

geciktirmez.

Kanda

düzeyler

ilacın

alınmasından bir ve dört saat sonra gerçekleşir ve elde edilen düzey dozla ilişkilidir. Terapötik

bir dozdan sonra kanda etkin düzeyler 24 saate kadar devam eder. Erişkinlerde, sabit durum

düzeylerine doz verildikten 2-3 gün sonra ulaşılır. İki öğeden hiçbirisinin diğerinin kanda elde

edilen konsantrasyonu üzerinde önemli etkisi yoktur.

Dağılım:

Plazmadaki trimetoprimin yaklaşık %50’si proteine bağlıdır. Trimetoprim doku düzeyleri

genel olarak ilgili plazma düzeylerinden daha yüksektir (akciğerler ve böbrekler özellikle

yüksek konsantrasyonlar gösterir). Trimetoprim konsantrasyonları, safrada, prostatik sıvıda ve

dokuda, tükürükte, balgamda ve vajinal sekresyonlarda plazma konsantrasyonlarını aşar.

Aköz humor, anne sütü, beyin-omurilik sıvısı, orta kulak sıvısı, sinoviyal sıvı ve doku

(intestinal) sıvısındaki düzeyler, antibakteriyel aktivite için uygundur. Trimetoprim amniyotik

sıvıya ve fetal dokulara geçer (maternal serum konsantrasyonlarına yakın konsantrasyonlara

ulaşır).

Plazmadaki

sülfametoksazolün

yaklaşık

%66’sı

proteinlerine

bağlıdır.

Aktif

sülfametoksazolün amniyotik sıvı, aköz humor, safra, beyin-omurilik sıvısı, orta kulak sıvısı,

tükürük,

sinoviyal

sıvı

doku

(intestinal)

sıvısındaki

konsantrasyonu

plazma

konsantrasyonunun %20-50’si kadardır.

Biyotransformasyon:

Sülfametoksazolün

böbrekler

atılımı

dozun

%15-30’unu

oluşturur.

Sülfametoksazol

asetilasyon,

oksidasyon

veya

glukronidasyon

trimetoprime

nazaran

büyük

ölçüde

metabolize olur. 72 saati geçen periyotlarda, dozun yaklaşık %85’i değişmemiş ilaç ve majör

metaboliti (N4-asetil) olarak idrarda bulunabilir.

Eliminasyon:

Trimetoprimin insandaki yarı ömrü böbrek fonksiyonları normal olduğu zaman 8.6 ila 17

saattir. Kreatinin klerensi 10 ml/dk’dan düşükse, yarı ömür 1.5-3.0 kat uzar. Genç hastalarla

karşılaştırıldığında yaşlı hastalarda anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır.

Trimetoprimin temel atılma yolu renaldir ve dozun yaklaşık olarak %50’si idrardan 24 saat

içinde

değişmeden

atılır.

İdrarda

bazı

metabolitler

tanımlanmıştır.

Trimetoprimin

idrar

konsantrasyonları oldukça değişkenlik gösterir.

Sülfametoksazolün yarılanma ömrü böbrek fonksiyonları normal olduğunda yaklaşık 9 ila 11

saattir. Aktif sülfametoksazolün yarılanma ömründe renal fonksiyonun azalması ile değişiklik

olmaz, fakat kreatinin klerensi 25 ml/dak altında olduğunda majör, asetilli metabolitinin

yarılanma ömrü uzar.

Sülfametoksazolün temel atılma yolu renaldir; dozun %15-30’u (idrarda elde edilen) aktif

formdadır. Yaşlı hastalarda, sülfametoksazolün böbrek klerensi düşüktür.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Böbrek yetmezliği:

Trimetoprimin

insandaki

eliminasyon

yarı

ömrü

kreatinin

klerensi

ml/dk’dan

düşük

olduğunda 1.5-3.0 kat uzar. Kreatinin klerensi 30 ml/dk’nın altında olduğunda KEMOPRİM

dozu azaltılmalıdır (bkz. Bölüm 4.2).

Karaciğer yetmezliği:

Ciddi

karaciğer

parenkimal

hasarı

olan

hastalar

tedavi

edilirken,

trimetoprim

sülfametoksazolün emilimi ve biyotransformasyonunda değişiklikler olabileceğinden dikkatli

olunmalıdır.

Geriatrik popülasyon:

Yaşlı hastalarda trimetoprim hariç olmak üzere sülfametoksazolün renal klerensinde hafif bir

azalma gözlenmiştir.

Pediatrik popülasyon:

Özel doz rejimi için Bölüm 4.2’ye bakınız

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Reprodüktif toksikoloji:

Önerilen insan terapötik dozunun üzerindeki dozlarda, trimetoprim ve sülfametoksazolün,

sıçanlarda damak yarığı ve diğer fetal bozukluklara (folat antagonisiti için tipik bulgular)

neden olduğu bildirilmiştir. Diyete folat eklenmesi ile trimetorpimin etkileri önlenebilmiştir.

Tavşanlarda,

insan

trimetoprim

terapötik

dozlarının

üzerindeki

dozlarda

fetal

kayıplar

görülmüştür.

6

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Polivinil prolidon K-30

Sodyum Nişasta Glikolat

Sodyum Dioktil Sülfosüksinat

Magnezyum stearat

6.2.

Geçimsizlikler

Yoktur

6.3.

Raf ömrü

48 ay

6.4.

Saklamaya yönelik özel tedbirler

25ºC altındaki oda sıcaklığında saklayınız ve ışıktan koruyunuz.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

KEMOPRİM, 30 tabletlik blister ambalajlarda

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller ‘Tıbbi atıkların kontrolü yönetmeliği’ ve

‘Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri’ ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

Maslak Mah. Sümer Sok. No: 4

Maslak Office Building Kat: 7-8

34485 Maslak, Sarıyer/İstanbul

Tel: (212) 467 11 11

Fax: (212) 467 12 12

8.

RUHSAT NUMARASI

135/80

9.

İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

04.04.1985 – 24.12.2010

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ