KATARIN

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • KATARIN PEDIATRIK SURUP 100 ML
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • KATARIN PEDIATRIK SURUP 100 ML
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • diğer soğuk hazırlıkları

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699578572211
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1 / 19

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

KATARİN PLUS B

pediyatrik şurup

2. KALİTATİF ve KANTİTATİF BİLEŞİM

Bir ölçek (5 ml);

Etkin maddeler:

Parasetamol 120 mg

Butamirat sitrat 3,75 mg

Klorfeniramin maleat 1 mg

Yardımcı maddeler:

Sodyum benzoat 5,68 mg

Sorbitol 1400 mg

Sodyum siklamat 20 mg

Sakkarin sodyum 3,5 mg

Ponsa 4R 0,025 mg

Trisodyum sitrat dihidrat 1,550 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Şurup.

Kırmızı renkli, homojen çözelti.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

KATARİN PLUS B

; üst solunum yolları akut enfeksiyonlarında ateşin ve üst solunum yolu

enfeksiyon bulgularının tedavisinde kullanılan kombine preparattır. Semptom süresi üzerine

etkisi yoktur.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji / uygulama sıklığı ve süresi:

12 yaşın üzerindeki çocuklar ve yetişkinlerde: Bir defada 1-2 ölçek (5-10 ml)'dir. Bu doz 6-8

saatlik aralarla günde 3-4 kere tekrarlanabilir. Günlük maksimum doz 8 ölçektir.

2 / 19

6-12 yaş arası çocuklarda: Bir defada 1/2-1 ölçek (2,5-5 ml)’dir. Bu doz 6-8 saatlik aralarla

günde 3-4 kere tekrarlanabilir. Günlük verilebilecek maksimum doz 4 ölçektir.

Alkol alan kişilerde hepatotoksisite riski nedeniyle günlük alınan parasetamol dozunun 2

gramı aşmaması gerekir.

Uygulama şekli:

KATARİN PLUS B

, ağızdan alınır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Hafif-

şiddette

karaciğer

böbrek

fonksiyon

bozukluğu

olan

hastalarda

dikkatle

kullanılmalıdır (Bkz. Bölüm 4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri). Orta ve şiddetli

karaciğer ve böbrek yetmezliklerinde ise kullanılmamalıdır (Bkz. Kontrendikasyonlar).

Pediyatrik popülasyon:

6 yaş altında kullanılmamalıdır.

6-12

yaş

grubunda

kullanılması

önerilmez

ancak

hekim

uygun

gördüğü

takdirde

kullanılabilir.

Geriyatrik popülasyon:

Sağlıklı, hareketli yaşlılarda normal yetişkin dozu uygundur fakat herhangi bir hastalığın eşlik

ettiği durumlarda doz ve dozlam sıklığı uygun bir şekilde azaltılmalıdır (Bkz. Bölüm 5.2.

Farmakokinetik özellikler).

Klorfeniramin maleatın nörolojik antikolinerjik etkisinin yaşlılarda görülme olasılığı daha

fazladır. Bu nedenle düşük dozda kullanılmalıdır.

4.3. Kontrendikasyonlar

KATARİN PLUS B

aşağıdaki durumlarda kontrendikedir.

İlacın içindeki etkin maddeler veya yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı

duyarlılığı olanlarda

6 yaşın altındaki çocuklarda

Orta-şiddetli karaciğer (Child-Pugh kategorisi > 9) ve böbrek yetmezliği olan hastalarda

Monoamino oksidaz inhibitörleri ile tedavi olanlarda (KATARİN PLUS B

kullanımından

önceki 14 gün içinde MAOİ (bir antibakteriyel olan furazolidon dahil) / RIMA almış

ve/veya almaya devam eden hastalarda) kontrendikedir.

Miksiyon sonrası mesanede bir miktar idrarın kaldığı, prostat adenomu

Mesane boynunda obstrüksiyon

Piloroduodenal obstrüksiyon

Akciğer hastalıkları (astım dahil)

Epilepsi

Dar açılı glokom

3 / 19

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Parasetamolü ilk kullananlarda veya daha önce kullanım hikayesi olanlarda, kullanımın

dozunda

veya

tekrarlayan

dozlarında

deride

kızarıklık,

döküntü

veya

deri

reaksiyonu oluşabilmektedir. Bu durumda doktor ile irtibata geçilerek ilacın kullanımının

bırakılması

alternatif

tedaviye

geçilmesi

gerekmektedir.

Parasetamol

deri

reaksiyonu

gözlenen kişi bir daha bu ilacı veya

parasetamol içeren

başka bir ilacı

kullanmamalıdır. Bu durum ciddi ve ölümle sonuçlanabilen Stevens Johnson Sendromu

(SJS), toksik epidermal nekroliz (TEN) ve akut jeneralize ekzantematöz püstüloz (AGEP)

dahil cilt reaksiyonlarına neden olabilmektedir.

Anemisi

olanlar,

akciğer

hastaları,

karaciğer

böbrek

fonksiyon

bozukluğu

olan

hastalarda doktor kontrolü altında dikkatli kullanılmalıdır.

Önceden mevcut hepatik hastalığı bulunan hastalar için, yüksek dozda veya uzun süreli

tedaviler

esnasında

periyodik

aralıklarla

karaciğer

fonksiyon

tetkikleri

yapmak

gerekebilir.

Böbrek

yetmezliği

(kreatinin

klerensi

<10

ml/dakika)

halinde,

doktorun

parasetamol

kullanımının

yarar/risk

oranını

dikkatle

değerlendirmesi

gerekir.

ayarlaması yapılmalı ve hasta kesintisiz izlenmelidir.

Bir yıl boyunca günlük terapötik parasetamol dozları alan bir hastada hepatik nekroz ve

daha kısa süreli olarak aşırı doz kullanan bir hastada karaciğer hasarı bildirilmiştir. 12-48

saat içinde karaciğer enzimleri yükselebilir ve protrombin zamanı uzayabilir. Ancak klinik

semptomlar dozun alınmasından 1-6 gün sonrasına kadar görülmeyebilir.

Parasetamol akut yüksek dozda ciddi karaciğer toksisitesine neden olur. Erişkinlerde

kronik günlük dozlarda karaciğer hasarına neden olabilir.

Hepatotoksisite riskinden ötürü, parasetamol, tavsiye edilenden daha yüksek dozlarda ya

da daha uzun süreli alınmamalıdır. Hafif şiddette karaciğer

yetmezliği (Child Pugh

kategorisi<9) olan hastalar, parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Terapötik dozlarda parasetamol uygulaması sırasında serum alanin aminotransferaz (ALT)

düzeyi yükselebilir.

Terapötik dozlarda parasetamol ile hepatik oksidatif stresi artıran ve hepatik glutatyon

rezervini azaltan ilaçların eşzamanlı kullanımı, alkolizm, sepsis veya diabetes mellitus

gibi çeşitli durumlar hepatik toksisite riskinde artışa yol açabilir.

Monoamin oksidaz inhibitörleri kullanımı sırasında ya da kullanımını takip eden 2 hafta

süresince kullanılmamalıdır.

Yüksek dozlarda parasetamolün uzun süreli kullanılması böbrek hasarına neden olabilir.

Parasetamol içeren ilaçların uzun süre kullanılmasını takiben yüksek doza ulaşıldığında,

büyük

ölçüde

irreversibl

böbrek

yetersizliğiyle

birlikte

analjezik

nefropati

gelişme

olasılığı göz ardı edilemez.

Glukoz 6- fosfat dehidrojenaz eksikliği olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. Seyrek olarak

hemoliz vakaları görülebilir.

4 / 19

Gilbert sendromu olan hastaların parasetamol kullanması, sarılık gibi klinik semptomlara

daha

belirgin

hiperbilirubinemiye

neden

olabilir.

Bundan

dolayı,

hastalar

parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Hematopoietik

disfonksiyon

durumunda

dozun

azaltılması

ve/veya

dozlar

arasındaki

sürenin uzatılması gibi önlemler alınmalıdır.

Astım, kronik rinit ve kronik ürtikeri olan ve özellikle antiinflamatuvar ilaçlara aşırı

duyarlılığı

olan

hastalarda

dikkatli

olunmalıdır.

Duyarlı

kişilerde

propifenazon

parasetamol içeren ilaçlarla nadiren astım krizleri ve anafilaktik şok bildirilmiştir.

Orta düzeyde alkol ile birlikte eşzamanlı parasetamol alınması, karaciğer toksisitesi

riskinde bir artışa yol açabilir. Alkolik karaciğer hastalarında dikkatli kullanılmalıdır.

Alkolün etkilerini artırabilir, alkol ile eş zamanlı kullanımından kaçınılmalıdır. Alkol alan

kişilerde

hepatotoksisite

riski

nedeniyle

günlük

alınan

parasetamol

dozunun

g’ı

aşmaması gerekir.

Parasetamol, butamirat sitrat veya klorfeniramin maleat içeren diğer ilaçların KATARİN

PLUS B

ile eşzamanlı kullanımından kaçınılmalıdır.

3 – 5 gün içinde yeni semptomların oluşması ya da ağrının ve/veya ateşin azalmaması

halinde, hastaların parasetamol kullanmaya son vermesi ve bir doktora danışması önerilir.

Hipertiroidizm veya tiroid fonksiyon bozukluğu olanlarda kullanımından kaçınılmalıdır.

Ciddi hipertansiyon veya kardiyovasküler hastalığı olanlarda

Aritmilerde

Bronşit, bronşiektazisi olanlarda

12 yaşın altındaki çocuklarda zorunlu tıbbi gerekçe olmadan kullanılmamalıdır.

Antihistaminik içeren diğer ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.

Sepsis gibi glutatyon eksikliği olan hastalarda, parasetamol kullanımı metabolik asidoz

riskini arttırabilir.

Ciddi bir enfeksiyonunuz varsa bu metabolik asidoz riskini arttırabilir. Metabolik asidoz

belirtileri şunlardır:

Derin, hızlı ve zorlanarak nefes alıp vermek

Mide bulantısı ve kusma

İştahsızlık

5 / 19

Ekspektoranlarla eşzamanlı kullanımı, mukusun solunum sisteminde birikmesine neden

olabilir ki bu durum bronkospazm ve havayolu infeksiyonu riskini artırır. Bu nedenle

KATARİN PLUS B

’nun ekspektoranlarla eşzamanlı kullanımından kaçınılmalıdır.

Önerilen dozu aşmamalı veya ardı ardına 5 günden daha uzun süre kullanılmamalıdır.

Yüksek doz parasetamol ve bu arada uzunca bir süre içerisinde kullanılan toplam

dozun yüksek olması; ireeversibl karaciğer yetersizliğiyle birlikte analjeziklere bağlı

nefropati gelişmesine neden olabilir. Hastalar bu ilacı kullanırken, parasetamol

içeren daha başka ürünler kullanmamaları konusunda uyarılmalıdır.

Çocuklar ve yaşlılar nörolojik antikolinerjik yan etkilere ve paradoksal eksitasyona daha

duyarlıdır (enerji artışı, huzursuzluk, sinirlilik gibi belirtiler).

Bu tıbbi ürün her ölçekte (5 ml) 1 mmol’den (23 mg) daha az sodyum ihtiva eder; yani

esasında “sodyum içermez”.

KATARİN PLUS B

bir ölçekte mg 1400 mg sorbitol içerir. Nadir kalıtımsal fruktoz

intolerans problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

KATARİN PLUS B

Ponsa 4R içerdiğinden alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Parasetamol:

Propantelin gibi mide boşalmasını yavaşlatan ilaçlar, parasetamolün yavaş emilmesine

ve dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir.

Metoklopramid gibi mide boşalmasını hızlandıran ilaçlar, parasetamolün daha hızlı

emilmesine

dolayısıyla

parasetamolün

etkisinin

daha

hızlı

başlamasına

neden

olabilir.

Bazı

hipnotikler

antiepileptik

ilaçlar

(glutetimid,

fenobarbital,

fenitoin,

karbamazepin,

vb.)

veya

rifampisin

gibi

karaciğerde

hepatik

mikrozomal

enzim

indüksiyonuna

sebep

olan

ilaçların

başına

kullanıldığında

zararsız

olan

parasetamol dozlarıyla eşzamanlı kullanımı karaciğer hasarına yol açabilir. Aşırı alkol

tüketimi halinde, terapötik dozlarda bile parasetamol alınması da karaciğer hasarına

neden olabilir.

Parasetamolün kloramfenikol ile kombinasyon halinde kullanılması, kloramfenikolün

yarılanma ömrünü uzatabilir ve dolayısıyla bu ilacın toksisite riskini arttırabilir.

Parasetamol (veya metabolitleri), K vitamine bağımlı koagülasyon faktörü sentezinde

rol oynayan enzimler ile etkileşir. Parasetamol ile varfarin veya kumarin türevleri

6 / 19

arasındaki

etkileşimler,

“uluslararası

normalleştirilmiş

oran”

(International

Normalized Ratio, INR) değerinde bir artışa ve kanama riskinde bir artışa neden

olabilir. Bundan dolayı, oral antikoagülan kullanan hastalar, tıbbi denetim ve kontrol

olmadan uzun süreli parasetamol kullanmamalıdır.

5-hidroksitriptamin

serotonin

reseptör

antagonistleri

olan

tropisetron

granisetron, farmakodinamik etkileşim ile parasetamolün analjezik etkisini tamamen

baskılayabilir.

Parasetamol

azidotimidin

(AZT-zidovudin)

eşzamanlı

kullanılması

nötropeni

eğilimini artırır. Bu nedenle tıbbi tavsiye olmadıkça, parasetamol AZT ile birlikte

alınmamalıdır.

Birden fazla ağrı kesiciyle kombinasyon tedavisinden kaçınılması önerilmektedir.

Bunun hastaya ekstra bir fayda sağladığını gösteren çok az kanıt vardır ve genelde

istenmeyen etkilerde artışa yol açmaktadır.

Parasetamol emilim hızı metoklopramid ya da domperidon ile artabilir ve kolestiramin

ile azalabilir.

St. John’s Wort (

Hypericum perforatum

-sarı kantaron) parasetamolün kan düzeylerini

azaltabilir.

Besinler ile birlikte alındığında parasetamolün absorbsiyon hızı azalabilir.

Butamirat sitrat:

Eşzamanlı olarak ekspektoran uygulanmasından kaçınılmalıdır.

Klorfeniramin maleat:

Klorfeniramin santral etkili ilaçların (sempatomimetikler, antidepresanlar) etkilerini

artırabilir.

Alkol, barbitüratlar, hipnotikler, opioid analjezikler, anksiyolitikler ve antipsikotikler

gibi

santral

sinir

sistemi

depresanlarının

etkilerini

artırabilir.

Atropin,

trisiklik

antidepresanlar ve MAO inhibitörlerinin antimuskarinik etkilerini artırabilir.

Klorfeniramin, fenitoin metabolizmasını inhibe eder, bu nedenle fenitoin toksisitesine

neden olabilir.

Antihistaminikler

derideki

histamin

yanıtını

baskılayabileceği

için

alerji

testleri

yapılmadan birkaç gün önce kesilmelidir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Herhangi bir etkileşim çalışması yapılmamıştır.

Pediyatrik popülasyon:

Herhangi bir etkileşim çalışması yapılmamıştır.

7 / 19

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi C’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlara verilirken tedbirli olunmalıdır.

Gebelik dönemi

KATARİN PLUS B

’nun gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir.

Hayvanlar üzerinde

yapılan çalışmalar gebelik ve/veya embriyonal/fetal gelişim ve/veya

doğum ve/veya doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir. İnsanlara

yönelik potansiyel risk bilinmemektedir.

KATARİN PLUS B

gerekli olmadıkça (gebelik döneminde yalnızca doktor tavsiyesi ile ve

ilacın risk/fayda oranı göz önüne alınarak) gebelik döneminde kullanılmamalıdır.

Laktasyon dönemi

Emzirme döneminde hekim tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır.

Klorfeniramin maleat anne sütüne önemli miktarda geçer; bu düzeyde ilacın bebek için zararlı

etki oluşturduğu bilinmemekle beraber kullanılmaması önerilir. Klorfeniramin maleat ve diğer

antihistaminikler laktasyonu inhibe edebilir.

KATARİN PLUS B

eğer hekim ilacın emziren anneye sağlayacağı yararın, emzirilen bebek

üzerindeki riskini haklı göstereceğine inanıyorsa dikkatle kullanılmalıdır.

Üreme yeteneği / Fertilite

KATARİN

PLUS

’nun

üreme

yeteneği

üzerindeki

etkisi

ilgili

klinik

çalışma

bulunmamaktadır.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

KATARİN PLUS B

uyuşukluğa, bazı hastalarda ise baş dönmesi veya somnolansa neden

olabilir. Bu nedenle hastalar araç veya makine kullanırken dikkatli olmaları konusunda

uyarılmalıdırlar.

Sedatif etkisi nedeniyle araç ve makine kullanmayı olumsuz yönde etkileyebilir. Uyku hali,

trankilizanlar ve alkollü içeceklerin kullanımıyla artabilir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Sıklık sınıflandırması aşağıdaki gibidir:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle

tahmin edilemiyor)

8 / 19

Parasetamolün istenmeyen etkileri genellikle hafiftir. 10 g’ın üzerinde alınması durumunda

toksisite görülmesi muhtemeldir.

SİSTEM ORGAN

SINIFI

Advers reaksiyonlar

SIKLIK

Parasetamol

Butamirat

Klorfeniramin

Kan ve lenf sistemi

hastalıkları

Anemi

Seyrek

Seyrek

Hemolitik anemi

Seyrek

Seyrek

Methemoglobinemi

Seyrek

Seyrek

Trombositopeni

Seyrek

Seyrek

Trombositopenik

purpura

Seyrek

Seyrek

Lökopeni

Seyrek

Seyrek

Nötropeni

Seyrek

Seyrek

Pansitopeni

Seyrek

Seyrek

Agranülositoz

Çok seyrek

Seyrek

Bağışıklık sistemi

hastalıkları

Alerjik reaksiyonlar

Seyrek

Anaflaksi

Seyrek

Lyell sendromu

Çok seyrek

Bronkospazm

Bilinmiyor

Pozitif alerji testi

Bilinmiyor

İmmün

trombositopeni

Bilinmiyor

Metabolizma ve

beslenme

hastalıkları

Anoreksi

Seyrek

Psikiyatrik

hastalıkları

Depresyon

Seyrek

Kabuslar

Seyrek

Sinir sistemi

hastalıkları

Baş ağrısı

Yaygın

Yaygın

Baş dönmesi

Yaygın

Seyrek

Somnolans

Yaygın

Seyrek

Çok yaygın

Parestezi

Yaygın

Santral

sinir

sistemi

stimülasyonu

Bilinmiyor

Ensefalopati

Bilinmiyor

İnsomnia

Bilinmiyor

Tremor

Bilinmiyor

İrritabilite

Seyrek

9 / 19

Konsantre olamama

Seyrek

Sedasyon

Seyrek

Çok yaygın

Çocuklarda

paradoksikal

eksitasyon

Bilinmiyor

Yaşlılarda

konfüzyonel psikoz

Bilinmiyor

Göz hastalıkları

Bulanık görme

Seyrek

Kulak ve iç kulak

hastalıkları

Tinnitus

Seyrek

Kardiyak

hastalıkları

Taşikardi

Seyrek

Palpitasyon

Seyrek

Aritmi

Seyrek

Hipotansiyon

Seyrek

Solunum,

göğüs

ve

mediastinal

hastalıklar

Üst solunum yolu

enfeksiyon belirtileri

Yaygın

Analjezik astım

sendromu da dahil

astım

Seyrek

Bronkospazm

Seyrek

Bronşiyal

sekresyonda

kalınlaşma

Seyrek

Gastrointestinal

hastalıklar

Bulantı

Yaygın

Seyrek

Yaygın

Kusma

Yaygın

Seyrek

Dispepsi

Yaygın

Seyrek

Flatulans

Yaygın

Karın ağrısı

Yaygın

Seyrek

Konstipasyon

Yaygın

Gastrointestinal

kanama

Yaygın

olmayan

Diyare

Seyrek

Seyrek

Seyrek

Ağız kuruluğu

Bilinmiyor

Hepatobiliyer

hastalıkları

Hepatik bozukluk

Seyrek

Sarılık dahil hepatit

Seyrek

10 / 19

Deri

ve

derialtı

doku hastalıkları

Deri döküntüsü

Seyrek

Kaşıntı

Seyrek

Ürtiker

Seyrek

Seyrek

Bilinmiyor

Alerjik ödem

Seyrek

Anjiyoödem

Seyrek

Akut

jeneralize

eksantematöz

püstülosiz

Seyrek*

Eritema multiform

Seyrek

Stevens-Johnson

sendromu

Seyrek*

Toksik

epidermal

nekroliz

Seyrek*

Eksfoliyatif

dermatit

dahil

alerjik

reaksiyonlar

Bilinmiyor

Fotosensitivite

Bilinmiyor

Deri reaksiyonları

Bilinmiyor

Kas-iskelet

bozukluklar, bağ

doku ve kemik

hastalıkları

Kas seğirmesi ve

inkoordinasyonu

Bilinmiyor

Böbrek ve idrar

hastalıkları

Papiler nekroz

Yaygın

olmayan

Üriner retansiyon

Bilinmiyor

Genel bozukluklar

ve uygulama

bölgesine ilişkin

hastalıkları

Halsizlik

Seyrek

Göğüs sıkışması

Seyrek

Parasetamolün çok miktarda alınması durumunda

Parasetamolün uzun süre kullanılması durumunda

* Ölümcül sonuçlara neden olabilir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)'ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0312 218 35 99).

11 / 19

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Parasetamol:

Parasetamolü 10 g’dan fazla alan yetişkinlerde toksisite olasılığı vardır. Dahası, aşırı dozun

zararı siroz olmayan alkolik karaciğer hastalığı olanlarda daha büyüktür. Çocuklarda aşırı

dozu takiben karaciğer hasarı göreceli olarak daha nadirdir. Karaciğer hücre hasarı ile birlikte

parasetamol aşırı dozajında normal erişkinlerde 2 saat civarında olan parasetamol yarı ömrü

genellikle 4 saate veya daha uzun sürelere uzar.

C-aminopirinden sonra

atılımında

azalma

bildirilmiştir.

plazma

parasetamol

konsantrasyonu

veya

yarı

ömür

veya

konvansiyonel karaciğer fonksiyon testi ölçümlerine nazaran parasetamol aşırı dozajı ile

karaciğer hücre hasarı arasında daha iyi ilişki kurar. Parasetamole bağlı fulminant karaciğer

yetmezliğini takiben gelişen akut tübüler nekrozdan dolayı böbrek yetmezliği oluşabilir.

Bununla beraber, bunun insidansı başka nedenlerden dolayı fulminant karaciğer yetmezliği

olan hastalarla karşılaştırıldığında bu grup hastalarda daha sık değildir. Nadiren, ilaç aldıktan

2-10

gün

sonra,

sadece

minimal

karaciğer

toksisitesi

birlikte

renal

tübüler

nekroz

oluşabilir. Aşırı dozda parasetamol almış bir hastada kronik alkol alımının akut pankreatit

gelişmesine katkıda bulunduğu bildirilmiştir. Akut aşırı doza ilaveten, parasetamolün günlük

aşırı miktarlarda alımından sonra karaciğer hasarı ve nefrotoksik etkiler bildirilmiştir.

Semptomlar: Solgunluk, anoreksi, bulantı, kusma ve karın ağrısı parasetamol doz aşımının sık

görülen

erken

semptomlarıdır.

Hepatik

nekroz

parasetamol

aşımının

dozla

ilişkili

komplikasyonudur. Hepatik enzimler yükselebilir ve protrombin süresi 12 ila 48 saat içinde

uzar, fakat klinik semptomlar ilacın alımını takiben 1 ila 6 gün içinde belirgin olmayabilir.

Glukoz malabsorbsiyon bozukluğu ile metabolik asidoz ortaya çıkabilir. Ciddi (şiddetli)

zehirlenmelerde

karaciğer

yetmezliği,

ensefalopati,

hemoraji,

hipoglisemi,

akut

böbrek

yetmezliği görülebilir.

Akut tübüler nekrozun eşlik ettiği akut böbrek yetmezliği beraberinde bel ağrısı, hematüri ve

proteinüri, şiddetli karaciğer hasarı olmadan da görülebilir. Kardiyak aritmi ve pankreatit de

bildirilmiştir.

Tedavi: Hastayı gecikmiş hepatoksisiteye karşı korumak için parasetamol aşırı dozajı hemen

tedavi edilmelidir. Bunun için absorpsiyonu azaltmayı (gastrik lavaj veya

aktif kömür)

takiben intravenöz N-asetilsistein veya oral metionin vermek gerekir. Eğer hasta kusuyorsa

veya aktif kömür ile konjugasyon yapılmışsa metionin kullanılmamalıdır. Doruk plazma

parasetamol konsantrasyonları aşırı dozu takiben 4 saate kadar gecikebilir. Bu nedenle,

hepatotoksisite riskini belirlemek için plazma parasetamol düzeyleri ilaç alımından en az 4

saat

sonrasına

kadar

ölçülmelidir.

tedavi

(ilave

oral

metionin

veya

intravenöz

asetilsistein)

parasetamol

içeriği

ilaç

alımından

beri

geçen

süre

ışığı

altında

değerlendirilmelidir.

Hepatik

enzim

indükleyici

ilaç

alan

hastalarda,

uzun

süredir

alkol

12 / 19

bağımlısı olanlarda veya kronik olarak beslenme eksikliği olanlarda N-asetilsistein ile tedavi

eşiğinin % 30-50 düşürülmesi önerilir, çünkü bu hastalar parasetamolün toksik etkilerine karşı

daha duyarlı olabilirler. Parasetamol aşırı dozajını takiben gelişebilecek fulminant karaciğer

yetmezliği tedavisi uzmanlık gerektirir.

Butamirat sitrat:

Aşırı dozda butamirat alınması halinde şu belirtiler görülebilir: uyku hali, bulantı, kusma,

ishal, sersemlik ve hipotansiyon.

Genel acil yardım yöntemleri uygulanmalıdır: gastrik lavaj, aktif kömür, hayati fonksiyonların

izlenmesi ve gerekiyorsa tedavisi. Bilinen spesifik bir antidotu yoktur.

Klorfeniramin maleat:

Semptomlar:

Sedasyon,

paradoksal

stimülasyonu,

toksik

psikozis,

nöbet,

apne,

konvülsiyonlar, antikolinerjik etkiler, distonik reaksiyonlar ve aritmi dahil kardiyovasküler

kolaps.

Tedavi: Gastrik lavaj veya ipeka şurubuyla emezis yoluyla tedaviye başlanmalıdır. Ardından

aktif

kömür

katartikler

uygulanarak

absorbsiyonu

azaltılır.

Diğer

semptomatik

destekleyici önlemler kalp, solunum, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ve sıvı-elektrolit

dengesine göre özel dikkatle uygulanmalıdır.

Hipotansiyon ve aritmiler tedavi edilmelidir. SSS konvülsiyonları IV diazepam ile tedavi

edilebilir. Ciddi durumlarda hemoperfüzyon kullanılabilir.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik

grup:

Analjezik-antipiretik

(parasetamol),

Sistemik

antihistaminik

(klorfeniramin maleat) ve Öksürük baskılayıcı diğer ilaçlar (butamirat sitrat) kombine

ATC Kodu : R05X

Etki mekanizması:

Parasetamol

Parasetamol,

analjezik

antipiretik

ajandır.

Parasetamolün

terapötik

etkilerinin,

siklooksijenaz enziminin inhibisyonu sonucu prostaglandin sentezinin inhibisyonuna bağlı

olduğu

düşünülmektedir.

Parasetamolün

periferik

siklooksijenaza

oranla

santral

siklooksijenaz üzerine daha etkili inhibitör olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Parasetamolün

analjezik

antipiretik

özellikleri

vardır

fakat

sadece

zayıf

antiinflamatuvar

özellikler

gösterir. Bu durum; inflamatuvar dokuların diğer dokulara oranla daha yüksek seviyelerde

hücresel

peroksitler

içermesi

hücresel

peroksitlerin

parasetamolün

siklooksijenaz

inhibisyonunu önlemesiyle açıklanabilir

13 / 19

Butamirat sitrat

Butamirat

sitratın

santral

etkili

olduğu

düşünülmektedir.

Bununla

birlikte

etki

mekanizması

olarak

bilinmemektedir.

Butamirat

sitrat,

solunum

fonksiyonlarını

kolaylaştıran, nonspesifik antikolinerjik ve bronkospazmolitik etkilere sahiptir. Butamirat

sitratın alışkanlık oluşturucu etkileri yoktur ve bağımlılık yapmaz.

Butamirat sitrat, geniş bir terapötik aralığa sahiptir. Yüksek dozlarda bile iyi tolere edilir

ve 6 yaşın üzerindeki çocuklar ve yetişkinlerde öksürüğü dindirmek için uygundur.

Klorfeniramin maleat

Klorfeniramin maleat; antihistaminik (H1 antagonist) aynı zamanda antikolinerjik etkileri de

olan bir madde olup, kılcal damarlardaki geçirgenliği azaltarak ödemi azaltır; burun akıntısı,

aksırma, gözde sulanma ve kaşıntı gibi belirtileri giderir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Parasetamol

Emilim:

Parasetamolün absorpsiyonu başlıca ince bağırsaklardan pasif difüzyon ile olur. Gastrik

boşalma, oral uygulanan parasetamol absorpsiyonu için hız sınırlayıcı bir basamaktır. Doruk

plazma parasetamol konsantrasyonu formülasyona bağlı olarak genellikle oral uygulamadan

sonra 30 ila 90 dakika arasında meydana gelir. Parasetamol değişken bir oranda ilk geçiş

metabolizmasına

uğradığı

için

oral

uygulamadan

sonra

sistemik

dolaşımda

olarak

bulunmaz. Erişkinlerdeki oral biyoyararlanımının uygulanan parasetamol miktarına bağlı

olduğu görülmektedir. Oral biyoyararlanım 500 mg’lık dozdan sonra %63 iken, 1 veya 2 g

(tablet formu) dozundan sonra yaklaşık %90’a yükselir.

Dağılım:

Parasetamol birçok vücut sıvısına eşit miktarda dağılır; tahmini dağılım hacmi 0.95 l/kg’dır.

Terapötik dozları takiben parasetamol plazma proteinlerine önemli oranda bağlanmaz.

Çocuklardaki dağılım kinetiği (Vd/F) erişkinlerdekine benzerdir.

Biyotransformasyon:

Terapötik dozlardan sonra parasetamolün plazma yarılanma ömrü 1.5-2.5 saat arasındadır.

Parasetamol karaciğerde metabolize olur ve insanda çok sayıda metabolitleri tanımlanmıştır.

İdrarla atılan majör metaboliti glukuronid ve sülfat konjugatıdır. Parasetamolün %10 kadarı

minör bir yolla sitokrom P-450 karma fonksiyonlu oksidaz sistemi (başlıca CYP2E1 ve

CYP3A4)

reaktif

metabolit

olan

asetamidokinona

dönüşür.

metabolit

hızla

indirgenmiş glutatyon ile konjuge olur ve sistein ve merkaptürik asit konjugatları şeklinde

atılır.

Büyük

miktarlarda

parasetamol

alındığında

hepatik

glutatyon

azalabilir

vital

14 / 19

hepatoselüler makromoleküllerine kovalan olarak bağlanan hepatosit asetamidokinonun aşırı

birikmesine yol açar. Bu da doz aşımı durumunda görülebilen hepatik nekroza yol açar.

Eliminasyon:

Eliminasyon yarı-ömrü, terapötik dozlarda 1–3 saat kadardır. Dozun %90-100’ü, 24 saat

içerisinde glukuronid (%60), sülfat (%35) veya sistein (%3) konjügasyon ürünleri olarak

böbrekler yoluyla vücuttan atılır. Tek dozu (1000 mg i.v.) takiben parasetamolün total vücut

klerensi yaklaşık 5 ml/dak/kg’dır. Parasetamolün renal klerensi idrar akış hızına bağlıdır,

fakat pH’ye bağlı değildir. Uygulanan ilacın %4’ten daha azı değişmemiş parasetamol halinde

atılır. Sağlıklı bireylerde terapötik dozun yaklaşık %85-95’i 24 saat içinde idrar ile atılır.

Doğrusallık ve doğrusal olmayan durum:

Reaktif parasetamol metabolitlerinin karaciğer hücre proteinlerine bağlanması, hepatoselüler

hasara sebep olur. Terapötik dozlarda, bu metabolitler, glutatyon tarafından bağlanır ve

nontoksik konjugatlar oluştururlar. Ancak masif doz aşımı halinde, karaciğerin (glutatyon

oluşumunu

kolaylaştıran

teşvik

eden)

SH-donörleri

deposu

tükenir;

ilacın

toksik

metabolitleri

karaciğerde

birikir

karaciğer

hücre

nekrozu

gelişir

karaciğer

fonksiyonunda bozulmaya ve giderek hepatik komaya kadar ilerler.

Pozolojiye uygun kullanıldığında farmakokinetiği doğrusaldır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Renal yetmezlikte farmakokinetik: 2-8 saatler arasında ortalama plazma yarılanma ömrü

normal ve böbrek yetmezliği olan hastalarda aynıdır, fakat 8-24 saatler arasında böbrek

yetmezliğinde

eliminasyon

hızı

azalır.

Kronik

renal

yetmezlikte

glukuronid

sülfat

konjugatlarında belirgin birikme olur. Ana bileşiğin kısıtlı rejenerasyonuyla kronik böbrek

yetmezliği olan hastalarda biriken parasetamol konjugatlarında bir miktar ekstra eliminasyon

oluşabilir. Kronik böbrek yetmezliğinde parasetamol doz aralıklarını uzatmak tavsiye edilir.

Hemodiyalizde parasetamol plazma düzeyleri azalabileceğinden terapötik kan düzeylerini

korumak için ilave parasetamol dozları gerekebilir.

Hepatik yetmezlikte farmakokinetik: Hafif karaciğer hastalığı olan hastalardaki ortalama

plazma yarılanma ömrü normal bireylerdekine benzerdir, fakat ciddi karaciğer yetmezliğinde

önemli derecede uzar (yaklaşık %75). Bununla beraber, yarılanma ömrünün uzamasının klinik

önemi açık değildir; çünkü karaciğer hastalığı olan hastalarda ilaç birikmesi ve hepatoksisite

olduğu

kanıtlanmamış

glutatyon

konjugasyonu

azalmamıştır.

Kronik

stabil

karaciğer

hastalığı olan 20 hastaya 13 gün günde 4 g parasetamol verilmesi karaciğer fonksiyonunda

bozulmaya

açmamıştır.

Hafif

karaciğer

hastalığında

önerilen

dozlarda

alındığında

parasetamolün

zararlı

olduğu

kanıtlanmamıştır.

Bununla

beraber,

şiddetli

karaciğer

hastalığında, plazma parasetamol yarılanma ömrü önemli derecede uzamıştır.

15 / 19

Yaşlılarda

farmakokinetik:

Genç

yaşlı

sağlıklı

denekler

arasında

farmakokinetik

parametrelerde

gözlenen

farklılıkların

klinik

olarak

önemli

olduğu

düşünülmemektedir.

Bununla beraber serum parasetamol yarılanma ömrünün belirgin derecede arttığını (yaklaşık

%84) ve parasetamol klerensinin zayıf, hareketsiz ve yaşlı hastalarda sağlıklı genç kişilere

nazaran azaldığını (yaklaşık %47) düşündüren kanıtlar vardır.

Çocuklarda farmakokinetik: Çalışmalar 0-2 gün arasındaki yeni doğanlarda ve 3-10 yaş

arasındaki

çocuklarda

parasetamol

majör

metabolitinin

parasetamol

sülfat

olduğunu

göstermiştir. Yetişkinlerdeki ve 12 yaş ve üzeri çocuklardaki veriler, majör metabolitin

glukoronid

konjugatı

olduğunu

göstermiştir.

Bununla

beraber,

parasetamolün

genel

eliminasyon hızında veya idrara geçen toplam ilaç miktarında yaşa ilişkin önemli farklılıklar

yoktur.

Butamirat sitrat

Emilim:

Eldeki verilere dayanılarak, butamirat esterinin iyi ve hızla emildiği ve tamamen fenil-2-

butirik asit ve dietilaminoetoksietanole hidrolize olduğu varsayılabilir. Besin alımının etkisi

araştırılmamıştır. 2-fenilbutirik asit ve dietilaminoetoksi etanole maruziyet 22,5 mg-90 mg

doz aralığında tamamen orantılıdır.

Oral uygulamayı takiben butamirat hızla emilir ve 22,5 mg, 45 mg, 67,5 mg ve 90 mg

dozların uygulamasının 5-10. dakikaları içinde kanda, ölçülebilir konsantrasyonlarda tespit

edilmektedir. Tüm dozlar için maksimum plazma konsantrasyonlarına 1 saat içinde, 90 mg

için 16,1 nanogram/ml ortalama değerle ulaşılmaktadır.

Başlıca metabolit olan fenil 2-butirik asitin, 90 mg (3052 nanogram/ml) uygulanmasının

takiben ortalama maksimum plazma konsantrasyonuna yaklaşık 1,5 saat sonra ulaşılır. 90 mg

(160

nanogram/ml)

uygulamasını

takiben

dietil-aminoetoksietanolün

ortalama

plazma

konsantrasyonuna 0,67 saat içinde ulaştığı gözlenmiştir.

Dağılım:

Butamirat sitrat, yüksek oranda proteinlere bağlanmasının yanında, 81-112 L 8kg olarak

vücut ağırlığına göre) arasında, geniş bir dağılım hacmine sahiptir. 2-fenilbutirik asit tüm

dozlarda

(22.5

mg-90

yüksek

oranda

(%89,3-91,6)

plazma

proteinlerine

bağlanır.

Dietilaminoetoksi

etanol

derece

(%28,8-45,7)

proteinlere

bağlanma

oranı

gösterir.

Butamiratın plasentayı geçip geçmediği veya süt ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir.

Biyotransformasyon:

Butamirat sitratın, temel olarak fenil-2-butirik asit ve dietilaminoetoksietanole hidrolizi hızla

ve tamamen gerçekleşir. Çeşitli türler üzerinde yapılan çalışmalara dayanılarak, her iki ana

metabolitin de öksürük rahatlatıcı etkileri olduğu varsayılmaktadır. Alkolik metabolit ile ilgili

insanlardan elde edilen veri yoktur. İnsanlardaki C-14 çalışmalarında plazma proteinlerine

16 / 19

güçlü bağlanma (yaklaşık %95, yüntemsel nedenlerle sadece fenil-2-butirik asit gösterilmiştir)

gözlenmiştir. Fenil-2-butirik asit, ayrıca para pozisyonunda hidroksilasyon yoluyla kısmi

biyotransformasyona uğrar.

Eliminasyon:

Üç metabolitin atılımı başlıca böbrekler yoluyla gerçekleşir. Karaciğerde konjugasyonun

ardından, asit metabolitler geniş oranda glukuronik asite bağlanır. Üriner 2-fenilbutirik asit

konjugat düzeyleri plazmadan çok daha yüksektir. Butamirat sitrat üre içide 48 saate kadar

tespit edilebilir ve 96 saatlik numuneleme periyodunda üre içinde atılan butamirat miktarı

22,5 mg, 45 mg, 67,5 mg ve 90 mg dozlarda sırasıyla %0,02, %0,02, %0,03 ve %0,03’tür.

Butamirat sitratın, butamirata ya da konjuge olmamış 2-fenilbutirik aside kıyasla önemli bir

yüzdesi dietilaminoetoksietanol için ölçülen eliminasyon yarı ömrü sırasıyla 23,26-24,42-

1,48-1,93 ve 2,72-2,90 saattir.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluklarının butamiratın farmakokinetik parametreleri

üzerine etkisi bilinmemektedir.

Klorfeniramin maleat

Emilim:

Klorfeniramin, mide-bağırsak kanalından nispeten yavaş emilir. Oral uygulama sonrası en

yüksek plazma konsantrasyonlarına 2,5-6 saat içinde erişilir.

Biyoyararlanımı %25-50 oranındadır.

Dağılım:

Dolaşımda bulunan klorfeniraminin %70’i proteinlere bağlı haldedir.

Klorfeniramin vücutta, santral sinir sistemi de dahil olmak üzere, geniş oranda dağılır.

Biyotransformasyon:

Karaciğerde belirgin oranda ilk-geçiş metabolizmasına uğrar. Klorfeniramin yüksek oranda

metabolize edilir. Metabolitleri desmetil ve didesmetil klorfeniramindir.

Eliminasyon:

Klorfeniraminin farmakokinetiğinde belirgin bireysel farklılıklar bulunmaktadır; yarı ömrü 2-

saat

arasında

bildirilmiştir.

Klorfenamin

maleat

vücutta,

yüksek

oranda

biyotransformasyon geçirir ve değişmeyen ilaç ve metabolitleri başlıca idrar yoluyla atılır.

17 / 19

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Parasetamol

Akut Toksisite:

Parasetamol yetişkin sıçanlara ve kobaylara oral yoldan verildikten sonra hafif toksik olduğu

saptanmıştır. Farelerde ve yenidoğan sıçanlarda önemli oranda daha fazla toksik olmasının

sebebi

ise,

muhtemelen,

farelerde

maddenin

farklı

metabolizmasının

bulunması

yenidoğan sıçanlarda hepatik enzim sisteminin olgunlaşmamış olmasıdır.

Köpeklere

kedilere

daha

yüksek

dozlarda

verildiğinde

kusmaya

sebep

olmuştur;

nedenle bu hayvan cinslerinde oral LD

değeri saptanamamıştır.

Kronik Toksisite:

Toksik dozların verilmesinin ardından deney hayvanlarında yavaş kilo artışı, diürez, asidüri

ve dehidratasyon ile enfeksiyonlara karşı duyarlılık artışı gibi etkiler gözlenmiştir. Otopsi

sırasında, abdominal organlarda kan akımı artışı, intestinal mukoza iritasyonu gözlenmiştir.

Mutajenik ve Tümörojenik Potansiyeli:

Sıçanlarda, hepatotoksik doz düzeyinde potansiyel bir genotoksisite gözlenmiş ve bu bulgu

doğrudan bir DNA hasarı olarak değil, hepatotoksisite/miyelotoksisitenin dolaylı bir sonucu

olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla, bir eşik doz varsayılabilir.

Diyeti 6.000 ppm’e kadar olan erkek sıçanlarda yapılan 2 yıllık bir çalışmada parasetamolün

karsinojenik

aktivitesine

ilişkin

herhangi

bulgu

bildirilmemiştir.

Mononükleer

hücre

lösemisi insidansının artmasından dolayı dişi sıçanlarda bazı karsinojenik aktivite bulguları

söz konusudur. Diyeti 6.000 ppm kadar olan farelerde yapılan 2 yıllık bir çalışmada ise

parasetamolün karsinojenik aktivitesini gösteren herhangi bir bulgu saptanmamıştır.

Üreme Toksisitesi:

İnsanlarda

kapsamlı

kullanımdan

sonra

embriyotoksik

veya

teratojenik

riskte

artış

gözlenmemiştir.

Parasetamol

hamilelik

dönemlerinde

sıklıkla

alınmakta

olup,

gerek

hamileliğin seyri gerekse doğmamış çocuk üzerinde herhangi bir olumsuz etki görülmemiştir.

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye neden

olduğu ve spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir.

Butamirat sitrat

Klinik

olmayan

verilere

göre

insan

üzerinde

konvensiyonel

güvenlilik,

farmakoloji,

tekrarlanan doz toksisitesi, genotoksisite, karsinojenik potansiyel, üreme ve gelişim toksisitesi

çalışmalarına dayanarak özel bir zararı bulunmamaktadır.

Klorfeniramin maleat

Yeterli klinik öncesi deneyim bulunmamaktadır.

18 / 19

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Sodyum benzoat (E211)

Monopropilen glikol (E1520)

Gliserin

Sorbitol (E420)

Povidon K90

Sodyum siklamat

Sakkarin sodyum (E954)

Ponsa 4R (E124)

Tat maskeleme aroması

Tutti frutti aroması

Trisodyum sitrat dihidrat

Sitrik asit monohidrat (%10’luk çözeltisi)

Saf su

6.2. Geçimsizlikler

Bilinen bir geçimsizliği bulunmamaktadır.

6.3. Raf ömrü

24 ay.

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

Emniyet halkalı, beyaz renkli HDPE kapak ile kapatılmış, 100 ml’lik bal renkli Tip III cam

şişe, 5 ml’lik kaşık ölçek ile karton kutuda.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelik”lerine uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

: Biofarma İlaç San.ve Tic. A.Ş.

Adres

: Akpınar Mah. Osmangazi Cad. No:156

Sancaktepe/İstanbul

Telefon

: (0216) 398 10 63 - 4 hat

Faks

: (0216) 419 27 80

19 / 19

7.

RUHSAT NUMARASI

2017/395

9. İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 13.06.2017

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ