IPRASAL

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • IPRASAL NEBULIZASYON ICIN TEK DOZLUK INHALASYON COZELTISI ICEREN FLAKON 20x2,5 ML FLAKON/KUTU
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • IPRASAL NEBULIZASYON ICIN TEK DOZLUK INHALASYON COZELTISI ICEREN FLAKON 20x2,5 ML FLAKON/KUTU
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • salbutamol ve ipratropium bromür

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699844520670
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 14-05-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

İPRASAL nebülizasyon için tek dozluk inhalasyon çözeltisi içeren flakon

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin Madde:

mL’

dozluk

flakon;

ipratropium

bromür

anhidre

eşdeğer

ipratropium bromür monohidrat ve 2.5 mg salbutamol baza eşdeğer salbutamol sülfat içerir.

Yardımcı Madde(ler):

Sodyum Klorür……………22.10 mg (2.5 ml için)

Yardımcı maddelerin tam bir listesi için, bölüm 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Nebülizasyon için inhalasyon çözeltisi içeren tek dozluk flakon.

Saydam, renksiz veya hemen hemen renksiz çözelti.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

İPRASAL,

birden

fazla

bronkodilatatöre

gerek

duyulan

hastalarda,

obstrüktif

havayolu

hastalıklarına eşlik eden geri dönüşümlü bronkospazmın tedavisinde endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Erişkinler

(yaşlı

hastalar

dahil)

yaşın

üzerindeki

adolesanlarda

aşağıdaki

dozlar

önerilmektedir:

Akut atakların tedavisi:

Semptomlarda hızla iyileşme sağlanması için olguların çoğunda 1 adet tek dozluk flakon

yeterlidir.

Şiddetli durumlarda eğer atak 1 adet tek dozluk flakon ile giderilemiyorsa, iki adet tek dozluk

flakona ihtiyaç duyulabilir. Bu türlü durumlarda hastalar derhal doktorlarına ya da en yakın

hastaneye başvurmalıdır.

İdame tedavisi:

Günde üç ya da dört kez 1 adet tek dozluk flakon.

Uygulama şekli:

İPRASAL uygun bir nebülizatörle veya intermitan pozitif basınçlı ventilatörle verilebilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

İPRASAL karaciğer ya da böbrek yetmezliği olan hastalarda incelenmemiştir. Bu hasta

popülasyonlarında dikkatle kullanılmalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

On iki yaşın altındaki çocuklarda bilgilerin yetersiz olması nedeniyle, İPRASAL pediyatrik

hastalarda endike değildir.

Geriyatrik popülasyon:

İPRASAL yaşlı kişilerde yukarıda verilen dozlarda kullanılabilir.

4.3.

Kontrendikasyonlar

İPRASAL aşağıdaki durumlarda kontrendikedir:

İlacın bileşenlerinden herhangi birine, atropine veya türevlerine karşı aşırı duyarlılığı

olanlar,

- Hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati, taşiaritmi.

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Sadece inhalasyon içindir.

İPRASAL uygulamasından sonra ani aşırı duyarlık reaksiyonları oluşabilir; bu şekilde nadiren

ürtiker, anjiyoödem döküntüler, bronkospazm ve orofarenjeal ödem vakaları görülmüştür. Bu

gibi durumlarda uygun anti-alerjik ajanlar kullanılmalı ve gerekirse genel destekleyici tedavi

uygulanmalıdır.

Aerosol şeklindeki ipratropium bromür tek başına veya bir adrenerjik beta

-agonist ile birlikte

göze

kaçtığında,

oküler

komplikasyonlar

(midriyazis,

göz

içi

basıncında

artış,

dar-açılı

glokom, göz ağrısı) geliştiği bildirilen izole vakalar vardır.

Konjonktivada konjesyon ve korneada ödem sonucu gelişen göz kızarmasıyla birlikte gözde

ağrı veya rahatsızlık hissi, bulanık görme, haleler veya renkli görüntüler görme, akut dar açılı

glokom belirtileri olabilir. Bu semptomlar herhangi bir kombinasyon şeklinde gelişirse,

miyotik damlalar ile tedaviye başlanmalı ve hemen bir uzman hekimin görüşü alınmalıdır.

Hastalara İPRASAL nebülizasyon için tek dozluk inhalasyon çözeltisi içeren flakon’un doğru

bir şekilde nasıl kullanılacağı öğretilmelidir.

İPRASAL içindeki çözelti veya bunun aerosolünün gözlerle temas etmemesi için dikkatli

olunmalıdır. İnhalasyon çözeltisinin bir ağızlık parçası aracılığı ile kullanılması önerilir. Eğer

ağızlık parçası yoksa ve nebülizatörün maskesi kullanılacaksa, bu maskenin hastanın yüzüne

tam olarak oturması gereklidir.

Glokoma karşı predispozisyon gösterebilecek hastalar, gözlerini korumaları konusunda özel

olarak uyarılmalıdır.

İPRASAL aşağıdaki durumlarda, özellikle önerilenden daha yüksek dozların uygulanması söz

konusu

olduğunda,

yalnızca

dikkatli

risk/yarar

değerlendirilmesi

yapıldıktan

sonra

kullanılmalıdır:

- Yeterince kontrol altında olmayan diabetes mellitus,

- Yakınlarda geçirilmiş miyokard enfarktüsü,

- Şiddetli organik kalp veya damar hastalıkları,

- Hipertiroidizm,

- Feokromositoma,

- Dar açılı glokom riski,

- Prostat hipertrofisi

- Mesane boynu obstrüksiyonu,

- Myastenia gravis.

Pazarlama sonrası verilerde ve yayınlanmış literatürde ender olgular şeklinde, salbutamol ile

ilişkili miyokard iskemisi verileri bulunmaktadır. Solunum hastalığı için salbutamol almakta

olan ve altta yatan şiddetli kalp hastalığı (örn. iskemik kalp hastalığı, taşiaritmi ya da şiddetli

kalp yetmezliği) bulunan hastalar, göğüs ağrısı ya da kalp hastalığında ağırlaşmaya ilişkin

başka

semptomlar ortaya çıktığında doktora başvurmaları konusunda uyarılmalıdır. Dispne ve

göğüs ağrısı gibi semptomlar değerlendirilirken dikkatli olunmalıdır, çünkü bunlar solunum

ya da kalp kaynaklı olabilir.

Beta

-agonist

tedavisi,

potansiyel

olarak

ağır

hipokalemi

sonuçlanabilir.

Şiddetli

havayolu obstrüksiyonunda özellikle dikkatli olunması önerilmektedir, çünkü bu etki ksantin

türevleri, steroidler ve

diüretikler ile eşzamanlı tedavi sonucunda potansiyalize olabilir.

Ayrıca hipoksi, hipokaleminin kalp ritmi üzerindeki etkilerini şiddetlendirebilir. (özellikle

digoksin

almakta

olan

hastalarda).

türlü

durumlarda

serum

potasyum

düzeylerinin

izlenmesi önerilmektedir.

Kistik fibrozlu hastalar, gastrointestinal motilite bozukluklarına daha yatkın olabilirler.

Akut, hızla kötüleşen dispne (solunum zorluğu) durumunda hemen bir doktora danışılması

gereklidir. Bu nokta hastalara belirtilmelidir. Hastalar ayrıca, alınan yanıtta azalma belirgin

hale geldiğinde doktora başvurmaları gerektiği konusunda da uyarılmalıdır.

Semptomların kontrol altına alınabilmesi için önerilenden daha yüksek İPRASAL dozlarına

ihtiyaç duyuluyorsa, hastanın tedavi planı bir doktor tarafından yeniden gözden geçirilmelidir.

İPRASAL’ın uterus kontraksiyonları üzerindeki inhibitör etkisi dikkate alınmalıdır. Gebeliğin

son trimesterinde olan hastalar, bu konu hakkında bilgilendirilmeli ve uyarılmalıdır.

İPRASAL kullanımı, klinik dışı madde kötüye kullanımı için yapılan testlerde, örn. atletik

performansın

yükseltilmesi

(doping)

kapsamında,

salbutamol

için

pozitif

sonuçlara

açabilir.

Bu tıbbi ürün her <doz>unda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında

“sodyum içermez”.

4.5.

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Ksantin türevlerinin, diğer beta-adrenerjiklerin ve antikolinerjiklerin birlikte uygulanması yan

etkileri arttırabilir.

Beta-agonistlerin indüklediği hipokalemi, ksantin türevleri, kortikosteroidler ve diüretikler ile

yapılan eş-zamanlı tedavi ile artabilir. Bu durum özellikle şiddetli havayolu obstrüksiyonu

olan hastalarda dikkate alınmalıdır.

Hipokalemi, digoksin almakta olan hastalarda aritmilere karşı duyarlılığı artırabilir. Bu gibi

durumlarda serum potasyum düzeylerinin izlenmesi tavsiye edilmektedir.

Beta-blokerler ile birlikte eş-zamanlı uygulama esnasında, bronkodilatör etkide potansiyel

olarak ciddi bir azalma ortaya çıkabilir.

Monoamin

oksidaz

inhibitörleri

veya

trisiklik

antidepresanlar

tedavi

edilmekte

olan

hastalarda

beta-adrenerjik

agonistler

dikkatle

uygulanmalıdır,

çünkü

beta-adrenerjik

agonistlerin aktiviteleri artabilir.

Halotan, trikloroetilen ve enfluran gibi halojenli hidrokarbon anestetiklerinin inhalasyonu,

beta-agonistlerin kardiyovasküler etkilerine karşı duyarlılığı artırabilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Özel veri bulunmamaktadır.

Pediyatrik popülasyon:

Özel veri bulunmamaktadır.

4.6.

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye:

Gebelik kategorisi C (İpratropium bromür: B ; Salbutamol sülfat:C)

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon):

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar, tedavi süresince tıbben etkili olduğu kabul

edilen doğum kontrol yöntemleri kullanmalıdır.

Gebelik dönemi:

İPRASAL’ın insanlarda gebelik sırasındaki güvenliği belirlenmemiştir. Gebelik sırasında ve

özellikle ilk üç ay içerisinde, gebelikle ilaç kullanımıyla ilgili olağan önlemlere uyulmalıdır.

İPRASAL gebelikte sadece fetus ve anne üzerinde dikkatli bir risk/yarar değerlendirmesi

yapılarak kullanılmalıdır. Ayrıca gebeliğin üçüncü trimesterinde özel bir dikkat gereklidir.

İPRASAL’ın uterus kontraksiyonları üzerindeki inhibitör etkisi dikkate alınmalıdır (bkz. Özel

kullanım uyarıları ve önlemleri).

Laktasyon dönemi:

Salbutamol sülfat ve ipratropium bromür muhtemelen süte geçerler ve bunların yeni doğan

üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Yağda erimeyen kuaterner bazlar anne sütüne geçmekle

birlikte ipratropium bromürün, özellikle de inhalasyon yoluyla alındığında, bebekte önemli

düzeylere ulaşabilme olasılığı çok uzaktır. Bebeğini emziren bir anneye İPRASAL verilirken

dikkatli

olunması

gerekir.

İPRASAL

kullanmanın

yararları,

yenidoğan

üzerindeki

olası

tehlikelere karşı tartılmalı ve beklenen yarar yenidoğan üzerindeki herhangi olası bir riske

üstün gelmediği sürece kullanılmamalıdır.

Üreme yeteneği/Fertilite:

İPRASAL

insan

fertilitesi

üzerindeki

etkisi

konusunda

çalışma

yürütülmemiştir.

İpratropium bromür ve salbutamol ile yapılan klinik öncesi çalışmalarda fertilite üzerinde

advers etki görülmemiştir (bkz. Klinik öncesi güvenlilik verileri).

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Araba ve makine kullanma becerileri üzerindeki etkileri konusunda çalışma yapılmamıştır.

Ancak

hastalar,

İPRASAL

tedavisi

sırasında

baş

dönmesi,

akomodasyon

bozukluğu,

midriyazis

bulanık

görme

gibi

istenmeyen

etkiler

geçirebilecekleri

konusunda

uyarılmalıdır. Eğer hastalarda yukarıda sözü edilen yan etkiler ortaya çıkarsa, araba kullanma

ya da makine işletme gibi tehlike potansiyeli taşıyan işlerden uzak durmalıdırlar.

4.8.

İstenmeyen etkiler

Listelenen istenmeyen etkilerin birçoğu İPRASAL’ın antikolinerjik ve beta

-sempatomimetik

özelliklerine bağlanabilir. İnhalasyon yoluyla uygulanan bütün ilaçlar gibi, İPRASAL lokal

irritasyon semptomlarına yol açabilir. Advers ilaç reaksiyonları, klinik araştırmalarda ve

ilacın

onay

sonrası

kullanım

dönemindeki

farmakovijilans

çalışmalarında

elde

edilen

verilerden tanımlanmıştır.

Klinik araştırmalarda en sık bildirilen yan etkiler baş ağrısı, boğazda irritasyon, öksürük, ağız

kuruluğu, gastrointestinal motilite bozuklukları (konstipasyon, diyare ve kusma dahil), bulantı

ve baş dönmesi olmuştur.

Aşağıda belirtilen istenmeyen etkilerin sıklık oranları şu şekildedir:

Çok yaygın

≥ 1/10

Yaygın

≥ 1/100 ilâ < 1/10

Yaygın olmayan

≥ 1/1,000 ilâ <1/100

Seyrek

≥ 1/10,000 ilâ <1/1.000)

Çok seyrek

< 1/10,000

Bilinmiyor

Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek: Anaflaktik reaksiyon, aşırı duyarlılık, dil, dudaklar ve yüzde anjiyoödem

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Seyrek: Hipokalemi

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın olmayan: Sinirlilik

Seyrek: Mental bozukluk

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan: Baş dönmesi, baş ağrısı, tremor

Göz hastalıkları

Seyrek: Akomodasyon bozukluğu, kornea ödemi, glokom,

göz ağrısı,

göz içi basıncında

artıs,

midriyazis,

bulanık görme, konjonktivada hiperemi, haleler görme

Kardiyak hastalıklar

Yaygın olmayan: Palpitasyonlar, taşikardi

Seyrek: Aritmi, atriyal fibrilasyon, miyokard iskemisi, supraventriküler taşikardi

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediyastinal hastalıklar

Yaygın olmayan: Öksürük, disfoni, boğazda irritasyon

Seyrek: Bronkospazm, paradoksal bronkospazm,

boğaz kuruluğu, laringospazm, farenjiyal

ödem

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın olmayan: Ağız kuruluğu, bulantı

Seyrek: Gastrointestinal motilite bozukluğu (örn. diyare, konstipasyon, kusma), ağızda ödem,

stomatit

Deri ve derialtı dokusu hastalıkları

Yaygın olmayan: Deri reaksiyonları

Seyrek: Hiperhidroz, döküntü, ürtiker, pruritus

Kas-iskelet ve bağ dokusu hastalıkları

Seyrek: Kas spazmları, kaslarda zayıflık, miyalji

Böbrek ve idrar hastalıkları

Seyrek: İdrar retansiyonu

Genel bozukluklar ve uygulama yerine ilişkin hastalıklar

Seyrek: Asteni

Araştırmalar

Yaygın olmayan: Sistolik kan basıncında yükselme

Seyrek: Diyastolik kan basıncında düşme

Oküler

komplikasyonlar

aerosol

şeklindeki

ipratropium

bromür

başına

veya

adrenerjik beta

-agonist ile birlikte göze kaçtığında bildirilmiştir (bkz. bölüm 4.4).

İnhalasyon yoluyla kullanılan diğer ilaçlarda olduğu gibi, doz uygulamasından sonra hırıltılı

solumada ani artış ve soluk darlığıyla kendisini gösteren paradoksal bronkospazm oluşabilir.

Paradoksal bronkospazm çabuk etkili bir inhale bronkodilatöre yanıt verir ve derhal tedavi

edilmelidir.

İPRASAL’a

hemen

verilmeli,

hasta

değerlendirilmeli

gerekiyorsa

alternatif bir tedavi uygulanmalıdır.

İdrar retansiyonu riski, öncesinden üriner çıkış obstrüksiyonu bulunan hastalarda artabilir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir

(www.titck.gov.tr;

posta:tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

Semptomlar

Doz aşımının oluşturduğu etkilerin öncelikle salbutamol ile bağıntılı olması beklenmektedir.

Doz aşımında beklenen semptomlar, aşırı beta-adrenerjik uyarının yol açtığı semptomlardır;

belirgin

olanları

taşikardi,

palpitasyon,

tremor,

hipertansiyon,

hipotansiyon,

nabız

basıncının genişlemesi, anjinal ağrı, aritmiler ve yüz-boyun bölgesinde kızarıklıktır.

İpratropium bromür doz aşımının beklenen semptomları (ağız kuruluğu, görsel akomodasyon

bozuklukları gibi), sahip olduğu geniş terapötik aralık ve topikal uygulama nedeniyle hafif ve

geçici niteliktedir.

Tedavi

Sedatifler ve trankilizanlar verilir; ağır vakalarda yoğun bakım uygulanır. Serum potasyum

düzeyleri izlenmelidir.

Beta-reseptör

blokerleri,

tercihen

beta

-selektif

olanları,

spesifik

antidotlar

olarak

uygundurlar; ancak, bronşiyal obstrüksiyonda muhtemel bir artış dikkate alınmalıdır ve doz,

bronşiyal astımı olan hastalarda dikkatle uygulanmalıdır.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1.

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grubu: Adrenerjikler ve diğer obstrüktif havayolu hastalıkları ilaçları

ATC kodu: R03AK04

İpratropium bromür, antikolinerjik (parasempatolitik) özellikleri olan bir kuaterner amonyum

bileşiğidir.

Klinik

öncesi

çalışmalarda,

vagus

sinirinden

salıverilen

nöro

transmitter

olan

asetilkolinin etkilerini antagonize ederek, bu sinir aracılığıyla gerçekleşen refleksleri inhibe

etmiştir. Antikolinerjikler, asetilkolinin bronş düz kaslarındaki M3 muskarinik reseptörlerle

etkileşimi sonucu meydana gelen hücre içi siklik guanozin monofosfat (s-GMP) artışlarını

önlerler.

İpratropium bromür inhalasyonu izleyen bronkodilatasyon, esas olarak lokal ve akciğere

özgüdür ve sistemik yapıda değildir.

Salbutamol sülfat, hava yollarındaki düz kaslara etki ederek, gevşemelerine yol açan bir beta

adrenerjik ajandır. Salbutamol, trakeadan terminal bronşiyollere kadar olan bütün düz kasları

gevşetir ve bronkokonstriksiyona yol açan tüm etkilere karşı korunma sağlar.

İPRASAL, ipratropium bromür ile salbutamol sülfatın eşzamanlı olarak salıverilmesi sonucu

akciğerdeki muskarinik ve beta

-adrenerjik reseptörlerin her ikisi üzerinden etki oluşturur ve

sonuç olarak her bir ajan ile elde edilenden daha üstün bir bronkodilatasyon elde edilmesini

sağlar.

Geri

dönüşümlü

bronkospazmı

olan

hastalar

üzerinde

yapılan

kontrollü

çalışmalarda

ipratropium bromür ve salbutamol sülfat kombinasyonunun, her iki bileşeninden daha büyük

bir bronkodilatatör etkiye sahip olduğu ve advers etkilerde herhangi bir artışın bulunmadığı

ortaya konulmuştur.

5.2.

Farmakokinetik özellikler

İpratropium bromür

Emilim:

İpratropium bromür, oral inhalasyondan sonra çok çabuk absorbe olur. İnhalasyondan sonraki

sistemik biyoyararlanım, alınan dozun %10'undan düşüktür.

Dağılım ve Biyotransformasyon:

İpratropium bromür, kan-beyin bariyerini geçmez. Terminal eliminasyon fazındaki yarılanma

ömrü, intravenöz uygulamadan sonra belirlendiği üzere, 1.6 saat civarındadır.

Eliminasyon:

İpratropium bromür, intravenöz uygulamadan sonra alınan dozun %46’sı oranında böbrekler

yoluyla atılır. İlaç ve metabolitlerinin eliminasyon yarılanma ömrü, radyoaktif işaretleme ile

belirlendiği şekliyle 3.6 saattir.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum:

Özel veri bulunmamaktadır.

Salbutamol sülfat

Emilim:

Salbutamol sülfat, oral uygulama sonrasında gerek inhalasyonla gerekse gastrointestinal kanal

yoluyla hızla ve tamamen emilir.

Dağılım ve Biyotransformasyon:

Plazma doruk salbutamol konsantrasyonları uygulamayı izleyen üç saat içerisinde elde edilir.

Salbutamol kan-beyin bariyerini geçer ve burada plazma konsantrasyonunun %5’i civarında

bir konsantrasyona ulaşır.

Eliminasyon:

İlaç, 24 saat sonra, hiç değişmemiş olarak idrarla vücuttan atılır. Eliminasyon yarı ömrü 4

saattir.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum:

Özel veri bulunmamaktadır.

İpratropium bromür ve salbutamol sülfatın birlikte nebülize edilmelerinin, her iki bileşen için

de sistemik emilimi potansiyalize etmediği ve bu nedenle ipratropium bromür ve salbutamol

sülfat

kombinasyonunun

aditif

aktivitesinin,

inhalasyon

sonrasında

akciğer

üzerindeki

kombine lokal etkiye bağlı olduğu gösterilmiştir.

5.3.

Klinik öncesi güvenlilik verileri

İpratropium bromür ve salbutamol sülfat kombinasyonunun tek inhalasyon şeklinde uygulama

sonrasındaki

akut

toksisitesi,

sıçanlarda

köpeklerde

incelenmiştir.

Teknik

olarak

incelenmesi mümkün en yüksek dozlara kadar (sıçan: 887/5397 mikrogram/kg vücut ağırlığı

[ipratropium bromür/salbutamol], köpek: 165/862 mikrogram/kg vücut ağırlığı [ipratropium

bromür/salbutamol]) sistemik toksik etki belirtisi bulunmamaktaydı ve bileşik lokal olarak iyi

tolere

edildi.

Tekil

maddeler

için

intravenöz

uygulama

sonrasında

yaklaşık

LD50

değerlerinin, ipratropium bromürün test edildiği türlere bağlı olarak (fare, sıçan, köpek),

ipratropium bromür için 12 ile 20 mg/kg ve salbutamol için 60 ile 70 mg/kg vücut ağırlığı

arasında olduğu hesaplanmıştır.

İpratropium bromür ve salbutamol kombinasyonu ile sırasıyla sıçanlar ve köpeklerde, 13

haftalık iki inhalasyonu toksisitesi çalışması yürütülmüştür. Bu çalışmalarda, kalbin hedef

organ olduğu ortaya çıkmıştır. 31.3/183.4 ile 375.5/2188.4 mikrogram/kg vücut ağırlığı/gün

ipratropium bromür/salbutamol dozlarında, sıçanların kalp ağırlıklarında doza bağlı olmayan

bir artış gözlendi, ancak bu saptanabilir herhangi bir histopatolojik değişiklik ile birlikte

değildi. Köpeklerde 32.3/197.6 ile 129.2/790.4 mikrogram/kg vücut ağırlığı/gün ipratropium

bromür/salbutamol

dozları,

kalp

hızlarını

hafifçe

artırdı

daha

yüksek

dozlarda,

ventrikül

papiller

kaslarında,

bazen

mineralizasyonun

eşlik

ettiği,

histopatolojik

olarak

saptanabilir sikatrisler ve/veya fibrozis gözlendi.

Yukarıda sözü edilen çalışmalarda elde edilen bulgular, salbutamol gibi beta-adrenerjiklerin

iyi bilinen etkileri olarak görülmelidir.

Aynı zamanda ikinci bileşenin (ipratropium bromür) toksikolojik profili de yıllardır iyi

bilinmektedir

kafada

bulunan

mukozal

membranlarda

kuruluk,

midriyazis,

yalnızca

köpeklerde keratokonjonktivitis sikka (kuru göz), tonüs azalması ve gastrointestinal kanalda

motilitenin inhibisyonu (sıçan) gibi tipik antikolinerjik etkilerdir.

İPRASAL’ın iki tekil bileşeni için de üreme toksisitesi çalışmaları mevcuttur.

Salbutamol

farelerde

yüksek

dozlarda

yarık

damarlara

neden

olmuştur.

olay

bilinmektedir

diğer

beta-adrenerjik

bileşiklerin

uygulanmasından

sonra

ortaya

çıkmaktadır. Günümüzde bu etkinin annedeki kortikosteron düzeyindeki bir artış sebebiyle

ortaya çıktığı varsayılmaktadır ve başka türler için önem taşımayan bir genel stresin sonucu

olduğu kabul edilebilir. Ek olarak, salbutamolün teratojenik özelliklere sahip olabileceği

yönündeki

kuşkuların

oluşmasına

açan

preklinik

bulgular,

kadınlardaki

kullanımını

ilgilendiren kısıtlamalarda dikkate alınmış bulunmaktadır.

Bu bulguların dışında, salbutamol ve ipratropium bromür ile yapılan çalışmalar, embriyo,

fetüs ve yavrularda varsa bile, yalnızca marjinal etkiler ortaya çıkarmıştır ve bu etkiler

yalnızca maternal toksisite aralığı içinde oluşmuştur.

Her iki tekil madde de çok sayıda in-vivo ve in-vitro testlerde incelenmiştir. Ne salbutamol ne

de ipratropium bromür, herhangi bir mutajenik özellik belirtisi göstermemiştir.

Salbutamol ve ipratropium bromür ayrı ayrı, çeşitli in vivo karsinojenisite çalışmalarında

neoplastik özellikleri yönleriyle incelenmişlerdir.

Farelerde,

sıçanlarda

köpeklerde

değil,

oral

salbutamol

uygulamasından

sonra,

insanlarda kullanılan inhalasyon dozlarının 100 katından daha yüksek dozlarda, mezovaryum

leiomyoması insidansında artış gözlenmiştir. Leiomyoma gelişiminin eş-zamanlı beta-bloker

uygulamasıyla engellenebilir özellikte olduğu bulunmuştur. Bu bulguların türe özgü olduğu

ve klinik önem taşımadıkları ve sonuç olarak salbutamolün klinik kullanımında herhangi bir

kısıtlamaya yol açmayacakları yönünde değerlendirme yapılmıştır.

İpratropium

bromür

farelerde

sıçanlarda

oral

yoldan

incelendiğinde,

karsinojenik

potansiyel ortaya çıkmamıştır.

İpratropium bromür ve salbutamol sülfat kombinasyonunun ya da tekil aktif bileşenlerinin

sebep olduğu herhangi bir immünotoksikolojik etkiye ilişkin hiçbir veri bulunmamıştır.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Sodyum klorür

1N Hidroklorik asit (pH 3.4’ e ayarlanacak şekilde)

Enjeksiyonluk su

6.2.

Geçimsizlikler

İPRASAL nebülizasyon için tek dozluk inhalasyon çözeltisi içeren flakon’un bilinen bir

geçimsizliği yoktur.

6.3.

Raf ömrü

İPRASAL nebülizasyon için tek dozluk inhalasyon çözeltisi içeren flakon’un raf ömrü 24

aydır.

6.4.

Saklamaya yönelik özel tedbirler

25ºC’nin altında, oda sıcaklığında saklanmalıdır. Direk güneş ışığından korunmalıdır.

Çözeltinin renginde değişiklik varsa kullanmayınız.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

İPRASAL nebülizasyon için tek dozluk inhalasyon çözeltisi içeren flakon, 20 adet 2.5 ml

çözelti içeren 3 ml’lik düşük dansiteli polietilen tek dozluk flakon içerir.

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürün ya da atık materyaller, “Tıbbi Atıkların Kontrolü” ve “Ambalaj ve

Ambalaj Atıklarının Kontrolü” yönetmeliklerine uygun olarak imha edilmelidir.

Kullanım Talimatı

dozluk

flakonlar

yalnızca,

uygun

nebülizatör

cihazları

inhalasyon

şeklinde

kullanılmak içindir ve oral yoldan alınmamalı ya da parenteral yoldan uygulanmamalıdır.

Nebülizatörü,

imalatçısının

doktorunuzun

talimatları

doğrultusunda

kullanıma

hazırlayınız.

2. Tek dozluk bir flakonu şeritten koparınız.

3. Tek dozluk flakonu, uç kısmını sertçe bükerek açınız.

4. Tek dozluk flakonun içeriğini, nebülizatörün rezervuarına (depo kısmına) boşaltınız.

5. Nebülizatörün parçalarını birleştirip, önerildiği şekilde inhale ediniz.

Kullandıktan

sonra,

rezervuarda

kalmış

olabilecek

solüsyonu

atınız

nebülizatörü,

imalatçısının talimatları doğrultusunda temizleyiniz.

dozluk

flakonlar

koruyucu

madde

içermediğinden,

mikropla

bulaşmayı

önlemek

amacıyla flakonun açıldıktan hemen sonra kullanılması ve her uygulamada yeni bir flakonun

açılması önem taşımaktadır. Kısmen kullanılmış, açılmış veya hasar görmüş tek dozluk

flakonlar atılmalıdır.

İPRASAL

nebülizasyon

için

dozluk

inhalasyon

çözeltisi

içeren

flakon’un,

aynı

nebülizatör içinde diğer ilaçlarla karıştırılmaması özellikle önerilmektedir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

VEM İLAÇ San. ve Tic. A.Ş

Adres: Cinnah Cad. Yeşilyurt Sok. No: 3/2

Çankaya /ANKARA

Telefon : (312) 427 43 57-58

Faks : (312) 427 43 59

8.

RUHSAT NUMARASI(LARI)

238/11

9.

İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 14.12.2011

Ruhsat yenileme tarihi:

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ