INTRAFEN

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • INTRAFEN 800 MG/ML 8 ML IV INFUZYONLUK COZELTI ICEREN 1 FLAKON
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • INTRAFEN 800 MG/ML 8 ML IV INFUZYONLUK COZELTI ICEREN 1 FLAKON
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • ibuprofen

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699783770259
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 26-05-2015
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

İNTRAFEN 800 mg/8 ml İ.V. infüzyon için çözelti içeren flakon

Steril

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Her bir 10 ml’ lik flakon 800 mg ibuprofen içeren 8 ml çözelti içerir.

Yardımcı maddeler:

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

İnfüzyonluk çözelti içeren flakon.

Her flakon; renksiz, berrak, pH’sı 7.00 – 7.80 olan, steril çözelti içerir.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1

Terapötik endikasyonlar

İNTRAFEN;

Hafif ve orta dereceli ağrı tedavisinde,

Opioid analjeziklerle beraber orta ve ileri dereceli ağrı tedavisinde,

Ateş tedavisinde kullanılır.

4.2

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji

uygulama sıklığı ve süresi:

İNTRAFEN, en kısa sürede en düşük etkili dozda kullanılmalıdır. Başlangıç tedavisine

cevap alındıktan sonra, doz ve sıklık hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre ayarlanmalıdır.

Toplam günlük doz 3200 mg’ı geçmemelidir.

Böbreklerdeki yan etki riskini azaltmak için, İNTRAFEN uygulamadan önce hastaların

yeteri kadar hidrate olması sağlanmalıdır.

Ağrı tedavisinde:

Gereksinime göre, 6 saatte bir 400 mg ila 800 mg arasındaki dozlarda uygulanmalıdır.

İnfüzyon süresi minimum 30 dakika olmalıdır.

Ateş tedavisinde:

400 mg’lık uygulamayı takiben, gereksinime göre her 4-6 saatte bir 400 mg veya her 4 saatte

bir 100-200 mg uygulanmalıdır. İnfüzyon süresi minimum 30 dakika olmalıdır.

İstenmeyen etkiler, semptomları kontrol altına almak için gerekli olan en düşük etkin dozun en

kısa sürede kullanılması ile en aza indirilebilir (Bkz. Bölüm 4.4).

Uygulama şekli:

İNTRAFEN, ancak uygun bir çözelti ile seyreltildikten sonra intravenöz infüzyon olarak

uygulanmalıdır. Muhtemel geçimsizlikleri önlemek için İNTRAFEN sadece, % 0.9 sodyum

klorür çözeltisi, % 5 Dekstroz çözeltisi veya ringer laktat çözeltisi ile seyreltilmelidir (bkz.

Bölüm 6.2. Geçimsizlikler).

Seyreltilen

çözelti

mg/mL

veya

daha

düşük

nihai

konsantrasyonda

olmalıdır.

İNTRAFEN’in her 8 mL’si 200 ml’den az olmayan çözeltide seyreltilmelidir.

İnfüzyon süresi minimum 30 dakika olmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Böbrek veya karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda kullanılmamalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

17 yaşın

altındaki

pediyatrik popülasyonda etkinlik ve güvenilirliğine dair

yeterli veri

bulunmadığından, bu yaş grubunda kullanılmamalıdır.

Geriyatrik popülasyon:

Olası yan etkilerden dolayı (bkz. Bölüm 4.4) yaşlı hastalarda kullanımı sırasında dikkat

edilmelidir. Genelde tedaviye en düşük doz ile başlanmalı, hastanın karaciğer, böbrek ve

kalp fonksiyonları izlenmeli ve eşlik eden hastalık veya başka ilaç tedavisi olmamalıdır.

Yaşlı hastalarda ciddi gastrointestinal advers olay riski artmıştır.

4.3

Kontrendikasyonlar

İNTRAFEN aşağıdaki durumlarda kontrendikedir:

İbuprofen, diğer non steroid antiinflamatuvar (NSAİ) ilaçlara veya İNTRAFEN içeriğindeki

bileşenlerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olanlarda,

Asetil salisilik asit veya diğer NSAİ ilaç kullanımı sonrası astım, ürtiker veya alerjik tip

reaksiyon öyküsü olanlarda (Bu tür hastalarda NSAİİ’lara karşı ciddi, nadiren ölümcül

olabilen anafilaktik benzeri reaksiyonlar rapor edilmiştir),

Koroner arter by-pass graft cerrahisi peri-operatif ağrı tedavisinde,

Gebeliğin son trimesteri

Şiddetli kalp yetmezliği (NYHA Sınıf IV) durumunda,

Şiddetli karaciğer yetmezliği durumunda,

Şiddetli böbrek yetmezliği durumunda.

4.4

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Kardiyovasküler risk:

- NSAİİ’lar ölümcül olabilecek kardiyovasküler trombotik olaylar, miyokard infarktüsü ve inme

riskinde artışa neden olabilir. Bu risk kullanım süresine bağlı olarak artabilir. Kardiyovasküler

hastalığı olan veya kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini taşıyan hastalarda risk daha yüksek

olabilir.

- İNTRAFEN koroner arter by-pass graft cerrahisi perioperatif ağrı tedavisinde kontrendikedir.

Gastrointestinal (GI) risk:

NSAİİ’lar kanama, ülserasyon, mide veya bağırsak perforasyonu gibi ölümcül olabilecek ciddi

GI advers etkilere yol açarlar. Bu advers olaylar herhangi bir zamanda, önceden uyarıcı bir

semptom vererek veya vermeksizin ortaya çıkabilirler. Yaşlı hastalar ciddi GI etkiler bakımından

daha yüksek risk taşımaktadırlar.

Kardiyovasküler trombotik olaylar:

Klinik çalışmalar, özellikle yüksek dozda (2400 mg/gün) ibuprofen kullanımının arteriyel

trombotik olayların (örn. miyokard enfarktüsü ya da inme) riskinde küçük bir artış ile ilişkili

olabileceğini göstermektedir. Bütünüyle ele alındığında epidemiyolojik çalışmalar, düşük

ibuprofenin

(örn.

<

1200

mg/gün),

miyokard

enfarktüsü

riskinde

artış

ilişkili

olabileceğini düşündürmemektedir.

Kontrol altına alınmayan hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği (NYHA II-III), mevcut

iskemik

kalp

hastalığı,

periferik

arter

hastalığı

ve/veya

serobrovasküler

hastalığı

olan

hastalar, sadece dikkatli bir değerlendirme sonrasında ve yüksek dozlardan (2400 mg/gün)

kaçınarak ibuprofen ile tedavi edilmelidirler.

Özellikle yüksek dozlarda ibuprofen (2400 mg/gün) kullanımı gerektiğinde, kardiyovasküler

olaylara

yönelik

risk

faktörleri

olan

(örn.

hipertansiyon,

hiperlipidemi,

diyabet,

sigara)

hastalarda uzun süreli bir tedavi başlatılmadan önce de dikkatli değerlendirme yapılmalıdır.

Hipertansiyon:

İbuprofen dahil NSAİİ’lar, yeni hipertansiyon gelişimine veya var olan hipertansiyonun

kötüleşmesine

açabilirler.

durumda

kardiyovasküler

olayların

oluşma

sıklığının

artmasına

katkıda

bulunabilir.

İbuprofen

dahil

NSAİİ’lar

hipertansiyonlu

hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. NSAİİ tedavisinin başlangıcında ve tedavi süresince kan

basıncı yakından takip edilmelidir.

NSAİİ

alımına

bağlı

olarak

inhibitörleri,

tiyazid

kıvrım

diüretikleri

alan

hastalarda, bu tedavilere yetersiz yanıt gelişebilir.

Konjestif kalp yetmezliği ve ödem:

NSAİİ kullanan bazı hastalarda sıvı retansiyonu ve ödem gözlenmiştir. İNTRAFEN sıvı

retansiyonu ya da kalp yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Gastrointestinal (Gİ) etkiler, ülserasyon, kanama ve perforasyon riski:

İbuprofen dahil NSAİİ’lar; mide, ince bağırsak veya kalın bağırsak inflamasyonu, kanaması,

ülserasyonu ve perforasyonu gibi ölümcül olabilen ciddi gastrointestinal advers olaylara yol

açabilirler. Bu ciddi advers olaylar NSAİİ’lar ile tedavi edilen hastalarda herhangi bir

zamanda, önceden uyarıcı bir semptom vererek ya da herhangi bir semptom vermeksizin

ortaya çıkabilir. NSAİİ tedavisinde ciddi üst gastrointestinal advers etki gelişen beş hastadan

sadece

biri

semptomatiktir.

NSAİİ’ların

neden

olduğu

üst

gastrointestinal

ülser,

büyük

kanama ya da perforasyon, 3-6 ay süreyle tedavi gören hastaların yaklaşık %1’inde, bir yıl

süreyle

tedavi

gören

hastaların

%2-4’ünde

ortaya

çıkmaktadır.

Daha

uzun

süreli

kullanımda

eğilim

devam

ederken,

tedavi

süresince

herhangi

zamanda

ciddi

gastrointestinal advers olay gelişme olasılığı artar. Ancak kısa süreli tedavi bile risksiz

değildir.

Önceden ülser hastalığı ya da gastrointestinal kanama hikayesi olan hastalara ibuprofen dahil

NSAİİ’lar

önerilirken çok dikkatli olunmalıdır.

Önceden

peptik ülser

hastalığı

ve/veya

gastrointestinal kanama hikayesi olan NSAİİ kullanan hastalarda gastrointestinal kanama

görülme riski, bu risk faktörlerinden hiçbirine sahip olmayan hastalara göre 10 kattan daha

fazladır. NSAİİ’lar ile tedavi edilen hastalarda gastrointestinal kanama riskini arttıran diğer

faktörler; beraberinde oral kortikosteroid ya da antikoagülan kullanımı, daha uzun süreli

NSAİİ

tedavisi,

sigara

içimi,

alkol

kullanımı,

ileri

yaş,

genel

sağlık

durumunun

zayıf

olmasıdır. Ani ölümcül gastrointestinal olaylar en çok yaşlı veya bakıma ihtiyaç duyan

hastalarda

görüldüğünden,

hasta

popülasyonunun

tedavisinde

özellikle

dikkatli

olunmalıdır.

NSAİİ ilaçlar ile tedavi edilen hastalarda olası bir gastrointestinal advers olay riskini en aza

indirmek için, en düşük etkin doz olası en kısa sürede kullanılmalıdır. Hastalar ve doktorlar

NSAİİ tedavisi boyunca, gastrointestinal ülserasyon ve kanama belirti ve semptomlarına

karşı hazırlıklı olmalı ve herhangi bir gastrointestinal advers olay şüphesi durumunda derhal

değerlendirme

tedaviyi

başlatmalıdırlar.

Ciddi

gastrointestinal

advers

olay

olasılığı

ortadan kalkana kadar, NSAİİ tedavisinin sonlandırılması da alınacak tedbirler arasındadır.

Yüksek riskli hastalarda NSAİİ içermeyen alternatif tedaviler düşünülmelidir.

Asetil salisilik asit ve diğer NSAİİ’ların birlikte kullanımı ciddi gastrointestinal advers olay

riskini artırmaktadır. Gastrointestinal hastalık öyküsü olan hastalar, özelliklede yaşlı olan

hastalar, tedavinin başlangıç dönemlerinde, olağandışı herhangi bir abdominal semptomu

(özellikle gastrointestinal kanama) bildirmelidir.

İbuprofen

alan

hastalarda

gastrointestinal

kanama

veya

ülserasyon

gelişirse

tedavi

kesilmelidir.

Yaşlı hastalarda NSAİİ ilaçlara karşı artan sıklıkta advers reaksiyon (özellikle ölümcül

olabilen gastrointestinal kanama ve perforasyon) mevcuttur.

Ciddi deri reaksiyonları:

İbuprofen dahil NSAİİ’lar, eksfolyatif dermatit, Stevens-Johnson Sendromu (SJS) ve toksik

epidermal nekroliz (TEN) gibi ölümcül olabilen ciddi deri reaksiyonlarına neden olabilir. Bu

ciddi etkiler herhangi bir uyarıcı semptom olmaksızın ortaya çıkabilir. Hastalar deri üzerinde

ciddi belirtilerin işaret ve semptomları hakkında bilgilendirilmeli, deri döküntüsü veya başka

bir aşırı duyarlılık belirtisi görüldüğü anda, İNTRAFEN tedavisi sonlandırılmalıdır.

Astımlı hastalar:

Astımlı hastalarda asetil salisilik aside duyarlı astım olabilir. Asetil salisilik asit-duyarlı

astımı olan hastalarda asetil salisilik asit kullanımı, ölümcül olabilen ciddi bronkospazmla

ilişkilendirilmiştir.

tür

asetil

salisilik

asit-duyarlı

hastalarda

asetil

salisilik

asit

NSAİİ’lar arasında bronkospazm dahil çapraz reaksiyonlar rapor edildiğinden, İNTRAFEN

asetil salisilik asit duyarlı hastalarda kontrendikedir.

İbuprofenin bu tip hastalarda bronkospazma neden olduğu rapor edildiğinden, bronşiyal

astımlı

bronşiyal

astım

hikayesi

olan

hastalara

ibuprofen

uygularken

dikkatli

olunmalıdır.

Oftalmolojik Etkiler:

Çalışmalarda,

ibuprofen

uygulamasına

dayandırılabilecek

oküler

değişiklikler

gösterilmemiştir.

Nadir

olgularda,

papillit,

retrobulbar

optik

nörit

papillödem

gibi

istenmeyen

oküler

bozukluklar,

ibuprofen

dahil

olmak

üzere

NSAİ

ilaç

kullananlar

tarafından

bildirilmiştir.

Ancak

nedensel

etki

ilişkisi

saptanmamıştır;

dolayısıyla

ibuprofen

tedavisi

sırasında

görme

bozukluğu

gelişen

hastalara

oftalmolojik

muayene

yapılmalıdır.

Karaciğer üzerindeki etkiler:

İbuprofen dahil NSAİİ’ları kullanan hastaların % 15’inde, bir veya daha fazla karaciğer

testinde sınırda yükselmeler görülebilir. Bu laboratuvar anormallikleri, devam eden tedavi

ile ilerleyebilir, değişmeden kalabilir veya geçici olabilir. Hastalarda NSAİİ’larla yapılan

klinik çalışmaların yaklaşık % 1’inde, kayda değer ALT, AST yükselmeleri (normal üst

değerlerin yaklaşık 3 veya daha fazla katı) rapor edilmiştir. Ek olarak sarılık, fulminant

hepatit, karaciğer nekrozu, karaciğer yetmezlik gibi, bazıları ölümle sonuçlanan nadir ciddi

karaciğer

reaksiyonları

bildirilmiştir.

İbuprofen

tedavisindeyken,

hastada

karaciğer

fonksiyonunun

bozulduğuna

dair

belirti

ve/veya

semptomlar

oluşmuşsa

veya

karaciğer

testleri anormalse, daha ciddi karaciğer reaksiyonlarının gelişimine yönelik değerlendirme

yapılmalıdır. Eğer karaciğer hastalığı gelişimi ile uyumlu klinik belirti ve semptomlar veya

sistemik

belirtiler

(eozinofili,

deri

döküntüsü

vb.)

ortaya

çıkarsa,

ibuprofen

tedavisi

kesilmelidir.

Böbrekler üzerindeki etkiler:

Dehidrate olmuş hastalarda İNTRAFEN ile tedaviye başlarken dikkatli olunmalıdır.

NSAİİ’ların

uzun

süre

kullanımı

papiller

nekroz

diğer

böbrek

hasarları

sonuçlanmaktadır.

Böbrek

toksisitesi,

böbrek

perfüzyonunun

sağlanmasında

prostaglandinlerin telafi edici etkinliği olan hastalarda görülmüştür. Bu hastalarda NSAİİ

uygulaması prostaglandin oluşumunda doza bağlı bir azalmaya ve ikincil olarak böbrek

yetmezliğini

hızlandırabilen

böbrek

akımında

azalmaya

neden

olabilir.

Böbrek

fonksiyonları bozukluğu, kalp yetmezliği ve karaciğer bozukluğu olanlar, diüretik ve ADE

inhibitörleri alanlar ve yaşlılarda, bu reaksiyonun gelişme riski daha fazladır.

NSAİİ tedavisinin kesilmesi ile genellikle tedavi öncesi duruma geri dönülmektedir.

İleri böbrek yetmezliği:

Kontrollü

klinik

çalışmalardan

ibuprofenin

ilerlemiş

böbrek

yetmezliği

olan

hastalarda

kullanımına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Dolayısı ile ileri böbrek yetmezliği olan

hastalarda İNTRAFEN kullanılması önerilmez. Ciddi böbrek yetmezliği olan hastalarda

İNTRAFEN ile tedavi gerekmekteyse, hastanın böbrek fonksiyonları yakından izlenmelidir.

Aseptik Menenjit:

Oral

ibuprofen

tedavisi

gören

hastalarda

ateş

koma

seyreden

aseptik

menenjit

gözlenmiştir.

durum

daha

çok

sistemik

lupus

eritematozis

ilgili

bağ

dokusu

hastalıkları olan hastalarda görülse de, altta yatan kronik hastalığı olmayan hastalarda da

rapor edilmiştir. İbuprofen kullanan bir hastada menenjit belirti ve semptomları gelişirse, bu

belirti ve semptomların ibuprofen tedavisi ile ilişkili olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Hematolojik Etkiler:

İNTRAFEN

kullanım

öncesinde

seyreltilmelidir.

İNTRAFEN’in

seyreltilmeden

infüze

edilmesi hemolize neden olabilir. (bkz. Bölüm 4.2 Pozoloji ve uygulama şekli)

İbuprofen dahil NSAİİ alan hastalarda anemi gelişebilir. Bu durum; sıvı tutulması, gizli veya

aşikar gastrointestinal kan kaybı veya eritropoez üzerinde tam tanımlanmamış bir etkiden

kaynaklanabilir. İbuprofen dahil NSAİİ’larla uzun süreli tedavideki hastalarda, anemi veya

kan kaybı belirtisi veya semptomu varsa, hemoglobin veya hematokrit değerleri kontrol

edilmelidir.

NSAİİ’lar

trombosit

agregasyonunu

inhibe

ederler

bazı

hastalarda

kanama

süresini

uzattıkları gösterilmiştir. Asetil salisilik asitten farklı olarak, trombosit fonksiyonu üzerine

etkileri kantitatif olarak daha az, daha kısa süreli ve geri dönüşümlüdür. Koagülasyon

bozukluğu

olan

veya

antikoagülan

kullanan

hastalar

gibi,

trombosit

fonksiyonundaki

değişikliklerden olumsuz etkilenebilecek hastalar dikkatlice izlenmelidir.

İnflamasyonun ve Ateşin maskelenmesi:

Ateşin ve inflamasyonun düşürülmesinde ibuprofenin farmakolojik aktivitesi, bu belirtilerin

nonenfeksiyöz

ağrılı

durumların

komplikasyonlarının

saptanmasındaki

tanılayıcı

özelliklerini azaltabilir.

Anafilaktoid reaksiyonlar:

Diğer NSAİİ’lar gibi, daha önce ibuprofen kullanımı bilinmeyen hastalarda anafilaktoid

reaksiyonlar oluşabilir. Asetil salisilik asit triadı olan hastalarda İNTRAFEN kontrendikedir.

Bu belirti kompleksi tipik olarak, daha önce nazal polipli veya polipsiz rinit geçirmiş astım

hastalarında veya asetil salisilik asit veya diğer NSAİİ’ların alımı sonrası ciddi potansiyel

olarak ölümcül bronkospazm gösteren hastalarda oluşabilir. (Bkz. 4.3 Kontrendikasyonlar)

Monitörizasyon:

Ciddi

gastrointestinal

ülserasyonları

kanamalar

belirti

bulgu

olmaksızın

gelişebildiği için doktorlar gastrointestinal kanama belirti ve semptomlarını izlemelidir.

Uzun süreli NSAİİ tedavisi gören hastaların tam kan sayımı ve biyokimya testleri periyodik

olarak

kontrol

edilmelidir.

Klinik

belirti

semptomlar

karaciğer

böbrek

hastalığı

gelişimi ile uyumlu ise, sistemik belirtiler meydana geldiyse (eozinofili, döküntü gibi) veya

anormal karaciğer değerleri devam ediyor veya daha da kötüleşiyorsa İNTRAFEN kullanımı

sonlandırılmalıdır.

4.5

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Antiplatelet ajanlar ve selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSGAİ): Gastrointestinal

kanama riskini arttırırlar.

Aminoglikozitler: NSAİİ’lar aminoglikozitlerin atılımını azaltabilir.

Kortikosteroidler: NSAİİ’lar ile kullanıldığında kanama ve gastrointestinal ülserasyon riski

artar.

Hastalığın

şiddetlenmesi

veya

böbrek

yetmezliğinden

kaçınmak

için,

uzayan

kortikosteroid

tedavisindeki

hastalar,

tedavi

programlarına

ibuprofen

eklendiğinde,

kortikosteroid tedavilerini aniden kesmek yerine yavaşça azaltmalıdırlar.

Bitkisel ekstreler: Ginkgo biloba (Japon eriği) NSAİİ’larla kullanıldığında kanama riskini

arttırabilir.

Siklosporin: NSAİİ’larla kullanıldığında böbrekteki prostasiklin sentezinin azalmasına bağlı

olarak nefrotoksisite riski artar.

Kardiyak glikozitleri: NSAİİ’lar kalp yetmezliğini şiddetlendirebilir, glomerüler filtrasyon

hızını azaltır ve plazma kalp glikozid seviyelerini arttırır. Kalp glikozidleri ile tedavi edilen

hastalarda dikkatli olunmalıdır.

Mifepriston:

NSAİİ’lar

mifepristonun

etkilerini

azaltabileceğinden,

mifepriston

uygulamasından sonraki 8-12 gün boyunca NSAİİ’lar kullanılmamalıdır.

Kinolon türevi antibiyotikler: Hayvan verileri NSAİİ’ların kinolon antibiyotikleriyle ilişkili

konvülsiyon riskini artırabileceğine işaret etmektedir. NSAİİ ve kinolonları birlikte alan

hastalarda konvülsiyon gelişme riski artabilir. Etkileşim çalışmaları sadece yetişkinlerde

yapılmıştır.

COX-2

inhibitörleri

diğer

NSAİİ’lar:

Potansiyel

aditif

etkiler

nedeniyle,

selektif

siklooksijenaz-2

selektif

inhibitörleri

dahil

diğer

NSAİİ’lar

birlikte

kullanımından

kaçınılmalıdır.

Zidovudin: NSAİİ’lar zidovudin ile birlikte kullanıldığında hematolojik toksisite riski artar.

Eş zamanlı zidovudin ile ibuprofen tedavisi alan HIV (+) hemofili hastalarında hematoma ve

hemartroz riskinde artışa dair belirti bulunmaktadır.

Asetil salisilik asit: Asetilsalisilik asit ve ibuprofenin birlikte uygulanması, artan advers etki

potansiyeli nedeniyle önerilmemektedir.

Deneysel veriler, eş zamanlı kullanıldıklarında ibuprofenin düşük doz asetilsalisilik asidin

platelet

agregasyonu

üzerindeki

etkisini

kompetitif

olarak

inhibe

edebileceğini

göstermektedir.

verilerin

klinik

olarak

ekstrapolasyonu

ilgili

belirsizlikler

bulunmasına

rağmen,

ibuprofenin

uzun

süreli

sürekli

kullanımının,

düşük

asetilsalisilik

asidin

kardiyoprotektif

etkisini

azaltabileceği

olasılığı

göz

ardı

edilemez.

Arasıra

kullanılan

ibuprofen

klinik

olarak

anlamlı

etki

gözlenmesi

muhtemelen

beklenmemektedir (Bkz. Bölüm 5.1).

Beta-blokörler: NSAİİ’ler, beta-adrenoseptör bloke edici ilaçların antihipertansif etkilerini

azaltır.

Kaptopril:

Araştırmalar,

ibuprofenin

kaptoprilin

sodyum

atılımı

üzerindeki

etkisini

azalttığını belirtmektedir.

Varfarin ve Antikoagülanlar

Varfarin

NSAİİ’ların

gastrointestinal

kanama

üzerine

etkileri

sinerjiktir.

ilaçları

beraber kullanan hastalarda gastrointestinal kanama riski, bu ilaçları tek başına kullanan

hastalara

göre

daha

yüksektir

(bkz.

Bölüm

Özel

kullanım

uyarıları

önlemler).

NSAİİ’ların

varfarin

birlikte

kullanımı

ciddi

bazen

ölümcül

kanama

ilişkilendirilmiştir. Bu etkileşimin mekanizması bilinmemektedir ancak NSAİİ kullanımın

uyardığı

gastrointestinal

ülserasyon

veya

varfarinin

antikoagülan

etkisi

trombosit

fonksiyonun

inhibisyonuna NSAİ ilacın arttırıcı etkisinin bu

duruma

neden

olabileceği

düşünülmektedir.

Antitrombositer

ajanlar

(Tiklopidin,

klopidogrel):

NSAİİ’lar,

trombosit

fonksiyonunun

inhibisyonundan dolayı klopidogrel, tiklodipin ile kombinasyon halinde kullanılmamalıdır.

Metotreksat

NSAİİ’ların tavşan böbrek kesitlerinde metotreksat birikmesini yarışmalı olarak inhibe ettiği

bildirilmiştir.

durum,

NSAİİ’ların

metotreksat

toksisitesini

arttırabileceğini

göstermektedir. Metotreksat ve NSAİİ’lar birlikte kullanıldıklarında dikkatli olunmalıdır.

Antagonistleri

İnsan gönüllülerde yapılan çalışmalarda, simetidin veya ranitidinin ibuprofen ile birlikte

uygulanımı ibuprofen serum konsantrasyonları üzerine önemli bir etki oluşturmamıştır.

ADE İnhibitörleri ve Diüretikler

Anti-hipertansifler

(ADE

inhibitörleri,

anjiyotensin

reseptör

blokerleri,

beta-blokerler,

diüretikler ve pulmoner hipertansiyonda kullanılan ilaçlar (endotelin reseptör antagonistleri,

bosentan)): NSAİİ’lar, antihipertansif etkiyi azaltabilir. Seçici COX-2 inhibitörleri dahil

olmak üzere NSAİİ’lar ile aynı zamanda ADE inhibitörleri ve anjiotensin-II antagonistleri

uygulandığında böbrek yetmezliği olan hastalarda (örn. dehidrate yaşlı hastalar) genellikle

reversibl olmak üzere akut böbrek yetmezliği için artan bir risk söz konusudur. Bu nedenle

özellikle

yaşlı

hastalar

olmak

üzere

böbrek

yetmezliği

olan

hastalara

kombinasyon

dikkatle uygulanmalıdır. Kombinasyon tedavisi başladıktan sonra ve tedavi sırasında düzenli

aralıklarla hastalar yeterli şekilde hidrate edilmeli ve böbrek fonksiyonu kontrol edilmelidir.

Diüretikler (tiyazid, tiyazid benzeri diüretikler ve kıvrım diüretikleri) aynen, NSAİİ’ların

nefrotoksisite

riskini

arttırabilir.

NSAİİ’lar

muhtemelen

prostaglandin

sentezinin

inhibisyonundan dolayı furosemid ve bumetanidin diüretik etkisini giderebilmektedir. Ayrıca

tiyazidlerin antihipertansif etkisini de azaltabilmektedir.

Lityum:

NSAİİ’lar, plazma lityum seviyesinde yükselme ve böbrek lityum klerensinde azalmaya

neden

olurlar.

Ortalama

minimum

lityum

konsantrasyonu

artar

lityum

böbrek

klerensi %20 azalır. Bu etki, NSAİİ’ların böbrek prostaglandin sentezini inhibe etmeleri ile

ilişkilendirilmiştir.

sebeple,

NSAİİ’lar

lityum

birlikte

kullanıldıklarında

hastalar

lityum toksisitesi belirtileri için izlenmelidir.

Alkol:

Kanama

gibi

önemli

gastrointestinal

etki

riskleri

artabileceğinden

dolayı

ibuprofen ve alkolün birlikte kullanımından kaçınılmalıdır.

Sülfonilüre:

NSAİİ’lar

sülfonilüre

grubu

ilaçların

etkilerini

potansiyalize

edebilirler.

Sülfonilüre tedavisi görmekte olan hastalarda ibuprofen kullanımı ile çok seyrek hipoglisemi

rapor edilmiştir.

Selektif

seratonin

geri-alım

inhibitörleri,

SSRI

(örn:

paroksetin,

fluoksetin,

sertralin):

SSRAI’leri ve NSAİİ’ların her ikisi de, örneğin gastrointestinal kanaldan kaynaklanan,

kanama

riskinde

artışa

neden

olmaktadır.

risk

kombinasyon

tedavi

durumunda

artmaktadır. Söz konusu mekanizma muhtemelen, seratoninin trombositlerdeki geri alımının

azalması ile ilişkilendirilebilir.

Kolestramin: İbuprofen ile kolestraminin eş zamanlı uygulaması, ibuprofen absorbsiyonunu

geciktirmekte ve azaltmaktadır (%25 oranında). Bu ilaçlar en az 2 saat arayla alınmalıdır.

Takrolimus: NSAİİ’lar takrolimus ile beraber verildiğinde nefrotoksisite riskinde olası bir

artış

beklenebilir.

Prostasiklinin

böbrekteki

azalan

sentezinden

dolayı,

NSAİİ’lar

takrolimusun

zamanlı

uygulamasının

artan

nefrotoksisite

riskine

neden

olduğu

düşünülmektedir. Bu nedenle, böbrek fonksiyonu kombinasyon tedavisi durumunda yakın

şekilde izlenmelidir.

CYP2C9

İnhibitörleri:

İbuprofenin,

CYP2C9

inhibitörleri

birlikte

uygulanması,

ibuprofene (CYP2C9 substratı) maruziyeti arttırabilir. Vorikonazol ve flukonazol (CYP2C9

inhibitörleri) ile yapılan bir çalışmada, yaklaşık %80-100 oranında artmış bir S(+) ibuprofen

maruziyeti gösterilmiştir. Özellikle yüksek dozdaki ibuprofenin vorikonazol veya flukonazol

gibi potent CYP2C9 inhibitörleri ile birlikte uygulanması durumunda, ibuprofen dozunun

düşürülmesi düşünülmelidir.

4.6

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: C (3. Trimesterde D’dir)

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/ Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Gebe kalmayı düşünen kadınlarda veya gebeliğinin birinci veya ikinci trimesterinde olan

kadınlarda

ibuprofen

kullanılması

durumunda,

uygulanacak

dozun

mümkün

olduğunca

düşük ve tedavi süresinin mümkün olduğunca kısa tutulması gerekmektedir.

Gebelik dönemi

Prostaglandin

sentezinin

inhibisyonu,

gebeliği

ve/veya

embriyo/fetal

gelişimi

olumsuz

etkileyebilir.

Epidemiyolojik

çalışmalardan elde edilen

veriler, gebeliğin erken döneminde

prostaglandin

sentez

inhibitörü

kullanımından

sonra

düşük

kardiyak

malformasyon

gastroşizis riskinde bir artış göstermektedir. Kardiyovasküler malformasyonun mutlak riski

%1’den daha düşük düzeylerden yaklaşık olarak %1.5’e yükselmiştir. Riskin tedavi dozu ve

süresi

yükseldiğine

inanılmaktadır.

Hayvanlarda,

prostaglandin

sentez

inhibitörü

uygulanmasının

post-implantasyon

kayıplarında

artış

embriyo/fetal

ölümlerle

sonuçlandığı gösterilmiştir. Ayrıca, organogenez döneminde prostaglandin sentez inhibitörü

verilen

hayvanlarda

kardiyovasküler

malformasyonlar

dahil

olmak

üzere

çeşitli

malformasyonların sıklığında artışlar bildirilmiştir. Gebeliğin birinci ve ikinci trimesterinde,

kesin olarak gerekli olmadıkça ibuprofen verilmemelidir. İNTRAFEN, gebe kalmaya çalışan

veya gebeliğin birinci ve ikinci trimesterinde bulunan bir kadına verilirse, doz mümkün olduğu

kadar kısa tutulmalıdır.

Üçüncü trimester esnasında bütün prostaglandin sentez inhibitörleri fetüsü aşağıdakilere maruz

bırakabilir:

Kardiyopulmoner

toksisite

(duktus

arteriozusun

erken

kapanması

pulmoner

hipertansiyon).

Oligohidramniyoz ile birlikte böbrek yetmezliğine ilerleyebilecek böbrek disfonksiyonu

Anne ve yenidoğanda gebeliğin sonunda aşağıdakilere neden olabilir:

Kanama zamanında uzama

Doğumun

gecikmesine

uzun

sürmesine

neden

olan

uterus

kontraksiyonlarının

inhibisyonu

Sonuç olarak, İNTRAFEN gebeliğin son trimesterinde kontrendikedir.

Laktasyon dönemi

Bu ilacın, anne sütüyle atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilacın anne sütüne geçmesi

ve İNTRAFEN’ den dolayı emzirilen bebek için olası ciddi advers etki potansiyeli nedeniyle,

ilacın

anne

için

önemi

dikkate

alınarak

emzirmenin

ilacın

kesilmesine

karar

verilmelidir.

Üreme yeteneği / Fertilite

Çalışmalar, ibuprofenin üreme veya gelişim üzerine toksisitesi olmadığını göstermektedir.

Bununla beraber, tavşanlarda erken gebelik döneminde, vücut ağırlığında azalma ve gastrik

ülser ile belirlenen, anne için 60 mg/kg/gün toksik dozda, bir kısım olaylar gözlenmiştir

(yaşayan fetüs sayısında azalma ve implantasyon ve korpora lutea oranına ilişkin azalma).

4.7

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

İNTRAFEN; sersemlik, rehavet, yorgunluk ve görme bozuklukları gibi istenmeyen etkilere

neden olabilir. Eğer bu istenmeyen etkiler görülürse, hastalar araç ve makine kullanmamaları

konusunda uyarılmalıdırlar.

4.8 İstenmeyen etkiler

İstenmeyen etkiler aşağıdaki sıklık derecelerine göre sınıflandırılır:

Çok yaygın (≥1/10); Yaygın (≥1/100 ila <1/10); Yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); Seyrek

(≥1/10.000

ila <1/1.000);

Çok

Seyrek

(<1/10.000),

bilinmiyor

(eldeki

verilerden

hareketle

tahmin edilemiyor).

Sistem Organ Sınıfı

Sıklık

İstenmeyen Etki

Enfeksiyonlar ve

enfestasyonlar

Yaygın

Rinit

Seyrek

Aseptik menenjit (özellikle sistemik

lupus

eritematozus

karma

bağ

dokusu

hastalığı

gibi

otoimmün

hastalığı

olan

hastalarda)

boyun

sertliği,

baş

ağrısı,

bulantı,

kusma,

ateş,

yön

duygusunu

yitirme

gibi

semptomlarla birlikte

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Yaygın

Anemi; kanama, hemoglobin düşüşü,

hipokalemi,

hipoproteinemi,

nötropeni,

kanda

üre

artışı,

hipernatremi,

eozinofili,

hipoalbüminemi,

artışı,

trombositemi, yarada kanama

Yaygın

olmayan

Lökopeni,

trombositopeni,

agranülositoz,

aplastik

anemi

hemolitik anemi

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek

Anafilaktik reaksiyon

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın

İnsomnia, anksiyete

Seyrek

Depresyon,

konfüzyonal

durum,

halüsinasyon

Sinir sistemi hastalıkları

Çok yaygın

Baş ağrısı

Yaygın

Baş dönmesi

Yaygın

olmayan

Parestezi, somnolans

Seyrek

Optik nevrit

Göz hastalıkları

Yaygın

olmayan

Görme bozukluğu

Seyrek

Toksik optik nöropati

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın

olmayan

Duyma bozukluğu

Seyrek

Tinnitus, vertigo

Vasküler hastalıklar

Yaygın

Hipertansiyon, hipotansiyon

Solunum, göğüs bozuklukları

ve mediastinal hastalıklar

Yaygın

Öksürük, bakteriyel pnömoni

Yaygın

olmayan

Astım, bronkospazm, dispne

Gastrointestinal Sistem

Hastalıkları

Çok yaygın

Mide

bulantısı,

kusma,

flatulans,

diyare

Yaygın

Dispepsi,

konstipasyon,

melena,

hematemez, gastrointestinal hemoraji

Yaygın

olmayan

Gastrit, duodenal ülser, gastrik ülser,

oral

ülserasyon,

gastrointestinal

perforasyon

Çok seyrek

Pankreatit

Bilinmeyen

Kolit ve Chron hastalığı

Hapato-biliyer hastalıklar

Yaygın

olmayan

Hepatit,

sarılık,

hepatik

fonksiyon

bozukluğu

Seyrek

Hepatik hasar

Çok seyrek

Hepatik yetmezlik

Deri ve deri-altı doku

hastalıkları

Yaygın

Döküntü

Yaygın

olmayan

Ürtiker,

purpura,

anjioödem,

ışığa

duyarlı reaksiyon

Seyrek

Steven-Johnson

sendromu

dahil

büllöz deri iltihabı, toksik epidermal

nekroliz ve eritema multiforme

Böbrek ve idrar hastalıkları

Yaygın

Üriner retansiyon

Yaygın

olmayan

Tubulo

interstisyel

nefrit,

nefrotik

sendrom ve renal yetmezlik

Diğer

Yaygın

Abdominal

ağrı,

periferik

ödem,

yorgunluk

Klinik çalışmalarda raporlanan en yaygın advers reaksiyonlar, bulantı, gaz, kusma ve baş

ağrısıdır.

İbuprofen

yapılan

kontrollü

denemelerde

advers

olaylar

nedeniyle

ilacın

kesilmesinde en yaygın neden kaşıntıdır (<%1).

Klinik çalışmalar, özellikle yüksek dozda (2400 mg/gün) ibuprofen kullanımının arteriyel

trombotik olayların (örn. miyokard enfarktüsü ya da inme) riskinde küçük bir artış ile

ilişkili olabileceğini göstermektedir (Bkz. Bölüm 4.4).

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonların

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır.

Raporlama

yapılması,

ilacın

yarar/risk

dengesinin

sürekli

olarak

izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9

Doz aşımı ve tedavisi

Yetişkinlerde oral ibuprofene bağlı doz aşımı sonrası oluşan belirti ve semptomlar; karın ağrısı,

bulantı, kusma, uyuşukluk ve sersemliktir. İNTRAFEN ile akut doz aşımının tedavisi için özel

bir önlem bulunmamaktadır. İbuprofen’in bilinen bir antidotu yoktur. Doz aşımı durumunda

İNTRAFEN’in kesilmesi ve bir sağlık merkezine başvurulması gerekir.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Antiinflamatuvar ve antiromatizmal ürünler (non-steroid)

ATC kodu: M01AE01

Diğer NSAİİ’lar gibi ibuprofenin de etki mekanizması tam olarak anlaşılamamışsa da,

prostaglandin sentezi inhibisyonu ile ilişkili olabililir. İbuprofen antiinflamatuar, analjezik

ve antipiretik etkiye sahiptir.

İbuprofen [-] R ve [+] S izomerlerinin rasemik bir karışımıdır. İn-vivo ve in-vitro çalışmalar

klinik etkinlikten [+] S izomerinin sorumlu olduğunu göstermektedir. Farmakolojik olarak

etkisiz olduğu düşünülmekle birlikte, [-] R formu yetişkinlerde yavaşça ve tamamen olmasa da

(~%60) etkin olan [+] S türüne dönüşmektedir. [-] R izomeri etkin madde seviyesini sürdürmek

için depo olarak işe yarar.

Deneysel veriler, eş zamanlı kullanıldıklarında ibuprofenin düşük doz

asetilsalisilik

asidin

platelet agregasyonu üzerindeki etkisini kompetitif olarak inhibe edebileceğini göstermektedir.

Bazı farmakodinamik çalışmalarda, hızlı salımlı asetilsalisilik asit dozundan (81 mg) önceki 8

saat içinde veya dozdan sonraki 30 dakika içinde tek doz 400 mg ibuprofen alındığında

asetilsalisilik asidin tromboksan veya trombosit agregasyonunun oluşumunda etkisinin azaldığı

gözlenmiştir. Bu verilerin klinik olarak ekstrapolasyonu ile ilgili belirsizlikler bulunmasına

rağmen,

ibuprofenin

uzun

süreli

sürekli

kullanımının,

düşük

asetilsalisilik

asidin

kardiyoprotektif etkisini azaltabileceği olasılığı göz ardı edilemez. Arasıra kullanılan ibuprofen

ile klinik olarak anlamlı bir etki gözlenmesi muhtemelen beklenmemektedir (Bkz. Bölüm 4.5).

5.2

Farmakokinetik özellikler

İbuprofenin farmakokinetik parametrelerini gösteren gönüllüler ile yapılmış çalışmasına ait

veriler aşağıdaki tabloda sunulmuştur.

İntravenöz İbuprofenin Farmakokinetik Parametreleri

400 mg* İbuprofen

Ortalama (% CV)

800 mg* İbuprofen

Ortalama (% CV)

Hasta sayısı

AUC (mcg.sa/mL)

109.3 (26.4)

192.8 (18.5)

Cmax (mcg/mL)

39.2 (15.5)

72.6 (13.2)

KEL (l/sa)

0.32 (17.9)

0.29 (12.8)

T

1/2

(sa)

2.22 (20.1)

2.44 (12.9)

AUC =

Eğri altında kalan alan

Cmax =

Pik plazma konsantrasyonu

CV =

Varyasyon katsayısı

KEL =

Birinci derece eliminasyon hız sabiti

T

1/2

=

Eliminasyon yarı ömrü

*

60 dak. İnfüzyon süresi

Emilim:

İNTRAFEN uygulama yeri nedeniyle (intravenöz) direkt kana karışır.

Dağılım:

Birçok NSAİİ gibi ibuprofen; plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanır (20 mcg/mL’de >

bağlanma).

Protein

bağlanması

doyurulabilirdir

>

mcg/mL

konsantrasyonlarda

bağlanma doğrusal değildir. Oral dozlama verilerine göre, ibuprofen dağılım hacmi yaşa veya

ateşe bağlı olarak değişebilmektedir.

Biyotransformasyon:

İbuprofenin yaklaşık %90’ı iki asıl metabolite (metabolit A ve metabolit B) metabolize olur. Bu

metabolitlerin antiinflamatuvar ve analjezik etkileri bulunmaktadır.

Metabolit A: (+)2,4’-(2-hidroksi-2-metilpropilfenil)-propiyonik asit

Metabolit B: (+)2,4’-(2-karboksipropilfenil)-propiyonik asit

Eliminasyon:

İbuprofen atılımında asıl yol böbreklerdir. 500 mg’lık oral doz uygulamasını takiben 24 saat

içerisinde ibuprofenin %95’i idrarla atılır: %35’i metabolit A (%15’i serbest, %20 konjugat),

%51’i metabolit B (%42 serbest, %9 konjuge), %9 ibuprofen (%1 serbest, %8 konjuge).

Doğrusallık/doğrusal olmayan durum:

>20 mcg/mL konsantrasyonlarda plazma proteinlerine bağlanımı doğrusal değildir.

Klinik Çalışmalar

Analjezik (Ağrı)

Akut ağrıda ibuprofenin etkisi iki çok merkezli, randomize, çift kör, plasebo kontrollü

çalışmada değerlendirilmiştir.

Abdom

seçilmiş

uygulan

uygulam

verisi o

fazla te

Abdom

erkek,

ibuprof

çalışma

ya da pl

Ateş üz

Çok me

120 has

plasebo

ve 400

sonund

görülm

Şekil 1

Sıcaklık ( °F )

minal

hister

ştir ve her

plasebo

nan hastala

ma içinde

olarak elde

davi edilen

minal ya da

bayan

ada etkin te

lasebo alan

ipiretik (At

zerinde ibup

erkezli çalı

staya (88 er

o, 24 saat iç

mg, plase

istatistik

müştür. Doz

:

Hastanede

roktemi

6 saatte bi

tedavi

arda plaseb

istatistikse

edilmiştir.

n hastalarda

ortopedik

randomi

g ya da p

edaviler leh

n hastalar ar

teş)

profenin etk

şmada, vüc

rkek, 32 ka

çinde 4 saa

ebo ile karş

ksel

olarak

yanıtları aş

e yatan ateş

eçirmiş

ir uygulana

edilmişlerd

bo uygulana

l olarak ö

Bu bulgun

aki ağrı yoğ

ameliyat g

edilere

plasebo ver

hine eğiliml

rasında ista

kisi iki çok

cut sıcaklığ

adın) random

atte bir uyg

şılaştırıldığ

önemli

şağıdaki gr

şli hasta ted

ayanlarla

an (operasy

dir,

gerekt

anlara göre

nemli dere

nun klinik o

ğunluğunda

geçirmiş ha

rilmiştir ve

ler olmasın

atistiksel ol

k merkezli,

ğı 38.3 °C (

mize olarak

gulanmıştır.

ğında (% 6

derecede

afikte göste

davi grubun

Zama

yapılan

yon sırasınd

tiğinde

e (47 mg v

ecede morf

olarak uygu

a azalma olm

astalarla ya

saatte

e gerektiği

na rağmen,

arak anlam

çift kör çal

101°F) vey

k ibuprofen

. Her bir ib

5, % 73, %

vücut

sıcak

erilmektedi

ndaki sıcak

n (Saat)

alışmada,

da başlatıla

orfin

uygu

ve 56 mg,

fin ihtiyacı

unluğu; ibu

masıyla des

apılan çalış

uygulanan

inde

morfi

ibuprofen

mlı bir fark g

ışmada değ

ya üzerinde

n 400 mg, 2

buprofen do

% 77 ve %

klıklarının

klık düşüşü

100 mg

200 mg

400 mg

Plasebo

hast

an) 800 mg

ulanmıştır.

sırasıyla)

ının azaldı

uprofen ile

steklenmişt

şmada, 406

ibuprofen

in uygulan

800 mg ve

gösterileme

ğerlendirilm

olan hasta

200 mg, 100

ozu, 100 mg

% 32 sırasıy

düştüğü

g İbuprofen

g İbuprofen

g İbuprofen

rastgele

g ibuprofen

İbuprofen

24 saatlik

ğı etkinlik

24 saatten

tir.

6 hasta (87

mıştır.

ya 400 mg

emiştir.

miştir.

nede yatan

0 mg ya da

g, 200 mg,

yla) 4 saat

<

38.3°C)

merkezli

çalışmada;

hastanede

yatan

vücut

sıcaklığı

38°C

(100.4°F)

olan

komplikasyonsuz

P. falciparum

malarya hastasına (48 erkek, 12 kadın) 72 saatlik tedavi için

6 saatte bir İbuprofen 400 mg ya da plasebo randomize olarak uygulanmıştır. Tedavinin ilk

24 saatinde önemli derecede ateş düşüşü gerçekleşmiştir, ibuprofen ile tedavi edilen hastalar

için 37°C (98.6°F) sıcaklığa karşılık zaman eğrisinin üzerindeki alan olarak ölçülmüştür.

5.3

Klinik öncesi güvenlilik verileri

Metabolik aktivasyon uygulanan veya uygulanmayan AMES testinde ibuprofen mutajenik etki

göstermemiştir. Sıçan ve farelerde ibuprofen karsinojenik etki göstermemiştir.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Arjinin

Enjeksiyonluk su

6.2.

Geçimsizlikler

Geçimlilik araştırmaları bulunmadığından bu tıbbi ürün diğer tıbbi ürünlerle karıştırılmamalıdır.

Muhtemel geçimsizlikleri önlemek için İNTRAFEN sadece, % 0.9 sodyum klorür çözeltisi,

% 5 Dekstroz çözeltisi veya ringer laktat çözeltisi ile seyreltilmelidir. İNTRAFEN’in her 8

mL’si 200 ml’den az olmayan çözeltide seyreltilmelidir.

6.3.

Raf ömrü

24 ay

6.4.

Saklamaya yönelik özel uyarılar

25 °C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

İNTRAFEN, %5 Dekstroz, %0.9 Sodyum Klorür veya ringer laktat çözeltileriyle seyreltildikten

sonra hemen kullanılmalıdır.

Çözelti

hemen

kullanılmadığı

takdirde,

kullanılmadan

önce

saklanması

sağlık

mesleği

mensubunun sorumluluğundadır; çözelti 25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

Seyreltme, saklama ve kullanım sonu arasındaki toplam süre 24 saati geçmemelidir.

Ambalaj açılmadan önce 25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

Kutuda, mavi flip-off PP kapaklı gri kauçuk tıpa üzeri metal kapişonlu renksiz Tip I 10 ml’

lik cam flakonda, 1 veya 10 adet olarak takdim edilmektedir.

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Uygulamadan

önce,

görsel

olarak

üründe

partikül

madde

renk

değişikliği

kontrolü

yapılmalıdır. Tek seferde kullanılmalıdır.

Kullanılmayan çözelti atılmalıdır.

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelik”lerine uygun olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

GEN İLAÇ VE SAĞLIK ÜRÜNLERİ SAN. ve TİC. A.Ş.,

Mustafa Kemal Mah., 2119.Sok. No:3 D:2-3

06520, Çankaya/ANKARA.

Tel: 0 312 219 62 19 (pbx)

Faks: 0 312 219 60 10

8.

RUHSAT NUMARASI

2015/72

9.

İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 04.02.2015

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

6-12-2018

Tris Pharma Issues Voluntary Nationwide Recall of Infants’ Ibuprofen Concentrated Oral Suspension, USP (NSAID) 50 mg per 1.25 mL, Due to Potential Higher Concentrations of Ibuprofen

Tris Pharma Issues Voluntary Nationwide Recall of Infants’ Ibuprofen Concentrated Oral Suspension, USP (NSAID) 50 mg per 1.25 mL, Due to Potential Higher Concentrations of Ibuprofen

Tris Pharma, Inc. has voluntarily recalled three (3) lots of Infants’ Ibuprofen Concentrated Oral Suspension, USP (NSAID) 50 mg per 1.25 mL, to the retail level. The recalled lots of the product have been found to potentially have higher concentrations of ibuprofen.

FDA - U.S. Food and Drug Administration

21-2-2017

Takeda Pharma A/S recalls batch of Pamol® in packs of 300 film-coated tablets

Takeda Pharma A/S recalls batch of Pamol® in packs of 300 film-coated tablets

Takeda Pharma A/S recalls a batch of Pamol® in packs of 300 film-coated tablets after the discovery of Ibumetin 600 mg containing ibuprofen in some packs. Both types of medicine are used for the treatment of mild pain, but they work in different ways and may cause different adverse reactions.

Danish Medicines Agency

24-5-2018

Pedea (Orphan Europe S.A.R.L.)

Pedea (Orphan Europe S.A.R.L.)

Pedea (Active substance: Ibuprofen) - PSUSA - Modification - Commission Decision (2018)3257 of Thu, 24 May 2018 European Medicines Agency (EMA) procedure number: EMEA/H/C/PSUSA/1712/201707

Europe -DG Health and Food Safety