GLIMAX

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • GLIMAX 3 MG 30 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • GLIMAX 3 MG 30 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • kan şekeri

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699543010342
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1/13

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

GLİMAX

®

3 mg tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Glimepirid 3 mg

Yardımcı maddeler:

Laktoz monohidrat 136,950

Sodyum nişasta glikolat 8.000 mg

Sarı demir oksit (E 172) 0.050 mg

Diğer yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Tablet

Krem renkli, oblong, iki yüzü çentikli tablet.

Tabletler çentik çizgisi boyunca iki eşit doza bölünebilir.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

Kan şekeri düzeylerinin tek başına diyet, fiziksel egzersiz ve kilo kaybı ile yeterince kontrol

edilemediği insüline bağımlı olmayan (Tip 2) diabetes mellitusta kullanılır.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji:

Prensip olarak GLİMAX

’ın dozu istenen kan glukoz düzeyine göre ayarlanır. Glimepirid

dozu

istenen

metabolik

kontrolü

elde

etmek

için

yeterli

olan

düşük

olmalıdır.

GLİMAX

tedavisi sırasında kan ve idrardaki glukoz düzeyleri düzenli olarak ölçülmelidir.

Buna ilave olarak glikozillenmiş hemoglobin düzeyinin de düzenli olarak ölçülmesi tavsiye

edilmektedir.

Bir dozun alınmasının unutulması gibi hatalar, hiçbir zaman bunu takiben daha yüksek bir

dozun alınması ile asla düzeltilmemelidir.

Bu gibi dozaj hatalarının (özellikle bir dozun atlanması veya bir öğünün atlanması gibi)

üstesinden gelinmesi için alınacak önlemler veya bir dozun önerilen zamanda alınamaması

gibi durumlarda ne yapılacağının doktor tarafından önceden hastaya açıklanması gerekir.

Başlangıç dozu ve doz ayarlaması:

Başlangıç dozu, günde bir kez 1 mg GLİMAX

’dır. Eğer gerekliyse, günlük doz artırılabilir.

Düzenli olarak kontrol edilen kan glukoz düzeylerine dayalı olarak, kademeli ve her kademe

arasında 1-2 haftalık aralar olacak şekilde günlük doz 1 mg- 2 mg- 3mg- 4 mg – 6mg -8 mg’a

kadar artırılabilir.

Diyabeti kontrol altında hastalarında doz aralığı:

Diyabeti kontrol altında olan hastalarda olağan günlük doz genellikle 1 ile 4 mg arasındadır.

Günde 6 mg’dan daha yüksek dozlar sadece hastaların çok küçük kısmında etkilidir.

2/13

Uygulama sıklığı ve süresi:

Dozların uygulama sıklığı, doktor tarafından hastanın güncel yaşam tarzı dikkate alınarak

kararlaştırılmalıdır.

Normalde günde tek bir GLİMAX

dozu yeterlidir. Bu dozun kahvaltıdan hemen önce ya da

kahvaltı sırasında alınması, -hiçbir şey yenmemişse- ilk ana öğünden hemen önce ya da öğün

sırasında alınması önerilmektedir.

GLİMAX

alındıktan sonra öğün atlamamak çok önemlidir.

Diyabet kontrolü düzeldikçe, insüline duyarlılık artmaktadır; dolayısıyla tedavi ilerledikçe

glimepirid ihtiyacı düşebilir. Hipoglisemiden kaçınmak için GLİMAX

tedavisinde zamanla

doz azaltımı veya kesilmesi göz önünde bulundurulmalıdır.

Doz ayarlaması da;

hastanın ağırlığı değiştiğinde,

yaşam tarzı değiştiğinde,

hipoglisemiye

veya

hiperglisemiye

karşı

artmış

duyarlığa

neden

olabilecek

diğer

faktörler ortaya çıktığında göz önüne alınmalıdır. (Bkz. Bölüm 4.4.)

Normalde GLİMAX

tedavisi uzun süreli bir tedavidir.

Uygulama şekli:

GLİMAX

tabletleri çiğnenmeden yeterli miktarda sıvı ile (örneğin yarım bardak su) bütün

olarak yutulmalıdır. Tabletler çentik çizgisi boyunca iki eşit doza bölünebilir.

GLİMAX

, yemeklerden kısa bir zaman önce veya yemeklerle birlikte alınmalıdır.

Başka oral antidiyabetiklerden GLİMAX

’a geçiş: GLİMAX

ile diğer oral antidiyabetikler

arasında kesin bir doz ilişkisi yoktur. GLİMAX

bu tip ajanların yerine kullanıldığı zaman,

günlük başlangıç dozu 1 mg’dır. Bu durum bir diğer oral antidiyabetik ajanın maksimum

dozundan olan geçişlerde bile uygulanır.

Daha önceki antidiyabetik ajanın etki süresi ve gücü göz önünde bulundurulmalıdır. İlaç

alımına bir süre ara verilmesi, etkilerin birleşerek hipoglisemi riskini artırmasından kaçınmak

için gerekli olabilir.

GLİMAX

, beta sitotropik olmayan, diğer oral antidiyabetiklerle kombine kullanılabilir.

Metformin ile birlikte kullanılması: Metformin veya glimepiridin günlük maksimum dozu ile

yeterli kontrol sağlanamayan hastalarda, her iki oral antidiyabetik ajan ile kombine kullanım

tedavisine başlanabilir. Glimepirid veya metformin dozu devam ettirilirken, kombine tedavi

olarak alınacak olan glimepirid veya metformin en düşük doz ile başlanmalı ve daha sonra

metabolik

kontrol

için

gerekli

olan

doz,

maksimum

günlük

dozu

geçmeyecek

şekilde,

ayarlanmalıdır. Kombine tedavi yakın medikal gözlem altında uygulanmalıdır.

GLİMAX

ayrıca insülin ile birlikte de kullanılabilir.

İnsülin ile birlikte kullanılması: GLİMAX

’ın günlük maksimum dozu ile yeterli kontrol

sağlanamayan hastalarda, insülin ile kombine kullanım tedavisine başlanabilir. Glimepirid

dozu devam ettirilirken, insülin tedavisine düşük dozla başlanır ve istenen metabolik düzey

elde

edilene

kadar

dozu

ayarlanır.

Kombine

tedavi

yakın

medikal

gözlem

altında

uygulanmalıdır.

3/13

İnsülinden GLİMAX

’a geçiş: İnsülin ile kan şeker regülasyonu sağlanan bazı Tip 2 diyabet

hastalarında, istisnai olarak, GLİMAX

’a geçiş gerekebilir. Bu geçiş yakın medikal gözlem

altında yapılmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek /Karaciğer yetmezliği:

GLİMAX

’ın böbrek yetmezliğinde kullanıma ilişkin bilgiler sınırlıdır. Böbrek fonksiyonları

bozuk olan hastalar GLİMAX

’ın kan şekerini düşürücü etkisine daha hassas olabilir. (Bkz.

Bölüm 5.2)

GLİMAX

’ın

ciddi

karaciğer

böbrek

bozukluğunda

kullanımı

kontrendikedir.

Ciddi

karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda uygun metabolik kontrolün

sağlanması için insüline geçilmesi önerilir.

Pediyatrik popülasyon:

Glimepiridin 8 yaşın altındaki hastalarda kullanımı ile ilgili veri yoktur. 8-17 yaş arasındaki

çocuklarda, glimepiridin monoterapi şeklinde kullanımı ile ilgili sınırlı veri bulunmaktadır

(Bkz. Bölüm 5.1 ve 5.2). Güvenlilik ve etkililik ile ilgili mevcut veriler pediyatrik popülasyon

için yeterli olmadığından, glimepiridin bu hasta grubunda kullanımı önerilmez.

Geriyatrik popülasyon:

Farmakokinetik parametreler kadın ve erkekte, aynı zamanda genç ya da yaşlı (65 yaş üstü)

kişilerde değişiklik göstermez (Bkz. Bölüm 5.2).

4.3. Kontrendikasyonlar

GLİMAX

aşağıdaki durumlarda kullanılmamalıdır:

Glimepiride,

diğer

sülfonilürelere

veya

sülfonamidlere

veya

bölüm

6.1’de

verilen

içeriğindeki diğer yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda

Gebe kadınlarda

Emziren kadınlarda

GLİMAX

insüline bağımlı diabetes mellitus (Tip 1) (örn. Ketoasidoz öyküsü bulunan

diyabetlilerin tedavisi)

Diyabetik ketoasidoz

Diyabetik prekoma veya koma tedavisi

Ciddi böbrek veya karaciğer bozukluğu.

GLİMAX

’ın ciddi karaciğer bozukluğu olan hastalarda ve diyaliz tedavisi gören hastalarda

kullanımıyla

ilgili

deneyim

bulunmamaktadır.

Ciddi

karaciğer

veya

böbrek

fonksiyon

bozukluğu olan hastalarda uygun metabolik kontrolün sağlanması için insüline geçilmesi

önerilir.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

GLİMAX, yemeklerden kısa bir zaman önce veya yemeklerle birlikte alınmalıdır.

Tedavinin ilk haftalarında hipoglisemi riski artabilir ve bu durum özellikle yakın takip

yapılmasını gerektirebilir.

Hipoglisemiyi destekleyen faktörler:

- hastanın iletişim isteksizliği ya da (yaşlı hastalarda daha sık olarak) yetersizliği,

- beslenme yetersizliği, düzensiz öğün aralıkları veya öğün atlama,

- fiziksel egzersiz ile karbonhidrat alımı arasında dengesizlik,

4/13

- diyette değişiklikler,

- alkol tüketimi, özellikle öğün atlama ile bir arada olan,

- böbrek fonksiyon bozukluğu,

- ciddi karaciğer fonksiyon bozukluğu,

- GLİMAX

doz aşımı,

karbonhidrat

metabolizmasını

etkileyen

kompanse

edilmemiş

belirli

endokrin

sistem

bozuklukları

veya

hipoglisemi

karşı

düzenlemesi

(tiroid

fonksiyonlarının

belirli

bazı

bozukluklarında ve ön hipofiz veya kortikoadrenal yetmezliği örneğindeki gibi),

- belirli diğer bazı ilaçlarla birlikte uygulama (Bkz. Bölüm 4.5)

- herhangi bir endikasyon olmadığında GLİMAX

ile tedavi

GLİMAX ile tedavi sırasında, kan ve idrar glukoz düzeylerinin düzenli takibi yapılmalıdır.

Bunlara ek olarak, glikozile hemoglobin oranının saptanması da önerilir.

GLİMAX ile tedavi sırasında, düzenli hepatik ve hematolojik takip (özellikle de lökosit ve

trombosit takibi) yapılması gerekir

Eğer hipoglisemi için bu gibi risk faktörleri mevcut ise, GLİMAX

’ın dozajının ayarlanması

veya

tedavinin

bütünüyle

değiştirilmesi

gerekebilir.

durum

tedavi

sırasında

başka

hastalığın ortaya çıkması veya hastanın yaşam tarzının değişmesi durumunda da geçerlidir.

Hipoglisemi semptomları vücudun adrenerjik karşı düzenlemesine bağlı regülasyonu yansıtır

ve hipogliseminin kademeli olarak meydana geldiği durumlarda hafif olabilir ya da hiç ortaya

çıkmayabilir. Yaşlılarda otonom nöropati varsa ya da hasta birlikte beta-blokörler, klonidin,

rezerpin, guanetidin veya diğer sempatolitik ilaçları kullanıyorsa, hipoglisemi semptomları

hafif olabilir ya da hiç ortaya çıkmayabilir.

Hipoglisemi semptomları, derhal karbonhidrat (glukoz veya şeker) alımı ile, hemen hemen

her zaman istenen biçimde kontrol edilebilir.

Diğer

sülfonilürelerden

bilindiği

üzere

başlangıçta

alınan

başarılı

önlemlere

rağmen,

hipoglisemi tekrar ortaya çıkabilir. Bu nedenle hastanın yakın gözlem altında tutulması

gerekir.

Şiddetli hipoglisemi acil tedaviyi, bir doktor tarafından takibi ve bazı durumlarda hastanede

tedaviyi gerektirir.

İstisnai

stres

durumlarında

(örneğin

travma,

cerrahi,

ateşli

enfeksiyonlar)

glukozu

regülasyonu bozulabilir ve iyi metabolik kontrolün sağlanması için geçici olarak insüline

geçiş gerekli olabilir.

G6FD-eksikliği olan hastaların sülfonilürelerle tedavi edilmesi hemolitik anemiye neden

olabilir. Glimepirid sülfonilüre sınıfına dahil olduğundan, G6FD-eksikliği olan hastalarda

kullanılırken dikkatli olunması ve bu hastalarda sülfonilüre sınıfından olmayan alternatif bir

ilacın kullanımının düşünülmesi gerekir.

GLİMAX

’ın

içinde

yardımcı

madde

olarak

laktoz

bulunur.

Nadir

kalıtımsal

galaktoz

intoleransı, Lapp laktoz yetmezliği ya da glukoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan

hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

GLİMAX

her bir tabletinde 8 mg sodyum nişasta glikolat içerir. Bu miktar kontrollü sodyum

diyetinde olan hastaların göz önünde bulundurması gereken miktarın (23 mg) altındadır.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşim ve diğer etkileşim şekilleri

5/13

GLİMAX

ile elde edilen deneyimlere ve diğer sülfonilüreler hakkında bilinenlere dayanarak

aşağıdaki etkileşimler göz önünde bulundurulmalıdır.

Glimepirid, sitokrom P450 2C9 (CYP2C9) tarafından metabolize edilir. Glimepirid, CYP2C9

indükleyicileri

(örn.

Rifampisin)

veya

inhibitörleri

(örn.

Flukonazol)

birlikte

uygulandığında bu durum dikkate alınmalıdır.

GLİMAX

’ın

glukozunu

düşüren

etkisinin

artması

(böylece

örneğin

hipoglisemi)

aşağıdaki ilaçlarla alındığında oluşabilir.

İnsülin ve diğer oral antidiyabetikler, ADE inhibitörleri, anabolik steroidler ve erkek seks

hormonları,

kloramfenikol,

kumarin

deriveleri,

siklofosfamid,

disopiramid,

fenfluramin,

feniramidol,

fibratlar,

fluoksetin,

guanetidin,

ifosfamid,

inhibitörleri,

mikonazol,

flukonazol,

paraaminosalisilik

asit,

pentoksifilin

(yüksek

parenteral),

fenilbutazon,

azapropazon, oksifenbutazon, probenesid, kinolonlar, salisilatlar, sülfinpirazon, klaritromisin,

sülfonamid antibiyotikler, tetrasiklinler, tritokualin, trofosfamid, allopürinol, sempatolitikler.

GLİMAX

’ın kan glukozunu düşüren etkisinin azalması, böylece kan glukozu seviyesinin

yükselmesi aşağıdaki ilaçlarla alındığında oluşabilir.

Asetazolamid, barbitüratlar, kortikosteroidler, diazoksit, diüretikler, epinefrin (adrenalin) ve

diğer sempatomimetikler, glukagon, laksatifler (uzun süreli kullanım sonrası), nikotinik asit

(yüksek dozlarda), östrojenler ve progestojenler, fenotiyazinler, fenitoin, rifampisin, tiroid

hormonları, salüretikler, tiroidi uyaran ajanlar, glukokortikoidler.

antagonistleri, beta blokörler, klonidin ve rezerpin kan şekerini düşürücü etkinin artmasına

ya da zayıflamasına yol açabilir.

Beta-blokörler, klonidin, guanetidin ve rezerpin gibi sempatolitik ilaçların etkisi altında,

hipoglisemiye karşı adrenerjik karşı düzenleme (adrenerjik refleks) belirtileri azalmış olabilir

ya da hiç olmayabilir.

Akut veya kronik alkol alımı, GLİMAX

’ın kan şekerini düşürücü etkisini önceden tahmin

edilemeyen bir biçimde artırabilir ya da zayıflatabilir.

Glimepiridle kumarin türevlerinin etkisi artabilir ya da azalabilir.

Safra

asidi

bağlayan

reçineler:

Kolesevelam

glimepiride

bağlanır

gastroinstestinal

sistemden glimepiridin emilimini azaltır. Glimepirid kolesevelamdan en az 4 saat önce

alındığında etkileşmenin olmadığı gözlenmiştir. Bu nedenle glimepirid kolesevelamdan en az

4 saat önce uygulanmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Pediyatrik popülasyon:

Glimepiridin 8 yaşın altındaki hastalarda kullanımı ile ilgili veri yoktur. 8-17 yaş arasındaki

çocuklarda, glimepiridin monoterapi şeklinde kullanımı ile ilgili sınırlı veri bulunmaktadır

(bkz. bölüm 5.1 ve 5.2). Güvenlilik ve etkililik ile ilgili mevcut veriler pediyatrik popülasyon

için yeterli olmadığından, glimepiridin bu hasta grubunda kullanımı önerilmez.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi C’dir.

6/13

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar /Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar tedavi süresince etkili doğum kontrolü uygulamak

zorundadırlar.

Gebelik dönemi

Diyabetle ilgili risk:

Gebelik döneminde gözlenen anormal kan glukozu düzeyleri, daha yüksek doğumsal anomali

ve perinatal mortalite insidansı ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle, teratojenik riski önlemek

için gebelik döneminde kan glukozu düzeyleri yakından takip edilmelidir. Bu gibi durumlarda

insülin kullanılması gerekir. Gebe kalmayı planlayan hastalar doktorlarını bilgilendirmelidir.

GLİMAX

, gebelik sırasında kullanılmamalıdır. Aksi takdirde çocuklara zarar verme riski

vardır. Bu hastalara insüline geçmeleri tavsiye edilir.

Laktasyon dönemi

Süte geçişi ile çocuklar tarafından alınma olasılığı ve zararını önlemek için GLİMAX

emziren anneler tarafından alınmamalıdır.

Eğer gerekliyse, GLİMAX

ile tedavi, emzirme sırasında durdurulmalıdır veya bu hastalarda

insüline geçiş yapılmalıdır.

Üreme yeteneği / Fertilite

Sıçanlarda uygulanması neticesinde fertilite (üreme yeteneği), gebeliğin seyri veya doğum

üstünde herhangi bir etki açığa çıkmamıştır.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Özellikle

tedavinin

başlangıcında

veya

tedavide

değişiklik

yapıldığında

ya

da

GLİMAX

®

’ın düzenli olarak alınmadığı durumlarda, hipo- veya hiperglisemiye bağlı

olarak zihin kıvraklığı ve tepki verme yetenekleri bozulabilir.

Bu durum, araç ve makine

kullanma yeteneğini etkileyebilir.

Hastalar, araç kullanırken hipoglisemi ortaya çıkmaması için gereken önlemleri almaları

konusunda uyarılmalıdır. Bu uyarı, hipogliseminin uyarıcı semptomları konusunda bilinçli

olmayan veya çok sık hipoglisemi atağı geçiren hastalar için özellikle önemlidir. Bu durumda,

araç ve makine kullanımının uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Aşağıda sıralanan istenmeyen etkilerin sıklığına ilişkin bilgiler şöyle tanımlanmıştır:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10000 ila

<1/1000);

çok seyrek (<1/10000), bilinmiyor

(eldeki verilerden hareketle

tahmin edilemiyor).

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Kan tablosunda değişiklikler oluşabilir.

Seyrek: Trombositopeni, lökopeni, granülositopeni, agranülositoz, eritrositopeni, hemolitik

anemi veya pansitopeni gelişebilir. Bunlar genellikle ilacın kesilmesiyle geri dönüşlüdür.

Bilinmiyor: Pazarlama sonrası deneyiminde, trombosit sayısının 10.000/μl’in altına düştüğü

ağır trombositopeni ve trombositopenik purpura bildirilmiştir.

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Çok seyrek: lökositoklastik vaskülit; dispne, kan basıncında düşme ve bazen şokun eşlik ettiği

ciddi reaksiyonlara ilerleyebilen hafif aşırı duyarlılık reaksiyonları.

Bilinmiyor: sülfonilüreler, sülfonamidler veya ilişkili ilaçlarla çapraz alerjik reaksiyon.

7/13

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Seyrek: Hipoglisemi.

GLİMAX

’ın kan şekerini düşürücü etkisinin sonucu olarak hipoglisemi meydana gelebilir ve

diğer sülfonilürelerle ilgili olarak bilinenlere dayanılarak hipoglisemi uzayabilir.

Olası hipoglisemi semptomları arasında; baş ağrısı, aşırı açlık, bulantı, kusma, halsizlik, uyku

hali,

uyku

bozukluğu,

huzursuzluk,

saldırganlık,

konsantrasyon

bozukluğu,

dikkat

reaksiyonda bozulma, depresyon, konfüzyon, konuşma ve görme bozuklukları, afazi, tremor,

paraziler, duyu bozuklukları, baş dönmesi, güçsüzlük, otokontrol kaybı, deliryum, serebral

konvülsiyonlar, somnolans ve bilinç kaybı sayılabilir. Bu durum yüzeysel solunum, bradikardi

ve koma durumuna kadar gidebilir.

Ayrıca, terleme, ıslak deri, anksiyete, taşikardi, hipertansiyon, çarpıntı, anjina pektoris ve

kardiyak aritmiler gibi adrenerjik karşı düzenleme (refleks) belirtileri olabilir.

Ağır hipoglisemik atağının klinik tablosu inme tablosuna benzeyebilir.

Bu semptomlar, hipoglisemi düzeltildiğinde hemen hemen her zaman ortadan kalkar.

Göz hastalıkları

Bilinmiyor:

Özellikle tedavinin başlangıcında, kan şekeri düzeylerindeki değişikliğe bağlı olarak geçici

görme bozukluğu görülebilir. Bunun nedeni kan glukoz düzeyine bağımlı olarak lensin

şişkinliğinde ve buna bağlı olarak kırma indeksinde geçici bir değişim olmasıdır.

Gastrointestinal hastalıklar

Çok seyrek: Nadiren tedavinin kesilmesine neden olabilen bulantı, kusma, midede baskı veya

doluluk hissi, karın ağrısı ve ishal gibi gastrointestinal bozukluklar oluşabilir.

Hepato-biliyer hastalıklar

Çok seyrek: Hepatik fonksiyon bozukluğu (örn. kolestaz ve sarılıkla birlikte), hepatit ve

karaciğer yetmezliği.

Bilinmiyor: Karaciğer enzimlerinde yükselme.

Deri ve deri altı dokusu hastalıkları

Bilinmiyor:

Kaşıntı, döküntü, ürtiker, alerjik vaskülit ve ışığa duyarlılık gibi alerjik veya

psödoalerjik reaksiyonlar oluşabilir. Böyle hafif reaksiyonlar dispne, kan basıncında düşme

ile ciddi reaksiyonlara dönebilir ve bazen şoka kadar ilerleyebilir. Ürtiker olayında derhal bir

doktora bilgi verilmelidir.

Araştırmalar

Çok seyrek: Serum sodyum konsantrasyonunda azalma

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirilmesi gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

8/13

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Aşırı dozun alınmasını takiben, 12-72 saat içinde hipoglisemi ortaya çıkabilir ve başlangıçtaki

iyileşmeden sonra tekrarlayabilir. Semptomlar, aşırı doz alımından sonraki 24 saat içinde

görülmeyebilir. Genel olarak, hastanede takip önerilir. Bulantı, kusma ve epigastrik ağrı

ortaya

çıkabilir.

Hipoglisemiye

genellikle,

huzursuzluk,

titreme,

görme

bozuklukları,

koordinasyon sorunları, uykusuzluk, koma ve konvülsiyonlar eşlik edebilir.

Glimepiridin akut doz aşımının yanı sıra çok yüksek dozda glimepirid ile uzun süreli tedavi

yapılması, ciddi ve hayatı tehdit eden hipoglisemiye neden olabilir.

GLİMAX

ile bir doz aşımı olduğu anlaşıldığında gecikmeden bir doktora haber verilmesi

gerekir. Doz aşımı durumunun tedavisi sorumluluğu bir doktor tarafından üstlenilmediyse,

hastanın derhal-tercihen glukoz formunda- şeker alması gerekir.

Hastadaki tehlikenin geçtiğinden doktor emin olana kadar, dikkatli takip esastır. Başlangıçtaki

düzelmeyi takiben, hipogliseminin yeniden oluşabileceği hatırdan çıkarılmamalıdır.

Yalnızca koruyucu bir tedbir olarak bile olsa, bazen hastaneye başvurulması gerekebilir.

Bilinç kaybı veya diğer ciddi nörolojik bozuklukların belirtileriyle seyreden önemli doz aşımı

veya ciddi reaksiyonlar tıbbi acil durum olarak kabul edilir ve derhal tedaviyi ve hastaneye

başvurulmasını gerektirir.

Örneğin,

eğer

hastanın

bilinci

kapalıysa

intravenöz

yolla

konsantre

glukoz

çözeltisinin

uygulanması

gerekir

(erişkinler

için

örneğin,

20’lik

çözeltiden

uygulanarak

başlanabilir) . Alternatif olarak erişkinlerde, subkütan, i.v. veya i.m. yolla 0.5-1 mg dozda

glukagon uygulanması da düşünülebilir.

Özellikle GLİMAX

’ın bebekler ve küçük çocuklarda kazara alınmasına bağlı hipoglisemi

tedavi edilirken, tehlikeli hiperglisemi meydana getirme olasılığından kaçınmak için, verilen

glukoz dozu dikkatli olarak kontrol edilmelidir. Kan şekeri yakından izlenmelidir.

Eğer

hayatı

tehdit

edecek

kadar

büyük

miktarda

GLİMAX

yutulmuşsa,

hastada

detoksifikasyon gerekir (örn. gastrik lavaj ve tıbbi aktif kömür).

Akut glukoz replasmanı tamamlandıktan sonra, hipogliseminin tekrar oluşmamasını sağlamak

için genellikle, daha düşük konsantrasyonda intravenöz glukoz infüzyonu vermek gerekir.

Hastanın kan glukoz düzeyi en az 24 saat süreyle dikkatlice takip edilmelidir. Seyri uzayan

ciddi vakalarda hipoglisemi durumu ya da tekrar hipoglisemi oluşması tehlikesi birkaç gün

süreyle devam edebilir.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Oral kan şekerini düşüren ilaçlar - Sülfonamidler, üre türevleri

ATC Kodu: A10B B12 glimepirid

Sağlıklı bireylerde minimum etkili oral doz yaklaşık 0.6 mg’dır. Glimepiridin etkisi doza

bağımlıdır ve yeniden türetilebilir. Akut fiziksel egzersize verilen fizyolojik yanıt, yani insülin

salgılanmasında azalma glimepirid altındayken hala mevcuttur.

İlacın, bir öğünden hemen önce veya 30 dakika önce verilmesi durumunda etkisinde önemli

bir fark bulunmamıştır. Diyabetli hastalarda tek bir dozla 24 saat süre boyunca iyi metabolik

kontrol elde edilebilir. Kaldı ki, yapılan bir klinik çalışmada, böbrek yetmezliği bulunan

9/13

(kreatinin klirensi 4 ile 79 m/dak. arasında) 16 hastadan 12 sinde, iyi metabolik kontrol elde

edilmiştir.

Her ne kadar glimepiridin hidroksi metaboliti sağlıklı gönüllülerde serum glukozunda küçük

ancak anlamlı bir düşüşe yol açtıysa da, bu toplam ilaç etkisinin sadece çok önemsiz bir

kısmından sorumludur.

Metformin ile kombine tedavi: Glimepirid veya metforminin maksimum dozuyla uygun

kontrol

sağlanamayan

hastalarda,

oral

antidiyabetik

ajanın

kombine

tedavisi

başlatılabilir. Metabolik kontrolde bu tıbbi ürünlerin tek başına kullanımıyla elde edilen

düzelmeye

nispeten,

kombinasyon

tedavisiyle

elde

edilen

düzelme,

çalışma

doğrulanmıştır.

İnsülin ile kombine tedavi: Glimepiridin maksimum dozuyla uygun kontrol sağlanamayan

hastalarda, birlikte insülin tedavisi başlatılabilir. Yapılan iki çalışmada, bu kombinasyonla

metabolik

kontrolde

elde

edilen

düzelme,

başına

insülin

elde

edilenle

aynı

bulunmuştur; ancak kombinasyon tedavisinde daha düşük bir ortalama insülin dozuna ihtiyaç

duyulmuştur.

Etki mekanizması

Hem sağlıklı gönüllülerde, hem Tip 2 diabetes mellituslu hastalarda fonksiyon gören pankreas

beta hücrelerinden insülin salınımını uyararak kan glukoz konsantrasyonlarını düşürür. Bu

etki temel olarak pankreastaki beta hücrelerinin fizyolojik glukoz uyarısına yanıt verme

özelliğinin artmasına bağlıdır. Hayvanlara ve sağlıklı gönüllülere düşük dozda glimepirid

dozu uygulanmasıyla glibenklamide oranla daha düşük miktarda insulin salgılanmasına neden

olmakla beraber, kan glukozunda ona eşdeğer düşme elde edilir. Bu olgu glimepiridin

pankreas dışı (insülin duyarlığını arttırıcı ve insülini taklit edici) etkilerinin bulunduğuna

işaret eder.

Bundan başka, diğer sülfonilürelere kıyasla, glimepiridin kardiyovasküler sistem üstündeki

etkileri daha azdır. Trombosit agregasyonunu azaltır (hayvanlarda ve in vitro elde edilen

veriler), aterosklerotik plak oluşumunda önemli derece azalma olmasına yol açar (hayvanlarda

elde edilen veriler).

İnsülin salgılanması: Sülfonilüreler gibi glimepirid de beta hücre zarında bulunan ATP’ye

duyarlı

potasyum

kanallarıyla

etkileşerek

insülin

salgılanmasını

düzenler.

Diğer

sülfonilürelerden farklı olarak, glimepirid spesifik olarak beta hücre zarında bulunan 65

kDa’luk bir proteine bağlanır. Glimepirid ile bağlandığı protein arasında bu etkileşim ATP’ye

duyarlı potasyum kanallarının açık veya kapalı olması ihtimalini belirler.

Glimepirid potasyum kanallarını kapatır. Bu beta hücrelerinin depolarizasyonuna neden olur

ve voltaja duyarlı kalsiyum kanallarının açılması ve hücrenin içine doğru kalsiyum akışı

olmasıyla neticelenir. Sonuçta hücre içi kalsiyum konsantrasyonundaki yükselme ekzositoz

yoluyla insülinin salgılanmasını aktive eder.

Glimepirid, glibenklamide göre, bağlandığı proteinle çok daha hızla etkileşir ve ayrılır.

Bağlandığı protein ile glimepiridin bu yüksek etkileşim özelliğinin, sahip olduğu belirgin

glukoza duyarlılaştırıcı etkisinden ve beta hücrelerini duyarsızlaşmadan ve erken tükenmeden

koruyucu etkisinden sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

İnsülin duyarlılığını arttırıcı etkisi: Glimepirid, insülinin periferde glukozun alınması (uptake)

şeklindeki normal etkisini arttırır (insan ve hayvanlardan elde edilen veriler).

10/13

İnsülini taklit edici etkileri: Glimepirid, insülinin periferde glukozun alınması ve karaciğerden

glukoz salınması şeklindeki etkilerini taklit eder.

Periferde glukozun alınması, kas ve yağ hücrelerinin içine taşınması yoluyla gerçekleşir.

Glimepirid kas ve yağ hücrelerinin plazma zarlarında bulunan glukoz taşıyıcı moleküllerin

sayısını

doğrudan

arttırır.

Glukozun

hücre

içine

doğru

akışının

şekilde

artması

glikozilfosfatidilinozitol’a özgü fosfolipaz C’nin aktivasyonuna neden olur. Sonuç olarak,

cAMP düzeyleri azalır ve bu da protein kinaz A’nin aktivetisinin azalmasına yol açar. Bunun

neticesinde glukoz metabolizmasında uyarılma meydana gelir.

Glimepirid glukoneogenezi inhibe eden fruktoz-2,6-bifosfatın konsantrasyonunu arttırarak,

karaciğerden glukoz salgılanmasını baskılar.

Trombosit agregasyonu ve aterosklerotik plak oluşumu üstündeki etkileri: Glimepirid in vitro

ve in vivo koşullarda trombosit agregasyonunu azaltır. Bu etki muhtemelen siklooksijenazın

selektif

inhibisyonunun

sonucudur.

Siklooksijenaz,

önemli

endojen

trombosit

agregasyon faktörü olan tromboksan A’nın oluşumundan sorumludur.

Glimepirid hayvanlarda aterosklerotik plak oluşumunu önemli ölçüde azaltır. Bunun altında

yatan mekanizma hala açıklanmayı beklemektedir.

Kardiyovasküler

etkiler:

Sülfonilüreler

ayrıca

ATP’ye

duyarlı

potasyum

kanallarını

aracılığıyla (yukarıya bakınız) kardiyovasküler sistemi etkiler. Geleneksel sülfonilürelerle

kıyaslandığında, glimepirid kardiyovasküler sistem üstünde önemli ölçüde daha az etkiye

sahiptir (hayvanlardan elde edilen veriler). Bu etki ATP’ye duyarlı potasyum kanalının

bağlayıcı proteiniyle özel biçimde etkileşimi ile açıklanabilir.

Klinik çalışmalar

Pediyatrik popülasyon

Tip 2 diyabetli (yaşı 8 ile 17 arasında değişen) 285 çocukta 24 hafta süreli, aktif kontrollü bir

klinik çalışma (günlük 8 mg’a kadar glimepirid veya günlük 2000 mg’a kadar metformin)

yürütülmüştür Hem glimepirid, hem metformin ile başlangıç HbA

değerine kıyasla anlamlı

bir düşüş elde edilmiştir (glimepirid -0.95 (SH 0.41); metformin -1.39 (SH 0.40)). Bununla

birlikte glimepirid, başlangıç HbA

değerindeki ortalama değişiminde, metformine eşdeğer

etkinlik kriterine ulaşamamıştır. Tedaviler arasında, metformin lehine %0.44’lük bir fark

saptanmıştır. Farkın %95 güven aralığının üst sınırı, eşit etkinlik sınırının %0.3’ünün altında

değildir.

Tip 2 diabetes mellituslu erişkinlere kıyasla, glimepirid tedavisini takiben çocuklarda yeni

herhangi bir güvenlilik sorunu bildirilmemiştir. Pediyatrik hastalarda uzun süreli etkililik ve

güvenlilik ile ilgili veri bulunmamaktadır.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Glimepiridin mutlak biyoyararlanımı tamdır.

Emilim:

Gıda alımının absorbsiyon üzerine anlamlı bir etkisi yoktur. Oral alımdan sonra maksimum

serum konsantrasyonlarına yaklaşık olarak 2.5 saatte ulaşılır (4 mg günlük dozun çoklu

kullanımı sırasında, 309 ng/ml).

11/13

Dağılım:

Glimepirid, albumin dağılım hacmi ile hemen hemen eşit olan son derece düşük bir dağılım

hacmine (yaklaşık 8.8 litre), yüksek proteine bağlanma oranına( > % 99) ve düşük bir klirense

sahiptir (yaklaşık 48 ml/dakika). Çoklu doz şartlarında serum konsantrasyonları için ortalama

serum yarılanma ömrü yaklaşık 5-8 saattir. Yüksek dozlar kullanıldıktan sonra yarılanma

ömründe hafif bir uzama bildirilmiştir.

Biyotransformasyon:

Glimepirid, vücutta tamamen metabolize olur. İki major metaboliti siklohekzil hidroksi metil

(M1) ve karboksil’dir (M2). Sitokrom P450 2C9, glimepiridin M1’e biyotransformasyonunda

yer alır. Anlamlı bir birikim görülmez

.

Eliminasyon:

Radyoaktif maddeyle işaretlenmiş glimepiridin tek bir dozun alımını takiben idrarda % 58 ve

feçeste

radyoaktivite

saptanmıştır.

İdrarda

değişmemiş

madde

bulunmamıştır.

Muhtemelen karaciğer metabolizması (major enzim CYP2C9) neticesinde ortaya çıkan iki

metaboliti, hidroksi

türevi

karboksi

türevi

şeklinde

idrarda,

feçeste

tespit

edilmiştir. Glimepiridin oral uygulanmasından sonra bu metabolitlerin terminal yarılanma

ömürleri sırasıyla 3-6 saat ve 5-6 saat’tir.

Doğrusallık/doğrusal olmayan durum:

Doz ile hem C

maks

., hem EAA (zaman/konsantrasyon eğrisinin altında kalan alan) arasında

doğrusal bir ilişki vardır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Tek bir günlük doz ile multipl (çoklu) günlük doz kullanımının karşılaştırılması sonucunda,

farmakokinetik özelliklerde anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Aynı kişideki değişkenlik de

(bireyiçi değişkenlik) düşük bulunmuştur.

Diyabeti

olmayan

hastada

safra

kanalı

cerrahisinden

sonra

incelenen

farmakokinetik

özelliklerin sağlıklı kişilerle benzer olduğu gözlenmiştir.

Böbrek yetmezliği:

Böbrek bozukluğu bulunan 15 hastada yapılan, açık etiketli bir tek-doz çalışmasında, ortalama

kreatinin

klirensi

(CLcr)

düzeyleri

farklı

olan

hasta

grubuna

glimepirid

uygulanmıştır. (Grup I, CLcr = 77.7 mL/dak., n = 5), (Grup II, CLcr = 27.4 mL/dak. n = 3) ve

(Grup

III,

CLcr

mL/dak.,

grupta

glimepiridin

tolere

edildiği

bulunmuştur. Kreatinin klirensi düşük olan hastalarda glimepirid klirensinde bir artış eğilimi

ile ortalama serum konsantrasyonlarında ise bir düşüş eğilimi görülmüştür. Bu muhtemelen

proteine

bağlanma

daha

düşük

olduğu

için,

ilacın

daha

hızlı

eliminasyonundan

kaynaklanmaktadır. İki metabolitinin böbreklerden eliminasyonu bozulmuştur.

Böbrek bozukluğu olan Tip 2 diyabetli 16 hastada yapılan çoklu-doz titrasyon çalışmasında 3

ay süreyle, 1-8 mg arasında değişen günlük doz kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, tek doz

uygulanmasından sonra gözlenen sonuçlarla uyumludur. Kreatinin klirensi 22 mL/dak.’dan

düşük olan bütün hastalarda, yalnızca günlük 1 mg doz ile glukoz düzeylerinde yeterli

kontrolü elde etmiştir. Genel olarak, bu gibi hastalarda ilave bir birikme riskinin olmadığı

kabul edilmiştir.

Glimepiridin diyaliz yapılmaya uygun olup olmadığı bilinmemektedir.

Cinsiyet:

Farmakokinetik özellikler kadınlarda ve erkeklerde benzerdir.

12/13

Yaşlılar:

Farmakokinetik özellikler genç ve yaşlı (65 yaş üstü) hastalarda benzerdir.

Pediyatrik hastalar:

Tip 2 diyabetli 30 pediyatrik hastada (10-12 yaşlarında 4 çocuk ve 12-17 yaşlarında 26

çocuk), 1 mg’lık tek bir glimepirid dozunun, farmakokinetik özelliklerini, güvenliliğini ve

tolere edilebilirliğini inceleyen bir tokluk çalışmasında, ortalama EAA

(0-son)

, C

maks

ve t

değerlerinin daha önceden erişkinlerde gözlenenle benzer olduğu gösterilmiştir.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Kronik toksisite

Sıçanlarda, farelerde ve köpeklerde yapılan subkronik ve kronik toksisite çalışmalarında

serum glukozunda bir düşüş ve yanı sıra pankreasın beta hücrelerinde bir degranülasyon

olduğu bildirilmiştir. Prensip olarak bu değişikliklerin geri dönüşümlü olduğu gösterilmiştir

ve farmakodinamik etkisinin belirtisi olduğu düşünülmüştür. Köpeklerde yapılan bir kronik

toksisite çalışmasında, en yüksek dozu (vücut ağırlığının kilogramı başına 320 mg) alan

hayvanlardan ikisinde katarakt gelişmiştir. Sığır lensi ile yapılan in vitro çalışmalarda ve

sıçanlardaki

incelemelerde

katarakt

geliştirici

veya

ortak

olarak

katarak

geliştirici

potansiyel gösterilmemiştir.

Karsinojenisite

Sıçanlarda yaşam boyu yürütülen çalışmalarda herhangi bir karsinojenik potansiyel ortaya

çıkmamıştır. Farelerde, adacık hücrelerinde hiperplazi ve adacık hücre adenomu insidansında

artış görülmüştür, ancak bunların beta hücrelerinin kronik stimülasyonu neticesinde geliştiği

düşünülmüştür. Glimepirid herhangi bir mutajenik veya genotoksik etki göstermemiştir.

Üreme toksikolojisi

Sıçanlarda uygulanması neticesinde fertilite (üreme yeteneği), gebeliğin seyri veya doğum

üstünde herhangi bir etki açığa görülmemiştir. Sezaryenle dünyaya gelen fötuslarda hafif

büyüme

geriliği

mevcuttur.

Kendiliğinden

doğan,

anneleri

yüksek

dozla

tedavi

edilmiş

yavrularda humerus, femur, omuz ve kalça eklemlerinde anomaliler gözlenmiştir. Gebeliğin

geç evresinde ve/veya laktasyon sırasında oral uygulanması, aynı uzuvlardaki deformitelere

ve fötal ölüm sayısının artmasına yol açmıştır.

Glimepiridin

doğan

yavruların

yetiştirilmesi,

fiziksel

gelişimi,

işlevsel

öğrenme

davranışları,

hafızası

veya

üreme

yeteneği

(fertilite)

üzerinde

belirgin

etkisi

bulunmamaktadır.

Glimepirid hayvanlarda süte geçmektedir.

Glimepirid anne sütüne geçtiğinden doğan yavru tarafından emzirme sırasında emilir. Anne

sıçanlara yüksek dozda verildiğinde, meme emen genç sıçanlarda hipoglisemiye neden olur.

Sıçanlarda ve tavşanlarda malformasyonlar (örn. göz malformasyonları, fissürler ve kemik

anomalileri) meydana gelmiştir. Sadece tavşanlarda ise düşüklerin ve rahim içinde ölümlerin

sayısı artmıştır.

Üreme

toksikolojisiyle

ilgili

bütün

bulgular

muhtemelen

aşırı

dozların

farmakodinamik

etkilerine bağlıdır ve maddeye spesifik değildir.

13/13

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Laktoz monohidrat

Sodyum nişasta glikolat

Magnezyum stearat

Avicel pH 101

PVP K 30

Sarı demir oksit(E172)

6.2. Geçimsizlikler

Bulunmamaktadır.

6.3. Raf ömrü

24 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

Bu ürün 25

C’nin altındaki oda sıcaklığında ve ambalajında saklanmalıdır.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

Kutuda, Al / PVC blister ambalajda 30 veya 60 tablet içeren ambalajlar

6.6. Tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi atıkların kontrolü yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

ALİ RAİF İLAÇ SANAYİ A.Ş.

Yeşilce Mahallesi

Doğa Sokak No:4

34418 Kağıthane/İstanbul

8. RUHSAT NUMARASI

199/29

9. İLK RUHSAT TARİHİ /RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 15.02.2002

Ruhsat yenileme tarihi: -

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ