GERALGINE-K

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • GERALGINE-K 20 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • GERALGINE-K 20 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • parasetamol, kombinasyonu hariç. psycholeptics

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699578011253
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 28-06-2016
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1 / 18

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

GERALGİNE

-K 500/30/10 mg tablet

2. KALİTATİF ve KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Bir tablet 500 mg parasetamol, 30 mg kafein ve 10 mg kodein fosfat içerir.

Yardımcı maddeler için 6.1'e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Tablet

Bir tarafı çentikli, diğer yüzü “Geralgine” yazılı beyaz, yuvarlak tablet

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

Yetişkinlerde ve 12 yaşından büyük çocuklarda tek başına parasetamol, ibuprofen veya asetil

salisilik asit gibi diğer analjeziklerle giderilemeyen akut, orta ve şiddetli ağrıların (romatizmal

ağrılar, kas ağrısı, sırt ağrısı, nevralji, migren, baş ağrısı, diş ağrısı ve dismenore gibi) kısa

süreli tedavisinde endikedir.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Yetişkinlerde:

Semptomları

kontrol

etmek

için

düşük

etkili

gereken

kısa

tedavi

süresinde

kullanılarak istenmeyen etkiler azaltılabilir.

4-6 saat ara ile 1-2 tablet önerilir. Günlük en yüksek doz parasetamol için 4000 mg’dır.

Alkol alan kişilerde hepatotoksisite riski nedeniyle günlük alınan parasetamol dozunun 2

gramı aşmaması gerekir.

12-18 yaş arası çocuklar:

12-18 yaş arası çocuklarda kodein için günlük maksimum doz 240 mg’ı geçmemelidir. 24

saatte 4 dozdan fazla kullanılmamalıdır. Bu doz gün içinde dörde bölünerek altışar saatten az

ara vermemek koşuluyla alınabilir. Etkili olan en düşük doz ve en kısa tedavi süresi tercih

edilmelidir.

Eğer

ağrı

tedavisinde

başarı

sağlanamadıysa

tedavi

süresi

üç

gün

sınırlandırılmalı, tedavi hekim tarafından tekrar değerlendirilmelidir.

Hekim önerisi yoksa üç ardışık günden daha fazla kullanılmamalıdır.

Uygulama şekli:

2 / 18

Oral olarak uygulanır. Bir bardak su ile alınmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Hafif-orta

şiddette

karaciğer

böbrek

fonksiyon

bozukluğu

olan

hastalarda

dikkatle

kullanılmalıdır. (Bkz: Özel kullanım uyarıları ve önlemleri). Şiddetli karaciğer ve böbrek

yetmezliklerinde ise kullanılmamalıdır (Bkz: Kontrendikasyonlar).

Pediyatrik popülasyon:

12 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır.

12-18 yaş arası çocuklarda kodein için günlük maksimum doz 240 mg’ı geçmemelidir. 24

saatte 4 dozdan fazla kullanılmamalıdır. Bu doz gün içinde dörde bölünerek altışar saatten az

ara vermemek koşuluyla alınabilir. Etkili olan en düşük doz ve en kısa tedavi süresi tercih

edilmelidir.

Eğer

ağrı

tedavisinde

başarı

sağlanamadıysa

tedavi

süresi

üç

gün

sınırlandırılmalı, tedavi hekim tarafından tekrar değerlendirilmelidir.

Geriyatrik popülasyon:

Sağlıklı, hareketli yaşlılarda normal yetişkin dozu uygundur, fakat zayıf, hareketsiz yaşlılarda

dozlam

sıklığı

azaltılmalıdır.

Ancak

GERALGİNE-K

içerdiği

kafein

nedeniyle

yaşlılarda hekim önerisi ile kullanılmalıdır.

4.3. Kontrendikasyonlar

Parasetamol, kafein, kodein ya da diğer bileşenlerden herhangi birine aşırı duyarlılık,

Şiddetli MSS (santral sinir sistemi) depresyonu, beyin-omurilik sıvısı (serebrospinal)

veya kafa içi (intrakraniyal) basıncı artışı ve kafa travması geçiren hastalar

Şiddetli karaciğer (Child-Pugh kategorisi > 9) ve böbrek yetmezliği

Hipertansiyon, antihipertansif ilaç kullanımı ya da kardiyak aritmi

Disulfiram ile kronik alkolizm tedavisi

Antidepresan

(lityum

karbonat

dahil),

anksiyolitik

(klozapin

dahil)

sedatif

ilaç

kullanımı ya da anksiyete bozukluğu

Efedrin kullanımı

Teofilin kullanımı

Obstrüktif

uyku

apne

sendromu

tedavisi

için

uygulanan

tonsillektomi

ve/veya

adenoidektomi sonrasında, post-operatif ağrı kontrolü için 18 yaş altında kullanımı

kontrendikedir.

Emziren kadınlarda (bakınız bölüm 4.6)

Riskleri nedeniyle, CYP2D6 ultra hızlı metabolize eden kişiler hangi yaşta olursa

olsun kodein kullanımı kontrendikedir.

3 / 18

12 yaşından küçük çocuklarda kullanımı kontrendikedir.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Anemisi olanlar, akciğer hastaları, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda

doktor kontrolü altında dikkatli kullanılmalıdır. Önceden mevcut hepatik hastalığı bulunan

hastalar

için,

yüksek

dozda

veya

uzun

süreli

tedaviler

esnasında

periyodik

aralıklarla

karaciğer fonksiyon tetkikleri yapmak gerekebilir. Böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi < 10

ml/dakika)

halinde,

doktorun

parasetamol

kullanımının

yarar/

risk

oranını

dikkatle

değerlendirmesi gerekir.

Doz ayarlaması yapılmalı ve hasta kesintisiz izlenmelidir.

Kronik günlük dozlarda ve akut yüksek dozlarda karaciğer hasarına neden olabilir.

Hepatotoksisite riskinden ötürü, parasetamol, tavsiye edilenden daha yüksek dozlarda ya da

daha uzun süreli alınmamalıdır. Hafif veya orta şiddette karaciğer yetmezliği (Child-Pugh

kategorisi <9) olan hastalar, parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Terapötik dozlarda parasetamol uygulaması sırasında serum alanin aminotransferaz (ALT)

düzeyi yükselebilir.

Terapötik

dozlarda

parasetamol

hepatik

oksidatif

stresi

artıran

hepatik

glutatyon

rezervini azaltan ilaçların eşzamanlı kullanımı, alkolizm, sepsis veya diabetes mellitus gibi

çeşitli durumlar hepatik toksisite riskinde artışa yol açabilir.

Sepsis gibi glutatyon eksikliği olan hastalarda, parasetamol kullanımı metabolik asidoz riskini

arttırabilir.

Ciddi bir enfeksiyonunuz varsa bu metabolik asidoz riskini arttırabilir.

Metabolik asidoz belirtileri şunlardır:

Derin, hızlı ve zorlanarak nefes alıp vermek

Mide bulantısı ve kusma

İştahsızlık

Yüksek dozlarda parasetamolün uzun süreli kullanılması böbrek hasarına neden olabilir.

Genelde,

özellikle

diğer

analjeziklerle

kombinasyon

halinde

kesintisiz

parasetamol

kullanılması, kalıcı böbrek hasarına ve böbrek yetmezliği riskine (analjezik nefropatisi) yol

açabilir.

4 / 18

Glukoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliği olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. Seyrek olarak

hemoliz vakaları görülebilir.

Aşağıdaki durumlarda özel önlem alınmalıdır (dozun azaltılması ve/veya dozlar arasındaki

sürenin uzatılması):

Gilbert Sendromu (glukuroniltransferaz eksikliğine bağlı düzensiz selim ikter)

Hematopoietik disfonksiyon

Hasta, doktor tarafından başka şekilde belirtilmedikçe ağrı kesicilerin düzenli olarak uzun

süreli kullanılmaması gerektiği konusunda uyarılmalıdır. Baş ağrısının tedavisi amacıyla

sürekli ağrı kesici kullanılması, kronik baş ağrılarına neden olabilir.

Parasetamolün aşırı dozunda, doza bağlı olarak hepatik nekroz görülebilir. 12-48 saat içinde

karaciğer enzimleri yükselebilir, protrombin zamanı uzayabilir. Ancak, klinik semptomlar

dozun alınmasından 1-6 gün sonrasına kadar görülmeyebilir.

10 g’ın üzerinde alınması durumunda toksisite görülmesi muhtemeldir.

Astım, kronik rinit ve kronik ürtikeri olan ve özellikle diğer antienflamatuvar ilaçlara aşırı

duyarlılığı

olan

hastalarda

dikkatli

olunmalıdır.

Duyarlı

kişilerde,

propifenazon

parasetamol içeren ilaçlarla nadiren astım krizleri ve anaflaktik şok bildirilmiştir.

Orta düzeyde alkol ile birlikte eşzamanlı parasetamol alınması, karaciğer toksisitesi riskinde

bir artışa yol açabilir. Alkolik karaciğer hastalarında dikkatli kullanılmalıdır.

Parasetamol veya kodein içeren diğer ilaçların GERALGİNE-K ile eşzamanlı kullanımından

kaçınılmalıdır.

Kodein morfin tipi ilaç bağımlılığı yapabilir. Özellikle uzun süreli kodein kullanımı sonrası

oluşabilecek bağımlılık ilaç kesilmesini takiben yorgunluk, sinirlilik gibi bulgular şeklinde

ortaya çıkabilir. Bu nedenle uzun süreyle kullanılacaksa doktor gözetiminde alınmalıdır.

3 gün içerisinde yeni semptomların oluşması ya da ağrının ve/veya ateşin azalmaması halinde

hastaların parasetamol kullanmaya son vermesi ve bir doktora danışması önerilir.

Parasetamolü ilk kullananlarda veya daha önce kullanım hikâyesi olanlarda, kullanımın ilk

dozunda veya tekrarlayan dozlarında deride kızarıklık, döküntü veya bir deri reaksiyonu

oluşabilmektedir. Bu durumda doktor ile irtibata geçilerek ilacın kullanımının bırakılması ve

alternatif bir tedaviye geçilmesi gerekmektedir. Parasetamol ile deri reaksiyonu gözlenen kişi

bir daha bu ilacı veya parasetamol içeren başka bir ilacı kullanmamalıdır. Bu durum, ciddi ve

ölümle sonuçlanabilen Steven Johnson Sendromu (SJS), toksik epidermal nekroliz (TEN) ve

5 / 18

akut

generalize

ekzantematöz

püstüloz

(AGEP)

dahil

cilt

reaksiyonlarına

neden

olabilmektedir.

Obstrüktif bağırsak bozuklukları ya da akut abdominal koşullar bulunan hastaların bu ürünü

kullanmadan önce bir doktora danışmaları gerekir.

Bir kolesistektomi öyküsü olan hastaların, bazı hastalarda akut pankreatite neden olabilmesi

nedeniyle bu ürünü kullanmadan önce bir doktora danışmaları gerekir.

ürünü

alırken

aşırı

kafein

alımından

(örn.

kahve,

çay

bazı

kutu

içecekler)

sakınılmalıdır.

CYP2D6 metabolizması

Kodein, karaciğer enzimi CYP2D6 tarafından aktif metaboliti olan morfine metabolize edilir.

Eğer bir hastada bu enzimin eksikliği varsa ya da tamamen yok ise uygun bir analjezik etki

elde edilmeyecektir. Hesaplamalar Beyaz popülasyonun %7’sine kadar olan bölümünde bu

eksikliğin bulunabileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, eğer bir hasta yoğun ya da ultra-

metabolizer ise yaygın olarak reçetelenen dozlarda dahi yan etki gelişme riski yüksektir. Bu

hastalar kodeini hızla morfine dönüştürmekte, bu durum beklenenden daha yüksek serum

morfin düzeyleri ile sonuçlanmaktadır. Opioid toksisitesinin genel semptomları konfüzyon,

somnolans, yüzeyel nefes, küçük pupillalar, bulantı, kusma, konstipasyon ve iştahsızlığı

içermektedir. Ciddi olgularda, yaşamı tehdit edici ve çok nadiren de fatal olabilen dolaşım ve

solunum depresyonu semptomlarını içerebilir.

Çocuklarda post-operatif kullanım

Yayınlanmış literatürde, çocuklarda obstrüktif uyku apnesi için yapılan tonsillektomi ve/veya

adenoidektomi sonrasında post-operatif olarak verilen kodeinin, ölüm de dahil olmak üzere

nadir,

ancak

yaşamı

tehdit

edici

advers

olaylara

neden

olduğu

konusunda

bildirimler

bulunmaktadır (ayrıca bkz. bölüm 4.3). Tüm çocuklar uygun doz aralığı içinde olan kodein

dozları

almışlardır;

bununla

birlikte,

çocukların

kodeini

morfine

metabolize

etme

özelliklerinin ultra-hızlı ya da yoğun olduğu konusunda kanıtlar saptanmıştır.

Solunum fonksiyonu bozuk olan çocuklar

Nöromusküler bozuklukları, şiddetli kardiyak ya da solunum bozuklukları; üst solunum veya

akciğer enfeksiyonları; çoklu travma veya uzamış operasyon işlemleri haiz solunumu risk

altında olan çocuklarda kodein kullanımı önerilmez.

yaş

üzeri

çocuklarda

kodein

kullanımı

apne,

solunum

depresyonu

pediyatrik

ölümlere neden olabileceği yarar-risk değerlendirmesi yapılarak dikkatli kullanılmalıdır.

6 / 18

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Parasetamol:

Parasetamol emilim hızı metoklopramid ya da domperidon ile artabilir ve kolestiramin ile

azalabilir.

Propantelin gibi mide boşalmasını yavaşlatan ilaçlar, parasetamolün yavaş emilmesine ve

dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir.

Metoklopramid

gibi

mide

boşalmasını

hızlandıran

ilaçlar,

parasetamolün

daha

hızlı

emilmesine ve dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha hızlı başlamasına neden olabilir.

Bazı hipnotikler ve antiepileptik ilaçlar (glutetimid, fenobarbital, fenitoin, karbamazepin, vb.)

veya

rifampisin

gibi

karaciğerde

hepatikmikrozomal

enzim

indüksiyonuna

sebep

olan

ilaçların tek başına kullanıldığında zararsız olan parasetamol dozlarıyla eşzamanlı kullanımı

karaciğer

hasarına

açabilir.

Aşırı

alkol

tüketimi

halinde,

terapötik

dozlarda

bile

parasetamol alınması da karaciğer hasarına neden olabilir.

Parasetamolün

kloramfenikol

kombinasyon

halinde

kullanılması,

kloramfenikolün

yarılanma ömrünü uzatabilir ve dolayısıyla bu ilacın toksisite riskini artırabilir.

Parasetamol (veya metabolitleri), K vitamine bağımlı koagülasyon faktörü sentezinde rol

oynayan enzimler ile etkileşir. Parasetamol ile varfarin veya kumarin türevleri arasındaki

etkileşimler,

“uluslararası

normalleştirilmiş

oran”

(International

Normalized

Ratio,

INR)

değerinde

artışa

kanama

riskinde

artışa

neden

olabilir.

Bundan

dolayı,

oral

antikoagülan kullanan hastalar, tıbbi denetim ve kontrol olmadan uzun süreli parasetamol

kullanmamalıdır.

Varfarin ve diğer kumarinlerin antikoagülan etkisi uzun süreli parasetamol kullanımında

artarak kanama riskine yol açabilir; kısa süreli kullanımda belirgin etki beklenmez.

5-hidroksitriptamin (serotonin) tip 3 reseptör antagonistleri olan tropisetron ve granisetron,

farmakodinamik etkileşim ile parasetamolün analjezik etkisini tamamen baskılayabilir.

Parasetamol ve azidotimidin (AZT - zidovudin) eşzamanlı kullanılması nötropeni eğilimini

artırır. Bu nedenle tıbbi tavsiye olmadıkça, parasetamol AZT ile birlikte alınmamalıdır.

Birden fazla ağrı kesiciyle kombinasyon tedavisinden kaçınılması önerilmektedir. Bunun

hastaya ekstra bir fayda sağladığını gösteren çok az kanıt vardır ve genelde istenmeyen

etkilerde artışa yol açmaktadır.

7 / 18

John’s

Wort

(Hypericum

perforatum–sarı

kantaron)

parasetamolün

düzeylerini

azaltabilir.

Besinler ile birlikte alındığında parasetamolün emilim hızı azalabilir.

Kafein:

Kafein,

barbitüratlar,

antihistaminikler

gibi

birçok

sedatif

maddenin

antagonistidir.

Kafein, sempatomimetikler, tiroksin vb. gibi maddelerin neden olduğu taşikardiyi artırır.

Oral kontraseptifler, simetidin ve disülfiram kafein metabolizmasını yavaşlatır; barbitüratlar

ve sigara ise hızlandırır. Kafein, teofilinin eliminasyonunu azaltır.

Kafein doğal olarak çay, kahve, çikolata ve bazı gazlı içeceklerde bulunur ve önerilen günlük

dozun

(520

mg/gün;

tablet)

üzerine

çıkılması

olasıdır.

nedenle

önerilen

dozun

aşılmaması için diyet ve diğer ilaçlardan alınan kafein miktarı dikkate alınmalıdır. Yüksek

doz kafein insomni, huzursuzluk, anksiyete, irritabilite, baş ağrısı, gastrointestinal yakınmalar

ve palpitasyon gibi kafein ile ilişkili istenmeyen etki riskini artırır.

Kafein gibi ksantin türevleri miyokard görüntülemesinde kullanılan adenozin ve dipiridamol

gibi maddelerin vazodilatatör etkilerini zayıflatabilir. Bu nedenle miyokard görüntüleme

çalışmasından 24 saat önce kafein kullanılmamalıdır.

Bir merkezi sinir sistemi (MSS) uyarıcısı olan kafein, sedatif ve tranklizan ilaçları karşı

antagonistik etkiye sahiptir.

Kafein fenilpropanolaminin taşikardik etkisini artırabilir.

Kafeinin klozapin metabolizmasına karşı

yarışmalı inhibisyon etkisi vardır. Bu nedenle

klozapin ve kafein eşzamanlı kullanılmamalıdır.

Kafein kan basıncını artırabilir ve atenolol, metoprolol, oksprenolol ve propranolol gibi beta

blokörlerin

hipotansif

etkisini

azaltabilir.

ilaç

beta

blokörlerle

eşzamanlı

kullanılmamalıdır.

Eşzamanlı lityum karbonat ve kafein kullanımı serum lityum düzeyinde hafif-orta derecede

artışa yol açabilir. Eşzamanlı kullanımdan kaçınılmalıdır.

Monoamin oksidaz inhibitörleri kafeinin uyarıcı etkisini artırabilir.

Metoksalen kafein klerensini azaltır ve kafeinin etkisini artırabilir.

8 / 18

Fenitoin kafein klerensini iki katına çıkarırken kafein fenitoin metabolizmasını etkilemez.

Pipemidik asit klerensini azaltarak, kafeinin etkisini artırır.

Levotiroksin de kafein gibi kan basıncını artırabilir, bu nedenle eşzamanlı kullanılmamalıdır.

Efedrin ve kafein etkileşerek kardiyovasküler etkiye yol açabilir. Bu nedenle eşzamanlı

kullanılmamalıdır.

Kodein

Kodein,

metoklopramid

domperidonun

gastrointestinal

hareket

üzerindeki

etkilerini

antagonize edebilir.

Kodein, alkol, anestetikler, hipnotikler, sedatifler, trisiklik antidepresanlar ve fenotiyazinleri

içeren merkezi sinir sistemi depresanlarının merkezi depresif etkilerini güçlendirir.

Petidin ile birlikte alınan MAO inhibitörleri ağır MSS uyarısı ya da baskılanmasıyla ilişkili

olmuştur (hipertansiyon ya da hipotansiyon dahil). Bu durum kodein ile ortaya konmamış olsa

da, benzer bir etkileşimin oluşması mümkündür ve bu nedenle hasta MAO inhibitörleri

alırken ya da MAO inhibitörünün kesilmesinden sonra 2 hafta süreyle kodein kullanımından

kaçınılmalıdır.

Opiat

analjezikleri

monoamin

oksidaz

inhibitörleriyle

(MAOI)

etkileşime

girebilir

serotonin sendromu ortaya çıkar.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Parasetamolün,

kafeinin

kodeinin

doğurganlık

üzerine

etkisi

olduğuna

dair

kanıt

bulunmamaktadır.

Gebelik dönemi

Parasetamolün terapötik kullanımı hakkında yapılan epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen

veriler, bu ilacın gebelik veya fetal/neonatal gelişme üzerinde olası istenmeyen etkileri

konusunda önemli bir endişeye yol açmamaktadır. Gebelikte doz aşımı konusunda toplanan

prospektif veriler de malformasyon riskinde bir artış göstermemiştir.

9 / 18

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik / ve - veya / embriyonal / fetal gelişim /ve -

veya / doğum / ve - veya / doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir

(bkz. 5.3). İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir.

Yine de gebe kadınlara verilirken tedbirli olunmalıdır.

Kafeinin spontan düşük riskini artırma olasılığı nedeniyle gebelerde kullanılması önerilmez.

GERALGİNE-K, gerekli olmadıkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır.

Laktasyon dönemi

GERALGİNE-K

içeriğinde

bulunan

kodein,

anne

sütü

aracılığı

bebeğe

geçtiğinden

emziren anneler kodein kullanmamalıdır.

Üreme yeteneği / Fertilite

Bazı çalışmalarda nonsteroidal antienflamatuvar ve ilaçların ve kafeinin fertilite üzerine

engelleyici etkisi olduğu bildirilmekle birlikte kesin sonuca varılmamıştır.

Parasetamolün oral kullanımı hakkında yapılan üreme çalışmalarından derlenen verilerde

herhangi bir malformasyon veya fenotoksisite bulgusu saptanmamıştır.

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye neden

olduğu ve spermatogenez inhibe ettiği bildirilmiştir. İnsanlarda fertilite üzerindeki etkisini

araştıran çalışma bulunmamaktadır.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Bazı hastalarda parasetamol, kodein ve kafein kullanımına bağlı olarak baş dönmesi veya

somnolans

görülebilir.

Parasetamol

kullanan

hastaların

uyanık

kalmalarını

gerektiren

faaliyetler sırasında dikkatli olmaları gerekmektedir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Sıklık sınıflandırması aşağıdaki gibidir:

Çok yaygın ≥1/10

Yaygın ≥1/100 ve < 1/10

Yaygın olmayan ≥1.000 ve < 1/100

Seyrek ≥1/10.000 ve < 1/1.000

Çok seyrek ≤ 1/10.000.

Bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor)

10 / 18

GERALGİNE-K’ya bağlı yan etkiler genellikle seyrek olarak görülür ve ilacın kesilmesi ile

kaybolur. 10 gram üzerinde alınması durumunda toksisite görülmesi muhtemeldir.

Kafeinin günlük 520 mg’a kadar kullanımında sağlıklı kişilerde herhangi bir istenmeyen etki

tespit edilmez. Ancak kafeine hassas veya kafein kullanmayan kişilerde yüksek dozlarda

kullanımı

bazı

istenmeyen

etkilere

açabilir.

Bunlar:

tremor,

insomnia,

irritabilite,

sinirlilik, anksiyete, baş ağrısı, kulak çınlaması, aritmi ve taşikardi, diürez, gastrointestinal

rahatsızlıklar ve hızlı solunumdur.

Bu istenmeyen etkilerin görüldüğü kişiler GERALGİNE-K veya kafein içerikli diğer ilaçların

kullanımını durdurmalıdırlar.

Kafeinin

düzenli

kullanımı

sonrası

kullanımına

verilmesi,

hafta

sürecek

bazı

semptomların tekrar ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bunlar: baş ağrısı, yorgunluk ve dikkatte

azalmadır.

Kodeinin

düzenli

olarak

uzun

süreli

kullanılmasının

bağımlılığa

tedavi

kesildiğinde

huzursuzluk ve irritabilite semptomlarına neden olduğu bilinmektedir.

Ağrı kesicilerin baş ağrıları için uzun süre kullanılması baş ağrılarını daha kötü yapabilir.

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Seyrek

: Trombositopeni, trombositopenik purpura, lökopeni ve pansitopeni gibi kan

sayımı değişiklikleri.

Bu yan etkiler parasetamol ile neden-sonuç ilişkisi içinde değildir.

Çok seyrek

: Agranülositoz

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek

: Alerjik reaksiyonlar, erupsiyon, ürtiker

Çok seyrek

: Lyell sendromu, Stevens Johnson sendromu

Bilinmiyor

: Anafilaksi, bronkospazm, pozitif alerji testi, immün trombositopeni

Psikiyatrik hastalıklar:

Bilinmiyor

: Yüksek dozlarda uzun süre kullanımdan sonra ilaç bağımlılığı ulaşabilir.

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın

: Baş ağrısı, baş dönmesi, somnolans, parestezi

Bilinmiyor

: Santral sinir sistemi stimülasyonu, insomni, tremor, ensefalopati, uzun süreli

kullanımda baş ağrısının kötüleşmesi.

11 / 18

Kardiyak hastalıklar

Bilinmiyor

: Taşikardi, palpitasyon

Solunum, göğüs ve mediastinal hastalıklar

Yaygın

: Üst solunum yolu enfeksiyon belirtileri

Seyrek

: Analjezik astım sendromu da dahil astım ve bronkospazm.

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın

: Bulantı, kusma, dispepsi, flatulans, karın ağrısı, konstipasyon

Yaygın olmayan: Gastrointestinal kanama

Seyrek

: İshal

Bilinmiyor

: Akut pankreatit, ağız kuruluğu

Hepatobiliyer hastalıklar

Seyrek

: Çok miktarda alındığında hepatik bozukluk

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Seyrek

: Deri döküntüsü, kaşıntı, ürtiker, alerjik ödem ve anjiyoödem, akut generalize

eksantematöz püstülozis, eritema multiform, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal

nekroliz (fatal sonuçlar dahil).

Bilinmiyor

: Terleme

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan : Uzun süreli uygulamada papiler nekroz

Bilinmiyor

: İdrar yapma güçlüğü

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlanma yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir.

(www.titck.gov.tr;

e-posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Parasetamol:

Yetişkinlerde 10 gram üzerinde kullanılması halinde toksisite olasılığı vardır. Dahası, aşırı

dozun zararı sirotik olmayan alkolik karaciğer hastalığı olanlarda daha büyüktür. Çocuklarda

aşırı dozu takiben karaciğer hasarı göreceli olarak daha seyrektir. Karaciğer hücre hasarı ile

birlikte parasetamol aşırı dozajında normal erişkinlerde 2 saat civarında olan parasetamol

yarılanma ömrü genellikle 4 saate veya daha uzun sürelere uzar.

C-aminopirinden sonra

12 / 18

atılımında

azalma

bildirilmiştir.

plazma

parasetamol

konsantrasyonu

veya

yarılanma

ömrü

veya

konvansiyonel

karaciğer

fonksiyon

testi

ölçümlerine

nazaran

parasetamol aşırı dozajı ile karaciğer hücre hasarı arasındaki ilişkiyi daha iyi gösterir.

Parasetamole bağlı fulminant karaciğer yetmezliğini takiben gelişen akut tübüler nekrozdan

dolayı böbrek yetmezliği oluşabilir. Bununla beraber, bunun insidansı başka nedenlerden

dolayı fulminant karaciğer yetmezliği olan hastalarla karşılaştırıldığında bu grup hastalarda

daha sık değildir. Seyrek olarak, ilaç aldıktan 2-10 gün sonra, sadece minimal karaciğer

toksisitesine karşın renal tübüler nekroz oluşabilir. Aşırı dozda parasetamol almış bir hastada

kronik alkol alımının akut pankreatit gelişmesine katkıda bulunduğu bildirilmiştir. Akut aşırı

doza ilaveten, parasetamolün günlük aşırı miktarlarda alımından sonra karaciğer hasarı ve

nefrotoksik etkiler bildirilmiştir.

Semptom ve belirtiler:

Solgunluk,

anoreksi,

bulantı

kusma

parasetamol

aşırı

dozajının

sık

görülen

erken

semptomlarıdır. Hepatik nekroz parasetamol aşırı dozajının, dozla ilişkili komplikasyonudur.

Hepatik enzimler yükselebilir ve protrombin süresi 12 ila 48 saat içinde uzar, fakat klinik

semptomlar ilacın alımını takiben 1 ila 6 gün içinde belirgin olmayabilir.

Tedavi:

Hastayı gecikmiş hepatoksisiteye karşı korumak için parasetamol aşırı dozajı hemen tedavi

edilmelidir. Bunun için, absorbsiyonu azaltmayı (gastrik lavaj veya aktif kömür) takiben

intravenöz N-asetilsistein veya oral metionin vermek gerekir. Eğer hasta kusuyorsa veya aktif

kömür ile konjugasyon yapılmışsa metionin kullanılmamalıdır. Doruk plazma parasetamol

konsantrasyonları aşırı dozu takiben 4 saate kadar gecikebilir. Bu nedenle, hepatoksisite

riskini belirlemek için plazma parasetamol düzeyleri ilaç alımından en az 4 saat sonrasına

kadar

ölçülmelidir.

tedavi

(ilave

oral

metionin

veya

intravenöz

N-asetilsistein)

parasetamol içeriği ve ilaç alımından beri geçen süre ışığı altında değerlendirilmelidir.

Hepatik enzim indükleyici ilaçlar alan hastalarda, uzun süredir alkol bağımlısı olanlarda veya

kronik

olarak

beslenme

eksikliği

olanlarda

N-asetilsistein

tedavi

eşiğinin

%30-50

düşürülmesi önerilir, çünkü bu hastalar parasetamolün toksik etkilerine karşı daha duyarlı

olabilirler. Parasetamol aşırı dozajını takiben gelişebilecek fulminant karaciğer yetmezliği

tedavisi uzmanlık gerektirir.

Kodein:

Semptomlar:

Solunum depresyonunun yanı sıra, merkezi sinir sistemi depresyonu da gelişebilir. Pupillalar

çok küçük boyutta olabilir ve bulantı ve kusma sıktır. Olası ancak pek muhtemel olmayan

13 / 18

etkiler hipotansiyon ve taşikardidir. Kodeinin doz aşımı etkileri alkol ve psikotropik ilaçların

eşzamanlı alınması durumunda şiddetlenebilir.

Tedavi

Koma veya solunum depresyonu varsa, erişkinlerde 0.4-2 mg ve çocuklarda 0.01 mg/kg vücut

ağırlığı dozunda, tercihen intravenöz olarak nalokson verilir. Yanıt yoksa doz iki dakika sonra

yinelenir. Ciddi biçimde zehirlenmiş hastada daha yüksek dozda (4 mg) nalokson gerekebilir.

IV damar yolu açılması mümkün değilse veya hasta hastaneden gitme tehdidinde bulunuyorsa

solunum arresti riskini azaltmaya yardımcı olacağı için intramüskuler nalokson bir alternatif

olabilir. Yüksek dozda naloksona karşı kesin bir opioid doz aşımı yanıtı gelmiyorsa, bir başka

MSS depresanı ilaç alınmış olması veya beyin hasarı varlığı düşünülmelidir.

solunum

depresyonu

yinelenmesi

bakımından

hasta

dikkatli

gözlem

altında

tutulmalıdır. Nalokson dozlarının yinelenmesi gerekebilir. Bu durumda, intravenöz nalokson

infüzyonu yararlı olabilir. Saat başına başlangıç dozunun %60’ının uygulanması yararlı bir

başlangıç

noktasıdır.

pompa

kullanarak

infüzyon

için

mikrogram/ml

solüsyon

kullanılabilir ve doz klinik yanıta göre uyarlanır. İnfüzyonlar hastanın klinik durumunun sık

değerlendirilmesinin yerine geçmemektedir.

Bilinçte bozulma varsa, açık bir hava yolu, yeterli ventilasyon ve oksijenasyon gecikmeden

sağlanmalıdır.

Hava yolu açık tutulabiliyorsa, erişkinlerde 350 mg’dan fazla ve çocuklarda 5 mg/kg’dan

fazla ilaç alındıktan sonraki 1 saat içinde uygulanması mümkünse, aktif kömür (erişkinlerde

50 gr; çocuklarda 10-15 gr) uygulanması düşünülebilir.

Doz aşımından sonra hasta en az 4 saat gözlenmelidir. Hastadaki ilerlemeye göre diğer

destekleyici önlemler alınmalıdır.

GERALGİNE-K doz aşımının tedavisi, antidot tedavisi için plazma parasetamol düzeylerinin

değerlendirmesini ve kodein ve kafein toksisitesinin belirti ve semptomlarının semptomatik

tedavisini gerektirir.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

ATC kodu: N02BE51

Farmakoterapotik grup: Analjezikler

Etki mekanizması:

14 / 18

Parasetamol, ağrı giderici ve ateş düşürücü bir ilaçtır. Ağrı giderici etkisini ağrı eşiğini

yükselterek, ateş düşürücü etkisini ise merkezi sinir sistemindeki termo-regülasyon merkezini

etkileyerek gösterir.

Kafein

metilksantin

türevi

ilaçtır.

Bazı

baş

ağrısı

tiplerinde

beyin

damarlarının

genişlemesinin rol oynadığı ve kafeinin bu damarların daralmasını sağlayarak parasetamolün

ağrı kesici etkisine katkı sağladığı düşünülmektedir.

Kodein merkezi olarak etkili zayıf bir analjeziktir. Kodein etkisini µ opioid reseptörleri

aracılığı ile gösterir; ancak kodeinin bu reseptörlere affinitesi düşüktür ve analjezik etkisi

morfine dönüşmesine bağlıdır. Kodein, özellikle diğer analjezikler ile kombine edildiğinde,

akut nosiseptif ağrıda etkin olduğu gösterilmiştir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Parasetamol:

Emilim:

Parasetamolün absorpsiyonu başlıca ince bağırsaklardan pasif difüzyon ile olur. Gastrik

boşalma, oral uygulanan parasetamol absorpsiyonu için hız sınırlayıcı bir basamaktır. Doruk

plazma parasetamol konsantrasyonu formülasyona bağlı olarak genellikle oral uygulamadan

sonra 30 ila 90 dakika arasında meydana gelir. Parasetamol değişken bir oranda ilk geçiş

metabolizmasına

uğradığı

için

oral

uygulamadan

sonra

sistemik

dolaşımda

olarak

bulunmaz. Erişkinlerdeki oral biyoyararlanımının uygulanan parasetamol miktarına bağlı

olduğu görülmektedir. Oral biyoyararlanım 500 mg’lık dozdan sonra % 63 iken, 1 veya 2 g

(tablet formu) dozundan sonra yaklaşık % 90’a yükselir.

Dağılım:

En yüksek serum konsantrasyonlarına 30-90 dakika sonra ulaşılır. 250 mg parasetamol içeren

tablet

alındıktan

32±18

dakika

sonra

4.3+1.7

um/ml

serum

konsantrasyonlarına ulaşılır. Vücut sıvılarına eşit miktarda dağılır. Parasetamol birçok vücut

sıvısına eşit miktarda dağılır; tahmini dağılım hacmi 0.95 l/kg’dır. Terapötik dozları takiben

parasetamol plazma proteinlerine önemli oranda bağlanmaz.

Çocuklardaki dağılım kinetiği (Vd/F) erişkinlerdekine benzerdir.

Biyotransformasyon:

Parasetamol karaciğerde metabolize olur ve insanda çok sayıda metabolitleri tanımlanmıştır.

İdrarla atılan majör metaboliti glukuronid ve sülfat konjugatıdır. Parasetamolün %10 kadarı

minör bir yolla sitokrom P-450 karma fonksiyonlu oksidaz sistemi (başlıca CYP2E1 ve

CYP3A4)

reaktif

metabolit

olan

asetamidokinona

dönüşür.

metabolit

hızla

indirgenmiş glutatyon ile konjuge olur ve sistein ve merkaptürik asit konjugatları şeklinde

atılır.

Büyük

miktarlarda

parasetamol

alındığında

hepatik

glutatyon

azalabilir

vital

15 / 18

hepatoselüler makromoleküllerine kovalan olarak bağlanan hepatosit asetamidokinonun aşırı

birikmesine yol açar. Bu da doz aşımı durumunda görülebilen hepatik nekroza yol açar.

Eliminasyon:

Terapötik dozlardan sonra parasetamolün plazma yarılanma ömrü 1.5-2.5 saat arasındadır.

Tek dozu (1000 mg i.v.) takiben parasetamolün total vücut klerensi yaklaşık 5 ml/dak/kg’dır.

Parasetamolün renal klerensi idrar akış hızına bağlıdır, fakat pH’ya bağlı değildir. Uygulanan

ilacın % 4’ten daha azı değişmemiş parasetamol halinde atılır. Sağlıklı bireylerde terapötik

dozun yaklaşık % 85-95’i 24 saat içinde idrar ile atılır.

Doğrusallık ve Doğrusal Olmayan Durum:

Reaktif parasetamol metabolitlerinin karaciğer hücre proteinlerine bağlanması, hepatoselüler

hasara sebep olur. Terapötik dozlarda, bu metabolitler, glutatyon tarafından bağlanır ve

nontoksik konjugatlar oluştururlar. Ancak masif doz aşımı halinde, karaciğerin (glutatyon

oluşumunu

kolaylaştıran

teşvik

eden)

SH-donörleri

deposu

tükenir;

ilacın

toksik

metabolitleri karaciğerde birikir ve karaciğer hücre nekrozu gelişir ve bu da, karaciğer

fonksiyonunda bozulmaya ve giderek hepatik komaya kadar ilerler.

Pozolojiye uygun kullanıldığında farmakokinetiği doğrusaldır.

Kafein:

Emilim:

Kafein oral uygulamadan sonra hızla ve tamamen emilir.

Dağılım:

30 dakika içinde pik plazma konsantrasyonlarına ulaşılır. 5 mg/kg’lık oral dozdan sonra 30-40

dakika içinde C

’a ulaşılır. Kafeinin dağılım hacmi 0.5 l/kg’dır. Kafein plasentayı asabilir

ve anne sütüne geçebilir.

Biyotransformasyon:

Kafeinin idrarla atılan ana metabolitleri 1-metilürik asit, l-metilksantin ve 5-asetilamin-6-

amino-3metilurasil’dir.

Eliminasyon:

Kafeinin ortalama eliminasyon yarılanma ömrü 4-6 saattir. Kafein ve metabolitleri temel

olarak idrarla atılır. (%86) ve kafein olarak atılan kısım %2’yi geçmez.

Doğrusal/Doğrusal Olmayan Durum:

Pozolojiye uygun kullanıldığında farmakokinetiği doğrusaldır.

Kodein

Emilim:

Kodein, ağız yolundan alınımını takiben iyi ve tam olarak emilir. 15-30 dakika sonra analjezik

etkisi başlar ve bu etki 4-6 saat devam eder.

16 / 18

Dağılım:

Kodein, doruk plazma konsantrasyonuna 1 saat sonra ulaşır.

Biyotransformasyon:

Kodein, büyük oranda karaciğerde metabolize olur.

Eliminasyon:

Norkodein, serbest ve konjuge morfin olarak idrarla atılır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Renal yetmezlikte farmakokinetik: 2-8 saatler arasında ortalama plazma yarılanma ömrü

normal ve böbrek yetmezliği olan hastalarda aynıdır, fakat 8-24 saatler arasında böbrek

yetmezliğinde

eliminasyon

hızı

azalır.

Kronik

renal

yetmezlikte

glukuronid

sülfat

konjugatlarında belirgin birikme olur. Ana bileşiğin kısıtlı rejenerasyonuyla kronik böbrek

yetmezliği olan hastalarda biriken parasetamol konjugatlarında bir miktar ekstra eliminasyon

oluşabilir. Kronik böbrek yetmezliğinde parasetamol doz aralıklarını uzatmak tavsiye edilir.

Hemodiyalizde parasetamol plazma düzeyleri azalabileceğinden terapötik kan düzeylerini

korumak için ilave parasetamol dozları gerekebilir.

Hepatik yetmezlikte farmakokinetik: Hafif karaciğer hastalığı olan hastalardaki ortalama

plazma yarılanma ömrü normal bireylerdekine benzerdir, fakat ciddi karaciğer yetmezliğinde

önemli derecede uzar (yaklaşık %75). Bununla beraber, yarılanma ömrünün uzamasının klinik

önemi açık değildir; çünkü karaciğer hastalığı olan hastalarda ilaç birikmesi ve hepatoksisite

olduğu

kanıtlanmamış

glutatyon

konjugasyonu

azalmamıştır.

Kronik

stabil

karaciğer

hastalığı olan 20 hastaya 13 gün günde 4 g parasetamol verilmesi karaciğer fonksiyonunda

bozulmaya

açmamıştır.

Hafif

karaciğer

hastalığında

önerilen

dozlarda

alındığında

parasetamolün

zararlı

olduğu

kanıtlanmamıştır.

Bununla

beraber,

şiddetli

karaciğer

hastalığında, plazma parasetamol yarılanma ömrü önemli derecede uzamıştır.

Yaşlılarda

farmakokinetik:

Genç

yaşlı

sağlıklı

denekler

arasında

farmakokinetik

parametrelerde

gözlenen

farklılıkların

klinik

olarak

önemli

olduğu

düşünülmemektedir.

Bununla beraber serum parasetamol yarılanma ömrünün belirgin derecede arttığını (yaklaşık

% 84) ve parasetamol klerensinin zayıf, hareketsiz ve yaşlı hastalarda sağlıklı genç kişilere

nazaran azaldığını (yaklaşık % 47) düşündüren kanıtlar vardır.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Akut Toksisite:

Parasetamol yetişkin sıçanlara ve kobaylara oral yoldan verildikten sonra hafif toksik olduğu

saptanmıştır. Farelerde ve yeni doğan sıçanlarda önemli oranda daha fazla toksik olmasının

sebebi

ise,

muhtemelen,

farelerde

maddenin

farklı

metabolizmasının

bulunması

yenidoğan sıçanlarda hepatik enzim sisteminin olgunlaşmamış olmasıdır.

17 / 18

Köpeklere

kedilere

daha

yüksek

dozlarda

verildiğinde

kusmaya

sebep

olmuştur;

nedenle bu hayvan cinslerinde oral LD

saptanamamıştır.

Kronik Toksisite:

Toksik dozların verilmesi ardından deney hayvanlarında yavaş kilo artışı, diürez, asidüri ve

dehidratasyon

enfeksiyonlara

karşı

duyarlılık

artışı

gibi

etkiler

gözlenmiştir.

Otopsi

sırasında, abdominal organlarda kan akımı artışı, intestinal mukoza irritasyonu gözlenmiştir.

Mutajenik ve Tümörojenik Potansiyeli:

Sıçanlarda, hepatotoksik doz düzeyinde potansiyel bir genotoksisite gözlenmiş ve bu bulgu

doğrudan bir DNA hasarı olarak değil, hepatotoksisite/miyelotoksisitenin dolaylı bir sonucu

olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla, bir eşik doz varsayılabilir.

Diyeti 6.000 ppm’e kadar olan erkek sıçanlarda yapılan 2 yıllık bir çalışmada parasetamolün

karsinojenik

aktivitesine

ilişkin

herhangi

bulgu

bildirilmemiştir.

Mononükleer

hücre

lösemisi insidansının artmasından dolayı dişi sıçanlarda bazı karsinojenik aktivite bulguları

söz konusudur. Diyeti 6.000 ppm kadar olan farelerde yapılan 2 yıllık bir çalışmada ise

parasetamolün karsinojenik aktivitesini gösteren herhangi bir bulgu saptanmamıştır.

Üreme Toksisitesi:

İnsanlarda

kapsamlı

kullanımdan

sonra

embriyotoksik

veya

teratojenik

riskte

artış

gözlenmemiştir.

Parasetamol

hamilelik

dönemlerinde

sıklıkla

alınmakta

olup,

gerek

hamileliğin seyri gerekse doğmamış çocuk üzerinde herhangi bir olumsuz etki görülmemiştir.

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye neden

olduğu ve spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6. 1. Yardımcı maddelerin listesi

Tablet çekirdeği:

Mikrokristalin selüloz (pH 101)

Mısır nişastası

Sodyum nişasta glikolat

Povidon K30

Talk

Magnezyum stearat

6.2. Geçimsizlikler

Geçerli değildir.

18 / 18

6.3. Raf ömrü

60 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

20 tabletlik Al/PVC blister ambalajlarda

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj

Ambalaj

Atıklarının

Kontrolü

Yönetmelikleri”

uygun

olarak

imha

edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

BİOFARMA İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş

Akpınar Mah. Osmangazi Cad. No:156

34885 Sancaktepe / İSTANBUL

Telefon: (0216) 398 10 63

Faks: (0216) 398 10 20

8. RUHSAT NUMARASI

2016/204

9. İLK RUHSAT TARİHİ/ RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 04.04.2016

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ