FOSAMAX 70 MG TABLET, 4 ADET

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • FOSAMAX 70 MG TABLET, 4 ADET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • FOSAMAX 70 MG TABLET, 4 ADET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • alendronic acid

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 2016/426
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 18-05-2016
  • Son Güncelleme:
  • 10-04-2019

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

FOSAMAX

70 mg

tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Alendronik asit.70 mg (91.37 mg alendronat sodyum trihidrata eşdeğer)

Yardımcı maddeler:

Laktoz anhidroz .113.4 mg

Yardımcı maddeler için 6.1'e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Tablet.

Bir tarafında "31" işareti, diğer tarafında kemik şekli bulunan, beyaz renkte, oval tablet.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

FOSAMAX kalça ve vertebra kırıkları (vertebral kompresyon kırıkları) dahil olmak üzere

kırıkların

önlenmesi

için

postmenopozal

osteoporozlu

kadınlarda

osteoporoz

tedavisinde

endikedir.

FOSAMAX kırıkların önlenmesi için erkeklerdeki osteoporozun tedavisinde endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji / uygulama sıklığı ve süresi

Önerilen doz, haftada 1 kez alınan 70 mg tablettir. Osteoporozda bifosfonat tedavisinin optimal

süresi

belirlenmemiştir.

Tedaviyi

sürdürme

ihtiyacı,

özellikle

yıl

veya

daha

uzun

süreli

kullanımın ardından, FOSAMAX’ın yarar ve potansiyel risklerine göre bireysel hasta bazında

periyodik olarak yeniden değerlendirilmelidir.

Uygulama şekli

Alendronatın uygun bir şekilde emilebilmesi için;

FOSAMAX, ilacın alındığı gündeki ilk gıda, içecek veya ilaçtan en az 30 dakika önce yalnızca

su ile birlikte alınmalıdır. Diğer içecekler (maden suyu dahil), gıdalar ve bazı ilaçların alendronat

absorpsiyonunu azaltması olasıdır (bkz. bölüm 4.5).

İlacın

lokal

ve

özofagus

iritasyon/advers

reaksiyon

riskini

azaltmak

ve

mideye

geçişini

kolaylaştırmak için (bkz. bölüm 4.4):

FOSAMAX yalnızca, sabah kalktıktan sonra tam dolu bir bardak su ile birlikte yutulmalıdır

(200 ml'den az olmamak kaydıyla).

Hastalar FOSAMAX'ı sadece bütün olarak yutmalıdırlar. Hastalar tableti kırmamalı veya

çiğnememeli veya ağızda eritmemelidir, çünkü potansiyel orofarenjiyal ülserasyon oluşabilir.

Tableti aldıktan en az 30 dakika sonra günün ilk öğünü yenmeli ve daha sonra tekrardan

yatağa uzanılmamalıdır.

Hastalar FOSAMAX aldıktan sonra en az 30 dakika uzanmamalıdır.

FOSAMAX

gece yatmadan ya da sabah yataktan kalkmadan önce alınmamalıdır.

Öğünlerle alınan miktar yeterli değilse hastaların ek kalsiyum ve D vitamini almaları gerekir

(bkz. bölüm 4.4).

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek/ Karaciğer yetmezliği:

Kreatinin klirensi 35 ml/dak'dan büyük olan hastalar için doz ayarlaması yapılması gerekmez.

Kreatinin klirensi 35 ml/dak'dan küçük olan hastalar için sınırlı deneyim olduğundan alendronat

önerilmez.

Pediyatrik popülasyon:

Alendronat sodyum, 18 yaşın altındaki çocuklarda, pediyatrik osteoporoz ile ilişkili koşullarda

güvenlilik ve etkililik için yeterli veri olmadığından ötürü kullanımı önerilmemektedir (Ayrıca

bakınız 5.1)

Geriyatrik popülasyon:

Klinik çalışmalarda, alendronatın etkililik veya güvenlilik profillerinde yaşa bağlı herhangi bir

farklılık görülmemiştir. Bundan dolayı yaşlılarda dozaj ayarlamasına gerek yoktur.

FOSAMAX

tablet,

glukokortikoid

kullanımına

bağlı

osteoporoz

tedavisinde

incelenmemiştir.

4.3. Kontrendikasyonlar

Özofagus anormallikleri ve daralma veya akalazya gibi özofagusun boşalmasını geciktiren

diğer faktörler,

En az 30 dakika boyunca dik oturamamak ya da ayakta duramamak,

Alendronat veya ilacın içeriğindeki herhangi bir maddeye karşı alerjisi olan kişilerde,

Hipokalsemi,

4.4.Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Üst gastrointestinal yan etkileri

Oral

bifosfonat

kullanımı

ile

özofagus

kanseri

riskinin

artabileceğini

bildiren

bazı

çalışmalar bulunmakla birlikte bu ilişki net olarak kanıtlanmamıştır. Bu nedenle Barrett

özofagusu

veya

gastroözofageal

reflü

zemininde

artmış

özofagus

kanser

riski

olan

hastalarda bu ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır.

Alendronat, üst gastrointestinal mukozada lokal iritasyona neden olabilir. Disfaji, özofajiyal

hastalık, gastrit, duodenit, ülser, veya geçen bir yıl içerisinde; peptik ülser, aktif gastrointestinal

kanama, veya piloroplasti hariç üst gastrointestinal kanal cerrahisi gibi büyük bir mide-barsak

problemi geçirmiş olunması gibi aktif bir gastrointestinal problemi olan hastalara alendronat

verildiğinde altta yatan hastalık nedeninin kötüleşme olasılığından dolayı dikkatli olunmalıdır

(bkz. bölüm 4.3). Hekimler, Barrett özofagusu olan hastalarda, hastanın bireysel durumuna göre

alendronatın faydalarını ve potansiyel risklerini göz önünde bulundurmalıdırlar.

Alendronat alan hastalarda, özofajit, özofagus ülserleri ve özofagus erozyonları ve bunları

nadiren izleyen özofagus darlığı gibi özofajiyal reaksiyonlar bildirilmiştir. Bazı olgularda bu

reaksiyonlar ağır olmuş ve hastanın hastaneye yatırılmasını gerektirmiştir. Dolayısıyla, hekimler

olası bir özofajiyal reaksiyonu düşündürecek semptom ve bulgular açısından dikkatli olmalıdır

ve hastalara disfaji, yutkunmada güçlük veya retrosternal ağrı, yeni ya da kötüleşen mide

yanması halinde alendronatı kesip, hekime başvurmaları bildirilmelidir.

Ciddi özofajiyal istenmeyen olay riski, alendronat aldıktan sonra uzanan ve/veya özofagus

iritasyonunu düşündüren semptomlar oluştuktan sonra ilacı almaya devam eden hastalarda daha

fazla görülmektedir. İlacın nasıl kullanılacağının hastaya anlatılması ve hastanın anlamasının

sağlanması çok önemlidir (bkz. bölüm

4.2).

Hastalara bu talimatlara uymadıkları takdirde

özofagus problemleri görülme riskinin artabileceği söylenmelidir.

Kapsamlı klinik çalışmalarda risk artışı görülmemekle birlikte ender olarak (pazara sunulduktan

sonra) mide ve duodenum ülserleri bildirilmiştir; bunların bazısı şiddetli ve komplikasyonludur.

Çene osteonekrozu

Genellikle diş çekimi

ve/veya lokal

enfeksiyon (osteomiyelit dahil) ile birlikte iyileşmede

gecikme ile ilişkili çene osteonekrozu primer olarak intravenöz bifosfonatlar ile tedavi edilen

kanserli

hastalarda

rapor

edilmiştir.

hastaların

çoğu

aynı

zamanda

kemoterapi

kortikosteroid almaktadır. Çene osteonekrozu oral bifosfonat kullanan osteoporozlu hastalarda da

rapor edilmiştir.

Çene osteonekrozu gelişiminde bireysel risk değerlendirilirken, aşağıdaki risk faktörleri göz

önünde bulundurulmalıdır:

bifosfanatın potensi(zoledronik asit için en yüksektir), uygulama yolu (yukarıya bakınız) ve

kümülatif doz

kanser, kemoterapi, radyoterapi, kortikosteroidler, anjiyogenez inhibitörleri, sigara içmek

dental hastalık öyküsü, zayıf oral hijyen, periodontal hastalık, invaziv dental prosedürler ve

zayıf bağlantılı protezler.

Hastalarda zayıf dental durum olduğunda oral bifosfonatlarla tedaviden önce diş muayenesi

yapılmalı ve dişler için uygun koruyucu önlemler alınmalıdır.

Bu hastalara tedavi sırasında invazif dental prosedürler uygulamasından mümkün olduğunca

kaçınılmalıdır.

Bifosfonat

tedavisi

sırasında

çene

osteonekrozu

gelişen

hastalarda

dental

operasyon yapılması, durumu daha da kötüleştirebilir. Dental uygulama gerektiren hastalarda

bifosfonat tedavisine son verilmesinin çene osteonekrozu riskini düşürüp düşürmediğine ait veri

bulunmamaktadır. Tedaviyi yapan hekim herbir birey için risk/yarar değerlendirmesini yaparak

tedavi planı hazırlamalıdır.

Bifosfanat tedavisi süresince, tüm hastalar iyi ağız hijyeninin idamesi, rutin dental kontroller ve

dental mobilite, ağrı veya şişme gibi herhangi bir oral semptomun bildirilmesi konusunda

desteklenmelidirler.

Dış kulak yolunda osteonekroz

Çoğunlukla uzun süreli tedaviyle ilişkili olarak, bifosfonat kullanımı ile dış kulak yolunda

osteonekroz vakaları bildirilmiştir. Dış kulak yolundaki osteonekroz için olası risk faktörleri

steroid

kullanımı,

kemoterapi

ve/veya

enfeksiyon

travma

gibi

lokal

risk

faktörlerini

içermektedir. Ağrı veya akıntı veya kronik kulak enfeksiyonları gibi semptomların görüldüğü

bifosfonat alan hastalarda dış kulak yolunda osteonekroz olasılığı düşünülmelidir.

Kas-iskelet sistemi ağrısı

Bifosfonatları kullanan hastalarda, kemik, eklem ve/veya kas ağrısı bildirilmiştir. Pazarlama

sonrası deneyimde, bu semptomlar nadiren şiddetli ve/veya güçsüzleştirici (bkz. bölüm 4.8)

olmuştur. Semptomların başlama zamanı, tedaviye başladıktan bir gün sonrası ile aylar sonrasına

kadar değişebilmektedir. Tedavi kesildikten sonra birçok hastada semptomlar düzelmiştir. Aynı

ilaç ya da bir başka bifosfonat uygulandığında semptomların bazıları tekrar ortaya çıkabilir.

Atipik bölgelerde kırıklar

Bifosfonat ile tedavi edilen hastalarda atipik bölgelerde (subtrokanterik ve femur saft) kırıklar,

öncelikle uzun süreli osteoporoz tedavisi gören hastalarda rapor edilmiştir. Bu çapraz ya da da

kısa eğimli kırıklar küçük trokanterin tam altından suprakondiler işaretinin tam altına kadar her

yerde olabilir.Bu kırıkların genellikle stres kırıkları ile birleştiği görülür ve ufak travmalardan

sonra ya da travma olmaksızın ve bazı hastalarda uyluk veya kasık acısı ile, uylukla ilişkili bütün

bir kırık oluşmadan aylar ya da haftalar öncesinden oluşur. Kırıklar çoğunlukla bilateraldir,

dolayısıyla bifosfonatla tedavi gören ve femur şaft kırığı görülen hastalarda kontralateral femur

muayene edilmelidir. Bu kırıkların yetersiz iyileştiği de rapor edilmiştir. Atipik femur kırığından

şüphelenilen

hastalarda,

bireysel

yarar-risk

değerlendirmesine

dayanılarak,

hastanın

değerlendirilmesi devam ederken bifosfonat tedavisinin kesilmesi düşünülmelidir.

Bifosfonat tedavisi süresince hastalara her türlü uyluk, kalça veya kasık ağrısını bildirmeleri

tavsiye edilmeli ve bu belirtilerle gelen her hasta tam olmayan bir femur kırığı açısından

değerlendirilmelidir.

Deri reaksiyonları

Pazarlama sonrası deneyimlerde, Stevens Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz dahil

ciddi deri reaksiyonları seyrek olarak raporlanmıştır.

Atlanan doz

Haftada bir kez alınan FOSAMAX

dozunu atlayan hastaların, hatırladıkları günün ertesi sabahı

bir tablet almaları bildirilmelidir. Hastalar aynı gün içinde iki tablet almamalıdır ve belirlemiş

oldukları gün ilacı almak kaydıyla haftada bir kullanmaya devam etmelidirler.

Böbrek yetmezliği

Alendronat

kreatinin klirensi <35 ml/dak olan böbrek yetmezliği hastalarında önerilmemektedir

(bkz. bölüm 4.2).

Kemik ve mineral metabolizması

Östrojen eksikliği ve yaşlanma dışında kalan osteoporoz nedenleri dikkate alınmalıdır.

Alendronat ile tedaviye başlamadan önce hipokalsemi durumu düzeltilmelidir (bkz. bölüm 4.3).

Diğer mineral metabolizması bozuklukları da (D vitamini eksikliği ve hipoparatiroidizm gibi)

etkin

olacak

şekilde

tedavi

edilmelidir.

durumdaki

hastalarda,

serum

kalsiyumu

hipokalsemi semptomları FOSAMAX

ile tedavi boyunca izlenmelidir.

Özellikle

kalsiyum

emilimi

azalabilen

glukokortikoidler

alan

hastalarda,

kemik

mineralini

artırmada, alendronatın pozitif etkilerine bağlı olarak, serum kalsiyum ve fosfatında azalmalar

ortaya

çıkabilir.

Bunlar

genellikle

küçük

asemptomatiktir.

Ancak

nadiren

olsa

semptomatik

hipokalsemi

rapor

edilmiştir

genellikle

predispoze

eden

durumlardaki

(hipoparatiroidizm, D vitamini eksikliği ve kalsiyum malabsorbsiyonu) hastalarda ortaya çıkar

ve bazen şiddetlidir.

Glukokortikoid alan hastalarda yeterli kalsiyum ve D vitamini alınması özellikle önemlidir.

Yardımcı madde:

Laktoz:

Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktoz yetmezliği ya da glikoz-galaktoz

malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

4.5. Diğer tıbbi ürünlerle etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Birlikte alındığında, yiyecekler ve içecekler (maden suyu dahil), kalsiyum preparatları, antasitler

ve diğer oral ilaçlar alendronatın emilimini etkileyebilir. Bu nedenle, alendronattan sonra başka

bir oral ilaç almadan önce, en az yarım saat beklenmelidir (bkz. bölüm 4.2 ve 5.2).

Klinik açıdan önemi olan başka ilaç etkileşmesi bildirilmemiştir. Yapılan bir klinik çalışmada

bazı hastalar alendronat alırken östrojen de almıştır (intravajinal, transdermal veya oral). Birlikte

kullanımlarına yönelik ilişkilendirilebilir bir yan etki tanımlanmamıştır.

Non-steroidal antiinflamatuar ilaçların kullanımı gastrointestinal iritasyon ile ilişkili olduğundan,

bu ilaçlar alendronat ile birlikte kullanılırken dikkat edilmelidir.

Spesifik etkileşim çalışmaları yapılmamış olsa da klinik çalışmalarda alendronat ile birlikte

kullanılan, sık reçetelenen çeşitli ilaçlarla birlikte klinik olarak ilişkili bir istenmeyen etki kanıtı

görülmemiştir.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel Tavsiye

Gebelik kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

FOSAMAX çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda endike değildir.

Gebelik dönemi

Gebe kadınlarda alendronat kullanımına ilişkin yeterli veri yoktur. Hayvanlar üzerinde yapılan

çalışmalar üreme toksisitesi göstermiştir.Sıçanlara verilen alendronat hipokalsemi ile ilişkili

olarak güç doğuma neden olmuştur (bkz. bölüm 5.3).

FOSAMAX gebelik sırasında kullanılmamalıdır.

Laktasyon dönemi

Alendronatın/metabolitlerin

anne

sütüne

geçip

geçmediği

bilinmemektedir.

Yeni

doğanlarda/bebeklerde

risk

göz

ardı

edilemez.

Alendronat

laktasyon

döneminde

kullanılmamalıdır.

Üreme yeteneği / Fertilite

Bifosfonatlar kemik matriksinin yapısına girer ve daha sonra da buradan, yıllar boyunca yavaş

yavaş

serbest

kalır.

Erişkin

insan

kemiğinin

yapısına

giren

bifosfonat

miktarı,

dolayısıyla

sistemik dolaşıma geri dönen miktar, doğrudan doğruya bifosfonat tedavisinin süresine ve

kullanılan doza bağlıdır (bkz bölüm 5.2). İnsanlardaki fetal riskler hakkında hiçbir veri yoktur.

Ancak bir bifosfonat tedavisi tamamladıktan sonra gebe kalan bir kadında, özellikle iskelet

üzerinde zararlı olması şeklinde teorik bir risk vardır. Bifosfonat tadavisinin kesilmesinden,

kadının gebe kalmasına kadar geçen süre, kullanılan bisfofonatın hangisi olduğu ve kullanılma

yolu (oral ya da intravenöz) gibi değişkenlerin böyle bir risk üzerindeki etkileri incelenmemiştir.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

FOSAMAX

araç

makine

kullanma

becerisine

etkilerini

inceleyen

hiçbir

çalışma

yapılmamıştır. Ancak, FOSAMAX ile belli hastaların araç veya makine kullanma yeteneğini

etkileyebilen bazı advers reaksiyonlar bildirilmiştir. FOSAMAX'a karşı bireysel cevaplar farklı

olabilir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Menopoz sonrasındaki osteoporozlu kadınlarda yapılan bir yıllık çalışmada haftada bir alınan

FOSAMAX'ın genel güvenlilik profili 70 mg (n=519) ve günde 10 mg (n=370) alendronat alan

hastalarda benzerdir.

Fiilen dizayn edilmiş üç yıllık iki çalışmada menopoz sonrası kadınlarda (alendronat 10 mg;

n=196, plasebo: n=397) alendronat 10 mg/gün'ün güvenlilik profili benzerdir.

Araştırmacı tarafından muhtemelen, belki de veya kesinlikle ilaçla ilişkili olduğu düşünülen bir

yıllık çalışmada herbir tedavi grubunda ≥%1 görülen veya bir yıllık çalışmada alendronat 10

mg/gün ile tedavi edilen hastaların ≥%1'inde görülen ve üç

yıllık çalışmada plasebo alan

hastalardan daha yüksek insidansta görülen istenmeyen etkiler şunlardır:

Gastrointestinal hastalıkları

Karın ağrısı, dispepsi, asit rejürjitasyonu, bulantı, abdominal distansiyon, kabızlık, ishal, disfaji,

flatulans, gastrit, gastrik ülser, özofajiyal ülser.

Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları

Kas iskelet (kemik, kas veya eklem) ağrısı, kas krampı.

Sinir sistemi hastalıkları

Baş ağrısı.

Aşağıdaki

gerçekleştirilen

klinik

çalışmalar

ve/veya

pazarlama

sonrası

kullanımı

süresince

bildirilen advers etkiler sıralanmıştır:

Çok yaygın (≥1/10)

Yaygın (≥1/100 ila <1/10)

Yaygın olmayan (> 1/1,000 ila <1/100)

Seyrek (> 1/10,000 ila < 1/1,000)

Çok seyrek (< 1/10,000)

Bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Bağışıklık sistemi

hastalıkları

Seyrek: Ürtiker ve anjiyoödem dahil aşırı duyarlılık reaksiyonları

Metabolizma ve beslenme

hastalıkları

Seyrek: Genellikle predispozan durumlarla ilişkili semptomatik

hipokalsemi

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Baş ağrısı, baş dönmesi

Yaygın olmayan: Disguzi

Göz hastalıkları

Yaygın olmayan: Göz iltihabı (üveit, sklerit, episklerit)

Kulak ve iç kulak

hastalıkları

Yaygın: Vertigo

Çok

seyrek:

Dış

kulak

yolunda

osteonekroz

(bifosfonat

sınıfı

advers reaksiyon)

Gastrointestinal

hastalıkları

Yaygın: Karın ağrısı, dispepsi, kabızlık, ishal, flatulans, özofajiyal

ülser*, disfaji*, abdominal distansiyon, asit rejürjitasyonu

Yaygın

olmayan:

Bulantı,

kusma,

gastrit,

özofajit*,

özofajiyal

erozyon*, melena†.

Seyrek:

Özofajiyal

striksiyon*,

orofarenjiyal

ülserasyon*,

üst

gastrointestinal PUK'lar (perforasyon, ülserler, kanama)

Deri ve deri altı doku

hastalıkları

Yaygın: Alopesi

, prurit

Yaygın olmayan: Döküntü, eritem

Seyrek:

Fotosensitivite

birlikte

döküntü,

Stevens

Johnson

sendromu

toksik

epidermal

nekroliz

dahil,

şiddetli

deri

reaksiyonları

Kas-iskelet bozuklukları,

bağ doku ve kemik

hastalıkları

Çok

yaygın:

Bazen

şiddetlenen

iskelet

(kemik,

veya

eklem) ağrısı

†§

Yaygın: Eklemlerde şişme

Seyrek: Çene osteonekrozu

‡§

atipik subtrokanterik ve diyafizer

femur kırıkları (bifosfonat sınıfı advers reaksiyon)

Genel bozukluklar ve

uygulama bölgesine ilişkin

hastalıklar

Yaygın: Asteni

, periferik ödem

Yaygın

olmayan:

Tipik

olarak

tedavinin

başlangıcı

ilişkili,

akut-faz yanıtında olduğu gibi geçici semptomlar (miyalji, kırıklık

ve nadiren ateş)

Bakınız bölüm 4.4

Klinik çalışmalardaki sıklık, ilaç ve plasebo grubuyla benzerdir.

*Bakınız bölüm 4.2 ve 4.4

Bu advers reaksiyon, pazarlama sonrası deneyimde tespit edilmiştir. Seyreğin sıklığı, klinik

çalışmalara göre değerlendirilmiştir.

Pazarlama

sonrası deneyimde saptanmıştır.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonların

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak

sağlar.

Sağlık

mesleği

mensuplarının

herhangi

şüpheli

advers

reaksiyonu

Türkiye

Farmakovijilans Merkezi(TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr, tel 0 800 314 00 08; faks 0 312 218 35 99)

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Oral doz aşımına bağlı olarak hipokalsemi, hipofosfatemi ve mide bulantısı, mide yanması,

özofajit, gastrit veya ülser gibi üst gastrointestinal sisteme ait istenmeyen olaylar görülebilir.

Alendronat ile doz aşımının tedavisiyle ilgili spesifik bir bilgi yoktur. Alendronatı bağlamak için

süt veya antasitler verilmelidir. Özofagus iritasyonu riski nedeniyle hasta kusturulmamalı ve dik

tutulmalıdır.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grubu: Bifosfonatlar

ATC kodu: M05B A04

Etki mekanizması

FOSAMAX'ın etkin maddesi alendronat sodyum, bir bifosfonat olup kemik oluşumuna direkt

etki

etmeden

osteoklastik

kemik

rezorbsiyonunu

inhibe

eder.

Klinik

öncesi

çalışmalar,

alendronatın seçici olarak aktif rezorpsiyon bölgelerine

yerleştiğini göstermiştir. Osteoklast

aktivitesi inhibe edilmiştir, fakat osteoklastların bağlanması veya istihdamı etkilenmemektedir.

Alendronat tedavisi sırasında kemik yapılanması normal kalitesinde devam etmektedir.

Klinik etkililik ve güvenlilik

Menopoz sonrası osteoporozun tedavisi:

Osteoporoz, omurga ve kalça kemik mineral yoğunluğu (KMY) değerleri 2.5 standart sapması

(SS) olan, yani normal genç popülasyonun ortalama değerlerinin altında veya daha önceden

KMY'den bağımsız olarak kırılganlık ve kırık durumu olarak tanımlanmıştır.

Bir yıllık çok merkezli bir çalışmada post menopozal osteoporozlu kadınlarda yapılan çalışmada

FOSAMAX haftada bir kez 70 mg (n=519) ve günde bir kez 10 mg (n=370) alendronatın

terapötik

olarak

eşdeğer

olduğu

kanıtlanmıştır.

Lumbar

omurlardaki

başlangıçtan

itibaren

KMY'de ortalama artış haftada bir 70 mg alendronat grubunda %5.1 (%95 GA: 4.8, %5.4),

günde 10 mg alendronat grubunda %5.4 (%95 GA: 5.0, %5.8)'dir. Ortalama KMY artışı 70 mg

ve 10 mg grubunda ardışık olarak, femur boynunda %2.3 ve %2.9 ve kalçanın tamamında %2.9

and %3.1'dir. Diğer iskelet kısımlarında da KMY artışı her iki tedavi grubunda da aynıdır.

Menopoz sonrası kadınlarda alendronatın kemik kütlesi ve kırık insidansına etkisi aynı şekilde

dizayn edilmiş iki başlangıç etkililik çalışmasında (n=994) ve Kırık Aralıkları Çalışmasında

(FIT; N=6,459) değerlendirilmiştir.

Başlangıç etkililik çalışmasında alendronat 10 mg/gün ile ortalama kemik mineral densitesi

(KMY) plaseboya göreceli olarak 3 yılda %8.8, %5.9 ve %7.8 olarak omurga, femur boynu ve

trokanterde ardışık olarak artar. Aynı zamanda toplam vücut KMY'si belirgin bir şekilde artar.

Alendronatla tedavi edilen hastaların oranında bir veya daha fazla vertebra kırığı görülme oranı

plasebo tedavisine göre relatif olarak %48 (alendronat %3.2 ve plasebo %6.2) azalmıştır. 2 yıllık

uzatma çalışmasında omurga ve trokanterdeki KMY artmaya devam etmiş ve femur boynu ile

toplam vücutta sabit olarak devam etmiştir.

FIT çalışması günlük alendronat kullanılarak (iki yıl boyunca günde 5 mg ve ek olarak çalışılan

bir veya iki yılda günde 10 mg) yapılan iki plasebo kontrollü çalışmadır:

FIT 1: En az başlangıç vertebral (kompresyon) kırığı olan 2,027 hastada 3 yıllık bir çalışma

yapılmıştır. Bu çalışmada günlük verilen alendronat, 1 ve daha fazla yeni vertebral kırık

oluşma riskini %47 azaltmıştır (alendronat %7.9 ve plasebo %15.0). Ek olarak kalça kırığı

(%1.1'e karşı %2.2) insidansında istatistiksel bir azalma (%51) görülmüştür.

FIT 2: Kemik kütlesi düşük olan fakat başlangıçta vertebral kırığı olmayan 4,432 hastada 4

yıllık bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada osteoporotik kadınların (yukarıdaki osteoporoz

tanımlamasına karşılık gelen global popülasyonun %37'si) oluşturduğu alt grubun analizinde

kalça kırığı insidansında (alendronat %1.0 ve plasebo %2.2, azalma oranı %56) belirgin bir

farklılık gözlenmiştir. Ayrıca 1 ve daha fazla vertebral kırık insidansında (%2.9'a karşı %5.8)

%50 azalma gözlenmiştir.

Erkeklerde osteoporozun tedavisi

İki yıllık bir çalışmada osteoporozlu erkeklerde (31-87 yaş; ortalama 63) günde bir kez 10 mg'lık

'FOSAMAX' etkililiği tespit edildi. İki yılda, 'FOSAMAX' 10 mg/gün alan erkeklerdeki KMY'de

plaseboya göre ortalama artışlar: lomber omurga,% 5.3; femur boynu,% 2.6; trokanter,% 3.1; ve

toplam vücutta % 1.6 idi. 'FOSAMAX' yaş, ırk, gonadal fonksiyon, başlangıçtaki kemik

döngüsü hızı veya başlangıç KMY'sinden bağımsız olarak etkiliydi. Menopoza giren kadınlarda

yapılan daha büyük çalışmalarla tutarlı olarak bu 127 erkekte, 'FOSAMAX' 10 mg / gün,

plaseboya (% 0.8'e karşı % 7.1) kıyasla yeni vertebra kırığı insidansını (kantitatif radyografi ile

değerlendirildi) azalttı, ayrıca boy kaybını (-0.6'ya karşı -2.4 mm) azalttı.

Laboratuvar test sonuçları

Klinik çalışmalarda günde 10 mg alendronat alan hastaların %18 ve %10'unda ve plasebo alan

hastaların %12 ve %3'ünde ardışık olarak serum kalsiyum ve fosfatında asemptomatik ve geçici

azalmalar

gözlenmiştir.

Bununla

birlikte

tedavi

grubunda,

serum

kalsiyumunda

azalmaların insidansı [<8.0 mg/dl (2.0 mmol/l)] ve serum fosfatında azalmaların insidansı [≤ 2.0

mg /dl (0.65 mmol/l)] ile benzer olmuştur.

Pediyatrik popülasyon

Alendronat sodyum 18 yaşın altındaki cam kemik hastalığı olan az sayıda kişide araştırılmıştır.

Sonuçlar, osteogenezis imperfekta hastalığı olan pediyatrik hastalarda kullanımı için yeterli

değildir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Emilim:

İntravenöz referans dozuna relatif olarak bir gece aç kaldıktan sonra, standart bir kahvaltıdan iki

saat önce 5-70 mg arası değişen dozlarda alındığında alendronatın kadınlarda ortalama oral

biyoyararlanımı %0.64'tür. Biyoyararlanım, alendronat standart bir kahvaltıdan yarım saat veya

bir saat önce uygulandığında benzer şekilde

yaklaşık %0.46 ve %0.39 azalır. Osteoporoz

çalışmasında alendronat günün ilk öğününden yarım saat önce uygulandığında etkilidir.

Alendronat standart kahvaltı ile veya iki saat sonrasına kadar uygulandığında biyoyararlanım göz

ardı edilebilir. Alendronatın kahve veya portakal suyu ile birlikte alınması biyoyararlanımı

yaklaşık %60 azaltır.

Sağlıklı gönüllülerde oral prednizon (20 mg, beş gün boyunca günde üç kez) verildiğinde

alendronatın

biyoyararlanımında

klinik

olarak

anlamlı

değişiklik

meydana

gelmemiştir

(ortalama artış %20 ile %44 arasındadır).

Dağılım:

Sıçanlarda yapılan çalışmalar, alendronatın 1 mg/kg intravenöz uygulamasını takiben geçici

olarak yumuşak dokulara dağıldığını göstermektedir. Fakat daha sonra hızlıca tekrar kemiklere

dağılır

veya

idrarla

atılır.

Dağılımın

ortalama

sabit

durum

hacmi

kemiklerde

yaygın

olup

insanlarda en az 28 litredir. Terapötik oral dozu takiben ilacın plazmadaki konsantrasyonu

analitik olarak tayin edilebilirlikten uzaktır (<5 ng/ml). İnsan plazmasında proteinlere bağlanma

yaklaşık %78'dir.

Biyotransformasyon:

Alendronatın insanlarda veya hayvanlarda metabolize olduğuna dair hiç bir kanıt yoktur.

Eliminasyon:

Alendronatın [

C] intravenöz uygulamasını takiben, radyoaktivitenin yaklaşık %50'si 72 saat

içinde idrardan atılır ve feçeste çok az veya hiç radyoaktivite bulunmaz. Tek doz 10 mg

intravenöz uygulamayı takiben alendronatın böbreklerden klerensi 71 ml/dak'dır ve sistemik

klerens 200 ml/dak'yı geçmemektedir. Plazma konsantrasyonu intravenöz uygulamayı takiben

altı saat içerisinde %95'ten fazla düşmüştür. Alendronatın iskeletten serbest kalmasını yansıtan

terminal yarılanma ömrünün insanlarda on seneyi aştığı tahmin edilmektedir. Alendronatın

sıçanların böbreklerinde asidik veya bazik taşıma sistemleriyle atılmadığı, bu nedenle insanlarda

diğer ilaçların atılımıyla etkileşmediği düşünülmektedir.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Klinik öncesi çalışmalarda ilacın kemiklerde depolanmadığı ve idrarla atıldığı gösterilmiştir.

Hayvanlarda

mg/kg

kümülatif

intravenöz

dozlarda,

kronik

ilaç

verilmesinde

kemik

doygunluğu kanıtı görülmemiştir. Klinik bilgi mevcut olmasa da, hayvanlarda olduğu gibi böbrek

fonksiyonlarındaki

yetersizliğin

hastalarda

alendronatın

böbrekler

yoluyla

eliminasyonunu

azaltacağı

düşünülmektedir.

Bundan

dolayı

böbrek

fonksiyon

yetersizliği

olan

hastalarda

alendronatın kemikte daha fazla birikmesi beklenebilir (bkz. bölüm 4.2).

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Klinik

öncesi

verileri

geleneksel

güvenlilik

farmakolojisi

çalışmaları, tekrarlı

toksisite

çalışmaları, genotoksisite ve karsinojenik potansiyel çalışmalarına dayanarak insanlarda spesifik

tehlike

durumu

olmadığını

açığa

çıkarmıştır.

Sıçanlarda

yapılan

çalışmalar

alendronat

tedavisinin doğum sırasında annelerde hipokalsemi ile ilişkili güç doğuma neden olduğunu

göstermiştir.

Sıçanlarda

yüksek

dozlarda

yapılan

çalışmalarda

fetal

kemikleşmenin

tamamlanamaması insidansında artış gösterilmiştir. İnsanlarla ilişkisi bilinmemektedir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Mikrokristalin selüloz

Laktoz anhidroz

Kroskarmelloz sodyum

Magnezyum stearat

6.2. Geçimsizlikler

Bildirilmemiştir.

6.3. Raf ömrü

36 ay.

6.4. Saklamaya yönelik özel uyarılar

C'nin altındaki oda sıcaklığında, çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği yerlerde ve

ambalajında saklayınız.

Blisterleri nemden korumak için orijinal ambalajında saklayınız.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

Kutuda 4 tabletlik blister ambalajlarda.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller "Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği" ve

"Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliği"ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

Merck Sharp Dohme İlaçları Ltd. Şti.

Esentepe Mah. Büyükdere Cad.

No:199 Levent 199 Ofis Blok Kat:13

Levent 34394 İstanbul

Tel: (0212) 336 10 00

Fax: (0212) 355 02 02

8. RUHSAT NUMARASI

2016/426

9. İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 18.05.2016

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ