FORZIGA

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • FORZIGA 10 MG 28 FILM KAPLI TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • FORZIGA 10 MG 28 FILM KAPLI TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • dapagliflozin

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699786092730
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 09-08-2016
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

ilaç

izlemeye

tabidir.

üçgen

yeni

güvenlilik

bilgisinin

hızlı

olarak

belirlenmesini

sağlayacaktır.

Sağlık

mesleği

mensuplarının

şüpheli

advers

reaksiyonları

TÜFAM’a

bildirmeleri

beklenmektedir.

Bakınız

Bölüm

Advers

reaksiyonlar

nasıl

raporlanır?

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

FORZİGA

10 mg film kaplı tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Dapagliflozin (dapagliflozin propandiol monohidrat olarak) 10 mg

Yardımcı maddeler:

Laktoz anhidr (sığır sütünden elde edilmektedir) 50 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Film kaplı tablet

Bir tarafı “10” ve diğer tarafı “1428” baskılı, sarı renkte, bikonveks, yaklaşık 1.1 x 0.8 cm

boyutlarında diyagonal olarak elmas şeklinde film kaplı tablet.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1 Terapötik endikasyonlar

Monoterapi

FORZİGA,

diyet

egzersiz

başına

yeterli

glisemik

kontrolün

sağlanamadığı,

intolerans nedeniyle metformin kullanımının uygun olmadığının düşünüldüğü 18 yaş ve üzeri

erişkin tip 2 diyabet hastalarında endikedir.

İlave kombinasyon tedavisi

Kan glukoz düzeyini düşürücü diğer tıbbi ürün/ürünlerin (insülin dahil) diyet ve egzersiz ile

birlikte kullanımına rağmen, yeterli glisemik kontrol sağlanamadığında, FORZİGA diğer

ürün/ürünlere ek olarak, 18 yaş ve üzeri erişkin tip 2 diyabet hastalarında endikedir. (farklı

kombinasyonlar hakkında mevcut veriler için Bkz. Bölüm 4.4, 4.5 ve 5.1).

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Monoterapi ve ilave kombinasyon tedavisi

Önerilen

doz,

monoterapi

insülin

dahil

diğer

glukoz

düşürücü

tıbbi

ürünlerle

ilave

kombinasyon tedavisi için günde bir defa 10 mg dapagliflozindir. Dapagliflozin ile insülin

veya

sülfonilüre

gibi

insülin

salgılatıcı

ilaç

kombinasyon

halinde

kullanıldığında,

hipoglisemi riskini azaltmak için insülinin veya insülin salgılatıcı ilacın daha düşük bir dozu

düşünülebilir (Bkz. Bölüm 4.5 ve 4.8).

Uygulama şekli:

FORZİGA günün herhangi bir saatinde yemeklerle birlikte veya aç karnına günde bir defa

oral yolla alınabilir. Tabletler bütün olarak yutulmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek yetmezliği:

Dapagliflozinin etkililiği böbrek fonksiyonuna bağlı olup orta derecede böbrek yetmezliği

olan hastalarda etkililik azalmaktadır ve ağır derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda ise

olasılıkla etkililik gözlenmeyecektir. FORZİGA, orta ile ağır derecede böbrek yetmezliği olan

bireyler için (kreatinin klerensi [CrCl] < 60 mL/dk veya tahmini glomerüler filtrasyon oranı

[eGFR] < 60 mL/dk/1.73 m

) önerilmemektedir (Bkz. Bölüm 4.4, 4.8, 5.1 ve 5.2) .

Hafif derecede böbrek yetmezliği olan hastalar için herhangi bir doz ayarlaması yapılması

önerilmemektedir.

Karaciğer yetmezliği:

Hafif veya orta derecede karaciğer yetmezliği olan hastalar için herhangi bir doz ayarlamasına

gerek duyulmamaktadır. Ağır derecede karaciğer yetmezliği olan hastalarda 5 mg başlangıç

dozu önerilmektedir. İyi tolere edildiği takdirde doz 10 mg’a çıkarılabilir (Bkz. Bölüm 4.4 ve

5.2).

Pediyatrik popülasyon:

Dapagliflozinin 18 yaş altında güvenliliği ve etkililiği belirlenmemiştir. Herhangi bir veri

bulunmamaktadır.

Geriyatrik popülasyon (≥ 65 yaş):

Genellikle yaşa bağlı olarak herhangi bir doz ayarlamasının yapılması önerilmemektedir.

Böbrek fonksiyonu ve vücut sıvı dengesi göz önünde bulundurulmalıdır (Bkz. Bölüm 4.4 ve

5.2).

yaş

üzeri

hastalarda

terapötik

deneyim

sınırlı

olduğundan,

dapagliflozin

tedavisinin başlatılması önerilmemektedir.

4.3. Kontrendikasyonlar

Dapagliflozin etkin maddesine veya Bölüm 6.1’de listelenen yardımcı maddelerden herhangi

birine karşı aşırı duyarlılık durumunda kontrendikedir.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Böbrek yetmezliği olan hastalarda kullanım

Dapagliflozinin etkililiği böbrek fonksiyonuna bağlı olup orta derecede böbrek yetmezliği

olan bireylerde etkililik azalmaktadır ve ağır derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda ise

olasılıkla etkililik gözlenmeyecektir (Bkz. Bölüm 4.2). Orta derecede böbrek yetmezliği olan

hastalarda (CrCl < 60

mL/dk veya eGFR < 60 mL/dk/1.73 m

olan hastalar),

plasebo

karşılaştırıldığında, dapagliflozin ile tedavi edilen bireylerin büyük bir kısmında kreatinin,

fosfor

paratiroit

hormonu

(PTH)

artışı

hipotansiyon

gibi

advers

reaksiyonlar

gözlenmiştir. Orta ila ağır derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda (CrCl < 60 mL/dk veya

eGFR < 60 mL/dk /1.73 m

hastalar) FORZİGA kullanımı önerilmemektedir. FORZİGA, ağır

derecede böbrek yetmezliğinde (CrCl < 30 mL/dk veya eGFR < 30 mL/dk /1.73 m

hastalar)

ya da son dönem böbrek yetmezliğinde (SDBY) çalışılmamıştır.

Böbrek fonksiyonlarının aşağıda belirtildiği şekilde izlenmesi önerilir:

Dapagliflozin tedavisine başlanmadan önce ve tedaviden sonra en az yılda bir defa (Bkz.

Bölüm 4.2, 4.8, 5.1 ve 5.2)

Böbrek

fonksiyonunu

düşürebilecek

eşzamanlı

tıbbi

ürünlere

başlamadan

önce

başladıktan sonra periyodik olarak

Orta derecede böbrek yetmezliğine yakın böbrek fonksiyonunda yılda en az 2 ila 4 defa.

Eğer böbrek fonksiyonu CrCl < 60 mL/dk veya eGFR < 60 mL/dk/1.73 m

altına düşerse,

dapagliflozin tedavisi kesilmelidir.

Karaciğer yetmezliği olan hastalarda kullanımı

Karaciğer

yetmezliği

olan

hastalarda

gerçekleştirilen

klinik

çalışmalardan

elde

edilen

deneyim

sınırlıdır.

Dapagliflozin

maruziyeti,

ağır

derecede

karaciğer

yetmezliği

olan

bireylerde artmaktadır (Bkz. Bölüm 4.2 ve 5.2).

Vücut

sıvı

dengesinin

bozulması,

hipotansiyon

ve/veya

elektrolit

dengesizlikleri

olan

hastalarda kullanımı

Dapagliflozin, etki mekanizmasına bağlı olarak, kan basıncındaki orta düzeydeki bir düşüşle

ilişkili diürezi artırır (Bkz. Bölüm 5.1) ve bu etki, kan glukoz konsantrasyonları çok yüksek

olan bireylerde daha belirgin olabilir.

Dapagliflozin,

loop

diüretikleri

almakta

olan

(Bkz.

Bölüm

4.5)

akut

hastalıklar

nedeniyle vücut sıvı dengesinde bozukluklar olan (örn., gastrointestinal hastalık) hastalar için

önerilmemektedir.

Bilinen

kardiyovasküler

hastalığı

olan

hastalar,

anti-hipertansif

tedavi

almakta

olup

hipotansiyon öyküsü olan hastalar ya da yaşlı hastalar gibi, kan basıncında dapagliflozin

kaynaklı bir düşüşün risk oluşturabileceği hastalarda dikkatli olunmalıdır.

Dapagliflozin almakta olan hastalarda, vücut sıvı dengesini bozabilen araya giren bir başka

hastalık durumunda, vücut sıvı dengesinin (örn., fiziksel muayene, kan basıncı ölçümleri,

hematokrit dahil laboratuvar testleri) ve elektrolitlerin dikkatle izlenmesi önerilmektedir.

Vücut sıvı dengesinde bozulmaların geliştiği hastalarda, kayıp düzeltilene kadar dapagliflozin

tedavisine geçici olarak ara verilmesi önerilmektedir (Bkz. Bölüm 4.8).

Diyabetik ketoasidoz

Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrasında, dapagliflozin de dahil olmak üzere SGLT2

inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda, yaşamı tehdit edici olguları ve ölümcül vakaları da

içeren nadir diyabetik ketoasidoz (DKA) olguları bildirilmiştir. Bazı olgularda bu durumun

ortaya çıkış biçimi atipik olmakta, kan glukozu değerleri 14 mmol/L (250 mg/dl) altında

olmak üzere sadece orta düzeyde artış göstermektedir. Daha yüksek dozlarda dapagliflozin ile

DKA oluşma olasılığının daha fazla olup olmadığı bilinmemektedir.

Bulantı,

kusma,

anoreksi,

karın

ağrısı,

aşırı

susama,

nefes

alma

güçlüğü,

konfüzyon,

alışılmadık yorgunluk ya da uyuklama gibi spesifik olmayan semptomların ortaya çıkması

durumunda diyabetik ketoasidoz riski dikkate alınmalıdır. Eğer bu semptomlar ortaya çıkarsa,

glukozu

düzeyinden

bağımsız

olarak

hastalar

derhal

ketoasidoz

açısından

değerlendirilmelidir.

Hastalarda DKA şüphesi ya da tanısı olduğunda derhal dapagliflozin tedavisi kesilmelidir.

Majör cerrahi prosedürler ya da akut ciddi tıbbi hastalıklar nedeniyle hastaneye yatırılan

hastalarda tedavi kesilmelidir. Her iki durumda da hastanın durumu stabil hale geldikten sonra

dapagliflozin tedavisine yeniden başlanabilir.

Dapagliflozine başlamadan önce, hastanın öyküsündeki ketoasidoza eğilim oluşturabilecek

faktörler dikkate alınmalıdır.

DKA açısından daha yüksek risk altında olabilecek hastalar, düşük beta-hücresi fonksiyonu

rezervi olan hastaları (örn. düşük C-peptid bulunan tip 2 diyabet hastaları ya da erişkinlerdeki

latent otoimmün diyabet (LADA) ya da pankreatit öyküsü olan hastalar), kısıtlı gıda alımı ya

da ağır dehidratasyona yol açan koşullara sahip hastaları, insülin dozu azaltılan hastaları ve

akut tıbbi hastalıklar, cerrahi ya da alkol kötüye kullanımı nedeniyle insülin gereksinimi artan

hastaları içermektedir. Bu hastalarda SGLT2 inhibitörleri dikkatli kullanılmalıdır.

Daha önce SGLT2 inhibitörü tedavisi sırasında DKA oluşan hastalarda, başka bir hızlandırıcı

faktör

açıkça

tanımlanmadığı

çözümlenmediği

sürece

yeniden

SGLT2

inhibitörü

tedavisine başlanması önerilmez. Dapagliflozinin tip 1 diyabet hastalarındaki güvenlilik ve

etkililiği ortaya konmamıştır ve dapagliflozin tip 1 diyabet bulunan hastaların tedavisi için

kullanılmamalıdır. Klinik çalışmalardan elde edilen sınırlı veriler, tip 1 diyabeti olan hastalar

SGLT2

inhibitörleriyle

tedavi

edildiklerinde

DKA’nın

daha

sık

ortaya

çıktığını

düşündürmektedir.

İdrar yolu enfeksiyonları

haftaya

kadarki

birleştirilmiş

analizde

idrar

yolu

enfeksiyonları,

plasebo

karşılaştırıldığında

dapagliflozin

için

daha

sık

bildirilmiştir

(Bkz.

Bölüm

4.8).

Piyelonefrit yaygın olmayan sıklıkta ve kontroller ile benzer oranda gözlenmiştir. İdrarla

glukoz atılımı, idrar yolu enfeksiyonu riskinde artış ile ilişkili olabilir; bu nedenle piyelonefrit

veya ürosepsis tedavisi sırasında dapagliflozine geçici olarak ara verilmesi düşünülmelidir.

Yaşlı hastalar

Yaşlı hastalarda böbrek işlev bozukluğunun olma olasılığı ve/veya bu hastaların böbrek

fonksiyonlarında değişikliklere neden olabilecek anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri

(ACE-I) ve anjiyotensin II tip I reseptör blokerleri (ARB) gibi anti-hipertansif tıbbi ürünlerle

tedavi görüyor olma olasılığı daha yüksektir. Tüm hastalarda olduğu gibi yaşlı hastalarda da

böbrek fonksiyonu ile ilgili aynı öneriler geçerlidir (Bkz. Bölüm 4.2, 4.4, 4.8 ve 5.1).

65 yaş ve üzeri bireyler arasında, böbrek işlev bozukluğu veya böbrek yetmezliği ile ilişkili

advers reaksiyonlar, plasebo ile karşılaştırıldığında dapagliflozin ile tedavi edilenlerde daha

yüksek bir oranda görülmüştür. Böbrek fonksiyonu ile ilgili olarak en yaygın bildirilen advers

reaksiyon, serum kreatinin artışları olup bunların büyük çoğunluğu geçici ve geri dönüşümlü

olmuştur (Bkz. Bölüm 4.8).

Yaşlı hastalarda vücut sıvı dengesinin bozulması riski ve diüretiklerle tedavi görüyor olma

olasılığı daha yüksektir. ≥ 65 yaş bireyler arasında dapagliflozin ile tedavi edilenlerin büyük

bir kısmında hacim kaybıyla bağlantılı advers reaksiyonlar görülmüştür (Bkz. Bölüm 4.8).

75 yaş

üzeri

hastalarda terapötik deneyim sınırlıdır.

popülasyonda dapagliflozin

tedavisine başlanması önerilmemektedir (Bkz. Bölüm 4.2 ve 5.2).

Kalp yetmezliği

NYHA sınıf

I-II

deneyim

sınırlıdır

NYHA

sınıf

III-IV’te

dapagliflozin

gerçekleştirilen klinik çalışmalardan elde edilen herhangi bir deneyim bulunmamaktadır.

Pioglitazon ile tedavi edilen hastalarda kullanım

Dapagliflozin ile mesane kanseri arasında bir nedensel ilişki söz konusu olmamakla birlikte

(Bkz. Bölüm 4.8 ve 5.3), önlem olarak, pioglitazon ile tedavi görmekte olan hastalarda

dapagliflozin önerilmemektedir. Pioglitazona ait eldeki epidemiyolojik veriler, pioglitazon

tedavisi gören diyabetik hastalarda mesane kanseri riskinde küçük bir artışa işaret etmektedir.

Hematokrit yükselmesi

Dapagliflozin tedavisi ile birlikte hematokrit yükselmesi gözlenmiştir (Bkz. Bölüm 4.8); bu

nedenle, halihazırda yüksek hematokrit düzeyi olan bireylerde dikkatli olunmalıdır.

Alt ekstremite ampütasyonları

başka

SGLT2

inhibitörüyle

yürütülmekte

olan

uzun

süreli

klinik

çalışmalarda

ekstremite ampütasyonlarında (esas olarak ayak baş parmağı) bir artış gözlenmiştir. Bunun bir

sınıf etkisi oluşturup oluşturmadığı bilinmemektedir. Tüm diyabetli hastalar için olduğu gibi,

hastalara rutin önleyici ayak bakımı konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir.

Çalışılmamış kombinasyonlar

Dapagliflozin,

glukagon

benzeri

peptid 1

(GLP-1)

analogları

kombinasyon

halinde

çalışılmamıştır.

İdrar laboratuar değerlendirmeleri

Etki mekanizması nedeniyle, FORZİGA almakta olan hastaların idrarlarında glukoz testi

pozitif sonuç verecektir.

Laktoz

FORZİGA film kaplı tablet laktoz içermektedir. Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp

laktaz yetmezliği ya da glukoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı

kullanmamaları gerekir.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Farmakodinamik etkileşimler

Diüretikler

Dapagliflozin;

tiazid

loop

diüretiklerin

diüretik

etkilerine

katkıda

bulunabilir

dehidratasyon ve hipotansiyon riskini artırabilir (Bkz. Bölüm 4.4).

İnsülin ve insülin salgılatıcı ilaçlar

İnsülin ve sülfonilüreler gibi insülin salgılatıcı ilaçlar hipoglisemiye neden olur. Bu nedenle,

dapagliflozin ile kombinasyon halinde kullanıldığında, hipoglisemi riskinin azaltılması için

insülin veya insülin salgılatıcı ilacın daha düşük dozunun kullanılması gerekebilir (Bkz.

Bölüm 4.2 ve 4.8).

Farmakokinetik etkileşimler

Dapagliflozin

metabolizması

başlıca

UDP glukuronoziltransferaz

(UGT1A9)

aracılı

glukuronit konjugasyonu yoluyladır.

İn vitro

çalışmalarda dapagliflozin; sitokrom P450 (CYP) 1A2, CYP2A6, CYP2B6, CYP2C8,

CYP2C9,

CYP2C19,

CYP2D6,

CYP3A4’ü

inhibe

etmemiş

CYP1A2,

CYP2B6,

CYP3A4’ü indüklememiştir. Bu nedenle, dapagliflozinin, bu enzimler tarafından metabolize

olan eşzamanlı uygulanan tıbbi ürünlerin metabolik klirensini değiştirmesi beklenmemektedir.

Diğer tıbbi ürünlerin dapagliflozin üzerindeki etkisi

Sağlıklı

bireylerle

gerçekleştirilen,

özellikle

tasarımın

kullanıldığı

etkileşim

çalışmaları, dapagliflozinin farmakokinetiğinin metformin, pioglitazon, sitagliptin, glimepirid,

vogliboz,

hidroklorotiazit,

bumetanid,

valsartan

simvastatin

tarafından

değiştirilmediğini göstermektedir.

Dapagliflozin

rifampisinin

(çeşitli

aktif

taşıyıcı

ilaç

metabolize

edici

enzimlerin

indükleyicisi) eşzamanlı uygulanmasını takiben sistemik dapagliflozin maruziyetinde (EAA)

%22’lik bir düşüş gözlenmiş, ancak 24 saatlik üriner glukoz atılımında klinik olarak anlamlı

bir etkisi olmamıştır. Herhangi bir doz ayarlaması önerilmemektedir. Diğer indükleyicilerle

(örneğin;

karbamazepin,

fenitoin,

fenobarbital)

klinik

olarak

anlamlı

etki

beklenmemektedir.

Dapagliflozin ile mefenamik asidin (UGT1A9 inhibitörü) eşzamanlı uygulanmasını takiben

sistemik dapagliflozin maruziyetinde %55’lik bir artış gözlenmiştir; ancak 24 saatlik üriner

glukoz atılımında klinik olarak anlamlı bir etkisi olmamıştır. Herhangi bir doz ayarlaması

önerilmemektedir.

Dapagliflozinin diğer tıbbi ürünler üzerindeki etkisi

Sağlıklı bireylerle gerçekleştirilmiş olan, özellikle tek doz tasarımın kullanıldığı etkileşim

çalışmalarında, dapagliflozin metformin, pioglitazon, sitagliptin, glimepirid, hidroklorotiazit,

bumetanid, valsartan, digoksin (P-gp substratı) ya da varfarin (S-varfarin; CYP2C9 substratı),

veya varfarinin INR ile ölçüldüğü üzere antikoagülan etkilerini değiştirmemiştir. Tek doz

20 mg dapagliflozin ile simvastatin (CYP3A4 substratı) kombinasyonu simvastatinin EAA

değerinde %19 artış ve simvastatin asidin EAA değerinde %31 artış ile sonuçlanmıştır.

Simvastatin

simvastatin

asit

maruziyetlerindeki

artışların

klinikte

anlamlı

olduğu

düşünülmemektedir.

1,5-anhidroglusitol (1,5.AG) Tayini ile Etkileşim

SGLT2

inhibitörleri

alan

hastalarda

glisemik

kontrolün

değerlendirilmesinde

1,5-

ölçümleri güvenilir sonuçlar vermediğinden glisemik kontrolün 1,5-AG tayini ile izlenmesi

önerilmez. Glisemik kontrolü izlemek için alternatif yöntemlerin kullanımı önerilmektedir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Pediyatrik popülasyon

Etkileşim çalışmaları sadece erişkinlerde gerçekleştirilmiştir.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik Kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Dapagliflozin ve östrojen/progesteron içeren kontraseptifler arasında, özel bir ilaç etkileşim

çalışması

yapılmamıştır.

Ancak,

metabolizma

verisine

göre,

dapagliflozinin

östrojen/progesteron içeren kontraseptiflerin farmakokinetiği üzerinde klinik olarak anlamlı

bir etkisi beklenmemektedir. Çocuk doğurma potansiyeli olan bayanlarda özel bir önleme

gerek yoktur. Hamilelik tespit edildiğinde, dapagliflozin ile tedavi durdurulmalıdır.

Gebelik dönemi

Gebe kadınlarda dapagliflozin kullanımına ilişkin veri bulunmamaktadır. Sıçanlar üzerindeki

çalışmalarda, insanlardaki gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterlerine karşılık gelen dönemde

gelişme

sürecindeki

böbreklerde

toksisite

gözlenmiştir

(Bkz.

Bbölüm

5.3).

nedenle

gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterlerinde dapagliflozinin kullanılması önerilmemektedir.

Hayvanlar

üzerinde

yapılan

araştırmalar

üreme

toksisitesinin

bulunduğunu

göstermiştir

(Bbkz. Bbölüm kısım 5.3). İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir.

Gebelik teşhis edildiğinde dapagliflozin tedavisi durdurulmalıdır.

Laktasyon dönemi

Dapagliflozin

ve/veya

metabolitlerinin

insan

sütü

atılıp

atılmadığı

bilinmemektedir.

Hayvanlardaki mevcut farmakodinamik/toksikolojik veriler, dapagliflozin/metabolitlerinin süt

ile atıldığını, ayrıca emzirilen yavrularda farmakoloji aracılı etkilerin olduğunu göstermiştir

(Bkz.

Bölüm

5.3).

Yenidoğanlar/bebekler

için

risk

olasılık

dışı

bırakılamamaktadır.

Dapagliflozin, emzirme döneminde kullanılmamalıdır.

Üreme yeteneği/Fertilite

Dapagliflozinin insanda fertilite üzerindeki etkisi incelenmemiştir. Erkek ve dişi sıçanlarda

dapagliflozin, test edilen herhangi bir dozda fertilite üzerinde bir etki göstermemiştir.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

FORZİGA’nın, araç ve makine kullanma becerisi üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamakta

ya da ihmal edilebilir düzeyde etkileri olabilmektedir. Dapagliflozin, bir sülfonilüre veya

insülin ile kombinasyon halinde kullanıldığında, hastalara, hipoglisemi riskine karşı dikkatli

olmaları önerilmelidir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Güvenlilik profilinin özeti

Plasebo kontrollü 13 çalışmanın önceden tanımlanmış olan birleştirilmiş analizinde

2.360 hasta 10 mg dapagliflozin ile tedavi edilmiş, 2.295 hastaya plasebo uygulanmıştır.

En sık bildirilen advers reaksiyon hipoglisemi olup; bu etki, her çalışmada kullanılan diğer

ilaç tedavisinin tipine bağlı olmuştur. İlave sülfonilüre (SU) ve ilave insülin tedavilerinin

uygulandığı çalışmalar hariç olmak üzere, minör hipoglisemi epizodlarının sıklıkları plasebo

dahil tedavi grupları arasında benzer olmuştur. Sülfonilüre ile kombinasyon tedavilerinde ve

insülin

ilave

tedavilerde

hipoglisemi

oranları

daha

yüksek

olmuştur

(Bkz.

Aşağıda

Hipoglisemi

Aşağıdaki advers reaksiyonlar plasebo kontrollü klinik çalışmalarda tespit edilmiştir. Bu

advers reaksiyonlardan herhangi birinin dozla bağlantılı olduğu bulunmamıştır.

Advers reaksiyonlar sistem organ sınıfına ve sıklığa göre listelenmektedir. Şu terimler ve

sıklık dereceleri kullanılmıştır:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10.000 ila <1/1000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle

tahmin edilemiyor).

Plasebo

kontrollü

klinik

çalışmada

ve

pazarlama

sonrası

ortaya

çıkan

advers

reaksiyonlar

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Yaygın*: Vulvovajinit, balanit ve bağlantılı genital enfeksiyonlar*

,b,c

, idrar yolu

enfeksiyonu*

,b,d

Yaygın olmayan**: Mantar enfeksiyonu

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Çok yaygın: Hipoglisemi (SU veya insülin ile birlikte kullanıldığında)

Yaygın olmayan**: Hacim kaybı

, susama hissi

Seyrek: Diyabetik ketoasidoz

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın

: Baş dönmesi

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın olmayan**: Konstipasyon

, ağız kuruluğu

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın:

Döküntü

Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın*: Sırt ağrısı

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın*: Disüri, poliüri

Yaygın olmayan**: Noktüri

böbrek fonksiyonlarında bozukluk

**,b

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

Yaygın olmayan**: Vulvovajinal pruritis

, genital kaşıntı

Araştırmalar

Yaygın*: Dislipidemi

, hematokrit yükselmesi

, renal kreatinin klirensinde azalma

Yaygın olmayan**: Kanda kreatinin yükselmesi

**,b

, kanda üre yükselmesi

, kilo verme

Glisemik kurtarmadan bağımsız olarak, 24 haftaya kadarki (kısa süreli) veriler

Ek bilgi için aşağıda karşılık gelen bölüme bakınız.

Vulvovajinit, balanit ve bağlantılı genital enfeksiyonlar şunları içerir. Örneğin; ön tanımlı

tercih edilen terimler: vulvovajinal mikotik enfeksiyon, vajinal enfeksiyon, balanit, genital

fungal

enfeksiyon,

vulvovajinal

kandidiyazis,

vulvovajinit,

balanit

kandida,

genital

kandidiyazis,

genital

enfeksiyon,

erkek

genital

enfeksiyonu,

penil

enfeksiyon,

vulvit,

bakteriyel vajinit, vulval apse.

Üriner sistem enfeksiyonu bildirilme sıklığına göre sıralanmış şu tercih edilen terimleri

içermektedir:

üriner

sistem

enfeksiyonu,

sistit,

Escherichia

üriner

sistem

enfeksiyonu,

genitoüriner sistem enfeksiyonu, piyelonefrit, trigonit, üretrit, böbrek enfeksiyonu ve prostatit.

Hacim kaybı kapsamında şunları içerir, ön tanımlı tercih edilen terimler: dehidratasyon,

hipovolemi, hipotansiyon.

Poliüri şu tercih edilen terimleri içermektedir: pollakiüri, poliüri ve idrar çıkışında artış.

Hematokritte başlangıca göre ortalama değişiklik 10 mg dapagliflozin için %2.30 karşısında

plasebo için -%0.33’tır. Dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilen kişilerin %1.3’ünde >%55’lik

hematokrit değerleri bildirilirken, plasebo alan kişilerin %0.4’ünde bu düzey bildirilmiştir.

Plaseboya kıyasla dapagliflozin 10 mg ile başlangıca göre ortalama değişim yüzdesi şu

şekilde olmuştur: total kolesterol %0.0’a karşı %2.5; HDL kolesterol % 2.7’ye karşı %6.0;

LDL kolesterol -%1.0’a karşı %2.9; trigliseridler -%0.7’ye karşı -%2.7.

Bakınız Bölüm 4.4

Advers reaksyion, pazarlama sonrası gözlem yoluyla tespit edildi. Döküntü, aşağıdaki tercih

edilen terimleri içerir, klinik çalışmalardaki sıklığa göre sıralanmıştır: döküntü, yaygınlaşmış

döküntü, kaşıntılı döküntü, maküler döküntü, makülopapüler döküntü, döküntü püstüler,

döküntü

veziküller

ve eritemli döküntü. Aktif ve plasebo kontrollü

klinik

çalışmalarda

(dapagliflozin, N: 5936, tüm kontrol, N: 3403), döküntü sıklığı sırasıyla dapagliflozin (%1.4)

ve tüm kontroller (%1.4) için benzerdi.

* Hastaların ≥ % 2’sinde ve plaseboya kıyasla dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilen hastaların

≥ %1’inde ve en az 3 hastada daha raporlanmıştır.

Araştırıcı tarafından hastaların ≥ %0.2’ sinde çalışma tedavisiyle ilişkisi muhtemel, ilişkisi

olası ya da ilişkili olarak bildirilmiştir ve plaseboya kıyasla ≥ %1 fazla ve en az 3 fazla kişi

dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilmiştir.

Seçili advers reaksiyonların tanımı

Hipoglisemi

Hipoglisemi sıklığı her çalışmada kullanılan diğer ilaç tedavisinin tipine bağlı olmuştur.

Monoterapide, metformine ilave ya da sitagliptine ilave (metforminle veya metforminsiz)

dapagliflozin

çalışmaları

için,

minör

hipoglisemi

epizodlarının

sıklıkları

tedavinin

102. haftasına kadar plasebo dahil tedavi grupları arasında benzer olmuştur (< %5). Tüm

çalışmalarda majör hipoglisemi olayları yaygın olmayan sıklıkta gözlenmiştir ve dapagliflozin

ya da plasebo uygulanan gruplar arasında benzer olmuştur. İlave sülfonilüre ve ilave insülin

tedavilerinin

kullanıldığı

çalışmalarda

hipoglisemi

oranları

daha

yüksek

olmuştur

(Bkz. Bölüm 4.5).

Glimepiride ilave tedavi çalışmasında, 24 ve 48. haftalarda minör hipoglisemi epizodları,

plasebo

glimepirid

uygulanan

kombinasyon

grup(sırasıyla

%2.1

%2.1)

karşılaştırıldığında 10 mg dapagliflozin ile glimepirid kombinasyonu uygulanan grupta daha

sık (sırasıyla %6.0 ve %7.9) bildirilmiştir.

İnsüline ilave çalışmasında, majör hipoglisemi epizodları, 24. ve 104. haftalarda 10 mg

dapagliflozin ve insülin ile tedavi edilen bireylerin sırasıyla %0.5’i ve %1.0’ı ve 24. ve

104. haftalarda plasebo ve insülin ile tedavi edilen bireylerin %0.5’inde bildirilmiştir. 24. ve

104. haftalarda, minör hipoglisemi epizodları 10 mg dapagliflozin ve insülin alan bireylerin

sırasıyla %40.3’ü ve %53.1’i ve plasebo ile insülin alan bireylerin %34.0’ında ve %41.6’sında

bildirilmiştir.

haftaya

kadar

olan,

metformin

sülfonilüreye

ekleme

çalışmasında,

majör

hipoglisemi epizodu bildirilmemiştir. 10 mg dapagliflozine ek olarak metformin ve bir

sülfonilüre alan deneklerin %12.8’inde ve plaseboya ek olarak metformin ve bir sülfonilüre

alan deneklerin %3.7’sinde minör hipoglisemi epizodları bildirilmiştir.

Vücut sıvı dengesi

Vücut sıvı dengesi ile ilgili reaksiyonlar (dehidratasyon, hipovolemi ya da hipotansiyon

bildirimlerini içerir) 10 mg dapagliflozin ve plasebo alan bireylerin sırasıyla %1.10’unda ve

%0.7’sinde bildirilmiştir; ciddi olaylar bireylerin < %0.2’sinde meydana gelmiş olup 10 mg

dapagliflozin ve plasebo arasında dengelidir (Bkz. Bölüm 4.4).

Vulvovajinit, balanit ve ilgili genital enfeksiyonlar

Vulvovajinit, balanit ve bağlantılı genital enfeksiyonlar, 10 mg dapagliflozin ve plasebo

uygulanan bireylerin sırasıyla %5.5’inde ve %0.6’sında bildirilmiştir. Enfeksiyonların çoğu

hafif ila orta derecede olmuş ve bireyler ilk standart tedavi kürüne yanıt vermiş, nadir

durumlarda

dapagliflozin

tedavisinin

kesilmesi

gerekmiştir.

enfeksiyonlar

kadınlar

arasında daha sık gözlenmiştir (dapagliflozin ve plasebo için sırasıyla %8.4 ve %1.2) ve

geçmiş öyküsü olan hastaların enfeksiyon nüksü geliştirme olasılığı daha yüksek olmuştur.

İdrar yolu enfeksiyonları

İdrar yolu enfeksiyonları 10 mg dapagliflozin için plaseboya kıyasla daha sık bildirilmiştir

(sırasıyla %4.7 karşısında %3.5; Bkz. Bölüm 4.4). Enfeksiyonların çoğu hafif ila orta

derecede

olmuş

bireyler

standart

tedavi

kürüne

yanıt

vermiş,

nadir

durumlarda

dapagliflozin tedavisinin kesilmesi gerekmiştir. Bu enfeksiyonlar kadınlar arasında daha sık

gözlenmiştir ve öyküsü olan hastaların enfeksiyon nüksü geliştirme olasılığı daha yüksek

olmuştur.

Kreatinin artışı

Kreatinin artışıyla ilişkili advers reaksiyonlar gruplanmıştır (örn. Renal kreatinin klirensinde

azalma, böbrek fonksiyon bozukluğu, kan kreatininde artış ve glomerüler filtrasyon hızında

azalma). Bu reaksiyon gruplaması dapagliflozin 10 mg ve plasebo alan hastaların sırasıyla

%3.2

%1.8’inde

bildirilmiştir.

Normal

böbrek

fonksiyonu

olan

hafif

böbrek

bozukluğu

bulunan

hastalarda

(başlangıçta

eGFR

mL/dak/1.73m2)

reaksiyon

gruplaması dapagliflozin 10 mg ve plasebo alan hastaların sırasıyla %1.3 ve %0.8’inde

bildirilmiştir. Bu reaksiyonlar, başlangıçta eGFR ≥ 30 ve < 60 mL/dak/1.73m2 hastalarda

daha yaygın olmuştur (dapagliflozin 10 mg ile %1.85 ve plasebo ile %9.3).

Böbrek ile ilişkili advers olaylar yaşamış olan hastaların ileri değerlendirmesi bunların

çoğunda

başlangıca

kıyasla

mg/dL

kreatinin

değişiklikleri

olduğunu

göstermiştir.

Kreatinin artışları sürekli tedavi sırasında genellikle geçici ya da tedavi bırakıldıktan sonra

geri dönüşlü olmuştur.

Paratiroid hormonu (PTH)

Serum PTH düzeylerinde küçük artışlar gözlenmiş olup başlangıç PTH konsantrasyonu daha

yüksek olan bireylerde bu artışlar daha büyük olmuştur. Böbrek fonksiyonu normal olan veya

hafif derecede bozuk olan hastalarda kemik mineral yoğunluğu ölçümleri, iki yıllık tedavi

döneminde kemik kaybına işaret etmemiştir.

Maligniteler

Klinik çalışmalarda, malign ya da tanımlanmamış tümörleri olan bireylerin genel oranı,

dapagliflozin (%1.50) ile plasebo/karşılaştırma ürünü (%1.50) kullananlar arasında benzer

olmuştur

hayvan

verilerinde

herhangi

karsinojenisite

mutajenisite

sinyali

olmamıştır (Bkz. Bölüm 5.3). Farklı organ sistemlerinde ortaya çıkan tümör vakaları ele

alındığında, dapagliflozin ile ilişkili genel tümör riskinde artışa neden olmadan dapagliflozin

ile ilişkili bağıl risk bazı tümörler için 1’in üzerinde (mesane, prostat, meme), diğerleri için

ise 1’in altında olmuştur (kan ve lenfatik, yumurtalık, böbrek yolları). Artan/azalan risk,

herhangi bir organ sisteminde istatistiksel olarak anlamlı olmamıştır. Klinik dışı çalışmalarda

tümör bulgularının bulunmayışı ve ayrıca ilk ilaç maruziyeti ile tümör tanısı arasında geçen

kısa süre dikkate alındığında, nedensel ilişkinin olası olmadığı kabul edilmektedir. Meme,

mesane

prostat

tümörlerinin

sayısal

dengesizliği

değerlendirilirken

dikkatli

olunması

gerektiği için, onay sonrası çalışmalarda bu konuda ilave araştırmalar yapılacaktır.

Özel popülasyonlar

Geriyatrik hastalar (≥ 65 yaş)

65 yaş ve üzeri bireyler arasında böbrek fonksiyon bozukluğu veya yetmezliği ile ilişkili

advers

reaksiyonlar

dapagliflozin

uygulananların

%7.7’sinde

plasebo

uygulananların

%3.8’inde bildirilmiştir (Bkz. Bölüm 4.4). En yaygın olarak bildirilen böbrek fonksiyonu ile

ilişkili advers reaksiyon serum kreatinin artışıdır. Bu olayların büyük çoğunluğu geçici ve geri

dönüşümlüdür. ≥ 65 yaş bireylerde hacim kaybı, advers reaksiyonlarda en yaygın olarak

bildirilen hipotansiyon, dapagliflozin uygulanan bireylerin %1.7’sinde ve plasebo uygulanan

bireylerin %0.8’inde bildirilmiştir (Bkz. Bölüm 4.4).

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir.

(www.titck.gov.tr;

posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Dapagliflozin, 500 mg’a (maksimum önerilen insan dozunun 50 katı) varan tek oral dozlarda

sağlıklı bireylerde herhangi bir toksisite göstermemiştir. Bu bireylerin idrarında,bir süre

boyunca dozla ilişkili olarak (500 mg doz için en az 5 gün) tespit edilir glukoz düzeyleri

gözlenmiş, dehidratasyon, hipotansiyon ya da elektrolit dengesizliği bildirimi olmamış ve

QTc aralığında klinik açıdan anlamlı herhangi bir etki söz konusu olmamıştır. Hipoglisemi

insidansı plasebo ile benzer olmuştur. Sağlıklı bireylerde ve tip 2 diabetes mellitusu olan

bireylere 2 hafta süreyle 100 mg’a (maksimum önerilen insan dozunun 10 katı) varan günde

tek doz rejiminin uygulandığı klinik çalışmalarda, hipoglisemi insidansı plaseboya göre hafif

derecede

daha

yüksek

olmuş

dozla

ilişkili

olmadığı

görülmüştür.

Dehidratasyon,

hipotansiyon

dahil

advers

reaksiyonların

oranları

plasebo

benzer

olmuş,

böbrek

fonksiyonu biyolojik göstergeleri ve serum elektrolitleri gibi laboratuvar parametrelerinde

klinik olarak anlamlı, dozla bağlantılı değişiklikler olmamıştır.

aşımı

durumunda,

hastanın

klinik

durumunun

gerektirdiği

şekilde

uygun

destekleyici tedavi başlatılmalıdır. Dapagliflozinin hemodiyaliz ile vücuttan uzaklaştırılması

çalışılmamıştır.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar, Sodyum-glukoz taşıyıcı 2

(SGLT2) inhibitörleri

ATC kodu: A10BK01

Etki mekanizması:

Dapagliflozin yüksek derecede potent (K

: 0.55 nM), selektif ve geri dönüşümlü sodyum

bağımlı glukoz transport protein 2 (SGLT2) inhibitörüdür.

SGLT2, böbrekte selektif bir şekilde eksprese olup, karaciğer, iskelet kası, adipoz doku,

meme, mesane ve beyin dahil 70’in üzerinde başka dokuda ekspresyonu tespit edilmemiştir.

SGLT2, glomerüler filtrattan dolaşıma yeniden glukoz reabsorpsiyonundan sorumlu başlıca

taşıyıcıdır. Tip 2 diabetesteki hiperglisemi varlığına rağmen filtrelenen glukoz reabsorpsiyonu

devam eder. Dapagliflozin, böbreklerden glukoz reabsorpsiyonunu azaltarak gerek açlık

gerekse postprandiyal glukoz düzeylerini düşürür, idrarla glukoz atılımı sağlar. Bu glukoz

atılımı (glukuretik etki) ilk dozdan sonra gözlenir, 24 saatlik doz uygulama aralığı boyunca

süreklidir

tedavi

süresince

etki

korunur.

Böbrek

tarafından

mekanizma

uzaklaştırılan glukoz miktarı, kan glukoz konsantrasyonu ve glomerüler filtrasyon hızına

bağlıdır. Dapagliflozin hipoglisemiye cevaben normal endojen glukoz üretimini bozmaz.

Dapagliflozin,

insülin

sekresyonunundan

insülin

etkisinden

bağımsız

etki

gösterir.

FORZİGA ile yürütülen klinik çalışmalarda beta hücre fonksiyonu için homeostaz model

değerlendirmesinde (HOMA beta hücre) düzelme gözlenmiştir.

Dapagliflozinin tetiklediği idrarla glukoz atılımı (glukuresis) kalori kaybı ve kilo düşüşü ile

ilişkilidir. Dapagliflozin tarafından eşzamanlı glukoz ve sodyum taşınmasının inhibisyonu da

hafif diürez ve geçici natriürez ile ilişkilidir.

Dapagliflozin, periferik dokulara glukoz taşınmasında önemli

diğer

glukoz taşıyıcılarını

inhibe

etmez

glukoz

absorpsiyonundan

sorumlu,

bağırsaktaki

başlıca

taşıyıcı

olan

SGLT1’e göre SGLT2 için >1400 kat daha seçicidir.

Farmakodinamik etkiler

Sağlıklı bireylerde ve tip 2 diabetes mellitusu olan bireylerde dapagliflozin uygulamasından

sonra idrarla atılan glukoz miktarında artışlar görülmüştür. 12 hafta süreyle tip 2 diabetes

mellitusu olan bireylere uygulanan 10 mg/gün dapagliflozin dozunda gün başına yaklaşık 70 g

glukoz atılmıştır (280 kilokalori/gün’e eşdeğer). İki yıl boyunca 10 mg/gün dapagliflozin

verilen tip 2 diabetes mellitusu olan bireylerde glukoz atılımının korunduğu yönünde kanıtlar

görülmüştür.

Tip 2 diabetes mellitusu olan bireylerde dapagliflozin ile sağlanan üriner glukoz atılımı ayrıca

ozmotik diüreze ve idrar hacminde artışa neden olur. 10 mg dapagliflozin ile tedavi edilen tip

2 diabetes mellitusu olan bireylerdeki idrar hacmi artışları 12 hafta süreyle korunmuştur ve

yaklaşık 375 mL/gün düzeyinde olmuştur. İdrar hacmindeki artış, idrarla sodyum atılımında,

serum sodyum konsantrasyonlarında değişiklikler ile bağlantılı olmayan küçük ve geçici bir

artış ile ilişkilendirilmiştir.

Ayrıca idrarla ürik asit atılımı da geçici olarak artmış (3-7 gün) ve buna, serum ürik asit

konsantrasyonunda

sürekli

azalma

eşlik

etmiştir.

haftada

serum

ürik

asit

konsantrasyonlarındaki düşüşler -48.3 mikromol/L ila -18.3 mikromol/L (-0.87 mg/dL ila

- 0.33 mg/dL) aralığında olmuştur.

Klinik etkililik ve güvenlilik

FORZİGA’nın etkililiğini ve güvenliliğini değerlendirmek üzere 6,362 tip 2 diyabeti olan

bireyler ile 13 adet çift kör, randomize, kontrollü klinik çalışma gerçekleştirilmiştir: bu

çalışmalarda 4,273 birey dapagliflozin ile tedavi edilmiştir. On iki çalışmada tedavi süresi 24

hafta olup; sekizinde 24 ila 80 haftalık uzatma dönemleri yer almıştır (toplamda 104 haftaya

kadar çalışma süresi) ve bir çalışma süresi 52 hafta olup; 52 haftalık ve 104 haftalık uzatma

dönemleri yer almıştır (toplam çalışma süresi 208 hafta). Ortalama diyabet süresi 1.4 ila 16.9

yıl

aralığında

olmuştur.

Çalışmaya

katılan

bireylerin

%52’sinde

hafif

derecede

böbrek

yetmezliği ve %11’inde orta derecede böbrek yetmezliği olmuştur. Bireylerin %51’i erkek,

%84’ü Beyaz, %9’u Asyalı, %3’ü Siyah ve %4’ü diğer etnik gruplardandır. Bireylerin

%80’inde vücut kitle indeksi (VKİ)

27’dir. Ayrıca, yeterince kontrol altına alınamayan tip 2

diyabeti ve hipertansiyonu olan hastalarda iki adet 12-haftalık, plasebo-kontrollü çalışma

yürütülmüştür.

Glisemik kontrol

Monoterapi

Yeterli derecede kontrol edilemeyen tip 2 diabetes mellitusu olan bireylerde FORZİGA ile

monoterapinin güvenliliğini ve etkililiğini değerlendirme amacıyla çift kör, plasebo kontrollü,

24 hafta süreli (ek uzatma süreli) bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Dapagliflozin ile günde bir

kez tedavi sonucunda HbA1c’de plasebo ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı

düşüşler sağlanmıştır (p < 0.0001) (Tablo 1).

Uzatma döneminde HbA1c düşüşü 102. haftaya kadar sürmüştür (10 mg dapagliflozin ve

plasebo için düzeltilmiş başlangıca göre ortalama değişiklik sırasıyla -%0.61 ve -%0.17).

Tablo 1. Monoterapi olarak dapagliflozinin plasebo kontrollü çalışmasının 24. hafta sonuçları

(LOCF

Monoterapi

Dapagliflozin

10 mg

Plasebo

N

b

HbA1c (%)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre değişiklik

Plaseboya göre fark

(%95 GA

8.01

-0.89

-0.66

(-0.96, -0.36)

7.79

-0.23

HbA1c < %7’ye ulaşan gönüllü

yüzdesi

Başlangıca göre düzeltilen

50.8

31.6

Beden ağırlığı (kg)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre değişiklik

Plaseboya göre fark

(%95 GA

94.13

-3.16

-0.97

(-2.20, 0.25)

88.77

-2.19

LOCF: İleri aktarılan son gözlem (kurtarma tedavisi yapılan bireylerde kurtarma öncesinde)

Kısa süreli çift kör dönemde, çift kör çalışma ilacından en az bir doz almış tüm randomize

bireyler

Başlangıçtaki değere göre düzeltilen küçük kareler ortalaması

p değeri < 0.0001; plasebo karşısında

İkincil sonlanma noktaları için ardışık test prosedürü nedeniyle istatistiksel anlamlılık

açısından değerlendirilmemiştir.

GA: Güven Aralığı

Kombinasyon tedavisi

52 haftalık, aktif kontrollü bir eşdeğerlik çalışmasında (52 ve 104 haftalık uzatma periyoduna

sahip), glisemik kontrolün yetersiz olduğu bireylerde (HbA1c > %6.5 ve ≤ %10) metformine

ilave

tedavi

olarak

sülfonilüreye

(glipizid)

karşı,

metformine

ilave

tedavi

olarak

FORZİGA değerlendirilmiştir. Bulgular, glipizide kıyasla HbA1c’de başlangıçtan 52. haftaya

kadar benzer bir ortalama azalmayı ve böylece eşdeğerliği göstermiştir (Tablo 2). 104.

haftada, HbA1c’de başlangıca göre düzeltilmiş ortalama değişiklik dapagliflozin için -%0.32

ve glipizid için -%0.14’tür. 208. haftada, Hb1Ac’de başlangıca göre düzeltilmiş ortalama

değişiklik dapagliflozin için -0.10% ve glipizid için 0.20% dir. 52. ve 104. ve 208. haftalarda,

glipizid

tedavi

edilen

grup

(sırasıyla

40.8%,

47.0%,

50.0%)

karşılaştırıldığında

dapagliflozin ile tedavi edilen grupta (sırasıyla 3.5%, 4.3% ve 5.0%) anlamlı olarak daha

düşük bir birey oranında en az bir hipoglisemi olayı yaşanmıştır.104. ve 208. Haftada

çalışmaya devam eden birey oranı dapagliflozin ile tedavi edilen grup için 56.2% ve 39.7% ve

glipizid ile tedavi edilen grup için 50.0% ve 34.6%’dir.

Tablo 2. Metformine ilave tedavi olarak dapagliflozin ile glipizidi karşılaştıran aktif kontrollü

çalışmanın 52. hafta sonuçları (LOCF

Parametre

Dapagliflozin

+ metformin

Glipizid

+ metformin

N

HbA1c (%)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre değişiklik

Glipizid + metforminden farkı

(%95 GA

7.69

-0.52

0.00

(-0.11, 0.11)

7.74

-0.52

Beden ağırlığı (kg)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre değişiklik

Glipizid + metforminden farkı

(%95 GA

88.44

-3.22

-4.65

(-5.14, -4.17)

87.60

1.44

LOCF: İleri aktarılan son gözlem

Başlangıçta ve başlangıçtan sonra en az bir etkililik ölçümü olan randomize ve

tedavi edilmiş bireyler

Başlangıçtaki değere göre düzeltilen ek küçük kareler ortalaması

Glipizid + metformin ile eşit etkililik

p değeri < 0.0001

GA: Güven Aralığı

Metformin,

glimepirid,

metformin

sülfonilüre,

sitagliptin

(metforminle

veya

metforminsiz) ya da insüline ilave tedavi olarak dapagliflozin, plasebo alan bireyler ile

karşılaştırıldığında 24 haftada HbA1c’de istatistiksel olarak anlamlı düşüşler sağlamıştır

(p < 0.0001; Tablo 4 ve 5).

24. haftada HbA1c’de gözlenen azalmalar, 48 haftalık verilere (glimepirid) ve 104 haftalık

verilere (insülin) sahip ilave tedavi kombinasyonu çalışmalarında (glimepirid ve insülin)

korunmuştur. 48. haftada sitagliptine ilave edildiğinde (metforminle veya metforminsiz),

10 mg dapagliflozin ve plasebo için başlangıca göre düzeltilmiş ortalama değişiklik sırasıyla

-%0.30’dur ve %0.38’dir. Metformine ilave edilme çalışması için, HbA1c’deki azalmalar

102.

haftaya

kadar

korunmuştur

dapagliflozin

plasebo için

başlangıca

göre

düzeltilmiş ortalama değişiklik sırasıyla -%0.78 ve %0.02). İnsülin için 104. haftada (ilave

oral glukoz düşürücü tıbbi ürünler varlığında veya yokluğunda), HbA1c’deki azalmalara

ilişkin olarak 10 mg dapagliflozin ve plasebo için başlangıca göre düzeltilmiş ortalama

değişiklik sırasıyla -%0.71 ve -%0.06’dır. 48 ve 104. haftalarda insülin dozu 76 IU/gün’lük

ortalama bir dozda 10 mg dapagliflozin ile tedavi edilen bireylerde başlangıca göre stabil

kalmıştır. Plasebo grubunda 48 ve 104. haftalarda başlangıca göre sırasıyla 10.5 IU/gün ve

18.3 IU/gün’lük (ortalama doz 84 ve 92 IU/gün) ortalama bir artış söz konusudur. 104.

haftada çalışmada kalan birey oranı 10 mg dapagliflozin ile tedavi edilen grup için %72.4’tür

ve plasebo grubu için %54.8’dir.

Tablo 3. Metformin ya da sitagliptin (metforminle veya metforminsiz) ile ilave kombinasyon

tedavi olarak dapagliflozine yönelik plasebo kontrollü çalışmaların 24 haftalık sonuçları

(LOCF

İlave kombinasyon tedavisi

Metformin

1

DPP-4 İnhibitör

(sitagliptin

2

)

± Metformin

1

Dapagliflozin

10 mg

Plasebo

Dapagliflozin

10 mg

Plasebo

N

b

HbA1c (%)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre değişiklik

Plaseboya göre fark

(%95 GA

7.92

-0.84

-0.54*

(-0.74, -0.34)

8.11

-0.30

7.90

-0.45

-0.48*

(-0.62, -0.34)

7.97

0.04

HbA1c < %7’ye ulaşan gönüllü yüzdesi

Başlangıca göre düzeltilen

40.6**

25.9

Beden ağırlığı (kg)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre değişiklik

Plaseboya göre fark

(%95 GA

86.28

-2.86

-1.97*

(-2.63, -1.31)

87.74

-0.89

91.02

-2.14

-1.89*

(-2.37,

-1.40)

89.23

-0.26

Metformin ≥ 1500 mg/gün;

sitagliptin 100 mg/gün

LOCF: İleri aktarılan son gözlem (kurtarma tedavisi yapılan gönüllülerde kurtarma öncesinde)

Kısa süreli çift kör dönemde çift kör çalışma ilacından en az bir doz almış olan tüm randomize

bireyler

Başlangıçtaki değere göre düzeltilen küçük kareler ortalaması

*p değeri < 0.0001; plasebo + oral glukoz düşürücü tıbbi ürüne karşı

**p değeri < 0.05; plasebo + oral glukoz düşürücü tıbbi ürüne karşı

GA: Güven Aralığı

Tablo 4. 24 haftalık, plasebo-kontrollü, ek sülfonilüre (glimepirid) ya da metformin ve bir

sülfonilüre ile kombine dapagliflozin çalışmalarının sonuçları

Ek kombinasyon

Sülfonilüre

(Glimepirid

1

)

Sülfonilüre

+Metformin

2

Dapagliflozin

10 mg

Plasebo

Dapagliflozin

10 mg

Plasebo

N

a

HbA1c (%)

b

Başlangıç değeri

(ortalama)

8.07

8.15

8.08

8.24

Başlangıç seviyesine

göre değişim

-0.82

-0.13

-0.86

-0.17

Plaseboya göre farkı

-0.68*

-0.69*

(%95 güven aralığı)

(-0.86,-0.51)

(-0.89,-0.49)

HbA1c < 7% (

LOCF

)

d

ulaşan denekler (%)

Başlangıç değerine

göre düzeltilmiş

31.7*

13.0

31.8*

11.1

Vücut ağırlığı (kg)

(

LOCF

)

d

Başlangıç değeri

(ortalama)

80.56

80.94

88.57

90.07

Başlangıç seviyesine

göre değişim

-2.26

-0.72

-2.65

-0.58

Plaseboya göre farkı

-1.54*

-2.07*

(%95 güven aralığı)

(-2.17, -0.92)

(-2.79, -1.35)

glimepirid 4 mg/gün;

Metformin (çabuk- ya da uzatılmış-salımlı formülasyonlar) >1500

mg/gün, ek olarak, deneye katılmadan önce en az 8 hafta boyunca, maksimum dozun en az

yarısı olacak şekilde, maksimum tolere edilebilir dozda bir sülfonilüre

Başlangıç seviyesi ve en az 1 başlangıç sonrası etkinlik ölçümü olan randomize ve tedavi

edilen hastalar

1. ve 2.kolonlar; LOCF metoduyla analiz edilmiş HbA1c (Bkz. dipnot d); 3. ve 4.kolonlar

LRM metoduyla (Bkz. dipnot e) analiz edilmiş

Başlangıç değerine göre düzeltilmiş en küçük kareler ortalaması

LOCF: İleri aktarılan son gözlem (kurtarma tedavisi yapılan bireylerde kurtarma öncesinde)

BTÖ: Boylamsal tekrarlanmış ölçüm analizi

plasebo + oral glikoz-düşürücü tıbbi ürün(ler)e göre p-değeri < 0.0001

Tablo 5.

İnsülin

kombinasyon

halinde

(tek

başına

veya

oral

glukoz

düşürücü

tıbbi

ürünlerle birlikte) dapagliflozine yönelik plasebo kontrollü çalışmada 24. hafta sonuçları

(LOCF

Parametre

10 mg dapagliflozin

+ insülin

± oral glukoz düşürücü

tıbbi ürünler

Plasebo

+ insülin

± oral glukoz düşürücü

tıbbi ürünler

N

HbA1c (%)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre

değişiklik

Plaseboya göre fark

(%95 GA)

8.58

-0.90

-0.60

(-0.74, -0.45)

8.46

-0.30

Beden ağırlığı (kg)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre

değişiklik

Plaseboya göre fark

(%95 GA)

94.63

-1.67

-1.68

(-2.19, -1.18)

94.21

0.02

Ortalama

+

günlük

insülin dozu (IU)

Başlangıç (ortalama)

Başlangıca göre

değişiklik

Plaseboya göre fark

(%95 GA)

Ortalama günlük

insülin dozunda en az

%10 düşüş olan

bireyler (%)

77.96

-1.16

-6.23

(-8.84, -3.63)

19.7

73.96

5.08

11.0

LOCF: İleri aktarılan son gözlem (eğer gerekmişse ilk insülin dozu yükseltiminden

önce veya yükseltildiği gün)

Kısa süreli çift kör dönemde, çift kör çalışma ilacından en az bir doz almış olan tüm

randomize bireyler

Oral glukoz düşürücü tıbbi ürün varlığı ve başlangıçtaki değere düzeltilen küçük

kareler ortalaması

p değeri < 0.0001; plasebo + insülin ± oral glukoz düşürücü tıbbi ürüne karşı

p değeri < 0.05; plasebo + insülin ± oral glukoz düşürücü tıbbi ürüne karşı

İnsülin

rejimlerinde

(kısa

etkili,

orta

etkili

bazal

insülin

dahil)

dozun

yükseltilmesine yalnızca bireylerin önceden belirlenmiş olan açlık plazma glukozu

(AKŞ) kriterlerini karşılaması halinde izin verilmiştir.)

Bireylerin %50’si başlangıçta insülin monoterapisindedir; %50’si insüline ilave

olarak 1 veya 2 oral glukoz düşürücü tıbbi ürün(ler) kullanmaktadır. İkinci olarak

tanımlanan gruptakilerin %80’i tek başına metformin, %12’si metformin + sülfonilüre

tedavisindedir ve kalanlar diğer oral glukoz düşürücü tıbbi ürünler kullanmaktadır.

Açlık plazma glukozu

Monoterapi olarak veya metformin, glimepiride, metformin ve bir sülfonilüre, sitagliptin

(metforminle veya metforminsiz) ya da insüline ilave tedavi olarak 10 mg dapagliflozin ile

tedavi sonucunda, açlık plazma glukoz düzeylerinde plasebo ile karşılaştırıldığında (-0.33

mmol/L ila 0.21 mmol/L [-6.0 mg/dL ila 3.8 mg/dL]) istatistiksel olarak anlamlı düşüşler

meydana gelmiştir (-1.90 mmol/L ila -1.20 mmol/L [-34.2 mg/dL ila -21.7 mg/dL]). Bu etki,

tedavinin birinci haftasında gözlenmiştir ve 104. haftaya kadar uzatılan çalışmalarda devam

etmiştir.

Postprandiyal glukoz

Glimepiride ilave olarak 10 mg dapagliflozin ile tedavi sonucunda 24. haftada 2 saatlik

postprandiyal glukoz değerinde istatistiksel olarak anlamlı düşüşler sağlanmış olup bu etki 48.

haftaya kadar devam etmiştir.

Sitagliptine (metforminle veya metforminsiz) ilave olarak 10 mg dapagliflozin tedavisi, 24

haftada, 2 saatlik postprandiyal glukoz düzeyinde azalmalar ile sonuçlanmış olup bu etki

48. haftaya kadar devam etmiştir.

Beden ağırlığı

Metformin,

glimepirid,

metformin

sülfonilüre,

sitagliptin

(metforminle

veya

metforminsiz) veya insüline ilave olarak 10 mg dapagliflozin, 24. haftada beden ağırlığında

istatistiksel olarak anlamlı düşüş sağlamıştır (p < 0.0001, Tablo 3 ve 4). Bu etkiler uzun süreli

çalışmalarda korunmuştur. 48. haftada, plaseboya kıyasla sitagliptine ilave tedavi olarak

(metforminle veya metforminsiz) dapagliflozin için fark -2.22 kg’dır. 102. haftada, plaseboya

kıyasla

metformine

ilave

tedavi

olarak

veya

plaseboya

kıyasla

insüline

ilave

olarak

dapagliflozin için fark sırasıyla -2.14 ve -2.88 kg’dır.

Aktif kontrollü bir eşdeğerlik çalışmasında metformine ilave tedavi olarak dapagliflozin,

glipizide kıyasla 52. haftada vücut ağırlığında -4.65 kg’lık istatistiksel olarak anlamlı bir

azalma (p < 0.0001, Tablo 2) ile sonuçlanmış ve bu, 104. ve 208. haftada korunmuştur

(sırasıyla -5.06 kg ve -4.38 kg ).

Vücut

bileşimini

değerlendirmek

üzere

çift

enerjili

X-ışını

absorpsiyometrisinin

(DXA)

kullanıldığı, 182 diyabetik birey ile gerçekleştirilen 24 haftalık bir çalışma, yağsız doku veya

sıvı kaybı yerine DXA ile ölçüldüğünde, plasebo ve metformin ile karşılaştırıldığında 10 mg

dapagliflozin ve metformin ile sırasıyla beden ağırlığında ve beden yağ kütlesinde düşüşlerin

olduğunu göstermiştir. FORZİGA ve metformin ile tedavi sonucunda, manyetik rezonans

görüntüleme alt çalışmasında plasebo ve metformin tedavisi ile karşılaştırıldığında iç organ

yağ dokusunda sayısal azalma gözlenmiştir.

Kan basıncı

plasebo

kontrollü

çalışmanın

önceden

tanımlanmış

olan

birleştirilmiş

analizinde,

24. haftada 10 mg dapagliflozin ile tedavi, sistolik kan basıncında başlangıca göre -3.7 mmHg

ve diyastolik kan basıncında başlangıca göre -1.8 mmHg değişiklik ile sonuçlanırken aynı

değerler plasebo grubu için sırasıyla -0.5 mmHg ve -0.5 mmHg olmuştur. 104 haftaya kadar

benzer azalmalar gözlenmiştir.

Yeterince kontrol altına alınamayan tip 2 diyabeti ve hipertansiyonu (bir çalışmada bir ACE-I

ya da ARB ile önceden mevcut stabil tedaviye ve diğer çalışmada ACE-I ya da ARB artı bir

ilave antihipertansif tedaviye rağmen) olan toplam 1,062 hasta, iki adet 12-haftalık, plasebo-

kontrollü çalışmada dapagliflozin 10 mg ya da plasebo ile tedavi edilmiştir. Her iki çalışmada,

haftada

dapagliflozin

artı

alışıldık

antidiyabetik

tedavi,

HbA1c’de

düzelme

sağlamış ve plasebo açısından düzeltilmiş sistolik kan basıncında sırasıyla ortalama 3.1 ve 4.3

mmHg azalma sağlamıştır.

Kardiyovasküler güvenlilik

Klinik programdaki kardiyovasküler olayların bir meta analizi gerçekleştirilmiştir. Klinik

programda, başlangıçta bireylerin %34.4’ünde kardiyovasküler hastalık (hipertansiyon hariç)

öyküsü ve %67.9’unda hipertansiyon mevcuttur. Kardiyovasküler epizodlara bağımsız bir

karar komitesi karar vermiştir. Birincil sonlanma noktası, verilen sonlanımlardan birinin ilk

görülmesine kadar geçen süre olmuştur: kardiyovasküler ölüm, inme, miyokart infarktüsü

(Mİ)

veya

stabil

olmayan

anjina

nedeniyle

hastaneye

yatırılma.

Birincil

epizodlar

dapagliflozin ile tedavi edilen hastalarda %1.62 hasta-yılı oranında ve karşılaştırma ürünü ile

tedavi edilenlerde %2.06 hasta-yılı oranında görülmüştür. Dapagliflozin ile karşılaştırma

ürünü karşılaştırıldığında risk oranı (HR) 0.79 (%95 güven aralığı [GA]: 0.58, 1.07) olarak

hesaplanarak

analizde

FORZİGA’nın

diabetes

mellitusu

olan

bireylerde

kardiyovasküler riskte artışla ilişkili olmadığını göstermiştir. Kardiyovasküler ölüm, Mİ ve

inme 0.77 risk oranı ile gözlenmiştir (%95 GA: 0.54, 1.10).

Böbrek yetmezliği olan hastalar

Orta derecede böbrek yetmezliği (eGFR ≥ 30mL/dk/1.73 m

2

ila < 60 mL/dk/1.73 m

2

)

Dapagliflozinin etkililiği ayrıca orta derecede böbrek yetmezliği olan diyabetik bireylere özel

çalışmada

ayrı

olarak

değerlendirilmiştir

(ortalama

eGFR 45 mL/dk/1.73 m

olan

252 hasta). HbA1c’de 24. haftada başlangıca göre ortalama değişiklik 10 mg dapagliflozin ve

plasebo için sırasıyla -%0.44 ve -%0.33 olmuştur.

Başlangıç HbA1c değeri ≥ %9 olan hastalar

Başlangıçta HbA1c değeri ≥ %9.0 olan bireylerle gerçekleştirilen önceden tanımlanmış olan

bir analizde 10 mg dapagliflozin ile tedavi sonucunda 24. haftada HbA1c’de istatistiksel

olarak

anlamlı

düşüşler

elde

edilmiştir

(monoterapi

olarak:

düzeltilmiş

başlangıca

göre

ortalama

değişiklik:

dapagliflozin

plasebo

için

sırasıyla

-%2.04

%0.19;

metformine ilave tedavi olarak: düzeltilmiş başlangıca göre ortalama değişiklik: dapagliflozin

ve plasebo için sırasıyla -%1.32% ve -%0.53).

5.2. Farmakokinetik özellikler

Genel Özellikler

Emilim:

Dapagliflozin,

oral

uygulama

sonrasında

hızla

absorbe

edilmektedir.

Maksimum

dapagliflozin plazma konsantrasyonlarına (C

maks

) genellikle aç karnına uygulamadan sonraki

iki saat içerisinde ulaşılmaktadır. Günde bir kez 10 mg dapagliflozin dozlarından sonra

geometrik ortalama kararlı durum dapagliflozin C

maks

ve EAA

değerleri sırasıyla 158 ng/mL

ve 628 ng s/mL olmuştur. 10 mg dozunun uygulanmasından sonra dapagliflozinin mutlak oral

biyoyararlanımı %78 olmaktadır. Yüksek oranda yağ içeren bir öğünle birlikte verildiğinde

dapagliflozinin C

maks

değeri %50’ye kadar azalmış ve T

maks

değeri yaklaşık 1 saat uzamış;

ancak açlık durumu ile karşılaştırıldığında EAA değeri değişmemiştir. Bu değişiklikler klinik

olarak anlamlı kabul edilmemektedir. Bu nedenle FORZİGA aç veya tok karnına alınabilir.

Dağılım:

Dapagliflozin yaklaşık %91 oranında proteine bağlanmaktadır. Proteine bağlanma oranı farklı

hastalık

durumlarından

etkilenmemektedir

(örn.

böbrek

veya

karaciğer

yetmezliği).

Dapagliflozinin ortalama kararlı durum dağılım hacmi 118 L’dir.

Biyotransformasyon:

Dapagliflozin

büyük

ölçüde

metabolize

olarak,

başlıca

inaktif

metaboliti

olan

dapagliflozin 3-O-glukuronidi

vermektedir.

Dapagliflozin 3-O-glukuronid

veya

diğer

metabolitler

glukoz

düşürücü

etkilere

katkıda

bulunmamaktadır.

Dapagliflozin 3-O-glukuronid

oluşumuna

karaciğer

böbrekte

bulunan

enzim

olan

UGT1A9 aracılık eder ve CYP’nin aracılık ettiği metabolizma insanda minör bir klerens

yolağıdır.

Eliminasyon:

Dapagliflozinin ortalama plazma terminal yarı ömrü (t

) sağlıklı bireylere tek oral 10 mg

dapagliflozin

dozunun uygulanmasından

sonra

12.9 saat

olmuştur.

İntravenöz

uygulanan

dapagliflozinin

ortalama

toplam

sistemik

klerensi

207 mL/dk

olarak

ölçülmüştür.

Dapagliflozin ve ilgili metabolitleri başlıca idrar yolu ile elimine olur ve bunun %2’den azı

değişmemiş dapagliflozin şeklindedir. 50 mg [

C]-dapagliflozin dozunun uygulanmasından

sonra %96’sı geri kazanılmış olup, bunun %75’i idrarda ve %21’i feçestedir. Feçeste dozun

yaklaşık %15’i ana ilaç olarak atılmıştır.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum:

Dapagliflozin maruziyeti, 0.1 mg ila 500 mg aralığında dapagliflozin dozundaki artış ile

orantılı

olarak

artmıştır

haftaya

kadarki

tekrarlı

günlük

uygulamaları

farmakokinetiğinde zaman içinde değişiklik olmamıştır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Böbrek yetmezliği:

Kararlı durumda (7 gün süreyle günde bir kez 20 mg dapagliflozin), tip 2 diabetes mellitusu

ve hafif, orta veya ağır derecede böbrek yetmezliği olan bireylerde (ioheksol plazma klerensi

ile belirlenmiştir) ortalama sistemik dapagliflozin maruziyeti, böbrek fonksiyonu normal olan

tip 2 diabetes mellitusu olan bireylere göre sırasıyla %32, %60 ve %87 daha yüksek olmuştur.

Kararlı durumda 24 saatlik üriner glukoz atılımı, böbrek fonksiyonu ile yüksek derecede

ilişkili olup tip 2 diabetes mellitusu ve normal böbrek fonksiyonu olan bireylerde veya hafif,

orta veya ağır derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda sırasıyla 85, 52, 18 ve 11 g

glukoz/gün

atılımı

tespit

edilmiştir.

Hemodiyalizin

dapagliflozin

maruziyetine

etkisi

bilinmemektedir.

Karaciğer yetmezliği:

Hafif veya orta derecede karaciğer yetmezliği olan hastalarda (Child-Pugh sınıf A ve B),

ortalama dapagliflozin C

maks

ve EAA değerleri, sağlıklı, benzer özelliklere sahip kontrol

bireylere kıyasla sırasıyla %12’ye ve %36’ya kadar daha yüksek olmuştur. Bu farklılıkların

klinik olarak anlamlı olmadığı kabul edilmiştir. Ağır derecede karaciğer yetmezliği olan

bireylerde (Child-Pugh sınıf C) dapagliflozinin ortalama C

maks

ve EAA değerleri, benzer

özelliklere sahip sağlıklı kontrollerden sırasıyla %40 ve %67 daha yüksek bulunmuştur.

Geriyatrik hastalarda (≥ 65 yaş):

70 yaşına kadarki bireylerde tek başına yaşa bağlı maruziyette klinik olarak anlamlı bir artış

olmamaktadır. Bununla birlikte, böbrek fonksiyonunda yaşa bağlı düşüş nedeniyle artmış

maruziyet

beklenebilir.

yaşın

üzerindeki

hastalarda

maruziyet

ilgili

sonuçlara

varabilmek için yeterli veri bulunmamaktadır.

Pediatrik popülasyon

Pediatrik popülasyonda farmakokinetik henüz çalışılmamıştır.

Cinsiyet

Kadınlarda ortalama dapagliflozin EAA

değerinin erkeklere oranla %22 daha yüksek olduğu

tahmin edilmektedir.

Beyaz, Siyah veya Asyalı ırklar arasında sistemik maruziyet açısından klinik olarak anlamlı

herhangi bir farklılık bulunmamaktadır.

Beden ağırlığı

Dapagliflozin maruziyetinin, artan ağırlıkla düştüğü bulunmuştur. Bu nedenle düşük beden

ağırlığına sahip hastalarda maruziyet biraz daha yüksek olabilir ve yüksek beden ağırlığına

sahip hastalarda ise maruziyet biraz daha düşük olabilir. Bununla birlikte maruziyetteki

farklılıklar klinik açıdan önemli kabul edilmemektedir.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Klinik

dışı

veriler;

güvenlilik

farmakolojisi,

tekrarlı

toksisitesi,

genotoksisite,

karsinojenik potansiyel ve fertiliteyi kapsayan standart çalışmalar doğrultusunda insanlar için

özel

tehlike

ortaya

koymamıştır.

Dapagliflozin

farelerde

veya

sıçanlarda,

yıllık

karsinojenisite çalışmalarında değerlendirilen dozların herhangi birinde tümör oluşumuna

neden olmamıştır.

Üreme toksisitesi ve gelişimsel toksisite

Yeni sütten kesilen jüvenil sıçanlara doğrudan dapagliflozin uygulaması ve gebelik (insanda

böbrek

matürasyonu

açısından

gebeliğin

ikinci

üçüncü

trimesterlerine

karşılık

gelen

dönemler) ile emzirme dönemi sırasındaki dolaylı maruziyet, ayrı ayrı, yavrularda böbrek

pelvis ve tübüler dilatasyon insidans ve/veya şiddetinde artış ile ilişkilidir.

Jüvenil toksisite çalışmasında, dapagliflozin genç sıçanlara 21. postnatal günden itibaren

postnatal 90. güne kadar doğrudan uygulandığında tüm doz düzeylerinde renal pelvis ve

tübüler

dilatasyonlar

bildirilmiştir;

yavrularda,

test

edilen

düşük

dozda

maruziyet,

maksimum önerilen insan dozunun ≥ 15 katı olmuştur. Bu bulgular, tüm dozlarda gözlenen

dozla ilişkili böbrek ağırlığı artışı ve makroskobik böbrek büyümesi ile ilişkilendirilmiştir.

Jüvenil hayvanlarda gözlenen renal pelvik ve tübüler dilatasyonlar yaklaşık 1 aylık iyileşme

döneminde tamamen geri dönüşümlü olmamıştır.

Başka bir prenatal ve postnatal gelişim çalışmasında anne sıçanlara gebeliğin 6. gününden

postnatal 21. güne kadar doz uygulanmıştır ve yavrular

intra uterin

ve emzirme yoluyla ilaca

dolaylı

olarak

maruz

bırakılmıştır

(sütte

yavrularda

dapagliflozin

maruziyetini

değerlendirme amaçlı bir ek çalışma gerçekleştirilmiştir). İlaç uygulanan dişi hayvanların

erişkin yavrularında renal pelvis dilatasyon insidansında veya şiddetinde artış görülmüş;

ancak bu etkiler sadece test edilen en yüksek dozda meydana gelmiştir (karşılık gelen

maternal ve yavru dapagliflozin maruziyetleri maksimum önerilen insan dozunda insan

değerinin sırasıyla 1415 ve 137 kat üstü olmuştur). Bunlar dışındaki gelişimsel toksisite

etkileri yavruların beden ağırlıklarında dozla ilgili düşüşleri ile sınırlı olmuş ve sadece

≥ 15 mg/kg/gün

dozlarında

görülmüştür

(maksimum

önerilen

insan

dozunda

insan

değerlerinin ≥ 29 katı olan yavru maruziyetleri ile ilişkili). Maternal toksisite sadece test

edilen en yüksek dozda görülmüş ve beden ağırlığında ve dozla birlikte yem tüketiminde

geçici

azalmalar

sınırlı

kalmıştır.

Gelişimsel

toksisite

açısından

gözlenebilen

advers

etkinin görülmediği düzey (NOAEL), yani test edilen en düşük doz, maksimum önerilen insan

dozunda insan değerinin yaklaşık 19 katı olan maternal sistemik maruziyet ile ilişkilidir.

Sıçanlar ve tavşanlardaki ek embriyo-fetal gelişim çalışmalarında dapagliflozin, her türde

başlıca organogenez dönemlerine denk gelen aralıklarda uygulanmıştır. Tavşanlarda test

edilen dozların herhangi birinde maternal ya da gelişimsel toksisite gözlenmemiştir; test

edilen

yüksek

doz,

maksimum

önerilen

insan

dozunun

yaklaşık

1191

katı

sistemik

maruziyet ile ilişkilidir. Dapagliflozin, sıçanlarda, maksimum önerilen insan dozunun 1441

katına kadarki maruziyetlerde embriyoletal ya da teratojenik etki göstermemiştir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Mikrokristalin selüloz

Laktoz anhidr (sığır sütünden elde edilmektedir)

Krospovidon

Silikon dioksit

Magnezyum stearat

Polivinil alkol

Titanyum dioksit (E171)

Polietilen glikol 3350

Talk

Sarı demir oksit (E172)

6.2. Geçimsizlikler

Bilinen herhangi bir geçimsizliği bulunmamaktadır.

6.3. Raf ömrü

36 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

30ºC altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

Perfore olmayan takvimli Alu/Alu blisterler içinde 28 film kaplı tablet içeren ambalajlarda ve

perfore Alu/Alu blisterler içinde 90 film kaplı tablet içeren ambalajlarda.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelik”lerine uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

AstraZeneca İlaç San.ve Tic.Ltd.Şti.

Büyükdere Cad.Yapı Kredi Plaza B Blok Kat 3-4

Levent 34330 - İstanbul

Tel: 0212 317 23 00

Faks: 0212 317 24 05

8. RUHSAT NUMARASI

2015/34

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 29.01.2015

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

14-11-2018

Ebymect (AstraZeneca AB)

Ebymect (AstraZeneca AB)

Ebymect (Active substance: dapagliflozin / metformin) - Centralised - 2-Monthly update - Commission Decision (2018)7605 of Wed, 14 Nov 2018 European Medicines Agency (EMA) procedure number: EMEA/H/C/4162/WS/1380

Europe -DG Health and Food Safety

14-11-2018

Forxiga (AstraZeneca AB)

Forxiga (AstraZeneca AB)

Forxiga (Active substance: dapagliflozin) - Centralised - 2-Monthly update - Commission Decision (2018)7623 of Wed, 14 Nov 2018 European Medicines Agency (EMA) procedure number: EMEA/H/C/2322/WS/1380

Europe -DG Health and Food Safety

2-10-2018

Xigduo (AstraZeneca AB)

Xigduo (AstraZeneca AB)

Xigduo (Active substance: dapagliflozin/metformin) - Centralised - Renewal - Commission Decision (2018)6462 of Tue, 02 Oct 2018 European Medicines Agency (EMA) procedure number: EMEA/H/C/2672/R/44

Europe -DG Health and Food Safety

3-7-2018

Edistride (AstraZeneca AB)

Edistride (AstraZeneca AB)

Edistride (Active substance: dapagliflozin) - Centralised - Yearly update - Commission Decision (2018)4237 of Tue, 03 Jul 2018

Europe -DG Health and Food Safety