ESPLUS

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • ESPLUS 20 MG 84 FILM TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • ESPLUS 20 MG 84 FILM TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • fluoksetin

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8680881093838
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 08-09-2015
  • Son Güncelleme:
  • 25-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

ESPLUS

20 mg film tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde(ler): Her bir film tablet, 20 mg Essitalopram’a eşdeğer 25,548 mg Essitalopram

oksalat içerir.

Yardımcı madde(ler):

Kroskarmeloz sodyum

10,000 mg

Lesitin [Soya (E322)]

0,140 mg

Yardımcı maddelerin listesi için bkz. Bölüm 6.1.

3. FARMASÖTİK FORM

Film tablet

Beyaza yakın, bikonveks, çentikli film tabletler.

Tabletler eşit yarımlara bölünebilir.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

Majör depresif durumlar,

Agorafobili veya agorafobisiz panik bozukluğu,

Sosyal anksiyete bozukluğu (sosyal fobi),

Yaygın anksiyete bozukluğu,

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) tedavilerinde kullanılır.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji / uygulama sıklığı ve süresi:

20 mg’ın üzerindeki günlük dozlarda güvenliliği kanıtlanmamıştır.

Majör depresif durumlar

Günde bir kez 10 mg olarak alınır. Bireysel hasta cevabına göre, doz günde maksimum

20 mg’a çıkarılabilir.

Antidepresan cevap için genelde 2–4 hafta gerekir. Belirtiler düzeldikten sonra, alınacak

cevabın konsolidasyonu için en az 6 aylık tedavi süresi gerekmektedir.

Agorafobili veya agorafobisiz panik bozukluğu

Günlük 10 mg’lık doza geçilmeden önce, ilk hafta günde 5 mg’lık başlangıç dozu tavsiye edilir.

Doz daha sonra, alınacak bireysel hasta cevabına göre, günde maksimum 20 mg’a çıkarılabilir.

Maksimum etki, yaklaşık 3 ay sonra alınır. Tedavi birkaç ay sürer.

Sosyal anksiyete bozukluğu (sosyal fobi)

Günde bir kez 10 mg olarak alınır. Semptomların giderilmesi için genellikle 2–4 hafta

gereklidir. Hastanın bireysel yanıtına göre doz 5 mg’a düşürülebilir veya günde maksimum

20 mg’a çıkarılabilir.

Sosyal anksiyete bozukluğu, kronik seyirli bir hastalıktır ve alınacak cevabın konsolidasyonu

için 12 haftalık tedavi tavsiye edilir. Tedaviye cevap verenlerin 6 aylık uzun dönemli tedavisi

incelendiğinde,

relapsın

önlenmesi

bakımından

cevabın

bireylere

bağlı

olarak

değerlendirilmesi gerektiği görülmüştür. Tedaviden sağlanan faydaların düzenli aralıklarla

tekrar değerlendirilmesi gerekir.

Sosyal anksiyete bozukluğu, spesifik bir bozukluğun iyi tanımlanmış tanısal terminolojisidir ve

aşırı çekingenlikle karıştırılmamalıdır. Bu bozukluğun sadece profesyonel ve sosyal aktivitelere

önemli şekilde etki etmesi halinde ilaçla tedaviye başlanmalıdır.

Bu tedavi, kognitif davranışçı terapi ile karşılaştırmalı olarak incelenmemiştir. İlaçla tedavi,

genel tedavi stratejisinin bir parçasıdır.

Yaygın anksiyete bozukluğu

Başlangıç dozu günde bir kez 10 mg’dır. Bireysel hasta cevabına göre, doz günde maksimum

20 mg’a çıkarılabilir.

Tedaviye cevap veren hastalarda, uzun dönemli tedavi (20 mg/gün) en az 6 aylık çalışmalarla

değerlendirilmiştir.

Tedaviden

sağlanan

faydalar

düzenli

aralıklarla

tekrar

değerlendirilmelidir (bkz. Bölüm 5.1.).

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

Başlangıç dozu günde bir kez 10 mg’dır. Bireysel hasta cevabına göre, doz günde maksimum

20 mg’a çıkarılabilir.

OKB kronik bir hastalık olduğundan dolayı hastalar, semptomların giderildiğinden emin olmak

için yeterli süre tedavi edilmelidir.

Tedaviden

sağlanan

faydalar

düzenli

aralıklarla

tekrar

değerlendirilmelidir

(bkz. Bölüm 5.1.).

Uygulama şekli:

ESPLUS

günde tek doz olarak, besinlerle birlikte veya öğün aralarında kullanılabilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek Yetmezliği:

Hafif veya orta dereceli böbrek işlev bozukluğu olanlarda doz ayarlaması gerekmez. Böbrek

işlevi ciddi olarak azalmış (CL

< 30 ml/dakika) hastalarda dikkatli olunmalıdır (bkz.

Bölüm 5.2.).

Karaciğer Yetmezliği:

Hafif veya orta dereceli karaciğer işlev bozukluğu olan hastalarda tedavinin ilk iki haftası için

başlangıç dozu olarak 5 mg uygulanması önerilir. Bireysel hasta cevabına göre doz günde

10 mg’a yükseltilebilir. Karaciğer işlevi ciddi olarak azalmış hastalarda, özellikle dikkatli doz

titrasyonu önerilir (bkz. Bölüm 5.2.).

Pediyatrik popülasyon (18 yaş altı)

ESPLUS

çocuklarda ve 18 yaşın altındaki adolesanların tedavisinde kullanılmamalıdır (bkz.

Bölüm 4.4.).

Geriyatrik popülasyon (65 yaş üstü)

Başlangıç dozu günde 5 mg’dır. Bireysel hasta cevabına göre doz günde maksimum 10 mg’a

yükseltilebilir. (bkz. Bölüm 5.2.).

ESPLUS

’ın yaşlı hastalarda sosyal anksiyete bozukluğundaki etkililiği araştırılmamıştır.

CYP2C19 yönünden zayıf metabolize edici olan hastalar:

CYP2C19 yönünden zayıf metabolize edici olan hastalarda tedavinin ilk iki haftalık bölümünde

başlangıç dozu olarak 5 mg kullanılması önerilir. Bireysel hasta cevabına göre doz, günde 10

mg’a yükseltilebilir (bkz. Bölüm 5.2.).

Tedavi sonlandırıldığında görülen kesilme belirtileri

İlacın

olarak

kesilmesinden

kaçınılmalıdır.

Olası

kesilme

belirtilerini

önlemek

için;

essitalopram tedavisine, en az bir veya iki haftalık süre içerisinde doz yavaşça azaltılarak son

verilmelidir (bkz. Bölüm 4.4. ve 4.8.). Dozun azaltılması ve tedavinin kesilmesini takiben tolere

edilemeyen

semptomlar

oluşursa,

durumda,

daha

önce

reçete

edilen

doza

yeniden

başlanması göz önünde bulundurulmalıdır. Sonrasında doktor dozu azaltmaya kademeli, ancak

daha yavaş olarak, devam edebilir.

4.3. Kontrendikasyonlar

Essitaloprama veya yardımcı maddelerinden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda

kontrendikedir.

Non-selektif

irreversibl

monoamin

oksidaz

inhibitörleriyle

(MAO-inhibitörleri)

birlikte

kullanılması ajitasyon, tremor, hipertermi v.b. belirtilerin görüldüğü serotonin sendromu riski

nedeniyle kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.5.).

Essitalopramın

reversibl

MAO-A

inhibitörleriyle

(örn.

moklobemid)

veya

reversibl

non-selektif MAO-inhibitörü linezolid ile birlikte kombine kullanılması serotonin sendromuna

neden olma riski nedeniyle kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.5.).

Essitalopram QT uzaması olduğu bilinen hastalarda ya da konjenital uzun QT sendromu olan

hastalarda kontrendikedir.

Essitalopramın QT aralığını uzattığı bilinen diğer tıbbi ürünlerle kullanımı kontrendikedir.

Pimozid ile birlikte kullanımı kontrendikedir.

ESPLUS

lesitin [soya (E322)] ihtiva eder. Fıstık ya da soyaya alerjisi olan hastalar bu tıbbi

ürünü kullanmamalıdır.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Aşağıdaki özel uyarı ve önlemler Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI) terapötik

sınıfındaki tüm ilaçları kapsar.

Çocuklar ve 18 yaşın altındaki adolesanlarda kullanımı

ESPLUS

, çocuklar ve 18 yaşın altındaki adolesanların tedavisinde kullanılmamalıdır. Klinik

çalışmalarda antidepresanlar ile tedavi edilen çocuklarda ve adolesanlarda, plasebo ile tedavi

edilenlerle

karşılaştırıldığında

intiharla

ilişkili

davranışlar

(intihar

girişimi

intihar

düşünceleri) ve düşmanlık (çoğunlukla saldırganlık, zıtlaşma davranışı ve sinirlilik) daha sık

gözlenmiştir.

Klinik

gereksinime

dayanarak

yine

tedavi

etme

kararı

alınırsa,

hasta

intihar

semptomlarının ortaya çıkmasına karşı dikkatle izlenmelidir. Ayrıca, çocuklar ve adolesanlar

için büyüme, olgunlaşma, kognitif ve davranışsal gelişim ile ilgili uzun dönemli güvenlilik

verisi bulunmamaktadır.

Paradoksikal anksiyete

Panik

bozukluğu

olan

bazı

hastalar

antidepresan

tedavisinin

başında,

artan

anksiyete

semptomları sergileyebilir. Bu paradoksikal reaksiyon, tedaviye başlanmasından itibaren ilk iki

hafta içinde çoğunlukla kaybolur. Olası anksiyojenik etkileri azaltmak için düşük başlangıç

dozu önerilir (bkz. Bölüm 4.2.).

Nöbetler

Eğer hasta ilk kez nöbet geçirirse veya daha önce epilepsi tanısı olan hastalarda nöbet sıklığında

artış varsa, essitalopram kesilmelidir. Stabil olmayan epilepsili hastalara SSRI verilmemelidir.

Epilepsisi kontrol altında olan hastalar ise yakından izlenmelidir.

Mani

Geçmişinde mani/hipomani olan hastalarda SSRI’lar dikkatle kullanılmalıdır. Hasta manik faza

girerse SSRI kesilmelidir.

Diyabet

Diyabetli

hastalarda

SSRI

tedavisi

glisemik

kontrolü

değiştirebilir

(hipoglisemi

veya

hiperglisemi).

İnsülin

ve/veya

oral

hipoglisemik

ilacın

dozunun

yeniden

ayarlanması

gerekebilir.

İntihar / intihar düşüncesi veya klinik kötüleşme

Antidepresan ilaçların özellikle çocuklar ve 24 yaşına kadar olan gençlerdeki kullanımlarının

intihar düşünce ya da davranışlarını arttırma olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle

tedavinin

başlangıcı

aylarında,

ilaç

dozunun

artırılma/azaltılma

kesilme

dönemlerinde

hastanın

gösterebileceği

huzursuzluk,

aşırı

hareketlilik

gibi

beklenmedik

davranış değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle hastanın gerek ailesi gerekse tedavi

edicilerce yakinen izlenmesi gereklidir.

Depresyon, intihar düşüncesi, kendine zarar verme ve intihar (intiharla ilişkili olaylar) riskinde

artış ile kendini gösterir. Bu risk anlamlı bir iyileşme oluşuncaya kadar devam eder. Tedavinin

ilk birkaç haftası veya daha fazla sürede bir düzelme oluşmayabileceği için hastalar bir düzelme

oluşuncaya kadar

yakından izlenmelidir. Genel klinik tecrübeye göre

iyileşmenin erken

evrelerinde intihar riski artabilir.

Essitalopramın reçetelendiği diğer psikiyatrik durumlarda da intiharla ilgili olay riski artmış

olabilir. Ayrıca bu durumlarla birlikte majör depresif bozukluk da bulunabilir. Bundan dolayı

majör depresif bozukluğu olan hastalar tedavi edilirken uygulanan önlemlerin aynısı diğer

psikiyatik bozukluğu olan hastalar tedavi edilirken de uygulanmalıdır.

Öyküsünde intiharla ilişkili olay bulunan hastalar veya tedavinin başlangıcından önce anlamlı

derecede intihar düşüncesi sergileyen kişilerde, intihar düşüncesi veya intihar girişiminde

bulunma riskinin daha fazla olduğu bilinmektedir ve tedavi sırasında dikkatli bir izlem

yapılmalıdır.

Akatizi / psikomotor huzursuzluk

SSRI/SNRI

(Serotonin

Noradrenalin

geri

alım

inhibitörü)

kullanımı,

akatizi

gelişimine

(subjektif olarak hoş olmayan veya sıkıntılı huzursuzluk ile karakterize ve çoğu kez oturamama

veya hareketsiz duramama) neden olabilir. Bu durum çoğunlukla tedavinin ilk birkaç haftası

içinde oluşmaktadır. Bu semptomların geliştiği hastalarda, dozun arttırılması zararlı olabilir.

Hiponatremi

Muhtemelen

Uygun

Olmayan

Antidiüretik

Hormon

Salgılanmasına

(SIADH)

bağlı

hiponatremi, SSRI kullanımıyla seyrek olarak bildirilmiştir. Bu durum genellikle tedavinin

kesilmesinden

sonra

sona

erer.

Yaşlı

hastalar,

sirozu

olanlar

veya

birlikte

hiponatremi

oluşturduğu bilinen ilaçlar kullanmakta olan hastalar gibi risk altında olanlarda SSRI’lar

dikkatle kullanılmalıdır.

Kanama

SSRI’lar ile tedavide ekimoz, purpura gibi yüzeysel kanama bozuklukları rapor edilmiştir.

Özellikle oral antikoagülanlar ve trombosit fonksiyonunu etkilediği bilinen bazı ilaçlarla

[örneğin;

atipik

antipsikotikler

fenotiyazinler,

trisiklik

antidepresanların

çoğu,

asetilsalisilikasit ve non-steroid antienflamatuvar ilaçlar (NSAID), tiklopidin ve dipiridamol]

birlikte SSRI kullananlarda ve kanama eğilimi olduğu bilinen hastalarda SSRI kullanımda

dikkatli olunmalıdır.

Elektrokonvülzif tedavi (EKT)

SSRI’lar

EKT’nin

birlikte

uygulanmasına

ilişkin

yayınlanmış

klinik

deney

sınırlı

olduğundan dikkatli olunması önerilir.

Serotonin sendromu

Sumatriptan veya diğer triptanlar, tramadol ve triptofan gibi serotonerjik etkili ilaçlarla birlikte

essitalopram kullanımında dikkatli olunmalıdır. SSRI’larla birlikte serotonerjik ilaç kullanan

hastalarda serotonin sendromu seyrek olarak rapor edilmiştir. Ajitasyon, tremor, miyokloni ve

hipertermi gibi semptomların birlikte oluşumu bu durumun gelişimine işaret edebilir. Böyle

durumlarda, SSRI ve serotonerjik ilaç derhal kesilmeli ve semptomatik tedavi başlatılmalıdır.

St. John’s Wort

İçerisinde St. John’s Wort (Hypericum perforatum) bulunan bitkisel preparatlar ile SSRI’ların

birlikte kullanılması advers reaksiyonların oluşumunda artışa yol açabilir (bkz. Bölüm 4.5.).

Tedavi sonlandırıldığında görülen kesilme belirtileri

Tedavi kesildiğinde görülen belirtiler, özellikle tedavi aniden kesilmişse sıktır (bkz. Bölüm

4.8.). Klinik çalışmalarda tedavinin kesilmesiyle görülen istenmeyen olaylar essitalopram ile

tedavi edilen hastaların yaklaşık %25’inde ve plasebo alan hastaların yaklaşık %15’inde

görülmüştür.

Kesilme belirtilerinin riski, tedavi süresi ve dozu ile doz azaltma hızını içeren birkaç faktöre

bağlı olabilir. Sersemlik hali, duyusal bozukluklar (parestezi ve elektrik şok hissi dahil), uyku

bozuklukları (insomnia ve yoğun rüyalar dahil), ajitasyon veya anksiyete, bulantı ve/veya

kusma, tremor, konfüzyon, terleme, baş ağrısı, diyare, palpitasyon, duygusal instabilite,

irritabilite ve görsel bozukluklar en yaygın bildirilen reaksiyonlardır. Bu belirtiler genellikle

hafif ve orta şiddettedir fakat bazı hastalarda şiddetli şekilde olabilirler.

Çoğu zaman bunlar tedavinin kesilmesinden sonraki ilk birkaç gün içinde ortaya çıkarlar, fakat

istemeden bir doz atlamış olan hastalarda bu tür semptomların görülmesine ilişkin çok az sayıda

rapor bulunmaktadır.

belirtiler

genellikle

kendini

kısıtlayıcı

özelliktedir

çoğu

zaman

hafta

içinde

çözümlenmesine rağmen bazı bireylerde bu süre uzayabilir (2–3 ay veya daha fazla). Bundan

dolayı, tedavi kesileceği zaman essitalopram hastanın ihtiyaçlarına göre birkaç hafta veya aylık

sürede yavaş yavaş azaltılmalıdır (bkz. Bölüm 4.2. “Tedavi sonlandırıldığında görülen kesilme

belirtileri”).

Koroner kalp hastalığı

Sınırlı klinik tecrübe nedeniyle, koroner kalp hastalığı olan hastalarda kullanımında dikkatli

olunmalıdır (bkz. Bölüm 5.3.).

QT aralığı uzaması

Essitalopramın doza bağlı olarak QT aralığında uzamaya neden olduğu bulunmuştur. Pazarlama

sonrası dönemde ağırlıklı olarak kadın hastalarda, hipokalemisi olanlarda ya da önceden QT

uzaması veya başka kardiyak hastalıkları olanlarda, QT aralığı uzaması ve Torsades de Pointes

dahil olmak üzere ventriküler aritmi bildirimleri olmuştur (bkz. Bölüm 4.3., 4.5., 4.8., 4.9. ve

5.1.).

Torsade de Pointes geliştirme riski yüksek olan hastalarda, örneğin konjestif kalp yetmezliği

olanlar, yeni geçirilmiş miyokard enfarktüsü olanlar, bradiaritmileri olanlar ya da eş zamanlı

hastalık veya ilaç kullanımı nedeniyle hipokalemi ya da hipomagnezemiye yatkınlığı olanlarda

dikkatli olunması önerilmektedir. Belirgin bradikardisi olan hastalarda veya yakın zamanda

akut miyokart enfarktüs geçirmiş veya kompanse olmayan kalp yetmezliği olan hastalarda

dikkatli olunması önerilir.

Hipokalemi veya hipomagnezemi gibi elektrolit bozuklukları malign aritmi riskini artırır.

Essitalopram ile tedaviye başlamadan önce bunların düzeltilmesi gereklidir.

Stabil

kardiyak

hastalığı

olan

hastalar

tedavi

ediliyorsa,

tedaviye

başlamadan

önce

elektrokardiyografi (EKG) değerlendirmesi düşünülmelidir.

Eğer essitalopram ile tedavi sırasında kardiyak aritmi oluşursa, tedavi sonlandırılmalıdır ve

EKG uygulanmalıdır.

Yeni doğanda inatçı pulmoner hipertansiyon riski

Epidemiyolojik

veriler,

hamilelikte,

özellikle

hamileliğin

geç

dönemlerinde

SSRI

kullanılmasının

yeni

doğanda

inatçı

pulmoner

hipertansiyon

riskini

artırabileceğini

düşündürmektedir (bkz. Bölüm 4.6.).

Dar açılı Glokom

Essitalopramın da dahil olduğu SSRI’lar göz bebeğinin boyutuna etki ederek midriyazise sebep

olabilir. Bu midriyatik etki göz açısını daraltma potansiyeline sahip olup özellikle yatkınlığı

olan hastalarda göz içi basıncının artmasına ve dar açılı glokoma sebep olur. Bu nedenle

essitalopram dar açılı glokomu olan hastalarda ya da glokom geçmişi olanlarda dikkatle

kullanılmalıdır.

Sodyum uyarısı

Bu tıbbi ürün her bir dozunda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; bu dozda

herhangi bir yan etki beklenmemektedir.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Farmakodinamik etkileşimleri

Kontrendike kombinasyonlar:

Irreversibl non-selektif MAOI’ler

Non-selektif irreversibl MAOI ile birlikte SSRI kullanan hastalarda ve SSRI tedavisine son

verdikten hemen sonra MAOI tedavisine başlayan vakalarda ciddi reaksiyonlarla karşılaşıldığı

bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.3.). Bazı hastalarda serotonin sendromu gelişmiştir (bkz. Bölüm

4.8.).

Essitalopramın non-selektif irreversibl MAOI’ler ile beraber kullanımı kontrendikedir.

Essitalopram irreversibl MAOI tedavisi kesildikten 14 gün sonra kullanılmaya başlanabilir. Bir

non-selektif irreversibl MAOI ile tedaviye başlanmadan en az 7 gün önce essitalopram

tedavisine son verilmiş olmalıdır.

Reversibl, selektif MAO-A inhibitörü (maklobemid)

Serotonin sendromu riskinden ötürü, essitalopramın maklobemid gibi bir MAO-A inhibitörü

ile birlikte kullanımı kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.3.). Eğer bu kombinasyon gerekli ise,

tedaviye önerilen en küçük dozla başlanması ve mutlaka klinik izlem yapılması önerilir.

Reversibl, non-selektif MAO inhibitörü (linezolid)

Bir antibiyotik olan linezolid reversibl bir non-selektif MAO-inhibitörüdür ve essitalopram ile

tedavi edilen hastalara verilmemelidir. Eğer bu kombinasyon gerekli ise, yakın klinik takip ile

minimum dozda verilmelidir (bkz. Bölüm 4.3.).

Irrevesibl, selektif MAO-B inhibitörü (selejilin)

Serotonin sendromu gelişmesi riskinden ötürü, selejilin (irreversibl MAO-B inhibitörü) ile

birlikte kullanımında dikkatli olunmalıdır. 10 mg/gün’e kadar olan selejilin dozu ile birlikte

rasemik sitalopram güvenle kullanılmıştır.

Essitalopramın pimozid ile birlikte kullanımı kontrendikedir.

QT aralığı uzaması

Essitalopram

aralığını

uzatan

diğer

tıbbi

ürünler

arasında

farmakokinetik

farmakodinamik

çalışmalar

yapılmamıştır.

Essitalopram

ilaçların

ilave

etkileri

dışlanamamaktadır. Bu nedenle, essitalopramın Sınıf IA ve III antiaritmikler, antipsikotikler

(ör: fentiyazin türevleri, pimozid, haloperidol), trisiklik antidepresanlar, bazı antimikrobiyal

ajanlar (ör: sparfloksasin, moksifloksasin, eritromisin IV, pentamidin, anti-sıtma tedavileri

özellikle halofantrin), bazı antihistaminikler (astemizol, mizolastin) gibi QT aralığını uzatan

tıbbi ürünler ile eş zamanlı uygulanması kontrendikedir.

Kullanımı önlem gerektiren kombinasyonlar:

Serotonerjik ilaçlar

Serotonerjik ilaçlarla (örneğin tramadol, sumatriptan ve diğer triptanlar) birlikte kullanımı

serotonin sendromuna yol açabilir.

Nöbet eşiğini düşüren ilaçlar

SSRI’lar nöbet eşiğini düşürebilir. Nöbet eşiğini düşürebilen diğer ilaçlarla [antidepresanlar

(trisiklikler, SSRI’lar), nöroleptikler (fenotiyazinler, tiyoksantenler, butirofenonlar), meflokin,

bupropiyon ve tramadol] birlikte kullanırken dikkatli olunmalıdır.

Lityum, triptofan

SSRI’ların lityum veya triptofan ile birlikte kullanıldığında, etkilerinin arttığı yönünde raporlar

mevcuttur. Bu nedenle, SSRI’ların bu ilaçlarla birlikte kullanımında dikkatli olunmalıdır.

St. John’s Wort

SSRI’ların St. John’s Wort (Hypericum perforatum) içeren bitkisel ürünlerle birlikte kullanımı

advers reaksiyonların oluşumunda artışa yol açabilir (bkz. Bölüm 4.4.).

Kanama

Essitalopram ile oral antikoagülanlar birlikte

verildiğinde antikoagülan etkide

değişiklik

görülebilir. Oral antikoagülan tedavisi alan hastalarda essitalopram tedavisi başlandığında veya

kesildiğinde

dikkatle

koagülasyon

izlemi

yapılması

gerekir

(bkz.

Bölüm

4.4.).

Non-steroidal

antiinflamatuvar

ilaçlarla

(NSAID)

birlikte

kullanılması

kanama

eğilimini

artırabilir (bkz. Bölüm 4.4).

Alkol

Essitalopram

alkol

arasında

farmakodinamik

veya

farmakokinetik

etkileşme

beklenmemektedir. Ancak diğer psikotropik ilaçlarla olduğu gibi, alkol ile birlikte kullanımı

önerilmez.

Hipokalemi/hipomagnezemiye sebep olan tıbbi ürünler

Malign aritmi riskini arttırdığından dolayı hipokalemi/hipomagnezemiye sebep olan tıbbi

ürünlerle birlikte kullanılırken dikkatli olunmalıdır (bkz.Bölüm 4.4)

Farmakokinetik etkileşimleri

Diğer ilaçların essitalopram farmakokinetiği üzerindeki etkisi

Essitalopram

metabolizması

genellikle

CYP2C19

aracılığı

gerçekleşir.

CYP3A4

CYP2D6

dereceye

kadar

metabolizmaya

katkıda

bulunur.

Esas

metabolit

olan

demetillenmiş essitalopramın (S-DCT) metabolize olmasının ise kısmen CYP2D6 tarafından

katalize edildiği düşünülmektedir.

Essitalopramın 30 mg günde tek doz omeprazol ile (bir CYP2C19 inhibitörü) beraber kullanımı,

essitalopramın

plazma

konsantrasyonlarında

orta

derecede

(yaklaşık

%50)

artışa

neden

olmuştur.

Essitalopramın 400 mg günde çift doz simetidin ile (orta derecede potent genel enzim

inhibitörü)

beraber

kullanımı,

essitalopramın

plazma

konsantrasyonlarında

orta

derecede

(yaklaşık %70) artışa neden olmuştur. Essitalopram, simetidin ile birlikte uygulandığında

dikkatli olunması tavsiye edilir. Doz ayarlaması gerekebilir.

Bu sebeple, CYP2C19 inhibitörleriyle (omeprazol, esomeprazol, fluvoksamin, lansoprazol,

tiklopidin) veya simetidin ile beraber kullanıldığında dikkatli olunmalıdır. Beraber kullanım

sırasında istenmeyen etkilerin izlenmesine bağlı olarak essitalopram dozunda azaltma yapmak

gerekebilir.

Essitalopramın diğer ilaçların farmakokinetiği üzerine etkisi

Essitalopram CYP2D6 enziminin bir inhibitörüdür. Başlıca bu enzim tarafından metabolize

edilen ve dar terapötik indekse sahip diğer ilaçlarla (flekainid, propafenon ve kardiyak

yetmezlikte kullanıldığında metoprolol) veya başlıca CYP2D6 tarafından metabolize edilen

merkezi

sinir

sistemine

etkin

ilaçlarla

(desipramin,

klomipramin

nortriptilin

gibi

antidepresanlar

veya

risperidon,

tiyoridazin

haloperidol

gibi

antipsikotikler)

birlikte

kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Doz ayarlaması gerekebilir.

Desipramin veya metoprolol ile birlikte kullanımı, bu iki CYP2D6 sübstratının plazma düzeyini

iki katına çıkarmıştır.

Yapılan in vitro çalışmalar, essitalopramın CYP2C19’un zayıf inhibisyonuna neden olduğunu

göstermiştir.

CYP2C19

metabolize

edilen

ilaçlarla

birlikte

kullanılırken

dikkatli

olunmalıdır.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi ‘C’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Essitalopramın gebelik dönemindeki kullanımına ilişkin sınırlı klinik veri mevcuttur.

Gebelik dönemi

ESPLUS

kesinlikle

gerekli

değilse

risk/yarar

oranı

dikkatle

değerlendirilmeden

hamilelerde kullanılmamalıdır.

Gebeliğin ileri evrelerine kadar (özellikle son trimester içinde) ESPLUS

kullanımı devam

ederse, yeni doğan gözlemlenmelidir. Gebelik süresince ilacın aniden kesilmesi önlenmelidir.

Gebeliğin

ileri

evrelerinde

SSRI/SNRI

kullanımı

sonrası

yeni

doğanlarda

belirtiler

görülebilir: Solunum güçlüğü, siyanoz, apne, nöbet, vücut sıcaklığında dengesizlik, beslenme

güçlüğü,

kusma,

hipoglisemi,

hipertoni,

hipotoni,

hiperrefleksi,

tremor,

huzursuzluk,

irritabilite, letarji, sürekli ağlama, uyuklama hali ve uyuma zorluğu. Bu belirtiler, serotonerjik

etkilerden

veya

kesilme

durumlarından

kaynaklanıyor

olabilir.

Örneklerin

çoğunda

komplikasyonlar doğumdan hemen sonra veya kısa bir süre içinde (<24 saat) başlamaktadır.

Epidemiyolojik

veriler,

hamilelikte,

özellikle

hamileliğin

geç

dönemlerinde

SSRI

kullanılmasının

yeni

doğanda

inatçı

pulmoner

hipertansiyon

riskini

artırabileceğini

düşündürmektedir.

Gözlenen

risk

yaklaşık

olarak

1000

hamilelikte

vaka

şeklinde

bulunmuştur. Genel popülasyonda bu değer, her 1000 hamilelik başına 1–2 vakadır.

Laktasyon dönemi

Essitalopramın anne sütüne geçmesi beklenir.

Tedavi sırasında emzirme önerilmez.

Üreme yeteneği / Fertilite

Yapılan hayvan çalışmaları üreme toksisitesi göstermiştir (bkz. Bölüm 5.3).

Hayvan verileri sitalopramın sperm kalitesini etkilediğini göstermiştir (bkz. Bölüm 5.3).

SSRI’lar ile olan insan vaka raporları sperm kalitesindeki etkilerin geri dönüşümlü olduğunu

göstermiştir. İnsan fertilitesi üzerindeki etkisine ait veri yoktur.

4.7. Araba ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Essitalopram entellektüel işlev ve psikomotor performansı etkilemez. Ancak, psikoaktif ilaç

kullanan hastaların muhakeme yeteneklerinde veya becerilerinde bozulma beklenebilir. Bu

sebeple, hastalar bu ilacın araba ve makine kullanma yeteneklerine olası etkileri konusunda

uyarılmalıdır.

4.8. İstenmeyen etkiler

Advers etkiler en sık tedavinin ilk veya ikinci haftası süresince ortaya çıkar ve genellikle

tedavinin devam eden dönemlerinde şiddet ve sıklık açısından azalma gösterir.

SSRI’ların bilinen istenmeyen yan etkileri ve ayrıca plasebo kontrollü klinik çalışmalarda

essitalopram için bildirilen veya spontan olarak bildirilen pazarlama sonrası olaylar aşağıda

sistem-organ sınıfı ve sıklığına göre listelenmiştir:

Sıklıklar klinik çalışmalardan alınmaktadır; plaseboya göre düzeltilmemiştir. Sıklıklar şu

şekilde tanımlanmaktadır; çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100, <1/10); yaygın olmayan

(≥1/1.000, <1/100); seyrek (≥1/10.000, <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000) veya bilinmiyor

(eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Bilinmiyor: Trombositopeni.

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek: Anafilaktik reaksiyon.

Endokrin hastalıkları

Bilinmiyor: Uygun olmayan ADH (antidiüretik hormon) salgısı.

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Yaygın: İştah azalması, iştah artışı, kilo alma.

Yaygın değil: Kilo azalması.

Bilinmiyor: Hiponatremi, anoreksi

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın: Anksiyete, huzursuzluk, anormal rüyalar; libidoda azalma ; Kadınlarda: anorgazmi.

Yaygın olmayan: Bruksizm, ajitasyon, sinirlilik, panik atak, konfüzyonel durum.

Seyrek: Agresyon, depersonalizasyon, halüsinasyon.

Bilinmiyor: Mani, intihar düşüncesi, intihar davranışı

Sinir sistemi hastalıkları

Çok yaygın: Baş ağrısı

Yaygın: Uykusuzluk, uykululuk hali, sersemlik hali, parestezi, tremor.

Yaygın olmayan: Tat alma bozuklukları, uyku bozukluğu, senkop.

Seyrek: Serotonin sendromu.

Bilinmiyor: Diskinezi, hareket bozuklukları, konvülsiyon, psikomotor huzursuzluk/akatizi

Görme hastalıkları

Yaygın olmayan: Midriyazis, görme bozukluğu.

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın olmayan: Çınlama.

Kardiyak hastalıklar

Yaygın olmayan: Taşikardi.

Seyrek: Bradikardi.

Bilinmiyor: Elektrokardiyogramda QT uzaması, Torsades de Pointes dahil ventriküler aritmi.

Vasküler hastalıklar

Bilinmiyor: Ortostatik hipotansiyon.

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Yaygın: Sinüzit, esneme.

Yaygın olmayan: Burun kanaması.

Gastrointestinal hastalıklar

Çok yaygın: Bulantı.

Yaygın: Diyare, konstipasyon, kusma, ağız kuruluğu.

Yaygın olmayan: Gastrointestinal kanamalar (rektal kanama dahil).

Hepato-bilier hastalıklar

Bilinmiyor: Hepatit, karaciğer fonksiyon testlerinde anormallik.

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın: Terleme artışı.

Yaygın olmayan: Ürtiker, alopesi, döküntü, kaşıntı.

Bilinmiyor: Ekimoz, anjiyoödem.

Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın: Artralji, miyalji.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Bilinmiyor: İdrar retansiyonu.

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

Yaygın: Erkekte: ejakülasyon bozukluğu, impotans.

Yaygın olmayan: Kadında: metroraji, menoraji.

Bilinmiyor: Galaktore, Erkekte: priapizm.

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

Yaygın: Halsizlik, ateş.

Yaygın olmayan: Ödem.

Essitalopram ile tedavi sırasında veya tedavinin kesilmesinden hemen sonra, intihar düşüncesi

ve intihar davranışı sergileyen vakalar bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.4.).

Bu olaylar SSRI’lar için bildirilmiştir.

Yaşa bağlı yan etkiler:

Daha çok 50 yaş ve üstü hastalarda yürütülen epidemiyolojik çalışmalar, SSRI ve TCA ilaçları

kullanan hastalarda kemik kırıkları açısından artmış risk göstermektedir. Bu riske yol açan

mekanizma bilinmemektedir.

Tedavi kesildiğinde görülen kesilme belirtileri

SSRI/SNRI’ların

özellikle

aniden

kesilmesi

genellikle

kesilme

belirtilerine

neden

olur.

Sersemlik hali, duyusal bozukluklar (parestezi ve elektrik şok hissi dahil), uyku bozuklukları

(insomnia ve yoğun rüyalar dahil), ajitasyon veya anksiyete, bulantı ve/veya kusma, tremor,

konfüzyon, terleme, baş ağrısı, diyare, palpitasyon, duygusal dengesizlik, irritabilite ve görme

bozuklukları en yaygın bildirilen reaksiyonlardır. Bu olaylar genellikle hafif ve orta şiddette ve

kendini kısıtlayıcı özelliktedir ancak bazı hastalarda şiddetli olabilir ve/veya daha uzun

sürebilirler.

Bundan dolayı essitalopram tedavisi daha fazla gerekli görülmediğinde tedavinin kesilmesi doz

azaltılarak yavaş yavaş yapılmalıdır (bkz. Bölüm 4.2. ve Bölüm 4.4.).

QT aralığı uzaması

Pazarlama sonrası dönemde, ağırlıklı olarak kadın hastalarda, hipokalemisi olanlarda ya da

önceden QT uzaması veya başka kardiyak hastalıkları olanlarda, QT aralığı uzaması ve

Torsades de Pointes dahil olmak üzere ventriküler aritmi bildirimleri olmuştur (bkz. Bölüm

4.3., 4.4., 4.5., 4.9. ve 5.1.).

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0800 314 00 08; faks: 0312 218 35 99).

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Toksisite

Essitalopram doz aşımı konusunda klinik veri sınırlıdır ve birçok vaka birlikte kullanılan diğer

ilaçların doz aşımlarını içermektedir. Vakaların çoğunluğunda hafif semptomlar bildirilmiştir

veya hiç semptom bildirilmemiştir. Tek başına essitalopramla doz aşımında nadiren ölüm

vakaları rapor edilmiştir. Ölüm vakalarının çoğunluğu beraber kullanıldığı ilaçlar ile doz

aşımını içermektedir. Tek başına 400 ve 800 mg arasındaki essitalopram dozları şiddetli hiçbir

semptom olmadan alınmıştır.

Semptomlar

Bildirilen essitalopram doz aşımında görülen semptomlar çoğunlukla merkezi sinir sistemi

(sersemlik

hali,

tremor

ajitasyondan

nadiren

görülen

serotonin

sendromu

vakaları,

konvülsiyon

komaya

kadar

gidebilen),

gastrointestinal

sistem

(bulantı/kusma),

kardiyovasküler sistem (hipotansiyon, taşikardi, QT aralığı uzaması ve aritmi) ve elektrolit/sıvı

dengesi (hipokalemi, hiponatremi) ile ilişkilidir.

Tedavi

Spesifik bir antidotu mevcut değildir. Havayolu açık tutulmalı ve hastanın uygun düzeyde

oksijen alarak solunum işlevlerini yerine getirmesi sağlanmalıdır. Gastrik lavaj ve aktif kömür

uygulaması düşünülmelidir. Oral alımından sonra olası en kısa zaman içerisinde gastrik lavaj

uygulanmalıdır. Genel semptomatik destek tedavisinin uygulandığı süre boyunca kardiyak ve

yaşamsal belirtiler izlenmelidir.

Konjestif kalp yetmezliği/bradiaritmileri olan hastalarda, QT aralığını uzatan ilaçları eş zamanlı

kullanan veya metabolizması etkilenmiş (ör: karaciğer bozukluğu olan) hastalarda aşırı doz

durumunda EKG izlenmesi tavsiye edilir.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: antidepresanlar, selektif serotonin geri alım inhibitörleri.

ATC kodu: N06AB10

Etki mekanizması

Essitalopram, primer bağlanma yerine yüksek afinitesi olan, serotonin (5-HT) geri alımının

selektif bir inhibitörüdür. Ayrıca, 1000 kat daha az afinite ile serotonin taşıyıcısı üzerindeki

allosterik bölgeye de bağlanır.

Essitalopramın; aralarında 5-HT

, 5-HT

, dopamin (DA) D

ve D

reseptörleri ile α

, α

-, β-

adrenoseptörleri, histamin H

, muskarinik (kolinerjik), benzodiazepin ve opioid reseptörlerin

de bulunduğu bir grup reseptöre afinitesi azdır veya hiç yoktur.

Farmakodinamik etkiler:

Sağlıklı gönüllülerde yürütülen bir çift-kör, plasebo kontrollü EKG çalışmasında QTc’de

(Fridericia-correction)’de başlangıç değerine göre oluşan değişiklik, 10 mg/gün dozda 4.3 ms

(%90 CI: 2.2, 6.4) ve 30 mg/gün supraterapötik dozda 10.7 ms (%90 CI: 8.6, 12.8) şeklindedir

(bkz. Bölüm 4.3., 4.4., 4.5., 4.8. ve 4.9.).

Klinik etkililik

Majör Depresif Epizod

Essitalopram, dört çift kör plasebo kontrollü kısa dönem (8 hafta) çalışmanın üçünde majör

depresif durumların akut tedavisinde etkili bulunmuştur.

Uzun dönem relaps önleme çalışmasında günde 10 mg veya 20 mg essitalopram ile başlangıç

8 haftalık açık etiketli tedavi fazında olan 274 hasta, 36 haftaya kadar aynı dozda essitalopram

veya plasebo ile devam etmek üzere randomize edilmiştir. Bu çalışmada essitalopram alan

hastalar sonraki 36 haftada plasebo alanlarla karşılaştırıldığında relapsa kadar belirgin olarak

daha uzun zaman geçirdikleri görülmüştür.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Essitalopram, sosyal anksiyete bozukluğunda hem üç kısa dönemli (12 hafta) çalışmada, hem

de tedaviye cevap verenlerde yapılan 6 aylık relaps önleme çalışmasında etkili bulunmuştur.

24 haftalık doz ayarlama çalışmasında, 5, 10 ve 20 mg essitalopramın etkililiği gösterilmiştir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Günde 10 mg ve 20 mg essitalopram dozları dört plasebo kontrollü çalışmanın dördünde de

etkili bulunmuştur.

Benzer dizaynda yapılmış üç çalışmadan elde edilen veri havuzunda; essitalopram verilen

421 hasta ve plasebo verilen 419 hastada tedaviye cevap verenlerin oranı sırasıyla, %47.5 ve

%28.9

remisyona

girenlerin

oranı

%37.1

%20.8’dir.

Essitalopramla

sürekli

etki

1. haftadan itibaren görülmüştür.

Günde 20 mg essitalopramın etkililiğinin devamı, 24–76 haftalık, randomize, idame-etkililik

çalışmasında, ilk 12 haftalık açık etiket tedaviye cevap veren 373 hastada gösterilmiştir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk

Randomize, çift kör bir klinik çalışmada 20 mg/gün essitalopram 12 hafta sonunda Y-BOCS

(Yale Brown Obsesif-Kompülsif Bozukluk Ölçeği) toplam skoru ile plasebodan ayrılmıştır. 24

hafta sonunda, 10 ve 20 mg/gün essitalopram plasebo ile karşılaştırıldığında daha üstündür.

16 haftalık açık-etiketli bir çalışmada essitaloprama yanıt veren ve 24 haftalık randomize, çift

kör, plasebo kontrollü bir çalışmaya dahil edilen hastalarda, 10 ve 20 mg/gün essitalopramla

relapsın önlendiği gösterilmiştir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Emilim:

Emilim tama yakın olup, besin alımından bağımsızdır. Çoklu doz sonrası maksimum plazma

konsantrasyonuna ulaşma süresi ortalama (ortalama T

maks

) 4 saattir.

Rasemik sitalopramda olduğu gibi essitalopramın da mutlak biyoyararlanımı yaklaşık %80’dir.

Dağılım:

Oral alım sonrası sanal dağılım hacmi (V

d,β

/F) yaklaşık 12–26 L/kg’dır. Essitalopramın ve ana

metabolitlerinin proteine bağlanma oranı %80’in altındadır.

Biyotransformasyon:

Essitalopram karaciğerde, demetillenmiş ve didemetillenmiş metabolitlerine metabolize olur.

Her iki metabolit de farmakolojik olarak aktiftir. Alternatif olarak, azot oksitlenerek N-oksit

metaboliti oluşabilir. Ana ilaç ve metabolitleri kısmen glukuronatlar olarak atılır. Çoklu doz

sonrası,

demetil

didemetil

metabolitlerin

ortalama

konsantrasyonları

essitalopram

konsantrasyonunun sırasıyla %28–31 ve < %5’tir. Essitalopramın demetillenmiş metabolite

biyotransformasyonu

öncelikle

CYP2C19

tarafından

yapılır.

CYP3A4

CYP2D6

enzimlerinin de bir miktar katkısı mümkündür.

Eliminasyon:

Çoklu doz sonrası eliminasyon yarılanma ömrü (t

1/2β

) yaklaşık 30 saattir ve oral plazma klerensi

oral

) yaklaşık 0.6 L/dakikadır. Majör metabolitler belirgin olarak daha uzun yarılanma

ömrüne sahiptir. Essitalopram ve majör metabolitlerin karaciğer (metabolik) ve böbrek

yollarıyla elimine edildiği düşünülür, dozun büyük kısmı idrarda metabolitler şeklinde atılır.

Doğrusallık:

Doğrusal farmakokinetik gösterir. Kararlı durum plazma seviyelerine yaklaşık 1 haftada erişilir.

nmol/litrelik

ortalama

kararlı

durum

konsantrasyonlarına

(20–125

nmol/L)

10 mg’lık günlük dozla ulaşılır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Yaşlı hastalar (65 yaş üstü):

Essitalopram yaşlı hastalarda genç hastalara göre daha yavaş elimine edilir. Sistemik maruz

kalma oranı (AUC), genç sağlıklı gönüllülere göre yaşlılarda yaklaşık %50 daha yüksektir (bkz.

Bölüm 4.2.).

Azalmış karaciğer işlevi:

Hafif ve orta derecede karaciğer bozukluğu olan hastalarda (Child-Pugh kriterleri A ve B),

essitalopram yarılanma ömrü yaklaşık iki kat daha uzundur ve normal karaciğer işlevi olan

hastalara göre maruz kalma oranı yaklaşık %60 daha yüksektir (bkz. Bölüm 4.2.).

Azalmış böbrek işlevi:

Rasemik sitalopramla, böbrek fonksiyonları azalmış hastalarda (CL

10–53 ml/dakika) daha

uzun yarılanma ömrü ve maruz kalma oranında hafif artış gözlenmiştir. Metabolitlerin plazma

konsantrasyonları incelenmemiştir ancak artış gösterebilir (bkz. Bölüm 4.2.).

Polimorfizm:

CYP2C19

yönünden

zayıf

metabolize

edici

kişilerin,

hızlı

metabolize

edicileriyle

karşılaştırıldığında, iki kat daha yüksek essitalopram plazma konsantrasyonuna sahip olduğu

gözlenmiştir. CYP2D6’nın zayıf metabolize edicilerinin, essitalopram maruziyetinde belirgin

bir değişikliğe neden olduğu görülmemiştir (bkz. Bölüm 4.2.).

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Essitalopram

sitalopram

sıçanlarda

yürütülen

birbirine

bağlı

toksikokinetik

toksikolojik çalışmalar benzer bir profil gösterdiğinden, essitalopram ile konvansiyonel tam bir

dizi preklinik çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle, tüm sitalopram bilgileri essitaloprama

yansıtılabilir.

Sıçanlardaki

karşılaştırmalı

toksikolojik

çalışmalarda,

genel

toksisiteye

açan

dozlar

kullanılırken,

tedaviden

birkaç

hafta

sonra,

essitalopram

sitalopram

konjestif

kalp

yetmezliğinin

dahil

olduğu

kardiyak

toksisiteye

neden

olmuştur.

Kardiyotoksisitenin

sistemik

maruziyetten

(AUC)

çok,

plazma

doruk

konsantrasyonları

ilişkili

olduğu

görülmüştür. Essitalopram için AUC değeri terapötik dozlarından sadece 3–4 kat fazla iken,

etkinin gözlenmediği seviyedeki pik plazma konsantrasyonları, terapötik dozlarından (8 kat)

daha fazladır. S-enantiyomeri için sitalopram AUC değerleri, terapötik dozlarından 6–7 kat

daha

fazladır.

bulgular

muhtemelen

biyolojik

aminler

üzerindeki

arttırılmış

etki

ilişkilidir. Yani birincil farmakolojik etkilere ikincil olarak, hemodinamik etkiler (koroner

akımında azalma) ve iskemiye sebep olmaktadır. Ancak, sıçanlardaki kardiyotoksik mekanizma

iyi bilinmemektedir. Sitalopramdan elde edilen klinik deneyim ve essitalopram ile ilgili klinik

araştırma deneyimi ile bu bulguların klinik karşılığı bulunmamaktadır.

Essitalopram ve sitalopram ile sıçanlarda uzun dönem tedaviden sonra artan fosfolipit içeriği

akciğer, epididimis ve karaciğer gibi bazı dokularda gözlenmiştir. Epididimis ve karaciğerde

bulunanlar

insandakine

benzer

görülmüştür.

Tedavinin

kesilmesinden

sonra

etki

geri

dönüşlüdür. Hayvanlarda fosfolipit birikmesinin (fosfolipidozis), birçok katyonik amfifilik ilaç

ile ilgili olduğu gözlenmiştir. Bu olayın insanlar açısından taşıdığı önem bilinmemektedir.

Sıçanlar üzerinde yapılan gelişimsel toksisite çalışmaları sırasında terapötik dozların üzerine

çıkıldığında (AUC dikkate alındığında) embriyotoksik etkiler (düşük fetüs ağırlığı ve geriye

dönüşebilir

ossifikasyon

gecikmesi)

gözlenmiştir.

Malformasyon

sıklığında

artış

kaydedilmemiştir. Bir pre- ve postnatal çalışma, laktasyon döneminde klinik kullanıma mahsus

dozların üzerine çıkıldığında (AUC dikkate alındığında) yaşam süresinde azalma göstermiştir.

Hayvan verileri sitalopramın fertilite indeksinde ve gebelik indeksinde düşüşe, insanın maruz

kaldığı dozların üzerindeki dozlarda anormal sperm ve implantasyon sayısında azalmaya neden

olduğunu göstermiştir. Essitalopram için bu durumla ilgili hayvan verisi mevcut değildir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Mikrokristalin Selüloz

Talk

Kroskarmeloz Sodyum

Kolloidal Silikon Dioksit

Magnezyum Stearat

Opadry II 85G18490 White içeriği;

Polivinil alkol

Titanyum dioksit (E171)

Talk

Makrogol/PEG 3350

Lesitin [Soya (E322)]

6.2. Geçimsizlikler

Geçerli değil.

6.3. Raf ömrü

24 ay.

6.4. Saklamaya yönelik özel uyarılar

25ºC’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

28 ve 84 film tablet, PVC / PVDC Alüminyum blister içerisinde, karton kutuda kullanma

talimatı ile beraber ambalajlanır.

6.6. Beşeri tıbbi ürünlerden arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

Neutec İlaç San. ve Tic. A.Ş.

Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü

Teknoloji Geliştirme Bölgesi D1 Blok Kat:3

Esenler / İSTANBUL

Tel: 0850 201 23 23

Fax: ( 0 212 ) 482 24 78

8. RUHSAT NUMARASI(LARI)

219 / 44

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 12.06.2009

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

3-1-2012

Danish Pharmacovigilance Update, 15 December 2011

Danish Pharmacovigilance Update, 15 December 2011

Among the topics covered in this issue of Danish Pharmacovigilance Update are: Atomoxetine (Strattera®) and the risk of increased blood pressure and heart rate, increased suspicion of risk of congenital malformations with the antiepileptic topiramate (Topimax® and others), and new recommendations for the antidepressant escitalopram.

Danish Medicines Agency

7-10-2011

Changed reimbursement for medicines for depression and anxiety as of 5 March 2012

Changed reimbursement for medicines for depression and anxiety as of 5 March 2012

With effect from 5 March 2012, the reimbursement is changed for certain medicinal products for treatment of depression and anxiety (antidepressants and anxiolytics). Based on the Reimbursement Committee's recommendation, the Danish Medicines Agency has decided that in future the general rule is that treatment with inexpensive medicines (e.g. sertraline and citalopram) must be attempted before reimbursement can be granted for more expensive medicines (e.g. escitalopram, duloxetine, pregabalin and agomelat...

Danish Medicines Agency

Bu ürünle ilgili haber bulunmamaktadır.