DUPHASTON

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • DUPHASTON 10 MG 20 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • DUPHASTON 10 MG 20 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • dydrogesterone

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699820010065
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

DUPHASTON

10 mg Film Tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Her bir film tablet 10 mg didrogesteron içerir.

Yardımcı maddeler:

Sığır kaynaklı laktoz monohidrat

111.1 mg

Yardımcı maddeler için bölüm 6.1’e bakınız.

3.FARMASÖTİK FORM

Oral yoldan kullanılan film kaplı tablet

Yuvarlak, bikonveks, çentikli, beyaz, bir yüzünde çentiğin her iki tarafında ‘155’ yazılı film

kaplı tablet (çapı 7 mm).

Çentik

çizgisi,

tabletin

eşit

dozlara

bölünmesi

amacıyla

kullanılmaz,

sadece

yutmayı

kolaylaştırmak amacıyla tableti rahatlıkla ikiye kırmak içindir.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1 Terapötik Endikasyonları

Menstrüasyon siklusunun düzenlenmesi

Endometriyozis

Dismenore

Korpus luteum yetmezliğine bağlı infertilite

Yardımcı Üreme Teknikleri (ART) ile yapılan tedavinin bir parçası olarak luteal

destek

Progesteron eksikliğine bağlı düşük tehdidi

Progesteron eksikliğine bağlı habitüel abortus

Pre-menstruel sendromların tedavisinde

DUPHASTON

, uterusu intakt olan kadınlarda, Hormon Replasman Tedavisi’nde (HRT),

östrojen tedavisine ilave olarak aşağıdaki durumlarda siklik destek için kullanılabilmektedir:

Postmenopozal dönemde endometriyal hiperplazinin önlenmesi

Disfonksiyonel uterus kanaması

Sekonder amenore

4.2 Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

DUPHASTON® ile yapılan tedavide aşağıda belirtilen dozaj rejimleri tavsiye edilmektedir.

Doz miktarı, tedavi edilecek hastalığın şiddetine ve her hastanın tedaviye verdiği yanıta göre

ayarlanabilir.

Siklusun düzenlenmesi

28 gün süren bir siklusa ulaşmak için siklusun 11-25’inci günleri arasında günde bir kez 1

DUPHASTON® tablet.

Endrometriyozis

Siklusun

5-25’inci

günleri

arasında

veya

tüm

siklus

boyunca

günde

DUPHASTON® tablet. 10 mg’lık dozlar gün içinde yayılarak alınmalıdır. Tedaviye en

yüksek dozla başlanması tavsiye edilmektedir.

Dismenore

Siklusun 5-25’inci günleri arasında günde bir kez -2 DUPHASTON® tablet. 10 mg’lık dozlar

gün içinde yayılarak alınmalıdır. Tedaviye en yüksek dozla başlanması tavsiye edilmektedir.

Korpus luteum yetmezliğine bağlı infertilite

Siklusun 14-25’inci günleri arasında günde bir kez 1 DUPHASTON® tablet.

Tedavi, birbirini izleyen en az 6 siklus boyunca sürdürülmelidir. Bu tedaviye, gebeliğin ilk

aylarında habitüel abortus için belirtilen dozlarda devam edilmesi tavsiye edilebilir.

Yardımcı Üreme Tekniği (ART) ile yapılan tedavinin bir parçası olarak luteal destek

Oositin alındığı gün başlayıp, gebeliğin doğrulanması halinde 10 hafta boyunca devam etmek

üzere günde üç kez 1 DUPHASTON® tablet (günde 30 mg).

Düşük tehdidi

Başlangıç

dozu:

kerede

DUPHASTON®

tablet,

ardından

saatte

bir,

DUPHASTON® tablet. 10 mg’lık dozlar gün içinde yayılarak alınmalıdır. Tedaviye en

yüksek dozla başlanması tavsiye edilmektedir.

Tedavi sırasında semptomların devam etmesi veya nüksetmesi halinde, doz, 8 saatte bir, 2

tablet alınmalıdır.

Etkili doza, semptomlar sona erdikten sonraki bir hafta boyunca devam edilmelidir; daha

sonra kademeli olarak azaltılabilir. Semptomların nüksetmesi halinde, etkili doz ile tedaviye

derhal başlanmalıdır.

Habitüel abortus

Gebeliğin 20’inci haftasına kadar günde bir kez 1 DUPHASTON® tablet; doz daha sonra

kademeli olarak azaltılabilir. Tedaviye tercihen konsepsiyondan önce başlanmalıdır.

Tedavi

sırasında

düşük

tehdidi

semptomlarının

ortaya

çıkması

halinde,

tedaviye,

düşük

tehdidi endikasyonu için tanımlandığı şekilde devam edilmelidir.

Disfonksiyonel uterus kanaması

Kanamayı durdurmak için 5-7 gün boyunca günde bir kez 2 DUPHASTON® tablet. Kan

kaybı, birkaç gün içinde büyük oranda azalır. Tedavinin sonundan birkaç gün sonra yoğun bir

çekilme kanaması başlar. Hasta bu konuda uyarılmalıdır.

Devamındaki yoğun kanama, gerektiğinde 2-3 siklusta östrojen ilavesiyle birlikte, profilaktik

doz olarak siklusun 11-25’inci günleri arasında günde bir kez 1 DUPHASTON® tablet

verilerek önlenebilir. Daha sonra, hastanın normal siklusuna dönüp dönmediğinin kontrol

edilmesi için bu tedavi kesilebilir.

Sekonder Amenore

Endojen

veya

eksojen

östrojen

yeterli

derecede

hazır

hale

gelmiş

endometriyumun

optimum sekretuvar dönüşümü için siklusun 11-25’inci günleri arasında günde bir kez 1 veya

2 DUPHASTON

tablet.

Postmenopozal dönemde endometriyal hiperplazinin önlenmesi

28 günlük östrojen tedavisinin her siklusu için, ilk 14 gün yalnızca östrojen kullanılır ve

devamındaki 14 gün östrojen tedavisine ek olarak günde 1 veya 2 tablet 10 mg didrogesteron

alınır. Günlük 10 mg didrogesterondan 2 tablet alındığında, dozlar gün içinde bölünerek

alınmalıdır. Didrogesteron alırken genellikle çekilme kanaması meydana gelir.

Postmenopozal

kadınlarda

östrojen/progesteron

kombinasyon

tedavisi,

hasta

için

tedavinin

amaçları

risklerine

uygun

düşen

etkili

düşük

kısa

süre

sınırlandırılmalı ve düzenli olarak değerlendirilmelidir (bkz. Bölüm 4.4).

Pre-menstrüel sendromlar:

Siklusun

ikinci

yarısında

başlayıp,

sonraki

siklusun

gününe kadar günde iki kez 10 mg. Başlangıç günü ve tedavi günü süresi bireysel siklus

uzunluğuna bağlı olacaktır.

Uygulama şekli

Ağzı yolu ile alınır. Daha yüksek dozajların alınması gerektiği durumlarda, tabletler gün

içinde eşit dağıtılarak alınmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Pediyatrik popülasyon:

İlk adet öncesinde didrogesteronun ilgili kullanımı mevcut değildir.

12-18 yaş arası adolesanlarda didrogesteronun güvenliliği ve etkililiği belirlenmemiştir.

4.3 Kontrendikasyonlar

Etkin madde veya Bölüm 6.1’de listelenen yardımcı maddelerden herhangi birine

karşı aşırı duyarlılık

Tanı konmamış vajinal kanamalar

Yardımcı Üreme Tekniği (ART) ile yapılan tedavinin bir parçası olarak uygulanan

luteal destek tedavisi, eğer abortus veya spontan abortus gelişirse kesilmelidir.

Ciddi

karaciğer

bozuklukları

veya

tıbbi

öyküsünde

ciddi

karaciğer

bozuklukları

durumunda, karaciğer fonksiyon değerleri normale dönene kadar

Kombinasyon

tedavisindeki

didrogesteron

gibi

progestojenler

kombinasyon

halinde östrojenlerin kullanımına ilişkin kontrendikasyonlar

Seks hormonuna bağlı bilinen veya şüpheli maligniteler

4.4 Özel Kullanım Uyarıları ve Önlemleri

Disfonksiyonel uterus kanamasından dolayı didrogesteron ile

tedaviye

başlamadan

önce

herhangi bir organik sebep ekarte edilmelidir.

Tedavinin ilk ayları boyunca ara kanamalar ve lekelenme meydana gelebilir. Ara kanama

veya

hafif

kanamalar,

tedavi

başladıktan

sonra

tedavi

devam

ederken

meydana

geliyorsa veya tedavi kesildikten sonra devam ediyorsa, endometriyal malignite şüphesini

ekarte

etmek için nedenini araştırmak üzere endometriyal biyopsiyi de içerebilecek bir

araştırma yapılmalıdır.

Aşağıdaki durumların ilk kullanım ile birlikte ortaya çıkması veya zaman içinde kötüleşmesi

halinde tedavinin kesilmesi düşünülmelidir:

Oldukça şiddetli baş ağrısı, migren veya serebral iskemi belirten semptomlar

Kan basıncında belirgin artış

Venöz tromboemboli oluşumu

Habitüel

abortus

veya

düşük

tehdidi

durumlarında,

fetüsün

yaşayıp

yaşamadığı

belirlenmelidir ve gebeliğin devam edip etmediği ve embriyonun hayatta olup olmadığı tedavi

sırasında izlenmelidir.

Gözlem gerektiren durumlar:

Seks hormonlarının nadiren oluşan aşağıdaki durumları etkilediği ve gebelik veya seks

hormonu kullanımı sırasında ortaya çıktığı veya kötüleştiği bilinmektedir: kolestatik sarılık,

gebelik herpesi, şiddetli kaşıntı, otoskleroz ve porfiri.

Depresyon öyküsü olan hastalar dikkatli şekilde izlenmelidir; ağır depresyonun nüksetmesi

halinde didrogesteron tedavisi kesilmelidir.

“Postmenopozal

dönemde

endometriyal

hiperplazinin

önlenmesi”

endikasyonunda

DUPHASTON® kullanımına ilişkin uyarılar ve önlemler

Önemli: Östrojen preparatının ürün bilgisinde yer alan uyarıları ve önlemleri de dikkate

alınız.

Postmenopozal semptomların tedavisinde, HRT (Hormon Replasman Tedavisi), sadece hayat

kalitesini olumsuz etkileyen postmenapozal semptomlara yönelik olmalıdır. Her durumda, en

az yılda bir kez risklere ve faydalara ilişkin dikkatli bir değerlendirme yapılmalıdır ve eğer

faydası riskinden fazla ise tedaviye devam edilmelidir.

Tıbbi muayene / takip

Hormon replasman tedavisine başlamadan veya yeniden uygulamadan önce, tam kişisel ve

aile tıbbi öyküsü alınmalıdır. Fiziksel (pelvik ve meme muayenesi dahil) muayene, öykü,

kontrendikasyonlar ve uyarılar rehberliğinde uygulanmalıdır. Tedavi sürecinde, sıklık ve

özelliği kişiye göre düzenlenmek kaydı ile düzenli kontroller tavsiye edilmektedir. Kadınlara

memelerinde fark ettikleri her tür değişikliği doktorlarına bildirmeleri gerektiği söylenmelidir

(aşağıda ‘Meme Kanseri’ bölümüne bakınız).

Kişinin klinik ihtiyaçlarına göre uyarlanan, mevcut kabul edilmiş tarama uygulamalarına

uygun

görüntüleme

araçlarını

kullanarak

(örneğin

mamografiyi

içerecek

şekilde)

incelemeler yapılmalıdır.

Endometriyal hiperplazi ve karsinoma

Uterusu

alınmamış

kadınlarda,

östrojenin

progestojen

desteği

olmaksızın

uzun

süreli

kullanımı durumunda endometriyal hiperplazi ve endometriyal karsinoma riski artar. Süreye

ve östrojen dozuna bağlı olarak, risk, östrojen kullanmayan kadınlardan 2-12 kat daha yüksek

olabilir. Östrojen tedavisinin kesilmesinden sonra en az 10 yıl bu risk devam eder. Bu ilave

risk, ayda/28 günlük siklus boyunca en az 12 gün süreyle didrogesteron gibi bir progestojen

ile östrojen tedavisinin birleştirilmesi ile önlenebilir.

Tedavinin ilk ayları boyunca ara kanamalar ve lekelenme meydana gelebilir. Ara kanama

veya

hafif

kanamalar,

tedavi

başladıktan

sonra

tedavi

devam

ederken

meydana

geliyorsa veya tedavi kesildikten sonra devam ediyorsa, ilave araştırma yapılmalıdır. Buna

maligniteyi ekarte etmek için endometriyal biyopsi dahildir.

Meme kanseri

Mevcut tüm veriler, kombine östrojen-progestojen hormon replasman tedavisi uygulanan ve

hatta sadece östrojen içeren hormon replasman tedavisi alan kadınlarda, hormon replasman

tedavisi süresine bağlı olarak, meme kanseri riskinin arttığını ortaya koymaktadır.

Kombine östrojen-progestojen tedavisi:

Randomize, plasebo kontrollü bir çalışma olan Kadın Sağlık Girişimi (WHI-Women's Health

Initiative) Çalışması ve epidemiyolojik çalışmalar, 3 yıl veya daha uzun süre kullanımdan

sonra meme kanseri riskinde artış olduğu bulgusu konusunda tutarlıdır. Bu ilave risk tedavi

kesildikten sonra fazla 5 yıl sürmektedir. Hormon replasman tedavisi, özellikle östrojen-

progestojen

kombine

tedavisi,

mamografik

görüntülerin

yoğunluğunu

arttırarak

meme

kanserinin radyolojik tespitini olumsuz etkileyebilir.

Over kanseri

Over kanseri, meme kanserinden daha nadir gorülür.

Geniş bir meta analizden elde edilen epidemiyoloiik kanıtlar, tek başına östrojen veya

kombine östrojen-projestojen içeren HRT ürünlerini kullanan kadınlarda 5 yıl içerisinde

belirgin hale gelen ve kesildikten sonra zamanla azalan hafif bir risk artışı göstermektedir.

(Woman

Health

lnitiative)

çalışması

dahil

diğer

bazı

çalışmalar,

kombine

kullanımının benzer veya biraz daha düşük bir risk ile ilişkili olabileceğini ileri sürmektedir

(bkz Bölüm 4.8).

Venöz tromboembolizm

Hormon replasman tedavisi, 1.3-3 kat daha fazla venöz tromboembolizm (VTE), yani derin

ven trombozu veya pulmoner embolizm gelişme riski ile ilişkilendirilmektedir. Bu durumun

meydana

gelmesi,

daha

sonraki

dönemlere

kıyasla

hormon

replasman

tedavisinin

yıllarında daha olasıdır.

Bilinen trombofilisi olan hastalarda venöz tromboembolizm riski artar ve hormon replasman

tedavisi

riske

katkı

yapabilir.

Dolayısıyla

hormon

replasman

tedavisi

hastalarda

kontrendikedir.

Venöz tromboembolizme ilişkin genel olarak bilinen risk faktörleri arasında, östrojenlerin

kullanımı, ileri yaş, majör cerrahi müdahale, uzun süreli hareketsizlik, obezite (BMI >30

kg/m

gebelik/doğum

sonrası

periyot,

sistemik

lupus

eritematozis

(SLE)

kanser

sayılabilir. Venöz tromboembolizmde varikoz venlerinin olası rolüne ilişkin bir konsensus

bulunmamaktadır.

Tüm postoperatif hastalarda olduğu gibi, cerrahi müdahaleden sonra venöz tromboembolizmi

önlemek

için

tedbir

alınması

düşünülmelidir.

Elektif

cerrahi

sonrası

uzun

dönemli

hareketsizlik bekleniyorsa, hormon replasman tedavisinin, müdahalenin 4-6 hafta öncesi

geçici

olarak

kesilmesi

önerilir.

Hasta

tamamen

mobilize

olana

kadar

tedavi

yeniden

başlatılmamalıdır.

Kişisel öyküsünde venöz tromboembolizm olmayan ancak genç yaşında tromboz öyküsü olan

birinci dereceden bir yakını olan hastalarda, tarama, bununla ilgili sınırlamalar açık şekilde

alınarak

önerilebilir.

(trombofilik

anormalliklerin

sadece

bölümü

taramada

tanımlanabilir). Aile bireylerinde tromboza neden olan bir trombofilik sapma tanımlanırsa

veya bu ciddi bir anormallik ile ilgiliyse (örn., antitrombin, S proteini veya C proteini

eksikliği veya kusurlar kombinasyonu) hormon replasman tedavisi kontrendikedir.

Halihazırda

kronik

antikoagülan

tedavisi

gören

hastalar,

hormon

replasman

tedavisi

kullanımının fayda-risk durumuna ilişkin dikkatli bir değerlendirmeden geçmelidir.

Tedavinin başlamasını takiben VTE gelişirse ilaç uygulaması sonlandırılmalıdır. Hastalar,

tromboembolizmin sonucu olabilecek semptomların (örneğin, bacakta ağrılı şişme, göğüste

ani ağrı, nefes darlığı) oluşması durumunda derhal doktorlarını bilgilendirmeleri konusunda

uyarılmalıdır.

Koroner kalp hastalığı

Kombine östrojen-progestojen veya sadece östrojen içeren hormon replasman tedavisi alan,

mevcutta koroner kalp hastalığı olan veya olmayan kadınlarda miyokard enfarktüsüne karşı

korunmaya dair randomize kontrollü çalışmalardan bir kanıt elde edilememiştir.

Kombine östrojen-progestojen tedavisi:

Kombine östrojen-progestojen içeren hormon replasman tedavisi kullanımı sırasındaki rölatif

koroner kalp hastalığı riski biraz artmaktadır. Başlangıçtaki mutlak koroner kalp hastalığı

riski, büyük ölçüde yaşa bağlı olduğu için, östrojen-progestojen kullanımına bağlı, ekstra

koroner kalp hastalığı vakalarının sayısı menopoza yaklaşan sağlıklı kadınlarda çok düşüktür

ancak daha ileri yaşlarda artmaktadır.

İskemik Serebrovasküler Olay (SVO)

Kombine HRT veya sadece östrojen içeren HRT, iskemik SVO riskinde 1.5 kata kadar artış

ile ilişkilendirilmektedir. Rölatif risk, yaşla veya menopoz sonrası süre ile değişmez. Ancak,

başlangıçtaki SVO riski büyük ölçüde yaşa bağlı olduğu için, mutlak risk yaşla birlikte

artmaktadır.

Yardımcı maddeler

Bu ilaç laktoz monohidrat içerir.

Nadir

kalıtımsal

galaktoz

intoleransı,

Lapp

laktaz

yetmezliği

glikoz–galaktoz

malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

4.5 Diğer Tıbbi Ürünlerle Etkileşimler ve Diğer Etkileşim Şekilleri

In vitro

veriler, farmakolojik olarak aktif olan ana metabolit 20α-dihidrodidrogesteronun

(DHD)

daha

oranda

didrogesteronun

başlıca

CYP3A4

metabolize

olduğunu

göstermektedir.

Progestojenlerin klirensini artıran maddeler

Enzim indüksiyonundan dolayı düşük

etkililiğe neden olacak progestojenlerin klirensini

artıran

maddeleri

içeren

ilaçlara

örnek:

barbitüratlar,

fenitoin,

karbamazepin,

primidon,

rifampisin ve ritonavir, neviparin ve efavirenz gibi HIV ilaçları ve ayrıca St. John’s Wort

ypericum perforatum

.

Didrogesteronun klirensindeki artış, etkinin klinik olarak azalmasına ve kanama paterninde

değişikliğe neden olabilir.

Progestojenlerin klirensine çeşitli şekilde etki eden maddeler:

HCV inhibitörleri ile kombinasyon dahil olmak üzere HIV proteaz inhibitörleri ve non-

nükleosid

revers

transkriptaz

inhibitörlerinin

birçok

kombinasyonu,

progestojenlerle

eşzamanlı

uygulandığında,

progestojenin

plazma

konsantrasyonunu

yükseltebilir

veya

düşürebilir. Bazı durumlarda, bu değişikliklerin net etkisi klinik açıdan anlamlı olmayabilir.

nedenle,

eşzamanlı

uygulanması

halinde

potansiyel

etkileşimler

bununla

ilişkili

tavsiyeler için HIV/HCV ilaçlarının ürün bilgisine bakılmalıdır.

Progestojenlerin klirensini düşüren maddeler (enzim inhibitörleri):

Enzim inhibitörleri ile olası etkileşimlerin klinik anlamı bilinmemektedir. Güçlü CYP3A4

inhibitörlerinin eşzamanlı kullanımı, progestojenlerin plazma konsantrasyonunu artırabilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Pediyatrik popülasyon:

Veri bulunmamaktadır.

4.6 Gebelik ve Laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik Kategorisi B

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Geçerli değildir.

Gebelik dönemi

Sınırlı sayıda gebelikte maruz kalma olgularından gelen veriler, didrogesteronun gebelik

üzerinde

fetusun/yeni

doğan

çocuğun

sağlığı

üzerinde

advers

etkileri

olduğunu

göstermemektedir. Bugüne kadar herhangi önemli bir epidemiyolojik veri elde edilmemiştir.

Hayvanlar uzerinde yapılan çalışmalar, gebelik /ve-veya/ embriyonal/fetal gelişim /ve-veya/

doğum /ve-veya/ doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir (bkz. kısım

5.3). İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir.

Gebe kadınlara verilirken tedbirli olunmalıdır.

9 milyondan fazla gebe kadının didrogesterona maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Bugüne

kadar gebelik süresince didrogesteron kullanımının zararlı bir etkisi olduğuna dair bulgu

bulunmamaktadır. Literatürde bir çalışmada, bazı progestojenlerin kullanımının, hipospadias

riskindeki

artış

ilişkili

olduğu

raporlanmıştır.

Bununla

birlikte,

durum

diğer

çalışmalarda bugüne kadar açık şekilde teyit edilmediği için, progestojenlerin hipospadias

oluşumuna olan etkisi ile ilgili kesin bir sonuca ulaşılamaz.

Erken gebelik döneminde didrogesteron ile tedavi edilen sınırlı sayıda kadın ile yapılan klinik

çalışmalar risk düzeyinde bir artış göstermemiştir. Didrogesteron hakkında bugüne kadar

başka bir epidemiyolojik veri bulunmamaktadır.

Embriyonal/fetal ve doğum sonrası geliştirme sırasında yapılan klinik olmayan çalışmada

gözlemlenen

etkiler

farmakolojik

profil

uyumludur.

Sadece

insanlardaki

maksimum

maruziyetin önemli ölçüde aşıldığı durumlarda istenmeyen etkiler oluşmuştur bakınız bölüm

5.3).

Didrogesteron doktor tarafından gerekliliği açıkça belirtilirse gebelikte kullanılabilir.

Laktasyon dönemi

Didrogesteronun anne sütüne geçtiğine dair veri bulunmamaktadır. Didrogesteronun anne

sütüne geçip geçmediği ile ilgili araştırma yapılmamıştır. Diğer progestojenler ile deneyimler

progestojen ve metabolitlerin anne sütüne küçük miktarlarda geçtiğini göstermektedir. Bebek

için riskli olup olmadığı bilinmemektedir. Bu nedenle laktasyon döneminde didrogesteron

kullanılmamalıdır.

Üreme yeteneği/Fertilite:

Didrogesteronun fertiliteyi etkilediğine dair veri bulunmamaktadır.

4.7 Araç ve Makine Kullanımı Üzerindeki Etkiler

Didrogesteronun araç ve makine kullanma yeteneği üzerinde çok az bir etkisi vardır.

Seyrek olarak, didrogesteron, özellikle alındıktan sonraki ilk birkaç saat içinde somnolans

ve/veya baş dönmesine yol açabilir. Dolayısıyla, araç veya makine kullanılırken dikkatli

olunmalıdır.

4.8 İstenmeyen Etkiler

Didrogesteronun östrojen ile kombine edilmediği endikasyonlara ilişkin klinik araştırmalarda,

en yaygın bildirilen istenmeyen etkiler, metroraji, meme ağrısı/hassasiyeti ve migren/baş

ağrısıdır.

Aşağıda yer alan istenmeyen etkiler ve sıklıkları, didrogesteronun östrojensiz kullanıldığı

endikasyonlardaki

klinik

çalışmalar

(n=3483)

sırasında

spontan

raporlardan

gözlemlenmiştir:

Çok yaygın (≥ 1/10); yaygın (≥1/100

<1/10); yaygın olmayan (≥ 1/1000

< 1/100); seyrek

(≥ 1/10000

< 1/1000); çok seyrek (< 1/10000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin

edilemiyor).

MeDRA Sistem

organ sınıfı

Yaygın

≥1/100 ila < 1/10

Yaygın Olmayan

≥ 1/1000 ila < 1/100

Seyrek

≥ 1/10000 ila <

1/1000

(Kist ve polipler de

dahil olmak uzere) iyi

huylu ve kötu huylu

neoplazmalar

Progestojene

bağımlı

neoplazmların

boyutunda büyüme

(meningioma gibi)

Kan ve lenf sistemi

hastalıkları

Hemolitik anemi

Bağışıklık sistemi

hastalıkları

Aşırı duyarlılık

Psikiyatrik

hastalıklar

Depresyon

Sinir sistemi

hastalıkları

Migren/

Baş ağrısı

Baş dönmesi

Somnolans

Gastrointestinal

hastalıklar

Bulantı

Kusma

Hepatobilier

hastalıklar

Karaciğer

fonksiyonlarında bozulma

(sarılık, asteni veya

kırıklık ve karın ağrısı ile

birlikte)

Deri ve derialtı doku

hastalıkları

Alerjik dermatit (örn:

kurdeşen, kaşıntı, ürtiker)

Anjiyoödem

Üreme sistemi ve

meme hastalıkları

Menstrüal bozukluklar

(metroraji, menoraji,

oligo- /amenore,

dismenore ve düzensiz

menstrüasyon dahil)

Memede

ağrı/hassasiyet

Memede şişme

Genel bozukluklar ve

uygulama bölgesine

ilişkin hastalıklar

Ödem

Araştırmalar

Kilo artışı

* Klinik araştırmalarda gözlemlenmemiş spontan raporlardan elde edilen istenmeyen etkiler, sıklık tahmininin %95 güven

aralığı üst limitinin 3/x'ten fazla olmamasına dayanılarak, 'seyrek' sıklık kategorisine alınmıştır; burada x = 3483 (klinik

araştırmalarda gözlemlenen toplam hasta sayısı).

Yardımcı Üreme Tekniği (ART) ile yapılan tedavinin bir parçası olarak luteal desteğe ilişkin

LOTUS I çalışması (bkz. bölüm 5.1):

En sık bildirilen istenmeyen etkiler, vajinal kanama, bulantı, prosedürel ağrı, baş ağrısı, karın

ağrısı ve kimyasal gebeliktir.

Her bir tedavi grubunda deneklerin %2’sinde veya daha fazlasında bildirilen tedaviye bağlı

istenmeyen etki yalnızca vajinal kanama olmuştur.

Östrojen–progestojen tedavisi sırasında ortaya çıkan istenmeyen etkiler (ayrıca bölüm 4.4 ve

östrojen preparatının ürün bilgisine bakınız):

Meme kanseri, endometriyal hiperplazi, endometriyal karsinoma, over kanseri

Over kanseri

Tek başına östrojen veya kombine östrojen-projestojen içeren HRT kullanımı,over

kanseri tanısı alma riskindeki hafif bir artış ile ilişkilendirilmiştir (bkz. Bölüm 4.4). 52

epidemiyolojik calışmadan elde edilen bir meta analizde, halihazırda HRT kullanan

kadınlarla

HRT'yi

hiç

kullanmamış

kadınlar

1.43,

1.31-1.56)

karşılaştırıldığında over kanser riskinde artış bildirilmiştir. 50-54 yaş aralığında 5 yıl

süreyle HRT kullanan kadınlar için bu sayı her 2000 tedavi alan hastada yaklaşık 1

ilave vaka ile sonuçlanmaktadır. HRT kullamnayan 50-54 yaş aralığındaki kadınlarda,

5 yıllık süreçte 2000 kadından 2'sine over kanseri teşhisi konulması beklenmektedir.

Venöz tromboembolism

Miyokard enfarktüsü, koroner kalp hastalığı, iskemik SVO

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi’ne

(TÜFAM)

bildirmeleri

gerekmektedir.

(www.titck.gov.tr;

posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9 Doz Aşımı ve Tedavisi

Semptomlar

Didrogesteron, toksisitesi çok düşük bir maddedir. Doz aşımı durumunda teorik olarak ortaya

çıkabilen semptomlar, bulantı, kusma, letarji ve baş dönmesidir. Didrogesteron doz aşımının

zararlı etkilere yol açtığı bir vaka bilinmemektedir.

Tedavi

İnsanlarda doz aşımına ilişkin sınırlı veri mevcuttur. Didrogesteron, oral dozlamadan sonra iyi

tolere edilmiştir (insanlarda bugüne kadar alınmış maksimum günlük doz 360 mg’dır). İlaca

özgü bir antidot yoktur ve tedavi semptomatik olarak yapılmalıdır.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1 Farmakodinamik Özellikleri

Farmakoterapötik grubu: Genito üriner sistem ve seks hormonları

ATC Kodu: (G03DB01)

Etki mekanizması

Didrogesteron, östrojen ile hazır hale getirilmiş uterusta endometriyumun sekretuar fazını

sağlayan oral biyoyararlanımı olan bir sentetik progesteron olup, östrojen ile indüklenen

artmış endometriyal hiperplazi ve/veya endometriyal karsinoma riskine karşı koruma sağlar.

Didrogestorunun,

östrojenik,

androjenik,

termojenik,

anabolik

veya

kortikoid

özellikleri

yoktur.

Didrogesteron

ovülasyonu

baskılamadığı

için,

kullanılması

halinde

çocuk

doğurma

potansiyeli bulunan kadınlarda konsepsiyon mümkündür.

Uterusu alınmamış postmenopozal kadınlarda, östrojen replasmanı, endometriyal hiperplazi

ve endometriyal karsinoma riskinde artışa neden olmaktadır. Tedaviye progestojen ilavesi, bu

ekstra riski önlemektedir.

Klinik etkililik ve güvenlilik

Yardımcı Üreme Tekniği (ART) ile yapılan tedavinin bir parçası olarak luteal destek

Vitro

Fertilizasyonda

Luteal

Destek

için

Günlük

İntravajinal

Mikronize

Progesteron Kapsüle karşı Günlük 30 mg Oral Didrogesteronun Etkililiği, Güvenliliği ve

Tolere Edilebilirliğinin Karşılaştırıldığı Çift Kör, Çift Sağır, Randomize, İki Kollu, Çok

Merkezli Çalışma (LOTUS I)

Söz konusu çalışma, gestasyonun 12’nci haftasında (hafta 10) fetüsün kalp atışının olması

açısından intravajinal mikronize progesteron ile karşılaştırılan oral didrogesteronun eşdeğer

olduğunun kanıtlanmasına ilişkin primer hedefine ulaşmıştır.

Çalışmaya dahil edilen hasta popülasyonunda, gestasyonun 12’nci haftasındaki (hafta 10)

gebelik oranları, didrogesteron ve mikronize progesteron gruplarında sırasıyla %37.6 ve

%33.1 bulunmuştur. İki grup arasındaki gebelik oranı farkı 4.7 olmuştur (%95 CI, -1.2; 10.6).

Çalışma ilacından en az bir doz uygulanmış 1.029 denekten oluşan güvenlilik örnekleminde,

sık

bildirilen

tedaviye

bağlı

istenmeyen

etkiler

tedavi

grubu

arasında

benzer

bulunmuştur.

Endikasyonun niteliği ve çalışmaya dahil edilen hasta popülasyonundan dolayı, bazı erken

abortus ve spontan abortus vakaları beklenebilir. Özellikle gestasyonun 12’nci haftasına

(gebeliğin 10’uncu haftası) kadar beklenen gebelik oranı yaklaşık %35’dir.

Bu çalışmada gözlemlenen güvenlilik profili, tedavinin hedef popülasyonu ve endikasyonu

için didrogesteron ile bilinen profiline uygundur.

5.2. Farmakokinetik özellikleri

Emilim:

Oral yoldan uygulanmasını takiben, didrogesteron hızla emilir. T

maks

değerleri 0.5 ve 2.5 saat

arasındadır. Didrogesteronun mutlak biyoyararlanımı (oral 20 mg doza karşılık 7.8 mg

intravenöz kullanım) %28’dir.

didrogesteronun

tekil

alımı

sonrasında,

didrogesteron

20α-

dihidrodidrogesteron

(DHD)

için

farmakokinetik

parametreleri

aşağıdaki

tabloda

gösterilmektedir.

maks

(ng/mL)

53.0

(ng·sa/mL)

322.0

Dağılım:

Didrogesteronun intravenöz uygulanması sonrasında, kararlı hal dağılım hacmi yaklaşık 1400

L’dir. Didrogesteron ve DHD’nin plazma proteinlerine bağlanma oranı %90’dan fazladır.

Biyotransformasyon:

Oral yoldan alınmasını takiben, didrogesteron hızla DHD’ye metabolize olur. In vitro veriler,

aynı zamanda DHD’yi oluşturan ana metabolik yolun, insan sitozolünde aldo-keto redüktaz

1C (AKR 1C) ile katalizlendiğini göstermektedir. Bu sitozolik metabolizmanın yanı sıra,

sitokrom P450 izoenzimlerinin (CYP’ler) yer aldığı diğer metabolik yollar da bulunmakta

olup, daha az önemli metabolitlerin oluştuğu bu yollarda yer alan hemen hemen tek izoenzim

CYP3A4’dir. Ana aktif metabolit olan DHD konsantrasyonu, uygulama sonrası yaklaşık 1.5

saatte pik değerine ulaşır. DHD’nin plazma konsantrasyonları ana ilaç ile kıyaslandığında

önemli ölçüde yüksektir. DHD ve didrogesteron EAA ve C

maks

oranları sırası ile 40 ve 25’tir.

Ortalama terminal yarılanma ömrü, didrogesteron ve DHD için sırasıyla 5 ila 7 ve 14 ila 17

saat arasında değişmektedir. Tüm karakterize metabolitlerin genel özelliği, ana bileşiğin 4,6

dien-3-on konfigürasyonunun korunup 17

-hidroksilasyonun bulunmamasıdır. Bu durum

didrogesteronun östrojenik ve androjenik etkilerinin olmamasını açıklamaktadır.

Eliminasyon:

Etikette belirtilen didrogesteron miktarının oral yoldan alınmasını takiben, dozun ortalama

%63’ü

idrar

atılır.

Toplam

plazma

klerensi

L/dk’dır.

saat

içerisinde

atılım

tamamlanır. DHD idrarda ağırlıklı olarak glukuronik asit konjugatı şeklinde bulunur.

Doğrusallık/Doğrusal Olmayan Durum:

Tekil ve çoklu doz farmakokinetikleri oral dozda 2.5 ila 10 mg aralığında lineerdir. Tekil ve

çoklu

dozların

kinetiklerinin

karşılaştırılması,

tekrarlanan

dozun

sonucu

olarak

didrogesteronun ve DHD’nin farmakokinetiğinin değişmediğini göstermiştir. 3 günlük tedavi

sonrası kararlı hale ulaşılmıştır.

5.3 Klinik Öncesi Güvenlilik Verileri

Tekli ve tekrarlayan doz toksisitesi, genotoksisite ve karsinojenik potansiyele ilişkin klasik

çalışmalardan elde edilen klinik dışı veriler, insanlar için özel bir risk olmadığını ortaya

koymaktadır.

Sıçanlarda yüksek dozlarla (insan maruziyetinin 80 katından fazla) yapılan üreme toksisite

araştırması, erkek yavrularda uçlarında dikleşme (laktasyonun 11-19’uncu günlerinde) ve

hipospadias

insidansında

artış

ortaya

koymuştur.

gözlemlerin

klinik

anlamı

bilinmemektedir.

Sınırlı hayvan güvenlilik verileri, didrogesteronun, progestojenik aktiviteyle uyumlu olarak

doğumu uzatma etkisi olduğunu göstermiştir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLERİ

6.1 Yardımcı Maddelerin Listesi

Sığır kaynaklı laktoz monohidrat

Hipromelloz

Mısır nişastası

Susuz kolloidal silika

Magnezyum stearat

Hipromelloz

Titanyum dioksit

Polietilen glikol

6.2 Geçimsizlikler

Geçerli değildir.

6.3 Raf Ömrü

36 ay

6.4 Saklamaya Yönelik Özel Uyarılar

25°C altındaki oda sıcaklığında, kuru bir yerde ve orijinal ambalajında saklayınız.

6.5 Ambalajın Niteliği ve İçeriği

20 tabletlik PVC/Al folyo blisterde ambalajlanmaktadır.

6.6 Beşeri Tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Geçerli olduğu takdirde kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller ‘Tıbbi Atıkların

Kontrolü Yönetmeliği’ ve ‘Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri’ne

uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

Abbott Laboratuarları İth. İhr.ve Tic. Ltd. Şti.

Saray Mah., Dr. Adnan Büyükdeniz Cad., No:2,

Kelif Plaza, 34768 Ümraniye –İstanbul

8. RUHSAT NUMARASI

199/35

9. İLK RUHSAT TARİHİ/ RUHSAT YENİLEME TARİHİ

27.02.2002 / ……..

10. KÜB’ÜN REVİZYON TARİHİ