DROSPORIN

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • DROSPORIN 25 MG 50 YUMUSAK JELATIN KAPSUL
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • DROSPORIN 25 MG 50 YUMUSAK JELATIN KAPSUL
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • siklosporin

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699580190021
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1/25

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

DROSPORİN 25 mg yumuşak jelatin kapsül

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Siklosporin:

25.00 mg

Yardımcı maddeler:

Etanol anhidr:

25.00 mg

Gliserol (sığırdan elde edilmiştir): 33.75 mg

Propilen glikol:

47.25 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Yumuşak jelatin kapsül

Renksiz-sarımsı yağ çözeltisi içeren gri yumuşak kapsüller.

DROSPORİN,

etkin

madde

siklosporinin,

farmakokinetik

parametreler

arasındaki

değişkenlikleri azaltan ve siklosporin maruziyetinin daha tutarlı bir emilim profili ve eş

zamanlı besin alımından daha az etkilenen şekilde doz lineerliğini sağlayan, mikroemülsiyon

prensibine

dayanan

farmasötik

formdur.

Formülasyon,

farmakokinetik

klinik

çalışmaların en düşük konsantrasyon ile siklosporine maruziyet arasındaki korelasyonun

siklosporin oral olarak verildiğinde infüzyon için konsantre çözelti halinde verildiğinden

daha güçlü olduğunu gösterdiği konsantre halde bir mikroemülsiyondur. Mikroemülsiyonun

oluşumu su varlığında (herhangi bir içecek ya da mide sıvısında) meydana gelir.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

Transplantasyon endikasyonları

Organ transplantasyonu

Böbrek,

karaciğer,

kalp,

akciğer,

kalp-akciğer

birlikte

veya

pankreasın

allojenik

transplantasyonlarında graft reddinin önlenmesinde.

2/25

Önceden

diğer

immünosupressif

ilaçlarla

tedavi

görmüş

hastalardaki

organ

reddinin

tedavisinde.

Kemik iliği transplantasyonu

Kemik iliği transplantasyonundan sonra graft reddinin önlenmesinde.

Graft-versus-host hastalığı (GVHD)’nın önlenmesinde veya tedavisinde.

Otoimmün hastalıklar

Endojen üveit

Konvansiyonel tedavinin başarısız olduğu veya istenmeyen yan etkilere yol açtığı, non-

enfeksiyöz orjinli, aktif görme fonksiyonunu tehdit edici intermediyat veya posterior üveit.

Retinayı da kapsayan, tekrarlayıcı inflamatuvar ataklı Behçet üveiti.

Nefrotik sendrom

Erişkinlerde

çocuklarda;

minimal

değişiklik

nefropatisi,

fokal

segmental

glomerüloskleroz veya membranöz glomerülonefrit gibi glomerüler hastalıklara bağlı steroid

bağımlı ve steroide dirençli nefrotik sendrom olguları.

DROSPORİN, remisyonları sağlamak ve sürdürmek için kullanılabilir. Steroide bağlı olarak

sağlanmış

remisyonların

idamesinde

steroidlerin

kesilmesine

olanak

sağlamak

için

kullanılabilir.

Romatoid artrit

Klasik hastalık modifiye edici ilaçların (metotreksat dahil) etkisiz olduğu şiddetli, aktif

romatoid artrit tedavisinde endikedir.

Psoriasis

DROSPORİN,

konvansiyonel

tedavinin

yetersiz

kaldığı

veya

uygun

olmadığı

şiddetli

psoriasis hastalarında endikedir.

Atopik dermatit

DROSPORİN, sistemik tedavi gerektiren şiddetli atopik dermatitli hastaların tedavisinde

endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

DROSPORİN’in günlük dozları mutlaka iki doza bölünerek verilmelidir.

3/25

Pozoloji / Uygulama sıklığı ve süresi:

Transplantasyon

Organ transplantasyonu

DROSPORİN başlangıçta operasyondan önceki 12 saat içinde 10-15 mg/kg dozunda ikiye

bölünerek verilmelidir. Bu doza post-operatif dönemde 1-2 hafta boyunca devam edilir.

Daha sonra doz kan düzeylerine göre tedricen azaltılarak, ikiye bölünerek verilen 2-6

mg/kg/gün’lük idame dozuna ulaşılır.

DROSPORİN

diğer

immünosupresanlarla

birlikte

verildiğinde

(ör.

kortikosteroidlerle

birlikte veya üçlü ya da dörtlü ilaç tedavisi içinde yer aldığında), daha düşük dozlar (ör:

başlangıç tedavisi ikiye bölünerek verilen 3-6 mg/kg) verilebilir.

Eğer infüzyon konsantratı kullanılıyorsa önerilen doz yaklaşık olarak uygun DROSPORİN

dozunun üçte biridir ve hastaların mümkün olduğunca çabuk oral tedaviye geçirilmeleri

önerilir.

Kemik iliği transplantasyonu

Başlangıç dozu, transplantasyondan önceki gün verilmelidir. Bu amaçla çoğu vakada i.v.

infüzyon

tercih

edilir

önerilen

günde

mg/kg'dır.

doza,

erken

posttransplantasyon dönemi esnasında günlük dozu ikiye bölünerek verilen 12.5 mg/kg olan

DROSPORİN idame tedavisine geçmeden önce, iki hafta kadar devam edilir. İdame tedavisi

dozun transplantasyondan sonraki bir yıl içinde tedricen sıfıra doğru azalmasından önce, en

az 3 ay (tercihen 6 ay) devam etmelidir. Başlangıçta DROSPORİN kullanılacaksa önerilen

doz, transplantasyondan bir önceki gün başlamak üzere ikiye bölünerek verilen 12.5-15

mg/kg/gün'dür.

Absorbsiyonu

azaltabilen

gastrointestinal

bozukluklarda

DROSPORİN’in

daha

yüksek

dozları ya da i.v. tedavinin kullanımı gerekli olabilir.

Bazı hastalarda oral uygulanan siklosporinin kesilmesinden sonra Graft-versus-host hastalığı

(GVHD) meydana gelir ancak, bu genellikle tedavinin tekrarına oldukça iyi cevap verir.

Hafif seyreden, kronik GVHD'nin tedavisinde düşük DROSPORİN dozları kullanılmalıdır.

4/25

Otoimmün hastalıklar

Endojen üveit

Remisyonu sağlamak için, aktif uveal enflamasyon iyileşinceye ve görme keskinliğinde

düzelme oluşuncaya kadar, başlangıç dozu olarak, ikiye bölünerek günde 5 mg/kg önerilir.

Dirençli vakalarda sınırlı bir süre için doz günlük 7 mg/kg'a yükseltilebilir.

DROSPORİN

yeterli

kontrol

sağlanamazsa,

başlangıç

remisyonuna

ulaşmak

veya

enflamatuvar oküler ataklara karşı koymak için, günlük 0.2-0.6 mg/kg prednizon veya

eşdeğeri kadar sistemik kortikosteroid tedaviye eklenebilir.

İdame tedavisi için, doz, yavaş bir şekilde etkili olan en düşük seviyelere kadar indirilmeli,

remisyon fazlarında günlük 5 mg/kg'ı geçmemelidir.

Nefrotik sendrom

Remisyonun

sağlanması

için,

proteinüri

dışında

renal

fonksiyonların

normal

olması

koşuluyla, önerilen doz ikiye bölünerek

yetişkinler için 5 mg/kg/gün, çocuklar için 6

mg/kg/gün'dür.

Yetersiz

renal

fonksiyonu

hastalarda

başlangıç

dozu

mg/kg/gün'ü

aşmamalıdır.

Özellikle steroide dirençli hastalarda tek başına kullanılan DROSPORİN ile yeterli sonuç

alınamazsa,

DROSPORİN’in

düşük

dozlarda

kortikosteroidlerle

kombinasyonu

tavsiye

edilir.

3 aylık tedaviden sonra bir gelişme sağlanamazsa, DROSPORİN tedavisi kesilmelidir.

Dozların, her hastadaki etkililiğe (proteinüri) ve güvenliğe (öncelikle serum kreatinin) göre

ayarlanması gerekir, ancak yetişkinlerde 5 mg/kg/gün, çocuklarda 6 mg/kg/gün’lük dozlar

aşılmamalıdır.

İdame tedavisi için, doz, etkili en düşük seviyeye kadar tedricen azaltılmalıdır.

Romatoid artrit

Tedavinin ilk 6 haftasında önerilen doz 3 mg/kg/gün'dür ve oral olarak ikiye bölünerek

verilir. Tedavide bir yeterlilik sağlanamazsa tolerabilitenin imkan tanıdığı ölçüde (bkz.

Bölüm

4.4.

Özel

kullanım

uyarıları

önlemleri)

tedricen

artırılır,

ancak

mg/kg'ı

geçmemelidir. Tam bir etkililiğin sağlanabilmesi için DROSPORİN tedavisine 12 haftaya

kadar devam edilmelidir.

5/25

İdame tedavisi için doz tolerabilite durumuna göre her hasta için ayrı olarak düzenlenmelidir.

DROSPORİN düşük dozda uygulanan kortikosteroidler ve/veya non-steroid antiinflamatuar

ajanlarla kombine edilebilir. Ayrıca DROSPORİN metotreksatın tek başına yeterli cevap

vermeyeceği hastalarda metotreksat ile birlikte kombine olarak kullanılabilir. DROSPORİN

dozu günde iki doza bölünmüş olarak başlangıçta 2.5 mg/kg ile hematolojik parametrelerin

ve özellikle serum kreatinin klerensinin normal düzeyde kalabildiği doza kadar artırılabilir.

Psoriasis

Bu durumun değişkenliği nedeniyle, tedavi bireye göre ayarlanmalıdır. Remisyonu sağlamak

için tavsiye edilen başlangıç dozu, ikiye bölünmüş olarak verilen oral 2.5 mg/kg/gün'lük

dozdur. Eğer bir ay sonra bir gelişme görülmezse günlük doz tedricen yükseltilebilir ancak 5

mg/kg'ı geçmemelidir. 6 hafta içinde 5 mg/kg/gün'lük dozla, psoriatik lezyonlara yeterli

yanıtın alınmadığı veya etkili dozun emniyet verileriyle uygunsuzluğu durumunda tedavi

kesilmelidir.

Durumları hızlı iyileşme gerektiren hastalarda 5 mg/kg'lık başlangıç dozu önerilir. İyileşme

sağlanınca, DROSPORİN kesilebilir ve bunu izleyen relaps daha önceki etkin DROSPORİN

dozunun yeniden uygulanmasıyla tedavi edilebilir. Bazı hastalarda devamlı olarak idame

tedavisi gerekebilir.

İdame tedavisi için dozlar her hastada minimum etkin doz düzeyinde ayarlanmalı ve 5

mg/kg/gün dozunu geçmemelidir.

Atopik dermatit

Bu durumun değişkenliği nedeniyle tedavi bireye göre ayarlanmalıdır. Önerilen doz ikiye

bölünmüş olarak oral 2.5-5 mg/kg/gün'dür. Eğer 2.5-5 mg/kg/gün başlangıç dozu iki hafta

içinde yeterli cevap oluşturamazsa, günlük doz maksimum 5 mg/kg'a kadar artırılabilir.

Ciddi olgularda, hastalığın hızlı ve yeterli bir biçimde kontrol altına alınabilmesi için 5

mg/kg/gün

başlangıç

dozu

gerekebilir.

Yeterli

yanıt

alındığında,

dereceli

olarak

azaltılmalı ve mümkünse DROSPORİN tedavisi sona erdirilmelidir. Sonuç olarak izleyen

relaps durumunda DROSPORİN tedavisi tekrarlanmalıdır.

DROSPORİN’in atopik dermatitte uzun süreli kullanımı ile ilgili deneyim henüz sınırlı olup,

tedavi evresinin 8 haftayı aşmaması önerilir.

6/25

Uygulama Şekli:

DROSPORİN oral

yolla

kullanım içindir. DROSPORİN bütün olarak suyla

yutulmalı,

çiğnenmemeli, bölünmemeli ve ezilmemelidir.

DROSPORİN’in günlük alınması gereken miktar mutlaka iki doza bölünerek verilmelidir.

Kapsüller bütün olarak yutulmalıdır.

Oral siklosporin formülasyonları arasında geçiş:

Bir oral siklosporin formülasyonundan diğer bir oral siklosporin formülasyonuna geçiş

doktor

kontrolünde

dikkatli

şekilde

yapılmalıdır.

Yeni

formülasyona

geçildiğinde,

geçişten

önceki

düzeylere

ulaşıldığına

emin

olmak

için

kandaki

siklosporin

düzeyleri

mutlaka takip edilmelidir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Siklosporin tedavisinin ilk birkaç haftasında sık görülen ve ciddi bir komplikasyon olan,

serum kreatinin ve üre miktarında yükselme meydana gelebilir. Bu fonksiyonel değişiklikler,

genelde doz azalmasına cevap verecek şekilde, doza bağlı ve geri dönüşlüdür. Uzun süreli

tedavide,

bazı

hastaların

böbreklerinde

yapısal

değişiklikler

(ör.

interstisiyel

fibrozis)

gelişebilir,

bunlar

renal

transplantasyonlu

hastalardaki

kronik

rejeksiyona

bağlı

değişikliklerden ayrılmalıdır. Siklosporin, serumda bilirubin ve bazen karaciğer enzimlerinin

geri

dönüşlü

doza

bağlı

olarak

artmasına

neden

olabilir.

Renal

hepatik

fonksiyonların değerlendirilmesi için uygun parametrelerin yakın takibi gereklidir. Anormal

değerler, doz azaltımını gerektirebilir.

Pediyatrik popülasyon:

Siklosporinin çocuklarda kullanımıyla ilgili deneyimler henüz sınırlıdır. Ancak standart oral

uygulanan siklosporin dozu verilen 1 yaşın üzerindeki çocuklarda olağan dışı problemler

gözlenmemiştir. Bazı çalışmalarda çocukların oral siklosporinin erişkinlere kg başına verilen

dozlarından daha yüksek dozlara gereksinim gösterdikleri ve bu dozları daha iyi tolere

ettikleri bulunmuştur.

Geriyatrik popülasyon:

Siklosporinin yaşlılarda kullanımıyla ilgili deneyim sınırlıdır. Ancak, tavsiye edilen dozlarda

ilacın kullanımı sonucu özel problemler gözlenmemiştir.

7/25

Siklosporinle yapılan romatoid artrit çalışmaları incelendiğinde çalışmalara katılan hastaların

%17.5’inin az 65 yaş ve üzeri olduğu saptanmıştır. Tedavi sırasında sistolik hipertansiyon

gelişme ve serum kreatinin düzeylerinin 3-4 aylık tedavi sonrası başlangıç değerinin en az

%50’si

kadar

yükselme

olasılığının,

yaşlardaki

hastalarda

daha

yüksek

olduğu

görülmüştür.

Transplantasyon geçirmiş hastalarda ve psoriasis vakalarında siklosporin kullanılarak yapılan

çalışmalara, genç hastalara kıyasla farklı cevap verip vermediklerinin ortaya konulmasına

yetecek

sayıda

ileri

yaşta

yaş)

hasta

katılmamıştır.

Bildirilmiş

olan

diğer

klinik

tecrübelerde yaşlı ve genç hastalar arasında cevap farkı görülmemiştir. Genel olarak ileri

yaştaki bir hastada kullanılacak doz seçilirken dikkatli olunmalıdır. Bu hastalarda, gençlere

oranla

karaciğer,

böbrek

kalp

fonksiyonlarının

daha

düşük

olabileceği

göz

önünde

bulundurulmalı, birlikte daha başka hastalıkların mevcut olma ve daha başka ilaçların

kullanılma olasılıklarının varlığı nedeniyle, genellikle doz aralığında yer alan en düşük

miktarla tedaviye başlanmalıdır.

4.3.

Kontrendikasyonlar

DROSPORİN,

siklosporine

yardımcı

maddelerden

herhangi

birbirine

karşı

aşırı

duyarlılığı olan hastalarda kullanılmamalıdır.

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

DROSPORİN

sadece,

immünosupressif

tedavide

deneyimli

laboratuar

güvenlik

parametrelerinin kontrolü, düzenli tam fiziksel muayene ile kan basıncı ölçümleri de dahil

olmak üzere yeterli takibi sağlayabilen hekimler tarafından kullanılmalıdır. İlacı kullanan

transplantasyon hastaları yeterli donanım, eleman, laboratuvar ve tıbbi destek kaynaklarına

sahip

merkezler

tarafından

gözetim

altında

bulundurulmalıdırlar.

İdame

tedavisinden

sorumlu olan hekim, hastanın takibi için tam bir bilgiye sahip olmalıdır.

Diğer immünosupresanlarda olduğu gibi siklosporin lenfoma ve diğer malign olayların

özellikle

ciltte

gelişme

riskini

artırır.

Artan

risk

spesifik

ilaçlardan

ziyade

immünosupresyonun

derecesi

süresine

bağlı

olarak

ortaya

çıkar.

nedenle,

lenfoproliferatif bozukluklar ve solid organ tümörleriyle birlikte bazılarında ölüm olayları da

bildirilen multipl immünosupresan içeren tedavi şekli dikkatle uygulanmalıdır.

8/25

Deri malignitesi açısından potansiyel risk dikkate alınarak DROSPORİN alan hastalar aşırı

ultraviyole ışığına maruz kalmamaları konusunda uyarılmalıdır.

Diğer immünosupresanlarla olduğu gibi, siklosporin hastalarda oportunistik patojenlerle

birlikte değişik bakteriyel, fungal, parazitik ve viral enfeksiyonların oluşmasına neden olur.

Siklosporin alan hastalarda, başta BK virüsü nefropatisi (BKVN) olmak üzere Polyomavirüs

ilişkili

nefropatiye

(PVAN)

virüsü

ilişki

progresif

multifokal

lökoensefalopatiye

(PML)

açan

latent

Polyomavirüs

enfeksiyonu

aktivasyonları

gözlenmiştir. Bu rahatsızlıklar sıklıkla yüksek total immünosupresif yük ile ilişkilidir ve

renal

fonksiyonunda

nörolojik

semptomlarında

bozulma

olan

immün

sistemi

baskılanmış hastaların ayırt edici tanısında göz önünde bulundurulmalıdır. Ciddi ve/veya

ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiştir. Özellikle uzun süreli çoklu immünosupresif tedavi

(siklosporin dahil) gören hastalarda etkin profilaktik ve terapötik stratejiler uygulanmalıdır.

Yaşlı hastalarda, böbrek fonksiyonları özel bir dikkatle takip edilmelidir.

Siklosporinin

total

değerlerini

tayin

için,

spesifik

monoklonal

antikor

(ana

ilacın

ölçümü) tercih edilmekle beraber, ana ilacı ölçen bir HPLC metodu da kullanılabilir. Eğer

plazma veya serum kullanılırsa standart bir seperasyon protokolü (zaman ve sıcaklık) takip

edilmelidir.

Karaciğer

transplantasyonlu

hastaların

başlangıçtaki

takibinde

yeterli

immünosupresyon

oluşturan

dozajı

belirlemek

için,

spesifik

monoklonal

antikorlar

kullanılmalı ya da hem spesifik monoklonal antikorlar hem de non-spesifik monoklonal

antikorlar kullanılarak paralel ölçümler yapılmalıdır.

Kan, plazma veya serumdaki siklosporin konsantrasyonunun, hastanın klinik durumuna

katkıda bulunan birçok faktörden sadece biri olduğu hatırlanmalıdır. Bu yüzden sonuçlar,

sadece diğer klinik ve laboratuvar parametrelerinin çerçevesinde pozolojiye yol gösterici

olarak değerlendirilmelidir.

DROSPORİN

tedavisi

esnasında

düzenli

basıncı

kontrolleri

gereklidir;

eğer

hipertansiyon gelişirse uygun antihipertansif tedaviye başlanmalıdır.

Oral uygulanan siklosporinin nadiren kan lipid değerlerinde geri dönüşümlü artışa yol açtığı

bildirildiğinden, tedavi öncesi ve tedavinin ilk ayı içerisinde lipid düzeylerinin takibi önerilir.

Lipid

değerlerinde

artışa

rastlanıldığında

diyette

yağ

alımının

kısıtlanması

uygun

görüldüğü takdirde, doz indirimi göz önüne alınmalıdır.

9/25

Siklosporin özellikle renal fonksiyon bozukluğu olan hastalarda hiperpotasemi riskini artırır.

Siklosporinin potasyum tutucu diüretiklerle, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri,

anjiyotensin II reseptör antagonistleri ile birlikte kullanımında ve potasyum içeren ilaçlarla

ve potasyumca zengin diyet uygulanan hastalarda dikkatli olmak gerekmektedir (bkz. Bölüm

4.5 Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri). Bu gibi durumlarda

potasyum düzeylerinin kontrol edilmesi tavsiye edilir.

Siklosporin magnezyum klerensini artırır. Bu da özellikle perioperatif dönemde semptomatik

hipomagnezemiye

açar.

nedenle

perioperatif

dönemde

özellikle

nörolojik

semptom/belirtilerin varlığında serum magnezyum düzeylerinin kontrol edilmesi tavsiye

edilir. Eğer gerekli görülürse ilave magnezyum verilmelidir.

Hiperürisemili hastaların tedavisinde dikkatli olunmalıdır.

Siklosporin tedavisi sırasında

yapılan

aşılar; beklenenden daha az etkili olabilir; canlı

zayıflatılmış aşılardan kaçınılmalıdır.

Lerkanidipin siklosporin ile birlikte uygulandığında dikkatli olunmalıdır (bkz. Bölüm 4.5

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri).

Otoimmun hastalıklar endikasyonda ilave uyarılar:

Renal fonksiyon yetmezliği olan hastalarda (belli derecede renal yetmezliği olan nefrotik

sendromu

olan

hastalar

hariç)

kontrol

edilemeyen

hipertansiyon,

kontrol

edilemeyen

enfeksiyonlar veya herhangi bir türde malignite durumunda siklosporin uygulanmamalıdır.

Endojen uveitte ilave uyarılar:

DROSPORİN, renal fonksiyonu bozabildiğinden renal fonksiyonların sık olarak takibi ve

birden fazla ölçümde serum kreatinini başlangıç değerinin % 30'unun üzerine çıktığında

DROSPORİN dozunun % 25-50 oranında azaltılması gereklidir. Bu öneriler, ölçümleri

normal sınırlarda seyreden hastalar için de geçerlidir.

Endojen üveiti bulunan çocuklarda siklosporin kullanımıyla ilgili deneyim sınırlıdır.

10/25

Nefrotik sendromda ilave uyarılar:

DROSPORİN renal fonksiyonu bozabildiğinden, renal fonksiyonun sıklıkla takibi ve birden

fazla ölçümde serum kreatinin başlangıç değerinin % 30 üzerine çıktığında DROSPORİN

dozunun % 25-50 oranında azaltılması gereklidir. Anormal bazal renal fonksiyonu olan

hastalar,

başlangıçta

mg/kg

günlük

dozla

tedavi

edilmeli

çok

dikkatli

kontrol

edilmelidir.

Bazı hastalarda renal fonksiyondaki

değişikliklerin nefrotik sendromun kendisine

bağlı

olması yüzünden, DROSPORİN kaynaklı renal bozukluğun saptanması güç olabilir. Bu, bazı

nadir vakalarda serum kreatininde yükselme olmadan, DROSPORİN kaynaklı yapısal böbrek

değişikliklerinin görülmesini izah eder. DROSPORİN tedavisinin bir yıldan daha fazla

uygulandığı steroid-bağımlı minimal değişiklik nefropatisi olan hastalarda renal biyopsi

yapılması düşünülmelidir.

İmmünosupresanlarla tedavi edilen (siklosporin dahil) nefrotik sendromlu hastalarda nadiren

malignitelerin (Hodgkin lenfoması dahil) meydana geldiği bildirilmiştir.

Romatoid artritte ilave uyarılar:

DROSPORİN renal fonksiyonu bozabildiğinden, tedavi öncesinde bazal serum kreatinin

düzeylerini tespit etmek amacıyla en az 2 ölçüm yapılmalıdır. Ayrıca tedavinin ilk 3 ayında 2

haftalık aralarla serum kreatinin ölçümlerine devam edilmelidir ve bundan sonra ayda bir

ölçülmelidir. 6 aylık tedaviden sonra, serum kreatinin hastalığın stabilitesine, aynı zamanda

verilmekte olan ilaçlara ve eşlik eden hastalıklara bağlı olarak her 4-8 haftada bir ölçülmesi

gereklidir. DROSPORİN dozu artırıldığında veya non-steroid antiinflamatuvar bir ilaçla

birlikte tedaviye başlandığında ya da bu ilaçta doz artırımına gidildiğinde daha sık ölçüm

yapılmalıdır.

Ölçülen serum kreatinin değerleri, birden fazla ölçümde başlangıç değerinin % 30 üzerinde

ölçülürse DROSPORİN dozu azaltılmalıdır. Serum kreatinin değeri %50'den daha fazla

artmış olarak ölçülürse % 50 oranında doz azaltımına gidilmelidir. Bu öneriler normal

değerlerdeki hastalar için de geçerlidir. Doz azaltılması, bir ay içinde düzeylerin düşmesini

sağlayamazsa, DROSPORİN tedavisi kesilmelidir.

DROSPORİN tedavisi esnasında gelişen hipertansiyon uygun antihipertansiflerle kontrol

altına alınamazsa DROSPORİN’in kesilmesi gerekebilir.

11/25

Diğer

uzun

süreli

immünosupressif

tedavilerde

(siklosporin

dahil)

olduğu

gibi

lenfoproliferatif

hastalıklar

riskinin

artısı

dikkate

alınmalıdır.

Eğer

DROSPORİN

metotreksatla kombine olarak kullanılırsa, özel dikkat sarf edilmelidir.

Psoriasis’de ilave uyarılar;

DROSPORİN renal fonksiyonu bozabildiğinden tedavi öncesinde bazal serum kreatinin

düzeylerini tespit etmek amacıyla en az 2 ölçüm yapılmalıdır. Ayrıca tedavinin ilk üç ayında

2 haftalık aralarla serum kreatinin ölçümlerine devam edilmelidir.

Daha sonraları eğer kreatinin sabit kalırsa ölçümler ayda bir yapılmalıdır. Serum kreatinini

artarsa ve birden fazla ölçümde bazal düzeyin %30'unun üstüne çıkarsa DROSPORİN

dozunun %25-50 azaltılması gereklidir. Bu öneriler, ölçümleri normal düzeylerde seyreden

hastalar için de geçerlidir.

Doz azaltılması, bir ay içinde düzeylerin düşmesini sağlayamazsa, DROSPORİN tedavisi

kesilmelidir.

DROSPORİN

tedavisi

sırasında,

uygun

tedavi

kontrol

edilemeyen

hipertansiyon

geliştiğinde de, DROSPORİN'in kesilmesi tavsiye edilir.

Yaşlı hastalar, ancak hastanın günlük aktivitelerini engelleyecek boyutta psoriasis varlığında

tedavi edilmeli ve renal fonksiyonları özel bir dikkatle takip edilmelidir.

Psoriazisi bulunan çocuklarda DROSPORİN kullanımıyla ilgili deneyim sınırlıdır.

Konvansiyonel

immünosupressif

tedavidekiler

gibi,

siklosporin

tedavisi

altında

olan

psoriatik hastalarda da malignite gelişimi (özellikle ciltte) bildirilmiştir. Psoriasis için tipik

olmayan fakat malign veya premalign olduğundan şüphelenilen deri lezyonlarında oral

uygulanan

siklosporin

tedavisine

başlamadan

önce

biyopsi

yapılmalıdır.

Malign

veya

premalign cilt değişikliği olan hastalarda siklosporin uygulaması ancak bu lezyonların uygun

tedavisinden sonra etkili tedavi için başka bir seçenek kalmadığı takdirde uygulanmalıdır.

Oral olarak siklosporin ile tedavi edilen birkaç psöriatik hastada lenfoproliferatif bozukluklar

meydana gelmiştir. Bunlar, ilacın kesilmesiyle ortadan kalkmıştır

Atopik dermatitte ilave uyarılar:

DROSPORİN renal fonksiyonu bozabildiğinden, tedavi öncesinde bazal serum kreatinin

düzeylerini tespit etmek amacıyla en az iki ölçüm yapılmalı ve serum kreatinini tedavinin ilk

12/25

üç ayı süresince 2 haftalık aralarla izlenmelidir. Daha sonraları eğer serum kreatinini sabit

kalırsa ölçümler ayda bir

yapılmalıdır. Eğer serum kreatinini

yükselir ve birden fazla

ölçümde bazal değerlerin %30'undan daha fazla artış gösterirse DROSPORİN dozu % 25-50

oranında azaltılmalıdır. Bu öneriler, ölçümleri normal laboratuar düzeylerinde seyreden

hastalar için de geçerlidir. Doz indirimi bir ay içinde düzeylerin düşmesini sağlayamazsa

DROSPORİN tedavisi kesilmelidir.

DROSPORİN

tedavisi

sırasında,

uygun

tedavi

kontrol

edilemeyen

hipertansiyon

geliştiğinde de, DROSPORİN’in kesilmesi tavsiye edilir.

DROSPORİN ile atopik dermatitli çocuklardaki deneyimler henüz sınırlıdır.

Yaşlı hastalar, ancak hastanın günlük aktivitelerini engelleyecek boyutta atopik dermatit

varlığında tedavi edilmeli ve renal fonksiyon özel bir dikkatle takip edilmelidir.

Benign lenfadenopati sıklıkla atopik dermatitin alevlenmesi ile birliktedir ve hastalıktaki

genel

iyileşmeyi

takiben

kendiliğinden

düzelir.

Siklosporin

tedavisi

ortaya

çıkan

lenfadenopati düzenli olarak takip edilmelidir. Hastalığın iyileşmesine rağmen devam eden

adenopati durumunda lenfoma yokluğundan emin olmak amacıyla biyopsi yapılmalıdır.

DROSPORİN ile tedaviye başlamadan önce aktif herpes simplex enfeksiyonları tedavi

edilmelidir. Ancak, tedavi sırasında gelişen bir enfeksiyon ciddi olmadığı sürece ilacın

bırakılmasını gerektirmez.

Staphylococcus aureus'a bağlı deri enfeksiyonları, DROSPORİN tedavisi için mutlak bir

kontrendikasyon oluşturmamakla beraber, uygun antibakteriyel ilaçlarla tedavi edilmelidir.

Siklosporinin

konsantrasyonlarını

artırdığı

bilinen

(bkz.,

Diğer

tıbbi

ürünler

etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri bölümü) eritromisin kullanımından kaçınılmalıdır

veya eğer başka seçenek yoksa, siklosporinin kan düzeylerinin, renal fonksiyonların ve

siklosporine bağlı yan etkilerin yakından izlenmesi önerilir.

DROSPORİN almakta olan hastalar aynı zamanda ultraviyole B radyasyonu veya PUVA

fotokemoterapisi almamalıdır.

Bu tıbbi ürün az miktarda –her 1 miligramda 100 mg’dan daha az– etanol (alkol) içerir. Bu

açıklama, üründe az seviyede alkol olması ile ilgili endişe taşıyan ebeveyn ve çocuklara

garanti sağlamak içindir.

13/25

Bu tıbbi ürün gliserol ve propilen glikol içermektedir. Dozu nedeniyle herhangi bir uyarı

gerektirmemektedir.

Modifiye siklosporin formülasyonları non-modifiye formülasyonlara göre daha yüksek

biyoyararlanıma sahiptir. Bu nedenle modifiye bir formülasyondan non-modifiye bir

formülasyona

geçiş

siklosporin

kan

düzeyinde

düşmeye

neden

olacağından

ancak

doktor gözetiminde yapılmalıdır.

4.5.

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Gıda Etkileşmeleri:

Greyfurt suyuyla birlikte kullanımının siklosporinin biyoyararlanımını artırdığı bildirilmiştir.

İlaç Etkileşmeleri:

Siklosoprin

etkileşime

giren

birçok

ilaç

arasından,

etkileşimin

kesin

olarak

ortaya

konduğu ve klinik açıdan da önemi taşıyanlar aşağıda sıralanmıştır.

Birçok bileşenin siklosporin metabolizmasında özellikle CYP3A4 enziminin inhibisyonu

veya indüksiyonunu sağlayarak plazma veya tam kan siklosporin düzeylerini artırdığı veya

azalttığı bilinmektedir. Siklosporin, aynı zamanda, CYP3A4 enziminin ve birçok ilacın dışa

yönelik taşıyıcısı olan P-glikoprotein inhibitörüdür ve birlikte uygulanan ve bu enzimin

ve/veya taşıyıcının substratları olan ilaçların plazma düzeylerini artırabilir.

Siklosporin düzeylerini azaltan ilaçlar:

Barbitüratlar, karbamazepin, okskarbazepin, fenitoin; nafsillin, sulfadimidin i.v; rifampisin;

oktreotid;

probukol;

orlistat,

hypericum

perforatum

(St.

John's

wort);

tiklodipin,

sülfinpirazon, terbinafin, bosentan.

Siklosporin düzeylerini artıran ilaçlar:

Makrolid antibiyotikleri (başlıca eritromisin, azitromisin ve klaritromisin); ketokonazol,

flukonazol, itrakonazol, vorikonazol; diltiazem, nikardipin, verapamil; metoklopramid; oral

kontraseptifler; danazol; metilprednizolon (yüksek doz); allopurinol; amiodaron; kolik asid

ve türevleri; proteaz inhibitörleri, imatinib, kolşisin, nefazodon.

14/25

Diğer ilgili ilaç etkileşimleri:

Nefrotoksik sinerji gösteren aminoglikozitler (gentamisin, tobramisin dahil), amfoterisin B,

siprofloksasin, vankomisin, trimetoprim (+ sulfametoksazol); non-steroid antiinflamatuvar

ilaçlar

(diklofenak,

naproksen,

sulindak

dahil)

melfalan,

histamin

reseptör

antagonistleri (örn. simetidin, ranitidin), metotreksat siklosporinle birlikte kullanırken dikkat

edilmelidir (bkz. Bölüm 4.4 Özel kullanım uyarıları ve önlemleri).

Nefrotoksisite

potansiyelindeki

artış

nedeniyle

siklosporinin,

takrolimusla

birlikte

kullanılmasından sakınmak gerekir.

Siklosporinle

nifedipinin

birlikte

kullanımı

başına

siklosporin

kullanımıyla

gözlenenden daha fazla oranda jinjival hiperplazide artış meydana gelmiştir.

Siklosporin ve lerkanidipinin birlikte kullanılmasından sonra, lerkanidipinin EAA değeri üç

kat artarken, siklosporinin EAA değeri %21 oranında artmıştır. Bu nedenle, siklosporin ve

lerkanidipin

birlikte

kullanılırken

dikkatli

olunmalıdır

(bkz.

Bölüm

Özel

kullanım

uyarıları ve önlemleri).

Diklofenakla siklosporinin birlikte kullanımı sonucu diklofenak biyoyararlanımında anlamlı

artışla

birlikte

olası

geri

dönüşlü

renal

fonksiyon

yetersizliği

meydana

gelmiştir.

Diklofenakın biyoyararlanımındaki artış büyük bir olasılıkla onun yüksek ilk-geçiş etkisinin

azalması sonucu olmuştur. Eğer düşük ilk-geçiş etkisine sahip nonsteroid antiinflamatuvar

ilaçlar (örn.: asetil salisilik asit) siklosporinle birlikte verilirse, biyoyararlanımlarında artış

beklenmez.

Siklosporin

ayrıca

digoksin,

kolşisin,

prednisolon,

HMG-CoA

redüktaz

inhibitörleri

(statinler) ve etopozidin klerensini azaltabilir.

Digoksin kullanmakta olan hastalarda siklosporin tedavisine başlanmasını izleyen birkaç gün

içerisinde şiddetli digitalis toksisitesi görülmüştür. Siklosporinin, kolşisinin miyopati ve

nöropati

gibi

toksik

etkilerini,

özellikle

böbrek

disfonksiyonu

olan

hastalarda

artırma

potansiyeline sahip olduğundan söz eden raporlar da vardır. Eğer digoksin veya kolşisin,

siklosporinle birlikte kullanılırsa; digoksinin ya da kolşisinin toksik belirtilerinin erkenden

fark edilebilmesi ve bunun, digoksin veya kolşisin dozu azaltılarak ya da bu ilaçların

siklosporinle birlikte kullanılmasına son verilerek düzeltilebilmesi için, yakın klinik gözleme

ihtiyaç vardır.

15/25

Siklosporinin lovastatin, simvastatin, atorvastatin, pravastatin ve ender olarak da fluvastatin

ile birlikte kullanılması durumunda kas ağrısı ve dermansızlık, miyozit ve rabdomiyoliz gibi

miyotoksik etkilerin görüldüğü, literatürde

yayınlanmış ve pazara verilme sonrası bazı

hastalarda

bildirilmiştir.

statinler

siklosporinle

birlikte

kullanılacaksa,

söz

konusu

statinlerin

dozaj

prospektüs

önerileri

uyarınca

azaltılmalıdır.

Miyopati

belirtileri

semptomları veren hastalarda veya rabdomiyoliz nedeniyle, böbrek yetmezliği dahil şiddetli

böbrek hasarına zemin hazırlayan risk faktörleri mevcut olanlarda statin tedavisinin geçici

olarak durdurulması veya statin tedavisinden vazgeçilmesi gerekebilir.

Mikroemülsiyonluk, tam doz siklosporinin everolimus veya sirolimus ile birlikte kullanıldığı

çalışmalarda serum kreatinin düzeylerinin

yükseldiği

görülmüştür. Siklosporin dozunun

azaltılması,

toksik

etkiyi

çoğu

zaman

ortadan

kaldırır.

Everolimus

sirolimus,

siklosporin farmakokinetiği üzerinde yalnızca minör etkiye sahiptir. Birlikte siklosporin

kullanılması, kandaki everolimus ve sirolimus düzeylerini anlamlı şekilde artırır.

Serum potasyumunda anlamlı artışa neden olabildikleri için potasyum tutucu ilaçlar (örn.

potasyum tutucu diüretikler, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, anjiyotensin II

reseptör antagonistleri) ya da potasyum içeren ilaçlar ile birlikte siklosporin kullanılırken

dikkatli olunmalıdır (bkz. Bölüm 4.4 Özel kullanım uyarıları ve önlemleri).

Siklosporin, repaglinidin plazma konsantrasyonlarını ve bu bağlamda hipoglisemi riskini

arttırabilir.

Tavsiyeler:

Eğer siklosporinle etkileşmeye gireceği bilinen ilaçların birlikte kullanımı engellenemezse

aşağıdaki tavsiyelere uyulmalıdır:

Nefrotoksik sinerji gösterebilecek ilaçlarla birlikte kullanımında:

Renal fonksiyonun (baslıca serum kreatinin) yakın monitörizasyonu yapılmalıdır. Eğer renal

fonksiyonda anlamlı bir bozulma ortaya çıkarsa birlikte uygulanan ilacın dozu azaltılmalı

veya alternatif bir tedavi uygulanmalıdır.

Gref nakledilmiş hastalarda siklosporinin fibrik asit türevleriyle (bezafibrat, fenofibrat)

birlikte

kullanılmasının

ardından

önemli

boyutlarda,

ancak

geri

dönüşlü

böbrek

disfonksiyonunun geliştiğinden söz eden, izole raporlar vardır. Söz konusu hastalarda böbrek

16/25

fonksiyonları,

nedenle

yakından

izlenmelidir.

Böbrek

fonksiyonlarında

önemli

bozukluk geliştiğinde, bu ilaçların birlikte kullanılmasına son verilmelidir.

Siklosporinin biyoyararlanımını artırdığı veya azalttığı bilinen ilaçlar:

Transplant hastalarında siklosporin düzeyleri sık sık ölçülmeli ve eğer gerekliyse birlikte

kullanılacak

olan

ilacın başlanmasında veya sona erdirilmesi sırasında siklosporin doz

ayarlaması yapılmalıdır. Transplantasyon yapılmayan otoimmün hastalarda siklosporin kan

düzeyinin izlenmesinin önemi bu hastalarda kan düzeyi ve klinik etkiler arasındaki ilişki

yeterli

olarak

kanıtlanmadığından

şüphelidir.

Siklosporin

düzeylerini

artırdığı

bilinen

ilaçların birlikte uygulanması durumunda sık sık renal fonksiyonların değerlendirilmesi ve

siklosporinle ilgili yan etkilerin dikkatli bir şekilde monitorizasyonu kan düzeyi ölçümlerine

göre daha yararlı olabilir.

Siklosporin

kullanan

hastalarda

etki

olarak

jinjival

hiperplazi

gelişirse

nifedipinle

birlikte kullanımından kaçınmak gerekir.

Yüksek ilk-geçiş metabolizmasına sahip (ör:diklofenak) non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar,

siklosporin kullanacak hastalarda daha düşük dozda uygulanmalıdır.

Eğer

siklosporinle

birlikte

digoksin,

kolşisin

veya

HMG-CoA

redüktaz

inhibitörleri

(statinler) kullanılırsa ilacın toksik etkilerini erken tespit edebilmek için yakın klinik takip

yapılarak gerektiğinde doz azaltılmalı veya ilacın alımı kesilmelidir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Özel popülasyonlara ilişkin hiçbir klinik etkileşim çalışması yürütülmemiştir.

Pediyatrik popülasyon: Pediyatrik popülasyona ilişkin hiçbir klinik etkileşim çalışması

yürütülmemiştir.

4.6.

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi C’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Siklosporinin gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir.

17/25

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar üreme toksisitesinin bulunduğunu göstermiştir (bkz.

Bölüm 5.3). İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir.

Gebelik dönemi

Transplantasyon sonrasında siklosporin ve siklosporin içeren rejimler dahil olmak üzere

immünosupresif

tedavi

uygulanan

gebe

kadınlar

prematüre

doğum

(<37

hafta)

riski

altındadır.

Siklosporine in utero maruz kalan yaklaşık 7 yaşa kadar olan çocuklarda yapılan sınırlı

sayıda çalışmalar bulunmaktadır. Bu çocuklarda renal fonksiyon ve kan basıncı normal

bulunmuştur.

Ancak gebe kadınlarda kullanımla ilgili yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar bulunmadığından,

DROSPORİN annede beklenen yararın, fetüste beklenen risklerden fazla olduğu durumlar

dışında kullanılmamalıdır.

Laktasyon dönemi

Siklosporin

anne

sütüne

geçer.

DROSPORİN’in

terapötik

dozları

emziren

kadınlara

uygulandığı takdirde memedeki çocuk üzerinde etkiye neden olabilecek ölçüde atılmaktadır.

DROSPORİN ile tedavi sırasında emzirme durdurulmalıdır.

Üreme yeteneği / Fertilite

Dişi ve erkek sıçanlarda yapılan çalışmalarda doğurganlığın azaldığı gösterilmemiştir (bkz.

Bölüm 5.3 Klinik öncesi güvenlik verileri).

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

DROSPORİN’in

araç

makine

kullanma

yeteneği

üzerindeki

etkisine

bilgi

bulunmamaktadır.

4.8.

İstenmeyen etkiler

Siklosporin tedavisiyle ilişkili birçok yan etki doza bağımlı olup doz azaltılmasına yanıt

verir. Çoğu endikasyonda yan etkilerin ayrıntılı spektrumu aslında aynı olup yalnız insidans

ve şiddetinde farklılıklar mevcuttur. Bu yüksek başlangıç dozlarının ve transplantasyondan

sonra gereken uzun idame tedavisinin sonucu olarak transplant hastalarında yan etkiler diğer

endikasyonlarda tedavi gören hastalara göre daha sık ve daha şiddetlidir.

18/25

İntravenöz uygulamadan sonra anafilaktoid reaksiyonlar gözlenmiştir (bkz. Bölüm 4.4 Özel

kullanım uyarıları ve önlemleri).

Enfeksiyonlar ve Enfestasyonlar

Siklosporin

siklosporin

içeren

rejimler

dahil

olmak

üzere

immünosupresif

tedavi

uygulanan hastalarda enfeksiyon (viral, bakteriyel, fungal, parazitik) riski artmıştır (bkz.

Bölüm 4.4 Özel kullanım uyarıları ve önlemleri). Hem yaygın hem de lokalize enfeksiyonlar

oluşabilir.

Aynı

zamanda,

daha

önceden

olan

enfeksiyonlar

şiddetlenebilir

Polyomavirüs enfeksiyonlarının reaktivasyonu Polyomavirüs ile ilişkili nefropatiye (PVAN)

ya da JC virüsü ile ilişkili progresif multifokal lökoensefalopatiye (PML) neden olabilir.

Ciddi ve/veya ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiştir.

Benign, malign ve hangi gruba girdiği belirlenmemiş neoplazmalar (kistler ve polipler

dahil)

Siklosporin

siklosporin

içeren

rejimler

dahil

olmak

üzere

immünosupresif

tedavi

uygulanan hastalarda lenfomaların veya lenfoproliferatif bozuklukların ve özellikle deride

olmak

üzere

diğer

malignitelerin

gelişme

riski

artar.

Malignitelerin

sıklığı

tedavinin

yoğunluğuna ve süresine bağlı olarak artar (bkz. Bölüm 4.4 Özel kullanım uyarıları ve

önlemleri). Bazı maligniteler ölümcül olabilir.

Advers

ilaç

reaksiyonları,

sık

görülen

advers

reaksiyon

sırada

olacak

şekilde

sıklıklarına

göre

aşağıda

sıralanmıştır.

sıklık

grubunda

advers

reaksiyonlar

azalan

ciddiyet derecesine göre sıralanmıştır.

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100);

seyrek (≥1/10.000 ila

<1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden

hareketle tahmin edilemiyor).

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan: Anemi, trombositopeni.

Seyrek: Mikro-anjiyopatik hemolitik anemi, hemolitik üremik sendrom.

Endokrin hastalıklar

Seyrek: Menstrüel rahatsızlıklar, jinekomasti.

19/25

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Çok yaygın: Hiperlipidemi.

Yaygın: Anoreksi, hiperürisemi, hiperkalemi ve hipomagnezemi.

Seyrek: Hiperglisemi.

Sinir sistemi hastalıkları

Çok yaygın: Tremor, baş ağrısı

Yaygın: Parestezi

Yaygın olmayan: Konvülsiyonlar, konfüzyon, dezoryantasyon, dış uyarıya cevap vermede

azalma, ajitasyon, uykusuzluk, vizüel rahatsızlıklar, kortikal körlük, koma, parezi, serebellar

ataksi gibi ensefalopati belirtileri

Seyrek: Motor polinöropati

Çok seyrek: Benign intrakraniyal hipertansiyona sekonder olası görme bozukluğuyla birlikte

papilla ödemini de içeren optik disk ödemi.

Vasküler hastalıklar

Çok yaygın: Hipertansiyon.

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Bulantı, kusma, karın ağrısı, diyare, gingival hiperplazi.

Seyrek: Pankreatit.

Hepato-bilier hastalıklar

Yaygın: Hepatik disfonksiyon.

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın: Hipertrikoz.

Yaygın olmayan: Alerjik döküntü.

Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın: Kas krampları, miyalji.

Seyrek: Kas zayıflığı ve miyopati.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Çok yaygın: Renal yetmezlik (bkz. Bölüm 4.4 Özel Kullanım Uyarıları ve Önlemleri)

20/25

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

Yaygın: Yorgunluk.

Yaygın olmayan: Ödem, kiloda artış.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması:

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak

sağlar.

Sağlık

mesleği

mensuplarının

herhangi

advers

reaksiyonu

Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri

gerekmektedir

(www.titck.gov.tr;

posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

Siklosporinin oral LD

değeri farelerde 2,329 mg/kg, sıçanlarda 1,480 mg/kg ve tavşanlarda

>1,000 mg/kg’dır. i.v. LD

değeri ise farelerde 148 mg/kg, sıçanlarda 104 mg/kg ve

tavşanlarda 46 mg/kg’dır.

Semptomlar:

Akut siklosporin doz aşımı ile ilgili deneyimler sınırlıdır. 10 g’a kadar (yaklaşık 150mg/kg)

siklosporin oral dozları, kusma, uyku hali, baş ağrısı, taşikardi ve az sayıda hastada orta

şiddette ve geri dönüşümlü böbrek fonksiyon bozukluğu gibi minör klinik sonuçlarla tolere

edilmiştir. Bununla birlikte, prematüre yeni doğanlarda yanlışlıkla uygulanan parenteral doz

aşımını takiben ciddi intoksikasyon semptomları bildirilmiştir.

Tedavi:

Tüm doz aşımı olgularında, genel destekleyici önlemler izlenmeli ve semptomatik tedavi

uygulanmalıdır. Oral alımdan sonraki ilk birkaç saat içinde hastanın kusturulması ve gastrik

lavaj

yararlı

olabilir.

Siklosporin,

büyük

oranda

diyalizle

atılamaz

karbon

hemoperfüzyonu ile de iyi bir düzeyde temizlenmesi mümkün değildir.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER:

5.1.

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: İmmünosupresif ajanlar, kalsinörin inhibitörleri

ATC Kodu: L04AD01

21/25

Siklosporin

(siklosporin

olarak

bilinmektedir)

aminoasitten

oluşan

siklik

polipeptiddir. Hayvanlarda allojenik cilt, kalp, böbrek, pankreas, kemik iliği, ince barsak ya

da akciğer transplantlarının ömrünü uzatan güçlü bir immunosupressif ajandır.

Çeşitli çalışmalar siklosporinin allograft immünite, geç kutanöz aşırı duyarlılık, deneysel

allerjik ansefalomiyelit, Freund adjuvan artriti, graft-versus-host hastalığı (GVHD) gibi

hücre-aracılı reaksiyonların gelişmesini ve T-hücresine bağımlı antikor oluşumunu inhibe

ettiğini göstermektedir. Aynı zamanda hücre düzeyinde interleukin-2 (T-hücresi büyüme

faktörü,

TCGF)

dahil

olmak

üzere,

lenfokin

üretimini

serbestlenmesini

inhibe

etmektedir.

Siklosporinin

hücre

siklusunun

fazlarında

istirahat

halindeki

lenfositleri bloke ettiği görülür ve aktif T hücrelerinin antijen uyarımlı lenfokin salınımını

inhibe eder.

Eldeki tüm veriler, siklosporinin spesifik olarak ve reversibl bir biçimde lenfositler üzerinde

etkin

olduğunu

göstermektedir.

Sitostatik

ajanların

aksine,

siklosporin

hemotopoiezisi

deprese etmemekte ve

fagosit hücrelerin işlevleri üzerinde de etkisi

bulunmamaktadır.

Siklosporin

tedavisindeki

hastalar,

diğer

immünosupressif

tedaviler

altındaki

hastalara

kıyasla enfeksiyonlara karşı daha az duyarlıdırlar.

Organ reddinin ve GVHD'nin önlenmesi ve tedavisi için paranteral siklosporin kullanımıyla,

başarılı organ ve kemik iliği transplantasyonları yapılmıştır. Siklosporin, hem Hepatit C

Virüsü (HCV) pozitif hem de HCV negatif olan karaciğer nakli yapılmış hastalarda başarılı

bir şekilde kullanılmaktadır. Paranteral siklosporin tedavisiyle, immünolojik mekanizmayla

olduğu

bilinen

değerlendirilebilen

değişik

olgularda

olumlu

yanıtlar

alındığı

gösterilmiştir.

5.2.

Farmakokinetik özellikler

Genel Özellikler:

Emilim:

DROSPORİN alındıktan sonra, oral uygulanan siklosporine göre siklosporinin gün boyunca

ölçülen kan düzeyleri (EAA

) uygulanan doz ile daha fazla paralellik, daha kararlı bir

absorpsiyon

profili,

yiyeceklerden

diurnal

ritimden

daha

etkilenme

gösterir.

özelliklerin birleşmesi sonucunda siklosporinin farmakokinetiğinde aynı hastada gözlenen

değişkenlikler azalır ve çukur düzey (tedavi sırasında hasta ilacını almadan hemen önce

22/25

ölçülen kan düzeyi) ile EAA

(kan düzeyi-zaman eğrisinin altında kalan alan) arasında daha

iyi bir korelasyon sağlanır. Eklenen bu üstünlükler sonucunda, DROSPORİN uygulama

zamanlarının

ayarlanmasında

yemek

saatlerini

dikkate

almak

gerekmez.

Ayrıca,

DROSPORİN gün boyunca ve idame tedavisi sırasındaki günler arasında daha kararlı kan

düzeyleri sağlar.

Oral uygulanan siklosporinden oral siklosporine bire bir geçişte çukur kan düzeylerinin

benzer

olduğu

böylece

istenen

terapötik

çukur

düzeyi

sınırları

içinde

kalındığı

gösterilmiştir. Diğer oral formları ile karsılaştırıldığında, DROSPORİN daha çabuk emilir

(1-6 saat arasında pik kan konsantrasyonu elde edilir) (ortalama t

1 saat daha kısalır ve

ortalama C

%59 artar) ve ortalama olarak %29 daha yüksek bir biyoyararlanım gösterir.

Dağılım:

Siklosporin kan hacmi dışında yaygın bir şekilde dağılma gösterir. Kanda; plazmada %33-

47, lenfositlerde % 4-9, granülositlerde %5-12 ve eritrositlerde %41-58 oranlarında bulunur.

Plazmada yaklaşık %90'ı proteinlere ve daha çok lipoproteinlere bağlı olarak bulunur.

Biyotransformasyon:

Siklosporin, büyük oranda 15 kadar metabolitine dönüşür. Tek bir major metabolik yolu

yoktur.

Metabolizma

karaciğerde

sitokrom

P450’ye

bağımlı

mono-oksijenaz

sistemde

gerçekleşir

metabolizma

yolu

molekülün

değişik

pozisyonlarında

mono

dihidroksilasyon ve N-demetilasyona uğrar. Sitokrom P450’ye bağımlı enzim sistemini

inhibe veya indüksiyona uğratacağı bilinen bileşiklerin siklosporin düzeylerini artıracağı

veya azaltacağı bulunmuştur (bkz. Bölüm 4.5). Bugüne kadar tanımlanan metabolitlerin ana

bileşiğin bozulmamış peptid yapıları olduğu ve bazısının zayıf immünosupresif aktiviteye

sahip olduğu (değişmemiş bileşiğin onda biri kadar) bulunmuştur.

Eliminasyon:

Eliminasyonu esas olarak safra yolu ile olup, oral dozun yalnız %6'sı idrarla atılmakta ve

bunun da ancak %0.1'i değişmemiş halde itrah olmaktadır.

Siklosporinin terminal safhadaki yarılanma ömrü uygulanan miktar tayini yöntemine ve

ölçüm yapılan gruba göre yüksek değişkenlik gösterir. Terminal yarılanma ömrü 6.3 saatten

(sağlıklı gönüllülerde) 20.4 saate (ağır karaciğer hastalarında) kadar değişir.

23/25

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Siklosporin standart test sistemlerinde oral uygulama ile (sıçanlarda günlük 17mg/kg’a kadar

tavşanlarda

günlük

30mg/kg’a

kadar)

mutajenik

teratojenik

etki

göstermemiştir.

Toksik dozlarda (oral olarak sıçanlarda günlük 30 mg/kg ve tavşanlarda günlük 100mg/kg)

prenatal ve postnatal mortalitenin artmasıyla ve ilgili iskelet gerilikleri ile beraber düşük

fetus ağırlığı gibi embriyotoksik ve fetotoksik etkileri belirlenmiştir.

Yayınlanmış iki araştırma çalışmasında, in utero siklosporine maruz kalan (subkutan olarak

10mg/kg/gün)

yaşı

haftaya

kadar

olan

tavşanlarda

azalan

sayıda

nefronlar,

renal

hipertrofi, sistemik hipertansiyon ve ilerleyen böbrek yetmezliği kanıtlanmıştır.

Siklosporini intravenöz olarak 12mg/kg/gün (günde iki defa önerilen insan intravenöz dozu)

alan gebe sıçanların ventriküler septal defekt insidansı yüksek olan fetüsleri olmuştur.

Bu bulgular diğer türlerde kanıtlanmamıştır ve insanlarla ilişkisi bilinmemektedir.

Erkek ve dişi fareler ve sıçanlarda karsinojenite çalışmaları yapılmıştır. 78 haftalık bir fare

çalışmasında

günlük

mg/kg

dozlarda,

dişilerde

lenfositik

lenfomalar

için

istatistiksel

olarak

anlamlı

eğilimi

olduğu

kanıtlanmış

orta

dozda,

erkeklerde

hepatoselüler karsinomaların görülme oranı kontrol değerini aşmıştır. 24 aylık günlük 0.5, 2

ve 8mg/kg dozlarında yapılan bir sıçan çalışmasında, düşük doz seviyesinde, pankreatik

adacık

adenomu

kontrol

hızını

anlamlı

olarak

aşmıştır.

Hepatoselüler

karsinoma

pankreatik adacık adenomu doza bağlı değildir.

Dişi ve erkek sıçanlarda yapılan çalışmalarda doğurganlığın azaldığı gösterilmemiştir.

Farelerde ve Çin hemstırlarında yapılan Ames testi, v79-hgprt testi, mikronükleus testi, Çin

hemstırları kemik iliğinde yapılan kromozom sapma testi, fare dominant letal çalışma ve

tedavi

edilen

farelerde

spermlerde

düzeltme

testlerinde

siklosporininin

mutajenik/genotoksik olmadığı saptanmıştır. İnsan lenfositlerinin kullanıldığı, in vitro olarak

yapılan ve siklosporinin kardeş kromatid değişimini (SCE) teşvik edilmesini inceleyen bir

çalışmada,

sistemde

yüksek

konsantrasyonlarda

pozitif

etki

(örn.:

SCE’nin

teşvik

edilmesi) belirlenmiştir.

Organ

transplantasyonu

yapılan

hastalarda,

malignansların

görülme

sıklığının

artması

immünosupresyonun bilinen bir komplikasyonudur. Neoplazmaların en sık görülen formları

non-Hodgkin lenfoma ve deri karsinomalarıdır. Siklosporin tedavisi sırasında malignitelerin

24/25

görülmesi

normal,

sağlıklı

kişilerde

görülmesinden

daha

yüksek,

ancak

diğer

immünosupresif tedavi gören hastalardakine benzerdir. İmmünosupresyonun kesilmesi ya da

azaltılmasının lezyonlarda azalmaya neden olduğu rapor edilmiştir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Etanol anhidr

Tokoferol asetat

Dietilen glikol monoetil eter(Transcutol)

Oleoil makrogolgliserid

Makrogolgliserol Hidroksistearat(Cremophor RH 40)

Jelatin (sığırdan elde edilmiştir)

Gliserol (sığırdan elde edilmiştir)

Propilen glikol

Titanyum dioksit

Siyah demir oksit

Saflaştırılmış Su

6.2. Geçimsizlikler

DROSPORİN’in herhangi bir ilaç ya da madde ile geçimsizliği olduğuna dair bir kanıt

bulunmamaktadır.

6.3. Raf ömrü

36 ay.

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

25 ºC’nin altındaki oda sıcaklığında ve ambalajında saklayınız.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

Siklosporin

mikroemülsiyon

yumuşak

kapsüller

alüminyum/alüminyum

blisterlerde

ambalajlanmıştır. Her bir ambalaj 50 adet kapsül içermektedir.

25/25

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği”

ve “Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliği’ne uygun olarak imha edilmelidir”.

7. RUHSAT SAHİBİ

Drogsan İlaçları San. ve Tic. A.Ş.

Oğuzlar Mah. 1370. Sok 7/3

Balgat-ANKARA

Tel : 0 312 287 74 10

Faks: 0 312 287 61 15

8. RUHSAT NUMARASI

133/25

9. İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 11.06.2012

Ruhsat yenileme tarihi: -

10. KÜB’ÜN YENİLEME TARİHİ

…/…/…