COVERSYL

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • COVERSYL PLUS 5 MG/1,25 MG 30 FILM KAPLI TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • COVERSYL PLUS 5 MG/1,25 MG 30 FILM KAPLI TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • antabuse ve idrar söktürücü

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699552090472
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 25-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1/19

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

COVERSYL 5 mg film kaplı tablet

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Perindopril arjinin tuzu: 5 mg (3.395 mg perindoprile karşılık)

Yardımcı maddeler:

Laktoz monohidrat: 72.58 mg

Sodyum nişasta glikolat (Tip A): 2.7 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Film kaplı tablet.

Açık yeşil, çubuk şeklinde, bir yüzü

baskılı, çift tarafı çentikli film kaplı tablet. Tabletler

iki eşit doza bölünebilir.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

Hipertansiyon

Hipertansiyon tedavisi, (Bkz. Bölüm 4.3, 4.4, 4.5 ve 5.1)

Kalp yetmezliği

Semptomatik kalp yetmezliği,

Stabil koroner arter hastalığı

Miyokart infarktüsü ve/veya revaskülarizasyon öyküsü olan hastalarda kardiyak olay

riskini azaltmada endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji:

Doz, hasta profili ve kan basıncı

yanıtına göre bireysel olmalıdır.

(Bkz.

Bölüm4.4).

Uygulama sıklığı ve süresi:

COVERSYL’in sabahları günlük tek doz olarak, yemeklerden

önce alınması önerilmektedir.

Uygulama şekli:

Oral kullanım içindir.

Hipertansiyon:

COVERSYL, tekli tedavide veya diğer antihipertansif ilaç sınıfları ile birlikte kombine

tedavide kullanılabilir (Bkz. Bölüm 4.3, 4.4, 4.5 ve 5.1).

Önerilen başlangıç dozu sabahları alınmak üzere günde 5 mg’dır.

2/19

Renin-anjiyotensin-aldosteron

sistem

aktivitesi

yüksek

olan

hastalarda

(özellikle,

renovasküler hipertansiyon, tuz ve/veya volüm kaybı, kardiyak dekompansasyon veya

şiddetli hipertansiyon) başlangıç dozundan sonra kan basıncında aşırı bir düşüş meydana

gelebilir. Bu tür hastalarda başlangıç dozu olarak 2.5 mg önerilmektedir ve tedaviye

başlama tıbbi gözetim altında yapılmalıdır.

Başlangıç tedavisinin ilk ayından sonra doz, günde tek seferde 10 mg’a yükseltilebilir.

COVERSYL tedavisine başlanmasının ardından semptomatik hipotansiyon oluşabilir; bu

daha çok, aynı zamanda ya da yakın zamana kadar diüretiklerle tedavi gören hastalarda

olur. Bu hastalarda tuz ve/veya volüm kaybı olabileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Eğer mümkünse, COVERSYL tedavisine başlanmadan 2-3 gün önce diüretik tedavisi sona

erdirilmelidir (Bkz. Bölüm 4.4).

Diüretik tedavisi kesilemeyen hipertansif hastalarda, COVERSYL tedavisi 2.5 mg doz ile

başlatılmalıdır. Renal fonksiyonlar ve serum potasyum değerleri takip edilmelidir. Daha

sonraki COVERSYL dozları kan basıncı yanıtına göre ayarlanmalıdır. Eğer gerekiyorsa,

diüretik tedavisine devam edilebilir.

Semptomatik kalp yetmezliği:

COVERSYL’in genellikle potasyum tutucu özelliği olmayan diüretik ve/veya digoksin

ve/veya beta-blokerler ile birlikte yakın tıbbi gözetim altında, sabahları alınan 2,5 mg’lık

başlangıç dozu ile verilmesi önerilir.Bu doz, eğer hasta tarafından tolere ediliyorsa 2 hafta

sonra 5 mg’a yükseltilebilir. Doz ayarlaması, her hastanın klinik yanıtına bağlı olarak

yapılmalıdır.

Şiddetli kalp yetmezliğinde ve yüksek riskte olduğu düşünülen diğer hastalarda (renal

fonksiyonu

bozukluğu

olan

elektrolit

bozuklukları

olmaya

eğilimli

hastalarda,

diüretiklerle ve/veya vazodilatör ajanlarla eş zamanlı tedavi alan hastalarda) tedavi dikkatli

gözetim altında başlatılmalıdır (Bkz. Bölüm 4.4).

Yüksek semptomatik hipotansiyon riski olan hastaların, örneğin hiponatremi olsun veya

olmasın tuz kaybı olan hastalar, hipovolemisi olan hastalar veya kuvvetli diüretik tedavisi

almakta olan hastaların COVERSYL tedavisine başlanmadan önce, eğer mümkünse,

öncelikle bu durumları düzeltilmelidir. COVERSYL tedavisinden önce ve tedavi süresince

kan basıncı, renal fonksiyon ve serum potasyum değerleri yakından takip edilmelidir (Bkz.

Bölüm 4.4).

Stabil koroner arter hastalığı:

COVERSYL’e iki hafta boyunca günde tek doz 5 mg olarak başlanmalı, eğer 5 mg hasta

tarafından iyi tolere ediliyorsa renal fonksiyonlarına bağlı olarak doz, günde bir defa 10

mg’a çıkarılmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Geriyatrik popülasyon:

Hipertansiyon:

Yaşlı hastalarda tedaviye 2.5 mg dozu ile başlanmalıdır. Doz, eğer

gerekliyse renal fonksiyonun cevabına bağlı olarak aşamalı şekilde bir ay sonra 5 mg’a

daha sonra da 10 mg’a yükseltilebilir (Bkz. Tablo 1).

Stabil koroner arter hastalığı:

Yaşlı hastalarda, renal fonksiyonlara (Bkz. Bölüm Tablo 1

“Böbrek yetmezliğinde dozaj ayarlaması) bağlı olarak dozu günde 10 mg’a çıkarmadan

3/19

önce bir hafta boyunca günde bir defa 2.5 mg, sonraki hafta günde bir defa 5 mg

verilmelidir. Doz sadece bir önceki düşük doz iyi tolere edildiği takdirde artırılmalıdır.

Böbrek yetmezliği:

Böbrek yetmezliği olan hastalarda dozaj ayarlaması Tablo 1’de gösterildiği gibi kreatinin

klerensine bağlı olarak yapılmalıdır.

Tablo 1: Böbrek yetmezliğinde dozaj ayarlaması

Kreatinin klerensi (ml/dak)

Önerilen doz

≥ 60

5 mg/gün

30 < Cl

< 60

2.5 mg/gün

15 < Cl

< 30

iki günde bir 2.5 mg

Hemodiyalizli hastalar*

< 15

diyaliz gününde 2.5 mg

*Perindoprilat’ın diyaliz klerensi 70 ml/dak’dır.

Hemodiyalizdeki hastalar için, doz diyalizden sonra verilmelidir.

Karaciğer yetmezliği:

Karaciğer yetmezliği olan hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur (Bkz. Bölüm 4.4 ve

5.2).

Pediyatrik popülasyon:

Perindoprilin

çocuklardaki

yaş

altı

adolesanlardaki

etkililiği

güvenliliği

belirlenmemiştir.

Mevcut

veriler

Bölüm

5.1’de

açıklanmıştır

ancak

pozolojiye

dair

hiçbir

öneri

yapılamamaktadır. Bu nedenle, çocuklarda ve ergenlerde kullanımı önerilmemektedir.

4.3.

Kontrendikasyonlar

Etkin

maddeye,

yardımcı

maddelerden

birine

(Bölüm

6.1’de

listelenmiştir),

veya

herhangi bir diğer Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim (ADE) inhibitörüne karşı aşırı

duyarlılık;

Özgeçmişte ADE inhibitörü kullanımına bağlı anjiyoödem öyküsü;

Kalıtsal veya idiyopatik anjiyoödem;

Gebelikte kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.6);

COVERSYL ile aliskiren içeren ilaçların birlikte kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek

yetmezliği (GFR<60 ml/dak/1.73 m

) olan hastalarda kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.5 ve

5.1).

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Stabil koroner arter hastalığı:

Perindopril ile tedavinin ilk ayında stabil olmayan angina pektoris (majör veya değil)

görülmesi halinde tedaviye devam etmeden önce dikkatli bir fayda/risk değerlendirmesi

yapılmalıdır.

Hipotansiyon:

ADE inhibitörleri kan basıncında düşüşe sebep olabilirler. Semptomatik hipotansiyon,

komplikasyonsuz hipertansif hastalarda nadiren görülür. Diüretik tedavisi, diyette tuz

kısıtlaması, diyaliz, diyare veya kusma gibi nedenlerle volüm kaybı olan hastalarda veya

şiddetli renine-bağlı hipertansiyonu olan hastalarda ise görülmesi daha olasıdır (Bkz.

Bölüm 4.5 ve 4.8). Semptomatik kalp yetmezliği olan hastalarda, böbrek yetmezliğine

bağlı olsun ya da olmasın, semptomatik hipotansiyon gözlenmiştir. Bu olayın, yüksek

4/19

dozda kıvrım diüretikleri kullanımı, hiponatremi veya fonksiyonel böbrek yetmezliği

sebebiyle daha şiddetli derecede kalp yetmezliği olan hastalarda görülme ihtimali daha

yüksektir. Yüksek semptomatik hipotansiyon riski olan hastalarda, tedavinin başlangıcı ve

doz ayarlaması yakından takip edilmelidir (Bkz. Bölüm 4.2 ve 4.8). Aynı önlemler, kan

basıncında

aşırı

düşüşün

miyokard

infarktüsüne

veya

serebrovasküler

olaya

neden

olabileceği iskemik kalp veya serebrovasküler hastalığı olan hastalar için de geçerlidir.

Eğer hipotansiyon gerçekleşirse, hasta yatar hale getirilmeli ve gerekirse, intravenöz

yoldan 9 mg/ml (%0.9) sodyum klorür verilmelidir. Geçici hipotansif yanıt, doz arttırımı

için bir kontrendikasyon teşkil etmez; doz arttırımı genellikle hacim genişlemesinden sonra

artan kan basıncını takiben zorlanmadan yapılabilir.

Normal veya düşük kan basıncı olan konjestif kalp yetmezliği hastalarının bazılarında,

COVERSYL ile sistemik kan basıncının daha da düşmesi söz konusu olabilir. Bu beklenen

bir etkidir ve genellikle tedavinin kesilmesi için bir neden değildir. Eğer hipotansiyon

semptomatik hale gelirse, dozun azaltılması veya COVERSYL tedavisinin kesilmesi

gerekebilir.

Aortik ve mitral kapak darlığı / hipertrofik kardiyomiyopati:

Diğer ADE inhibitörleri ile olduğu gibi, aort darlığı ve hipertrofik kardiyomiyopati gibi sol

ventrikül çıkışında tıkanma olan ve mitral kapak darlığı olan hastalarda COVERSYL

dikkatle verilmelidir.

Böbrek fonksiyon bozuklukları:

Böbrek fonksiyon bozukluğu durumunda (kreatinin klerensi < 60 ml/dak) Perindoprilin

tedaviye başlangıç dozu hastanın kreatinin klerensine göre ayarlanmalıdır ve daha sonra

hastanın tedaviye yanıtına göre düzenlenmelidir (Bkz. Bölüm 4.2). Bu hastalar için

serumda rutin potasyum ve kreatinin takibi, normal tıbbi uygulamanın bir parçasıdır (Bkz.

Bölüm 4.8).

Semptomatik kalp yetmezliği olan hastalarda, ADE inhibitörleri ile başlanan tedavide

hipotansiyon böbrek fonksiyonlarının daha da bozulmasına sebep olabilir. Bu durumlarda,

genellikle geri döndürülebilir akut böbrek yetmezliği gözlenmiştir.

ADE inhibitörleri ile tedavi edilmiş bilateral renal arter stenozu veya tek böbrekte arter

stenozu

olan

bazı

hastalarda,

üresi

serum

kreatininde

genellikle

tedavinin

kesilmesinden sonra geri döndürülebilen yükselmeler görülmüştür. Bu durum, özellikle

böbrek yetmezliği olan hastalarda olasıdır. Eğer renovasküler hipertansiyon da varsa,

şiddetli hipotansiyon ve böbrek yetmezliği riski artmaktadır. Bu hastalarda, tedavi yakın

tıbbi takip altında düşük dozlar ile başlatılmalıdır ve dikkatli doz titrasyonu yapılmalıdır.

Diüretikler ile tedavi yukarıda belirtilenleri artıran bir faktör olduğundan, bu tür tedavi

kesilmeli ve COVERSYL ile tedavinin ilk haftalarında böbrek fonksiyonları yakından

takip edilmelidir.

Önceden vasküler böbrek hastalığı olduğu bilinmeyen bazı hipertansif hastalarda, özellikle

COVERSYL’in bir diüretik ile beraber kullanıldığı durumlarda, kan üresi ve serum

kreatinin seviyelerinde artış gözlenmiştir, ancak bunlar minör ve geçicidir. Bu durumun

önceden

böbrek

fonksiyon

bozukluğu

olan

hastalarda

gerçekleşmesi

daha

olasıdır.

Diüretiğin ve/veya COVERSYL’in dozunun azaltılması ve/veya kesilmesi gerekebilir.

5/19

Hemodiyaliz hastaları:

Yüksek akış membranı ile diyaliz edilen ve aynı anda ADE inhibitörleri ile tedavi gören

hastalarda anafilaktik reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu hastalarda farklı tür diyaliz zarı veya

farklı sınıftan bir antihipertasif kullanılması düşünülmelidir

Böbrek nakli:

Yakın dönemde böbrek nakli geçirmiş olan hastalarda COVERSYL kullanımına ilişkin bir

deneyim yoktur.

Aşırı duyarlılık / Anjiyoödem:

COVERSYL’in da aralarında bulunduğu ADE inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda

ender olarak yüz, ekstremite, dudak, müköz membranlar, dil, glotis ve/veya larenks

anjiyoödemi vakaları bildirilmiştir (Bkz. Bölüm4.8). Bu durum tedavinin herhangi bir

anında gerçekleşebilir. Bu tür vakalarda, COVERSYL hemen kesilmeli, uygun bir şekilde

hasta takibe başlanmalı ve tüm semptomlar ortadan kalkıncaya kadar izlenmeye devam

edilmelidir. Yalnızca yüz ve dudaklardaki ödem genellikle tedavisiz iyileşmektedir, ancak

semptomları ortadan kaldırmak için antihistaminiklerin kullanılması yararlı olur.

Larenks ödemi ile birlikte görülen anjiyoödem ölümcül olabilir. Solunum yollarında

tıkanmaya yol açabilen dil, glotis ve/veya larenks ödemi vakalarında, gecikmeden acil

tedavi uygulanmalıdır. Bu tedaviler, adrenalin uygulaması ve/veya solunum yolunu açık

tutmak olabilir. Semptomlar tamamen ve kalıcı olarak sona erene kadar hasta yakın tıbbi

gözlem altında tutulmalıdır.

inhibitörü

tedavisine

bağlı

olmayan

anjiyoödem

öyküsü

olan

hastalarda, ADE inhibitörü alımına bağlı olan anjiyoödem riski artar (Bkz. Bölüm 4.3).

inhibitörü

tedavi

edilen

hastalarda

nadir

olarak

intestinal

anjiyoödem

bildirilmiştir. Bu hastalarda karın ağrısı görülmüştür (bulantı ve kusma ile birlikte veya

hariç); bazı vakalarda öncesinde yüzde anjioödem görülmemiştir ve C-1 esteraz seviyeleri

normaldir. Abdominal tomografi (CT), ultrason veya cerrahi kullanılarak anjiyoödem

teşhis edilmiştir ve ADE inhibitörü tedavisi kesildiğinde semptomlar ortadan kalkmıştır.

Karın ağrısı şikayeti olan ve ADE inhibitörü alan hastalarda ayırıcı tanıya intestinal

anjiyoödem de dahil edilmelidir.

mTOR inhibitörleri (örn. sirolimus, everolimus, temsirolimus) ile birlikte kullanım:

mTOR inhibitörleri (örn. sirolimus, everolimus, temsirolimus) ile birlikte tedavi edilen

hastaların anjiyoödem geçirme riski artabilir (örn. solunum fonksiyon bozukluğu ile veya

solunum fonksiyon bozukluğu olmaksızın havayollarının veya dilin şişmesi)

Düşük yoğunlukta lipoprotein (LDL) aferezi sırasında anafilaktik reaksiyonlar:

Nadiren, dekstran sülfat ile düşük yoğunlukta lipoprotein (LDL) aferezi sırasında ADE

inhibitörü

kullanan

hastalarda

hayatı

tehlikeye

sokan

anafilaktoid

reaksiyonlar

bildirilmiştir. Bu reaksiyonlar her aferezden önce ADE inhibitörü tedavisinin geçici olarak

durdurulması ile önlenmiştir.

Desensitizasyon sırasında anafilaktoid reaksiyonlar:

Desensitizasyon tedavisi sırasında (örneğin himenoptera zehiri) ADE inhibitörü alan

hastalar

anafilaktik

reaksiyonlar

geçirmiştir.

Bazı

hastalarda,

reaksiyonlar

inhibitörleri geçici olarak kesildiğinde önlenmiş ancak tekrar denendiğinde yeniden ortaya

çıkmıştır.

6/19

Karaciğer yetmezliği:

inhibitörleri

nadiren

kolestatik

sarılık

başlayan,

fülminan

hepatik

nekroza

ilerleyen ve (bazen) ölüm ile sonuçlanan bir sendromla ilişkilendirilmiştir. Bu sendromun

mekanizması anlaşılamamıştır. ADE inhibitörü alırken sarılık gelişen veya karaciğer

enzimlerinde belirgin yükselme görünen hastalarda ADE inhibitörü kullanımı kesilmeli ve

uygun tıbbi takip başlatılmalıdır (Bkz. Bölüm 4.8).

Nötropeni / Agranülositoz / Trombositopeni / Anemi:

ADE inhibitörü alan hastalarda nötropeni / agranülositoz, trombositopeni ve anemi

bildirilmiştir.

Renal

fonksiyonları

normal

olan

başka

komplikasyonu

olmayan

hastalarda

nötropeni

nadiren

oluşur.

Perindopril,

kollajen

vasküler

hastalığı

olan,

immünosüpresan, allopürinol veya prokainamid ile tedavi olan veya komplikasyon yaratan

bu faktörlerin bir arada bulunduğu hastalarda, özellikle de önceden renal fonksiyon

bozukluğu varsa, çok dikkatli kullanılmalıdır. Bu hastaların bazılarında ciddi enfeksiyonlar

gelişmiş, bazı durumlarda yoğun antibiyotik tedavisine yanıt alınamamıştır. Bu hastalarda

eğer Perindopril kullanılacaksa, beyaz kan hücre sayımının periyodik takibi yapılmalı ve

hasta herhangi bir enfeksiyon şüphesi (örn. boğaz ağrısı, ateş) durumunda bildirimde

bulunması konusunda uyarılmalıdır.

Irk:

ADE inhibitörleri siyah ırka mensup hastalarda, siyah ırka mensup olmayan hastalarda

olduğundan daha yüksek oranda anjiyoödem gelişimine neden olmaktadır.

Diğer ADE inhibitörleriyle de olduğu gibi, Perindopril kan basıncını düşürmede siyah

insanlarda, siyah olmayan insanlarda olduğundan daha az etkilidir, bu da büyük olasılıkla

hipertansif olan siyahi popülasyonda düşük renin seviyelerinin daha sık görülmesine

bağlıdır.

Öksürük:

ADE inhibitörü kullanan hastalarda öksürük bildirilmiştir. Karakteristik olarak, öksürük

prodüktif değildir, inatçıdır ve tedavinin kesilmesinden sonra ortadan kalkmaktadır. ADE

inhibitörü

sebebiyle

oluşan

öksürük,

öksürüğün

ayırıcı

tanısının

parçası

olarak

düşünülmelidir.

Cerrahi / Anestezi:

Önemli operasyonlara girecek olan hastalarda veya hipotansiyona sebep olan ajanlar ile

anestezide, COVERSYL kompansatuvar

renin salıverilmesine ikincil anjiyotensin

oluşumunu engelleyebilmektedir. Tedavi, operasyondan bir gün önce kesilmelidir. Eğer

hipotansiyon oluşursa ve hipotansiyonun bu mekanizmaya bağlı olduğu düşünülüyorsa,

volüm genişlemesi ile hipotansiyon düzeltilebilmektedir.

Hiperkalemi:

Perindopril’in de aralarında bulunduğu ADE inhibitörleriyle tedavi edilen bazı hastalarda

serum

potasyum

seviyesinde

yükselme

görülmüştür.

Böbrek

yetmezliği,

renal

fonksiyonlarda kötüleşme, yaş (>70 yaş), diabetes mellitus, özellikle dehidrasyon, akut

kardiyak dekompansasyon, metabolik asidoz gibi ilave durumlar ve potasyum tutucu

diüretikleri (örn. spironolakton, eplerenon, triamteren, veya amilorid), potasyum ilaveleri

veya normal tuz yerine potasyum içeren tuz ikamelerinin aynı anda kullanımı; veya serum

potasyumu artırma özelliği olan diğer ilaçların (örneğin heparin) kullanımı hiperkalemi

gelişmesine sebep olabilecek risk faktörleridir. Eğer yukarıda belirtilen ajanların beraber

kullanılması

uygun

bulunduysa,

serum

potasyumun

düzenli

takibi

önerilmektedir.

Hiperkalemi ciddi, bazen fatal aritmilere neden olabilir. Yukarıda belirtilen ilaçların

7/19

birlikte kullanımı gerekli görülüyorsa bu ilaçlar dikkatli şekilde ve serum potasyumunun

sık izlenmesiyle kullanılmalıdır (Bkz. Bölüm 4.5).

Diyabetik hastalar:

Oral

antidiyabetik

ajanlar

veya

insülin

tedavi

edilen

diyabetik

hastalarda

inhibitörleri ile tedavinin ilk ayında kan şekerinin düzeyi yakından takip edilmelidir (Bkz.

Bölüm4.5).

Lityum:

Lityum ve Perindopril’in kombinasyonu genellikle önerilmemektedir (Bkz. Bölüm4.5).

Potasyum tutucu ilaçlar, potasyum ilaveleri veya potasyum içeren tuz ikamesi:

Perindopril ile potasyum tutucu ilaçlar, potasyum ilaveleri veya potasyum içeren tuz

ikamesi kombinasyonu genellikle önerilmemektedir (Bkz. Bölüm 4.5).

Renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) dual blokajı:

ADE-inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması

durumunda hipotansiyon, senkop, hiperkalemi riskinin arttığı ve böbrek fonksiyonunun

azaldığına (akut böbrek yetmezliği dahil) dair kanıtlar bulunmaktadır. RAAS'ın dual

blokajına yol açtığından ADE-inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri ya da

aliskirenin birlikte kullanılması önerilmez (Bkz. Bölüm 4.5 ve 5.l).

Eğer dual blokaj tedavisi mutlaka gerekli görülürse sadece uzman gözetimi altında

yapılmalı ve böbrek fonksiyonu, elektrolitler ve kan basıncı yakından sık sık takip

edilmelidir.

Diyabetik nefropatisi bulunan hastalarda ADE-inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör

blokerleri birlikte kullanılmamalıdır.

Gebelik:

Gebelik sırasında ADE inhibitörleri ile tedaviye başlanmamalıdır. Devamlı ADE inhibitör

tedavisi zorunlu görülmedikçe gebelik planlayan hastalar, gebelikte kullanımına yönelik

sağlam

güvenlilik

profili

olan

diğer

alternatif

antihipertansif

tedaviye

yönlendirilmelidir.

Gebelik

teşhisi

konulduğunda

inhibitörü

tedavi

hemen

kesilmeli ve uygun görülürse alternatif tedavi başlatılmalıdır (Bkz. Bölüm 4.3 ve 4.6).

Yardımcı maddeler:

Nadir görülen kalıtsal galaktoz intoleransı olan hastalar, glukoz-galaktoz malabsorpsiyonu

veya Lapp laktaz eksikliği olan hastalar laktoz içermesi nedeniyle bu ilacı kullanmamalıdır.

Bu ilaç her tablette 2.7 mg sodyum nişasta glikolat ihtiva eder;. Bu dozda sodyuma bağlı

herhangi bir yan etki beklenmemektedir.

4.5.

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Klinik

çalışma

verileri,

renin-anjiyotensin-aldosteron

sisteminin

(RAAS),

ADE-

inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri ya da aliskirenin kombine kullanımıyla ikili

blokajının, tekli RAAS-etkili ajanın kullanımına kıyasla daha yüksek sıklıkta hipotansiyon,

hiperkalemi ve böbrek fonksiyonunda azalma (akut böbrek yetmezliği dahil) gibi advers

olaylarla ilişkili olduğunu göstermiştir (Bkz. Bölüm 4.3, 4.4 ve 5.1).

Hiperkalemiye yol açan ilaçlar:

Bazı ilaçlar veya terapötik sınıflar, hiperkaleminin görülme sıklığını arttırabilir: aliskiren,

potasyum tuzları, potasyum tutucu diüretikler, ADE inhibitörleri, anjiyotensin-II reseptörü

antagonistleri, NSAİİ’ler, heparinler, siklosporin veya takrolimus gibi immünosüpresan

ajanlar, trimetoprim. Bu ilaçların kombinasyonu, hiperkalemi riskini arttırır.

8/19

KONTRENDİKE kombinasyonlar:

Aliskiren:

ADE inhibitörlerinin aliskirenle kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği olan

hastalarda

hiperkalemi

riski,

böbrek

fonksiyonunda

kötüleşme

kardiyovasküler

morbidite ve mortalite artışı nedeniyle kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.3).

ÖNERİLMEYEN kombinasyonlar:

Aliskiren:

Diyabetik ve böbrek yetmezliği olan hastalar dışındaki hastalarda hiperkalemi riski, böbrek

fonksiyonunda kötüleşme ve kardiyovasküler morbidite ve mortalite artışı (Bkz. Bölüm

4.4).

ADE inhibitörü ve anjiyotensin reseptörü blokeri ile eş zamanlı tedavi:

Literatürde; belirlenmiş aterosklerotik hastalığı, kalp yetmezliği veya son organ hasarıyla

birlikte diyabet olan hastalarda ADE inhibitörü ve anjiyotensin reseptörü blokeri ile eş

zamanlı tedavinin, tek bir renin-anjiyotensin-aldosteron sistem ajanı kullanılmasına kıyasla

daha

yüksek

sıklıkta

hipotansiyon,

senkop,

hiperkalemi

böbrek

fonksiyonunda

kötüleşme (akut böbrek yetmezliği dahil) ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. İkili blokaj (örn.

bir ADE inhibitörünün bir anjiyotensin II reseptörü antagonistiyle kombinasyonu yoluyla)

böbrek fonksiyonunun, potasyum düzeylerinin ve kan basıncının yakından izlenmesiyle

birlikte bireysel olarak tanımlanmış vakalarla sınırlandırılmalıdır.

Estramustin:

Anjiyonörotik ödem (anjiyoödem) gibi advers etkilerin riskinde artış.

Rasekadotril:

ADE inhibitörlerinin (örn perindopril) anjiyoödeme neden olduğu bilinmektedir. Bu risk

rasekadotril (akut diyareye karşı kullanılan ilaç) ile birlikte kullanıldığı zaman yükselebilir.

mTOR inhibitorleri (örn sirolimus, everolimus, temsirolimus):

mTOR inhibitörleri (örn. sirolimus, everolimus, temsirolimus) ile birlikte tedavi edilen

hastaların anjiyoödem geçirme riski artabilir (Bkz. Bölüm 4.4).

Potasyum tutucu diüretikler (örn. triamteren, amilorid), potasyum tuzları:

Özellikle

böbrek

fonksiyon

bozukluğu

(aditif

hiperkalemik

etkiler)

durumlarında,

hiperkalemi (ölümcül) riski.

Perindoprilin yukarıda belirtilen ilaçlarla kombinasyonu önerilmemektedir (Bkz. Bölüm

4.4). Eş zamanlı kullanımın endike olduğu durumlarda, bu ilaçlar dikkatli şekilde ve serum

potasyumun

sık

izlenmesiyle

kullanılmalıdır.

Kalp

yetmezliğinde

spironolaktonun

kullanımı için aşağıya bakınız.

Lityum:

Lityumun

inhibitörleriyle

zamanlı

uygulanması

sırasında

serum

lityum

konsantrasyonlarında geri döndürülebilir artışlar ve toksisite bildirilmiştir. Perindoprilin

lityum ile birlikte kullanımı önerilmemektedir ancak kombinasyonun gerekli olduğu

durumlarda serum lityum düzeyleri dikkatli şekilde izlenmelidir (Bkz. Bölüm 4.4).

9/19

Özel dikkat gerektiren eş zamanlı kullanım:

Antidiyabetik ajanlar (insülinler, oral hipoglisemik ajanlar):

Epidemiyolojik çalışmalar, ADE inhibitörlerinin ve antidiyabetik ilaçların (insülinler, oral

hipoglisemik ajanlar) eş zamanlı uygulanmasının hipoglisemi riskiyle birlikte kan glukozu

düşürücü etkide bir artışa neden olabileceğini göstermiştir. Bu durumun kombine tedavinin

ilk haftalarında ve böbrek bozukluğu olan hastalarda oluşma olasılığı daha

yüksek

görünmektedir.

Baklofen:

Antihipertansif etkide artış. Kan basıncını izleyin ve gerektiğinde antihipertansif dozajı

ayarlayın.

Potasyum tutucu özelliği olmayan diüretikler:

Diüretik kullanmakta olan hastalarda ve özellikle hacim ve/veya tuz azalması olanlarda,

inhibitörü

tedaviye

başlandıktan

sonra

basıncında

aşırı

azalma

gerçekleşebilir. Diüretiğin sonlandırılmasıyla, düşük ve progresif perindopril dozlarıyla

tedaviye başlamadan önce hacim veya tuz alımının arttırılmasıyla hipotansif etkilerin

olasılığı azaltılabilir.

Arteriyel hipertansiyonda,

geçmiş diüretik tedavisi tuz/hacim azalmasına neden olduğunda

ADE inhibitörüne başlanmadan önce diüretik sonlandırılmalıdır ve bu durumda, daha sonra

potasyum tutucu özelliği olmayan bir diüretik başlatılabilir veya ADE inhibitörü düşük

dozda başlatılmalı ve aşamalı olarak arttırılmalıdır.

Diüretik tedavisi uygulanan konjestif kalp yetmezliğinde,

ADE inhibitörü, ilişkili potasyum

tutucu

özelliği

olmayan

diüretiğin

dozu

azaltıldıktan

sonra,

çok

düşük

dozda

başlatılmalıdır.

Tüm durumlarda, ADE inhibitörü tedavisinin ilk birkaç haftası boyunca böbrek fonksiyonu

(kreatinin düzeyleri) izlenmelidir.

Potasyum tutucu diüretikler (eplerenon, spironolakton):

Günde 12.5 mg ila 50 mg arası dozlarda eplerenon veya spironolaktonla ve düşük dozlarda

ADE inhibitörleriyle:

Ejeksiyon fraksiyonu <%40 olan ve daha önce ADE inhibitörleriyle ve loop diüretiklerle

tedavi uygulanmış sınıf II-IV kalp

yetmezliğinin (NYHA) tedavisinde, özellikle bu

kombinasyona ilişkin reçete önerilerinin izlenmemesi durumunda potansiyel ölümcül

hiperkalemi riski.

Kombinasyonu başlatmadan önce, hiperkalemi ve böbrek bozukluğu bulunmadığından

emin olun.

Başlangıçta tedavinin ilk aylarında haftada bir kez ve sonrasında aylık olarak, kaleminin

ve kreatineminin yakından izlenmesi önerilmektedir.

Steroid yapıda olmayan antiinflamatuvar ilaçlar (NSAID’ler), aspirin

3 g/gün dahil:

ADE inhibitörleri eş zamanlı steroid yapıda olmayan antiinflamatuvar ilaçlar ile birlikte

kullanıldığında,

antihipertansif

etkisi

azalabilmektedir

(antiinflamatuvar

dozlarda

asetilsalisilik asit, COX-2 inhibitörleri ve selektif olmayan steroid yapıda antiinflamatuvar

ilaçlar (SAID)). Ayrıca NSAID’ler ile ADE inhibitörlerinin birlikte kullanımı sonucu,

özellikle önceden böbrek fonksiyonları zayıf olan hastalarda akut böbrek yetmezliği de

dahil olmak üzere renal fonksiyonların bozulma riskinde ve serum potasyum seviyesinde

artış

görülebilir.

Kombinasyon

tedavisinde

özellikle

yaşlılarda

dikkatli

olunmalıdır.

Hastalar yeterli miktarda su almalı ve kombinasyon tedavisi başlandığında ve sonrasında

periyodik olarak böbrek fonksiyonları izlenmelidir.

10/19

Dikkat gerektiren eş zamanlı kullanım:

Antihipertansif ajanlar ve vazodilatörler:

ajanların

zamanlı

kullanımı

perindoprilin

hipotansif

etkilerini

arttırabilir.

Nitrogliserin ve diğer nitratlar veya diğer vazodilatörler ile eş zamanlı kullanım, kan

basıncında ayrıca azalmaya neden olabilir.

Gliptinler (linagliptin, saksagliptin, sitagliptin, vildagliptin):

Bir ADE inhibitörü ile eş zamanlı tedavi uygulanan hastalarda, gliptin yoluyla dipeptidil

peptidaz IV (DPP-IV) aktivitesinde azalma nedeniyle anjiyoödem riskinde artış.

Trisiklik antidepresanlar / Antipsikotikler / Anestezikler:

Bazı

anestezik

tıbbi

ürünlerin,

trisiklik

antidepresanların

antipsikotiklerin

inhibitörleri

beraber

kullanılması

basıncının

daha

düşmesine

neden

olabilmektedir (Bkz. Bölüm4.4 ).

Sempatomimetikler:

Sempatomimetikler ADE inhibitörlerinin antihipertansif etkisini azaltabilmektedir.

Altın:

Enjekte edilen altın (sodyum orotiomalat) ve beraberinde Perindopril dahil ADE inhibitör

tedavisi gören hastalarda nadiren nitritoid reaksiyonlar (semptomlar: yüzde kızartı, bulantı,

kusma ve hipotansiyon) bildirilmiştir.

4.6.

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: D

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Bu konuda veri bulunmamaktadır.

Gebelik dönemi

Gebeliğin ilk trimesterinde ADE inhibitörü kullanılması önerilmez (Bkz. Bölüm 4.4).

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterlerinde ADE inhibitörleri kontrendikedir (Bkz.

Bölüm 4.3 ve 4.4).

Perindopril’in gebelik ve/veya fetus/yeni doğan üzerinde zararlı farmakolojik etkileri

bulunmaktadır. COVERSYL gerekli olmadıkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır.

Gebeliğin birinci trimesterinde ADE inhibitörlerine maruz kalınması sonucu teratojenisite

riskine

ilişkin

kesin

epidemiyolojik

kanıt

yoktur;

yinede

riskte

küçük

artış

olabileceği gözardı edilmemelidir. ADE inhibitörü ile sürekli tedavi gerekli görülmediği

takdirde

gebelik

planlayan

hastalar

gebelikte

kullanımına

ilişkin

güvenilirlik

profili

bulunan alternatif başka bir antihipertansif tedaviye başlamalıdır.

Gebelik teşhisi konduğunda ADE inhibitörü tedavisi hemen kesilmeli ve eğer uygunsa

alternatif bir tedaviye başlanmalıdır.

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterlerinde ADE inhibitörü kullanıldığında fetotoksisite

(böbrek fonksiyonlarında azalma, oligohidramnios, kafatası kemik oluşumunda gecikme)

ve neonatal toksisiteye (böbrek yetmezliği, hipotansiyon, hiperkalemi) neden olur. (Bkz.

Bölüm 5.3). Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterlerinde ADE inhibitörü tedavisine maruz

11/19

kalınmışsa böbrek fonksiyonlarının ve kafatasının ultrason ile kontrol edilmesi tavsiye

edilir.

Anneleri

inhibitörü

kullanan

bebekler

hipotansiyon

riskine

karşı

yakından

izlenmelidir (Bkz. Bölüm 4.3 ve 4.4)

Laktasyon dönemi

COVERSYL ile emzirme dönemine ait herhangi bir veri bulunmadığından emziren

kadınlarda kullanımı önerilmemektedir. Özellikle yeni doğan veya erken doğan bebekleri

emzirirken, güvenlik profili daha iyi kanıtlanmış olan alternatif tedaviler tercih edilmelidir.

Üreme yeteneği / Fertilite

Üreme performansı veya fertilite üzerinde etkisi bulunmamaktadır.

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

COVERSYL’in araç veya makina kullanımı üzerinde doğrudan etkisi bulunmamaktadır.

Ancak, bazı hastalarda, özellikle tedavinin başlangıcında veya başka bir alternatif ilaçla

kombinasyon tedavi gören hastalarda kan basıncında düşüş nedeniyle oluşabilecek

bireysel reaksiyonlar görülebilir. Sonuç olarak, araç ve makine kullanımı olumsuz yönde

etkilenebilir.

4.8.

İstenmeyen etkiler

Güvenlilik profili özeti

Perindoprilin güvenlilik profili ADE inhibitörlerin güvenlik profili ile uyumludur.

Klinik

çalışmalarda

rapor

edilen

gözlemlenen

yaygın

advers

reaksiyonlar:

başdönmesi,

başağrısı,

parastezi,

vertigo,

görme

bozukluğu,

tinnitus,

hipotansiyon,

öksürük, dispne, karın ağrısı, konstipasyon, diyare, disgözi, dispepsi, bulantı, kusma,

kaşıntı, döküntü, kas krampları ve asteni.

Advers reaksiyonların tablolaştırılmış listesi:

Klinik çalışmalar ve/veya parzarlama sonrasında perindopril ile aşağıdaki advers olaylar

bildirilmiştir ve aşağıdaki sıklıklar altında sıralanmıştır:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1000 ila <1/100);

seyrek (≥1/10000 ila <1/1000); çok seyrek (<1/10000), bilinmiyor (eldeki verilerden

hareketle tahmin edilemiyor).

MedDRA

Organ sistemi ile

sınıflandırma

Görülme sıklığı

Advers Etki

Kan ve lenf sistemi

hastalıkları

Yaygın olmayan*

Eozinofili

Çok seyrek

Agranülositoz ve pansitopeni

Çok seyrek

Hemoglobin ve hematokritte azalma

Çok seyrek

Lökopeni/nötropeni

Çok seyrek

Konjenital

G-6PDH

yetmezliği

olan

hastalarda

hemolitik anemi vakaları bildirilmiştir (Bkz. Bölüm

4.4).

Çok seyrek

Trombositopeni

12/19

MedDRA

Organ sistemi ile

sınıflandırma

Görülme sıklığı

Advers Etki

Metabolizma ve beslenme

hastalıkları

Yaygın olmayan*

Hipoglisemi (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5).

Yaygın olmayan*

Hiperkalemi, tedavi kesilince sona eren (bkz. Bölüm

4.4)

Yaygın olmayan*

Hiponatremi

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın olmayan

Ruh hali bozuklukları

Yaygın olmayan

Uyku bozuklukları

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın

Baş dönmesi

Yaygın

Başağrısı

Yaygın

Parestezi

Yaygın

Vertigo

Yaygın olmayan*

Somnolans

Yaygın olmayan*

Senkop

Çok seyrek

Zihin karışıklığı

Göz hastalıkları

Yaygın

Görme bozuklukları

Kulak ve iç kulak

hastalıkları

Yaygın

Tinnitus

Kardiyak hastalıklar

Yaygın olmayan*

Çarpıntı

Yaygın olmayan*

Taşikardi

Çok seyrek

Anjina pektoris (Bkz. Bölüm 4.4)

Çok seyrek

Aritmi

Çok seyrek

Yüksek

risk

grubu

hastalarda

olası

aşırı

hipotansiyona sekonder olarak miyokart infarktüsü

(Bkz. Bölüm 4.4).

Vasküler hastalıklar

Yaygın

Hipotansiyon ve hipotansiyona bağlı etkiler

Yaygın olmayan*

Vaskülit

Çok seyrek

Yüksek

risk

grubu

hastalarda

olası

aşırı

hipotansiyona sekonder olarak inme (Bkz. Bölüm

4.4).

Solunum, göğüs

hastalıkları ve

mediyastinal hastalıklar

Yaygın

Öksürük

Yaygın

Dispne

Yaygın olmayan

Bronkospazm

Çok seyrek

Eozinofilik pnömoni

Çok seyrek

Rinit

13/19

MedDRA

Organ sistemi ile

sınıflandırma

Görülme sıklığı

Advers Etki

Gastro-intestinal

hastalıklar

Yaygın

Abdominal ağrı

Yaygın

Konstipasyon

Yaygın

Diyare

Yaygın

Disgözi

Yaygın

Dispepsi

Yaygın

Bulantı

Yaygın

Kusma

Yaygın olmayan

Ağız kuruluğu

Çok seyrek

Pankreatit

Hepato-bilier hastalıklar

Çok seyrek

Sitolitik veya kolestatik hepatit (Bkz. Bölüm 4.4)

Deri ve deri altı doku

hastalıkları

Yaygın

Kaşıntı

Yaygın

Döküntü

Yaygın olmayan

Ürtiker (Bkz. Bölüm 4.4)

Yaygın olmayan

Yüzde, ekstremitelerde, dudaklarda, dilde, glotiste

ve/veya larenkste anjiyoödem (Bkz. Bölüm 4.4).

Yaygın olmayan*

Fotosensitivite reaksiyonları

Yaygın olmayan*

Pemfigoid

Yaygın olmayan

Hiperhidroz

Seyrek*

Psöriyazisin kötüleşmesi

Çok seyrek

Eritema multiform

Kas-iskelet ve bağ doku

hastalıkları

Yaygın

Kas krampları

Yaygın olmayan*

Artralji

Yaygın olmayan*

Miyalji

Böbrek ve idrar yolu

hastalıkları

Yaygın olmayan

Renal yetmezlik

Çok seyrek

Akut böbrek yetmezliği

Üreme sistemi ve göğüs

hastalıkları

Yaygın olmayan

Erektil disfonksiyon

Genel bozukluklar ve

uygulama bölgesine ilişkin

hastalıklar

Yaygın

Asteni

Yaygın olmayan*

Göğüs ağrısı

Yaygın olmayan*

Kırıklık

Yaygın olmayan*

Periferal ödem

Yaygın olmayan*

Pireksi

Araştırmalar

Yaygın olmayan*

Plazma üresinde artış

14/19

MedDRA

Organ sistemi ile

sınıflandırma

Görülme sıklığı

Advers Etki

Yaygın olmayan*

Plazma kreatinininde artış

Seyrek

Serum bilirubinde artış

Seyrek

Karaciğer enzimlerinde artış

Yaralanma, zehirlenme ve

prosedürel

komplikasyonlar

Yaygın olmayan*

Düşme

*Görülme

sıklığı,

klinik

çalışmalarda

bildirilen

spontan

raporlarda

saptanan

advers

olaylardan

hesaplanmıştır.

Klinik deneyler

Randomize EUROPA çalışmasında sadece ciddi advers olaylar toplanmıştır. Ciddi advers

olay görülen hasta sayısı azdır: 6122 Perindopril hastasının 16’sı (%0.3) ve 6107 plasebo

hastasının 12’si (%0.2). Perindopril ile tedavi edilen hastaların 6’sında hipotansiyon,

3’ünde anjiyoödem ve 1’inde ani kalp durması görülmüştür. Öksürük, hipotansiyon ve

diğer intolerans nedenlerine bağlı olarak Perindopril grubunda plasebo grubuna göre daha

fazla hasta tedaviyi bırakmıştır (%6.0 [n=366]’ya karşılık % 2.1 [n=129]).

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonların raporlanması büyük önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu

Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TUFAM)'ne

bildirmeleri

gerekmektedir

(www.titck.gov.tr; e- posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0312 218 35

99).

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

İnsanlarda doz aşımına ilişkin sınırlı veri bulunmaktadır. ADE inhibitörlerinin doz aşımı

ile ilişkili semptomları arasında; hipotansiyon, dolaşımsal şok, elektrolit bozuklukları,

böbrek yetmezliği, hiperventilasyon, taşikardi, çarpıntı, bradikardi, sersemlik, anksiyete ve

öksürük sayılabilir.

aşımının

önerilen

tedavisi

intravenöz

yoldan

mg/ml

(%0.9)

sodyum

klorür

verilmesidir. Eğer hipotansiyon oluşursa, hasta şok pozisyonuna getirilmelidir. Eğer

mümkünse, anjiyotensin II infüzyonu ve/veya intravenöz katekolamin de düşünülebilir.

Perindopril

dolaşımdan

hemodiyaliz

uzaklaştırılabilir

(Bkz.

Bölüm4.4.”Özel

kullanım uyarıları ve önlemleri, Hemodiyaliz hastaları”). Tedaviye dirençli bradikardi için

pacemaker tedavisi uygulanmalıdır. Vital (yaşamsal) bulgular, serum elektrolitleri ve

kreatinin konsantrasyonları sürekli takip edilmelidir.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1.

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: ADE inhibitörleri

ATC kodu: C09AA04

15/19

Etki Mekanizması:

Perindopril,

anjiyotensin

I’i

anjiyotensin

II’ye

dönüştüren

enzimin

inhibitörüdür.

Dönüştürücü enzim

ya da kinaz,

anjiyotensin

I’i vazokonstriktör anjiyotensin

II’ye

çevirirken

yandan

vazodilatör

bradikininin

inaktif

heptapeptide

degradasyonununa sebep olan bir ekzopeptidaztır.

ADE inhibisyonu, plazmadaki anjiyotensin II’nin azalmasına neden olarak, plazma renin

aktivitesinin artmasına

(renin salıverilmesi üzerindeki negatif

geri beslemeyi inhibe

ederek)

aldosteron

sekresyonunun

azalmasına

açar.

bradikinini

etkisizleştirdiği için, ADE inhibisyonu aynı zamanda dolaşım ve lokal kallikrein-kinin

sistemlerinin aktivitelerinde de (ve dolayısıyla prostagladin sistemin aktivitesinde) artışa

sebep olur. Bu mekanizmanın ADE inhibitörlerinin kan basıncı düşürme etkisine katkısı

olma olasılığı vardır ve bazı yan etkilerinden de kısmen sorumludur (örneğin öksürük).

Perindopril aktif metaboliti olan Perindoprilat aracılığıyla etki gösterir. Diğer metabolitler

in vitro

olarak ADE aktivitesinde inhibisyon sergilemez.

Klinik etkinlik ve güvenlilik:

Hipertansiyon:

Perindopril hipertansiyonun tüm evrelerinde etkilidir: Hafif, orta, şiddetli sistolik ve

diyastolik kan basıncında hem yatar pozisyonda hem de ayakta bir azalma gözlenir.

Perindopril periferik damar direncini azaltarak kan basıncının düşmesine yol açar. Sonuç

olarak, kalp hızına bir etkisi olmadan periferik kan akışı artar.

Böbrek kan akımı bir

kural olarak

artar, ancak Glomerüler

Filtrasyon Hızı (GFR)

genellikle sabit kalır.

Antihipertansif aktivite, tek bir dozdan 4 ila 6 saat sonra maksimum düzeye çıkar ve en az

24 saat sürer; vadi etkileri pik etkilerinin yaklaşık %87-100’ünü oluşturmaktadır.

Kan basıncında düşüş hızla gerçekleşir. Tedaviye yanıt veren hastalarda, bir ayın sonunda

normalizasyona ulaşılmıştır ve bu durum taşifilaksi oluşmaksızın sürmektedir.

Tedavinin kesilmesi, rebound etkiye neden olmaz. Perindopril sol ventrikül hipertrofisini

azaltır.

İnsanlarda,

Perindoprilin

vazodilatör

etki

gösterdiği

kanıtlanmıştır.

Geniş

arter

elastisitesini artırır ve küçük arterlerin lümen oranını azaltır.

Bir tiyazid diüretikle yapılan ek tedavi, aditif türde bir sinerjinin oluşmasına yol açar. ADE

inhibitörü

tiyazid

kombinasyonu,

başına

diüretik

tedavisinin

oluşturduğu

hipokalemi riskini azaltır.

Kalp Yetmezliği:

Perindopril, ön-yük ve ard-yükte azalma sağlayarak kalbin iş yükünü azaltır.

Kalp yetmezliği olan hastalarda yapılan çalışmalar ile gösterildiği üzere perindopril;

sol ve sağ ventriküler dolum basınçlarını azaltmıştır,

toplam periferik vasküler direnci azaltmıştır,

kardiyak çıkışı (kardiyak output) artırmış ve kardiyak indeksi iyileştirmiştir.

16/19

Karşılaştırmalı

çalışmalarda,

hafif-orta

şiddetli

kalp

yetmezliği

hastalarına

perindoprilin ilk kez uygulanması plaseboya kıyasla kan basıncında anlamlı bir azalma ile

ilişkilendirilmemiştir.

Stabil koroner arter hastalığı olan hastalar:

EUROPA çalışması 4 yıl süren çok-merkezli, uluslararası, randomize, çift-kör, plasebo

kontrollü klinik çalışmadır.

18 yaş üstü onikibinikiyüzonsekiz (12218) hasta 8 mg Perindopril tert-bütilamin (10 mg

Perindopril arjinine eşdeğer) (n=6110) veya plasebo (n=6108) ile randomize edilmiştir.

Çalışma popülasyonunda kalp yetmezliğine ait klinik belirtileri bulunmayan koroner arter

hastaları vardı. Toplamda hastaların

%90’ının miyokard infarktüsü ve/veya koroner

revaskülarizasyon geçmişi vardı. Hastaların çoğuna anti-platelet, lipid düşürücü ilaçlar ve

beta-blokerleri içeren konvansiyonel tedavinin yanısıra çalışma ilacı verilmiştir.

Temel etkinlik kriteri, kardiyovasküler mortalite, ölümcül olmayan miyokard infarktüsü

ve/veya başarıyla geri döndürülen kardiyak arrestin bileşkesidir. Günde bir defa 8 mg

Perindopril tert-bütilamin (10 mg Perindopril arjinine eşdeğer) ile tedavi sonucunda

birincil sonlanım noktasında %1.9 belirgin mutlak bir azalma görülmüştür (%20 rölatif risk

azalması, %95Cl [9.4; 28.6] – p<0.001).

Miyokard

infarktüsü

ve/veya

revaskülarizasyon

geçmişi

bulunan

hastalarda

birincil

sonlanım noktasında plaseboya oranla %22.4 RRR’e karşılık gelen %2.2 mutlak azalma

(%95CI [12.0; 31.6] – p<0.001) görülmüştür.

Pediyatrik kullanım:

Perindoprilin

çocuklardaki

yaş

altı

adolesanlardaki

etkililiği

güvenliliği

belirlenmemiştir.Glomerüler filtrasyon hızı > 30 ml / dk / 1.73 m

olan 2 ila 15 yaş arası

62 hipertansif çocukta yapılan açık , karşılaştırmalı olmayan bir klinik çalışmada, hastalar

ortalama 0.07 mg / kg doz perindopril almıştır. Doz, hasta profili ve kan basıncı yanıtına

göre 0.135 mg / kg / gün azami dozuna kadar bireyselleştirilmiştir.

59 hasta 3 aylık dönemi ve 36 hasta çalışmanın uzatma süresini tamamlamış yani en az 24

ay takip edilmiştir (ortalama çalışma süresi 44 ay).

Sistolik ve diyastolik kan basıncı önceden diğer antihipertansifler ile tedavi edilmiş olan

hastalarda çalışmanın başlangıcından son değerlendirmeye kadar sabit kalmış, önceden

tedavi almayan hastalarda ise azalmıştır.

Son değerlendirmede çocukların %75’den fazlasında kan basıncı 95. persentilin altında

kalmıştır.

Güvenlilik, perindoprilin bilinen güvenliliği ile uyumludur.

Renin-anjiyotensin-aldosteron

sisteminin

(RAAS)

dual

blokajına

dair

klinik

çalışma

verileri:

İki büyük randomize kontrollü çalışma (ONTARGET (Ongoing Telmisartan Alone and in

combination with Ramipril Global Endpoint Trial) ve VA NEPHRON-D (The Veterans

Affairs Nephropathy in Diabetes) bir ADE inhibitörünün bir anjiyotensin II reseptör

blokeriyle kombine kullanımını incelemiştir.

ONTARGET çalışması, kardiyovasküler ya da serebrovasküler hastalık öyküsü olan ya da

kanıtlanmış son-organ hasarı ile birlikte seyreden tip 2 diyabetes mellitus hastalarında

yürütülmüştür. VA NEPHRON-D çalışması, tip 2 diyabetes mellitus hastalığı olan ve

diyabetik nefropatisi olan hastalarda yürütülmüştür.

Bu çalışmalar, renal ve/veya kardiyovasküler sonlanımlar ve mortalite üzerinde anlamlı

yarar

göstermemiş,

monoterapiyle

kıyaslandığında

hiperkalemi,

akut

böbrek

hasarı

ve/veya hipotansiyon riskinin arttığı gözlenmiştir. Benzer farmakodinamik özellikleri

17/19

dikkate alındığında, bu sonuçlar diğer ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör

blokerleri için de anlamlıdır.

Bu nedenle ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör blokerleri diyabetik nefropati

bulunan hastalarda birlikte kullanılmamalıdır.

ALTITUDE (Aliskiren Trial in Type 2 Diabetes Using Cardiovascular and Renal Disease

Endpoints) çalışması, kronik böbrek hastalığı, kardiyovasküler hastalık ya da her ikisi

bulunan tip 2 diyabetes mellitus hastalarında standart bir ADE-inhibitörü ya da bir

anjiyotensin II reseptör blokeri tedavisine aliskiren eklenmesinin yararını test etmek için

tasarlanan bir çalışma olmuştur. Advers sonuç riskinde artış olması nedeniyle çalışma

erken sonlandırılmıştır. Aliskiren grubunda, plasebo grubuna kıyasla, kardiyovasküler

ölüm ve inme vakalarının her ikisi de sayısal olarak daha sık görülmüş ve ilgili advers

olaylar ve ciddi advers olaylar (hiperkalemi, hipotansiyon ve renal disfonksiyon) aliskiren

grubunda plasebo grubuna göre daha sık bildirilmiştir.

5.2.

Farmakokinetik özellikler

Emilim:

Oral yolla kullanımın ardından, perindoprilin emilimi hızlıdır ve doruk konsantrasyona 1

saat içinde ulaşılır. Perindopril’in plazma yarı-ömrü 1 saattir. Perindopril bir ön ilaçtır.

Alınan perindoprilin %27’si kan dolaşımında aktif metaboliti olan perindoprilata çevrilir.

Gıda

alımı

perindoprilata

dönüşümü,

dolayısıyla

biyoyararlanımı

azalttığı

için,

perindoprilin arjinin oral yoldan tek doz olarak sabahları yemekten önce alınmalıdır.

Dağılım:

Serbest perindoprilat için dağılım hacmi yaklaşık 0,2 l/kg’dır. Perindoprilatın plazma

proteinlerine, özellikle de anjiotensin dönüştürücü enzime bağlanması %20’dir ancak bu

süreç konsantrasyona bağımlıdır.

Biyotransformasyon:

Aktif perindoprilata ek olarak, perindoprilin hiçbiri aktif olmayan beş metaboliti vardır.

Perindoprilat doruk plazma konsantrasyonuna 3-4 saat içinde ulaşır.

Eliminasyon

:

Perindoprilat idrar ile itrah edilir ve serbest kısmın yarı ömrü yaklaşık 17 saattir, kararlı

duruma 4 gün içinde ulaşılır.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum

:

Perindopril dozu ve ortaya çıkan plazma konsantrasyonu arasında lineerlik kanıtlanmıştır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Perindoprilatın yaşlılarda ve kalp veya böbrek yetmezliği olan hastalarda eliminasyonu

azalır.

Böbrek

yetmezliğinin

derecesine

göre

(kreatinin

klerensi)

ayarlaması

önerilmektedir.

Perindoprilatın diyaliz klerensi 70 ml/dakikadır.

Perindopril kinetiği siroz hastalarında değişmektedir: Ana molekülün hepatik klerensi

yarıya düşmektedir. Ancak, oluşan perindoprilat miktarı azalmaz ve bu nedenle doz

ayarlaması gerekmez (Bkz. Bölüm 4.2 “Pozoloji ve uygulama şekli” ve 4.4 “Özel kullanım

uyarıları ve önlemleri”).

5.3.

Klinik öncesi güvenlilik verileri

Kronik oral toksikoloji çalışmalarında (sıçan ve maymunlarda) hedef organ olan böbrekte

geri döndürülebilir hasar gözlenmiştir.

İn vitro

in vivo

çalışmalarda mutajenite gözlenmemiştir.

18/19

Üreme toksikoloji çalışmalarında (sıçan, fare, tavşan ve maymunlarda) embriyotoksisite

veya teratojenite belirtisi gözlenmemiştir. Ancak, sınıf olarak anjiyotensin dönüştürücü

enzim inhibitörleri kemirgenler ve tavşanlarda, geç fetal gelişme üzerine advers etki

yaparak, fetal ölüme ve konjenital etkilere yol açmıştır; renal lezyonlar ve peri ile post natal

mortalitede artış gözlenmiştir. Dişi veya erkek sıçanlarda fertilite etkilenmemiştir.

Sıçan ve farelerde yapılan uzun dönem çalışmalarda karsinojenite gözlenmemiştir.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Laktoz monohidrat

Magnezyum stearat

Maltodekstrin

Silis, kolliodal hidrofobik

Sodyum nişasta glikolat (tip A)

Film kaplama:

Gliserol

Hipromelloz

Bakır klorofilin

Makrogol 6000

Magnezyum stearat

Titanyum dioksit

6.2.

Geçimsizlikler

Veri yoktur.

6.3.

Raf ömrü

36 ay

6.4.

Saklamaya yönelik özel uyarılar

Nemden koruyacak şekilde sıkıca kapalı tutularak 30°C’nin altında oda sıcaklığında

saklanmalıdır.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

Polietilen akış düzenleyicisi ve desikant jel içeren polietilen yeşil opak kapaklı kutuda 30

film kaplı tablet içerir.

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanımı

gerekmeyen

ilaçlar

atık

veya

kanalizasyon

sistemine

atılmamalıdır.

Kullanılmayan ilaçları eczanenize götürünüz ve ulusal yönetmeliklere göre nasıl imha

edileceğini sorunuz. Bu önlemler çevre korumasına yardımcı olacaktır.

7.

RUHSAT SAHİBİ

Servier İlaç ve Araştırma A.Ş.

Beybi Giz Kule K: 22/23

Meydan Sokak No. 1,

34398 Maslak Istanbul

Tel: (212) 329 14 00

Faks: (212) 290 20 30

19/19

8.

RUHSAT NUMARASI

2017/550

9.

İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 31.07.2017

Ruhsat yenileme tarihi:

10.

KÜB’ÜN YENİLEME TARİHİ