COVERSYL

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • COVERSYL PLUS 4/1,25 MG 30 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • COVERSYL PLUS 4/1,25 MG 30 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • antabuse ve idrar söktürücü

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699552010562
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 25-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1/22

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

COVERSYL PLUS 5 mg/1.25 mg film kaplı tablet

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Perindopril arjinin tuzu

5 mg (3.395 mg perindoprile karşılık)

İndapamid

1.25 mg.

Yardımcı maddeler:

Laktoz monohidrat

71.33 mg

Sodyum nişasta glikolat

2.7 mg

Gliserol 0.131 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Film kaplı tablet.

Bir yüzünde baskı şeklinde

işareti bulunan, beyaz, çubuk şeklinde, film kaplı tablet

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

COVERSYL PLUS, esansiyel hipertansiyon tedavisinde, kan basıncı tek başına perindopril ile

yeterince kontrol altına alınamayan hastalarda endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji / uygulama sıklığı ve süresi:

Genel doz tercihen sabahları aç karnına olmak üzere günde tek doz COVERSYL PLUS film

kaplı tablettir. Gerekli olduğunda komponentlerle hastaya uygun doz titrasyonu tavsiye edilir.

Klinik olarak uygun olduğu durumlarda, monoterapiden doğrudan COVERSYL PLUS’a geçiş

yapılabilir.

Uygulama şekli: Oral kullanım içindir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek yetmezliği: İleri derece böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klerensi <30

ml/dak) tedavi kontrendikedir.

2/22

Hafif

böbrek

yetmezliği

olan

hastalarda

(kreatinin

klerensi

30-60

ml/dak)

serbest

kombinasyonun uygun dozajı ile tedaviye başlanması tavsiye edilir.

Kreatinin

klerensi

ml/dak’a

eşit

veya

yukarı

olan

hastalarda

pozolojiyi

değiştirmek

gerekmez.

Normal tıbbi kontrol olarak kreatinin ve potasyumun periyodik takibi gerekir (Bkz. bölüm 4.4

“Özel Kullanım Uyarıları ve Önlemleri)

Karaciğer yetmezliği: İleri derece karaciğer yetmezliği olan hastalarda tedavi kontrendikedir.

Hafif karaciğer yetmezliği olan hastalarda pozolojiyi değiştirmek gerekmez.

(Bkz. bölüm 4.3, 4.4 ve 5.2).

Pediyatrik

popülasyon:

Perindopril/indapamid’in

pediyatrik

popülasyonda

etkililiği

güvenliliği henüz ortaya konmamıştır.

COVERSYL PLUS çocuklar ve ergenlik çağındaki gençler tarafından kullanılmamalıdır.

Geriyatrik popülasyon: Yaşlılarda tedaviye kan basıncı ve böbrek fonksiyonlarının kontrol

edilmesinden sonra başlanır (Bkz. bölüm 4.4 “Özel Kullanım Uyarıları ve Önlemleri).

4.3.

Kontrendikasyonlar

Bu ilaç aşağıdaki durumlarda KESİNLİKLE KULLANILMAMALIDIR:

Anjiyotensin II reseptör blokörleri (ARB’ler) veya anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE)

inhibitörleri ile aliskirenin beraber kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği

(GFR<60 ml/dak/1.73 m2) olan hastalarda kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5).

Perindopril ile ilişkili:

Perindopril’e veya herhangi diğer bir ADE inhibitörüne aşırı duyarlılık

Önceden ADE inhibitör tedavisi ile ilişkili görülen anjiyonörotik ödem (Quincke ödemi)

hikayesi

Kalıtsal veya idiopatik anjiyonörotik ödem

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde (Bkz. bölüm 4.4 ve 4.6)

İndapamid ile ilişkili:

Bu ilaç aşağıdaki durumlarda KESİNLİKLE KULLANILMAMALIDIR:

İndapamid veya diğer sülfamidlere aşırı duyarlılık

İleri derece böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi < 30 ml/dak)

Karaciğer ensefalopatisi

İleri derece karaciğer yetmezliği

Düşük potasyum düzeyleri (hipokalemi)

Genel bir kural olarak, bu ilacın torsades de pointes’e neden olan non-antiaritmik ilaçlarla

kombine olarak kullanımı önerilmemektedir (Bkz. bölüm 4.5)

Emzirme (Bkz. bölüm 4.6)

3/22

COVERSYL PLUS ile ilişkili:

Yardımcı maddelerine karşı aşırı duyarlılık

Yeterli

veri

bulunmadığı

için,

COVERSYL

PLUS’ın

aşağıdaki

durumlarda

kullanımı

önerilmemektedir:

diyaliz hastalarında

tedavi edilmemiş dekompanse kalp yetmezliği olan hastalarda

Gebelikte (Bkz. Bölüm 4.6).

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Özel uyarılar

Perindopril ve indapamidde ortak:

Lityum:

Lityum ile perindopril ve indapamid kombinasyonu genel olarak tavsiye edilmemektedir. (Bkz.

bölüm 4.5).

Perindopril ile ilişkili:

Nötropeni/Agranülositoz Riski:

inhibitörleri

kullanan

hastalarda

nötropeni/agranülositoz,

trombositopeni

anemi

vakaları

rapor

edilmiştir.

Böbrek

fonksiyonları

normal

olan

başka

komplikasyonlar

bulunmayan

hastalarda

nötropeni

çok

nadir

görülür.

Kolajen

vasküler

hastalığı

olan,

immünosüpresan

tedavisi

gören,

allopurinol

veya

prokainamid

kullanan

veya

komplikasyonların birlikte görüldüğü hastalarda, özellikle önceden böbrek fonksiyonlarında

sorun

varsa,

perindopril

çok

dikkatli

kullanılmalıdır.

tür

hastaların

bazılarında

ciddi

enfeksiyonlar gelişmiş ve birkaç vakada yoğun antibiyotik tedavisine cevap alınamamıştır. Bu

tür hastalarda perindopril kullanıldığı takdirde periyodik beyaz kan hücre sayımı yapılması

tavsiye edilmektedir ve hastalara, herhangi bir enfeksiyon olduğunda (örn. boğaz ağrısı, ateş)

hemen bildirmeleri gerektiği anlatılmalıdır.

Hipersensitivite/Anjiyonörotik Ödem (Quincke Ödemi):

Perindoprilin de aralarında bulunduğu ADE inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda, nadiren

yüzde,

ekstremitelerde,

dudaklarda,

dilde,

glottiste

ve/veya

larinkste

anjiyonörotik

ödem

görülebildiği bildirilmiştir. Bu durum tedavi sırasında herhangi bir zamanda görülebilmektedir.

Böylesi vakalarda perindopril tedavisi derhal kesilmeli ve hasta ödem ortadan kaybolana dek

yakın gözlem altına alınmalıdır.

Ödemin

yalnızca

yüz

dudakları

etkilediği

hallerde,

semptomları

gidermek

üzere

antihistaminik ajanlar kullanılabilse de genellikle tedavisiz düzelir.

Anjiyonörotik ödem larinks ödemi ile birlikte ise öldürücü olabilir. Dil, glottis veya larinks

etkilenmişse

havayollarında

tıkanmaya

neden

olabilir.

durumda

derhal

1/1000’lik

4/22

subkutanöz

adrenalin

enjeksiyonu

(0.3

yapılmalı

diğer

uygun

tedaviler

başlatılmalıdır.

inhibitörü

kullanan

siyah

hastalarda,

siyah

olmayan

hastalara

oranla

daha

fazla

anjiyoödem vakası bildirilmiştir.

Önceden ADE inhibitör tedavisi ile ilişkili olmayan anjiyoödem öyküsü bulunan hastalarda

ADE inhibitörü tedavisi ile anjiyoödem oluşma riski yüksektir (Bkz. bölüm 4.3).

ADE inhibitörü kullanan hastalarda nadiren intestinal anjiyoödem bildirilmiştir. Bu hastalarda

karın ağrısı (kusma veya bulantı ile birlikte veya olmaksızın) görülmüştür; bazı vakalarda

öncesinde gelişen fasiyal anjiyoödem yoktu ve C-1 esteraz seviyeleri normaldi. Anjiyoödem

teşhisi abdominal CT tarama, veya ultrason veya cerrahi müdahale sonucu konulmuş ve ADE

inhibitörü tedavisi kesildikten sonra semptomlar kaybolmuştur. Karın ağrısı şikayeti olan ADE

inhibitörü kullanan hastaların ayırıcı tanısına intestinal anjiyoödem dahil edilmelidir.

Desensitizasyon Sırasında Anafilaktik Reaksiyonlar:

Hymenoptera

(arı,

eşekarısı)

venom

desensitizasyon

tedavisi

uygulanan

hastalarda

inhibitörleri

tedavi

sırasında

nadir

olarak

hayatı

tehlikeye

sokabilecek

anafilaktik

reaksiyonlar gözlemlenmiştir. Desensitizasyon uygulanan alerji hastalarında ADE inhibitörü

çok

dikkatli

olarak

başlatılmalı

venom

immünoterapisi

uygulanan

hastalarda

kullanılmamalıdır.

Hem ADE inhibitörü tedavisi hem de desensitizasyon gereken hastalarda en azından geçici

olarak ADE inhibitörü tedavisine 24 saat ara vermek bu reaksiyonların meydana gelmesini

engellemiştir.

LDL aferezi sırasında anafilaktik reaksiyonlar:

Dekstran sülfat emilimi yoluyla düşük yoğunlukta lipoprotein aferezi ile diyaliz sırasında ADE

inhibitörü alan hastalarda hayatı tehlikeye sokabilecek anafilaktik reaksiyonlar gözlemlenmiştir.

Hem ADE inhibitörü tedavisi hem de düşük yoğunlukta lipoprotein aferezi gereken hastalarda

en azından geçici olarak ADE inhibitörü tedavisine 24 saat ara vermek bu reaksiyonların

meydana gelmesini engellemiştir.

Hemodiyaliz hastaları:

Yüksek geçirgenlikte membran (örn. AN 69

) ile diyaliz sırasında ADE inhibitörü alan

hastalarda anafilaktik reaksiyonlar görüldüğü bildirilmiştir. Bu hastaların diyalizinde farklı bir

membran veya farklı sınıf bir antihipertansif ilaç kullanılmalıdır.

Potasyum tutucu diüretikler, potasyum tuzları:

Perindopril ile potasyum tutucu diüretikler ve potasyum tuzlarının kombinasyonu genellikle

tavsiye edilmemektedir (Bkz. bölüm 4.5)

5/22

Renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) dual blokajı:

Duyarlı kişilerde, özellikle bu sistemi etkileyecek kombinasyon kullanımlarında hipotansiyon,

senkop, inme, hiperkalemi ve renal fonksiyonlarda değişiklikler (akut renal yetmezlik dahil)

rapor edilmiştir. RAAS’in dual blokajına yol açtığından ADE inhibitörlerinin anjiyotensin II

reseptör blokörleri (ARB’ler) ve aliskiren ile beraber kullanımı önerilmemektedir. Aliskiren ile

beraber kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği (GFR<60 ml/dak/1.73 m

) olan

hastalarda kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.3 ve 4.5).

Gebelik:

Gebelik sırasında ADE inhibitörü ile tedaviye başlanması önerilmez. Perindopril ile sürekli

tedavinin gerekli görüldüğü haller dışında gebelik planlayan hastalar gebelikte kullanımına

ilişkin güvenirlik profili bulunan alternatif bir antihipertansif tedaviye başlamalıdır. Gebelik

teşhisi konduğunda ADE inhibitörü tedavisi hemen kesilmeli ve uygunsa alternatif tedaviye

başlanmalıdır (bkz. bölüm 4.3 ve 4.6).

İndapamid ile ilişkili:

Karaciğer hastalığı bulunan hastalarda tiazid diüretikler ve ve tiazide bağlı diüretikler karaciğer

ensefalopatisine yol açabilir. Bu hastalarda diüretik uygulaması derhal kesilmelidir.

Fotosensitivite:

Tiazid ve tiazide bağlı diüretiklerin kullanımına ilişkin fotosensitivite reaksiyonları bildirilmiştir

(bkz.

bölüm

4.8).

Tedavi

sırasında

fotosensitivite

reaksiyonu

görüldüğü

takdirde

tedavi

kesilmelidir. Eğer tekrar diüretik kullanımı gerekli görülürse maruz kalan bölgelerin güneş veya

yapay UVA ışınlardan korunması önerilmektedir.

Özel kullanım önlemleri

Perindopril ve indapamidde ortak:

Böbrek Yetmezliği:

İleri derece böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klerensi < 30 ml/dak) kontrendikedir.

Önceden bariz böbrek lezyonu bulunmamasına rağmen, biyolojik tarama sonucu fonksiyonel

böbrek yetmezliği tespit edilen bazı hipertansif hastalarda tedavi kesilmeli ve daha sonra

tedaviye tekrar ya düşük bir dozla ya da bileşenlerinin biri ile başlanmalıdır.

Bu hastalarda, güncel tıbbi uygulama, tedavinin 2. haftasından sonra ve terapötik stabilite

dönemi boyunca her iki ayda bir, potasyum ve kreatinin seviyelerinin periyodik kontrolü

yönündedir. Böbrek yetmezliği daha çok, ileri derecede kalp yetmezliği veya böbrek arter

stenozu ile böbrek yetmezliği olan hastalarda gözlemlenmektedir.

İlaç, iki taraflı böbrek arter stenozu veya tek taraflı çalışan böbrek vakalarında genellikle tavsiye

edilmemektedir.

6/22

Hipotansiyon ve Su-Tuz Kaybı:

Daha

önceden

sodyum

kaybı

(özellikle

böbrek

arter

stenozu)

olan

hastalarda

hipotansiyon riski bulunmaktadır. Bu nedenle araya giren ishal ve kusma nöbetleri ile meydana

gelen su ve tuz kaybının klinik belirtileri sistematik olarak araştırılmalıdır. Bu tür hastalarda

plazma elektrolit düzeyleri düzenli olarak izlenmelidir.

Belirgin hipotansiyon durumunda, intravenöz izotonik salin infüzyonu gerekebilir.

Geçici hipotansiyon tedavinin devamı açısından bir kontrendikasyon oluşturmaz. Tatmin edici

düzeyde kan volümü ve kan basıncı sağlandıktan sonra tedaviye tekrar ya daha azaltılmış bir

dozla ya da bileşenlerinin yalnızca biri ile başlanabilir.

Potasyum Düzeyleri:

Perindopril

indapamid

kombinasyonu,

özellikle

diyabet

veya

böbrek

yetmezliği

olan

hastalarda potasyum düzeylerinin düşmesini engellemez. Diüretik içeren bütün antihipertansif

ilaçlarla olduğu gibi, plazma potasyum düzeylerinin düzenli olarak izlenmesi gereklidir.

Yardımcı maddeler:

COVERSYL

PLUS

71.33

laktoz

monohidrat

içermektedir.

Nadir

kalıtımsal

galaktoz

intolerans,

Lapp

laktaz

yetmezliği

veya

glukoz-galaktoz

malabsorpsiyon

problemleri

olan

hastalarda kullanılmamalıdır.

COVERSYL PLUS 2.7 mg sodyum nişasta glikolat içermektedir. Bu durum, kontrollü sodyum

diyetinde olan hastalar için gözönünde bulundurulmalıdır.

Perindopril ile ilişkili:

Öksürük:

inhibitör

kullanımı

kuru

öksürük

ortaya

çıkabildiği

bildirilmiştir.

ilacın

verildiği

sürece

devam

eden

ilaç

kesilince

kaybolan

öksürüktür.

semptomun

varlığında

iyatrojenik

etyoloji

düşünülmelidir.

Eğer

inhibitörü

tedavisinin

vazgeçilemez olduğu kararına varılmışsa, tedavinin sürdürülmesi düşünülebilir.

Pediyatrik popülasyon:

Çocuklar ve ergenlik çağındaki gençler üzerinde perindoprilin tek başına veya kombinasyon

şeklinde etkililiği ve güvenliliği ortaya konmamıştır.

Arteriyel Hipotansiyon ve/veya Böbrek Yetmezliği Riski (Kalp Yetmezliği, Su-Tuz kaybı, vs.

Olan Hastalarda):

Başlangıçtaki kan basıncı düşük olan hastalarda, renal arter stenozu, konjestif kalp yetmezliği

veya ödemli ve asitli sirozda belirgin su-tuz kaybı durumlarında (tuz kısıtlayıcı katı rejim veya

uzamış

diüretik

tedavisi)

renin-anjiyotensin-aldosteron

sisteminde

belirgin

uyarılma

gözlenmiştir.

nedenle,

sistemin

inhibitörü

baskılanması,

özellikle

uygulama sırasında ve tedavinin ilk iki haftasında kan basıncında ani bir düşüşe yol açabilir

ve/veya

bazen

akut

olabilen

fonksiyonel

böbrek

yetmezliği

olarak

ortaya

çıkan

kreatinin

düzeylerinde artışa yol açabilir; ancak bu ikincisi oldukça nadirdir ve ortaya çıkması için

gereken süre oldukça değişkendir.

Bu nedenle, bu tür vakalarda tedavi daha düşük doz ile başlamalı ve yavaş yavaş artırılmalıdır.

7/22

Geriyatrik popülasyon:

Tedaviye

başlanmadan

önce

böbrek

fonksiyonları

potasyum

düzeyleri

incelenmelidir.

Başlangıç dozu, özellikle su-tuz kaybı olan hastalarda, kan basıncında ortaya çıkabilecek ani

düşüşü önlemek için, kan basıncındaki yanıta göre ayarlanmalıdır.

Bilinen Aterosklerozu Olan Hastalar:

Bütün hastalarda hipotansiyon riski bulunmaktadır ancak iskemik kalp hastalığı veya serebral

dolaşım yetmezliği bulunan hastalara özel dikkat gösterilmeli ve tedaviye daha düşük dozla

başlanmalıdır.

Renovasküler Hipertansiyon:

Renovasküler

hipertansiyonun

tedavisi

revaskülarizasyondur.

Bununla

beraber,

inhibitörleri

cerrahi

için

bekleyen

veya

cerrahi

girişimin

mümkün

olmadığı

renovasküler

hipertansiyon hastalarında yararlı olabilir.

Bilinen renal arter stenozu olan veya şüphe edilen hastalara COVERSYL PLUS yazıldığı

durumlarda

bazı

hastalarda

tedavinin

kesilmesi

düzelecek

böbrek

yetmezliği

gelişebileceğinden, tedavi hastanede daha düşük bir dozla başlatılmalı ve böbrek fonksiyonları

ile potasyum düzeyleri yakından izlenmelidir.

Risk Altındaki Diğer Gruplar:

İleri derece kalp yetmezliği olan (Evre IV) hastalarda veya insüline bağımlı diyabeti olan

hastalarda (artmış potasyum düzeylerine kendiliğinden eğilim), tedavi yakın tıbbi gözlem

altında ve daha düşük bir dozla başlatılmalıdır. Koroner yetmezliği olan hipertansif hastalarda

beta blokör tedavisi kesilmemelidir: ADE inhibitörü beta bloköre eklenmelidir.

Diyabetik hastalar:

Daha önce oral antibiyotikler veya insülin tedavisi gören diyabetik hastaların glisemi düzeyleri

ADE inhibitörü ile tedavinin ilk ayında yakından takip edilmelidir.

Etnik farklılıklar:

Diğer

inhibitölerinde

olduğu

gibi,

perindopril,

muhtemelen

siyah

hipertansif

popülasyonda düşük-renin düzeylerinin yüksek prevalansı nedeniyle siyah insanlarda, siyah

olmayanlara oranla, kan basıncını düşürmede daha az etkilidir.

Ameliyat / anestezi:

ADE inhibitörleri, özellikle uygulanan anestetik hipotansiyon potansiyeline sahip bir madde ise

anestezi verildiğinde hipotansiyona yol açabilirler. Bu nedenle, perindopril gibi uzun etkili ADE

inhibitörlerinin mümkünse ameliyattan önceki akşam kesilmesi önerilmektedir.

Aortik veya mitral valf stenozu / hipertrofik kardiyomiyopati:

Sol karıncığın dış akış kanalında tıkanma bulunan hastalarda ADE inhibitörleri kullanımında

dikkatli olunmalıdır.

8/22

Karaciğer yetmezliği:

Nadir olarak ADE inhibitörleri kolestatik sarılık ile başlayan, süratle kötüleşen hepatik nekroza

dönüşen ve bazen ölümle sonuçlanan sendroma yol açabilir. Bu sendromun mekanizması

anlaşılamamıştır. ADE inhibitörleri kullanan ve sarılık veya hepatik enzimlerinde belirgin artış

görülen hastaların ADE inhibitörü kullanımını kesmeleri ve uygun medikal tedavi görmeleri

gerekmektedir (Bkz. bölüm 4.8)

Hiperkalemi:

Perindoprilin

dahil

olduğu

inhibitörleri

tedavi

gören

bazı

hastalarda

serum

potasyumda artış gözlenmiştir. Hiperkalemi gelişmesine neden olan risk faktörleri: böbrek

yetmezliği, böbrek fonksiyonlarının bozulması, yaş (>70), diyabet, eklenen olaylar, özellikle

dehidrasyon, akut kardiyak dekompansasyon, metabolik asidoz ve potasyum tutucu diüretikler,

potasyum süplemanları veya tuz yerine geçen potasyum içeren ilaçların birlikte kullanımı; veya

serum potasyum artışına yol açan başka ilaçlar (örneğin heparin) kullanan hastalar. Özellikle

böbrek

fonksiyonları

sorunlu

olan

hastalarda

potasyum

tutucu

diüretikler,

potasyum

süplemanları veya tuz yerine geçen potasyum içeren ilaçların birlikte kullanımı serum potasyum

düzeylerinde önemli bir artışa neden olur. Hiperkalemi ciddi, bazen fatal aritmiye yol açabilir.

Yukarıda

belirtilen

ilaçların

birlikte

kullanımının

gerekli

görüldüğü

durumlarda

serum

potasyumun düzenli olarak izlenmesi tavsiye edilmektedir (Bkz. bölüm 4.5).

İndapamid ile ilişkili:

Su ve Tuz Dengesi:

Sodyum Düzeyleri:

Sodyum düzeyleri tedaviye başlanmadan önce ve daha sonra da düzenli aralıklarla ölçülmelidir.

Bütün

diüretik

tedavileri

sodyum

düzeylerinde

düşüşe

neden

olabilir

durum

ciddi

sonuçlar doğurabilir. Başlangıçta sodyum azalması asemptomatik olabilir, bu nedenle düzenli

aralarla ölçülmesi önemlidir. Bu ölçümler, yaşlı veya sirozlu hastalar gibi daha yüksek risk

altındaki hastalarda daha sık tekrarlanmalıdır (Bkz. bölüm 4.8 ve 4.9).

Potasyum Düzeyleri:

Tiazid diüretikler ve tiazide bağlı diüretiklerin kullanımı sırasında potasyum kaybı ile birlikte

hipokalemi önemli bir tehlikedir. Azalmış potasyum düzeylerinin (< 3.4 mmol/L) ortaya çıkma

riski, birden fazla ilaç alıyor olsun veya olmasın, yaşlılar ve beslenme yetmezliği olan hastalar,

ödem ve asitli siroz hastaları, koroner hastaları ve kalp yetmezliği bulunan hastalar gibi yüksek

riskli

hastalarda

göz

önünde

bulundurulmalıdır.

Hipokalemi

tür

vakalarda

kalp

glikozidlerinin kalp toksisitesini ve ritm bozuklukları riskini artırır.

Uzun QT aralığı ile başvuran hastalar, kaynağı ister konjenital, ister iyatrojenik olsun, artmış

risk

altındadırlar.Hipokalemi,

bradikardide

olduğu

gibi,

ileri

derece

ritm

bozukluklarını,

özellikle fatal bir durum olabilen “torsades de pointe”yi ortaya çıkaran bir faktör olabilir.

9/22

Bütün

hastalarda

potasyum

düzeylerinin

çok

sık

takibi

gereklidir.

Plazma

potasyum

düzeylerinin ilk ölçümü tedavinin başlanmasından sonraki ilk hafta içinde yapılmalıdır.

Eğer düşük potasyum düzeyi saptanırsa düzeltilmesi gerekir.

Kalsiyum Düzeyleri:

Tiazid diüretikler ve tiazide bağlı diüretikler idrarla kalsiyum atılımını azaltabilirler ve kalsiyum

düzeylerinde hafif ve geçici bir artışa yol açabilirler. Belirgin derecede yüksek kalsiyum

düzeyleri ise henüz tanısı konmamış hiperparatiroidizm ile ilişkili olabilir. Bu hastalarda,

paratiroid işlevleri araştırılmadan önce tedavi kesilmelidir.

Kan Şekeri:

Diyabetik hastalarda özellikle potasyum düzeyleri düşükse, kan şekerinin izlenmesi yaşamsal

önem taşır.

Ürik Asit:

Ürik asit düzeyi yükselmiş olan hastalarda gut gelişme eğilimi artmış olabilir.

Böbrek Fonksiyonları ve Diüretik Fonksiyonlar:

Tiazid diüretikler ve tiazide bağlı diüretikler, sadece böbrek fonksiyonları normalse veya

yalnızca hafifçe bozulmuşsa tam etkilidirler (erişkin biri için kreatinin düzeyleri < yaklaşık 25

mg/L, yani < 220 mikromol/L). Yaşlı hastalarda, kreatinin değerleri hastanın yaş, ağırlık ve

cinsiyetine göre Cockroft formülü doğrultusunda ayarlanmalıdır:

= (140 - yaş) x ağırlık / 0.814 x kan kreatinini

yaş, yıl olarak

ağırlık, kg olarak

kan kreatinini, mikromol / l olarak ifade edilmektedir.

Bu formül yaşlı erkekler içindir ve kadınlar için sonuç 0.85 ile çarpılmalıdır.

Tedavinin

başlangıcında,

diüretik

tarafından

yaratılan

kaybından

kaynaklanan

hipovolemi,

glomerül

filtrasyonunda

azalmaya

açar.

üre

kreatinin

düzeylerinde

artışa

açabilir.

fonksiyonel

böbrek

yetmezliği

geçicidir

böbrek

fonksiyonu normal olan hastalarda herhangi bir önemi yoktur. Bununla beraber, önceden var

olan böbrek yetmezliğini kötüleştirebilir.

Atletler:

Atletler, bu ilacın testlerde pozitif sonuç verebilecek bir aktif madde içerdiği konusunda bilgili

ve dikkatli olmalıdır.

4.5.

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Perindopril ve indapamidde ortak:

ÖNERİLMEYEN kombinasyonlar:

10/22

Lityum:

inhibitörü

lityumun

birlikte

kullanımı

sırasında

kanda

lityum

yoğunluğunda

toksisitede tersine çevrilebilir artışlar bildirilmiştir. Tiazid diüretiklerin ADE inhibitörleri ile

birlikte kullanımı da ilerde lityum seviyelerinin ve lityum toksisitesi riskinin artmasına yol

açabilir. Perindopril ve indapamid kombinasyonunun lityum ile birlikte kullanılması tavsiye

edilmez ancak bir ADE inhibitörü ve bir potasyum tutucu diüretik kullanımı kaçınılmaz ise,

lityum düzeylerinin yakından takibi ve doz ayarlanması gereklidir (Bkz. bölüm 4.4).

Kullanımı sırasında özel dikkat gerektiren kombinasyonlar:

Baklofen:

Antihipertansif etkiyi güçlendirir. Gerekirse kan basıncının izlenmesi ve antihipertansif dozun

ayarlanması gereklidir.

Steroid yapısında olmayan ilaçlar (yüksek dozlarda asetilsalisilik asit dahil):

inhibitörleri

steroid

yapısında

olmayan

ilaçlar

(örn.

antiinflamatuvar

dozlarda

asetilsalisilik

asit,

COX-2

inhibitörleri

selektif

olmayan

NSAID’ler)

eşzamanlı

kullanıldığında

antihipertansif

etki

azalabilir.

inhibitörleri

NSAID’lerin

birlikte

kullanımı özellikle önceden renal fonksiyonu zayıf olan hastalarda akut böbrek yetmezliği dahil

renal

fonksiyonların

kötüleşme

riskinde

serum

potasyumda

artışa

neden

olabilir.

Kombinasyon özellikle yaşlı hastalarda çok dikkatli kullanılmalıdır. Hastaların yeterli sıvı

alımı sağlanmalı, tedavi başlangıcında ve sonrasında periyodik olarak renal fonksiyonları

izlenmelidir.

Kullanımı sırasında dikkat gerektiren kombinasyonlar:

İmipramin

gibi

antidepresanlar

(trisiklik),

nöroleptikler:

antihipertansif

etkinin

artması

ortostatik hipotansiyon riski (aditif etki).

Kortikosteroidler, tetrakosaktidler: antihipertansif etkinin azalması (kortikosteroidlere bağlı su

ve tuz tutulması).

Diğer

antihipertansif

maddeler:

perindopril/indapamid

kombinasyonu

diğer

antihipertansif maddenin kullanılması ilave olarak kan basıncının düşmesine yol açabilir.

Perindopril ile ilişkili:

KONTRENDİKE kombinasyonlar:

Aliskiren ile kullanım:

ARB ve ACE inhibitörlerinin aliskirenle kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği

(GFR<60 ml/dak/1.73 m2) olan hastalarda kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.3 ve 4.4).

11/22

ÖNERİLMEYEN kombinasyonlar:

Aliskiren ile kullanım:

Diyabetik ve böbrek yetmezliği (GFR<60 ml/dak/1.73 m

) olan hastalar dışındaki hastalarda

hiperkalemi riski, böbrek fonksiyonunda kötüleşme ve kardiyovasküler morbidite ve mortalite

artışı (Bkz. Böküm 4.4).

Potasyum tutucu diüretikler (spironolakton, triamteren, tek başına veya kombinasyon halinde,

vs), potasyum (tuzları):

ADE inhibitörleri diüretiklere bağlı potasyum kaybını azaltır. Spironolakton, triamteren gibi

potasyum tutucu diüretikler veya amilorid, potasyum süplemanları veya tuz yerine kullanılan

potasyum içeren maddeler potasyum serumunda önemli artışlara yol açabilmektedir (öldürücü

olabilir).

Belgelenmiş

hipokalemi

nedeniyle

beraber

kullanım

gerekliyse

özellikle

dikkat

edilmeli, serum potasyum sık sık izlenmeli ve elektrokardiyogram (EKG) çekilmelidir.

Kullanımı sırasında özel dikkat gerektiren kombinasyonlar:

Antidiyabetik ajanlar (insülin, hipoglisemik sülfonilüreler):

Kaptopril

enalapril

rapor

edilmiştir.

inhibitörlerinin

kullanımı,

insülin

veya

hipoglisemik sülfonilüreleri kullanan hastalarda hipoglisemi etkilerini artırabilir. Hipoglisemik

nöbetlerin ortaya çıkması nadirdir (glukoz toleransında artma sonucu insülin gereksiniminin

azalması).

Kullanımı sırasında dikkat gerektiren kombinasyonlar:

Allopurinol, sitostatik veya immünosüpresan ajanlar, kortikosteroidler

(sistemik

yol) veya

prokainamid:

ADE inhibitörüne eşlik eden kullanımda, lökopeni riskinin artışına sebep olabilir.

Anestezikler:

ADE inhibitörleri bazı anestezik ilaçların hipotansif etkilerini güçlendirebilmektedir.

Diüretikler (tiazid veya loop diüretikler):

Yüksek doz diüretikler ile ön tedavi terapiye perindopril ile başlandığı takdirde hacim kaybına

ve hipotansiyon riskine neden olabilmektedir.

Altın:

Enjekte edilen altın (sodyum orotiomalat) ve beraberinde perindopril dahil ADE inhibitör

tedavisi gören hastalarda nadiren nitritoid reaksiyonlar (semptomlar: yüzde kızartı, bulantı,

kusma ve hipotansiyon) bildirilmiştir.

12/22

İndapamid ile ilişkili:

Kullanımı sırasında özel dikkat gerektiren kombinasyonlar:

“Torsades de pointes” oluşturan ilaçlar:

Hipokalemi riski nedeniyle indapamid, IA sınıfı anti aritmik maddeler (kinidin, hidrokinidin,

dizopiramid), sınıf III anti aritmik maddeler (amiyodaron, dofetilid, ibutilid, bretilyum, sotalol);

bazı nöroleptikler (klorpromazin, siyamemazin, levomepromazin, tioridazin, trifluoperazin),

benzamidler

(amisülprid,

sülpirid,

tiaprid),

butirofenonlar

(droperidol,

haloperidol),

diğer

nöroleptikler (pimozid); bepridil, cizaprid, difemanil, IV eritromisin, halofantrin, mizolastin,

moksifloksasin, pentamidin sparfloksasin, IV vinkamin, metadon, astemizol, terfenadin gibi

diğer maddeler gibi torsades de pointes’e neden olan ilaçlarla birlikte kullanılırken dikkatli

olunmalıdır. Düşük potasyum seviyeleri önlenmeli ve gerekirse düzeltilmelidir: QT aralığı

izlenmelidir.

Potasyum düşürücü ajanlar:

Amfoterisin B (IV yolla verilen), glukokortikoidler ve mineralokortikoidler (sistemik yolla

verilen), tetrakosaktid, uyarıcı laksatifler: Düşük potasyum düzeyleri riski artar (aditif etki).

Potasyum

düzeyleri

yakından

izlenmeli

gerekiyorsa

düzeltilmeli;

özellikle

kalp

glikozidlerinin

kullanıldığı

hastalarda

dikkat

edilmelidir.

Uyarıcı

olmayan

laksatifler

kullanılmalıdır.

Kalp glikozidler:

Düşük potasyum düzeyleri kalp glikozidlerinin toksik etkilerini artırır. Potasyum düzeyleri ve

EKG yakından izlenmeli ve gerekiyorsa tedavi tekrar gözden geçirilmelidir.

Kullanımı sırasında dikkat gerektiren kombinasyonlar:

Metformin:

Metformine bağlı, muhtemelen diüretiklerle özellikle de kulp diüretikleri ile ilişkili fonksiyonel

böbrek yetmezliğinin neden olduğu laktik asidoz. Kreatinin düzeyleri erkeklerde 15 mg/L (135

mikromol/L),

kadınlarda

mg/L

(110

mikromol/L),

düzeyini

geçerse

metformin

kullanılmamalıdır.

İyot bazlı kontrast maddeler:

Diüretiklere bağlı dehidratasyon oluştuğunda, özellikle yüksek dozlarda iyot bazlı kontrast

maddeler kullanılırsa, böbrek

yetmezliği riskinde artış söz konusudur. İyot bazlı kontrast

maddeler uygulanmadan önce yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır.

Kalsiyum (tuzları):

İdrarla kalsiyum atılımının azalmasına bağlı olarak kalsiyum düzeylerinde artış riski.

Siklosporin:

Dolaşımdaki

siklosporin

düzeylerinde

değişiklik

olmaksızın,

hatta

kaybı

olmaksızın, artmış kreatinin düzeyleri riski.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Veri yoktur.

13/22

Pediyatrik popülasyon:

Veri yoktur.

4.6.

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: D

İçeriğindeki etkin maddelerin gebelik ve laktasyon üzerindeki etkileri nedeniyle gebeliğin ilk

trimesterinde

COVERSYL

PLUS

önerilmemektedir.

Gebeliğin

ikinci

üçüncü

trimesterlerinde COVERSYL PLUS kontrendikedir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Veri yoktur.

Gebelik dönemi:

Perindopril ile ilişkili:

Gebeliğin

ilk

trimestrinde

ADE

inhibitörü

kullanılması

önerilmez

(bkz.

bölüm

4.4).

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestrlerinde ADE inhibitörleri kontrendikedir (bkz. bölüm

4.3 ve 4.4).

Gebeliğin birinci trimestrinde ADE inhibitörlerine maruz kalınması sonucu teratojenisite riskine

ilişkin epidemiyolojik kanıt kesin değildir; yine de riskte ufak bir artış olabileceği gözardı

edilmemelidir. ADE inhibitörü ile sürekli tedavi gerekli görülmediği takdirde gebelik planlayan

hastalar gebelikte kullanımına ilişkin güvenirlik profili bulunan alternatif bir antihipertansif

tedaviye başlamalıdır. Gebelik teşhisi konduğunda ADE inhibitörü tedavisi hemen kesilmeli ve

uygunsa alternatif tedaviye başlanmalıdır.

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestrlerinde ADE inhibitörü kullanıldığında fetotoksisite (böbrek

fonksiyonlarında azalma, oligohidramnios, kafatası kemik oluşumunda gecikme) ve neonatal

toksisiteye (böbrek yetmezliği, hipotansiyon, hiperkalemi) neden olur. (Bkz. Bölüm 5.3)

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestrlerinde ADE inhibitörü tedavisine maruz kalınmışsa böbrek

fonksiyonları ve kafatasının ultrason ile kontrol edilmesi tavsiye edilir.

Anneleri ADE inhibitörü kullanan bebekler hipotansiyon riskine karşı yakından izlenmelidir

(Bkz. bölüm 4.3 ve 4.4)

İndapamid ile ilişkili:

Gebeliğin üçüncü trimestrinde uzun süreli tiazide maruz kalınırsa maternel plazma hacmi ve

uteroplasental kan akışında azalma ve buna bağlı olarak feto-plasental iskemi ve gelişmede

gecikmeye neden olabilir. Ayrıca, doğuma yakın zamanda tiazide maruz kalan yenidoğanlarda

nadiren hipoglisemi ve trombositopeni vakaları rapor edilmiştir.

Laktasyon dönemi:

14/22

COVERSYL PLUS laktasyon döneminde kontrendikedir.

Perindopril ile ilişkili:

Perindoprilin insan sütüyle atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Dolayısıyla emziren kadınlarda

perindopril

kullanımı

önerilmemektedir.

Özellikle

yenidoğan

veya

erken

doğmuş

bebek

emziren kadınlarda daha iyi güvenlilik profiline sahip alternatif tedavi tercih edilmelidir.

İndapamid ile ilişkili:

İndapamid

anne

sütüne

salgılanmaktadır.

İndapamid,

emzirme

döneminde

süt

oluşumunu

azaltan hatta yok eden tiazid diüretikleri ile yakından ilişkilidir. Sülfomid türevli ilaçlara karşı

aşırı hassasiyet, hipokalemi ve nükleer sarılık görülebilir.

Üreme yeteneği / Fertilite

Perindopril

arjininin

fertilite

üzerindeki

etkisi

araştırılmamıştır.

Sıçanlar

üzerinde

yapılan

çalışmalarda oral yoldan günde 10 mg/kg perindopril tert-bütilamin veya 25 mg/kg indapamid

kullanımında erkekte veya kadın fertilitesi üzerinde etkisi gözlemlenmemiştir.

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Perindopril, indapamid ve COVERSYL PLUS ile ilişkili:

İki etkin maddenin tek başına veya kombinasyon halinde araç ve makine kullanımı üzerinde

uyanıklığı bozucu etkisi yoktur, ancak bazı hastalarda, özellikle tedavinin başlangıcında veya

başka bir antihipertansif ilaçla birlikte kullanımında düşük kan basıncına bağlı olarak bireysel

reaksiyonlar görülebilir. Bunun sonucu olarak da araç veya makine kullanma yetisi bozulabilir.

4.8.

İstenmeyen etkiler

Perindopril,

renin-anjiyotensin-aldosteron

aksını

baskılayarak

indapamid

tarafından

ortaya

çıkan potasyum kaybını azaltma eğilimindedir. COVERSYL PLUS ile tedavi edilen hastaların

%4’ünde hipokalemi görülmüştür (potasyum seviyesi < 3.4 mmol/l).

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10000 ila <1/1000); çok seyrek (<1/10000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin

edilemiyor).

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Çok seyrek:

Trombositopeni, lökopeni, agranülositoz, aplastik anemi, hemolitik anemi.

Anemi (Bkz. Özel uyarılar ve kullanım önlemleri), bazı durumlarda (böbrek nakli alan

hastalarda, hemodiyaliz hastalarında) ADE inhibitörü kullanan hastalarda görülmüştür.

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Seyrek:

Hiperkalsemi

Bilinmiyor:

15/22

Potasyum kaybı ve risk altındaki bazı popülasyonlarda potasyum düzeylerinde ciddi azalma

(bkz, Bölüm 4.4).

Artmış potasyum düzeyleri, genellikle geçicidir.

Dehidratasyon ve ortostatik hipotansiyona yol açabilen hipovolemi ve azalmış sodyum

düzeyleri.

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın olmayan:

Duygulanım dalgalanmaları ve/veya uyku bozuklukları.

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın:

Parestezi, baş ağrısı, asteni, baş dönmesi, vertigo.

Çok seyrek:

Zihin karışıklığı.

Bilinmiyor:

Senkop.

Göz hastalıkları

Yaygın:

Görme bozuklukları.

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın:

Tinnitus.

Kardiyak hastalıkları

Çok seyrek:

Yüksek risk taşıyan hastalarda, muhtemelen aşırı hipotansiyon sonucu bradikardi, ventriküler

taşikardi, atriyal fibrilasyon, angina pektoris ve miyokard enfarktüsü dahil aritmi (Bkz. Bölüm

4.4).

Bilinmiyor:

- Torsades de pointes (potansiyel olarak fatal) (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5).

Vasküler hastalıkları

Yaygın:

Ortostatik olan veya olmayan hipotansiyon (Bkz Bölüm 4.4).

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları

Yaygın:

ADE inhibitörü kullanımında kuru öksürük bildirilmiştir. Sürekli devam etmesi ve tedavi

sona erdiğinde kesilmesiyle kendini belli etmektedir. Bu semptom görüldüğünde iyatrojenik

etiyoloji düşünülmektedir.

16/22

Yaygın olmayan:

Bronkospazm.

Çok seyrek:

Eozinofilik pnömoni, rinit.

Gastrointestinal hastalıkları

Yaygın:

Konstipasyon, ağız kuruluğu, bulantı, epigastrik ağrı, anoreksi, kusma, karın bölgesinde ağrı,

tat almada bozukluk, dispepsi, ishal.

Çok seyrek:

Pankreatit

Hepato-bilier hastalıkları

Çok seyrek:

Sitolitik veya kolestatik hepatit (Bkz. bölüm 4.4).

Bilinmeyen:

Karaciğer yetmezliği vakalarında, hepatik ensefalopatinin başlama olasılığı vardır (Bkz.

bölüm 4.4).

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın:

Kurdeşen, kaşıntı, makülopapüler döküntü .

Yaygın olmayan:

Yüz, ekstremiteler, dudaklar, mukoza zarı, dil, glottis ve/veya larinkste anjiyonörotik ödem,

ürtiker (bkz. Bölüm 4.4).

Daha

önce

alerjik

astımla

bağlantılı

reaksiyonlar

görülmüş

hastalarda

genellikle

dermatolojik, aşırı duyarlılık reaksiyonları.

Purpura.

Akut dissemine lupus eritematozusun olası ağırlaşması.

Çok seyrek:

Multiform eritem, toksik epidermik nekroliz, Steven Johnson sendromu.

Fotosensitivite reaksiyon vakaları bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.4)

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın:

Kramp

Böbrek ve idrar hastalıkları

Yaygın olmayan:

Renal yetmezlik.

Çok seyrek:

Akut böbrek yetmezliği.

17/22

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

Yaygın olmayan:

İktidarsızlık.

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıkları

Yaygın:

Asteni.

Yaygın olmayan:

Terleme.

İncelemeler

Bilinmiyor:

Elektrokardiygram uzamış QT aralığı (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5).

Tedavi süresince ürik asit ve kan şekeri düzeylerinde artış.

Tedavinin kesilmesiyle geri dönüşümlü olan, üre ve plazma kreatinin düzeylerinde hafif

artış.

artış

renal

arter

stenozu

bulunan

hastalarda,

diüretiklerle

tedavi

edilen

arteryel

hipertansiyon durumunda ve böbrek yetmezliği durumlarında daha sık görülür.

Artan karaciğer enzim düzeyleri.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir. (www.titck.gov.tr; e- posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

Doz aşımı durumunda görülmesi en muhtemel yan etki hipotansiyondur. Beraberinde bulantı,

kusma,

kramplar,

halsizlik,

uykuya

eğilim,

konfüzyon,

poliüri

veya

oligüri

hatta

anüri

(hipovolemiye bağlı) olabilir. Su ve tuz dengesizliği (düşük sodyum düzeyleri, düşük potasyum

düzeyleri) oluşabilir.

Yapılması gereken ilk müdahale, gastrik lavaj ve/veya aktif kömür ile alınmış olan ilacın hızla

atılmasını sağlamaktır, daha sonra da bu konuda uzmanlaşmış bir merkezde sıvı-elektrolit

dengesi sağlanmalı ve normale döndürülmelidir.

Eğer belirgin hipotansiyon varsa, hastanın başı biraz aşağıda olacak şekilde sırtüstü yatırılması

uygun olur. Eğer gerekiyorsa İV izotonik salin infüzyonu veya diğer hacim genişletici tedaviler

uygulanabilir.

Perindopril’in aktif formu olan perindoprilat diyaliz edilebilir (Bkz., Farmakokinetik özellikler).

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1.

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: perindopril ve diüretikler

18/22

ATC kodu: C09BA04

Etki mekanizmaları

COVERSYL PLUS, bir ADE inhibitörü olan, perindopril arjinin tuzu ile bir klorosülfamid

diüretik olan indapamid’in kombinasyonudur. Farmakolojik özellikleri her iki bileşenin ayrı

ayrı özelliklerinin yanı sıra iki ürün birlikte kullanıldığında ortaya çıkan aditif, sinerjik etki ile

oluşmaktadır.

COVERSYL PLUS ile ilişkili:

COVERSYL PLUS her iki bileşenin antihipertansif etkileri ile aditif sinerjik etki oluşturur.

Perindopril ile ilişkili:

Perindopril,

inhibitörüdür

(ADE

inhibitörü).

enzim,

anjiyotensin

I’in,

vazokonstriktör bir madde olan anjiyotensin II’ye dönüşmesini sağlar; ek olarak, anjiyotensin II

adrenal korteksten aldosteron salınımını uyarır ve vazodilatatör bir madde olan bradikininin

inaktif heptapeptidlere yıkımını sağlar.

Bunun sonucunda:

aldosteron salgısında azalma olur,

aldosteronun negatif “feedback” etkisi ortadan kalktığından plazma renin aktivitesinde artış

ortaya çıkar,

özellikle kaslardaki ve böbrekteki damarlar üzerinde seçici etkisi ile total periferik dirençte

azalma oluşur ve kronik tedavide eşlik eden su ve tuz tutulması veya refleks taşikardi görülmez.

Perindopril’in antihipertansif etkisi, düşük veya normal renin konsantrasyonuna sahip hastalar

üzerinde de ortaya çıkar.

Perindopril, aktif metaboliti perindoprilat üzerinden etki gösterir. Diğer metabolitleri inaktiftir.

Perindopril aşağıdaki mekanizmalarla kalbin iş yükünü azaltır:

muhtemelen

prostaglandin

metabolizması

üzerindeki

değişikliklerle,

venler

üzerinde

vazodilatatör etki: pre-load’da azalma,

total periferik dirençte azalma: after-load’da azalma.

Kalp

yetmezliği

olan

hastalar

üzerinde

yürütülen

çalışmalar

aşağıdakilerin

gerçekleştiğini

göstermiştir:

sol ve sağ ventriküler dolum basıncında bir azalma,

total periferik vasküler dirençte bir azalma,

kardiyak “output”ta bir artış ve kardiyak indekste düzelme,

kastaki bölgesel kan akımında bir artış.

Egzersiz testlerinde de düzelme görülmüştür.

İndapamid ile ilişkili:

İndapamid tiazid grubu diüretikler ile ilişkili, indol çekirdeği içeren bir sülfonamid türevidir.

İndapamid, kortikal dilüsyon segmentinde sodyumun rezorpsiyonunu inhibe eder. Doza bağımlı

bir şekilde idrarla sodyum ve klor atılımını, daha az olarak da potasyum ve magnezyum

atılımını ve dolayısı ile de üre çıkışını artırır ve antihipertansif etki gösterir.

19/22

Farmakodinamik etkiler:

COVERSYL PLUS ile ilişkili:

COVERSYL PLUS, yaşı ne olursa olsun hipertansif hastalarda, yatar veya ayakta pozisyonda

diastolik ve sistolik arter kan basıncı üzerinde, doza bağımlı bir antihipertansif etki gösterir. Bu

antihipertansif etki 24 saat sürer. Kan basıncındaki azalma, taşifilaksi ortaya çıkmaksızın bir ay

içinde gerçekleşir; tedavinin kesilmesinin herhangi bir etkisi yoktur. Klinik çalışmalar sırasında,

perindopril ve İndapamid’in birlikte uygulanması, her iki ürünün tek başına uygulanmasına

kıyasla sinerjik antihipertansif etkiler oluşturmuştur.

Çok merkezli, randomize, çift kör aktif kontrollü PICXEL çalışmasında ekokardiyografi ile

perindopril/indapamid kombinasyonunun LVH versus enalapril monoterapi üzerindeki etkisi

değerlendirilmiştir.

PICXEL çalışmasında LVH’lı (sol ventriküler kütle indeksi (LVMI) erkeklerde > 120 g/m

kadınlarda > 100 g/m

olarak tanımlanmış) hipertansif hastalar bir yıllık tedavi süresince günde

perindopril

tert-bütilamin

(2.5

perindopril

arjinine

karşılık)/0.625

indapamid veya 10 mg enalapril ile randomize edilmiştir. Kan basıncı kontrolüne bağlı olarak

miktarı

günde

perindopril

tert-bütilamin

perindopril

arjinine

karşılık)/indapamid 2.5 mg veya 40 mg enalaprile kadar yükseltilebilir.

Tedavi sonunda LVMI, tüm randozmize hasta popülasyonunda, perindpril/indapamid grubunda

(-10.1

enalapril

grubuna

(-1.1

oranla

önemli

ölçüde

azalmıştır.

LVMI

değişikliğinde gruplar arası fark -8.3’tür (%95 CI (-11.5, -5.0), p<0.0001).

basıncına

göre

randomize

popülasyonda

tahmini

ortalama

gruplar

arası

fark,

perindopril/indapamid grubu lehine, sistolik kan basıncı için -5.8 mmHg (%95 CI (-7.9, -3.7),

p<0.0001) ve diyastolik kan basıncı için -2.3 mmHg (%95 CI (-3.6,-0.9), p=0.0004).

Perindopril ile ilişkili:

Perindopril, hafif, orta ya da ileri, her derecede hipertansiyonda etkilidir. Ayakta veya yatar

pozisyonda sistolik ve diastolik arteryel basınçta bir azalma gözlenmiştir.

Tek bir dozdan sonra antihipertansif etki, 4. ve 6. saatler arasında maksimumdur ve 24 saat

boyunca devam eder.

24. saatte de ADE üzerinde yüksek düzeyde yaklaşık %80 rezidüel baskılama mevcuttur.

Yanıt veren olgularda, kan basıncında bir ay içinde normale döner ve taşifilaksi ortaya

çıkmaksızın devam eder.

Tedavinin kesilmesinin herhangi bir rebound etkisi yoktur.

Perindopril ana arter gövdelerinin elastisitesini korur, direnç arterlerindeki yapısal değişiklikleri

düzeltir ve sol ventrikül hipertrofisini azaltır.

Gerekirse tiazid grubu bir diüretik ilavesi aditif sinerji yaratır.

ADE inhibitörlerinin tiazid grubu ile kombinasyonu sadece diüretiklerle oluşan hipokalemi

riskini azaltır.

İndapamid ile ilişkili:

20/22

Monoterapi olarak uygulanan İndapamid 24 saat süren antihipertansif etkiye sahiptir. Bu etki,

diüretik etkisinin çok az olduğu dozlarda ortaya çıkar.

Antihipertansif etki, arter kompliyansındaki artış ve total ve arterioler periferik dirençteki

azalma ile orantılıdır.

İndapamid, sol ventrikül hipertrofisini geriletir.

Tiazid diüretiklerin ve ilişkili maddelerin tavan dozuna erişildiğinde, antihipertansif etki bir

platoya ulaşır, buna karşın istenmeyen etkiler artmaya devam eder. Eğer tedavi etkisiz ise,

dozlar artırılmamalıdır.

Bunun

yanı

sıra

gösterilmiştir

İndapamid’in

hipertansif

hastalarda

kısa,

orta

uzun

dönemde:

lipid metabolizması üzerinde (trigliseridler, total kolesterol, HDL-kolesterol ve LDL-kolesterol)

hiçbir etkisi yoktur,

diyabetik hipertansif hastalarda bile karbonhidrat metabolizması üzerinde hiçbir etkisi yoktur.

5.2.

Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

COVERSYL PLUS ile ilişkili:

Perindopril

İndapamid’in

birlikte

uygulanması,

ayrı

ayrı

uygulanmaları

durumundaki

farmakokinetik özelliklerini değiştirmez.

Perindopril ile ilişkili:

Emilim:

Perindopril

oral

yoldan

hızla

emilir.

Konsantrasyon

doruğu

saat

içinde

tamamlanır.

Perindoprilin plazma yarı ömrü 1 saate eşittir.

Dağılım:

Bağsız perindoprilatın dağılım hacmi yaklaşık 0.2 l/kg’dır. Perindoprilatın plazma proteinlerine,

özellikle ADE’lere bağlanma oranı %20’dir, ancak konsantrasyona bağımlıdır.

Biyotransformasyon:

Perindopril bir ön müstahzardır. Alınan perindopril dozunun %27’si kan akımına aktif metabolit

perindoprilat olarak ulaşır. Aktif perindoprilata ek olarak perindopril hepsi inaktif olan 5

metabolit daha oluşturur. Perindoprilat doruk plazma konsantrasyonuna 3-4 saat içinde ulaşılır.

Gıda tüketimi perindoprilat oluşumunu, yani biyoyararlanımı, azaltır. Bu nedenle perindopril

arjinin tek doz olarak sabahları yemekten önce alınmalıdır.

Eliminasyon:

Perindoprilat idrarla atılır ve bağsız bölümün son yarı ömrü yaklaşık 17 saattir ve 4 gün içinde

sabit duruma ulaşılır.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum: Perindopril dozu ile plazmada maruz kalışı arasında

lineer bir ilişki olduğu daha önce kanıtlanmıştır.

Hastalardaki karakteristik özellikler:

21/22

Böbrek

kalp

yetmezliği

olan

hastalarda

yaşlılarda

perindoprilatın

eliminasyonu

azalmaktadır. Böbrek yetmezliği halinde zayıflığın derecesine göre (kreatinin klerensi) doz

ayarlaması gereklidir.

Perindoprilatın diyalizle klerensi 70 ml/dakikadır.

Sirozlu hastalarda perindopril kinetiği değişmiştir: ana maddenin karaciğer klerensi yarı yarıya

azalır. Bununla beraber, oluşan perindoprilat miktarı değişmez, bu nedenle doz ayarlaması

gerekli değildir. (Bkz. bölüm 4.2 ve 4.4)

İndapamid ile ilişkili:

Emilim:

İndapamid sindirim sisteminden hızla ve tamamen emilir.

Dağılım:

Doruk plazma düzeyine insanlarda, ürünün oral uygulanmasından

yaklaşık bir saat sonra

ulaşılır. Plazma proteinlerine bağlanma oranı % 79’dur.

Biyotransformasyon:

İlaç karaciğerde büyük oranda metabolize olur, sadece %5 ile %7 oranında doz değişmemiş ilaç

olarak idrara geçer.

Eliminasyon:

Eliminasyon yarılanma ömrü 14 ila 24 saat arasındadır (ortalama 18 saat). Tekrarlanan dozlar

birikime yol açmaz. Atılım, inaktif metabolitler halinde temel olarak idrar (%70) ve dışkı yolu

ile (%22) gerçekleşmektedir.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum:

Yoktur.

Hastalardaki karakteristik özellikler:

Böbrek yetmezliği olan hastalarda İndapamid farmakokinetiği değişmez.

5.3.

Klinik öncesi güvenlilik verileri

COVERSYL

PLUS’ın

toksisitesi,

bileşenlerinden

miktarda

yüksektir.

Sıçanda

böbrek

manifestasyonlarının

artmadığı

görülmektedir.

Bununla

beraber

kombinasyon,

köpeklerde

gastrointestinal toksisite oluşturmaktadır. Buna ek olarak, sıçanlarda anne üzerindeki toksik

etkilerin artmış olduğu (perindopril ile karşılaştırıldığında) görülmüştür. Yine de, yan etkiler,

kullanılan terapötik dozlarla karşılaştırıldığında, çok belirgin bir güvenilirlik aralığına karşılık

gelen dozlarda ortaya çıkmaktadır.

Perindopril ve indapamid ile ayrı ayrı yapılan preklinik çalışmalarda genotoksik, karsinojenik

veya teratojenik sonuçlar elde edilmemiştir.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Laktoz monohidrat

Magnezyum stearat

Maltodekstrin

22/22

Silis, kolloidal anhidrik

Sodyum nişasta glikolat (tip A)

Gliserol

Hipromelloz

Makrogol 6000

Magnezyum stearat

Titanyum dioksit

6.2.

Geçimsizlikler

Veri yoktur.

6.3.

Raf ömrü

Raf ömrü 36 aydır.

6.4.

Saklamaya yönelik özel tedbirler

25°C’nin altında oda sıcaklığında saklayınız.

Nemden korumak için kutuyu sıkıca kapalı tutunuz.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

Polipropilen tüpte, polietilen akış azaltıcısı bulunan ve desikant jel içeren polietilen kapaklı

kutularda 30 film kaplı tablet.

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

“Tıbbi

Atıkların

Kontrolü

Yönetmeliği”

“Ambalaj

Ambalaj

Atıklarının

Kontrolü

Yönetmelikleri”’ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

LES LABORATOIRES SERVIER – FRANSA lisansı ile,

Servier İlaç ve Araştırma A.Ş.

Beybi Giz Kule, Meydan Sok. No.1 Kat: 22-23-24

34398 Maslak, İstanbul

: 0212 329 14 00

Faks

: 0212 290 20 30

8.

RUHSAT NUMARASI

125/76

9.

İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 08.10.2008

Ruhsat yenileme tarihi:

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

.............................