CORDARONE

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • CORDARONE BT 200 MG 30 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • CORDARONE BT 200 MG 30 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • amiodaron

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699809018020
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1/21

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ

TIBBİ

ÜRÜNÜN ADI

CORDARONE 200 mg bölünebilir tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Amiodaron hidroklorür 200 mg

Yardımcı madde:

Laktoz monohidrat 71 mg

Yardımcı maddeler için bakınız 6.1.

3. FARMASÖTİK FORM

Tablet.

Özel çentikli, beyaz - soluk krem renkli bölünebilir tablet

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

CORDARONE aşağıda belirtilen durumların tekrarının önlenmesi için kullanılır:

- Yaşamı tehdit eden ventriküler taşikardi: tedavi hastanede, yakın monitorizasyon

altında başlatılmalıdır.

- Tanısı konmuş, semptomatik ventriküler taşikardi.

- Tanısı konmuş, tedavi gerektiren supraventriküler taşikardi; Diğer tedaviler için

kontrendikasyon veya direncin söz konusu olduğu durumlarda.

- Ventriküler fibrilasyon

Supraventriküler taşikardi tedavisi: Atrial fibrilasyon veya flutter'ın kardiyoversiyonu

veya ventrikül hızının yavaşlatılması

Amiodaron ayrıca, koroner hastalığı ve/veya sol ventrikül fonksiyon bozukluğu olan

hastalarda antiaritmik olarak kullanılabilir (Bkz. Bölüm 5.1).

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/ uygulama sıklığı ve süresi

Başlangıç tedavisi:

Genellikle uygulanan doz 8-10 gün süreyle günde 3 tablettir.

Bazı durumlarda, başlangıç tedavisinin kısa süreyle daha yüksek dozda (4-5 tablet/gün)

verilmesi gerekir. Bu durumda elektrokardiyografik monitorizasyon yapılmalıdır.

İdame tedavisi:

Minimum etkili doz saptanmalıdır; bu doz hastadan alınan cevaba göre, günde

1/2 (2

günde bir 1 tablet ila 2 tablet arasında değişir.

Uygulama şekli

Günlük doz 1/2 tablet olarak belirlendiğinde, tabletin

özel çentiği tek parmakla

bastırılarak

iki parçaya ayrılır.

2/21

Günlük dozlardan birinin yanlışlıkla atlanması halinde, bir sonraki doz normal olarak

alınmalıdır. Atlanan dozu telafi etmek için, dozun iki katı alınmamalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek yetmezliği:

Böbrek

eliminasyonunun

ihmal

edilebilir

düzeyde

olması,

böbrek

yetmezliği

olan

hastalarda standart dozların uygulanabilmesini sağlar.

Karaciğer yetmezliği:

Tedavi

sırasında

akut

kronik

karaciğer

bozuklukları

ortaya

çıkabileceğinden

karaciğer yetmezliği olan hastalarda çok dikkatli kullanılmalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

Çocuklarda

amiodaronun

güvenliliği

etkililiği

kontrollü

klinik

çalışmalarla

değerlendirilmemiştir. Bu nedenle çocuklarda kullanımı önerilmemektedir.

Geriyatrik popülasyon:

Yetişkinlerde uygulanan doz ile aynı dozlar uygulanır.

Bütün hastalarda olduğu gibi, minimum etkili dozun kullanılması önem taşır. Bu yaş

grubunda doz gereksiniminin farklı olduğuna dair bir bulgu olmamakla beraber, çok

yüksek bir doz uygulanması halinde yaşlı hastalar bradikardi ve ileti bozukluklarına

daha yatkın hale gelebilirler. Tiroid fonksiyonlarının takibine özel dikkat gösterilmelidir

(Bkz. Bölüm 4.3, 4.4 ve 4.8).

4.3. Kontrendikasyonlar

CORDARONE aşağıdaki durumlarda kontrendikedir:

- Pacemaker kullanılmayan sinoatrial blok veya sinüs bradikardisi olguları;

- Pacemaker kullanılmayan hasta sinüs sendromu (sinüs arresti riski);

- Pacemaker kullanılmayan yüksek dereceli ileti bozuklukları;

- Tiroid hastalıklarında;

- İyoda, amiodarona veya yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılık

halleri;

- Hamilelikte (istisnai durumlar dışında) (Bkz. Bölüm 4.6);

- Laktasyon (Bkz. Bölüm 4.6 “Laktasyon”);

- II. veya III. derece kalp bloğu;

- Bradikardi nedenli senkoplarda;

- Torsades de Pointes'e neden olan ilaçlarla kombine kullanım:

Sınıf Ia antiaritmikler (kinidin, hidrokinidin, dizopiramid, vs.),

Sınıf III antiaritmikler (sotalol, dofetilid, ibutilid, vs.),

Sultoprid,

Bepridil, sisaprid, difemanil, IV eritromisin, mizolastin, sparfloksazin vs. gibi diğer

ilaçlar (Bkz. Bölüm 4.5.)

Sparfloksazin

Bu ilacın aşağıdaki ilaçlarla kombine kullanımı GENEL OLARAK ÖNERİLMEZ:

Enjektabl diltiazem,

Halofantrin, pentamidin, moksifloksazin,

3/21

Bazı

nöroleptikler

(tiyoridazin,

klorpromazin,

levomepromazin,

trifluoperazin,

siyamemazin, sülpirid, amisülpirid, tiaprid, pimozid, haloperidol, droperidol),

Ve sotalol ve esmolol dışındaki beta-blokörler (Bkz. Bölüm 4.5).

Stimüle edici laksatif ajanlar, hipokalemiye neden olabilir ve bu yüzden “Torsades

de Pointes” riskini arttırabilir.

Flokokinolonlar

4. 4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Amiodaron

gözler,

kalp,

akciğer,

karaciğer,

tiroid

bezleri,

deri

periferik

sinir

sistemini etkileyen ciddi advers reaksiyonlara neden olabilir (Bakınız bölüm 4.8). Bu

reaksiyonlar

gecikmiş

tipte

olabileceğinden,

uzun

dönem

tedavi

alacak

hastalar

dikkatlice gözlemlenmelidir. İstenmeyen etkiler doz ile ilişkili olduğundan, minimum

etkili doz verilmelidir.

Hastalar,

tedavi

sırasında

güneşe

maruz

kalmamaları

veya

güneş

koruyucusu

kullanmaları konusunda uyarılmalıdır.

CORDARONE alan hastalar, tedaviyi kestikten sonra aylarca devam edebilecek şekilde

gün ışığına aşırı derecede duyarlı hale geldiğinden, tedavi sırasında hastalara güneşe

maruziyetten

sakınmaları

güneşten

koruyucu

önlemler

almaları

söylenmelidir.

Vakaların çoğunda semptomlar titreme, karıncalanma, yanma ve güneşe maruz kalan

deride eritem şeklinde sınırlı olup, deride oluşan içi su dolu kabarcıklarla birlikte

şiddetli fototoksik reaksiyonlar da görülebilmektedir (Bkz. Bölüm 4.8).

Kardiyak bozukluklar

Yaşlı hastalarda kalp hızını belirgin bir şekilde azaltabilir.

Amiodaron

güçlü

enzim

inhibitörüdür.

Dolayısıyla

bazı

ilaçların

serum

konsantrasyonlarının artmasına yol açabilir.

aralığında

uzama,

amiodaronun

farmakolojik

özelliklerinin

sonucudur.

nedenle ilaç, tanısı konmuş veya şüpheli konjenital uzamış QT sendromu veya Torsades

de Pointes hastalarında kullanılmamalıdır.

Tedaviye başlamadan önce EKG ölçümlerinin yapılması gerekir.

CORDARONE,

değişikliklerine

açabilir.

"cordaronik"

değişiklik,

repolarizasyonun uzamasına bağlı olarak QT aralığında uzamaya neden olur. Buna eşlik

eden U dalgaları ve deforme olmuş T dalgaları görülebilir; bu amiodaronun terapötik

etkisinin

bir belirtisi olup, toksisite değildir.

2. veya 3. derece A-V blok, sinoatrial blok veya

bifasiküler

blok gelişmesi durumunda

tedavi kesilmelidir. 1. derece atriyoventriküler blok gelişmesi yakın takip gerektirir.

Yeni aritmilerin başlaması veya tedavi edilen aritmilerin kötüleşmesi, bazen ölümle

sonlanması rapor edilmiştir. İlacın etkisiz olmasıyla, bir proaritmik etkinin olmasının

birbirinden ayırt edilmesi güçtür; ancak bu durumun kalple ilgili mevcut durumun

kötüleşmesiyle ilgili olup olmadığının anlaşılması önem taşır. Diğer antiaritmik ajanlara

kıyasla, amiodaron ile daha seyrek olarak proaritmojenik etki bildirilmiştir ve genellikle

4/21

ilaç etkileşimleri ve/veya elektrolit bozuklukları gibi QT aralığında uzama faktörleri

bağlamında meydana gelmektedir. (Bkz. Bölüm 4.5). QT aralığındaki uzamaya rağmen,

amiodaron düşük torsadojenik aktivite göstermektedir.

Özellikle antiaritmik ilaçların kronik kullanımı durumunda, ventriküler defibrilasyon

ve/veya kalp pilinin (pacemaker) ya da vücuda yerleştirilen kardiyoversiyon yapan

defibrilatör

cihazının

hız

denetimi

eşiğinde

artış

olduğu

bildirilen

vakalar

rapor

edilmiştir ki bunlar potansiyel olarak ilacın etkililiğine tesir etmektedir. Bu nedenle,

amiodaron

tedavisinden

önce

tedavi

sırasında

cihazın

çalıştığının

tekrar

tekrar

kontrol edilmesi tavsiye edilmektedir.

Şiddetli bradikardi (Bkz. Bölüm 4.5) :

Amiodaron sofosbuvir ya da daklatasvir, simeprevir ya da ledipasvir gibi diğer hepatit

virüsüne

(HCV)

doğrudan

etkili

antivirallerle

(DAA)

kombinasyon

halinde

kullanıldığında

şiddetli

yaşamı

tehdit

eden

bradikardi

kalp

bloğu

olguları

gözlenmiştir. Bu nedenle bu ilaçların amiodaron ile birlikte kullanımı önerilmez.

Eğer

zamanlı

kullanım

kaçınılmaz

diğer

kombinasyonu

halinde

sofosbuvir başlanırken hastalar yakından izlenmelidir.

Bradiaritmi riskinin yüksek olduğu saptanan hastalar eş zamanlı sofosbuvir tedavisi

başlandıktan sonra en az 48 saat uygun bir klinik ortamda sürekli izlenmelidir.

Amiodaronun yarılanma ömrünün uzun olması nedeniyle amiodaron tedavisini birkaç

ay içinde kesmiş olan hastalar da diğer DAA ile kombinasyonu halinde sofosbuvir

başlanırken uygun biçimde izlenmelidir.

Bu hepatit C ilaçlarını amiodaron ile birlikte kullanan hastalar, kalp hızını azaltan başka

eş zamanlı ilaç olsun ya da olmasın, bradikardi ve kalp bloğu semptomları konusunda

semptomlar

ortaya

çıktığında

hemen

doktora

başvurmaları

konusunda

uyarılmalıdır.

Endokrin bozukluklar

Bileşikteki iyot, bazı tiroid testlerinin yanlış sonuç vermesine yol açar (radyoaktif

iyodun

bağlanması,

PBI);

Bununla

beraber,

tiroid

fonksiyon

testlerinin

değerlendirilmesi mümkün olur (serbest T

, serbest T

,TSH

). Amiodaron tiroksinin

triiodotironine

periferal

dönüşmesini

inhibe

eder

izole

biyokimyasal

değişikliklere neden olabilir (serumda serbest T

’de artış, serbest T

’de hafif azalma

veya normal seviyede kalma).Hipotiroidi veya hipertiroidizme neden olabilir.

Amiodaron tiroid anomalilerine neden olabilir. (Bkz. Bölüm 4.8).

Bütün hastalarda, tedavi öncesinde ve daha sonra tedavi süresince düzenli olarak –

örneğin 6 ayda bir- ve ilacın kesilmesinden birkaç ay sonra TSH testi yapılması önerilir.

Tiroid fonksiyon bozukluğundan şüphe edildiğinde, TSH düzeyleri ölçülmelidir (Bkz.

Bölüm 4.8).

Hipertiroidizm (Bkz. Bölüm 4.8)

Amiodaron

tedavisi

sırasında

veya

tedavinin

kesildikten

birkaç

sonrasında

hipertiroidizm meydana gelebilir. Genellikle kilo kaybı, aritmi başlaması, anjina ve

5/21

konjestif

kalp

yetmezliği

gibi

hafif

seyreden

klinik

göstergeler

görülür

teşhis

serumda aşırı duyarlı TSH düzeyinde bariz bir düşüş tespit edilmesiyle desteklenir. Bu

gibi olgularda amiodaronun kesilmesi gerekir. Tedavinin sonlandırılmasını takiben

birkaç ay içinde genellikle düzelme meydana gelir; klinik iyileşme tiroid fonksiyon

testlerinin

normalleşmesinden

daha

önce

gerçekleşir.

Tirotoksikozun

klinik

belirtilerinin

ortaya

çıktığı

ağır

olgular,

bazen

ölümcül

olabilir

acil

terapötik

yaklaşımı

gerektirir.

Tedavide

anti-tiroid

ilaçlar

(her

zaman

etkili

olmayabilir),

kortikosteroid tedavisi, beta-blokörler kullanılır ve tedavinin her olguya göre kişisel

olarak ayarlanması gerekir.

Hipotiroidizim

Kilo artışı, soğuğa tahammülsüzlük, aktivitede azalma, aşırı bradikardi gibi klinik

belirtileri takiben hipotiroidizmden şüphelenilmelidir. Teşhis serum TSH

değerinde

artış ve TRH’a aşırı TSH cevabı ile desteklenmelidir. T

ve T

seviyeleri düşük olabilir.

Ötiroidzm tedavinin bırakılmasını takiben 3 ay içinde sağlanır. Yaşamı tehdit edici

durumlarda, L-Tiroksin ile kombine edilerek amiodaron tedavisine devam edilebilir. L-

Tiroksin dozu TSH seviyelerine göre ayarlanır.

Nöromusküler bozukluklar

Amiodaron

periferik

sensoriyomotor

nöropati

ve/veya

miyopatiye

açabilir.

Amiodaron tedavisi sonlandırıldıktan sonraki birkaç ay içinde genellikle düzelir, ancak

bazen tam düzelme görülmeyebilir.

Göz bozuklukları (Bkz. Bölüm 4.8)

Eğer

bulanık

görme

veya

görme

yeteneğinde

azalma

meydana

gelirse,

derhal

fundoskopiyi de içeren tam bir oftalmolojik muayene yapılması gerekir.

Optik nöropati

ve/veya optik nevritin görülmesi körlüğe doğru ilerleme potansiyeli olması nedeniyle

amiodaronun

kesilmesini

gerektirir.

Eğer

bulanık

görme

veya

görme

yeteneğinde

azalma meydana gelmez ise, oftalmolojik muayenenin yılda bir kez yapılması önerilir.

Karaciğer bozuklukları

Amiodaronun

neden

olabileceği

karaciğer

hasarının

saptanması

için,

karaciğer

fonksiyonunun (transaminaz düzeylerinin) amiodaron tedavisine başlar başlamaz ve

tedavi süresince düzenli olarak, yakından takip edilmesi önerilir. (Bkz. ölüm 4.8). Oral

ve intravenöz formlarla tedavi sırasında, akut karaciğer bozuklukları (ağır hepatoselüler

yetmezlik veya bazen fatal olabilen karaciğer yetmezliği de dahil olmak üzere) ve

kronik karaciğer bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu durumda amiodaron dozu azaltılmalı

veya transaminaz düzeylerinin normalin üç katını aşması halinde, tedavi kesilmelidir.

Oral

amiodaron

uygulamasına

bağlı

kronik

karaciğer

bozukluklarının

klinik

biyolojik

belirtileri

minimal

olabilir

(hepatomegali,

normal

düzeyin

katı

serum

transaminaz düzeyi) ve tedavi kesildikten sonra geriler. Ancak, fatal seyirli vakalar

bildirilmiştir.

Histolojik bulgular psödo-alkolik hepatiti andırabilir, ancak bulgular değişken olabilir

ve sirozu içerebilirler.

6/21

Alkolün

hepatik

istenmeyen

etkileri

şiddetlendirmesi

üzerine

literatür

raporları

bulunmamakla birlikte, hastalara CORDARONE kullanırken alkol alımlarını makul

ölçüde tutmaları tavsiye edilmelidir.

Şiddetli büllöz reaksiyonlar

Yaşamı

tehdit

eden

ölümcül

olabilen

deri

reaksiyonları

Stevens-Johnson

sendromu (SJS), Toksik Epidermal Nekroliz (TEN) (Bkz. Bölüm 4.8). SJS ve TEN

semptomları ya da belirtileri (örn. sıklıkla soyulma ya da mukozada lezyon ile birlikte

progresif deri döküntüsü) ortaya çıkarsa amiodaron tedavisi hemen kesilmelidir.

Pulmoner bozukluklar

başına

veya

genel

durum

bozukluğuyla

birlikte

dispne

veya

kuru

öksürük

başlaması, pulmoner toksisite olasılığını düşündürmeli ve akciğer grafisi çekilmelidir

(Bkz. Bölüm 4.8.).

Bu teşhisten şüphelenildiğinde, genel sağlık durumunda bozulmayla (halsizlik, kilo

kaybı, ateş) birlikte ya da izole olarak efor dispnesi gelişen hastalarda bir göğüs

röntgeni

çekilmesi

gerekir.

Amiodaronun

erken

dönemde

kesilmesi

durumunda

interstisyel pnömoni genellikle geri dönüşlü olduğundan; böyle bir durumda amiodaron

tedavisinin yeniden değerlendirilmesi gerekir ve kortikosteroid tedavisi düşünülmelidir

(Klinik belirtiler genellikle 3-4 hafta içinde iyileşmektedir, arkasından daha yavaş

olarak, radyolojik iyileşme olmakta ve akciğer fonksiyon testlerinde düzelme bir kaç ay

içinde gerçekleşmektedir). Bazı hastalarda tedavinin kesilmesine rağmen kötüleşme

görülebilir. Ölümle sonlanabilen akciğer toksisitesi olguları bildirilmiştir.

Bazen öldürücü olabilen, ağır solunum komplikasyonu olguları çok seyrek olarak

gözlenmiştir

genellikle

cerrahi

girişimden

hemen

sonraki

dönemde

meydana

gelmiştir (erişkinde akut solunum sıkıntısı sendromu); bu durum yüksek bir oksijen

konsantrasyonuyla muhtemel bir etkileşim nedeniyle gelişmiş olabilir,

bu nedenle

böyle hastalara suni solunum uygulanırken, hastaların dikkatle gözlenmesi önerilir

(Bkz. Bölüm 4.5 ve 4.8).

İlaç etkileşimleri

Amiodaron’un

beta

blokörler,

kalp

atım

hızını

düşüren

kalsiyum

kanal

blokörleri

(verapamil ve diltiazem), hipokalemi oluşturabilen stimulan laksatif ajanlar ile kombine

kullanılması önerilmez. (Bkz. Bölüm 4.5).

Flekainid amiodaron ile birlikte kullanıldığında artmış plazma seviyeleri bildirilmiştir.

Buna göre flekainid dozu azaltılmalı ve hasta yakından takip edilmelidir.

İzleme

Elektrolit

dengesi

bozuklukları,

özellikle

hipokalemi:

Proaritmik

etki

başlangıcını

destekleyebileceğinden,

hipokaleminin

eşlik

edebileceği

durumlar

göz

önünde

bulundurulmalıdır.

Hipokalemi amiodaron uygulamasından önce düzeltilmelidir.

Tiroid hikayesi bulunan hastalarda hipertiroidizm veya hipotiroidizmi indükleyebileceği

için, ilaca başlamadan önce klinik ve biyolojik izleme yapılmalıdır.

7/21

Pediyatrik hastalar

Çocuklarda

amiodaronun

güvenliliği

etkililiği

kontrollü

klinik

çalışmalarla

değerlendirilmemiştir. Bu yüzden çocuklarda kullanımı önerilmez.

Anestezi

Cerrahi girişim öncesinde, anestezi uzmanı hastanın amiodaron ile tedavi edildiği

konusunda uyarılmalıdır.

Amiodaron ile kronik tedavi, yan etkiler bakımından, genel veya lokal anesteziklerin

hemodinamik

risklerinin

artmasına

neden

olabilir.

Bunlar

özellikle

bradikardik

hipotansif etkiler, azalmış kardiyak output ve ileti bozukluklarıyla ilgili yan etkilerdir.

Laktoz içermesi nedeniyle, nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktoz yetmezliği

ya da glikoz-galaktoz malabsorbsion problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları

gerekir.

4. 5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Birçok antiaritmik ilaç kalbin otomatizmasını, ileti sistemini ve kontraktilitesini deprese

edebilir.

Farklı sınıflardan antiaritmiklerin kombinasyonu faydalı bir terapötik etki sağlayabilir,

ancak, genellikle ÇOK DİKKAT gerektirir; bu durumda yakın klinik izlem ve EKG

monitorizasyonu

şarttır

Torsades

pointes’a

neden

olan

(amiodaron

gibi)

antiaritmiklerin kombine kullanımı KONTRENDİKEDİR.

Aynı sınıftan antiaritmiklerin kombinasyonu, bazı istisnai durumlar dışında, kardiyak

yan etki riskinin artması nedeniyle ÖNERİLMEZ.

Negatif

inotropik,

bradikardik

ve/veya

atriyoventriküler

iletiyi

yavaşlatıcı

etkileri

bulunan ilaçlarla kombine kullanım da DİKKAT gerektirir; bu durumda yakın klinik

izlem ve EKG monitorizasyonu yapılmalıdır.

Amiodaronun yarı ömrü uzun olduğundan, amiodaron tedavisi kesildikten aylar sonra

bile ilaç etkileşimleri görülebilir.

Kombinasyonu kontrendike olanlar:

Torsades de pointes’a neden olan ilaçlar:

Sınıf Ia antiaritmikler (kinidin, hidrokinidin, dizopiramid),

Sınıf III antiaritmikler (dofetilid, ibutilid, sotalol, bretilyum),

Diğer ilaçlar: Bepridil, sisaprid, difemanil, bazı nöroleptik ajanlar, IV eritromisin,

mizolastin, IV vinkamin, ko-trimoksazol veya pentamidin enjeksiyonu

Sultoprid

Bazı

antipsikotikler;

klorpromazin,

tiyoridazin,

flufenazin, pimozid, haloperidol,

amisülpirid ve sertindol

Lityum ve doksepin, maprotilin, amitriptilin gibi trisiklik antidepresanlar

Terfenadin, astemizol, mizolastin gibi bazı antihistaminler

Kinin, meflokin, klorokin, halofantrin gibi malarya ilaçları

Moksifloksasin

Sparfloksazin

8/21

QT aralığında uzama nedeniyle Torsades de pointes riski artar (elektrofizyolojik additif

etkiler nedeniyle)

Kombinasyonu önerilmeyenler:

Torsades de pointes’a neden olan nöroleptikler:

Bazı

fenotiyazin

nöroleptikler

(siyamemazin,

levomepromazin,

trifluoperazin),

benzamid nöroleptikler (sülpirid, tiaprid), bütirofenon nöroleptikler (droperidol,)

Ventriküler aritmi ve özellikle de Torsades de pointes riski artar.

Stimüle edici laksatif ajanlar hipokalemiye neden olabilirler ve bu yüzden “Torsades

de Pointes” riskini arttırabilirler

Enjektabl diltiazem:

Bradikardi ve atriyoventriküler blok riski mevcuttur. Eğer bu kombinasyonun verilmesi

gerekiyorsa, devamlı klinik izlem ve EKG monitorizasyonu yapılması önerilmektedir.

Beta-blokörler (sotalol ve esmolol dışındakiler)

Beta

blokörler

kalsiyum

kanal

inhibitörleri

(diltiazem,

verapamil);

negatif

kronotropik

özelliklerde

güçlenme

iletim

yavaşlatıcı

etkiler

meydana

gelebilir.

Kontraktilite, otomatizma ve ileti bozuklukları ortaya çıkabilir (kompansatuar sempatik

mekanizmaların baskılanması nedeniyle).

Florokinolonlar:

Florokinolonlarla birlikte amiodaron kullanan hastalarda, Torsade de pointes’ın eşlik

ettiği veya etmediği QTc aralığı uzaması nadiren bildirilmiştir.

Amiodaron tedavisi alan

hastalarda, florokinolonların kullanımından kaçınılmalıdır.

Dikkatle kullanılması gereken kombinasyonlar:

QT aralığını uzatan ilaçlar

Torsades de pointes

riski artabileceğinden, amiodaronun QT aralığını uzattığı bilinen

ilaçlarla birlikte kullanımına ancak her hasta için potansiyel risk ve yararlar dikkatli bir

şekilde değerlendirildikten sonra karar verilmeli ve hastalar QT uzaması açısından

izlenmelidir.

Genel anestezikler

Genel

anestezi

uygulanan

hastalarda

ciddi

olabilen

komplikasyonlar

bildirilmiştir:

bradikardi (atropine cevap vermeyen), hipotansiyon, ileti bozuklukları, kardiyak output

azalması.

Çok nadiren, bazen ölümle sonlanabilen ciddi solunum komplikasyonları (erişkinin akut

solunum

sıkıntısı

sendromu),

genellikle

cerrahi

girişimin

hemen

sonrasında

gözlenmiştir. Bu durum, yüksek oksijen konsantrasyonuyla etkileşmenin bir sonucu

olabilir.

PgP substratları

Amiodaron

P-gp

inhibitörüdür.

P-gp

substratlarıyla

birlikte

kullanımının,

maruziyette artışa neden olması beklenir.

9/21

- Dabigatran: Kanama riski nedeniyle, amiodaronun dabigatranla birlikte kullanımı

sırasında

dikkatli

olunmalıdır.

Dabigatran

dozunun

ürün

bilgisine

uygun

olarak

ayarlanması gerekebilir.

CYP 2C9 substratları:

Amiodaron sitokrom P450 2C9 inhibisyonu ile varfarin veya fenitoin gibi CYP 2C9

substratlarının konsantrasyonlarını yükseltir.

Varfarin:

Varfarinin

amiodaron

birlikte

kullanılması

oral

antikoagülan

etkisini

şiddetlendirebilir ve böylece kanama riskini artırabilir. Hem amiodaron ile tedavi

sırasında hem de amiodaron tedavisi kesildikten sonra protrombin (INR) seviyelernin

daha düzenli takip edilmesi gerekir.

Fenitoin:

Fenitoinin amiodaron ile birlikte kullanılması nörolojik belirtilere yol açan fenitoin doz

aşımına neden olabilir. Klinik takip yapılmalı ve doz aşımı belirtileri ortaya çıkar

çıkmaz fenitoin dozu azaltılmalı; fenitoin plazma seviyeleri saptanmalıdır.

Oral antikoagülanlar:

Antikoagülan etki ve hemorajik risk artar.

Protrombin

düzeyi

daha

sık

kontrol

edilmelidir.

Oral

antikoagülan

dozu,

amiodaron tedavisi sırasında ve tedavi kesildikten sonra ayarlanmalıdır.

Oral diltiazem

Özellikle yaşlılarda, bradikardi ve atrioventriküler blok riski mevcuttur.

Klinik takip ve elektrokardiyografik monitorizasyon yapılmalıdır.

Kalp glikozidleri:

Otomatizma

depresyonu

(aşırı

bradikardi)

atriyoventriküler

ileti

bozuklukları

görülebilir. Digoksin kullanılması halinde, digoksin klerensinin azalmasına bağlı olarak

plazma digoksin düzeyinde artış gözlenebilir.

Kalp hızı ve atrioventriküler ileti üzerinde

sinerjistik bir etki de görülebilir.

Klinik izlem ve EKG monitorizasyonu yapılmalı; gerekirse kan digoksin düzeyleri

ölçülerek, digoksin dozu ayarlanmalıdır.

Esmolol

Kontraktilite, otomatizma ve ileti bozuklukları ortaya çıkabilir (kompansatuar sempatik

mekanizmaların baskılanması nedeniyle).

Klinik takip ve elektrokardiyografik monitorizasyon yapılmalıdır.

Potasyumu düşüren ilaçlar: potasyumu düşüren diüretikler (tek başına veya kombine

olarak),

uyarıcı

laksatifler,

sistemik

kortikosteroidler

(glukokortikoidler,

mineralokortikoidler), tetrakosaktid, amfoterisin B (IV)

Ventriküler aritmi ve özellikle de Torsades de pointes riski artar (hipokalemi ve/veya

hipomagnezemi predispozan bir faktördür). Diğer tür laksatifler kullanılmalıdır.

10/21

Klinik takip ve elektrokardiyografik monitorizasyon yapılmalıdır. Torsades de pointes

ortaya çıkması halinde antiaritmik ajanlar verilmemelidir; kardiyak pacing başlatılabilir

ve IV magnezyum kullanılabilir.

+

Greyfurt suyu:

Greyfurt suyu sitokrom P450 3A4’ü inhibe eder ve amiodaronun

plazma konsantrasyonunu yükseltebilir. Oral amiodaron kullanımı esnasında greyfurt

suyu tüketiminden kaçınılmalıdır.

Bradikardik

ilaçlar:

bradikardik

kalsiyum

antagonistleri

(diltiazem,

verapamil),

beta-blokörler (sotalol hariç), klonidin; guanfasin, kalp glikozidleri; antikolinesteraz

ilaçlar

(donezepil,

galantamin,

rivastigmin,

takrin,

ambemonyum,

piridostigmin,

neostigmin)

Ventriküler aritmi ve özellikle de Torsades de pointes riski artar

Klinik takip ve elektrokardiyografik monitorizasyon yapılmalıdır.

CYP3A4 tarafından metabolize edilen diğer ilaçlar:

Bu tip ilaçlar bir CYP 3A4 inhibitörü olan amiodaron ile birlikte kullanıldığında,

toksisitelerinde muhtemel bir artışa yol açabilen daha yüksek bir plazma seviyesi ile

sonuçlanabilir.

Siklosporin:

Dolaşan siklosporin düzeyleri, ilacın hepatik metabolizmasının azalmasına bağlı olarak

artar;

nefrotoksik

etki

riski

söz

konusudur.

siklosporin

konsantrasyonlarının

ölçümü,

böbrek

fonksiyonlarının

takibi

amiodaron

tedavisi

sırasında

ve tedavi

kesildikten sonra doz ayarlaması yapılması gereklidir.

Fentanil:

Amiodaron ile birlikte kullanımı fentanilin farmakolojik etkilerini artırarak toksisite

riskini yükseltir.

Statinler

Amiodaron ile birlikte CYP 3A4 tarafından metabolize edilen simvastatin, atorvastatin

ve lovastatin gibi statinlerin birlikte kullanılması kas toksisitesi (örn. rabdomiyoliz)

riskini arttırır. Amiodaron ile birlikte CYP 3A4 tarafından metabolize edilmeyen bir

statin kullanılması önerilir.

Simvastatin ile birlikte kullanılması durumunda, rabdomiyolizis gibi, doza bağımlı yan

etkilerin

riski

artar

(kolesterol

düşürücü

ilacın

hepatik

metabolizmasının

azalması

nedeniyle).

Simvastatin

uygulanırken,

mg/gün

dozu

aşılmamalıdır.

dozla

terapötik etkinlik elde edilemiyorsa, bu tür etkileşimi bulunmayan başka bir statin

kullanılmalıdır.

CYP3A4 ile metabolize olan diğer ilaçlar: Lidokain, takrolimus, sildenafil, midazolam,

triazolam, dihidroergotamin, ergotamin, kolşisin.

CYP 2D6 substratları

Flekainid: Flekainid esas olarak CYP 2D6 tarafından metabolize olur, bu enzimin

inhibe

edilmesi

sonucu

amiodaron,

flekainidin

plazma

seviyelerini

artırabilir;

11/21

dolayısıyla flekainid dozunun %50 azaltılması ve hastanın yan etkiler için yakından

takip edilmesi tavsiye edilir.

Diğer

izoenzim

substratları

etkileşimler:

vitro

çalışmalar

ayrıca;

amiodaronun CYP1A2, CYP2C19 ve CYP 2D6’yı da ana metabolitleri aracılığı ile

inhibe

ettiğini

göstermiştir.

Birlikte

uygulandığında,

amiodaronun,

metabolizması

CYP1A2, CYP2C19 ve CYP 2D6’ya bağlı olan ilaçların plazma konsantrasyonlarını

yükseltmesi beklenmektedir.

+Amiodaron ve sofosbuvirin diğer HCV doğrudan etkili antiviral ilaçlarla (daklatasvir,

simeprevir

ledipasvir

gibi)

birlikte

kullanımı

ciddi

yaşamı

tehdit

eden

semptomatik bradikardiye yol açabilir. Bu Nedenle birlikte kullanımı önerilmez.

Eğer eş zamanlı kullanım kaçınılmaz ise kardiyak izlem önerilir (Bkz. Bölüm 4.4).

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Pediyatrik Popülasyon:

Çocuklarda

amiodaronun

etkililiği

güvenliliği

gösterilmemiştir.

nedenle

çocuklarda kullanımı önerilmemektedir.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye:

Gebelik kategorisi:

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Amiodaronun gebelik ve/veya fetüs/yeni doğan üzerinde zararlı etkileri bulunmaktadır.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar uygun bir doğum kontrolü uygulamalıdır.

Gebelik dönemi:

Amiodaronun, insanda gebelikte kullanımı ve olası toksisitesi konusunda yeterli veri

bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, fötal tiroid bezi üstündeki etkileri yönünden, istisnai durumlar hariç

gebelikte kullanımı kontrendikedir.

Fötal tiroid bezi, son adet döneminden 14. hafta sonra iyot bağlamaya başladığından,

ilacın bu dönemden önce uygulanması halinde fötal tiroid bezi üzerinde herhangi bir

etki oluşturması beklenmez.

Bu dönemden sonra ilacın kullanımına bağlı aşırı iyot yüklenmesi, fötusta biyolojik

veya hatta klinik (guatr) hipotiroidizme neden olabilir.

CORDARONE

gerekli

olmadıkça,

istisnai

durumlar

haricinde

gebelikte

kullanılmamalıdır.

12/21

Laktasyon dönemi:

Amiodaron ve metaboliti, iyotla beraber, anne sütüne maternal plazmadan daha yüksek

konsantrasyonlarda geçer. Yenidoğanda hipotiroidizm riski nedeniyle, bu ilaçla tedavi

sırasında emzirme kontrendikedir.

Üreme yeteneği / Fertilite

Amiodaronun

erkek

dişi sıçanlara 90 mg/kg/gün dozlarda uygulandığı

fertilite

çalışmalarında,

fertilitede

azalma

görülmüştür.

Amiodaronun

teratojenik

etkisi

yoktur. Amiodaron ve desetilamiodaron anne sütüne geçer.

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Bildirilmemiştir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Aşağıda listelenen advers etkiler

sistem organ sınıfına göre sınıflandırılmış ve aşağıda

listelenen sıklık başlıkları altında sıralanmıştır:

Çok yaygın (≥ 1/10); yaygın (≥ 1/100 ila < 1/10); yaygın olmayan (≥ 1/1.000 ila <

1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki

verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Her bir aralık grubunda, istenmeyen etkiler azalan şiddete göre sıralanmıştır.

Kan ve lenf sistemi hastalıkları:

Çok seyrek:

Hemolitik anemi

Aplastik anemi

Trombositopeni

Bilinmiyor:

Nötropeni, agranülositoz

Kemik iliği granülomu

Bağışıklık sistemi hastalıkları:

Bilinmiyor:

Anjiyonörotik ödem (Quincke ödemi)

Şok dahil anafilaktik/anafilaktoid reaksiyon

Endokrin hastalıkları (Bkz. Bölüm 4.4):

Yaygın:

Hipotiroidizm

Bazen ölümcül olabilen hipertiroidizm

Çok seyrek:

Uygunsuz Antidiüretik Hormon Sekresyon Sendromu (SIADH)

13/21

Metabolizma ve beslenme hastalıkları:

Bilinmiyor:

İştah azalması

Psikiyatrik hastalıklar:

Bilinmiyor:

Konfüzyonel durum/deliryum

Halüsinasyon

Sinir sistemi hastalıkları:

Yaygın:

Genellikle dozun azaltılması ya da kesilmesinden sonra gerileyen ekstrapiramidal

tremor

Kabuslar da dahil olmak üzere uyku bozuklukları

Yaygın olmayan:

Genellikle ilacın kesilmesi ile geri dönüşümlü olan periferik duyusal motor nöropati

ve/veya miyopati (Bkz. Bölüm 4.4)

Çok seyrek:

Genellikle dozun azaltılması ya da kesilmesinden sonra gerileyen serebellar tipte

ataksi

İyi huylu intrakranyal hipertansiyon (psödotümör serebri)

Baş ağrısı

Vertigo

Bilinmiyor:

Parkinsonizm

Parosmi

Göz hastalıkları:

Çok yaygın:

Mikro birikimler

Genellikle pupillanın altındaki bölgeyle sınırlı olan mikrobirikimler çoğunlukla sadece

slit lamba muayenesi ile ayırt edilebilir. Şiddetli ışıkta renkli halkaların görülmesi veya

bulanık görmeye neden olabilirler.

Korneal mikro birikimler

Korneal mikrobirikimler kompleks lipid tortularından oluşur ve tedavinin bırakılması

geri

dönüşlüdür.

Tortular

esasen

benign

olarak

kabul

edilir

amiodaronun

kesilmesini gerektirmez.

Çok seyrek:

Körlük gelişebilen optik nöropati / optik nörit (Bkz. Bölüm 4.4)

Kardiyak hastalıklar:

Yaygın:

Genellikle orta dereceli ve doza bağımlı bradikardi

14/21

Yaygın olmayan:

Bazen

kardiyak

arrestin

takip

ettiği

aritmi

başlaması

veya

olan

aritminin

kötüleşmesi (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5)

Sinoatrial blok ve değişik derecelerde AV blok gibi ileti bozuklukları (Bkz. Bölüm

4.4)

Çok seyrek:

Yaşlılarda ve/veya sinüs düğümü disfonksiyonu olan hastalarda belirgin bradikardi

veya sinüs arresti

Bilinmiyor:

Torsades de pointes

Vasküler hastalıklar:

Çok seyrek:

Vaskülit

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar:

Yaygın:

Bazen ölümcül olabilen pulmoner toksisite (alveolar/ interstisyel pnömoni veya

fibroz, plevrit, bronşiolitis obliterans organize pnömoni (BOOP) (Bkz. Bölüm 4.4)

Çok seyrek:

Şiddetli solunum yetmezliği ve özellikle astımı olan vakalarda bronkospazm

Bazen fatal sonuçlanabilen ve çoğunlukla cerrahi girişimden hemen sonra ortaya

çıkan (yüksek dozda oksijenle etkileşme olasılığı üzerinde durulmuştur) erişkin akut

solunum sıkıntısı sendromu (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5)

Bilinmiyor:

Pulmoner hemoraji

Gastrointestinal hastalıklar:

Çok yaygın:

Genellikle yükleme tedavisi sırasında ortaya çıkan ve dozun azaltılmasıyla gerileyen

benign gastrointestinal rahatsızlıklar (bulantı, kusma, tat almada bozukluklar)

Yaygın:

Konstipasyon

Yaygın olmayan:

Ağız kuruluğu

Bilinmiyor:

Pankreatit/akut pankreatit

Hepato-bilier hastalıklar:

Çok yaygın:

Transaminaz düzeylerinde, dozun azaltılmasıyla, hatta kendiliğinden gerileyebilen,

15/21

genellikle orta dereceli (normalin 1,5-3 katı) izole yükselme

Yaygın:

Yükselmiş serum transaminaz seviyeleri ve/veya sarılıkla birlikte görülen, bazen

ölümcül olabilen, karaciğer yetmezliği dahil akut karaciğer bozuklukları

Çok seyrek:

Bazen ölümcül olabilen kronik karaciğer hastalığı (siroz, psödo alkolik hepatit)

Deri ve deri altı doku hastalıkları:

Çok yaygın:

Fotosensitivite (Bkz. Bölüm 4.4)

Yaygın:

Deri üzerinde, özellikle yüzde, mavimsi veya kurşuni renkte pigmentasyonlar; uzun

süreli ve yüksek dozda tedavide ortaya çıkabilir ve bu pigmentasyonlar tedavinin

kesilmesinden sonra yavaş yavaş kaybolur.

Egzema

Çok seyrek:

Radyoterapi sırasında eritem

Genellikle özellik göstermeyen deri döküntüleri

Eksfoliyatif dermatit

Alopesi

Bilinmiyor:

- Ürtiker

Toksik

epidermal

nekroliz/Stevens-Johnson

sendromunu

içeren

bazen

ölümcül

olabilen şiddetli deri reaksiyonları

- Büllöz dermatit

- Eozinofili ve sistematik semptomlu ilaç reaksiyonu (DRESS)

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları

Bilinmiyor: Lupus-like sendromu

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

Çok seyrek:

Epididimo-orşit

İmpotens

Bilinmiyor:

Libido azalması

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar:

Bilinmiyor:

Granüloma, kemik iliği granülomu dahil.

16/21

Araştırmalar:

Çok seyrek:

Yüksek serum kreatinin düzeyi

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem

taşımaktadır.

Raporlama

yapılması,

ilacın

yarar/risk

dengesinin

sürekli

olarak

izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers

reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirilmesi gerekmektedir

(www.titck.gov.tr; e-posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35

99).

4. 9. Doz aşımı ve tedavisi

Amiodaronun

akut

aşımı

ilgili

çok

bilgi

vardır.

Birkaç

vakada

sinüs

bradikardisi, kalp bloğu, ventriküler aritmi -özellikle de Torsades de pointes-, dolaşım

yetersizliği ve karaciğer hasarı bildirilmiştir.

aşımı

halinde,

genel

destekleyici

önlemlere

olarak

semptomatik

tedavi

yapılmalıdır. Hasta monitorize edilmelidir; bradikardi gelişmesi halinde beta-adrenerjik

stimülanlar veya glukagon verilebilir.

Kendiliğinden düzelen ventriküler taşikardi atakları da ortaya çıkabilir. Amiodaronun

farmakokinetik

özellikleri

nedeniyle,

hasta

yeterince

uzun

süre

takip

edilmeli

özellikle kardiyak fonksiyonlar açısından izlenmelidir.

Amiodaron ve metabolitleri diyalizle vücuttan atılamaz.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Antiaritmikler: Sınıf III

ATC kodu: C01BD01

Anti-aritmik özellikleri:

- Kalp kası liflerinde aksiyon potansiyelinin 3. fazını uzatarak potasyum akımının

yavaşlamasına yol açar (Vaughan Williams Sınıf III);

- Bradikardi yapan etkisi sinüs otomatizmasının azaltılmasına bağlıdır; bu etki atropin

ile antagonize edilmez;

Non-kompetitif

alfa

beta

antiadrenerjik

etkisi

vardır.

Amiodaron

kalpteki

katekolaminlerin metabolik ve biyokimyasal etkilerini ve Na+ ve K+ ile aktive edilmiş

ATPaz’ı inhibe eder;

- Sinoatriyal, atriyal ve nodal iletide yavaşlamaya yol açar. Bu ileti kalp atım hızına

bağlı olarak artar;

- İntraventriküler iletide değişiklik oluşturmaz;

- Refrakter evrelerde uzamaya ve atrial, nodal ve ventriküler düzeylerde miyokardın

eksitabilitesinde azalmaya yol açar.

- Atriyoventriküler yan yollarda refrakter evreleri uzatır ve iletiyi yavaşlatır.

Diğer özellikler:

17/21

- Periferik direnci orta derecede azaltmak ve kalp atım hızını düşürmek yoluyla oksijen

tüketimini azaltır.

- Miyokard arterlerinin düz kasları üzerine doğrudan etkiyle koroner kan akışını artırır.

Negatif inotrop etki söz konusu olmadığından ve periferik direnç ve basınç azaldığından

kardiyak debiyi korur.

Kısa süre önce miyokard enfarktüsü (%78) veya kronik kalp yetmezliği (%22) geçiren

6553 hastanın dahil edildiği on üç kontrollü, randomize, prospektif çalışmanın bir meta-

analizi yapılmıştır.

Hastaların ortalama takip süresi 0.4-2.5 yıl arasında değişmiştir. Ortalama günlük idame

dozu 200-400 mg arasındadır.

meta-analizde,

toplam

mortalitede

0.78-0.99;

p=0.030),

ritim

bozukluğuna-bağlı

mortalitede

oranında

0.59

0.85;

p=0.0003)

amiodaron lehine anlamlı bir azalma saptanmıştır.

Bununla beraber, dahil edilen çalışmaların farklılığı göz önünde bulundurulduğunda

(seçilen popülasyonun, takip süresinin, kullanılan metodolojinin ve çalışma sonuçlarının

heterojenliği nedeniyle), bu sonuçlar dikkatle yorumlanmalıdır. Tedaviyi bırakma oranı,

amiodaron grubunda (%41), plasebo grubuna (%27) kıyasla daha yüksek bulunmuştur.

Amiodaron uygulanan hastaların yüzde yedisinde hipotiroidizm ortaya çıkmış, oysa bu

oran plasebo grubunda %1 olmuştur. Hipertiroidizm, amiodaron uygulanan hastaların

%1.4’ünde, plasebo grubundaki hastaların ise %0.5’inde saptanmıştır.

İnterstisyel pnömopati, amiodaron alan hastaların %1.6’sında, plasebo alan hastalarınsa

%0.5’inde ortaya çıkmıştır.

5.2.

Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Amiodaron, yavaş taşınan bir moleküldür ve dokulara afinitesi yüksektir.

Emilim: Oral yolla alındığında biyoyararlanımı bireysel farklılıklar gösterir ve %30-80

arasında değişir (ortalama değer % 50’dir). Tek bir dozu takiben, 3-7 saatte pik plazma

düzeyine erişilir. Terapötik etki, genellikle bir hafta içinde (bu süre birkaç gün ile iki

hafta arasında değişebilir) elde edilir.

Dağılım: Amiodaronun yarı-ömrü uzundur ve belirgin bireysel farklılıklar gösterir (20-

100 gün). Tedavinin ilk günlerinde ilaç, başta yağ dokusu olmak üzere vücudun hemen

hemen bütün dokularında birikir. Atılım birkaç gün sonra başlar ve bireysel farklara

göre bir ay ila birkaç ay içinde sabit plazma yoğunluğuna ulaşılır.

Yukarıdaki özelliklerden dolayı yükleme dozu, terapötik etkiyi sağlamak için gerekli

doku doyumuna hızla ulaşılacak şekilde düzenlenmelidir.

Biyotransformasyon:

metaboliti

desetilamiodarondur.

Amiodaron

esas

olarak

CYP3A4

CYP2C8

tarafından

metabolize

edilir.

Amiodaron

metaboliti

desetilamiodaron, in vitro ortamda CYP1A1, CYP1A2, CYP2C9, CYP2C19, CYP2D6,

CYP3A4,

CYP2A6,

CYP2B6

2C8’i

inhibe

etme

potansiyeline

sahiptirler.

Amiodaron ve desetilamiodaron, P-gp ve organik katyon taşıyıcı (OCT2) inhibisyonu

18/21

potansiyeline

sahiptir

(bir

çalışmada,

OCT2

substratı

olan

kreatininin

konsantrasyonunda %1,1 düzeyinde artış saptanmıştır). İn vivo veriler amiodaronun

CYP3A4,

CYP2C9,

CYP2D6

P-gp

substratlarıyla

etkileşimlerini

ortaya

koymaktadır.

Eliminasyon: Amiodaron günde 200 mg dozunda uygulandığında idrarla atılan iyodür

miktarı 6 mg/24 saat kadardır. Molekülün geriye kalan kısmı, dolayısıyla iyodun büyük

bir bölümü karaciğerde metabolize olduktan sonra feçesle atılır.

İlacın

atılımı,

tedavinin

kesilmesinden

sonra

birkaç

süresince

devam

eder;

nedenle

ilacın

gün

boyunca

etkililiğini

sürdürebileceği

göz

önünde

bulundurulmalıdır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Böbrek yetmezliği: Böbrek eliminasyonunun ihmal edilebilir düzeyde olması, böbrek

yetmezliği olan hastalarda standart dozların uygulanabilmesini sağlar.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Sıçanlarda yürütülen 2 yıllık karsinojenite çalışmasında amiodaron klinik dozlarda her

iki cinsiyette tiroid foliküler tümörlerinde (adenom ve/veya karsinom) artışa neden

olmuştur.

Mutajenite

bulguları

negatif

olduğundan

tümör

indüksiyonunun

genotoksik mekanizma yerine epigenetik mekanizma ile ilişki olduğu ileri sürülmüştür.

Farelerde karsinom gözlenmemiştir fakat doza bağlı gelişen tiroid foliküler hiperplazi

gözlenmiştir.

Sıçan

farelerde

tiroid

üzerinde

gözlenen

etkiler

muhtemelen

amiodaronun tiroid bezi hormonlarının sentezi ve/veya salınımı üzerindeki etkisine

bağlıdır. Bu bulguların çok önemli olmadığı düşünülmektedir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Mısır nişastası

Laktoz monohidrat

Magnezyum stearat

Polividon K90F

Susuz kolloidal silika

Üretim sırasında elimine edilen yardımcı madde: Saf su

6.2. Geçimsizlikler

Preparatın bilinen bir geçimsizliği yoktur.

6.3. Raf ömrü

36 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel uyarılar

Oda sıcaklığında (30ºC’nin altında) saklayınız.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

250 µm kalınlığında transparan PVC ve 20 µm kalınlığında alüminyum folyodan oluşan

blister kullanılmaktadır.

19/21

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler:

Kullanılmamış

olan

ürünler

atık

materyaller

“Tıbbi

Atıkların

Kontrolü

Yönetmeliği” ve Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelik”lerine uygun

olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ:

Sanofi Sağlık Ürünleri Ltd. Şti.

Büyükdere Cad. No: 193 Levent

34394 Şişli - İstanbul

Tel: 0212 339 10 00

Faks: 0212 339 10 89

8. RUHSAT NUMARASI:

123/11

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ:

İlk ruhsatlandırma tarihi: 16.10.2007

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜNYENİLENME TARİHİ: