COLDFEN

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • COLDFEN 24 LIKID KAPSUL
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • COLDFEN 24 LIKID KAPSUL
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • diğer soğuk hazırlıkları

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Pasif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8680150150033
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 20-02-2018
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1 / 20

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

COLDFEN

likit kapsül

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Her kapsül;

Etkin maddeler:

İbuprofen

200 mg

Psödoefedrin hidroklorür

30 mg

Klorfeniramin maleat

2 mg

içerir.

Yardımcı maddeler:

Potasyum hidroksit

24 mg

Gün batımı sarısı (E110) 0,1188 mg

Tartrazin (E102) 0,0504 mg

Ponso 4R (E124) 0,0167 mg

Yardımcı maddeler için, 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Kapsül

Kahverengi sert jelatin kapsüller içinde sarı renkte solüsyon.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

Soğuk algınlığı, grip, sinüzit ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları ile birlikte görülen ateş,

burun akıntısı ve nazal konjesyon içeren semptomların giderilmesinde endikedir.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Yetişkin, yaşlı ve 12 yaşın üstündekiler için,

semptomlar geçinceye kadar, en fazla 5 gün

kullanılmalıdır.

Her 4 veya 6 saatte 1 veya 2 kapsül, 24 saatte maksimum 6 kapsül kullanılır.

İstenmeyen etkiler, semptomları kontrol altına almak için gerekli olan en düşük etkin dozun en

kısa sürede kullanılması ile en aza indirilebilir (bkz. Bölüm 4.4).

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Karaciğer ve böbrek fonksiyonu bozuk olan kişilerde kullanılmamalıdır.

Pediyatrik popülasyon

12 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmaz.

Geriyatrik popülasyon

60 yaş üzerindeki bireylerde ibuprofene bağlı mide kanaması riski artmaktadır.

2 / 20

4.3. Kontrendikasyonlar

Aşağıdaki durumlarda COLDFEN kullanımı kontrendikedir:

Etkin

maddelere,

ilacın

diğer

bileşenlerine

veya

diğer

adrenerjik

ilaçlara

karşı

aşırı

duyarlılığı olanlarda

Şiddetli hipertansiyon ve taşikardinin eşlik ettiği hastalıklar ya da şiddetli koroner arter

hastalığı olanlarda

Monoamino oksidaz inhibitörleri ile tedavi olanlarda (COLDFEN kullanımından önceki 14

gün içinde MAOİ (bir antibakteriyel olan furazolidon dahil)/RIMA almış ve/veya almaya

devam eden hastalarda) kontrendikedir. Psödoefedrin ve bu tip bir ilacın aynı zamanda

kullanılması kan basıncında yükselmeye neden olabilir.

Diğer sempatomimetik ilaçlar (dekonjestanlar, iştah bastırıcı ilaçlar ya da amfetamin

benzeri psikostimülanlar) ve beta-blokerlerle birlikte kullanım

Şiddetli böbrek yetmezliği olanlarda

12 yaş altı çocuklarda

Hamileliğin son 3 ayında

Ağır karaciğer yetmezliği olanlarda

Kanama eğiliminde artış olanlarda

Daha önce aspirin veya diğer NSAİİ’ler ile astım, rinit, ürtiker gibi aşırı duyarlılık

reaksiyonu gelişmiş olanlarda

Önceki bir NSAİİ tedavisine bağlı gastrointestinal kanama ya da perforasyon öyküsü

bulunanlarda

Önceden geçirilmiş veya halen aktif ülseratif kolit, Crohn hastalığı, rekürran peptik ülser

veya gastrointestinal kanaması (iki ya da daha fazla kanıtlanmış, belirgin ülserasyon ya da

kanama episodu şeklinde tanımlanan) olanlarda

Koroner arter bypass cerrahisi öncesi veya sonrası dönemde

Şiddetli kalp yetmezliği (NYHA Sınıf IV)

Hipertiroidizm,

Diabetes mellitus,

Feokromasitoma,

Glokomu olanlarda,

Prostat hipertrofisi olanlarda kullanılmamalıdır.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

İbuprofen:

Kardiyovasküler (KV) risk

- NSAİİ’ler ölümcül olabilecek KV trombotik olaylar, miyokard infarktüsü ve inme riskinde

artışa neden olabilir. Bu risk kullanım süresine bağlı olarak artabilir. KV hastalığı olan veya

KV hastalık risk faktörlerini taşıyan hastalarda risk daha yüksek olabilir.

- COLDFEN koroner arter by-pass cerrahisi öncesi ağrı tedavisinde kontrendikedir.

Gastrointestinal (GI) riskler

NSAİİ’ler kanama, ülserasyon, mide veya bağırsak perforasyonu gibi ölümcül olabilecek

ciddi GI advers etkilere yol açarlar. Bu advers olaylar herhangi bir zamanda, önceden

uyarıcı bir semptom vererek veya vermeksizin ortaya çıkabilirler. Yaşlı hastalarda ciddi GI

etkiler bakımından

daha yüksek risk taşımaktadırlar.

3 / 20

İstenmeyen etkiler, semptomları kontrol altına almak için gereken, etkili en düşük doz, en kısa

süreyle

kullanılarak,

indirilebilir

(Bölüm

4.2'

aşağıdaki

gastrointestinal

kardiyovasküler risklere bakınız).

COLDFEN

bronşiyal

astımı

olan,

veya

önceden

bronşiyal

astım

geçirmiş

olan

hastalara

uygulanırken dikkatli olunmalıdır, çünkü bu gibi hastalarda ibuprofenin bronkospazma neden

olduğu bildirilmiştir.

COLDFEN geçmişlerinde peptik ülserasyon ve başka gastrointestinal hastalık öyküsü bulunan

hastalara dikkatli bir şekilde verilmelidir; çünkü bu tablolarda alevlenme olabilir.

Renal, hepatik ya da kalp yetmezliği olan hastalarda dikkatli olunmalıdır, çünkü NSAİİ'lerin

kullanımı renal fonksiyonlarda bozulmayla sonuçlanabilir. Bu hastalarda doz mümkün olan en

düşük düzeyde tutulmalı ve böbrek fonksiyonları izlenmelidir.

COLDFEN kalp yetmezliği veya hipertansiyon öyküsüne sahip hastalara dikkatle verilmelidir,

çünkü ibuprofen uygulamasıyla ödem olguları bildirilmiştir.

Diğer

NSAİİ'lerde

olduğu

gibi

COLDFEN

enfeksiyon

belirtilerini

maskeleyebilir.

Kardiyovasküler ve serebrovasküler etkiler

Hipertansiyon ve/veya hafif ile orta derecede konjestif kalp yetmezliği hikayesi olan hastaların

uygun şekilde izlenmesi ve kendilerine durumlarına ilişkin önerilerde bulunulması gereklidir,

çünkü NSAİİ tedavisiyle ilişkili olarak sıvı retansiyonu ve ödem bildirilmiştir.

Kardiyovasküler etkiler

Kardiyovasküler trombotik olaylar:

Birçok Cox-2 selektif ve selektif olmayan NSAİİ'lerle süresi 3 yılı bulan klinik çalışmalar, fatal

olabilecek ciddi kardiyovasküler trombotik olaylar, miyokard enfarktüsü ve inme riskinde artış

olabileceğini göstermiştir. Cox-2 selektif veya selektif olmayan tüm NSAİİ'lerin benzer riski

olabilir. Kardiyovasküler hastalığı olan ya da kardiyovasküler hastalık risk faktörü olan hastalar

daha yüksek risk altında olabilirler. NSAİİ'lerle tedavi gören hastalarda kardiyovasküler advers

olay riskini azaltmak için, mümkün olabilecek en küçük etkin doz ve en kısa tedavi süresi tercih

edilmelidir. Önceden herhangi bir kardiyovasküler semptom görülmemiş olsa bile, doktor ve

hastalar bu tarz advers olayların ortaya çıkmasına karşın alarmda olmalıdır. Hastalar ciddi

kardiyovasküler

olayların

işaretleri

ve/veya

semptomları

tarz

advers

olaylar

gerçekleştiğinde izlenecek adımlar hakkında bilgilendirilmelidir.

NSAİİ'lerle

beraber

aspirin

kullanımının,

NSAİİ

kullanımı

ilintili

ciddi

kardiyovasküler

trombotik olayların riskini hafifleteceğine dair tutarlı bir kanıt bulunmamaktadır. Aspirin ve

NSAİİ'nin beraber kullanılması, ciddi gastrointestinal yan etkilerin riskini arttırır.

Koroner arter bypass cerrahisi ardından ilk 10-14 gün boyunca ağrı tedavisinde Cox-2 selektif

NSAİİ'nin kullanıldığı iki geniş, kontrollü klinik çalışmada miyokard enfarktüsü ve inme görülme

sıklığında artış olduğu tespit edilmiştir.

Hipertansiyon:

COLDFEN

dahil

NSAİİ'ler

hipertansiyon

hastalığının

başlamasına

önceden

bulunan

hipertansiyon hastalığının kötüleşmesine yol açabilir. Her iki şekilde de kardiyovasküler olayların

4 / 20

görülme sıklığının artmasına yol açabilirler. Tiazid ya da loop diüretikleri alan hastalar NSAİİ

kullanırken bu tedavilere cevap verme oranları düşebilir.

COLDFEN

dahil

NSAİİ'ler

hipertansiyon

hastalarında

dikkatli

kullanılmalıdır.

NSAİİ

tedavisinin başlangıcında ve tedavi süresince kan basıncı yakından takip edilmelidir.

Konjestif kalp yetmezliği ve ödem:

NSAİİ kullanan bazı hastalarda sıvı retansiyonu ve ödem bildirilmiştir. Sıvı retansiyonu ya da

kalp yetmezliği olan hastalarda COLDFEN dikkatli kullanılmalıdır.

Kontrol altında olmayan hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği, bilinen iskemik kalp hastalığı,

periferik

arter

hastalığı

ve/veya

serebrovasküler

hastalığı

olan

hastalar

sadece

dikkatli

değerlendirmeden

sonra

ibuprofen

tedavi

edilmelidir.

Benzeri

değerlendirme,

kardiyovasküler

olaylara

yönelik

risk

faktörleri

(örn.

hipertansiyon,

hiperlipidemi,

diabetes

mellitus, sigara) olan hastalarda uzun dönemli bir tedaviyi başlatırken de yapılmalıdır.

Gastrointestinal (Gİ) etkiler, ülserasyon, kanama ve perforasyon riski

COLDFEN de dahil NSAİİ'ler enflamasyon, kanama, ülserasyon ve mide, ince veya kalın

bağırsak perforasyonu gibi fatal olabilecek ciddi gastrointestinal advers etkilere yol açabilirler. Bu

advers olaylar NSAİİ tedavisi gören hastalarda herhangi bir zamanda, önceden uyarıcı bir

semptom vererek ya da herhangi bir semptom vermeksizin ortaya çıkabilir. NSAİİ tedavisinde

ciddi üst gastrointestinal advers etki görülen beş hastadan sadece birinde semptomlar kendini

gösterir. 3-6 ay NSAİİ tedavisi gören hastaların yaklaşık %1'inde, bir yıl tedavi gören hastaların

ise %2-4'ünde üst gastrointestinal ülser, kanama ya da perforasyon görülür. Bu oranlar daha uzun

kullanım

süresi

devam

ederken,

tedavi

süresince

herhangi

zamanda

ciddi

gastrointestinal advers etki görülme olasılığı artar. Ancak kısa süreli tedavi de risksiz değildir.

Önceden ülser hastalığı ya da gastrointestinal kanaması olan hastalarda NSAİİ'ler çok dikkatli

yazılmalıdır.

Önceden

peptik

ülser

hastalığı

ve/veya

gastrointestinal

kanaması

olan

NSAİİ

kullanan hastalarda gastrointestinal kanama görülme riski, bu risk faktörlerinden hiçbiri olmayan

hastalara göre 10 kattan daha fazladır. NSAİİ kullanan hastalarda gastrointestinal kanama riskini

arttıran diğer faktörler, beraberinde oral kortikosteroid ya da antikoagülan kullanımı, NSAİİ

tedavi süresinin uzun olması, sigara, alkol kullanımı, ileri yaş, genel sağlık durumunun zayıf

olmasıdır.

fatal

gastrointestinal

olaylar

çok

yaşlı

veya

güçten

düşmüş

hastalarda

görüldüğünden, bu hasta popülasyonuna tedavi süresince özellikle dikkat edilmelidir.

NSAİİ tedavisi gören hastalarda olası bir gastrointestinal advers etki riskini minimize etmek

için, en küçük etkin doz mümkün olabilecek en kısa süre boyunca kullanılmalıdır. Hasta ve

doktorlar NSAİİ tedavisi boyunca gastrointestinal ülserasyon ve kanama belirti ve semptomları

bakımından dikkatli olmalıdır ve herhangi bir gastrointestinal advers etki şüphesi durumunda

derhal ilave değerlendirme ve tedavi başlatılmalıdır. Hatta ciddi bir gastrointestinal advers etki

olasılığı ortadan kalkana kadar NSAİİ tedavisi sonlandırılmalıdır. Yüksek riskli hastalarda

NSAİİ tedavisi dışında başka alternatif tedaviler uygulanmalıdır.

Gastrointestinal

kanama

riski,

ülserasyon

perforasyon

riski,

ülser

öyküsüne

sahip

hastalarda (özellikle kanama ya da perforasyon ile komplike olmuş ise) ve yaşlılarda, artan

ibuprofen dozlarıyla birlikte daha yüksektir. Bu hastalarda tedaviye mümkün olan en düşük

doz ile başlanmalıdır. Bu hastalarda ve düşük doz kombine aspirin veya gastrointestinal riski

arttırması olası diğer ilaçların eş zamanlı kullanılması gereken hastalarda koruyucu ajanlar

5 / 20

(misoprostol

veya

proton

pompası

inhibitörleri

gibi)

kombine

tedavi

üzerinde

düşünülmelidir.

Gastrointestinal hastalık öyküsü olan hastalar, özellikle de yaşlı hastalar, tedavinin başlangıç

dönemlerinde,

olağandışı

herhangi

abdominal

semptomu

(özellikle

gastrointestinal

kanama) bildirmelidir.

İbuprofen alan hastalarda gastrointestinal kanama veya ülserasyon gelişirse tedavi kesilmelidir.

Yaşlı hastalarda NSAİ ilaçlara karşı artan sıklıkta advers reaksiyon (özellikle ölümcül olabilen

gastrointestinal kanama ve perforasyon) mevcuttur.

Karaciğer üzerindeki etkiler:

İbuprofen dahil NSAİİ kullanan hastaların %15’inde, bir veya daha fazla karaciğer testinde sınırda

yükselmeler

görülebilir.

laboratuvar

anormallikleri,

devam

eden

tedavi

ilerleyebilir,

değişmeden kalabilir veya geçici olabilir. Hastalarda NSAİİ’lerle yapılan klinik çalışmaların

yaklaşık %1’inde, kayda değer ALT, AST yükselmeleri (normal üst değerlerin yaklaşık 3 veya

daha fazla katı) rapor edilmiştir. Ek olarak sarılık, fulminant hepatit, karaciğer nekrozu, karaciğer

yetmezliği gibi, bazıları ölümle sonuçlanan nadir ciddi karaciğer reaksiyonları bildirilmiştir.

İbuprofen tedavisindeyken, hastada karaciğer fonksiyonunun bozulduğuna dair belirti ve/veya

semptomlar oluşmuşsa veya karaciğer testleri anormalse, daha ciddi karaciğer reaksiyonlarının

gelişimine yönelik değerlendirme yapılmalıdır. Eğer karaciğer hastalığı gelişimi ile uyumlu klinik

belirti ve semptomlar veya sistemik belirtiler (eozinofili, deri döküntüsü vb.) ortaya çıkarsa,

ibuprofen tedavisi kesilmelidir.

Böbrekler üzerindeki etkiler

Önemli

ölçüde

dehidratasyonu

olan

hastalarda

ibuprofen

tedavisi

başlatılırken

dikkatli

olunmalıdır.

Diğer NSAİİ'ler ile olduğu gibi, uzun dönemli ibuprofen uygulaması renal papiller nekroz ve

başka

patolojik

renal

değişiklikler

sonuçlanmıştır.

Renal

toksisite

ayrıca

renal

prostaglandinlerin

renal

perfüzyonunun

sürdürülmesini

destekleyici

rolü

bulunduğu

hastalarda görülmüştür. Bu hastalarda NSAİİ uygulaması prostaglandin oluşumunda doza

bağlı bir azalmaya, ve ikincil olarak böbrek yetmezliğini hızlandırabilen böbrek kan akımında

azalmaya neden olabilir. Böyle bir reaksiyon riski en yüksek olanlar, böbrek fonksiyonları

bozuk olanlar, kalp yetmezliği ve karaciğer bozukluğu olanlar, diüretik ve ADE inhibitörleri

alanlar

yaşlılardır.

NSAİİ

tedavisinin

kesilmesi

genellikle

tedavi

öncesi

duruma

geri

dönülmesini sağlar.

İleri böbrek yetmezliği

Kontrollü

klinik

çalışmalarda

COLDFEN’in

ileri

böbrek

yetmezliği

olan

hastalarda

kullanımına dair herhangi bir bilgi mevcut değildir. Dolayısıyla ileri böbrek yetmezliği olan

hastalarda

COLDFEN

kullanımı

önerilmez.

Eğer

COLDFEN

tedavisine

başlanmalıysa,

hastanın böbrek fonksiyonunun yakından takibi önerilir.

Anafilaktoid reaksiyonlar

Diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, COLDFEN’e karşı daha önceden maruz kaldığı bilinmeyen

hastalarda anafilaktoid

reaksiyonlar

oluşabilir.

COLDFEN

aspirin

triyadı

olan

hastalarda

6 / 20

verilmemelidir. Bu semptom kompleksi tipik olarak nazal polipi olan veya olmayan, rinit

geçiren astım hastalarında veya aspirin veya diğer NSAİİ alımı sonrasında potansiyel olarak

ölümcül, ciddi bronkospazm sergileyen hastalarda gelişir.

Oküler etkiler

Çalışmalarda,

ibuprofen

uygulamasına

dayandırılabilecek

oküler

değişiklikler

gösterilmemiştir.

Nadir

olgularda,

papillit,

retrobulbar

optik

nörit

papilödem

gibi

istenmeyen oküler bozukluklar, ibuprofen dahil olmak üzere NSAİ ilaç kullananlar tarafından

bildirilmiştir, ancak nedensel ve etki ilişkisi saptanmamıştır; dolayısıyla ibuprofen tedavisi

sırasında görme bozukluğu gelişen hastalara oftalmolojik muayene yapılmalıdır.

Hematolojik etkiler

COLDFEN dahil olmak üzere, NSAİİ alan hastalarda bazen anemi gözlenebilir. Bunun nedeni

sıvı

retansiyonu,

gizli

veya

aşikar

kaybı

veya

eritropoez

üzerindeki

olarak

tanımlanmamış etkilerdir. COLDFEN dahil olmak üzere, uzun süreli NSAİİ alan hastalarda,

herhangi bir anemi belirti veya bulgusu gözlenirse hemoglobin ve hematokrit değerleri kontrol

edilmelidir.

NSAİİ’lerin trombosit agregasyonunu inhibe ettiği ve bazı hastalarda kanama zamanını uzattığı

gösterilmiştir Aspirinden farklı olarak, trombosit fonksiyonları üzerindeki etkileri kantitatif olarak

daha az, kısa süreli ve geri dönüşümlüdür. Pıhtılaşma bozuklukları olan veya anti-koagülan alan

hastalarda olduğu gibi, trombosit fonksiyonundaki değişikliklerden olumsuz şekilde etkilenen ve

COLDFEN alan hastalar, dikkatlice takip edilmelidir.

Önceden mevcut astım

Astımı olan hastalarda, aspirine duyarlı astım olabilir. Aspirine duyarlı astımı olan hastalarda

aspirin kullanımı, ölümcül olabilen ciddi bronkospazm ile ilişkilendirilmiştir. Bu tür aspirine

duyarlı hastalarda, aspirin ve diğer non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar arasında, bronkospazm

dahil, çapraz reaksiyon bildirilmiş olduğundan, bu hastalarda COLDFEN uygulanmamalı ve

önceden beri astımı bulunan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Aseptik menenjit

İbuprofen

tedavisindeki

hastalarda

nadiren

aseptik

menenjit

gözlenmiştir.

Sistemik

lupus

eritematozus ve ilişkin bağ dokusu hastalıklarında daha büyük bir olasılıkla oluşmasına rağmen

altta yatan kronik hastalığı olmayanlarda da aseptik menenjit bildirilmiştir.

Deri reaksiyonları

Çok ender durumlarda NSAİİ'lerin kullanımıyla ilişkili olarak, eksfolyatif dermatit, Stevens-

Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz dahil olmak üzere, bazıları ölümcül olan ağır deri

reaksiyonları bildirilmiştir. Hastalarda bu tür reaksiyon riskinin, tedavinin erken dönemlerinde en

yüksek olduğu görünmektedir. Olguların büyük bir çoğunluğunda reaksiyonun ortaya çıkışı,

tedavinin ilk ayı içinde olmuştur. Deri döküntüleri, mukozal lezyonlar ya da diğer aşırı duyarlılık

bulguları belirir belirmez ibuprofen kesilmelidir.

Çocuklar ve yaşlılar nörolojik antikolinerjik yan etkilere ve paradoksal eksitasyona daha duyarlıdır

(enerji artışı, huzursuzluk, sinirlilik gibi).

7 / 20

Monitörizasyon

Ciddi gastrointestinal ülserasyonları ve kanamalar belirti ve bulgu olmaksızın da gelişebildiği için

doktorlar gastrointestinal kanama belirti ve semptomlarını izlemelidir. Uzun süreli NSAİİ tedavisi

gören hastaların tam kan sayımı ve biyokimya testleri periyodik olarak kontrol edilmelidir. Klinik

belirti ve semptomlar karaciğer ve böbrek hastalığı gelişimi ile uyumlu ise, sistemik belirtiler

meydana geldiyse (eozinofili, döküntü gibi) veya anormal karaciğer değerleri devam ediyor veya

daha da kötüleşiyorsa COLDFEN kullanımı sonlandırılmalıdır.

Psödoefedrin:

Diabetes mellitus olanlarda

Hipertiroidizm olanlarda

Glokomu olanlarda

Feokromositoma olanlarda

Aritmisi olanlarda

Kardiyovasküler hastalığı olanlarda

İskemik kalp hastalığı olanlarda

Hipertansiyonu olanlarda

Normotansif hastalarda psödoefedrinin görünür hiç bir presör etkisi olmamakla beraber,

COLDFEN hafif-orta şiddette hipertansiyonu olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır

(bkz.

Kontrendikasyonlar,

Diğer tıbbi ürünler ile

etkileşimler

diğer etkileşim şekilleri).

Kontrol edilemeyen hipertansiyonu olan hastalarda COLDFEN’in kan basıncı üzerindeki

etkisi gözlenmelidir.

Prostat hipertrofisi (hiperplazisi) olanlarda

Halüsinasyonlar, huzursuzluk, uyku düzensizliği oluştuğunda kesilmelidir.

Şiddetli derecede karaciğer yetmezliği olanlarda ve böbrek yetmezliği olanlarda, özellikle

birlikte kardiyovasküler bir hastalığı olanlarda dikkatli olunmalıdır.

60 yaş üzerindeki hastalarda

Seyrek olarak psödoefedrin dahil olmak üzere sempatomimetik ilaçlarla posterior geri

dönüşlü ansefalopati (PRES)/ geri dönüşlü serebral vazokonstriksiyon sendromu (RCVS)

bildirilmiştir. Bildirilen semptomlar ani başlangıçlı şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve

görme

bozukluğudur.

Olguların

çoğu

uygun

tedavi

birkaç

günde

düzelmiştir.

PRES/RCVS belirti ve semptomları gelişmesi halinde psödoefedrin hemen kesilmelidir.

Tanısı

konmuş

veya

şüpheli

konjenital

uzamış

sendromu

veya

Torsades

Pointes

hastalarında kullanımından kaçınılmalıdır.

Klorfeniramin maleat:

Epilepsi

Prostat hipertrofisi

Glokom

Bronşit, bronşektazi, astım

Hipertansiyonu olanlarda

Kardiyovasküler hastalığı olanlarda

Aşırı aktif tiroid fonksiyon bozukluklarında kullanımından kaçınılmalıdır.

Çocuklar ve yaşlılar nörolojik antikolinerjik yan etkilere ve paradoksal eksitasyona daha duyarlıdır

(enerji artışı, huzursuzluk, sinirlilik gibi).

5 günden daha uzun süre kullanılmamalıdır.

8 / 20

Klinik

çalışmalar,

özellikle

yüksek

dozda

(2400

mg/gün)

ibuprofen

kullanımının

arteriyel

trombotik olayların (örn. miyokard enfarktüsü ya da inme) riskinde küçük bir artış ile ilişkili

olabileceğini göstermektedir. Bütünüyle ele alındığında epidemiyolojik çalışmalar, düşük doz

ibuprofenin (örn.

1200 mg

/gün), miyokard enfarktüsü riskinde artış ile ilişkili olabileceğini

düşündürmemektedir.

Kontrol altına alınamayan hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği (NYHA II-III), mevcut iskemik

kalp hastalığı, periferik arter hastalığı ve/veya serobrovasküler hastalığı olan hastalar, sadece

dikkatli bir değerlendirme sonrasında ve yüksek dozlardan (2400 mg/gün) kaçınarak ibuprofen ile

tedavi edilmelidirler.

Özellikle yüksek dozlarda ibuprofen (2400 mg/gün) kullanımı gerektiğinde, kardiyovasküler

olaylara yönelik risk faktörleri olan (örn. hipertansiyon, hiperlipidemi, diyabet, sigara) hastalarda

uzun süreli bir tedavi başlatılmadan önce de dikkatli değerlendirme yapılmalıdır.

tıbbi

ürün

kapsülde

yaklaşık

potasyum

ihtiva

eder.

durum,

böbrek

fonksiyonlarında azalma olan hastalar ya da kontrollü potasyum diyetinde olan hastalar için göz

önünde bulundurulmalıdır.

İçeriğinde

bulunan

günbatımı

sarısı

(E110),

ponso

(E124)

tartrazin

(E102),

alerjik

reaksiyonlara sebep olabilir. Alerjik reaksiyonlar seyrektir fakat aspirine alerjik olan kişilerde

E110 ile alerjik reaksiyon yaygındır. Aspirine alerjik kişiler COLDFEN kullanmamalıdır.

4.5. Diğer tıbbi ürüler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

İbuprofen:

COLDFEN ile aşağıdaki ajanların kombinasyonundan kaçınılmalıdır:

Antikoagülanlar (dikumarol grup, varfarin): Deneysel çalışmalar, ibuprofenin, varfarinin kanama

süresine olan etkilerini güçlendirdiğini göstermektedir. NSAİİ’ ler ve dikumarol grubu aynı enzim

yani CYP 2C9 ile metabolize olmaktadır. NSAİİ’ler varfarin gibi antikoagülanların etkisini

artırabilir.

Tiklopidin:

NSAİİ’ler,

trombosit

fonksiyonunun

inhibisyonundan

dolayı

tiklopidin

kombinasyon halinde kullanılmamalıdır.

Metotreksat: NSAİİ’ler, metotreksatın tübüler sekresyonunu inhibe eder ve sonuç olarak azalan

metotreksat klerensi ile bazı metabolik etkileşimler meydana gelebilir. Bu nedenle, metotreksat ile

yapılan yüksek dozlu tedavide NSAİİ’lerin reçete edilmesinden kaçınılmalıdır.

Aspirin

(Asetilsalisilik

asit):

NSAİİ

içeren

başka

ürünlerde

olduğu

gibi,

artan

advers

etki

potansiyeli nedeniyle, birlikte verilmemesi gerekmektedir

.

Deneysel veriler eş zamanlı kullanıldıklarında ibuprofenin düşük doz asetilsalisilik asidin platelet

agregasyonu

üzerindeki

etkisini

kompetitif

olarak

inhibe

edebileceğini

göstermektedir.

verilerin klinik olarak ekstrapolasyonu ile ilgili belirsizlikler bulunmasına rağmen, ibuprofenin

uzun süreli ve sürekli kullanımının, düşük doz asetilsalisilik asidin kardiyoprotektif etkisini

azaltabileceği olasılığı göz ardı edilemez. Arasıra kullanılan ibuprofen ile klinik olarak anlamlı

bir etki gözlenmesi muhtemelen beklenmemektedir (bkz. Bölüm 5.1).

Kardiyak glikozidler (örn: digoksin): NSAİİ’ler kalp yetmezliğini alevlendirebilir, glomerüler

filtrasyon hızını azaltabilir ve plazmada kardiyak glikozid düzeylerini arttırabilirler.

9 / 20

Mifepriston: Asetilsalisilik asit dahil NSAİİ’lerin antiprostaglandin özelliklerinden dolayı teorik

olarak tıbbi ürünün etkililiğinde azalma meydana gelebilir. Sınırlı miktardaki kanıt, prostaglandin

ile aynı gün uygulanan NSAİİ’lerin, mifepriston veya prostaglandinin servikal olgunlaşmaya olan

etkilerini olumsuz şekilde etkilemediğini ve gebeliğin tıbben sonlandırılmasının klinik etkililiğini

azaltmadığını göstermektedir.

Sülfonilüre: NSAİİ’ler sülfonilüre grubu ilaçların etkilerini potansiyalize edebilirler. Sülfonilüre

tedavisi görmekte olan hastalarda ibuprofen kullanımı ile çok seyrek hipoglisemi rapor edilmiştir.

Zidovudin: NSAİİ’ler zidovudin ile beraber verildiğinde hematolojik toksisite

riskinde artış

olabilir. Eş zamanlı zidovudin ve ibuprofen tedavisi alan HIV (+) hemofili hastalarında hematoma

ve hemartroz riskinde artış bildirilmiştir.

Alkol: Kanama gibi önemli gastrointestinal yan etki riskleri artabileceğinden dolayı ibuprofen ve

alkolun birlikte kullanımından kaçınılmalıdır.

Diğer analjezikler: İki veya daha fazla NSAİİ’nin beraber kullanımı önlenmelidir.

İbuprofenin aşağıdaki ajanlar ile kullanılması durumunda doz ayarlaması gerekebilir:

Anti-hipertansifler (ADE inhibitörleri, anjiyotensin reseptör blokerleri, beta-blokerler, diüretikler

ve pulmoner hipertansiyonda kullanılan ilaçlar (endotelin reseptör antagonistleri, bosentan)) :

NSAİİ’ler, antihipertansif etkiyi azaltabilir (bkz. Bölüm 4.4). Seçici COX-2 inhibitörleri dahil

olmak üzere NSAİİ’ler ile aynı zamanda ADE inhibitörleri ve anjiyotensin-II antagonistleri

uygulandığında, böbrek yetmezliği olan hastalarda (örn. dehidrate veya yaşlı hastalar) genellikle

reversibl olmak üzere akut böbrek yetmezliği için artan bir risk söz konusudur. Bu nedenle,

özellikle yaşlı hastalar olmak üzere böbrek yetmezliği olan hastalara bu kombinasyon dikkatli

uygulanmalıdır. Kombinasyon tedavisi başladıktan sonra ve tedavi sırasında düzenli aralıklarla

hastalar yeterli şekilde hidrate edilmeli ve böbrek fonksiyonu kontrol edilmelidir (bkz. Bölüm

4.4).

Diüretikler

(tiyazid,

tiyazid

benzeri

diüretikler

kıvrım

diüretikleri)

ayrıca,

NSAİİ’lerin

nefrotoksisite riskini arttırabilir. NSAİİ’ler, muhtemelen prostaglandin sentezinin inhibisyonundan

dolayı

furosemid

bumetanidin

diüretik

etkisini

giderebilmektedir.

Ayrıca

tiyazidlerin

antihipertansif etkisini de azaltabilmektedir.

Aminoglikozitler:

NSAİİ’ler

aminoglikozitlerin

atılımını

azaltabilir

(özellikle

preterm

bebeklerde).

Lityum: İbuprofen, lityum serum seviyelerinin azalması sonucunda lityumun renal klerensini

düşürmektedir. Serum lityum seviyeleri sık şekilde kontrol edilmedikçe ve lityum dozunda olası

bir azaltma yapılmadıkça bu kombinasyonun uygulanmasından kaçınılmalıdır. NSAİİ’ler, lityum

eliminasyonunu azaltabilirler.

Selektif serotonin geri-alım inhibitörleri, SSRI (örn: paroksetin, fluoksetin, sertralin): SSRI’ ler ve

NSAİİ’ lerin her ikisi de, örneğin gastrointestinal kanaldan kaynaklanan, kanama riskinde artışa

neden olmaktadır. Bu risk kombinasyon tedavi durumunda artmaktadır. Söz konusu mekanizma

muhtemelen,

serotoninin

trombositlerdeki

geri

alımının

azalması

ilişkilendirilebilir

(bkz.

Bölüm 4.4).

10 / 20

Siklosporin: Prostasiklinin böbrekteki azalan sentezinden dolayı, NSAİİ’ ler ve siklosporinin

eşzamanlı uygulamasının artan nefrotoksisite riskine neden olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle,

böbrek fonksiyonu kombinasyon tedavisi durumunda yakın şekilde izlenmelidir.

Kaptopril: Deneysel çalışmalar, ibuprofenin, kaptoprilin sodyum atılımına olan etkisine ters yönde

etki ettiğini göstermektedir.

Kolestiramin:

İbuprofen

kolestiraminin

eşzamanlı

uygulaması,

ibuprofen

absorpsiyonunu

geciktirmekte ve azaltmaktadır (%25 oranında). Bu ilaçlar en az 2 saat arayla alınmalıdır.

Takrolimus: NSAİİ’ler takrolimus ile beraber verildiğinde nefrotoksisite riskinde olası bir artış

beklenebilir. Prostasiklinin böbrekteki azalan sentezinden dolayı, NSAİİ’ ler ve takrolimusun eş

zamanlı uygulamasının artan nefrotoksisite riskine neden olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle,

böbrek fonksiyonu kombinasyon tedavisi durumunda yakın şekilde izlenmelidir.

Metotreksat: Özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda metotreksat ile yapılan düşük dozlu

tedavi ile ilişkili olarak NSAİİ’ler ve metotreksat arasındaki potansiyel etkileşim riski göz önüne

alınmalıdır.

Kombinasyon

tedavisinin

uygulanması

halinde

böbrek

fonksiyonu

izlenmelidir.

Metotreksatın plazma seviyelerindeki artışın sonucu olarak toksisite meydana gelebileceği için, 24

saat içinde hem NSAİİ hem de metotreksat verilmesi halinde dikkatli olunmalıdır.

Kortikosteroidler: NSAİİ’ler ile gastrointestinal ülserasyon veya kanama riskinde artış.

Antitrombositik ajanlar (örn. klopidogrel): NSAİİ’ler ile gastrointestinal kanama riskinde artış

görülebilir.

CYP2C9 İnhibitörleri: ibuprofenin, CYP2C9 inhibitörleri ile birlikte uygulanması, ibuprofene

(CYP2C9 substratı) maruziyeti arttırabilir. Vorikonazol ve flukonazol (CYP2C9 inhibitörleri) ile

yapılan

çalışmada,

yaklaşık

%80-100

oranında

artmış

S(+)-ibuprofen

maruziyeti

gösterilmiştir. Özellikle yüksek dozdaki ibuprofenin vorikonazol veya flukonazol gibi potent

CYP2C9

inhibitörleri

birlikte

uygulanması

durumunda,

ibuprofen

dozunun

düşürülmesi

düşünülmelidir.

Bitkisel ekstreler: Ginkgo biloba, NSAİİ kullanımına bağlı kanama riskini potansiyalize edebilir.

Kinolon türevi antibiyotikler: Deney hayvanlarından elde edilen veriler, NSAİİ’lerin, kinolon

antibiyotikleriyle

ilişkili

konvülsiyon

riskini

artırabileceğine

işaret

etmektedir.

NSAİİ

kinolonları birlikte alan hastalarda konvülsiyon gelişme riski artabilir. Etkileşim çalışmaları

yalnızca erişkinlerde yapılmıştır.

Psödoefedrin:

COLDFEN, MAOI/RIMA alanlarda kullanılmamalıdır. Trisiklik antidepresanlar, iştah bastırıcı

ilaçlar,

sempatomimetik

ajanlar

(dekonjestanlar,

iştah

bastırıcılar

amfetamin

benzeri

psikostimülanlar gibi) ve sempatomimetik aminlerin katabolizmasını etkileyen monoamin oksidaz

inhibitörleri (furazolidon dahil) ile beraber kullanılması bazen kan basıncının yükselmesine neden

olabilir.

(bkz.

Kontrendikasyonlar)

Moklobemid

oksitosin

birlikte

kullanımı

tansiyon

yükselmesine

sebebiyet

verebilir.

Psödoefedrin

içermesinden

dolayı

COLDFEN,

bretilyum,

betanidin, guanetidin debrizokin, metildopa ve alfa ve beta adrenerjik bloker ilaçlar gibi sempatik

aktiviteyi engelleyen hipotansif ilaçların etkisini kısmen tersine çevirir.

(bkz.

Özel kullanım

11 / 20

uyarıları ve önlemleri). Kardiyak glikozidler disritmi riskine, ergot alkaloidleri ise ergotizm

riskine sebep olabilir.

Klorfeniramin maleat:

Alkol ve klasik antihistaminikler (sedatif etkili) birlikte kullanıldığında sedatif etki artar. Sedatif

etkileşmeler

sedasyon

yapmayan

antihistaminiklerle

daha

sınırlı

olarak

görülür.

Topikal

uygulanan antihistaminikler (inhalasyonla uygulananlar dahil) bu tür etkileşme göstermezler.

Fenitoin içeren epilepsi ilaçlarıyla, anksiyete tedavisinde veya uyku düzenleyici ilaçlarla dikkatli

kullanılmaldır.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi ilk iki trimesterde C, 3. trimesterde D’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Gebe

kalmayı

düşünen

kadınlarda

veya

gebeliğinin

birinci

veya

ikinci

trimesterinde

olan

kadınlarda ibuprofen kullanılması durumunda, uygulanacak dozun mümkün olduğunca düşük ve

tedavi süresinin mümkün olduğunca kısa tutulması gerekmektedir.

Psödoefedrin ve klorfeniramin için yeterli veri mevcut değildir.

Gebelik dönemi

Prostaglandin

sentezinin

inhibisyonu,

gebeliği

ve/veya

embriyo/fetal

gelişimi

olumsuz

etkileyebilir.

Epidemiyolojik

çalışmalardan

elde

edilen

veriler,

gebeliğin

erken

döneminde

prostaglandin sentez inhibitörü kullanımından sonra düşük ve kardiyak malformasyon gastroşizis

riskinde bir artışı göstermektedir. Kardiyovasküler malformasyonun mutlak riski %1'den daha

düşük

düzeylerden

yaklaşık

olarak

%1,5'e

yükselmiştir.

Riskin

tedavi

dozu

süresi

yükseldiğine inanılmaktadır. Hayvanlarda, prostaglandin sentez inhibitörü uygulanmasının pre ve

post-implantasyon

kayıplarında

artış

embriyo/fetal

ölümlerle

sonuçlandığı

gösterilmiştir.

Ayrıca,

organogenez

döneminde

prostaglandin

sentez

inhibitörü

verilen

hayvanlarda

kardiyovasküler malformasyonlar da dahil olmak üzere çeşitli

malformasyonların

sıklığında

artışlar bildirilmiştir. Gebeliğin birinci ve ikinci trimesterinde, kesin olarak gerekli olmadıkça

COLDFEN verilmemelidir. COLDFEN, gebe kalmaya çalışan veya gebeliğin birinci ve ikinci

trimesterinde bulunan bir kadına verilirse, doz mümkün olduğu kadar düşük ve tedavi süresi

mümkün olduğu kadar kısa tutulmalıdır.

Üçüncü trimester esnasında bütün prostaglandin sentez inhibitörleri fetüsü aşağıdakilere maruz

bırakabilir:

Kardiyopulmoner

toksisite

(duktus

arteriozusun

erken

kapanması

pulmoner

hipertansiyon),

Oligohidramniyoz ile birlikte böbrek yetmezliğine ilerleyebilecek böbrek disfonksiyonu

Anne ve yenidoğanda gebeliğin sonunda aşağıdakilere neden olabilir:

Kanama zamanında uzama

Doğumun

gecikmesine

uzun

süremesine

neden

olan

uterus

kontraksiyonlarının

inhibisyonu

Sonuç olarak, İBURAMİN COLD gebeliğin son trimesterinde kontrendikedir.

12 / 20

Laktasyon dönemi

Mevcut kısıtlı çalışmalarda, ibuprofen süte çok düşük konsantrasyonlarda geçmiştir ve süt emen

bebeği olumsuz etkileme olasılığı düşüktür. Yine de, ibuprofenin emziren annelerde kullanılması

önerilmemektedir.

Psödoefedrin anne sütüne az miktarda geçer, fakat bunun emzirilen bebeklerdeki etki derecesi

bilinmemektedir. Ağız yoluyla tek doz psödoefedrin verilen annenin sütüyle 24 saat içinde bunun

%0.5-0.7'sinin atılacağı tahmin edilmektedir. COLDFEN, eğer hekim ilacın emziren anneye

sağlayacağı yararın, emzirilen bebek üzerindeki riskini haklı göstereceğine inanıyorsa dikkatle

kullanılmalıdır.

Klorfeniramin maleat anne sütüne önemli miktarda geçer; bu düzeyde ilacın bebek için zararlı etki

oluşturduğu

bilinmemekle

beraber

kullanılmaması

önerilir.

Klorfeniramin

maleat

diğer

antihistaminikler laktasyonu inhibe edebilir.

Bu nedenle emzirme döneminde COLDFEN kullanılması önerilmez.

Üreme yeteneği / Fertilite

Özellikle psödoefedrinin üreme yeteneği üzerindeki etkisi konusunda bilgi bulunmadığı için

hekim tarafından yarar/risk oranı değerlendirilerek kullanılmasına karar verilmelidir.

İbuprofen kullanımı fertiliteyi olumsuz yönde etkileyebilir, bu nedenle gebe kalmayı düşünen

kadınların kullanması önerilmez. Gebe kalma zorluğu yaşayan veya kısırlık incelemesinden geçen

kadınlarda ibuprofen alımının durdurulması düşünülmelidir.

Klorfeniramin sıçan ve tavşanlarda mg/m

bazında insanlarda önerilen maksimum dozun 20-25

katı kullanıldığında fertiliteyi etkilememiştir.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkileri

COLDFEN, sersemlik, rehavet, yorgunluk ve görme bozuklukları gibi istenmeyen etkilere neden

olabilir. Eğer bu istenmeyen etkiler görülürse, hastalar araç ve makine kullanmamaları konusunda

uyarılmalıdırlar.

4.8. İstenmeyen etkiler

Rapor edilen istenmeyen etkiler aşağıdaki sıklık derecesine göre listelenmiştir:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000); bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin

edilemiyor).

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Yaygın olmayan: Rinit

Seyrek: Aseptik menejit (özellikle sistemik lupus eritematozus ve karma bağ dokusu hastalığı gibi

otoimmün hastalığı olan hastalarda) boyun sertliği, baş ağrısı, bulantı, kusma, ateş, yön duygusunu

yitirme gibi semptomlarla birlikte

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Seyrek: Lökopeni, trombositopeni, nötropeni, agranülositoz, aplastik anemi, ve hemolitik anemi

Bilinmiyor: Hemolitik anemi, kan diskrazileri

13 / 20

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek: Anafilaktif reaksiyon

Bilinmiyor: Alerjik reaksiyon, anjiyoödem

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Bilinmiyor: İştahsızlık

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın: Sinirlilik, uykusuzluk

Yaygın olmayan: Yorgunluk, telaş hali, ajitasyon (huzursuzluk)

Seyrek: Halüsinasyon (özellikle çocuklarda) paranoid delüzyon, huzursuzluk, eksitabilite

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Sersemlik, baş ağrısı, baş dönmesi

Yaygın olmayan: Parestezi

Seyrek: Optik nevrit, somnolans

Bilinmiyor: İrritabilite, anksiyete

Göz hastalıkları

Yaygın: Bulanık görme

Yaygın olmayan: Görme bozukluğu

Seyrek: Toksik optik nöropati

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın olmayan: Duyma bozukluğu

Seyrek: Tinnitus, vertigo

Kardiyak hastalıklar

Seyrek: Taşikardi, hipertansiyon, diğer kardiyak disritmiler

Çok seyrek: Arteriyel trombotik olaylar (günde 2400 mg ibuprofen alımı gibi yüksek dozlarda)

Vasküler hastalıklar

Seyrek: Kan basıncı artışı*

*Sistolik kan basıncı artışı gözlenmiştir. Terapötik dozlarda psödoefedrinin kan basıncı üzerindeki

etkisi klinik olarak anlamlı değildir.

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar:

Yaygın olmayan: Astım, bronkospazm, dispne

Bilinmiyor: Bronş sekresyonunda koyulaşma

Gastrointestinal hastalıklar:

Yaygın:

Dispepsi,

diyare,

bulantı,

kusma,

abdominal

ağrı,

flatulans,

konstipasyon,

melena,

hematemez, gastrointestinal hemoraji

Yaygın olmayan: Gastrit, duodenal ülser, gastrik ülser, oral ülserasyon

Seyrek: Gastrointestinal perforasyon, ağız kuruluğu

Çok seyrek: Pankreatit

Bilinmeyen: Kolit ve Crohn hastalığı

Hepato-bilier hastalıklar

Yaygın olmayan: Hepatit, sarılık, hepatik fonksiyon bozukluğu

14 / 20

Seyrek: Hepatik hasar

Çok seyrek: Hepatik yetmezlik

Deri ve derialtı doku hastalıkları

Yaygın: Deri döküntüsü

Yaygın olmayan: Ürtiker, kaşıntı, purpura, anjioödem, ışığa duyarlı reaksiyon

Seyrek:

İritasyonlu

veya

iritasyonsuz

deri

döküntüleri,

hipersensitivite

reaksiyonları,

diğer

sempatomimetiklerle çapraz reaksiyon, alerjik dermatit*

Çok Seyrek: Stevens-Johnson sendromu dahil büllöz deri iltihabı, toksik epidermal nekroliz ve

eritema multiforme

Bilinmiyor: Eksfolyatif dermatit

*Psödoefedrin kullanımı ardından bronkospazm, anjiyoödem gibi sistemik belirtileri olan/olmayan

çeşitli alerjik deri reaksiyonları bildirilmiştir.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan: Dizüri, erkek hastalarda üriner retansiyon (önceden mevcut bir prostatik büyüme

bu durumu hazırlayıcı bir faktör olabilir), tubulo interstisyel nefrit, nefrotik sendrom ve renal

yetmezlik

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

Yaygın olmayan: Yorgunluk

Seyrek: Ödem

Nonsteroid antienflamatuar tedavisi ile ilişkili olarak ödem, hipertansiyon ve kalp yetmezliği

bildirilmiştir.

Klinik

çalışmalar

epidemiyolojik

veriler,

özellikle

yüksek

dozlarda

(2400

mg/gün)

uzun

süreli

tedavide

ibuprofen

kullanımının,

arteryel

trombotik

olayların

(örn.

miyokard infarktüsü veya felç gibi, bkz. Bölüm 4.4) riskinde küçük bir artışa neden olabileceğini

göstermektedir.

En sık olan yan etkiler GI sistemde görülür. Özellikle yaşlı hastalarda gastrointestinal ülserler,

perforasyon veya kanama zaman zaman ölümcül olabilmektedir. İbuprofen uygulamasını takiben

bulantı, kusma, diyare, hazımsızlık, konstipasyon, dispepsi, abdominal ağrı, melena, hematemez,

hipertansiyon ve kalp yetmezliğinin yanı sıra ülseratif stomatit, kolitin şiddetlenmesi ve Crohn

hastalığı rapor edilmiştir. Daha az sıklıkla gastrit görülmüştür.

Aseptik menenjitin bildirildiği vakaların çoğunda, altta yatan bazı otoimmün hastalık formları

(özellikle sistemik lupus eritematoz ve benzer bağ doku hastalıkları) görülmektedir.

Bağışıklık sistemi hastalıkları: NSAİİ ile tedaviyi takiben hipersensivite reaksiyonları rapor

edilmiştir. Bunlar; spesifik olmayan alerjik reaksiyon ve anafilaksi, astım, kötüleşmiş astım,

bronkospazm veya dispneyi içeren solunum yolu reaktivitesi veya döküntü (çeşitli tiplerde),

kaşıntı, ürtiker, purpura, anjiyoödem ve daha nadir olarak eksfolyatif ve büllöz dermatozları

(Steven-Johnson Sendromu, toksik epidermal nekroliz ve eritema multiforme dahil) içeren deri

bozukluklarıdır.

İstisna

olarak,

varisella

ilişkili

olarak

deri

bağ

dokunun

ciddi

enfeksiyöz

komplikasyonlarının meydana geldiği bildirilmiştir.

İbuprofen trombosit agregasyonunda reversibl inhibisyon yaparak kanama süresinin uzamasına

neden olabilir.

15 / 20

Klinik

çalışmalar,

özellikle

yüksek

dozda

(2400

mg/gün)

ibuprofen

kullanımının

arteriyel

trombotik olayların (örn. miyokard enfarktüsü ya da inme) riskinde küçük bir artış ile ilişkili

olabileceğini göstermektedir (bkz. Bölüm 4.4).

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak

sağlar.

Sağlık

mesleği

mensuplarının

herhangi

şüpheli

advers

reaksiyonu

Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir. (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

İbuprofen Toksisitesi

80-100

mg/kg

üzerindeki

dozlarda

semptomların

ortaya

çıkma

riski

vardır.

mg/kg'ın

üzerindeki dozlarda kişiden kişiye oldukça değişken olsa da ciddi semptom riski vardır. 15 aylık

bir çocukta 560 mg/kg'lık bir doz ciddi intoksikasyona yol açmıştır. 6 yaşında bir çocukta

3,2 gram hafif- orta derece intoksikasyona yol açmıştır. 1,5 yaşında bir çocukta 2,8-4 gram ve

yaşında

çocukta

gram

ciddi

intoksikasyona,

erişkinde

gram

orta

derece

intoksikasyona ve bir erişkinde 20 gramdan fazla bir doz çok ciddi intoksikasyona yol açmıştır.

16 yaşındaki bir gençte uygulanan 8 gram böbreği etkilemiştir ve bir gence alkolle birlikte verilen

12 gram akut tübüler nekroz ile sonuçlanmıştır.

Semptomlar

planda

görülen

semptomlar

bulantı,

karın

ağrıları

kusma

(kanlı

olabilir)

gibi

gastrointestinal sistem semptomları ve baş ağrısı, kulak çınlaması, konfüzyon ve nistagmustur.

Yüksek dozlarda bilinç kaybı, konvülsiyonlar (esasen çocuklarda). Bradikardi, kan basıncında

düşüş.

Metabolik

asidoz,

hipernatremi,

böbrek

etkileri,

hematüri.

Olası

karaciğer

etkileri.

Hipotermi ve erişkin respiratuar distres sendromu nadir olarak bildirilmiştir.

Tedavi

Gerekli ise mide yıkanır, karbon verilir. Gastrointestinal problemler varsa antiasidler verilir.

Hipotansiyon varsa, intravenöz sıvı ve gerekirse inotropik destek. Yeterli diürezi sağlayınız. Asid-

baz ve elektrolit bozukluklarını düzeltiniz. Diğer semptomatik tedavileri uygulayınız.

Psödoefedrin hidroklorür Toksisitesi

Semptomlar

Akut aşırı dozajında, önerilen dozlarında görülen yan etkilere ilaveten titreme, konvülsiyonlar,

iritabilite, aşırı huzursuzluk, palpitasyonlar, hipertansiyon görülebilir.

Tedavi

Solunum destekleyici ve koruyucu ve konvülsiyonları kontrol edici önlemler alınmalıdır. Endike

olduğu

taktirde

gastrik

lavaj

uygulanmalıdır.

Mesane

kateterizasyonu

gerekebilir.

İstenirse,

psödoefedrin

atılımının

hızlandırılması

için

asit

diürezi

yapılabilir.

Ancak

prosedürün

sağlayacağı terapötik yarar açık değildir. Aşırı dozajda diyalizin değeri bilinmemektedir; ancak

60 mg psödoefedrin +8 mg akrivastin içeren preparatın 4 saatlik hemodiyaliziyle toplam vücut

psödoefedrin miktarının %20'si uzaklaştırılabilmiştir.

16 / 20

Klorfeniramin maleat Toksisitesi

Günlük dozun 3-5 katı oral yoldan alınırsa zehirlenmeye yol açar. Çocuklar, antihistaminik

ilaçların antikolinerjik toksik etkisine yetişkinlerden daha duyarlıdır. Belirti ve bulgular arasında

sedasyon,

SSS’de

paradoksal

eksitasyon,

toksik

psikoz,

konvülsiyonlar,

apne,

antikolinerjik

etkiler, distonik reaksiyonlar, aritmi ve kardiyovasküler kollaps bulunmaktadır. Letal dozu

25-50 mg/kg arasındadır.

Gerekli ise temel ve ileri yaşam desteği verilmelidir. Nabızsız ventrikül fibrilasyonu varsa

defibrilasyon

uygulanır.

Antikolinerjik

etki

nedeniyle

zehirlenme

belirti

bulguları

gecikebileceğinden, bulgusu olmayan hastalar en

az 6-8 saat izlenmelidir. Hipotansiyon ve

aritmiler agresif şekilde tedavi edilmelidir. Ortaya çıkabilecek koma, konvülsiyon, hipertermi ve

ventrikül taşikardisi durumları için izlem süresince hazırlıklı olunmalıdır.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup:

Öksürük ve Soğuk Algınlığı Preparatları

ATC Kodu:

R05X

5.1. Farmakodinamik özellikler

İbuprofen analjezik, antiinflamatuvar ve antipiretik aktiviteye sahip bir propiyonik asit türevidir.

İbuprofenin terapötik etkilerinin siklo-oksijenaz izo enzimleri (COX-1 ve COX-2) üzerindeki non-

selektif inhibitör etkisinin bir sonucu olduğu düşünülmektedir. İbuprofen, bu inhibitör etkiye bağlı

olarak, prostaglandin sentezinde belirgin bir düşme oluşturur.

Deneysel veriler eş zamanlı kullanıldıklarında ibuprofenin düşük doz asetilsalisilik asidin platelet

agregasyonu

üzerindeki

etkisini

kompetitif

olarak

inhibe

edebileceğini

göstermektedir.

Bazı

farmakodinamik çalışmalarda, hızlı salımlı aspirin dozundan

81 mg) önceki 8 saat içinde veya

dozdan sonraki 30 dakika içinde tek doz 400 mg ibuprofen alındığında asetilsalisilik asidin

tromboksan

veya

trombosit

agregasyonunun

oluşumunda

etkisinin

azaldığı

gözlenmiştir.

verilerin klinik olarak ekstrapolasyonu ile ilgili belirsizlikler bulunmasına rağmen, ibuprofenin

uzun süreli ve sürekli kullanımının, düşük doz asetilsalisilik asidin kardiyoprotektif etkisini

azaltabileceği olasılığı göz ardı edilemez. Arasıra kullanılan ibuprofen ile klinik olarak anlamlı bir

etki gözlenmesi muhtemelen beklenmemektedir (bkz. Bölüm 4.5).

Psödoefedrin, direkt veya indirekt sempatomimetik aktiviteye sahiptir ve etkili bir üst solunum

yolları

dekonjestanıdır.

Psödoefedrin,

sistolik

basıncının

yükseltilmesinde

taşikardi

yaratılmasında

efedrinden

önemli

oranda

daha

etkilidir

merkezi

sinir

sisteminin

uyarılmasında da etkisi daha düşüktür. Psödoefedrin, 4 saat süren dekonjestan etkisine 30 dakika

içinde ulaşır. 60 mg psödoefedrinin, soğuk algınlığı ve rinitli hastalarda ve normal kişilerde ve

alerjik rinitli hastalarda histamin uygulanmasından sonra nazal hava akımı ile ölçüldüğü şekilde,

etkili bir nazal dekonjestan olduğu gösterilmiştir.

Klorfeniramin maleat alkilamin türevi güçlü bir antihistaminiktir. Antikolinerjik aktiviteye de

sahiptir. H1 reseptör antagonisti özelliğinden dolayı üst solunum yolları alerjik hastalıklarının

burun akıntısı, göz sulanması, hapşırma gibi alerjik bulgularını geçici olarak ortadan kaldırır. İyi

terapötik etkili bir antihistaminiktir. Antihistaminikler semptomatik rahatlık verir, rahatlık ilaç

alımı devam ettiği sürece devam eder.

17 / 20

5.2. Farmakokinetik Özellikler

Genel özellikler

Emilim

İbuprofen,

%80-90

oranında

biyoyararlanım

gastrointestinal

kanaldan

hızlıca

emilir.

Uygulamadan sonra bir ila iki saat içerisinde doruk serum konsantrasyonlarına ulaşılır. Gıda ile

birlikte alındığında, aç karnına alındığı duruma göre doruk serum konsantrasyonları daha düşük

olur ve bu düzeye daha yavaş ulaşılır. Gıda, toplam biyoyararlanımı önemli ölçüde etkilemez.

Psödoefedrin,

oral

uygulama

sonrasında

herhangi

presistemik

metabolizma

olmadan,

gastrointestinal

kanaldan

hızlıca

tamamen

emilir.

Sağlıklı

yetişkin

gönüllülerde,

psödoefedrinin verilmesi yaklaşık 1.5 saat sonra (Tmaks) yaklaşık 180 ng/ml' lik bir doruk plazma

konsantrasyonu (Cmaks) yaratmıştır.

Klorfeniramin maleat ağız yoluyla iyi absorbe olur, etkisi 15-60 dakikada başlar, 3-6 saatte

maksimuma erişir.

Dağılım

İbuprofen, büyük oranda bağlanır (%99) ve erişkinlerdeki dağılım hacmi yaklaşık 0.12-0.2 L/kg

olmak üzere küçüktür.

Psödoefedrinin görünen dağılım hacmi (V

/F) yaklaşık 2.8 l/kg'dır.

Klorfeniramin maleat plazma proteinlerine yaklaşık %70 oranında bağlanır. Santral sinir sistemi

de dahil olmak üzere, vücuda geniş bir dağılım gösterir. Plasentayı aşar ve anne sütüne geçer.

Biyotransformasyon

İbuprofen, tercihen CYP2C9 olmak üzere sitokrom P450 ile karaciğerde 2-hidroksiibuprofen ve 3-

karboksiibuprofen olarak iki primer inaktif metabolitine hızlıca metabolize olur. İlacın oral yoldan

alınmasını takiben, ibuprofenin oral dozunun %90’ından biraz

daha

az bir

miktarı,

idrarda

oksidatif metabolitler ve bunların gluküronik konjugatları halinde görülür. İbuprofenin çok az

miktarı değişmeden idrarda atılır.

Psödoefedrinin plazma yarılanma ömrü (t

) yaklaşık 5.5 saattir. Erkeklerde psödoefedrin çok az

metabolize olur, yaklaşık %90'ı değişmeden idrarla atılır. Yaklaşık %1 'i karaciğerde metabolize

olur, N-demetilasyon ile norpsödoefedrine dönüşür.

Klorfeniramin hızlı bir şekilde ve geniş ölçüde metabolize edilir. Önce gastrointestinal mukozada

metabolize olur, ardından karaciğerde ilk geçiş metabolizmasına uğrar. N-dealkilasyon ile değişik

metabolitleri oluşur.

Eliminasyon

İbuprofenin böbrekler yoluyla atılımı hızlı ve tamdır. Eliminasyon yarılanma ömrü yaklaşık

2 saattir. İbuprofenin atılımı son dozdan sonra 24 saat içinde hemen hemen tamamlanır.

Psödoefedrin ve metaboliti idrar ile atılır; dozun % 55 ile % 90' ı herhangi bir değişikliğe

uğramadan atılır. Psödoefedrinin görünen total vücut klerensi (Cl/F) 7.5 ml/dak/kg'dır. Sabit

eliminasyon hızı yaklaşık 0.13 sa

' dir, idrar asitlendiğinde psödoefedrinin idrar ile dışarı atılma

hızı artar. Bunun tersine, idrar pH'ı arttıkça, idrar ile dışarı atılma hızı azalır. Böbrek yetmezliği

psödoefedrinin plazma düzeylerini artıracaktır. Zayıf bir temelde, böbrekten atılım düzeyi idrarın

pH'ına bağlıdır. Düşük idrar pH'ında, tübüler geri emilim minimaldir ve idrar akış hızı ilacın

18 / 20

klerensini etkilemez. Yüksek pH'da (>7.0), psödoefedrin yaygın şekilde renal tülbülde geri emilir

ve renal klerens idrar akış hızına bağlıdır.

Klorfeniramin maleat 24 saat içinde metabolitler şeklinde böbrek yoluyla atılıma uğrar.

Doğrusallık/doğrusal olmayan durum

İbuprofen, psödoefedrin ve klorfeniraminin kinetiği doğrusaldır.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Böbrek yetmezliği:

Sağlıklı gönüllüler ile karşılaştırıldığında hafif böbrek yetmezliği olan hastalarda bağlanmamış

(S)-ibuprofenin arttığı, (S)-ibuprofen için daha yüksek Eğri Altı Alan (EAA) değerlerinin olduğu

ve enantiyomerik EAA (S/R) oranlarının arttığı bildirilmiştir.

Diyaliz uygulanan son dönem böbrek hastalığı olan hastalarında, ibuprofenin ortalama serbest

fraksiyonu yaklaşık %3 iken sağlıklı gönüllülerde yaklaşık %1 olmuştur. Ağır böbrek yetmezliği

ibuprofen

metabolitlerinin

birikmesine

neden

olabilir.

etkinin

anlamı

bilinmemektedir.

Metabolitler hemodiyaliz ile uzaklaştırılabilir (bkz. Bölüm 4.2, 4.3 ve 4.4).

Psödoefedrin, böbrek yetmezliği artmış plazma düzeylerine yol açar. COLDFEN ile böbrek

yetmezliğinde yapılmış spesifik çalışma yoktur. Ancak çeşitli derecelerde böbrek yetmezliği olan

hastalarda 60 mg psödoefedrin + 8 mg akrivastin kapsüllerinin tek doz uygulamasını takiben orta

şiddetli ve şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda sağlıklı gönüllülere nazaran psödoefedrin

C max değeri 1.5 misli artmıştır. T max değeri böbrek hastalarında değişmemiştir. Yarılanma

ömrü, sağlıklı gönüllülere nazaran hafif ve şiddetli böbrek yetmezliğinde sırasıyla 3-12 misli

artmıştır.

Karaciğer yetmezliği:

Orta derecede karaciğer yetmezliğinin eşlik ettiği alkolik karaciğer hastalığı, farmakokinetik

parametrelerde önemli bir değişikliğe neden olmamıştır. Rasemik ibuprofen ile tedavi edilen orta

dereceli karaciğer yetmezliği olan siroz hastalarında (Child Pugh skoru 6-10), yarılanma ömrünün

ortalama 2-kat uzadığı ve enantiyomerik AUC oranının (S/R) sağlıklı gönüllülere göre anlamlı

oranda

daha

düşük

olduğu

gözlenmiştir.

durum,

(R)-ibuprofenin

aktif

(S)-enantiyomere

metabolik çevrilmesinin azaldığını göstermektedir (bkz. Bölüm 4.2, 4.3 ve 4.4).

Yaşlı hastalarda:

Böbrek yetmezliğinin olmadığı durumda, genç ve yaşlı hastalar arasında farmakokinetik profil ve

üriner atılımda yalnızca minör, klinik olarak anlamlı olmayan farklar görülmektedir.

Yaşlı hastalarda 60 mg psödoefedrin + 8 mg akrivastin uygulanmasını takiben psödoefedrin için

görülen t

sağlıklı gönüllülerdekinin 1.4 katı olmuştur. Görünen Cl/F sağlıklı gönüllülerdekinin

0.8 katı olmuştur ve V

/F değişmemiştir. COLDFEN ile yapılmış spesifik bir çalışma yoktur.

Çocuk hastalarda:

Bir yaş ve üzerindeki çocuklarda ağırlığa göre ayarlanmış dozun (5 mg/kg ila 10 mg/kg vücut

ağırlığı) uygulanmasını takiben sistemik ibuprofen maruziyetinin erişkinlerdekine benzer olduğu

görülmektedir. Üç aylık ila 2.5 yaşındaki çocuklarda, 2.5 ila 12 yaşındaki çocuklardakinden daha

yüksek dağılım hacmi (L/kg) ve klerens (L/kg/sa) görülmüştür.

19 / 20

5.3. Klinik öncesi güvenlik verileri

İbuprofen:

Akut

toksisite:

Tür

Seks

Doz aralığı

mg/kg

Etkisiz

mak.

düzey

mg/kg

Bariz etkili

min. doz

mg/kg

Mak. non-

letal

mg/kg

Min. letal

mg/kg

Non-fetal

mak. doz

mg/kg

Fare (oral)

Fare (ip)

Sıçan (oral)

Sıçan (sc)

200-1600

100-1600

400-1600

400-1600

1600

1600

1600

1600

1600

Kronik toksisite:

Tek sürekli patolojik bulgu olarak gastrointestinal sistem ülserasyonu gözlendi. Bu bulguya

rastlanan en düşük günlük dozlar: farede 300 mg/kg; sıçanda 180 mg/kg; maymunda 100 mg/kg;

köpekte 8 mg/kg. gastrointestinal hasar görülmeme düzeyi sıçanda 6 ay süre ile günde 60 mg/kg

ve farede 90 gün süre ile günde 75 mg/kg olarak bulundu. Bir çalışmada 2 yılın sonunda sıçanda

renal papiller değişiklikler bulundu. Bu bulgular, non-steroidal antienflamatuvarlar için tipiktir ve

insanlarda anlamlılığı şüphelidir.

Psödoefedrin:

Mutajenite:

Bakteri

memelilere

yapılan

in

vivo

in

vitro

tahlillerinde

psödoefedrinin

genotoksik olmadığı saptanmıştır.

Karsinojenite:

Psödoefedrinin

karsinojenik

potansiyeli

olup

olmadığı

hakkında

yeterli

bilgi

yoktur.

Teratojenite:

Psödoefedrin, sıçanlarda 432 mg/kg/gün oral doza veya tavşanlarda 200 mg/kg/gün

oral doza kadar teratojenik etki göstermemiştir.

Klorfeniramin maleat:

Geçerli değildir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Kapsül içeriği:

Potasyum hidroksit

Polisorbat 80

Mısırözü yağı

Metakrilik asit-Etil akrilat kopolimer (1:1) dispersiyonu, % 30

Kapsül kılıfı

Jelatin

Patent blue V (E131)

Gün batımı sarısı (E110)

Tartrazin(E102)

Titanyum dioksit (E171)

Ponso 4R (E124)

20 / 20

6.2. Geçimsizikler

COLDFEN

Likit Kapsül’ün herhangi bir ilaç ya da madde ile geçimsizliği olduğuna dair bir

kanıt bulunmamaktadır.

6.3. Raf ömrü

24 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

COLDFEN

Likit Kapsül; pilfer-proof HDPE kapaklı, desikant kapsül içeren HDPE şişelerde

ambalajlanmaktadır. Her bir şişe 24 kapsül içerir.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

Berat Beran İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti.

Yenişehir Mah. Özgür Sok. No: 16 Ataşehir/İstanbul

0216 456 65 70 (Pbx)

0216 456 65 79 (Faks)

info@beratberan.com.tr

8. RUHSAT NUMARASI

241/5

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 01.03.2012

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ