CETAFLU

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • CETAFLU FORT 20 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • CETAFLU FORT 20 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • diğer soğuk hazırlıkları

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699717090026
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1 /14

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

CETAFLU FORTE Film Tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde: Her bir film tablet

Parasetamol …………………………..650 mg

Fenilefrin hidroklorür ………………….10 mg

Klorfeniramin maleat ……………….......4 mg

içerir.

Yardımcı maddeler: Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Film tablet

Mavi renkli, yuvarlak, bikonveks film kaplı tablet.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.Terapötik endikasyonlar

CETAFLU FORTE, grip ve soğuk algınlığına bağlı ağrı, ateş ve nezlenin

semptomatik tedavisinde kullanılır.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/Uygulama sıklığı ve süresi

12 yaşın üzerindeki çocuklar ve yetişkinlerde:

Her 6 saatte 1 tablet kullanılır.

Hastanın durumuna göre, doktorun gerekli gördüğü durumlarda her 4 saatte 1

tablet kullanılabilir. Günde 6 tabletten fazla kullanılmamalıdır.

5 günden uzun süreli kullanılmamalıdır.

Alkol alan kişilerde hepatotoksisite riski nedeniyle günlük alınan parasetamol dozunun 2 g’ı

aşmaması gereklidir (3 tablet).

Uygulama şekli

Oral yoldan kullanılır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek/Karaciğer yetmezliği

CETAFLU FORTE, karaciğer veya böbrek yetmezliği olan hastalarda kullanılırken dikkatli

olunmalıdır. CETAFLU FORTE şiddetli karaciğer veya böbrek yetmezliği olan hastalarda

kontrendikedir.

2 /14

Pediyatrik popülasyon

CETAFLU FORTE, 12 yaş altında kullanılmamalıdır.

Geriyatrik popülasyon

CETAFLU FORTE’un yaşlılarda kullanımı araştırılmamıştır.

Diğer

Alkol alan kişilerde günlük alınan parasetamol dozunun 2 g’ı aşmaması gereklidir (bkz.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri).

4.3. Kontrendikasyonlar

CETAFLU FORTE, aşağıdaki durumlarda kontrendikedir:

Etkin maddeler veya diğer adrenerjik ilaçlara veya içerdiği maddelerden herhangi

birine karşı aşırı duyarlılık

Şiddetli kalp-damar, karaciğer

(Child-Pugh kategorisi > 9)

veya böbrek hastalığı

Şiddetli hipertansiyon ve taşikardinin eşlik ettiği hastalıklar

Koroner arter hastalığı

Miksiyon sonrası mesanede bir miktar idrarın kaldığı, prostat adenomu

Mesane boynunda obstrüksiyon

Piloroduodenal obstrüksiyon

Stenoz yapan peptik ülser

Akciğer hastalıkları (astım dahil)

Dar açılı glokom

G-6PD (glukoz-6-fosfat dehidrojenaz) eksikliği

Epilepsi

Gebelik ve laktasyon (Bkz. 4.6. Gebelik ve laktasyon)

12 yaşın altındaki çocuklarda

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Anemisi olanlar, akciğer hastaları, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda

doktor kontrolü altında dikkatli kullanılmalıdır. Önceden mevcut hepatik hastalığı bulunan

hastalar

için,

yüksek

dozda

veya

uzun

süreli

tedaviler

esnasında

periyodik

aralıklarla

karaciğer fonksiyon tetkikleri yapmak gerekebilir. Böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi <

ml/dk)

halinde,

doktorun

parasetamol

kullanımının

yarar/risk

oranını

dikkatle

değerlendirmesi gerekir. Doz ayarlaması yapılmalı ve hasta kesintisiz izlenmelidir.

Önerilen

aşılmamalı

veya

ardarda

günden

daha

uzun

süre

kullanılmamalıdır. Yüksek doz parasetamol ve bu arada uzunca bir süre içerisinde

kullanılan toplam dozun yüksek olması; irreversibl karaciğer yetersizliğiyle birlikte

analjeziklere bağlı nefropati gelişmesine neden olabilir. Hastalar bu ilacı

kullanırken, parasetamol içeren daha başka ürünler kullanmamaları konusunda

uyarılmalıdırlar.

Parasetamol erişkinlerde kronik günlük dozlarda karaciğer hasarına neden olabilir.

Parasetamolün alkolle birlikte kullanılması karaciğer hasarına neden olabileceğinden

bu ürün kullanılırken alkollü içecekler içilmemelidir.

Alkolik

karaciğer

hastalarında

dikkatli kullanılmalıdır. Alkol alan

kişilerde

3 /14

hepatotoksisite riski nedeniyle günlük alınan parasetamol dozunun 2 g’ı aşmaması

gereklidir.

Parasetamol akut yüksek dozda karaciğer toksisitesine neden olur.

Parasetamolü ilk kullananlarda veya daha önce kullanım hikayesi olanlarda, kullanımın

ilk dozunda veya tekrarlayan dozlarında deride kızarıklık, döküntü veya bir deri

reaksiyonu

oluşabilmektedir.

durumda

doktor

irtibata

geçilerek

ilacın

kullanımının bırakılması ve alternatif bir tedaviye geçilmesi gerekmektedir. Parasetamol

ile deri reaksiyonu gözlenen kişi bir daha bu ilacı veya parasetamol içeren başka bir

ilacı kullanmamalıdır. Bu durum, ciddi ve ölümle sonuçlanabilen Steven Johnson

Sendromu (SJS), toksik epidermal nekroliz (TEN) ve akut generalize ekzantematöz

püstüloz (AGEP) dahil cilt reaksiyonlarına neden olabilmektedir.

Bir yıl boyunca günlük terapötik parasetamol dozları alan bir hastada hepatik nekroz ve

daha kısa süreli olarak aşırı doz kullanan bir hastada karaciğer hasarı bildirilmiştir.

12–48 saat içinde karaciğer enzimleri yükselebilir ve protrombin zamanı uzayabilir. Ancak

klinik semptomlar dozun alınmasından 1–6 gün sonrasına kadar görülmeyebilir.

Hepatotoksisite riskinden ötürü, parasetamol, tavsiye edilenden daha yüksek dozlarda

ya da daha uzun süreli alınmamalıdır. Hafif veya orta şiddette karaciğer yetmezliği

(Child-Pugh kategorisi <9) olan hastalar, parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Terapötik dozlarda parasetamol uygulaması sırasında serum alanin aminotransferaz

(ALT) düzeyi yükselebilir.

Terapötik dozlarda parasetamol ile hepatik oksidatif stresi arttıran ve hepatik glutatyon

rezervini azaltan ilaçları eş zamanlı kullanımı, alkolizm, sepsis veya diabetes mellitus

gibi çeşitli durumlar hepatik toksisite riskinde artışa neden olabilir.

Yüksek dozlarda parasetamolün uzun süreli kullanılması böbrek hasarına neden olabilir.

Glukoz 6 fosfat dehidrojenaz eksikliği olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. Seyrek olarak

hemoliz vakaları görülebilir.

Gilbert

sendromu

olan

hastaların

parasetamol

kullanması,

sarılık

gibi

klinik

semptomlara

daha

belirgin

hiperbilirubinemiye

neden

olabilir.

nedenle,

hastalar parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Miyokardın

sempatomimetik

ilaçlara

karşı

duyarlılığını

artıran

anesteziklerin kullanıldığı durumlarda fenilefrin içeren preparatlar kullanılmamalıdır.

Fenilefrinin olası vazokonstriktif etkisi nedeniyle,

kardiyovasküler

hastalığı olan

70 yaşın üstündeki hastalarda dikkatli olmak gerekir.

Tanısı

konmuş

veya

şüpheli

konjenital

uzamış

sendromu

veya

Torsades

Pointes hastalarında kullanımından kaçınılmalıdır.

Kardiyovasküler sistem hastalıkları

Bronşiyal astım

Serebral ateroskleroz

Diabetes Mellitus

Hipertansiyon

İdiyopatik ortostatik hipotansiyon

Feokromositoma

Prostat hipertrofisi

Tiroid fonksiyon bozukluklarında kullanımından kaçınılmalıdır.

CETAFLU FORTE, 12 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır.

günden

uzun

süreli

kullanılmamalıdır.

Akut

alevlenmeler

dışında

fenilefrin

kronik rinit tedavisinde kullanılmamalıdır.

4 /14

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Parasetamol

Parasetamolün ilaç-ilaç etkileşimleri genellikle minördür ve ancak, diğer ilacın terapötik

indeksi düşük (örneğin varfarin ve kumarin) ya da antikonvülsif ilaç olması durumunda

önem kazanır.

Parasetamolün

steroidal

antienflamatuar

ilaçlarla

(NSAİ)

birlikte

kullanılması,

NSAİ’ların böbreklerdeki olumsuz etkilerini arttırabilir.

Birden fazla ağrı kesiciyle kombinasyon tedavisinden kaçınılması önerilmektedir. Bunun

hastaya ekstra bir fayda sağladığını gösteren çok az kanıt vardır ve genelde istenmeyen

etkilerde artışa yol açmaktadır.

Parasetamol

ile,

kafein

opiatlar

gibi

diğer

analjezikler

arasında

farmakodinamik

etkileşimler bulunmuştur.

Probenesid, parasetamolün metabolizmasını engeller.

Güncel

veriler,

parasetamolün

hepatotoksisitesinin

fenobarbital,

fenitoin

veya

karbamazepin

gibi

antiepileptik

ilaçlarla

birlikte

kullanıldığında

artmadığını

desteklemektedir.

Tüberküloz

tedavisinde

kullanılan

rifampisin

isoniazid,

parasetamolün

karaciğer

üzerindeki toksik etkisini artırır.

Parasetamol ve zidovudinin özellikle kronik tedavi süresince birlikte kullanılması nötropeni

insidansında artışa yol açabilir. Bu nedenle tıbbi tavsiye olmadıkça, parasetamol zidovudin

ile birlikte alınmamalıdır.

Parasetamol (veya metabolitleri), K vitaminine bağımlı koagülasyon faktörü sentezinde rol

oynayan enzimler ile etkileşir. Parasetamol ile varfarin veya kumarin türevleri arasındaki

etkileşimler, “uluslararası normalleştirilmiş oran” (International Normalized Ratio, INR)

değerinde

artışa

kanama

riskinde

artışa

neden

olabilir.

nedenle,

oral

antikoagülan kullanan hastalar, tıbbi denetim ve kontrol olmadan uzun süreli parasetamol

kullanmamalıdırlar.

Bazı hipnotikler ve antiepileptik ilaçlar (glutetimid, fenobarbital, fenitoin, karbamazepin,

vb.) veya rifampisin gibi karaciğerde hepatik mikrozomal enzim indüksiyonuna sebep olan

ilaçların

başına

kullanıldığında

zararsız

olan

parasetamol

dozlarıyla

eşzamanlı

kullanımı karaciğer hasarına yol açabilir. Aşırı alkol tüketimi halinde, terapötik dozlarda

bile parasetamol alınması da karaciğer hasarına neden olabilir.

Parasetamolün

kloramfenikol

kombinasyon

halinde

kullanılması,

koloramfenikolün

yarılanma ömrünü uzatabilir ve dolayısıyla bu ilacın toksisite riskini arttırabilir.

5-hidroksitriptamin (serotonin) tip 3 reseptör antagonistleri olan tropisetron ve granisetron,

farmakodinamik etkileşim ile parasetamolün analjezik etkisini tamamen baskılayabilir.

Propantelin gibi mide boşalmasını yavaşlatan ilaçlar, parasetamolün yavaş emilmesine ve

dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir.

5 /14

Metoklopramid

gibi

mide

boşalmasını

hızlandıran

ilaçlar,

parasetamolün

daha

hızlı

emilmesine ve dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha hızlı başlamasına neden olabilir.

Parasetamol emilim hızı metoklopramid ya da domperion ile artabilir ve kolestiramin ile

azalabilir.

St. John’s Wort (Hypericum perforatum – sarı kantaron) parasetamolün kan düzeylerini

azaltabilir.

Besinler ile birlikte alındığında parasetamolün emilim hızı azalabilir.

Fenilefrin hidroklorür

Fenilefrin;

monoamin

oksidaz

(MAO)

inhibitörleri

(maklobemid

dahil),

alfa-

beta-

blokerler

antihipertansifler

(debrisokin,

guanetidin,

rezerpin),

fenotiyazin

tipi

antihistaminler

(örneğin

prometazin),

bronkodilatör

sempatomimetikler,

trisiklik

antidepressanlar

(örneğin

imipramin,

amitriptilin),

guanetidin

atropin,

dijitalis,

Rauwolfia alkaloidleri, indometazin, metildopa, diğer santral sinir sistemi uyarıcıları ve

olasılıkla teofilinle etkileşime girebilme potansiyeline sahiptir.

Oksitosik

ilaçlarla

birlikte

kullanılan

fenilefrinin

pressör

etkisinin

arttığı,

bazı

genel

anestetiklerle

birlikte

kullanılan

fenilefrinin

ender

olsa

aritmi

riski

oluşturduğu

bildirilmiştir. İntravenöz ergo alkaloidi (Ergotamin ve metilserjit) kullanan hastalarda kan

basıncının aşırı yükselme olasılığı vardır. Digoksin ve kardiyak glikozitler düzensiz kalp atışı

ve kalp krizi riskini arttırır.

Klorfeniramin maleat

Klorfeniramin,

santral

etkili

ilaçların

(sempatomimetikler,

antidepresanlar)

etkilerini

artırabilir.

Alkol, barbitüratlar, hipnotikler, opioid analjezikler, anksiyolitikler ve antipsikotikler gibi

santral sinir sistemi depresanlarının etkilerini artırabilir. Atropin, trisiklik antidepresanlar ve

inhibitörlerinin

antimuskarinik

etkilerini

arttırabilir.

Klorfeniramin,

fenitoin

metabolizmasını

inhibe

eder,

nedenle

fenitoin

toksisitesine

neden

olabilir.

Antihistaminikler derideki histamin yanıtını baskılayabileceği için alerji testleri yapılmadan

birkaç gün önce kesilmelidir.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

CETAFLU

FORTE’un

çocuk

doğurma

potansiyeli

bulunan

kadınlar/doğum

kontrolü

üzerinde etkisi için çalışma bulunmamaktadır.

Gebelik dönemi

CETAFLU FORTE’un gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik, embriyonal/fetal gelişim, doğum ya da

doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir. İnsanlara yönelik

potansiyel risk bilinmemektedir.

CETAFLU FORTE, gerekli olmadıkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır.

6 /14

Laktasyon dönemi

CETAFLU FORTE gerekli olmadıkça emzirme döneminde kullanılmamalıdır.

Üreme yeteneği (Fertilite)

CETAFLU FORTE’un üreme yeteneği üzerine etkisi ile ilgili klinik çalışma yoktur.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

CETAFLU FORTE uyuşukluğa neden olabilir. Bu nedenle hastalar araç veya makine

kullanırken dikkatli olmaları konusunda uyarılmalıdırlar. Uyku hali, sedatifler, trankilizanlar

ve alkollü içeceklerin kullanımıyla artabilir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Uyuşukluk, sersemlik, ağız veya boğaz kuruluğu, baş ağrısı, uykusuzluk, irritabilite ve

asabiyet, taşikardi ve palpitasyonlar, en sık bildirilen yan etkilerdir. Özellikle çocuklarda,

bazen huzursuzluk ve uyku bozuklukları ortaya çıkabilir.

Kabızlık, ishal veya şişkinlik dahil gastrointestinal bozukluklar görülebilir; bulantı ve kusma

bildirilmiştir.

Şu terimler ve sıklık dereceleri kullanılmıştır:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila

<1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila

<1/100);

seyrek

(≥1/10.000

<1/1.000);

çok

seyrek

(<1/10.000),

bilinmiyor

(eldeki

verilerden hareketle tahmin edilemiyor)

Parasetamol

Parasetamolün istenmeyen etkileri genellikle hafiftir. 10 g’ın üzerinde alınması durumunda

toksisite görülmesi muhtemeldir.

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Seyrek:

Çok

miktarda

alındığında

anemi,

methemoglobinemi,

uzun

süreli

kullanımda

hemolitik anemiye bağlı trombositopeni, trombositopenik purpura, lökopeni, nötropeni ve

pansitopeni gibi kan sayım değişiklikleri

Bu yan etkiler parasetamol ile neden-sonuç ilişkisi içinde değildir.

Çok seyrek: Agranülositoz

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek: Alerjik reaksiyonlar, anaflaksi

Çok seyrek: Lyell sendromu

Bilinmiyor: Bronkospazm, pozitif alerji testi, immün trombositopeni

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Baş ağrısı, baş dönmesi, somnolans, parestezi

Bilinmiyor: Santral sinir sistemi stimülasyonu, ensefelopati, insomia, tremor

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Yaygın: Üst solunum yolu enfeksiyon belirtileri

Seyrek: Analjezik astım sendromu da dahil astım ve bronkospazm

7 /14

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Bulantı, kusma, dispepsi, flatulans, karın ağrısı, konstipasyon

Yaygın olmayan: Gastrointestinal kanama

Seyrek: İshal

Hepatobilier hastalıklar

Seyrek: Çok miktarda alındığında hepatik bozukluk

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Seyrek:

Ürtiker

diğer

deri

döküntüleri,

kaşıntı,

alerjik

ödem

anjiyoödem,

akut

generalize eksantematöz püstülozis, eritema multiform, Stevens-Johnson sendromu ve toksik

epidermal nekroliz (fatal sonuçlar dahil)

Bu belirti ilacın kesilmesiyle kaybolur.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan: Parasetamolün terapötik dozlarını takiben nefrotoksik etkileri

yaygın

değildir. Uzun süreli uygulamada papiler nekroz bildirilmiştir.

Asetilsalisilik asiti tolere edemeyen hastalar (örneğin astım hastaları), yaygın olarak (%5-10)

parasetamole reaksiyon gösterebilir.

Fenilefrin hidroklorür

Fenilefrinle

yapılan

klinik

çalışmalarda

gözlenen

yaygın

advers

olaylar

aşağıda

belirtilmiştir.

Endokrin hastalıkları

Bilinmiyor: Metabolik fonksiyonun endokrin ve diğer düzenleyicileri üzerindeki etkileri

Psikiyatrik hastalıklar

Bilinmiyor: Sinirlilik, irritabilite, huzursuzluk ve heyecanlanma

Sinir sistemi hastalıkları

Bilinmiyor: İnsomnia

Kardiyak hastalıkları

Bilinmiyor: Kan basıncının (özellikle hipertansif hastalarda) yükselmesi, refleks bradikardi

Gastrointestinal hastalıklar

Bilinmiyor: Bulantı, kusma

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Bilinmiyor: Miksiyon başlangıcında zorlanma ve damla, ağrılı idrar yapma bildirilmiştir.

Pazarlama sonrasında tanımlanan advers olaylar aşağıda tanımlanmıştır. Bu advers olayların

sıklığı bilinmiyor fakat büyük olasılıkla seyrek olduğu düşünülmektedir.

Göz hastalıkları

Bilinmiyor: Midriyazis, akut açılı glokom (kapalı açılı glokomu olanlarda görülmesi daha

olasıdır.)

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Bilinmiyor:

Alerjik

reaksiyonlar

(ör:

raş,

ürtiker,

alerjik

dermatit),

diğer

8 /14

sempatomimetiklerle

oluşabilecek

çapraz

duyarlılığın

dahil

olduğu

hipersensitivite

reaksiyonlarıdır.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Bilinmiyor: Dizüri, üriner retansiyon, bu daha çok mesane çıkış obstrüksiyonuyla meydana

gelir, prostatik hipertrofi gibi

Fenilefrin kap atım hızında hafif bir artışa yol açabilir. Nadiren baş dönmesi, baş ağrısı,

hipertansiyon ve huzursuzluk bildirilmiştir.

Klorfeniramin maleat

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Seyrek:

Anemi,

hemolitik

anemi,

methemoglobinemi,

trombositopeni,

trombositopenik

purpura, lökopeni, nötropeni, pansitopeni, agranülositoz

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Seyrek: Anoreksi

Psikiyatrik hastalıklar

Seyrek: Depresyon, kabuslar

Sinir sistemi hastalıkları

Bilinmiyor:

Baş

ağrısı,

sedasyon,

çocuklarda

paradoksikal

eksitasyon,

yaşlılarda

konfüzyonal psikoz

Seyrek: Baş dönmesi, iritabilite, konsantre olamama

Göz hastalıkları

Seyrek: Bulanık görme

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Seyrek: Tinnitus

Kardiyak hastalıklar

Seyrek: Taşikardi, palpitasyon, aritmi, hipotansiyon

Solunum sistemi hastalıkları

Seyrek: Bronşial sekresyonda kalınlaşma

Gastrointestinal hastalıklar

Bilinmiyor: Ağız kuruluğu

Seyrek: Bulantı, kusma, dispepsi, karın ağrısı, diyare

Hepato-biliyer hastalıkları

Seyrek: Sarılık dahil hepatit

Deri ve derialtı doku hastalıkları

Bilinmiyor: Ürtiker, eksfoliyatif dermatit dahil alerjik reaksiyonlar, fotosensitivite, deri

reaksiyonları

Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları

Bilinmiyor: Kas seyirmesi ve inkoordinasyonu

9 /14

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Bilinmiyor: Üriner retansiyon

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

Seyrek: Halsizlik, göğüs sıkışması

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-

posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Parasetamolü 10 g’dan fazla alan yetişkinlerde toksisite olasılığı vardır. Dahası, aşırı dozun

zararı

siroz

olmayan

alkolik

karaciğer

hastalığı

olanlarda

daha

büyüktür.

Çocuklarda

aşırı dozu takiben karaciğer hasarı göreceli olarak daha nadirdir. Karaciğer hücre hasarı ile

birlikte parasetamol aşırı dozajında normal erişkinlerde 2 saat civarında olan parasetamol

yarı ömrü genellikle 4 saate veya daha uzun sürelere uzar.

C-aminopirinden sonra

atılımında azalma bildirilmiştir. Bu; plazma parasetamol konsantrasyonu veya yarı ömür,

veya konvansiyonel karaciğer fonksiyon testi ölçümlerine nazaran parasetamol aşırı dozajı

ile karaciğer

hücre

hasarı

arasında

daha

ilişki

kurar

parasetamole

bağlı

fulminant

karaciğer yetmezliğini takiben gelişen akut tübüler nekrozdan dolayı böbrek yetmezliği

oluşabilir. Bununla beraber, bunun insidansı başka nedenlerden dolayı fulminant karaciğer

yetmezliği olan hastalarla karşılaştırıldığında bu grup hastalarda daha sık değildir. Nadiren,

ilaç aldıktan 2-10 gün sonra, sadece minimal karaciğer toksisitesi ile birlikte renal

tübüler nekroz oluşabilir. Aşırı dozda parasetamol almış bir hastada kronik alkol alımının

akut

pankreatit

gelişmesine

katkıda

bulunduğu

bildirilmiştir.

Akut

aşırı

doza

ilaveten,

parasetamolün günlük aşırı miktarlarda alımından sonra karaciğer hasarı ve nefrotoksik

etkiler bildirilmiştir.

Semptomlar: Solgunluk, anoreksi bulantı ve kusma parasetamol doz aşımının sık görülen

erken

semptomlarıdır.

Hepatik

nekroz

parasetamol

aşımının

dozla

ilişkili

komplikasyonudur. Hepatik enzimler yükselebilir ve protrombin süresi 12 ila 48 saat içinde

uzar, fakat klinik semptomlar ilacın alımını takiben 1 ila 6 gün görülmeyebilir. Özellikle

çocuklarda olmak üzere ajitasyonun izlediği uyku hali, görme bozuklukları, bulantı, kusma,

baş

ağrısı,

dolaşım

bozuklukları,

koma,

konvülsiyonlar,

davranış

değişiklikleri,

hipertansiyon

bradikardi,

antihistaminiğin

parasempatolitik

etkisiyle

fenilefrinin

sempatomimetik

etkisinin

karşılıklı

olarak

güçlenmesine

bağlı

olarak

görülebilen

semptomlardır.

Tedavi: Akut doz aşımında parasetamol, hepatotoksik etki gösterebilir, karaciğer nekrozuna

bile neden olabilir. Hastayı gecikmiş hepatotoksisiteye karşı korumak için parasetamol aşırı

dozajı hemen tedavi edilmelidir. Bunun için, absorbsiyonu azaltmayı (gastrik lavaj veya

aktif kömür) takiben intravenöz N-asetilsistein veya oral metionin vermek gerekir. Eğer

hasta kusuyorsa veya aktif kömür ile konjuge edilmişse metionin kullanılmamalıdır. Doruk

plazma

konsantrasyonları

aşırı

dozu

takiben

saate

kadar

gecikebilir.

nedenle

hepatotoksisite riskini belirlemek için plazma parasetamol düzeyleri ilaç alımından en az 4

saat sonrasına kadar ölçülmelidir. Ek tedavi (ilave oral metionin veya intravenöz N-

asetilsistein) kan parasetamol içeriği ve ilaç alımından beri geçen süre ışığı altında

10 /14

değerlendirilmelidir. Hepatik enzim indükleyici ilaçlar alan hastalarda, uzun süredir alkol

bağımlısı olanlarda, veya kronik olarak beslenme eksikliği olanlarda N-asetil sistein ile

tedavi

eşiğinin

%30-50

düşürülmesi

önerilir,

çünkü

hastalar

parasetamolün

toksik

etkilerine karşı daha duyarlı olabilirler. Parasetamol aşırı dozajını takiben gelişebilecek

fulminant karaciğer yetmezliği tedavisi uzmanlık gerektirebilir.

Fenilefrin hidroklorür

Semptomlar: Fenilefrinin doz aşımı advers reaksiyonlar altında listelenen etkilerle benzerdir.

Ek semptomlar hipertansiyon ve olası refleks bradikardisini içerebilir. Ciddi olgularda

konfüzyon, halüsinasyonlar, nöbetler ve aritmiler meydana gelebilir.

Bununla birlikte ciddi fenilefrin toksisitesi yaratmak için gerekli miktar parasetamolle ilişkili

toksisiteye neden olan miktarlardan daha fazla olacaktır.

Tedavi: Tedavi klinik olarak uygun olmalıdır. Ciddi hipertansiyon, fentolamin gibi alfa

bloke edici ilaçlarla tedavi gerektirir.

Klorfeniramin maleat

Semptomlar:

Sedasyon,

paradoksal

stimülasyonu,

toksik

psikoz,

nöbet,

apne,

konvülsiyonlar, antikolinerjik etkiler, distonik reaksiyonlar ve aritmi dahil kardiyovasküler

kolaps.

Tedavi: Gastrik lavaj veya ipeka şurubuyla emezis yoluyla tedaviye başlanmalıdır. Ardından

aktif

kömür

katartikler

uygulanarak

absorbsiyonu

azaltılır.

Diğer

semptomatik

destekleyici önlemler kalp, solunum, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ve sıvı-elektrolit

dengesine göre özel dikkatle uygulanmalıdır.

Hipotansiyon ve aritmiler tedavi edilmelidir. SSS konvülsiyonları IV diazepam ile tedavi

edilebilir. Ciddi durumlarda hemoperfüzyon kullanılabilir.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Diğer soğuk algınlığı preparatları

ATC kodu: R05X

Parasetamol etkin bir ağrı kesici ve ateş düşürücüdür. Parasetamolün terapötik etkilerinin,

siklooksijenaz enziminin inhibisyonu sonucu prostaglandin sentezinin inhibisyonuna bağlı

olduğu düşünülmektedir. Parasetamolün periferik siklooksijenaza oranla santral

siklooksijenaz üzerine daha etkili inhibitör olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Parasetamolün

analjezik ve antipiretik özellikleri vardır fakat sadece zayıf anti-enflamatuvar özellikler

gösterir. Bu durum; enflamatuvar dokuların diğer dokulara oranla daha yüksek seviyelerde

hücresel peroksidler içermesi ve bu hücresel peroksidlerin parasetamolün siklooksijenaz

inhibisyonunu

önlemesiyle

açıklanabilir.

Trombosit

agregasyonunu

inhibe

etmez,

protrombin cevabını etkilemez.

Fenilefrin hidroklorür, başlıca adrenerjik reseptörler üzerine direkt etkisi olan

sempatomimetik

maddedir.

nazal

dekonjestan

olarak

üst

solunum

yolu

mukozalarındaki

şişkinliği

giderir,

vazokonstriktör

etkisi

burun

sinüslerdeki

tıkanıklıkları hafifletir.

11 /14

Klorfeniramin maleat; antihistaminik (antiallerjik) bir madde olup, kılcal damarlardaki

geçirgenliği azaltarak burun akıntısı, aksırma, gözde sulanma ve kaşıntı gibi belirtileri

giderir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Parasetamol

Parasetamolün absorpsiyonu başlıca ince barsaklardan olur.

Emilim: Parasetamol, mide-barsak kanalından hızla ve tam olarak pasif difüzyon ile emilir;

plazmadaki

yüksek

konsantrasyonları

formülasyona

bağlı

olarak

genellikle

oral

uygulamadan sonra 30 ila 90 dakika arasında elde edilir. Gastrik boşalma, oral uygulanan

parasetamol absorpsiyonu için hız sınırlayıcı bir basamaktır. Parasetamol değişken bir

oranda ilk geçiş metabolizmasına uğradığı için oral uygulamadan sonra sistemik dolaşımda

olarak

bulunmaz.

Erişkinlerdeki

oral

biyoyararlanımının

uygulanan

parasetamol

miktarına bağlı olduğu görülmektedir. Oral biyoyararlanım 500 mg'lık dozdan sonra %63

iken, 1 veya 2 g (tablet formu) dozundan sonra yaklaşık %90'a yükselir.

Dağılım: Parasetamol birçok vücut sıvısına eşit miktarda dağılır; tahmini dağılım hacmi

0.95 l/kg'dır. Terapötik dozları takiben parasetamol plazma proteinlerine önemli

oranda bağlanmaz.

Çocuklardaki dağılım kinetiği (Vd/F) erişkinlerdekine benzerdir.

Biyotransformasyon:

Parasetamol

karaciğerde

metabolize

olur

insanda

çok

sayıda

metabolitleri

tanımlanmıştır.

İdrarla

atılan

majör

metaboliti

glukuronid

sülfat

konjugatıdır. Parasetamolün %10 kadarı minör bir yolla sitokrom P-450 karma

fonksiyonlu oksidaz sistemi (başlıca CYP2E1 ve CYP3A4) ile reaktif bir metabolit

olan asetamidokinona dönüşür. Bu metabolit hızla indirgenmiş glutatyon ile konjuge olur ve

sistein ve merkaptürik asit konjugatları şeklinde atılır. Büyük miktarlarda parasetamol

alındığında hepatik glutatyon azalabilir ve vital hepatoselüler makromoleküllerine kovalan

olarak bağlanan hepatosit asetamidokinonun aşırı birikmesine yol açar. Bu da doz aşımı

durumunda görülebilen hepatik nekroza yol açar.

Eliminasyon: Tek dozu (1000 mg i.v.) takiben parasetamolün total vücut klerensi yaklaşık 5

ml/dak/kg'dır. Parasetamolün renal klerensi idrar akış hızına bağlıdır, fakat pH'ya bağlı

değildir. Uygulanan ilacın %4'ten daha azı değişmemiş parasetamol halinde atılır. Sağlıklı

bireylerde terapötik dozun yaklaşık %85-95'i 24 saat içinde idrar ile atılır.

Doğrusallık ve doğrusal olmayan durum: Reaktif parasetamol metabolitlerinin karaciğer

hücre proteinlerine bağlanması, hepatoselüler hasara sebep olur. Terapötik dozlarda,

bu metabolitler, glutatyon tarafından bağlanır ve nontoksik konjugatlar oluştururlar.

Ancak masif doz aşımı halinde, karaciğerin (glutatyon oluşumunu kolaylaştıran ve teşvik

eden) SH- donörleri deposu tükenir; ilacın toksik metabolitleri karaciğerde birikir ve

karaciğer hücre nekrozu gelişir ve bu da karaciğer fonksiyonunda bozulmaya ve giderek

hepatik komaya kadar ilerler.

Pozolojiye uygun kullanıldığında farmakokinetiği doğrusaldır.

Fenilefrin hidroklorür

Emilim: Monoaminoksidazlar nedeniyle gastrointestinal sistemden düzensiz emilir.

12 /14

Dağılım: Oral yoldan alındığında nazal konjestan olarak etkinliğini korur, ilaç dağılımı

sistemik dolaşım aracılığıyla nazal mukozanın vasküler tabakasına dağılır. Dağılım hacmi

(Vd) başlangıç: 26-61; kararlı durum dağılım hacmi (Vdss) 184-543 L (ortalama: 340 L)

Biyotransformasyon: Fenilefrin ilk başta barsak ve karaciğerde monoaminoksidaz tarafından

metabolize edilir. İlk geçiş etkisine uğraması nedeniyle sınırlı oral biyoyararlanıma sahiptir.

Eliminasyon: Fenilefrin başlıca inaktif metabolitleri halinde idrarla atılır. Eliminasyon yarı

ömrü alfa fazı yaklaşık 5 dk ve terminal faz 2-3 saattir.

Doğrusallık ve doğrusal olmayan durum: Veri mevcut değildir.

Klorfeniramin maleat

Emilim: Klorfeniramin, mide-barsak kanalından nispeten yavaş emilir. Oral uygulama

sonrası en yüksek plazma konsantrasyonlarına 2.5-6 saat içinde erişilir. Biyoyararlanımı

%25-50 oranındadır.

Dağılım:

Dolaşımda

bulunan

klorfeniraminin

%70’i

proteinlere

bağlı

haldedir.

Klorfeniramin vücutta, santral sinir sistemi de dahil olmak üzere, geniş oranda dağılır.

Biyotransformasyon:

Karaciğerde

belirgin

oranda

ilk-geçiş

metabolizmasına

uğrar.

Klorfeniramin

yüksek

oranda

metabolize

edilir.

Metabolitleri

desmetil

didesmetil

klorfeniramindir.

Eliminasyon

Klorfeniraminin

farmakokinetiğinde

belirgin

bireysel

farklılıklar

bulunmaktadır;

yarı

ömrü

2-43

saat

arasında

bildirilmiştir.

Değişmeyen

ilaç

metabolitleri başlıca idrar yoluyla atılır.

Doğrusallık ve doğrusal olmayan durum : Veri mevcut değildir.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Parasetamol

Akut Toksisite

Parasetamol yetişkin sıçanlara ve kobaylara oral yoldan verildikten sonra hafif toksik olduğu

saptanmıştır. Farelerde ve yenidoğan sıçanlarda önemli oranda daha fazla toksik olmasının

sebebi ise, muhtemelen, farelerde maddenin farklı bir metabolizmasının bulunması ve

yenidoğan sıçanlarda hepatik enzim sisteminin olgunlaşmamış olmasıdır.

Köpekler ve kedilere daha yüksek dozlarda verildiğinde kusmaya sebep olmuştur. Bu

nedenle bu hayvan cinslerinde oral LD50 değeri saptanamamıştır.

Kronik Toksisite

Toksik dozların verilmesinin ardından deney hayvanlarında yavaş kilo artışı, diürez, asidüri

ve dehidratasyon ile enfeksiyonlara karşı duyarlılık artışı gibi etkiler gözlenmiştir.

Otopsi

sırasında,

abdominal

organlarda

akımı

artışı,

intestinal

mukoza

iritasyonu

gözlenmiştir.

Mutojenik ve Tümörojenik Potansiyeli

Sıçanlarda, hepatotoksik doz düzeyinde potansiyel bir genotoksisite gözlenmiş ve bu bulgu

13 /14

doğrudan bir DNA hasarı olarak değil, hepatotoksisite/miyelotoksisitenin dolaylı bir sonucu

olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla, bir eşik doz varsayılabilir.

Diyeti 6.000 ppm’e kadar olan erkek sıçanlarda yapılan 2 yıllık bir çalışmada parasetamolün

karsinojenik aktivitesine ilişkin herhangi bir bulgu bildirilmemiştir. Mononükleer hücre

lösemisi insidansının artması nedeniyle dişi sıçanlarda bazı karsinojenik aktivite bulguları

söz konusudur. Diyeti 6.000 ppm kadar olan farelerde yapılan 2 yıllık bir çalışmada

ise parasetamolün karsinojenik aktivitesini gösteren herhangi bir bulgu saptanmamıştır.

Üreme Toksisitesi

İnsanlarda

kapsamlı

kullanımdan

sonra

embriyotoksik

veya

teratojenik

riskte

artış

gözlenmemiştir. Parasetamol hamilelik dönemlerinde de sıklıkla alınmakta olup, gerek

hamileliğin

seyri

gerekse

doğmamış

çocuk

üzerinde

herhangi

olumsuz

etki

görülmemiştir.

Hayvanlarda

yapılan

kronik

toksisite

araştırmalarında

parasetamolün

testiküler

atrofiye

neden olduğu ve spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir.

Fenilefrin hidroklorür

Yeterli klinik öncesi deneyim bulunmamaktadır

Klorfeniramin maleat

Yeterli klinik öncesi deneyim bulunmamaktadır.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Mısır nişastası

Povidone (K-30)

Mikrokristalin selüloz

Kolloidal silikon dioksit

Magnezyum stearat

Opadry (kaplama maddesi)

6.2. Geçimsizlikler

Bilinen herhangi bir geçimsizliği yoktur.

6.3. Raf ömrü

24 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

20 film tabletlik blister ambalajlarda

Blister: PVC/PVDC+Aluminyum folyo

Dış Ambalaj: Karton kutu

14 /14

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

“Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği”

“Ambalaj ve Ambalaj

Atıklarının

Kontrolü” yönetmeliklerine uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

ATABAY KİMYA SAN. ve TİC. A.Ş.

Acıbadem, Köftüncü Sokak No.1

34718 Kadıköy / İSTANBUL

8. RUHSAT NUMARASI

190/33

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 02.03.1999

Ruhsat yenileme tarihi: -

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ