CELEBREX

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • CELEBREX 200 MG 30 KAPSUL
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • CELEBREX 200 MG 30 KAPSUL
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • Celebrex

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699532151384
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 11-10-2016
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

CELEBREX

200 mg kapsül

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Selekoksib

200 mg

Yardımcı maddeler:

Laktoz Monohidrat (sığır kaynaklı)

49.8 mg

Sodyum Lauril Sülfat

8.1 mg

Kroskarmelloz Sodyum

2.7 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Kapsül.

CELEBREX, beyazla kırık-beyaz arası bir renkte granülasyon içeren sert jelatin kapsüldür.

Beyaz opak gövde üzerindeki altın sarısı renkli mürekkepli bantta beyaz “200”, beyaz opak

kapak üzerindeki altın sarısı renkli mürekkepli bantta beyaz “7767” baskısı bulunmalıdır. Her

iki altın sarısı renkli bant da, kapsülün hemen hemen tamamını çevreler.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

CELEBREX, osteoartrit, romatoid artrit ve ankilozan spondilitin belirti ve bulgularının tedavisi

ile akut kas iskelet sistemi ağrıları, post operatif ağrı ve dismenore tedavisinde endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Selekoksib kullanımı ile ortaya çıkabilecek olan kardiyovasküler (KV) risk, doz ve kullanım

süresiyle birlikte artabileceği için, mümkün olan en düşük etkili doz, yine mümkün olan en kısa

süre ile uygulanmalıdır. Özellikle osteoartriti olan hastalarda, hastanın iyileşme ihtiyacı ve

tedaviye yanıtı periyodik olarak yeniden değerlendirilmelidir (bkz bölüm 4.3, bölüm 4.4, bölüm

4.8, bölüm 5.1).

Bütün endikasyonlar için önerilen maksimum günlük doz 400 mg’dır.

Osteoartrit: Önerilen günlük doz, tek doz ya da ikiye bölünmüş olarak uygulanan 200 mg’dır.

İyileşmenin yetersiz olduğu bazı hastalarda, dozun günde iki kez 200 mg’a çıkarılması etkinliği

arttırabilir. Doz artışından iki hafta sonra terapötik faydada bir artış görülmemesi durumunda,

diğer tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Romatoid Artrit:

Önerilen günlük başlangıç dozu, ikiye bölünmüş olarak uygulanan 200 mg’dır.

Gerekirse doz daha sonra günde iki kez 200 mg’a artırılabilir. Doz artışından iki hafta sonra

terapötik

faydada

artış

görülmemesi

durumunda,

diğer

tedavi

seçenekleri

değerlendirilmelidir.

Ankilozan Spondilit: Önerilen günlük doz, tek doz ya da ikiye bölünmüş olarak uygulanan 200

mg’dır. İyileşmenin yetersiz olduğu bazı hastalarda, günde bir kez 400mg ya da 2x200mg

etkinliği artırabilir. Doz artışından iki hafta sonra terapötik faydada bir artış görülmemesi

durumunda, diğer tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.

Günde iki defa uygulanan 400mg’lık dozlara kadar güvenlilik gösterilmiştir.

Akut kas iskelet sistemi ve post operatif ağrılar:

İlk gün gerekli olduğu durumlarda başlangıçta

400 mg devamında ilave 200 mg ile başlanması önerilir. Devam eden günlerde gerekli ise günde

2 kere 200 mg’dır.

Dismenore:

İlk gün gerekli olduğu durumlarda başlangıçta 400 mg devamında ise ilave 200 mg

ile başlanması önerilir. Devam eden günlerde gerekli ise günde 2 kere 200 mg’dır.

Uygulama şekli:

Ağızdan alınır.

CELEBREX yemeklerle veya tek başına alınabilir. Kapsülü yutma güçlüğü çeken hastalar için

kapsül içeriği elma püresi, pirinç unu çorbası, yoğurt veya püre haline getirilmiş muzun içine

eklenebilir. Bunu yapmak için kapsül içeriği bir çay kaşığı soğuk ya da oda sıcaklığında elma

püresi, pirinç unu çorbası, yoğurt veya püre haline getirilmiş muzun içine dikkatli bir şekilde

boşaltılıp 240 ml su ile hemen alınmalıdır. Kapsül içeriği katılmış püre haline getirilmiş muz

buzdolabında saklanmamalı ve hemen tüketilmelidir.Kapsül içeriği katılmış elma püresi, pirinç

unu çorbası, yoğurt 6 saat boyunca buzdolabında (2-8

C) stabildir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek yetmezliği:

Hafif ve orta derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda selekoksib ile deneyim sınırlıdır, bu

nedenle, bu hastalarda dikkatli kullanılmalıdır (bkz. bölüm 4.3, 4.4 ve 5.2).

Karaciğer yetmezliği:

Serum albümini 25-35 g/l olan, orta düzeyde

karaciğer

yetmezliği olan hastalarda tedavi,

önerilen dozun yarısıyla başlatılmalıdır. Bu hastalardaki deneyim sirotik hastalarla sınırlıdır

(bkz. bölüm 4.3, bölüm 4.4 ve bölüm 5.2).

Pediyatrik popülasyon:

Selekoksib, çocuklarda endike değildir.

Geriyatrik popülasyon:

Tedaviye, genç erişkinlerde olduğu gibi günlük 200 mg ile başlanmalıdır. Doz, gerektiğinde

2x200mg’a çıkarılabilir. Vücut ağırlığı 50 kg’dan az olan hastalara özel dikkat gösterilmelidir

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

(bkz. bölüm 4.4 -Gastrointestinal (Gİ) etkiler, Gİ ülserasyon riski, kanama ve perforasyon;

bölüm 5.2).

Diğer:

CYP2C9 metabolizmasının zayıf olduğu bilinen hastalar:

Zayıf CYP2C9 metabolizması genotiplemeye veya CYP2C9 substratlarıyla (varfarin, fenitoin

gibi) önceki hikayesine/deneyimine dayanılarak CYP2C9 metabolizmasının zayıf olduğu bilinen

veya şüphelenilen hastalarda selekoksib dikkatle uygulanmalıdır. Bu hastalarda doza bağlı

advers etki riski arttığından, önerilen en düşük dozun yarısının uygulanması düşünülmelidir (bkz.

bölüm 5.2).

4.3.

Kontrendikasyonlar

CELEBREX, selekoksibe veya yardımcı maddelere karşı bilinen aşırı duyarlılığı olan

hastalarda (bkz. bölüm 6.1)

CELEBREX, sülfonamidlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonları göstermiş olan hastalarda

Daha önce NSAİİ tedavisi ile ilişkili gastrointestinal kanama veya perforasyon öyküsü olan

hastalarda

Aktif peptik ülserasyon veya Gİ kanaması olan hastalarda

CELEBREX, daha önce asetilsalisilik asit (aspirin) ya da COX-2 spesifik inhibitörler dahil diğer

non-steroid

antiinflamatuvar

(NSAİ)

ilaçları

aldıktan

sonra

astım,

akut

rinit,

nazal

polip,

anjiyonörotik

ödem,

ürtiker

diğer

alerjik

tipte

reaksiyonlar

görülen

hastalarda

kontrendikedir.

hastalarda,

NSAİ

ilaçlara

karşı

şiddetli,

nadiren

fatal,

anafilaktoid

reaksiyonlar görüldüğü bildirilmiştir (bkz.bölüm 4.4).

Gebelik döneminde, emziren annelerde ve etkin bir kontraseptif yöntemi kullanmayan, çocuk

doğurma potansiyeli olan kadınlarda kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.6). Çalışılan iki hayvan

türünde selekoksibin malformasyona sebep olduğu görülmüştür (bkz bölüm 4.6 ve 5.3). Gebelik

dönemindeki risk potansiyeli bilinmemekle birlikte, dışlanamaz.

Emzirme döneminde kullanımı (bkz bölüm 4.6 ve 5.3)

Şiddetli

karaciğer

yetmezliği

(serum

albumin<

veya

Child-Pugh

skoru

≥10)

olan

hastalarda

Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klerensi <30 ml/dk olan hastalar)

İnflamatuvar bağırsak hastalığı olan hastalarda

Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda (NYHA II-IV)

Koroner arter by-pass greft operasyonu geçirenlerde ameliyat öncesi ve sonrası ağrı kesici olarak

kullanılması (bkz. bölüm 4.4)

Bilinen

iskemik

kalp

hastalığı,

periferik

arter

hastalığı

ve/veya

serebrovasküler

hastalığı

olanlarda

kontrendikedir.

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Kardiyovasküler Risk

NSAİİ’ler

ciddi

kardiyovasküler

trombotik

olaylar,

miyokard

enfarktüsü

inme

risklerinde ölümcül olabilecek artışlara sebep olabilirler. Bu risk kullanım süresiyle

birlikte artabilir. Bilinen kardiyovasküler hastalığı olan veya kardiyovasküler hastalıkla

ilgili risk faktörü taşıyan hastalarda bu risk en yüksek düzeydedir. (bkz. bölüm 4.4 Özel

kullanım uyarıları ve önlemleri)

CELEBREX koroner arter by-pass greft operasyonu geçirenlerde ameliyat öncesi ve

sonrası ağrı kesici olarak kullanılması kontrendikedir. (bkz. bölüm 4.4 Özel kullanım

uyarıları ve önlemleri).

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Gastrointestinal

Risk

NSAİİ’ler, kanama, ülser, mide ya da bağırsak perforasyonu gibi ciddi gastrointestinal

advers etkilerle ilgili riskte ölümcül olabilecek artışlara sebep olabilir. Bu etkiler,

kullanım

sırasında

uyarıcı

semptomlar

göstermeden

ortaya

çıkabilir.

Ciddi

gastrointestinal etkiler için yaşlılar en büyük risk grubunu oluşturur.

Kardiyovasküler trombotik etkiler:

200 mg BID ve 400 mg BID dozlarında selekoksib ile tedavi edilen sporadik adenomatöz

polipleri olan hastalar ile gerçekleştirilen uzun dönemli plasebo kontrollü bir çalışmada özellikle

miyokard enfarktüsü (MI) olmak üzere, plaseboya göre artmış sayıda ciddi KV olay saptanmıştır

(bkz. Bölüm 5.1).

Selekoksib

kullanımı

sırasında

görülen

risk;

tedavi

süresi

ilişkili

olarak

artabileceğinden mümkün olan en düşük etkili doz, mümkün olan en kısa sürede uygulanmalıdır.

Daha önce KV belirtiler yaşanmamış olsa dahi, hekimler ve hastalar bu tür olayların ortaya

çıkmasına karşı tetikte olmalıdır. Ciddi yan etkiler herhangi bir belirti göstermeden ortaya

çıkabileceğinden hastalar göğüs ağrısı, nefes kesilmesi, halsizlik, konuşmada bozukluk bulgu ve

belirtileri konusunda uyarılmalı ve bahsi geçen belirti veya bulguları gözlemlemeleri durumunda

medikal tavsiye almalıdırlar. Hastalar takibin önemi konusunda bilgilendirilmelidir (bkz. Bölüm

5.1). Özellikle osteoartriti olan hastalarda, hastanın iyileşme ihtiyacı ve tedaviye yanıtı periyodik

olarak yeniden değerlendirilmelidir (bkz. 4.2, 4.3, 4.8 ve 5.1).

KV olaylar açısından ciddi riski olan hastalarda (örn. hipertansiyon, hiperlipidemi, diabetes

mellitus, sigara kullanımı) selekoksib dikkatli bir değerlendirmeden sonra kullanılmalıdır

(bkz bölüm 5.1).

Bazı

selektif

COX-2

inhibitörleri

non-selektif

nonsteroid

antiinflamatuvarlarla

yapılmış

yaklaşık 3 yıl süren klinik çalışmalarda ciddi kardiyovasküler trombotik olayların, miyokard

enfarktüsü ve inme riskinin arttığı gösterilmiştir. Bu advers etkilerin bazen fatal seyredebileceği

de bildirilmiştir.

COX-2 inhibitörü reçete edilecek hastaların trombotik vasküler hastalıklar açısından risk grubu

net olarak belirlenmelidir. Buna göre;

Aktif trombozu olmayan ancak kalıtsal ya da kazanılmış trombotik risk faktörleri bulunan

hastalarda COX-2 inhibitörleri reçete edildiğinde koruyucu dozda antiagregan tedavi (düşük doz

asetil

salisilik

asit),

gastrointestinal

(Gİ)

sistem

etkileri

dikkate

alınmak

kaydıyla

eklenebilir ve/veya trombotik vaskülopati yönünden hastalar yakından izlenmelidir.

Gerçekte,

eşzamanlı

aspirin

kullanımının

NSAİ

ilaç

kullanımıyla

ilişkili

artmış

ciddi

trombotik olay riskini azalttığını gösteren tutarlı bir kanıt yoktur.

Hiç bir trombotik risk faktörü bulunmayan, bu açıdan sağlıklı olan bireylerde COX-2 inhibitörü

tedavisi uygulanacağı zaman hastalar olası vasküler yan etkiler yönünden uyarılmalıdır.

KABG cerrahisini takip eden ilk 10-14 gündeki ağrının tedavisine yönelik farklı bir COX-2

selektif NSAİ ilaç ile ilgili iki büyük, kontrollü klinik araştırmada, miyokard enfarktüsü ve inme

insidansında artış saptanmıştır (bkz. bölüm 4.3).

COX-2 selektif inhibitörlerinin antitrombosit aktiviteleri olmadığından KV trombo embolik

hastalıkların profilaksisinde asetilsalisilik asit yerine kullanılmaz. Bu sebeple antitrombosit

tedaviler kesilmemelidir (bkz. bölüm 5.1).

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Hipertansiyon:

Diğer tüm NSAİ ilaçlarla olduğu gibi, selekoksib de yeni hipertansiyon başlangıcına veya daha

önceden mevcut olan hipertansiyonun kötüleşmesine ve bu iki durum da KV olay riskinin

artmasına neden olabilir. Selekoksib de dahil, NSAİ ilaçlar hipertansiyonu olan hastalarda

dikkatle kullanılmalıdır. Tiazid ya da kıvrım diüretiği kullanan hastalarda NSAİ ilaç kullanımı

sırasında tedaviden alınan fayda azalabilir. Selekoksib tedavisinin başlangıcında ve tedavi seyri

boyunca kan basıncı yakından izlenmelidir.

Konjestif kalp yetmezliği ve ödem:

Prostaglandin

sentezini

inhibe

eden

diğer

ilaçlarda

olduğu

gibi,

selekoksib

alan

bazı

hastalarda sıvı retansiyonu ve ödem gözlenmiştir. Bu nedenle, konjestif kalp yetmezliği, sol

ventriküler

disfonksiyon

veya

hipertansiyon

öyküsü

olan

hastalar

prostaglandin

inhibisyonunun, renal fonksiyonda bozulma ve sıvı retansiyonuna neden olma ihtimali nedeniyle

herhangi bir sebeple ödemi olan hastalar yakından takip edilmelidir. Ayrıca diüretik ilaçlar ile

tedavi gören hastalarda da hipovolemi ihtimaline karşı dikkatli olunmalıdır.

Gastrointestinal etkiler, gastrointestinal ülserasyon riski, kanama ve perforasyon riski:

CELEBREX dahil olmak üzere, NSAİ ilaçlar ile tedavi edilen hastalarda herhangi bir zamanda,

uyarıcı semptomlar eşliğinde ya da böyle semptomlar olmaksızın, kanama, ülserasyon ve mide,

ince bağırsak ya da kalın bağırsak perforasyonu gibi fatal olabilen ciddi üst ve alt Gİ olaylar

görülebilir. NSAİ ilaçlar kullanan hastalarda ciddi advers etkiler bulgu vermeksizin herhangi bir

zamanda ortaya çıkabilir. NSAİ ilaç kullanımı ile gastrointestinal komplikasyon gelişme riski

artmış olan hastalarda (yaşlılar, başka bir NSAİ ilaç veya asetilsalisilik asidi beraber kullanan

hastalar, glukokortikoid kullanan hastalar, alkol kullanan hastalar, daha öncesinde Gİ kanama

veya ülser hikayesi olan hastalar gibi) dikkatli olunmalıdır.

NSAİ ilaçlar ile ciddi Gİ yan etki gözlenen hastaların sadece 5’te 1’i semptomatiktir. NSAİ ilaç

tedavi süresi, ciddi Gİ yan etki riski ile doğru orantılıdır. NSAİ ilaçlar öncelikli ülser hastalığı

veya gastrointestinal kanama öyküsü olanlarda çok dikkatli reçete edilmelidir. Bununla birlikte,

kısa dönem tedavi dahi risksiz değildir. Önceden peptik ülser ve/veya Gİ kanama öyküsü olan ve

NSAİ ilaç kullanan hastaların, bu risk faktörlerinden hiçbirine sahip olmayan hastalara kıyasla

kattan

daha

yüksek

kanama

riski

olduğu

gösterilmiştir.

Farmakoepidemiyolojik

çalışmalarda, ülser öyküsüne ek olarak, Gİ kanama riskini artırabilecek diğer bazı risk faktörleri

belirlenmiştir; bunlar: oral kortikosteroidlerle tedavi, antikoagülanlarla tedavi (örn. varfarin),

uzun süreli NSAİ ilaç tedavisi, SSRI tedavisi, sigara, alkolizm, ileri yaş ve genel sağlık

durumunun bozuk olmasıdır. Fatal Gİ olaylar hakkındaki spontan raporların çoğu yaşlı ve zayıf

bünyeli hastalarda görülmektedir; bu nedenle bu popülasyon tedavi edilirken özellikle dikkatli

olmak gerekir.

Advers bir Gİ olayın potansiyel riskini en aza indirmek için, mümkün olan en düşük etkili doz,

yine mümkün olan en kısa süre ile uygulanmalıdır.

Yüksek risk grubundaki hastalarda, NSAİ

ilaçlara alternatif tedaviler dikkate alınmalıdır.

Selekoksib ile birlikte aspirin kullanıldığında (düşük dozlarda olsa dahi), Gİ advers etki (Gİ

ülserasyon ve diğer Gİ komplikasyonlar) görülme riskinde artış olur.

Uzun süreli klinik çalışmalarda selektif COX-2 inhibitörleri + aspirin ile NSAİ ilaç + aspirin

kıyaslandığında Gİ güvenlilik açısından anlamlı bir fark gösterilmemiştir (bkz bölüm 5.1).

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

NSAİ ilaçlar ile birlikte kullanım:

Selekoksib ile aspirin olmayan bir NSAİ ilacın eş zamanlı kullanımından kaçınılmalıdır.

Gastrointestinal hastalık (ülseratif kolit, Crohn hastalığı) öyküsü olan hastalarda, bu hastalıkların

alevlenme ihtimalinden dolayı NSAİİ’ler dikkatle kullanılmalıdır (Bkz. Bölüm 4.8 – istenmeyen

etkiler)

Celebrex kullanırken Gİ kanama veya ülserasyon görülürse ilaç kesilmelidir.

Hepatik ve Renal etkiler:

Riskli düzeydeki hepatik ve renal fonksiyonlar ve özellikle kardiyak disfonksiyon genellikle

yaşlı hastalarda görülür. Bu sebeple tıbbi gözetim gerekmektedir.

NSAİ ilaçlarla yapılan klinik çalışmalarda, hastaların %15’ine varan oranlarda bir ya da daha

fazla karaciğer testinde sınır seviyede yükselmeler ve hastaların yaklaşık %1’inde ALT ya da

AST’de kayda değer yükselmeler (normalin üst sınırının yaklaşık 3 ya da daha fazla katı)

bildirilmiştir.

Devam

eden

tedavi

sırasında

laboratuvar

anormallikleri

ilerleyebilir,

değişmeden kalabilir ya da geçici olabilir. Selekoksib ile, seyrek olarak, fulminan hepatit, sarılık,

karaciğer nekrozu ve hepatik yetmezlik (bazılarının fatal sonuçları olan veya karaciğer nakli

gerektiren) gibi ciddi hepatik reaksiyonlar bildirilmiştir (bkz. bölüm 4.8). Hepatik reaksiyonların

ortaya çıkışına kadar geçen sürenin rapor edildiği vakalarda, en şiddetli reaksiyonlar tedavi

başlangıcından sonraki bir ay içinde ortaya çıkmıştır (bkz. bölüm 4.8). Selekoksible yapılan

kontrollü klinik araştırmalarda karaciğer enzimlerinde sınır seviyelerde artış (normalin üst

sınırının ≥1,2 ve <3 katı) insidansı, selekoksib için %6 iken, plasebo için %5 olmuştur;

selekoksib alan hastaların yaklaşık %0.2’sinde ve plasebo alan hastaların %0.3’ünde ALT ve

AST’de kayda değer yükselmeler gözlenmiştir.

Selekoksib

tedavisi

sırasında,

karaciğer

fonksiyon

bozukluğunu

düşündüren

bulgu

ve/veya

belirtileri olan ya da karaciğer test sonuçları anormal olan hastalar, daha ciddi bir hepatik

reaksiyonun

gelişmesine

ilişkin

bulgular

bakımından

dikkatle

izlenmelidir.

Eğer

karaciğer

hastalığıyla uyumlu klinik belirti ve bulgular gelişirse ya da sistemik belirtiler (ör. eozinofili,

döküntü, vb.) ortaya çıkarsa selekoksib tedavisi kesilmelidir.

NSAİ ilaçların uzun süreli kullanımı renal papiller nekroz ve diğer tiplerde renal hasara neden

olabilir. Renal prostaglandinlerin renal perfüzyonu sürdürmede telafi edici bir rol oynadığı

hastalarda

renal

toksisite

görülmüştür.

hastalarda

NSAİ

ilacın

uygulanması,

prostaglandin oluşumunda ve ikincil olarak renal kan akımında doza bağımlı bir düşüşe neden

olabilir ve bu da aşikar renal dekompansasyonu tetikleyebilir. Selekoksible yapılan klinik

araştırmalarda,

diğer

NSAİ

ilaçlarla

gözlenenlere

benzer

renal

etkiler

görülmüştür.

reaksiyonla karşılaşma riski en yüksek olan hastalar, renal fonksiyon bozukluğu, kalp yetmezliği,

karaciğer yetmezliği olanlar, diüretik, ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör antagonistleri

kullananlar ve yaşlılardır. Bu hastalar selekoksib ile tedavi edilirken dikkatle izlenmelidir. (bkz.

bölüm 4.5) NSAİ ilaç tedavisi kesilince çoğu zaman tedavi öncesi duruma geri dönülür.

İlerlemiş böbrek hastalığı:

İlerlemiş böbrek hastalığı olan hastalarda CELEBREX tedavisi önerilmez. Ancak, CELEBREX

ile tedaviye başlamak zorunluysa, hastanın böbrek fonksiyonlarının yakından takip edilmesi

tavsiye edilir.

CYP2D6 inhibisyonu:

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Selekoksib bir CYP2D6 enzim inhibitörüdür. Güçlü bir inhibitör olmamasına karşın CYP2D6

tarafından metabolize edilen ilaçlar kullanıldığında dozlarının azaltılması gerekmektedir.

CYP2C9 zayıf metabolizör:

CYP2C9 metabolizmasının zayıf olduğu bilinen hastalarda tedavi sırasında dikkatli olunmalıdır

(bkz bölüm 4.5).

Anafilaktoid reaksiyonlar:

Genel olarak NSAİ ilaçlarla olduğu gibi, selekoksibe daha önceden bilinen bir maruziyeti

olmayan

veya

selekoksib

kullandığına

dair

elde

bilgi

olmayan

hastalarda

anafilaktoid

reaksiyonlar ortaya çıkabilir. “Aspirin triadı” olan hastalara selekoksib tedavisi verilmemelidir.

Bu semptom kompleksi tipik olarak, nasal polipli ya da polipsiz rinit geçiren veya aspirin ya da

diğer NSAİ ilaçları aldıktan sonra şiddetli, potansiyel olarak fatal bronkospazm sergileyen

astımlı hastalarda ortaya çıkar (bkz. bölüm 4.3 Kontrendikasyonlar).

Deri reaksiyonları:

CELEBREX kullanımı sırasında diğer NSAİ ilaçlarda olduğu gibi hastaneye kaldırılmaya hatta

ölüme sebep olabilecek eksfoliyatif dermatit, Stevens Johnson sendromu ve toksik epidermal

nekroliz gibi ciddi cilt reaksiyonları çok seyrek olarak bildirilmiştir. Bu reaksiyonların görülme

riski tedavinin erken döneminde en yüksektir. Reaksiyonlar çoğunlukla tedavinin ilk ayında

ortaya çıkmaktadır.

Ciddi

etkiler

herhangi

belirti

göstermeden

ortaya

çıkabileceğinden

hastalar

deri

döküntüsü, deride sıvı dolu kabarcıklar, ateş veya hipersensitivite belirtileri (kaşıntı gibi)

konusunda uyarılmalı ve bahsi geçen belirti veya bulguları gözlemlemeleri durumunda medikal

tavsiye almalıdırlar. Herhangi bir çeşit döküntünün ortaya çıkması durumunda hastalar ilacı

derhal bırakmaları konusunda uyarılmalı ve mümkün olan en kısa zamanda doktoru veya

eczacısı ile temasa geçmelidir.

Selekoksib

kullanan

hastalarda

ciddi

aşırı

duyarlılık

reaksiyonları

(anafilaksi,

anjiyoödem,

eozinofilin eşlik ettiği ilaç döküntüsü ve sistemik semptomlar [DRESS veya hipersensitivite

reaksiyonları]) bildirilmiştir (bkz. bölüm 4.8). Sülfonamid veya diğer ilaçlara karşı alerji geçmişi

olan hastalar ciddi cilt reaksiyonları ve aşırı duyarlılık gözlenmesi açısından yüksek risk altında

olabilir (bkz. bölüm 4.3). Cilt döküntüsü, mukozal lezyon veya diğer aşırı duyarlılık belirtilerinin

ilk ortaya çıkması ile birlikte selekoksib tedavisi kesilmelidir.

Hastalar

açıklanamayan

kilo

alımı

veya

ödem

belirti

bulgularını

hemen

doktor

veya

eczacılarına bildirmelidirler.

Hematolojik etkiler:

Selekoksib alan bazı hastalarda anemi ortaya çıkmıştır. Kontrollü klinik çalışmalarda anemi

insidansı selekoksible %0.6 iken, plaseboyla %0.4 olmuştur. Uzun süreli selekoksib tedavisi

görmekte olan hastalarda herhangi bir anemi ya da kan kaybı belirti ya da bulgusu ortaya çıkarsa,

hemoglobin ya da hematokrit düzeyleri kontrol edilmelidir. Trombosit agregasyonunu inhibe

eden NSAİ ilaçların bazı hastalarda kanama zamanını uzattıkları gösterilmiştir. Aspirinin tersine,

bu ilaçların trombosit fonksiyonu üzerindeki etkileri kalitatif açıdan daha az, daha kısa süreli ve

geri dönüşlüdür. CELEBREX genel olarak trombosit sayısı, protrombin zamanı (PT) veya

parsiyel

tromboplastin

zamanını

(PTT)

etkilemez.

CELEBREX

alan

trombosit

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

fonksiyonlarındaki değişimlerden advers şekilde etkilenebilecek (koagülasyon bozukluğu olan

veya antikoagülan kullanan) hastalar dikkatle izlenmelidir.

Gebelik

Geç

hamileliklerde,

ductus

arteriosusun

erken

kapanmasına

sebebiyet

verebileceğinden

CELEBREX kullanımından kaçınılmalıdır (bkz. bölüm 4.6).

Kortikosteriod tedavisi:

CELEBREX’in

kortikosteroidlerin

yerine

geçmesi

veya

kortikosteroid

yetmezliğini

tedavi

etmesi beklenmez. Kortikosteroidlerin aniden bırakılması kortikosteroid duyarlı hastalıkların

şiddetlenmesine sebep olabilir. Uzun süreli kortikosteroid tedavisi alan hastalarda tedavinin

kesilmesi kararı alınması durumunda doz yavaş yavaş azaltılmalıdır.

Önceden var olan astım:

Astımlı hastalarda aspirine duyarlı astım bulunabilir. Aspirine duyarlı astımı olan hastalarda

aspirin kullanımı fatal olabilen şiddetli bronkospazma yol açabilir. Bu şekilde aspirine duyarlı

hastalarda aspirin ve diğer NSAİ ilaçlar arasında bronkospazmı da içeren çapraz reaksiyonlar

bildirildiğinden selekoksib bu hastalarda kullanılmamalı, önceden astımı olan hastalarda ise

dikkatle kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.3).

Astım hikayesi veya aspirine duyarlı astımı olan hastalar fatal olabilen şiddetli bronkospazm

ihtimaline

karşı

NSAİ

İlaçlar

kullanmadan

önce

doktorlarına

danışmaları

konusunda

bilgilendirilmelidir.

şekilde

aspirine

duyarlı

hastalar

CELEBREX

kullanmamaları

daha

önceden astımı olan hastalar ise CELEBREX kullanımı ile astımlarının kötüleşmesi durumunda

hemen tıbbi yardım almaları konusunda bilgilendirilmelidir.

Laboratuvar testleri:

Ciddi Gİ sistem ülserasyonları ve kanama, uyarıcı semptomlar olmadan ortaya çıkabildiğinden,

hastalar Gİ kanama belirti ya da bulguları açısından izlenmelidir. Uzun dönemli NSAİ ilaç

tedavisi gören hastaların tam kan sayımı ve kan biyokimya profilleri periyodik olarak kontrol

edilmelidir. Eğer karaciğer ya da renal rahatsızlıkla uyumlu klinik belirti ve bulgular gelişirse ya

da sistemik belirtiler (ör. eozinofili, döküntü, vb.) ortaya çıkarsa selekoksib kesilmelidir.

CELEBREX 100 mg ve 200 mg kapsül laktoz monohidrat ihtiva eder (sırasıyla 149.7 mg ve 49.8

mg). Galaktoz intoleransı, Lapp laktaz eksikliği veya glukoz-galaktoz malabsorbsiyonu olan

hastalarda kullanılmamalıdır.

CELEBREX her kapsülde 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; içerdiği sodyum

miktarı göz önüne alındığında herhangi bir yan etki beklenmez.

Genel

CELEBREX ateş ve diğer inflamasyon belirtilerini maskeleyebilir.

Diğer antikoagülanlar ile kullanım

Varfarin ile selekoksib beraber uygulandığında bazıları ölümcül olabilen ciddi kanama olayları

görülmüştür. Beraber kullanımda protrombin zamanında artış (INR) bildirilmiştir. Bu yüzden

varfarin/kumarin tipi oral antikoagülan alan hastalar selekoksib tedavisine başlandığında ya da

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

değişikliği

olduğunda

(bkz

bölüm

4.5)

ciddi

kanama

açısından

yakından

izlenmelidir.

Antikoagülanlar ile NSAİ ilaçların beraber kullanılması kanama riskini arttırabilir. Bu yüzden

varfarin veya yeni antikoagülanlar (örn. apiksaban, dabigatran ve rivaroksaban) da dahil diğer

oral antikoagülanlar ile birlikte selekoksib kullanılırken dikkatli olunmalıdır (bkz bölüm 4.5).

4.5.

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Farmakodinamik etkileşimler

Antikoagülanlar

NSAİİ’ler, varfarin gibi antikoagülanların etkisini arttırabilirler. Varfarin ya da benzeri ilaçları

alan hastalarda, özellikle selekoksib tedavisi başlandıktan ya da dozu değiştirildikten sonraki ilk

birkaç

gün

boyunca

antikoagülan

etkinlik

izlenmelidir;

çünkü

hastaların

kanama

komplikasyonu

riski

yüksektir.

nedenle,

oral

antikoagülanlar

alan

hastalar,

özellikle

selekoksib

tedavisinin

başlatıldığı

dozunun

değiştirildiği

birkaç

gün

içerisinde

protrombin zamanı INR değerleri ile yakından izlenmelidir (bkz. bölüm 4.4). Varfarinle eş

zamanlı olarak selekoksib alan hastalarda, ağırlıklı olarak yaşlılarda, protrombin zamanındaki

artışlara bağlı olarak, bazıları ölümcül olan kanama olayları bildirilmiştir. Varfarin ve NSAİ

ilaçların, Gİ kanama üzerindeki etkisi sinerjiktir. Her iki ilacı birlikte kullananların Gİ kanama

riski, ilaçları tek tek kullananlara göre daha yüksektir.

Antihipertansifler

NSAİ ilaçlar anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörlerinin, Anjiyotensin II reseptör

antagonistlerinin, diüretiklerin ve beta-blokörlerin antihipertansif etkilerini azaltabilirler. Bu

ilaçlar ile eş zamanlı olarak selekoksib alan hastalarda, bu etkileşim göz önüne alınmalıdır. Diğer

NSAİ ilaçlarda olduğu gibi, ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör antagonistleri ve/veya

diüretikler NSAİ ilaçlarla (selekoksib dahil) kombine edildiğinde, böbrek fonksiyonu bozulmuş

olan bazı hastalarda (örneğin, dehidrate hastalar, diüretik kullanan hastalar veya yaşlı hastalar),

genelde geri dönüşlü olan akut böbrek yetmezliği riski artabilir. Bu nedenle, bu kombinasyon

özellikle

yaşlılarda

dikkatle

uygulanmalıdır.

Hastalara

yeterli

hidrasyon

uygulanmalı

eşzamanlı

tedavinin

başlatılması

birlikte

sonrasında

periyodik

olarak

böbrek

fonksiyonunun izlenmesi düşünülmelidir.

Siklosporin/Takrolimus

NSAİ ilaçların siklosporin veya takrolimus ile birlikte uygulanması, sırasıyla siklosporin veya

takrolimusun

nefrotoksik

etkilerini

arttırabilir.

Selekoksib

ilaçlardan

biriyle

kombine

edildiğinde böbrek fonksiyonu izlenmelidir.

Aspirin

Selekoksib düşük doz aspirin ile birlikte kullanılabilir ancak KV profilaksi açısından aspirinin

yerine geçmez. Bununla birlikte, selekoksibin aspirinle eş zamanlı uygulanması, tek başına

uygulanmasına kıyasla Gİ ülserasyon ya da diğer komplikasyonların oranını artırır ve bu nedenle

genellikle tavsiye edilmez (bkz. bölüm 5.1).

SSRI: Sitalopram, paroksetin, fluoksetin, sertralin gibi SSRI’ların CELEBREX ile birlikte

kullanılması Gİ ülserasyon ve kanamaya sebep olabilir. Bu yüzden beraber reçetelenirken

dikkatli olunmalıdır.

Oral

kortikosteroidler:

NSAİ

ilaçlar

kullanan

hastalarda

beraberinde

oral

kortikosteroid

kullanımı Gİ kanama riskini arttırır.

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Farmakokinetik etkileşimler

Selekoksibin diğer ilaçlar üzerindeki etkisi

CYP2D6 inhibisyonu

Selekoksib,

CYP2D6’nın

inhibitörüdür.

enzimin

substratları

olan

ilaçların

plazma

konsantrasyonları, eşzamanlı olarak selekoksib kullanıldığında yükselebilir. CYP2D6 tarafından

metabolize edilen ilaçlara antidepresanlar (trisiklikler ve SSRI’ler), nöroleptikler, anti-aritmik

ilaçlar, vb. örnek olarak gösterilebilir. Yine CYP2D6 substratı olan tamoksifen ile yapılmış

etkileşim çalışması

yoktur. Bireysel olarak doz titrasyonu

yapılan CYP2D6 substratlarının

dozlarının,

selekoksib

tedavisi

başlatıldığında

azaltılması

veya

selekoksib

tedavisi

sonlandırıldığında arttırılması gerekebilir.

Selekoksib 200 mg’ın günde 2 kere dekstrometorfan ve metoprolol (CYP2D6 substratları) ile

beraber kullanılması plazma konsantrasyonlarını sırasıyla 2.6 kat ve 1.5 kat arttırır. Bu artışlar

selekoksibin CYP2D6 substrat metabolizmasını inhibisyonu nedeniyledir.

CY2C19 inhibisyonu

İn vitro

çalışmalarda, selekoksibin CYP2C19 tarafından katalize edilen metabolizmayı inhibe

etme potansiyeli olduğu gösterilmiştir. Bu

in vitro

bulgunun klinik önemi bilinmemektedir.

CYP2C19 tarafından metabolize edilen ilaçlara örnek olarak diazepam, sitalopram ve imipramin

gösterilebilir.

Digoksin: Selekoksib ve digoksinin birlikte kullanımı ile ilgili herhangi bir etkileşim verisi

bulunmamaktadır. Fakat bazı NSAİ ilaçlar ile serum digoksin seviyesinde artış oluşmuştur.

Metotreksat: Romatoid artritli hastalarda, metotreksatın (romatolojik dozlarda) farmakokinetiği

(plazma

veya

renal

klirens)

üzerinde

selekoksibin

istatistiksel

açıdan

anlamlı

etkisi

olmamıştır. Bununla birlikte, NSAİ ilaçların tavşan böbrek dokusunda metotreksat birikimini

kompetitif olarak inhibe ettiği bildirilmiştir.

NSAİ ilaçların metotreksat toksisitesini arttırma ihtimali olduğuiçin bu iki ilaç kombine

edildiğinde metotreksat ile ilgili toksisite açısından yeterli izlem yapılmalıdır.

Lityum

NSAİ ilaçlar, plazma lityum seviyelerinde artışa ve renal lityum klirensinde azalmaya neden

olmaktadırlar

(ortalama

minimum

lityum

konsantrasyonunda

artış

renal

klirenste

yaklaşık %20 azalma). Sağlıklı gönüllülerde, günde iki kez 200 mg selekoksibin günde iki kez

450 mg lityumla birlikte uygulanması, lityumun C

maks

değerinde %16’lık ve eğri altındaki alan

(EAA) değerinde %18’lik ortalama artışla sonuçlanmıştır. Bu nedenle, lityum tedavisi gören

hastalar,

selekoksib

verildiği

kesildiği

sırada

lityum

toksisitesi

açısından

yakından

izlenmelidir.

Oral kontraseptifler

Bir etkileşim çalışmasında selekoksib, oral kontraseptif kombinasyonu (1 mg noretisteron /

35mcg etinil östradiol) ile klinik olarak anlamlı farmakokinetik etkileşim göstermemiştir.

Glibenklamid/ tolbutamid

Selekoksib, tolbutamid (CYP2C9 substratı) veya glibenklamidin farmakokinetiğini klinik açıdan

anlamlı şekilde etkilememektedir.

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Diüretikler: NSAİ ilaçlar, bazı hastalarda furosemid ve tiazidlerin natriüretik etkilerini renal

prostaglandin sentezinin inhibisyonu ile azaltabilir. NSAİ ilaçlar ile kombine tedavide, hasta

renal yetmezlik bulguları açısından yakından izlenmelidir.

Diğer ilaçların selekoksib üzerindeki etkileri

CYP2C9 zayıf metabolizörler

CYP2C9

metabolizması

zayıf

olan

yüksek

sistemik

selekoksib

maruziyetine

uğrayan

bireylerde, flukonazol gibi CYP2C9 inhibitörleri ile eşzamanlı tedavi selekoksib seviyelerinde ek

yükselmelere

neden

olabilir.

CYP2C9

metabolizmasının

zayıf

olduğu

bilinenlerde

tür

kombinasyonlardan kaçınılmalıdır (bkz. bölüm 4.2 ve 5.2).

CYP2C9 inhibitörleri ve indükleyicileri

Flukonazol alan hastalarda tavsiye edilen selekoksib dozunun yarısı kullanılmalıdır. 200 mg tek

doz selekoksib ve günde bir kez 200 mg flukonazolun eş zamanlı kullanımı selekoksib için

maks

’te %60 ve EAA’da %130’luk ortalama artışla sonuçlanmıştır (bkz. bölüm 4.2). Bununla

birlikte, rifampisin, karbamazepin ve barbitüratlar gibi CYP2C9 indükleyicilerinin eşzamanlı

kullanımı, selekoksibin plazma konsantrasyonlarını azaltabilir.

Ketokonazol ve antasitler

Ketokonazol veya antasitlerin selekoksibin farmakokinetiği üzerine etkisi gözlenmemiştir.

Bitkisel

ürünler

etkileşim:

CELEBREX’in

bitkisel

tedavi

veya

destekleyici

ürünler

etkileşim çalışması yapılmamıştır. Ancak antiplatelet ve antikoagülan özelliği olan bitkisel

ürünlerle birlikte kullanımından kaçınılmalıdır.

Alkol ile etkileşim: CELEBREX ile alkol etkileşimini gösteren herhangi bir veri yoktur. Ancak

alkol Gİ kanamaya neden olabileceğinden birlikte kullanılmaması önerilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Pediyatrik, geriyatrik vb. özel popülasyonlara ilişkin hiçbir etkileşim çalışması yapılmamıştır.

4.6.

Gebelik ve Laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: 1. ve 2. trimesterde C, son trimesterde D’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Selekoksib gebelikte ve etkin bir kontraseptif yöntem kullanmayan çocuk doğurma potansiyeli

olan kadınlarda kontrendikedir. Bu sebeple tedavi sırasında etkin bir kontrasepsiyon yöntemi

kullanılmalıdır. Selokoksibin oral kontraseptifler ile klinik etkileşimi yoktur (bkz. Bölüm 4.5).

Tedavi sırasında gebe kalınması durumunda, selekoksib tedavisi kesilmelidir (bkz. Bölüm 4.3 ve

4.4).

Gebelik dönemi

Gebe

kadınlarla

yapılmış

yeterli,

kontrollü

çalışma

mevcut

değildir.

Yapılan

hayvan

çalışmalarında (sıçan ve tavşanlarda) malformasyonları da içeren üreme toksisitesi olguları

gözlenmiştir

(bkz.

bölüm

5.3).

Prostaglandin

sentezinin

inhibisyonu

hamileliği

istenmeyen

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

şekilde etkileyebilir. Epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen verilere göre hamileliğin erken

dönemlerinde kullanılan prostaglandin sentez inhibitörleri spontan düşük riskini arttırmıştır.

İnsanlarda gebelik sırasındaki risk bilinmemektedir, fakat göz ardı edilmemelidir. Selekoksib,

prostaglandin sentezini inhibe eden diğer ilaçlar gibi, 3.trimesterde uterus atonisi ve duktus

arteriosusun erken kapanmasına neden olabilir. Bu yüzden CELEBREX gebelikte ve etkin bir

kontraseptif yöntem kullanmayan çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda kontrendikedir

(bkz. bölüm 4.3 ve 4.4).

Laktasyon dönemi

Selekoksib, emziren sıçanların sütüne plazmadakine benzer konsantrasyonlarda geçer. Sınırlı

sayıda emziren kadına uygulandığında, anne sütüne geçişinin çok az olduğu gözlenmiştir.

Selekoksib

kullanan

emzirme

dönemindeki

kadınlar

emzirmemelidir.

Selekoksib

tedavisi

gereken emziren annelerde, ilacın anne için önemi değerlendirilerek, ilacın ya da emzirmenin

kesilmesi seçeneklerinden biri tercih edilmelidir (bkz. bölüm 5.3).

Üreme yeteneği/Fertilite

Etki

mekanizması

alındığında

selekoksib

gibi

NSAİ

ilaçların

kullanımı

yumurtalık

foliküllerinin çatlamasını engeller veya geciktirebilir, bu durum bazı kadınlarda geri dönüşümlü

infertilite ile ilişkilendirilmiştir.

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Selekoksib kullanırken sersemlik, vertigo veya somnolans gözlenen hastalar, araç veya makine

kullanımından kaçınmalıdır.

4.8.

İstenmeyen etkiler

Advers reaksiyonlar, sistem organ sınıfı ve sıklık (çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila

<1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek

<1/10000;

bilinmiyor

(eldeki

verilerden

hareketle

tahmin

edilemiyor)

açısından

aşağıda

listelenmektedir ve şu kaynaklardan elde edilen verileri yansıtır:

Osteoartrit ve romatoid artrit hastalarında, 12 haftaya kadar süren 12 plasebo ve/veya aktif

kontrollü klinik araştırmada 100 mg ila 800 mg

arasındaki

günlük selekoksib dozları ile

%0.01’den veya plasebo ile görülenden daha yüksek sıklıkta rapor edilen advers reaksiyonlar.

Bunlara ek olarak, karşılaştırma ilacı olarak selektif olmayan NSAİ ilaçların kullanıldığı ve

yaklaşık 7400 artrit hastasının günlük 800 mg.’a kadar artan dozlarda selekoksib kullandığı ve 1

yıl ya da daha uzun süre selekoksib tedavisi alan yaklaşık 2300 hasta içeren çalışmalarda rapor

edilen advers reaksiyonlar. Bu ikinci gruba giren çalışmalarda selekoksib ile gözlenen advers

reaksiyonlar, osteoartrit ve romatoid artrit hastalarında gözlenmiş olan ve aşağıda listelenen

reaksiyonlar ile tutarlıdır.

3 yıla kadar [selekoksib ile adenom önlenmesi (APC) ve kolorektal sporadik adenomatoz

polipler (PreSAP) çalışmaları; bkz. Bölüm 5.1, Farmakodinamik özellikler: Kardiyovasküler

güvenlilik- sporadik adenomatoz polipli hastaların dahil olduğu uzun dönem çalışmaları] süren

uzun dönemli polip önleme çalışmalarında günlük 400 mg selekoksib ile tedavi edilen hastalarda

plasebodan daha yüksek sıklıkta rapor edilen advers reaksiyonlar.

Tahmini olarak 70 milyondan fazla hastanın selekoksible tedavi edildiği (değişen doz, süre ve

endikasyonlarla) pazarlama sonrası dönem boyunca bildirilmiş olan advers reaksiyonlar. Bunlar

pazarlama sonrası raporlardan gelen reaksiyonlar olarak tanımlanmış olsa da, sıklığı tahmin

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

etmek için çalışma verileri kullanılmıştır. Sıklıklar, ilaca maruz kalan 38102 hastadan oluşan

çalışma havuzu ile elde edilen kümülatif meta analizlerine dayanmaktadır.

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Yaygın

: Sinüzit, üst solunum yolu enfeksiyonu, faranjit, idrar yolu enfeksiyonu

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan

:

Anemi

Seyrek : Lökopeni, trombositopeni

Çok seyrek : Pansitopeni

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Yaygın : Hipersensitivite

Çok seyrek : Anafilaktik şok

, anafilaktik reaksiyon

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Yaygın olmayan : Hiperkalemi

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın : Uykusuzluk

Yaygın olmayan : Anksiyete, depresyon, bitkinlik

Seyrek : Konfüzyonel durum, halüsinasyonlar

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın : Baş dönmesi, hipertoni, baş ağrısı

Yaygın olmayan : Serebral enfarktüs

, parestezi, somnolans

Seyrek : Ataksi, tat almada bozukluk

Çok seyrek : İntrakraniyal kanama (fatal intrakraniyal kanama dahil)

, aseptik menenjit

epilepsi (epilepsinin şiddetlenmesi dahil)

, tat almada duyu kaybı

, anosmi

(koku almada duyu

kaybı)

Göz hastalıkları

Yaygın olmayan : Bulanık görme, konjonktivit

Seyrek : Gözde kanama

Çok seyrek : Retinal arter veya ven oklüzyonu

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın olmayan

:

Tinnitus, hipoakuzi

Kardiyak hastalıklar

Yaygın : Miyokard enfarktüsü

Yaygın olmayan : Palpitasyon, taşikardi, kalp yetmezliği

Seyrek : Aritmi

Vasküler hastalıklar

Çok yaygın : Hipertansiyon

(hipertansiyonun şiddetlenmesi de dahil)

Seyrek :

Pulmoner embolizm

, yüzde kızarma

Çok seyrek : Vaskülit

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Yaygın : Rinit (öksürük), farenjit, , dispne

Yaygın olmayan : Bronkospazm

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Seyrek : Pnömonit

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın : Bulantı

, karın ağrısı, ishal, dispepsi, flatulans, kusma

, disfaji

Yaygın olmayan :Kabızlık, geğirme, gastrit, stomatit, gastrointestinal inflamasyon

(gastrointestinal inflamasyonda şiddetlenme), peptik ülser, crohn hastalığı

Seyrek : Gastrointestinal kanama

, gastrik ülser, duodenal ülser, özofageal ülser,

intestinal ülser ve kalınbağırsak ülseri, , intestinal perforasyon, özofajit, melena, pankreatit,

kolit

Hepato-biliyer hastalıklar

Yaygın olmayan : Anormal hepatik fonksiyon, yükselmiş hepatik enzimler (ALT ve AST

değerlerinde artma da dahil)

Seyrek : Hepatit

Çok seyrek :Karaciğer yetmezliği

(bazen fatal olabilen veya karaciğer nakli

gerektirebilen), fulminan hepatit

(bazen fatal olabilen), karaciğer nekrozu

, kolestazis

kolestatik hepatit

, sarılık

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın : Kaşıntı, döküntü (jeneralize döküntü dahil)

Yaygın olmayan : Ürtiker, ekimoz

Seyrek : Anjiyoödem

, alopesi, fotosensitivite

Çok seyrek : Eksfolyatif dermatit

, eritema multiforme

, Stevens-Johnson Sendromu

toksik epidermal nekroliz

, eozinofil ve sistemik semptomların eşlik ettiği ilaç reaksiyonları

(DRESS) veya akut jeneralize ekzantematöz püstüloz (AJEP)

, büllöz erüpsiyon

(büllöz

dermatit)

Kas-iskelet sistemi ve bağ doku hastalıkları

Yaygın : Artralji

Yaygın olmayan : Kas krampları

Çok seyrek : Miyozit

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan : Kandaki kreatinin düzeyinde artış, Kan üre düzeyinde artış

Seyrek : Akut böbrek yetmezliği

, hiponatremi

Çok seyrek : Tübülointerstisyel nefrit

, nefrotik sendrom

, glomerulonefrit, minimal lezyon

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

Seyrek : Menstrüel bozukluk

Bilinmiyor : Dişi fertilitesinde azalma

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin durumlar

Yaygın : İnfluenza-benzeri hastalık, periferal ödem/ sıvı retansiyonu

Yaygın olmayan : Yüzde ödem, göğüs ağrısı

Yaralanma, zehirlenme ve prosedürel durumlar

Yaygın : Kaza sonucu yaralanma

Polip engelleme çalışmalarında görülen yan etkiler olup 3 yıla kadar süren 2 klinik çalışmada (APC ve PreSAP)

günde

selekoksib

tedavi

edilen

hastalarda

görülme

sıklığını

temsil

etmektedir.

Polip

engelleme

çalışmaları için yukarıda sıralanan yan etkiler daha önce sadece pazarlama öncesi araştırmalardan elde edilmiş veya

artrit denemelerinde görülenden daha sık olarak ortaya çıkanlardır.

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Hamile kalmaya çalışan kadınlar bu çalışmaya dahil edilmemiştir. Bu yüzden bu yan etkinin sıklığı için bu veri

tabanının değerlendirilmesi uygun değildir.

Sıklıklar, ilaca maruz kalan 38102 hastadan oluşan çalışma havuzu ile elde edilen kümülatif meta analizlerine

dayanmaktadır

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezine (TÜFAM) bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e- posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

Selekoksib doz aşımı ile ilgili klinik deneyim mevcut değildir. Klinik olarak önemli advers

etkiler olmadan, dokuz gün boyunca 1200 mg' a kadar tek doz ve 2x1200 mg' a kadar çoklu doz

olarak uygulanmıştır. Doz aşımı şüphesi varsa, gastrik içeriğin boşaltılması, klinik gözetim ve

gerekirse semptomatik tedavi uygulaması gibi uygun destekleyici tıbbi bakım sağlanmalıdır.

İlacın

proteine

yüksek

oranda

bağlanmasından

dolayı,

diyalizin

ilacın

dolaşımdan

uzaklaştırılması için etkili bir yöntem olması beklenmez.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1.

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup:

Steroid olmayan anti-inflamatuvar ve antiromatizmal ilaçlar;

NSAİ ilaçlar, Koksibler

ATC kodu

: M01AH01

Selekoksib, oral, klinik doz aralığında (günlük 200-400 mg) selektif bir siklooksijenaz-2 (COX-

2) inhibitörüdür. Sağlıklı gönüllülerde bu doz aralığında istatistiksel açıdan anlamlı COX-l

inhibisyonu (Tromboksan B

[TXB

] oluşumunun

ex vivo

inhibisyonu ile değerlendirilen)

gözlenmemiştir.

Siklooksijenaz, prostaglandinlerin oluşumundan sorumludur. COX-l ve COX-2 olmak üzere iki

izoformu tanımlanmıştır. COX-2, pro-inflamatuvar uyarılar ile indüklendiği gösterilen ve ağrı,

inflamasyon ve ateşin prostanoid mediatörlerinin sentezinin başlıca sorumlusu olduğu varsayılan

enzim

izoformudur.

COX-2

ayrıca,

ovülasyon,

ductus

arteriosus’un

implantasyonu

kapanması, böbrek fonksiyonu ve merkezi sinir sistemi fonksiyonlarının regülasyonunda da (ateş

indüksiyonu, ağrı algısı ve bilişsel fonksiyon) rol oynamaktadır. COX-2 erkeklerde gastrik ülser

çevresindeki dokuda tespit edilmiştir, ancak ülser iyileşmesi ile ilgisi henüz netleştirilmemiştir.

COX 1’i inhibe eden bazı NSAİ ilaçlar ve selektif COX 2 inhibitörleri arasındaki antitrombosit

aktivite farkı, tromboembolik reaksiyon riski altında olan hastalarda klinik açıdan anlamlı

olabilir.

Selektif

COX-2

inhibitörleri,

trombosit

tromboksanını

etkilemeden

sistemik

dolayısıyla muhtemelen endotelyal) prostasiklin oluşumunu azaltır.

Selekoksib, kimyasal olarak diğer arilamin dışı sülfonamidlere (örneğin, tiazidler, furosemid)

benzeyen,

ancak

arilamin

sülfonamidlerden

(örneğin,

sülfametoksazol

diğer

sülfonamid

antibiyotikleri) farklılık gösteren diaril-sübstitüe edilmiş bir pirazoldür.

Yüksek selekoksib dozlarından sonra

oluşumunda doza bağlı bir etki

gözlenmiştir.

Bununla birlikte, sağlıklı gönüllülerde 600 mg BID (önerilen en yüksek dozun üç katı) olarak

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

uygulandığı

küçük,

çoklu

çalışmalarında,

plaseboya

kıyasla

selekoksibin

trombosit

agregasyonu ve kanama zamanı üzerinde bir etkisi olmamıştır.

Osteoartrit (OA), romatoid artrit (RA) ve ankilozan spondilitte (AS) etkinlik ve güvenliliği

doğrulayan çok sayıda klinik çalışma yapılmıştır.

Selekoksib, 12 haftaya kadar süren plasebo ve aktif kontrollü çalışmalara dahil edilen

yaklaşık 4200 hastada, diz ve kalça OA hastalarında inflamasyon ve ağrının tedavisinde

değerlendirilmiştir.

Bunun yanında, 24 haftaya kadar süren plasebo ve aktif kontrollü çalışmalarda yer alan

yaklaşık 2100 RA hastasında, inflamasyon ve ağrının tedavisinde de değerlendirilmiştir.

200 mg - 400 mg günlük dozlardaki selekoksib, uygulamadan sonraki 24 saat içinde

ağrıda hafifleme sağlamıştır.

Selekoksib, 12 haftaya kadar süren plasebo ve aktif kontrollü çalışmalarda, 896 hastada

ankilozan spondilitin semptomatik tedavisinde değerlendirilmiştir. Bu çalışmalarda 100

mg BID, 200mg QD, 200 mg BID ve 400 mg QD dozlarda selekoksib, ağrı, global

hastalık aktivitesi ve fonksiyonel durumda belirgin iyileşme sağlamıştır.

Başlangıçta ülserasyonu olmayan yaklaşık 4500 hastada planlı üst Gİ endoskopi de içeren, beş

adet randomize, çift kör, kontrollü çalışma gerçekleştirilmiştir (selekoksib dozları 50 mg - 400

mg BID). On iki hafta süreli endoskopi çalışmalarında, selekoksibin (günlük 100 - 800 mg),

naproksen (günlük 1000 mg) ve ibuprofene (günlük 2400 mg) göre anlamlı olarak düşük

gastroduodenal ülser riski ile ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır. Diklofenak (günlük 150 mg) ile

karşılaştırma verileri tutarsız bulunmuştur. 12 hafta süreli çalışmalardan ikisinde, endoskopik

gastroduodenal ülserasyonu olan hastaların oranı açısından plasebo ile selekoksib 200 mg BID

ve 400 mg BID arasında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir.

Prospektif, uzun süreli bir güvenlilik sonlanım çalışmasında (6 ila 15 ay süre, CLASS çalışması),

5800 OA ve 2200 RA hastasına selekoksib 400 mg BID (önerilen OA ve RA dozlarının sırasıyla

4 ve 2 katı), ibuprofen 800 mg TID veya diklofenak 75 mg BID (her ikisi de terapötik doz)

uygulanmıştır. Çalışmaya dahil edilen hastaların yüzde yirmi ikisi, -temelde KV profilaksi için-

eşzamanlı olarak düşük dozda asetilsalisilik asit (

325mg/gün) almıştır. Primer sonlanım

noktası olan komplike ülserler açısından (Gİ kanama, perforasyon veya obstrüksiyon olarak

tanımlı), selekoksib tek başına ibuprofen veya diklofenaktan anlamlı olarak farklı değildir.

Ayrıca,

selekoksib

NSAİİ

grupları(ibuprofen

diklofenak)

kombine

edilerek

karşılaştırıldığında da komplike ülserler açısından anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır (bağıl

risk 0.77, %95 CI 0.41-1.46). Kombine sonlanım noktası olan komplike ve semptomatik ülserler

açısından, selekoksib grubunda insidans NSAİİ grubuna kıyasla anlamlı ölçüde düşüktür (bağıl

risk 0.66, %95 CI 0.45-0.97), ancak selekoksib ve diklofenak arasında yapılan karşılaştırma için

bu fark geçerli değildir. Selekoksib ve eşzamanlı düşük dozda asetilsalisilik asit alan hastalarda,

tek başına selekoksib alanlara kıyasla 4 kat daha yüksek komplike ülser oranları gözlenmiştir.

Tekrar testleriyle de doğrulanmış olan klinik açıdan anlamlı hemoglobin düşüşlerinin (>2 g/dL)

insidansı, NSAİİ grubuna kıyasla selekoksib alan hastalarda anlamlı ölçüde daha düşük olmuştur

(bağıl risk 0.29, %95 CI 0.17- 0.48). Bu olayın selekoksib grubunda anlamlı ölçüde düşük olan

insidansı, asetilsalisilik asit kullanımı olsun veya olmasın, devam etmiştir.

60 yaş ve üzerinde veya gastroduodenal ülser öyküsüne sahip olan hastaların dahil edildiği

(asetilsalisilik asit kullanıcıları hariç tutulmuştur) prospektif, randomize, 24 hafta süreli bir

güvenlilik çalışmasında, Gİ

kökenli olduğu bilinen ya da varsayılan hemoglobin (≥2g/dL)

ve/veya hematokrit (≥%10) düşüşü olan hastaların yüzdesi, diklofenak SR 2x75 mg artı günde

bir kez 20 mg omeprazol ile tedavi edilen grupla (N=2246) karşılaştırıldığında günde iki kez 200

mg selekoksib ile tedavi edilen grupta (N=2238) daha düşük olmuştur (tanımlanmış GI kökenli

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

düşüşler için % 1.1’e karşılık % 0.2, p=0.004; varsayılan GI kökenli düşüşler için % 2.4’e

karşılık % 0.4, p = 0.0001). Perforasyon, obstrüksiyon ya da kanama gibi klinik olarak belirgin

GI komplikasyon oranları çok düşüktür (her grup için 4-5 olgu) ve tedavi grupları arasında

farklılık gözlenmemiştir.

Kardiyovasküler güvenlik – Sporadik adenomatöz polipleri olan hastaların dahil olduğu

uzun süreli çalışmalar

Selekoksib ile sporadik adenomatöz polipleri olan hastalar üzerinde iki çalışma yapılmıştır.

Bunlar APC çalışması (Selekoksib ile Adenomun Önlenmesi) ve PreSAP çalışmasıdır (Spontan

Adenomatöz Poliplerin Önlenmesi). APC çalışmasında 3 yıllık tedavi boyunca plaseboya kıyasla

selekoksib

kardiyovasküler

ölüm,

miyokard

enfarktüsü

veya

inmede

birleşik

sonlanım

noktasında (karara bağlanmış) dozla bağlantılı bir artış görülmüştür. PreSAP çalışmasında aynı

birleşik sonlanım noktası için istatistiksel olarak artmış anlamlı bir risk görülmemiştir.

APC çalışmasında, kardiyovasküler ölüm, miyokard enfarktüsü veya inme birleşik sonlanım

noktası (karara bağlanmış) için plaseboya kıyasla riskler günde iki kez 400 mg selekoksib ile

3.4 (%95 GA 1.4 - 8.5) ve günde iki kez 200 mg selekoksib ile 2.8’dir (%95 GA 1.1 - 7.2). 3 yıl

boyunca bu birleşik sonlanım noktası için kümülatif oranlar sırasıyla %3.0 (20/671 gönüllü) ve

%2.5 (17/685 gönüllü) olurken plasebo için bu oran %0.9’dur (6/679 gönüllü). Plaseboya kıyasla

her iki selekoksib doz grubundaki artışlar esasen artan miyokard enfarktüsü insidansına bağlıdır.

PreSAP çalışmasında, aynı birleşik sonlanım noktası (karara bağlanmış) için plaseboya kıyasla

riskler günde bir kez 400 mg selekoksib ile 1.2’dir (%95 GA 0.6 - 2.4). 3 yıl boyunca bu birleşik

sonlanım noktası için kümülatif oranlar sırasıyla %2.3 (21/933 gönüllü) ve %1.9 olmuştur

(12/628 gönüllü). (Karara bağlanmış) miyokard enfarktüsü insidansı günde bir kez 400 mg

selekoksib ile %1.0 (9/933 gönüllü) ve plasebo ile %0.6’dır (4/628 gönüllü).

Üçüncü bir uzun süreli çalışma olan ADAPT’tan (Alzheimer Hastalığı Antienflamatuvar Önleme

Çalışması) elde edilen veriler uyarınca selekoksib 200 mg BID ile plaseboya kıyasla anlamlı

derecede artmış bir kardiyovasküler risk görülmemiştir. Benzer bir birleşik sonlanım noktası

(kardiyovasküler ölüm, miyokard enfarktüsü, inme) için plaseboya kıyasla risk günde iki kez 200

mg selekoksib ile 1.14’tür (%95 GA 0.61 - 2.12). Miyokard enfarktüsü insidansı günde iki kez

200 mg selekoksib alan hastalarda %1.1 (8/717 hasta) ve plasebo alan hastalarda %1.2’dir

(13/1070 hasta).

5.2.

Farmakokinetik özellikler

Emilim:

Selekoksibin farmakokinetiği yaklaşık 1500 bireyde değerlendirilmiştir. Selekoksib, aç karnına

uygulandığında,

şekilde

emilir

yaklaşık

saat

sonra

doruk

plazma

konsantrasyonlarına

ulaşır.

Kapsüllerden

oral

biyoyararlanım,

süspansiyon

halinde

(mevcut

optimal oral dozaj formu) uygulamaya kıyasla yaklaşık %99’dur.

Aç karnına günde iki defa 200 mg’a kadar uygulamalarda, hem doruk plazma konsantrasyonları

maks

), hem de eğri altında kalan alan (EAA) kabaca doz ile orantılıdır; daha yüksek dozlarda

maks

ve EAA doza göre daha az artış gösterir.

Gıdayla birlikte uygulama, (yüksek yağlı öğün) selekoksibin emiliminde yaklaşık 1 saatlik bir

gecikmeye neden olur ve yaklaşık 4 saatlik bir T

maks

değeri ve biyoyararlanımda yaklaşık % 20

artışla sonuçlanır (bkz. Bölüm 4.2 Pozoloji ve uygulama şekli ).

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Sağlıklı yetişkin gönüllülerde, selekoksibe toplam sistemik maruziyet, selekoksib kapsül olarak

uygulandığında ya da kapsül içeriği elma püresi üzerine serpildiğinde eşdeğer olmuştur. Kapsül

içeriğinin elma püresi üzerine uygulanmasından sonra C

maks

maks

ya da t

değerlerinde önemli

değişimler gözlenmemiştir.

Dağılım:

Plazma

proteini

bağlanma

oranı,

konsantrasyondan

bağımsızdır

terapötik

plazma

konsantrasyonlarında yaklaşık %97’dir. Selekoksib kanda seçici olarak eritrositlere bağlanmaz.

Biyotransformasyon:

Selekoksib metabolizması başlıca sitokrom P450 2C9 aracılığıyla yürütülür. İnsan plazmasında,

bir primer alkol, karşılık gelen karboksilik asit ve onun glukuronid konjügatından oluşan üç

metaboliti saptanmıştır. Bu metabolitler COX-1 ya da COX-2 inhibitörü aktivitesine sahip

değildirler.

Sitokrom P450 2C9 aktivitesi, CYP2C9*3 polimorfizmi için homozigot olanlar gibi, düşük

enzim aktivitesine yol açan genetik polimorfizmi olan bireylerde azalmıştır.

CYP2C9*1/*1, CYP2C9*1/*3, ya da CYP2C9*3/*3 olarak genotiplendirilen sağlıklı gönüllülere

günde bir kez 200 mg selekoksib uygulanarak yapılan bir farmakokinetik çalışmada, diğer

genotiplere sahip olanlarla karşılaştırıldığında CYP2C9*3/*3 genotipine sahip bireylerde 7.

günde selekoksibin medyan C

maks

ve EAA 0-24 değerleri sırasıyla yaklaşık 4 kat ve 7 kat

olmuştur.

CYP2C9*3/*3 olarak genotiplendirilen toplam 5 bireyi kapsayan üç ayrı tek doz çalışmasında,

tek doz EAA 0-24 değeri, normal metabolizmaya sahip bireylerle karşılaştırıldığında yaklaşık 3

kat kadar artmıştır. Homozigot *3/*3 genotipinin frekansının farklı etnik gruplar arasında % 0.3-

1.0 olduğu tahmin edilmektedir.

CYP2C9 substratlarıyla önceki hikayesine/deneyimine dayanılarak CYP2C9 metabolizmasının

zayıf olduğu bilinen veya şüphelenilen hastalarda doza bağlı advers etki riski arttığından, bu

hastalara

selekoksib

dikkatle

uygulanmalıdır.

Dozun

önerilen

düşük

dozun

yarısına

indirilmesi düşünülmelidir (bkz. bölüm 4.2 ve 4.5.)

Eliminasyon:

Selekoksib, başlıca hepatik metabolizmayla vücuttan elimine edilirken, alınan dozun %1’inden

azı değişmeden idrarla atılır. Tekrarlanan dozlardan sonra eliminasyon yarı ömrü 8-12 saattir ve

plazma klerensi yaklaşık 500ml/dak’dır. Tekrarlanan dozlarla kararlı durum konsantrasyonlarına

5. günden önce ulaşılır. Ana farmakokinetik parametreler (EAA, C

, eliminasyon yarı ömrü)

açısından gönüllüler arasındaki değişkenlik yaklaşık %30’dur. Genç ve sağlıklı gönüllülerde

kararlı durumdaki ortalama dağılım hacmi 500L/70kg civarındadır; bu da selekoksibin dokulara

geniş dağılımını göstermektedir. Klinik öncesi çalışmalar, ilacın kan-beyin bariyerini aştığını

ortaya koymaktadır.

Doğrusallık/Doğrusal Olmayan Durum:

Yeterli veri mevcut değildir.

Hastalardaki karakteristik özellikler

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Yaşlılar:

65 yaş üzeri popülasyonda selekoksib için ortalama C

ve EAA değerlerinde bir buçuk ila iki

kat artış vardır. Bu değişiklik, yaştan ziyade vücut ağırlığı ile ilişkilidir; ortalama vücut ağırlığı

genç popülasyondan daha düşük olan yaşlı popülasyonda plazma selekoksib düzeyleri daha

yüksek olmaktadır. Özellikle yaşlı kadınlarda selekoksibin plazma konsantrasyonu yaklaşık

olarak %100 artmıştır ( >65 yaş).

Genellikle doz ayarlaması gerekmez. Bununla birlikte, vücut ağırlığı ortalamanın altındaki (<50

kg) yaşlı hastalar için tedaviye, önerilen en düşük dozla başlanmalıdır.

Irk:

Farmakokinetik çalışmaların bir metaanalizinde, selekoksibin EAA’sının siyah ırkta, beyaz ırka

kıyasla yaklaşık %40 daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgunun nedeni ve klinik önemi

bilinmemektedir, bu nedenle tedaviye en düşük doz ile başlanması önerilmektedir.

Karaciğer yetmezliği:

Normal karaciğer fonksiyonu olan bireylerle karşılaştırıldığında hafif karaciğer yetmezliği olan

hastalarda selekoksibin ortalama C

maks

ve EAA değerleri sırasıyla %53 ve %26 oranlarında

artmıştır. Bu artış değerleri orta şiddette karaciğer yetmezliği olan hastalarda %41 ve %146

olarak gözlenmiştir. Hafif-orta şiddette karaciğer yetmezliği olan hastalardaki metabolik kapasite

en iyi albümin değerleri ile ilişkilendirilmiştir. Orta şiddette karaciğer yetmezliği (serum albümin

25-35 g/L) olan hastalarda tedaviye önerilen dozun yarısı ile başlanmalıdır. Şiddetli karaciğer

yetmezliği (serum albümin <25 g/L) olan hastalarda ise çalışma yapılmamış olup bu hasta

grubunda selekoksib kullanımı kontrendikedir.

Böbrek yetmezliği:

Böbrek yetmezliği olan hastalarda selekoksib kullanımı ile ilgili çok az deneyim mevcuttur. Bu

hasta grubunda selekoksibin farmakokinetiği çalışılmamıştır fakat büyük bir farklılık olması

beklenilmez. Bu sebeple böbrek

yetmezliği olan hastalarda selekoksib kullanırken dikkatli

olunmalıdır. Ciddi böbrek yetmezliğinde selekoksib kullanımı kontrendikedir.

Renal Etkiler:

Günümüzde,

COX-1

COX-2’nin

renal

fizyolojideki

göreceli

rolleri

tamamıyla

anlaşılmamıştır.

Selekoksib

6-keto-PGF

’nın

(bir

prostasiklin

metaboliti)

üriner

atılımını azaltır fakat serum tromboksan B

(TXB

) ve bir tromboksan metaboliti olan 11-

dehidro-TXB

’nin üriner atılımını (her ikisi de COX-1 ürünü) etkilemez. Spesifik çalışmalarda,

selekoksibin yaşlılarda ya da kronik renal yetmezliği olanlarda GFR’de azalmaya yol açmadığı

gösterilmiştir. Bu çalışmalar aynı zamanda selekoksib tedavisi ile fraksiyonel sodyum atılımında

geçici azalmalar olduğunu göstermiştir. Artrit

hastalarında

yürütülen

çalışmalarda, spesifik

olmayan COX-inhibitörleri (aynı zamanda COX-2 inhibitör aktivitesine de sahiptir) ile görülenle

karşılaştırılabilir bir periferik ödem insidansı gözlenmiştir. Bu, en fazla, eş zamanlı diüretik

tedavisi alan hastalarda belirgin olmuştur. Bununla birlikte, hipertansiyon ve kalp yetmezliği

insidansında

artış

gözlenmemiştir

periferik

ödem

hafif

kendini

sınırlayıcı

nitelikte

olmuştur.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

Klinik olmayan güvenlik verileri, bölüm 4.4, bölüm 4.6 ve bölüm 5.1’de ele alınmış olanların

ötesindeki geleneksel yinelenen doz toksisitesi, mutajenisite veya karsinojenisite çalışmalarına

dayanılarak insanlar için özel bir risk olmadığını göstermiştir.

150 mg/kg/günlük (AUC

0-24

ile ölçülen şekilde günde iki kez 200 mg’lık insan maruziyetinin

yaklaşık 2 katı) oral dozlarda selekoksib, tavşanlar organojenez boyunca tedavi edildiğinde,

ender görülen bir olay olan artan ventriküler septal kusur insidansı ile kaynamış kaburgalar,

kaynamış

sternebra

deforme

olmuş

sternebra

gibi

fetal

alterasyonlara

neden

olmuştur.

Sıçanlara organojenez boyunca

30 mg/kg/günlük (AUC

0-24

ile ölçülen şekilde günde iki kez

mg’lık

insan

maruziyetinin

yaklaşık

katı)

oral

dozlarda

selekoksib

verildiğinde

diyafragmatik fıtıklarda doza bağımlı bir artış görülmüştür. Bu etkiler prostaglandin sentezi

inhibisyonunun

başlangıcını

takiben

beklenmektedir.

Sıçanlarda,

erken

embriyonik

gelişim

esnasında selekoksibe maruziyetin sonucunda implantasyon öncesi ve sonrası kayıplar ve azalan

embriyo/fetal sağkalım meydana gelmiştir.

Selekoksib, sıçanlarda anne sütünde salgılanmıştır. Sıçanlardaki bir peri-postnatal çalışmada,

yavrularda toksisite gözlenmiştir.

İki yıl süreli bir toksisite çalışmasında, erkek sıçanlarda yüksek dozlarda adrenal dışı trombozda

bir artış gözlenmiştir.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Laktoz monohidrat

Sodyum lauril sülfat (E487)

Polividon, K30

Kroskarmeloz sodyum (E468)

Magnezyum stearat

Jelatin kapsül:

Titanyum dioksit (E171)

Jelatin (sığır kaynaklı)

Mürekkep:

Altın Sarısı (SB-3002)

Şellak

Dehidre alkol (E1034800)

İzopropil alkol

Bütil alkol (E1013200)

Propilen glikol (E1520)

Kuvvetli amonyak çözeltisi

Sarı demir (III) oksit (E172)

6.2.

Geçimsizlikler

Bulunmamaktadır.

6.3.

Raf ömrü

15 Mart 2006 ve 17 Temmuz 2006 tarihli Bakanlık talepleri/ Haziran 2005 tarihli PDR / 16 Kasım 2005 tarihli CD referans alınmıştır.

24 ay

6.4.

Saklamaya yönelik özel tedbirler

30°C'nin altındaki oda sıcaklığında saklanır.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

PVC-Al Blisterde; Her kutuda 20 kapsül bulunur.

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

Pfızer İlaçları Ltd. Şti.

34347 Ortaköy-İSTANBUL

Tel : 0 212 310 70 00

Faks : 0 212 310 70 58

8.

RUHSAT NUMARASI

107/53

9.

İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 21.03.2000

Ruhsat yenileme tarihi:

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

Bu ürünle ilgili güvenlik uyarısı bulunmamaktadır.