BONYL 4 TABLET

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • BONYL 4 TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • BONYL 4 TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • alendronic acid ve colecalciferol

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699514011125
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 16-06-2015
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1/13

KISA ÜRÜN BİLGİLERİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

BONYL Tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde :

Alendronik asit:...........................70 mg (alendronat monosodyum trihidrat olarak)

vitamini (kolekalsiferol):........2800 IU (70 μg)

Yardımcı maddeler :

Susuz laktoz

62 mg

Kroskarmelloz sodyum

3.0 mg

Sukroz

6 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Tablet

Beyaz, oval bikonveks tablet.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1. Terapötik endikasyonlar

BONYL

kalça

vertebra

kırıkları

(vertebral

kompresyon

kırıkları)

dahil

olmak

üzere

kırıkların

önlenmesi

için

postmenopozal

osteoporozlu

kadınlarda

osteoporoz

tedavisinde

endikedir.

BONYL kırıkların önlenmesi için erkeklerdeki osteoporozun tedavisinde endikedir.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Önerilen doz haftada bir kez olmak üzere bir tablettir. Osteoporozda bifosfonat tedavisinin

optimal süresi belirlenmemiştir. Tedaviyi sürdürme ihtiyacı, özellikle 5 yıl veya daha uzun

süreli kullanımın ardından, BONYL’in yarar ve potansiyel risklerine göre bireysel hasta

bazında periyodik olarak yeniden değerlendirilmelidir.

Haftada bir kez alınan BONYL dozunu atlayan hastaların, hatırladıkları günün ertesi sabahı

bir tablet almaları bildirilmelidir. Hastalar aynı gün içinde iki tablet almamalıdır ve belirlemiş

oldukları gün ilacı almak kaydıyla haftada bir kullanmaya devam etmelidirler.

Osteoporozda hastalık sürecinin doğal gelişimi uzun sürdüğünden,

BONYL uzun süreli

kullanım için amaçlanmıştır.

Uygulama şekli :

Oral yoldan uygulanır.

Alendronatın daha iyi emilmesi için:

2/13

BONYL, ilacın alındığı gündeki ilk besin, içecek veya ilaçtan (antasid, kalsiyum katkıları ve

vitaminler dahil) en az yarım saat önce yalnızca su ile (maden suyu değil) birlikte alınmalıdır.

Diğer

içecekler

(maden

suyu

dahil),

besin

bazı

ilaçların

alendronat

absorpsiyonunu

azaltması olasıdır (bkz. bölüm 4.5).

İlacın

özofagus

iritasyonu

ilişkili

diğer

advers

reaksiyonların

riskini

azaltmak

için,

aşağıdaki talimatlara sırasıyla uyulmalıdır (bkz. bölüm 4.4):

BONYL yalnızca, sabah kalktıktan sonra tam dolu bir bardak su ile birlikte yutulmalıdır

(200 ml'den az olmamak kaydıyla).

Hastalar BONYL'i sadece bütün olarak yutmalıdırlar. Hastalar tableti kırmamalı veya

çiğnememeli veya ağızlarında eritmemelidirler, çünkü potansiyel orofarinjiyal ülserasyon

oluşabilir.

Hastalar günün ilk öğününü yedikten sonraki süreye kadar uzanmamalıdırlar.

Hastalar BONYL aldıktan sonra en az 30 dakika uzanmamalıdırlar.

BONYL gece yatmadan ya da sabah yataktan kalkmadan önce alınmamalıdır.

Öğünlerle alınan kalsiyum yeterli değilse, hastaların ek kalsiyum almaları gerekir (bkz. bölüm

4.4). Ek olarak alınan diğer vitamin ve besin destek ürünlerindeki D vitamini miktarı göz

önünde bulundurularak, D vitamini desteği alınmalıdır. BONYL ile haftada 1 kez 2800 IU D3

vitamini alımının, günlük 400 IU D vitamini alımına eşdeğer olup olmadığı hakkında çalışma

yapılmamıştır.

Özel popülasyona ilişkin ek bilgiler

Böbrek/Karaciğer yetmezliği

Glomerüler filtrasyon oranı (GFR) 35 ml/dk'dan küçük olan hastalar için sınırlı deneyim

olduğundan BONYL önerilmez. Glomerüler filtrasyon oranı (GFR) 35 ml/dk'dan büyük olan

hastalar için doz ayarlaması gerekmez.

Pediyatrik popülasyon

BONYL'in güvenliği ve etkinliği 18 yaşından küçük olan çocuklarda çalışılmamıştır.

BONYL 18 yasından küçük olan çocuklarda yeterli veri olmadığından kullanılmamalıdır.

Geriyatrik popülasyon

Klinik çalışmalarda, alendronatın etkililik ve güvenlilik profillerinde yaşla ilgili herhangi bir

farklılık görülmemiştir. Bundan dolayı yaşlılarda dozaj ayarlamasına gerek yoktur.

4.3. Kontrendikasyonlar

Etkin madde ya da ilacın içeriğindeki herhangi bir maddeye karşı alerji.

Özofagus

anomalileri

akalazya

veya

daralma

gibi

özofagusun

boşalmasını

geciktiren diğer faktörler.

En az 30 dakika dik oturamamak ya da ayakta duramamak.

Hipokalsemi.

3/13

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Alendronat

Üst gastrointestinal advers reaksiyonlar

Oral

bifosfonat

kullanımı

ile

özofagus

kanseri

riskinin

artabileceği

bildiren

bazı

çalışmalar

bulunmakla

birlikte

bu

ilişki

net

olarak

kanıtlanmamıştır.

Bu

nedenle,

Barrett özofagusu veya gastroözofageal reflü gibi zemininde artmış özofagus kanser

riski olan hastalarda bu ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır.

Alendronat, üst gastrointestinal mukozada lokal iritasyona neden olabilir. Disfaji, özofajiyal

hastalık,

gastrit,

duodenit,

ülser,

veya

geçmiş

yıl

içerisinde;

peptik

ülser,

aktif

gastrointestinal kanama veya piloroplasti hariç üst gastrointestinal kanal cerrahisi gibi büyük

mide-barsak

problemi

geçirmiş

olmak

gibi

aktif

gastrointestinal

problemi

olan

hastalara alendronat verildiğinde altta yatan hastalık nedeninin kötüleşme olasılığından dolayı

dikkatli olunmalıdır (bkz. bölüm 4.3). Hekimler, Barrett özofagusu olan hastalarda, hastanın

bireysel

durumuna

göre

alendronatın

faydalarını

potansiyel

risklerini

göz

önünde

bulundurmalıdırlar.

Alendronat alan hastalarda, özofajit, özofagus ülserleri ve özofagus erozyonları ve bunları

nadiren izleyen özofagus darlığı gibi özofajiyal reaksiyonlar bildirilmiştir. Bazı olgularda bu

reaksiyonlar ağır olmuş ve hastanın hastaneye yatırılışını gerektirmiştir. Dolayısıyla, hekimler

olası

özofajiyal

reaksiyonu

düşündürecek

semptom

bulgular

açısından

dikkatli

olmalıdır ve hastalara disfaji, yutkunmada güçlük veya retrosternal ağrı veya yeni ya da

kötüleşen mide yanması halinde alendronatı kesip, hekime başvurmaları bildirilmelidir (bkz.

bölüm 4.8).

Ciddi özofajiyal istenmeyen olay riski, alendronat aldıktan sonra uzanan ve/veya özofagus

iritasyonunu düşündüren semptomları oluştuktan sonra ilacı almaya devam eden hastalarda

daha

fazla

görülmektedir.

İlacın

nasıl

kullanılacağının

hastaya

anlatılması

hastanın

anlamasının sağlanması çok önemlidir (bkz. bölüm 4.2). Hastalara bu talimatlara uymadıkları

takdirde özofagus problemleri yaşama risklerinin artabileceği söylenmelidir.

Alendronat ile kapsamlı klinik çalışmalarda risk artışı görülmemekle birlikte ender olarak

(pazara sunulduktan sonra) mide ve duodenum ülserleri bildirilmiştir; bunların bazısı şiddetli

ve komplikasyonludur (bkz. bölüm 4.8).

Çene osteonekrozu

Genellikle diş çekimi ve/veya lokal enfeksiyon (osteomiyelit dahil) ile birlikte iyileşmede

gecikme ile ilişkili çene osteonekrozu, primer olarak intravenöz bifosfonatlar ile tedavi edilen

kanserli

hastalarda

rapor

edilmiştir.

hastaların

çoğu

aynı

zamanda

kemoterapi

kortikosteroid almaktadır. Çene osteonekrozu oral bifosfonat kullanan osteoporozlu hastalarda

da rapor edilmiştir.

Çene osteonekrozu gelişiminde bireysel risk değerlendirilirken, aşağıdaki risk faktörleri göz

önünde bulundurulmalıdır:

bifosfanatın gücü (zoledronik asit için en yüksektir), uygulama yolu (yukarıya bakınız) ve

kümülatif doz

kanser, kemoterapi, radyoterapi, kortikosteroidler, anjiyogenez inhibitörleri, sigara içmek

dental hastalık öyküsü, zayıf oral hijyen, periodontal hastalık, invaziv dental prosedürler ve

zayıf bağlantılı protezler.

4/13

Hastalarda zayıf dental durum olduğunda, oral bifosfonatlarla tedaviden önce, diş muayenesi

yapılmalı ve dişler için uygun koruyucu önlemler alınmalıdır.

hastalara

tedavi

sırasında

inavazif

dental

prosedürler

uygulanmasından

mümkün

olduğunca kaçınılmalıdır. Bifosfonat tedavisi sırasında çene osteonekrozu gelişen hastalarda

dental operasyon yapılması, durumu daha da kötüleştirebilir. Dental uygulama gerektiren

hastalarda

bifosfonat

tedavisine

verilmesinin

çene

osteonekrozu

riskini

düşürüp

düsürmediğine ait veri bulunmamaktadır. Tedaviyi yapan hekim her bir birey için fayda/zarar

değerlendirmesini yaparak tedavi planı hazırlamalıdır.

Bifosfanat tedavisi süresince, tüm hastalar iyi ağız hijyeninin idamesi, rutin dental kontroller

ve dental mobilite, ağrı veya sişme gibi herhangi bir oral semptomun bildirilmesi konusunda

desteklenmelidirler.

Dış kulak yolunda osteonekroz

Çoğunlukla uzun süreli tedaviyle ilişkili olarak, bifosfonat kullanımı ile dış kulak yolunda

osteonekroz vakaları bildirilmiştir. Dış kulak yolundaki osteonekroz için olası risk faktörleri

steroid kullanımı, kemoterapi ve/veya

enfeksiyon ve travma

gibi lokal risk faktörlerini

içermektedir. Ağrı veya akıntı veya kronik kulak enfeksiyonları gibi kulak semptomları

görülen bifosfonat alan hastalarda dış kulak yolunda osteonekroz olasılığı düşünülmelidir.

Kas-iskelet ağrısı

Bifosfonatları kullanan hastalarda, kemik, eklem ve/veya kas ağrısı bildirilmiştir. Pazarlama

sonrası deneyimde, bu semptomlar nadiren şiddetli ve/veya güçsüzleştirici (bkz. bölüm 4.8)

olmuştur. Semptomların başlama zamanı, tedaviye başladıktan bir gün sonrası ile aylar

sonrasına

kadar

değişebilmektedir.

Tedavi

kesildikten

sonra

birçok

hastada

semptomlar

düzelmiştir. Aynı ilaç ya da bir baska bifosfonat uygulandığında semptomların bazıları tekrar

ortaya çıkabilir.

Atipik bölgelerde kırıkları

Bifosfonat

tedavi

edilen

hastalarda

atipik

bölgelerde

(subtrokanterik

femur

saft)

kırıklar, öncelikle uzun süreli osteoporoz tedavisi gören hastalarda rapor edilmiştir. Bu çapraz

ya da kısa eğimli kırıklar küçük trokanterin tam altından suprakondiler işaretinin tam altına

kadar her yerde olabilir. Bu kırıkların genellikle stres kırıkları ile birleştiği görülür ve ufak

travmalardan sonra ya da travma olmaksızın ve bazı hastalarda uyluk ve kasık acısı ile,

uylukla ilişkili bütün bir kırık oluşmadan aylar ya da haftalar öncesinden oluşur. Kırıklar

çoğunlukla bilateraldir, dolayısıyla bifosfonatla tedavi gören ve femur şaft kırığı görülen

hastalarda kontralateral femur muayane edilmelidir. Bu kırıkların yetersiz iyileştiği de rapor

edilmiştir.

Atipik

femur

kırığından

şüphelenilen

hastalarda,

bireysel

yarar-risk

değerlendirmesine

dayanılarak,

hastanın

değerlendirmesi

devam

ederken

bifosfonat

tedavisinin kesilmesi düşünülmelidir.

Bifosfonat tedavisi süresince hastalara her türlü uyluk, kalça veya kasık ağrısını bildirmeleri

tavsiye edilmeli ve bu belirtilerle gelen her hasta tam olmayan bir femur kırığı açısından

değerlendirilmelidir.

Böbrek yetmezligi

BONYL

glomerüler

filtrasyon

oranı

<

ml/dak.

olan

böbrek

yetmezliği

hastalarında

önerilmemektedir (bkz. bölüm 4.2).

5/13

Kemik ve mineral metabolizması

Östrojen eksikliği ve yaşlanma dışında kalan osteoporoz nedenleri dikkate alınmalıdır.

BONYL ile tedaviye başlamadan önce hipokalsemi durumu düzeltilmelidir (bkz. bölüm 4.3).

BONYL

tedavisine

başlanmadan

önce

diğer

mineral

metabolizması bozuklukları

vitamini

eksikliği

hipoparatiroidizm

gibi)

etkin

olacak

şekilde

tedavi

edilmelidir.

BONYL'in içerisindeki D vitamini miktarı, D vitamini yetersizliğinin düzeltilmesi için yeterli

değildir. Bu durumdaki hastalarda, serum kalsiyumu ve hipokalsemi semptomları, BONYL ile

tedavi boyunca izlenmelidir.(Bkz. Bölüm 4.8)

Özellikle kalsiyum emilimi azalabilen glukokortikoidler alan hastalarda, kemik mineralini

artırmada, alendronatın pozitif etkilerine bağlı olarak, serum kalsiyum ve fosfatında azalmalar

ortaya

çıkabilir.

Bunlar

genellikle

küçük

asemptomatiktir.

Ancak

nadiren

olsa

semptomatik

hipokalsemi

rapor

edilmiştir

genellikle

predispozan

faktörlü

(örn;

hipoparatiroidizm, D vitamini yetersizligi ve kalsiyum malabsorbsiyonu) hastalarda ortaya

çıkar ve bazen şiddetlidir (bkz. bölüm 4.8).

Kolekalsiferol

D3 vitamini düzensiz aşırı kalsitriol üretimiyle ilişkili hastalıkları olan (örn. lösemi, lenfoma,

sarkoidozis)

hastalara

verildiğinde

hiperkalseminin

ve/veya

hiperkalsiürinin

şiddetini

artırabilir. Bu hastalarda idrar ve serum kalsiyumu izlenmelidir.

Malabsorbsiyonlu hastalar, D3 vitaminini yeterli olarak absorbe edemeyebilirler.

Yardımcı maddeler:

Susuz Laktoz: Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktoz yetmezliği ya da glikoz-

galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

Sodyum: Bu ürün 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder, yani esasında “sodyum

içermez”.

Sukroz: Nadir kalıtımsal früktoz intoleransı, glikoz-galaktoz malabsorpsiyon veya sükraz-

izomaltaz yetmezliği problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

4.5.Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Alendronat sodyum

Birlikte

alındığında,

yiyecekler

içecekler

(maden

suyu

dahil),

kalsiyum

preparatları,

antasitler ve diğer oral ilaçlar alendronatın emilimini etkileyebilir. Bu nedenle, alendronattan

sonra başka bir oral ilaç almadan önce, en az yarım saat beklenmelidir (bkz. bölüm 4.2 ve5.2).

Steroid

olmayan

antiinflamatuar

ilaçların

kullanımı

gastrointestinal

iritasyon

ilişkili

olduğundan, bu ilaçlar alendronat ile birlikte kullanılırken dikkat edilmelidir.

Kolekalsiferol

Olestra, mineral yağlar, orlistat ve safra asidi sekestranları (örn., kolestiramin, kolestipol), D

vitamininin

emilimini

azaltabilir.

Antikonvülzanlar,

simetidin

tiyazidler

vitamini

katabolizmasını artırabilir. Kişiye özel D vitamini takviyesi düşünülebilir.

6/13

4.6.Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

BONYL çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda kullanılmamalıdır.

Gebelik dönemi

BONYL'in yalnızca menopoz sonrası kadınlarda kullanımı amaçlanmıştır ve bundan dolayı

gebelik sırasında kullanılmamalıdır.

Gebe kadınlarda BONYL kullanımı ile ilgili yeterli veri yoktur veya sınırlıdır. Hayvanlar

üzerinde

yapılan

çalışmalar

reprodüktif

toksisite

göstermiştir

Gebe

sıçanlara

verilen

alendronat, hipokalsemi ile ilişkili olarak güç doğuma neden olmuştur (bkz. bölüm 5.3).

Hayvanlarda

yapılan

çalışmalarda

yüksek

vitamini

birlikte

hiperkalsemi

reprodüktif toksisite gösterilmiştir (bkz. bölüm 5.3).

Laktasyon dönemi

BONYL'in yalnızca menapoz sonrası kadınlarda kullanımı amaçlanmıstır ve bundan dolayı

emziren kadınlarda kullanılmamalıdır.

Alendronatın/metabolitlerin

anne

sütüne

geçip

geçmediği

bilinmemektedir.

Yeni

doğanlar/bebekler için risk harici tutulamaz. Alendronat emzirme sırasında kullanılmamalıdır.

Kolekalsiferol ve bazı aktif metabolitleri anne sütüne geçmektedir.

Üreme yeteneği/fertilite

Bisfosfonatlar kemik matriksinin yapısına girer ve daha sonra da buradan, yıllar boyunca

yavaş

yavaş

serbest

kalır.

Erişkin

insan

kemiğinin

yapısına

giren

bisfosfonat

miktarı,

dolayısıyla sistemik dolaşıma geri dönen miktar, doğrudan dogruya bisfosfonat tedavisinin

süresine ve kullanılan doza bağlıdır (bkz bölüm 5.2). İnsanlardaki fötal riskler hakkında hiçbir

veri yoktur. Ancak bir bisfosfonat tedavisi tamamladıktan sonra gebe kalan bir kadında,

özellikle iskelet üzerinde zararlı olması seklinde teorik bir risk vardır. Bisfosfonat tadavisinin

kesilmesinden, kadının gebe kalmasına kadar geçen süre, kullanılan bisfosfonatın hangisi

olduğu ve kullanılma yolu (oral ya da intravenöz) gibi değişkenlerin böyle bir risk üzerindeki

etkileri incelenmemiştir.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

BONYL’in, bazı yan etkileri yaşayan (örneğin bulanık görme, baş dönmesi ve şiddetli kemik,

kas veya eklem ağrısı (bkz. Bölüm 4.8)) hastalarda araç ve makine kullanımı üzerinde orta

derecede etkisi olabilir.

İstenmeyen etkiler

Yaygın olarak bildirilen advers reaksiyonlar; karın ağrısı, dispepsi, özafajiyal ülser, disfaji,

abdominal

distansiyon

asit

rejürjitasyonunu

içeren

üst

gastrointestinal

advers

reaksiyonlardır (≥1/100 ila <1/10)

Aşağıdaki advers reaksiyonlar alendronatın pazarlama sonrası kullanımında ve/veya klinik

çalışmalarda rapor edilmiştir.

BONYL ile ek advers reaksiyonlar rapor edilmemiştir.

7/13

Sıklıklar aşağıdaki şekilde sıralanmıştır:

Çok yaygın (≥1/10)

Yaygın (≥1/100 ila <1/10)

Yaygın olmayan (> 1/1,000 ila <1/100)

Seyrek (> 1/10,000 ila < 1/1,000)

Çok seyrek (< 1/10,000)

Bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Bağışıklık sistemi

hastalıkları

Seyrek:

Ürtiker

anjiyoödem

dahil

aşırı

duyarlılık

reaksiyonları

Metabolizma ve

beslenme hastalıkları

Seyrek: Genellikle predispozan durumlarla iliskili semptomatik

hipokalsemi

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Bas agrısı, bas dönmesi

Yaygın olmayan: Disguzi

Göz Hastalıkları

Yaygın olmayan: Göz iltihabı (üveit, sklerit veya episklerit)

Kulak

ve

kulak

hastalıkları

Yaygın: Vertigo

Çok seyrek: Dış kulak yolunda osteonekroz (bifosfonat sınıfı

advers reaksiyon)

Gastrointestinal

hastalıkları

Yaygın:

Karın

ağrısı,

dispepsi,

kabızlık,

ishal,

flatulans,

özofajiyal

ülser*,

disfaji*,

abdominal

distansiyon,

asit

rejürjitasyonu

Yaygın olmayan: Bulantı, kusma, gastrit, özofajit*, özofajiyal

erozyon*, melena

†.

Seyrek: Özofajiyal striksiyon*, orofarenjiyal ülserasyon*, üst

gastrointestinal PUK'lar (perforasyon, ülserler, kanama)

Deri

ve

deri

altı

doku

hastalıkları

Yaygın: Alopesi

, prurit

Yaygın olmayan: Döküntü, eritem

Seyrek: Fotosensitivite ile birlikte döküntü, Stevens Johnson

sendromu

toksik

epidermal

nekroliz

dahil

şiddetli

deri

reaksiyonları

Kas iskelet bozuklukları,

bağ

doku

ve

kemik

hastalıkları

Çok yaygın: Bazen siddetlenen kas iskelet (kemik, kas veya

eklem) agrısı

†§

Yaygın: Eklemlerde sisme

Seyrek: Çene osteonekrozu

‡§

, atipik subtrokanterik ve diyafizer

femur kırıkları (bifosfonat sınıfı advers reaksiyon)

Genel bozukluklar ve

uygulama bölgesine

ilişkin hastalıklar

Yaygın: Asteni

, periferik ödem

Yaygın olmayan: Tipik olarak tedavinin baslangıcı ile ilişkili,

akut-faz

yanıtında

oldugu

gibi

geçici

semptomlar

(miyalji,

kırıklık ve nadiren ateş)

Bakınız bölüm 4.4

Klinik çalışmalardaki sıklık, ilaç ve plasebo grubuyla benzerdir.

8/13

Bakınız bölüm 4.2 ve 4.4

Bu advers reaksiyon, pazarlama sonrası deneyimde tespit edilmiştir. Seyreğin sıklığı, klinik

çalışmalara göre değerlendirilmiştir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir.

(www.titck.gov.tr;

posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Alendronat

Semptomlar

Oral doz aşımına bağlı olarak hipokalsemi, hipofosfatemi ve mide bulantısı, mide yanması,

özofajit, gastrit veya ülser gibi üst gastrointestinal sisteme ait istenmeyen olaylar görülebilir.

Tedavi yaklaşımı

Alendronat ile doz aşımının tedavisiyle ilgili spesifik bir bilgi yoktur. BONYL ile doz aşımı

durumunda alendronatı bağlamak için süt veya antasitler verilmelidir. Özofagus iritasyonu

riski nedeniyle hasta kusturulmamalı ve dik tutulmalıdır.

Kolekalsiferol

Genellikle sağlıklı yetişkinlerde D vitamini toksisitesi 10.000 IU/gün’den az dozlarda kronik

tedavi süresince bildirilmemiştir. Sağlıklı yetişkinlerde gerçekleştirilen klinik bir çalışmada

D3 vitamini günde 4000 IU dozda 5 aya kadar hiperkalsemi ya da hiperkalsiüri ile ilişkili

bulunmamıştır.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grubu: Kemik hastalıklarının tedavisinde kullanılan bifosfonat ve kalsiyum

kombinasyonu

ATC kodu: M05BB03

BONYL iki ayrı etkin madde içeren (alendronat sodyum trihidrat ve kolekalsiferol (vitamin

D3)) bir bileşik tablettir.

Etki mekanizması

Alendronat

Alendronat sodyum bir bifosfonat olup kemik oluşumuna direkt etki etmeden osteoklastik

kemik rezorbsiyonunu inhibe eder. Klinik öncesi çalışmalar, alendronatın seçici olarak aktif

rezorpsiyon bölgelerine yerleştiğini göstermiştir. Osteoklast aktivitesi inhibe edilmiştir, fakat

osteoklastların bağlanması veya istihdamı etkilenmemektedir. Alendronat tedavisi sırasında

kemik yapılanması normal kalitesinde devam etmektedir.

9/13

Kolekalsiferol(D

3

vitamini)

vitamini deride, 7-dehidrokolesterolün ultraviyole ışınlarla vitamin D

’e dönüşümüyle

üretilir. Yeterli güneş ışığından yoksun olan durumlarda, D

vitamini esansiyel bir diyet

besinidir. D

vitamini, karaciğerde 25-hidroksivitamin D

’e dönüştürülür ve gerekli olana

kadar depo edilir. Böbreklerde aktif, kalsiyum mobilize eden hormon 1,25-dihidroksivitamin

’e (kalsitriol) dönüşüm sıkı bir şekilde düzenlenmiştir. 1,25-dihidroksivitamin D

’ün ana

etkisi,

kalsiyumun

fosfatın

barsaktan

emilimini

artırmak,

serum

kalsiyumu,

böbreklerden

kalsiyum

fosfat

atılımını,

kemik

yapımını

yıkımını

düzenlemektir.

vitamini normal kemik yapımı için gereklidir. D vitamini yetersizliği hem güneş ışığı alımı

hem de gıdalarla alım yetersiz olduğunda ortaya çıkar. Bu yetersizlik negatif kalsiyum

dengesi, kemik kaybı ve iskelet kırığı riskinde artışla ilişkilidir. Ciddi olgularda, D vitamini

eksikliği

sekonder

hiperparatiroidi,

hipofosfatemi,

proksimal

güçsüzlüğü

osteomalaziye yol açarak, osteoporozlu kişilerde düşme ve kırık riskini daha da artırır. D

vitamini katkısı bu riskleri ve sonuçlarını azaltır.

Osteoporoz;

kalça

veya

omurganın

kemik

mineral

yoğunluğunun

(KMY)

normal

genç

popülasyondaki ortalama değere göre 2.5 standart sapma (SS) aşağısında veya KMY'den

bağımsız olarak düşük enerjili kırık (stres kırığı) şeklinde tanımlanmaktadır.

Klinik etkililik ve güvenlilik

Alendronat /Vitamin D

3

çalışmaları

682 osteoporotik postmenopozal kadının (başlangıçta serum 25-hidroksivitamin D: ortalama,

56 nmol/l [22.3 ng/ml]; aralık, 22.5-225 nmol/l [9-90 ng/ml]) dahil olduğu çok uluslu 15

haftalık

çalışma

yapılmıştır.

çalışmada,

Alendronat

/Vitamin

’ün

vitamini

durumuna etkisi kanıtlanmıştır. Haftada bir kez daha düşük yitilikte Alendronat /Vitamin D

(70 mg/2800 IU) (n=350) ya da Alendronat (alendronat 70 mg) (n=332) alan hastalarda ek

olarak D vitamini desteği yapılması engellenmiştir. 15 haftalık tedaviden sonra ortalama

serum 25-hidroksivitamin D seviyeleri Alendronat /Vitamin D3 (70 mg/2800 IU) grubunda

(%26) belirgin bir şekilde daha yüksek olup (56 nmol/l [23 ng/ml]), alendroat grubunda (46

nmol/l [18.2 ng/ml])'dir. D vitamini yetmezliği olan hastaların yüzdesi 15 hafta boyunca

(serum

25-hidroksivitamin

D<37.5

nmol/l

[<15

ng/ml]),

Alendronat

/Vitamin

mg/2800

grubunda

belirgin

şekilde

azalırken

(%62.5),

sadece

alendronat

karşılaştırıldığında sırasıyla %12'ye karşı %32'dir. D vitamini yetmezliği olan hastaların

yüzdesi (serum 25- hidroksivitamin D<22.5 nmol/l [<9 ng/ml]), Alendronat /Vitamin D3 (70

mg/2800

grubunda

belirgin

şekilde

azalırken

(%92),

sadece

alendronat

karşılaştırıldığında

(sırasıyla

%1'e karşı

%13)'tür. Bu çalışmada 15.

haftada

Alendronat

/Vitamin D3 (70 mg/2800 IU) grubunda (n=75) D vitamini

yetmezliği olan hastalarda

ortalama 25-hidroksivitamin D seviyeleri 22.5 ile 37.5 nmol/l [9 ila <15 ng/ml ]'den 30 nmol/l

(12.1 ng/ml) ile 40 nmol/l (15.9 ng/ml)'ye artmıştır. 15. haftada yalnızca alendronat grubunda

(n=70) tabandaki 30 nmol/l (12.0 ng/ml)'den 26 nmol/l (10.4 ng/ml)'ye düşmüştür. İki grup

arasında ortalama serum kalsiyum, fosfat veya 24 saatlik idrar kalsiyumunda herhangi bir

farklılık görülmemiştir.

Alendronat çalısmaları

Osteoporozlu

menopoz

sonrası

kadınlarda

yapılan

yıllık

çok

merkezli

çalışmada

alendronat haftada bir kez 70 mg (n=519) ve alendronat 10 mg/gün (n=370)'in terapötik

olarak eşdeğer olduğu kanıtlanmıştır. Lumbar omurgalardaki başlangıçtan KMY itibaren

10/13

KMY'de bir yıldaki ortalama artış; haftada bir kez 70 mg grubunda %5.1 (%95 GA: 4.8,

%5.4) ve günlük 10 mg grubunda %5.4 (%95 GA; %5.0-5.8)'tır. Ortalama KMY artışı ardışık

olarak haftada bir 70 mg grubunda ve günde bir kez 10 mg grubunda, femur boynunda %2.3

ve %2.9, kalçanın tümünde %2.9 ve %3.1'dir. Diğer iskelet kısımlarında da KMY artışı her

iki tedavi grubunda da benzerdir.

Menopoz sonrası kadınlarda alendronatın kemik kütlesi ve kırıklara etki etme insidansı iki

adet benzer şekilde dizayn edilmiş (N=994) başlangıç etkililik çalışmasında ve kırık müdahele

çalışmasında (Fracture Intervention Trial (FIT): N=6,459) araştırılmıstır.

Başlangıç etkililik çalışmasında alendronat 10 mg/gün ile ortalama KMY artısı plaseboya

göreceli olarak 3 yıl içerisinde omurga'da %8.8, femur boynunda %5.9 ve femur başında

%7.8'dir.

Aynı

zamanda

toplam

belirgin

şekilde

artmıştır.

Plaseboya

karşı

alendronatla tedavi edilen hastaların bir veya daha fazla kırık deneyimi olanlarında %48

oranında azalma (alendronat %3.2 ve plasebo %6.2) görülmüştür. Bu çalışmaların 2 yıllık

uzatmasında omurga ve femur başındaki KMY artmaya devam etmiş ve femur boynu ve

toplam vücut KMY'si aynı kalmıştır.

FIT çalısması günlük alendronat kullanılarak (iki yıl boyunca günde 5 mg ve ek olarak

çalışılan bir veya iki yılda günde 10 mg) yapılan iki plasebo-kontrollü çalışmadır:

FIT 1: En az başlangıç vertebral (kompresyon) kırığı olan 2,027 hastada 3 yıllık bir çalışma

yapılmıştır. Bu çalışmada günlük verilen alendronat, 1 ve daha fazla yeni vertebral kırık

oluşma riskini %47 azaltmıştır (alendronat %7.9 ve plasebo %15.0). Ek olarak kalça kırığı

(%1.1'e karsı %2.2) insidansında istatistiksel bir azalma (%51) görülmüştür.

FIT 2: Kemik kütlesi düşük olan, fakat başlangıçta vertebral kırığı olmayan 4,432 hastada 4

yıllık bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada osteoporotik kadınların (yukarıdaki osteoporoz

tanımlamasına karşılık gelen global popülasyonun %37'si) oluşturduğu alt grubun analizinde

kalça kırığı insidansında (alendronat %1.0 ve plasebo %2.2, azalma oranı %56) belirgin bir

farklılık gözlenmiştir. Ayrıca 1 ve daha fazla vertebral kırık insidansında (%2.9'a karsı %5.8)

azalma (%50) gözlenmiştir.

Laboratuvar test sonuçları

Klinik çalışmalarda günde 10 mg alendronat alan hastaların %18 ve %10'unda ve plasebo alan

hastaların %12 ve %3'ünde ardışık olarak serum kalsiyum ve fosfatında asemptomatik ve

geçici azalmalar gözlenmiştir. Bununla birlikte her iki tedavi grubunda, serum kalsiyumunda

azalmaların insidansı [<8.0 mg/dl (2.0 mmol/l)] ve serum fosfatında azalmaların insidansı [≤

2.0 mg /dl (0.65 mmol/l)] ile benzer olmuştur.

Pediyatrik popülasyon

Alendronat

sodyum

yaşın

altındaki

kemik

hastalığı

olan

sayıda

hasta

çalışılmıştır.

Sonuçlar

kemik

hastalı

olan

pediyatrik

hastalarda

alendronat

sodyum

kullanımını desteklemek için yeterli değildir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Alendronat

11/13

Emilim:

Alendronatın ortalama oral biyoyararlanımı 5 mg'dan 70 mg'a kadar olan doz aralığında, bir

gecelik açlıktan sonra ve standart bir kahvaltıdan iki saat önce alındığında, intravenöz (IV)

referans doza oranla kadınlarda %0.64 olmuştur. Erkeklerdeki oral biyoyararlanım (%0.6)

kadınlardakiyle benzer bulunmuştur. Standart bir kahvaltıdan bir saat veya yarım saat önce

alendronat uygulandığında biyoyararlanım benzer şekilde yaklaşık %0.46 ve %0.39 azalır.

Osteoporoz çalışmalarında, alendronat günün ilk öğününden (yiyecek veya içecek) en az 30

dakika önce uygulandığında etkilidir.

BONYL (70 mg/2800 IU) kombinasyon tabletlerdeki alendronat içeriği, alendronat 70 mg

tabletler ile biyoeşdeğerdir.

Alendronat

standart

kahvaltı

veya

kahvaltıdan

saat

sonra

uygulandığında

biyoyararlanım

çok

düşüktür.

Alendronat

kahve

veya

portakal

suyu

uygulandığında

biyoyararlanım yaklaşık %60 düşer.

Sağlıklı kişilerde oral prednizon (20 mg günde üç kez, 5 gün boyunca) alendronatın oral

biyoyararlanımında klinik olarak anlamlı bir değişiklik meydana getirmemiştir (ortalama artış

oranı %20 ile %44).

Dağılım: Sıçanlardaki çalışmalar, alendronatın 1 mg/kg IV uygulamasını takiben geçici olarak

yumuşak dokulara dağıldığını, sonra hızla tekrar kemiklere dağıldığını ya da idrarla atıldığını

göstermektedir. İnsanlarda kemik dışında ortalama kararlı durum dağılım hacmi en az 28

l’dir.

Analitik

incelemede,

terapötik

oral

dozları

takiben,

plazmada

alendronat

konsantrasyonları çok düşüktür (5 ng/ml’den düsük). İnsan plazmasında proteinlere bağlanma

oranı yaklaşık %78’dir.

Biyotransformasyon:

İnsanda ya da hayvanda alendronatın metabolize olduğunu gösteren hiç bir kanıt yoktur.

Eliminasyon:

C] alendronatın tek IV dozundan sonra radyoaktivitenin yaklaşık %50’si 72 saat içinde

idrarla atılır ve feçeste ya çok küçük bir radyoaktivite geri kazanılır ya da hiç geri kazanılmaz.

Alendronatın 10 mg IV tek dozunu takiben, renal klerensi 71 ml/dak. olmuş ve sistemik

klerensi

ml/dak.’yı

aşmamıştır.

uygulamayı

takiben

saat

içinde

plazma

konsantrasyonları %95’ten daha fazla azalmıştır. İnsanlarda terminal yarılanma ömrünün 10

yılı

aştığı

hesaplanmıştır

alendronatın

iskeletten

serbest

bırakıldığını

ortaya

koymaktadır. Alendronat sıçanların böbreklerinde asidik veya bazik tasıma sistemi yoluyla

atılmaz ve bu nedenle insanlarda bu yolla atılan diğer ilaçlarla etkileşime geçmesi beklenmez.

Kolekalsiferol

Emilim:

Erkek ve kadın sağlıklı erişkin bireylerde Alendronat/Vitamin D3 ’ün gece boyu açlığı sonrası

standart bir yemekten iki saat önce uygulanmasını takiben, D

vitamini (endojenöz D3

vitamini seviyeleri için ayarlanmayan) için serum-konsantrasyonu zaman eğrisinin altındaki

ortalama

alan

(EAA

0-120sa

) 296.4 ng.sa/ml olarak bulunmuştur. D

vitamininin ortalama

maksimum serum konsantrasyonu (C

maks

) 5.9 ng/ml ve maksimum serum konsantrasyonuna

ulaşmak için geçen medyan süre (T

maks

) ise 12 saat bulunmuştur. Tek başına uygulanan 2800

12/13

IU D

vitamininin biyoyararlanımı, Alendronat/Vitamin D3 'teki 2800 IU D

vitamininin

biyoyararlanımı ile benzerdir.

Dağılım:

Emilimi takiben D

vitamini, silomikronların bir parçası olarak kana geçer. D

vitamini

depolandığı başlıca form olan 25-hidroksivitamin D

’e metabolize olduğu karaciğere hızla,

dağılır.

Daha

miktarları,

daha

sonra

dolaşıma

salınmak

üzere

vitamini

seklinde

depolandığı adipoz doku ve kas dokusuna dağılır. Dolaşımdaki D

vitamini, D vitamini

bağlayan proteine bağlanır.

Biyotransformasyon:

vitamini karaciğerde hızla hidroksilasyon ile 25-hidroksivitamin D

’e metabolize olur ve

sonra böbreklerde biyolojik olarak aktif formu olan 1,25-dihidroksivitamin D

’e metabolize

olur. Sonraki hidroksilasyon, eliminasyondan önce görülür. D

vitamininin az bir oranı

eliminasyondan önce glukuronidasyona uğrar.

Eliminasyon:

Radyoaktif D3 vitamininin sağlıklı gönüllülere uygulandığında, 48 saat sonra radyoaktivitenin

ortalama üriner atılımı %2.4 ve 4 gün sonra radyoaktivitenin ortalama fekal atılımı %4.9

olmuştur. Her iki durumda da, atılan radyoaktivitenin hemen hepsi ana ilacın metabolitleridir.

Alendronat/Vitamin

mg/2800

IU)’ün

oral

dozunu

takiben

serumdaki

vitamininin ortalama yarılanma ömrü yaklaşık 24 saattir.

Hastalardaki karakteristik özellikler:

Böbrek Yetmezliği

Klinik

öncesi

çalışmalar,

kemikte

tutulan

alendronatın

hızlıca

idrarla

atıldığını

göstermektedir. Hayvanlarda 35 mg/kg’a kadar kümülatif IV dozları ile yapılan kronik doz

uygulamasından

sonra

kemikteki

tutulmanın

doygunluğuna

dair

herhangi

kanıt

bulunmamıştır. Klinik bilginin olmamasına rağmen, hayvanlarda olduğu gibi alendronatın

böbrek yoluyla atılımının, zayıf böbrek fonksiyonu olan hastalarda azaltılacağı olasıdır. Bu

nedenle, kemikteki alendronatın biraz daha fazla birikmesi, zayıf böbrek fonksiyonu olan

hastalarda beklenebilir (bkz. bölüm 4.2).

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri

Alendronat ve kolekalsiferol kombinasyonu ile herhangi bir klinik dışı çalısma yapılmamıştır.

Alendronat

Klinik dışı veriler, güvenlilik farmakolojisi, tekrarlanan doz toksisitesi, genotoksisite ve

karsinojenik potansiyelin değerlendirildiği geleneksel çalışmalara dayanarak insanlar için

herhangi bir tehlike ortaya koymamaktadır. Sıçanlarla yapılan çalışmalar, hamilelik sırasında

alendronat ile yapılan tedavinin, doğum sırasında disilerde hipokalsemiye bağlı olan distosiye

neden olduğunu göstermiştir. Çalışmalarda yüksek dozlar verilen sıçanlarda, tamamlanmamış

fötal

kemikleşme

insidansında

artış

görülmüştür.

İnsanlara

olan

uygulanabilirliği

bilinmemektedir.

Kolekalsiferol

İnsan terapötik dozu aralığından daha yüksek dozlarla yapılan hayvan çalışmalarında üreme

toksisitesi gözlenmiştir.

13/13

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1. Yardımcı maddelerin listesi

Susuz Laktoz

Kroskarmelloz sodyum

Kolloidal silikon, susuz

Magnezyum stearat

Mikrokristalin selüloz (Tip 102)

Orta uzunlukta trigliseritler

Bütilhidroksitoluen

Sukroz

Jelatin

Saf su

Prejelatinize nişasta

6.2. Geçimsizlikler

Uygulanabilir değildir.

6.3. Raf ömrü

24 ay

6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler

C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

Nemden ve ışıktan korunmalıdır. Tabletler kullanımına kadar orijinal blister ambalajlarında

saklanmalıdır.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği

Kutuda, Alu – Alu blisterde 4 ve 12 tablet.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Özel bir gereklilik yoktur.

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve

“Ambalaj Atıkların Kontrolü Yönetmelik”lerine uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

Abdi İbrahim İlaç San. ve Tic. A.Ş.

Reşitpaşa Mah. Eski Büyükdere Cad. No: 4 34467

Maslak / Sarıyer / İSTANBUL

Tel: 0212 366 84 00

Faks: 0212 276 20 20

8. RUHSAT NUMARASI

233 / 41

9. İLK RUHSAT TARİHİ/ RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi : 12.07.2011

Ruhsat yenileme tarihi : -

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

9-1-2018

Adding Folic Acid to Corn Masa Flour May Prevent Birth Defects

Adding Folic Acid to Corn Masa Flour May Prevent Birth Defects

When consumed by women before and during pregnancy, folic acid, a B vitamin, may help prevent neural tube defects (NTDs).

FDA - U.S. Food and Drug Administration

18-5-2018

EU/3/14/1328 (Roche Registration GmbH)

EU/3/14/1328 (Roche Registration GmbH)

EU/3/14/1328 (Active substance: 4-{[(2R,3S,4R,5S)-4-(4-chloro-2-fluoro-phenyl)-3-(3-chloro-2-fluoro-phenyl)-4-cyano-5-(2,2-dimethyl-propyl)-pyrrolidine-2-carbonyl]-amino}-3-methoxy-benzoic acid) - Transfer of orphan designation - Commission Decision (2018)3149 of Fri, 18 May 2018 European Medicines Agency (EMA) procedure number: EMA/OD/100/14/T/01

Europe -DG Health and Food Safety