BENICAL

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • BENICAL COLD 20 FILM TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • BENICAL COLD 20 FILM TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • diğer soğuk hazırlıkları

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699546095131
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

TIBBİ FARMASÖTİK ÜRÜNÜN ADI

BENİCAL COLD

film kaplı tablet

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Parasetamol………………….….500 mg

Psödoefedrin hidroklorür…………30 mg

Dekstrometorfan hidrobromür……20 mg

Yardımcı maddeler: Laktoz……………………………120 mg

Sodyum nişasta glikolat…………..40 mg

Yardımcı maddelerin tam listesi için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Film kaplı tabletler, gri-sarı renkli, oval, silindirik, iki yüzü dışbükeydir.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1

Terapötik endikasyonlar

Ateş, ağrı ve öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklığı ile seyreden soğuk algınlığı ve

gribal enfeksiyonların semptomatik tedavisinde endikedir.

4.2

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji / uygulama sıklığı ve süresi

Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde;

12 yaş ve üzerindeki hastalarda, günde 3 kez 1 tablet kullanılmalıdır.

Uygulama şekli

Yeterli miktarda (örn. bir bardak) su ile çiğnenmeden yutulur.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek yetmezliği:

Böbrek fonksiyonlarında ağır bozukluk olan kişilerde kullanılmamalıdır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Karaciğer yetmezliği:

Karaciğer fonksiyonlarında ağır bozukluk olan kişilerde kullanılmamalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

12 yaş ve altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır.

Geriyatrik popülasyon:

60 yaşın üzerindeki hastalarda kullanımından kaçınılmalıdır. (Bkz. 4.4 Özel kullanım

uyarıları ve önlemleri)

4.3

Kontrendikasyonlar

BENİCAL COLD;

- İçeriğinde bulunan maddelerden herhangi birine karşı aşırı hassasiyeti,

- Ağır koroner arter hastalığı,

- Epilepsi,

- Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH),

- Bronşiyal astım,

- Solunum yetmezliği ve solunum depresyonu,

- Pnömoni,

- Ağır karaciğer fonksiyon bozukluğu (Child-Pugh kategorisi >9) /akut hepatit,

- Ağır böbrek fonksiyon bozukluğu,

- Şiddetli hipertansiyon ve taşikardinin eşlik ettiği herhangi bir hastalık durumunda,

-Aynı anda monoamin-oksidaz inhibitörü, sempatomimetik veya seratonerjik ilaçlarla

(ör. bazı antidepresanlar; anorektikler veya son 2 hafta içinde monoamin-oksidaz

inhibitörü ile) tedavi olan,

- Herediter yapısal hiperbilirubinemisi (Morbus Moulengracht) olan kişilerde,

- Hipertiroidizmi olanlarda,

- Glokomu olanlarda,

- Şiddetli böbrek yetmezliği olanlarda,

- Feokromositoması olanlarda

- Mesane boynunda obstrüksiyon

- Piloroduodenal obstrüksiyon

- Stenoz yapan peptik ülser

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Diabetes mellitus olanlarda

12 yaş ve altındaki çocuklarda

kullanılmamalıdır.

4.4

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Diyabetikler için bilgiler:

1 film kaplı tablet 2.72 kJ 0.016 “meyve değişkenlik birimi” içerir.

1 meyve değişkenlik birimi= 190 kJ veya 45 kcal’dir.

BENİCAL COLD, karaciğer hastalığı, alkolizm ve epilepside veya beyin hasarı

bulunan hastalarda zararlı olabilir. Akut yüksek dozda ciddi karaciğer toksisitesine

neden olur. Erişkinlerde günlük dozlarda kronik kullanımı da karaciğer hasarına

neden olabilir.

Anemisi olanlarda, akciğer hastaları, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan

hastalarda

doktor

kontrolü

altında

dikkatli

kullanılmalıdır.

Böbrek

yetmezliği

(Kreatinin

klerensi

<10

ml/dakika)

halinde,

doktorun

parasetamol

kullanımının

yarar/risk oranını dikkatle değerlendirmesi gerekir. Doz ayarlaması yapılmalı ve hasta

kesintisiz izlenmelidir.

Bir yıl boyunca günlük terapötik parasetamol dozları alan bir hastada hepatik nekroz

ve daha kısa süreli olarak aşırı doz kullanan bir hastada karaciğer hasarı bildirilmiştir.

12-48 saat içinde karaciğer enzimleri yükselebilir, protrombin zamanı uzayabilir.

Ancak,

klinik

semptomlar

dozun

alınmasından

gün

sonrasına

kadar

görülmeyebilir.

Hepatotoksiste riskinden ötürü, parasetamol tavsiye edilenden daha yüksek dozlarda

ya da daha uzun süreli kullanılmamalıdır. Önerilenden daha uzun süre kullanılması

durumunda, hepatik siroz gibi ciddi hepatik sonuçlara neden olabilir.

Kronik günlük dozlarda ve akut yüksek dozlarda nadiren ölümcül sonuçlara yol

açabilecek ciddi hepatotoksisiteye neden olabilir.

Hepatit

rahatsızlığı

olan

veya

viral

hepatit

gibi

karaciğeri

etkileyen

enfeksiyon

durumlarında, parasetamol kullanmadan önce doktora danışılmalıdır.

Önceden mevcut hepatik hastalığı bulunan hastalar için, yüksek dozda veya uzun

süreli tedaviler esnasında periyodik aralıklarla karaciğer fonksiyon tetkikleri yapmak

gerekebilir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Hafif veya orta şiddette karaciğer yetmezliği (Child-Pugh kategorisi <9) olan hastalar,

parasetamolü dikkatli kullanmalıdır.

Terapötik dozlarda parasetamol uygulanması sırasında serum alanin aminotransferaz

(ALT) düzeyi yükselebilir.

Yüksek dozlarda paresetamolün uzun süreli kullanılması böbrek ve karaciğer hasarına

neden olabilir.

Serebral ateroskleroz

İdiyopatik ortostatik hipotansiyon

Terapötik dozlarda parasetamol ile hepatik oksidatif stresi artıran ve hepatik glutatyon

rezervini azaltan ilaçların eşzamanlı kullanımı, alkolizm, sepsis veya diabetes mellitus

gibi çeşitli durumlar hepatik toksisite riskinde artışa yol açabilir.

Orta düzeyde alkol ile birlikte eş zamanlı parasetamol alınması, karaciğer toksisitesi

riskinde bir artışa yol açabilir. Alkolik karaciğer hastalarında dikkatli kullanılmalıdır.

Alkol

alan

kişilerde

hepatotoksisite

riski

nedeniyle

günlük

alınan

parasetamol

dozunun

gramı

aşmaması

gerekir.

Alkolik

karaciğer

hastalarında

dikkatli

kullanılmalıdır.

Genelde özellikle diğer analjeziklerle kombinasyon halinde kesintisiz parasetamol

kullanılması,

kalıcı

böbrek

hasarına

böbrek

yetmezliği

riskine

(analjezik

nefropatisi) yol açabilir.

Glukoz-6-fosfat

dehidrogenaz

eksikliği

olanlarda

dikkatli

kullanılmalıdır.

Seyrek

olarak hemolitik anemi vakaları görülebilir.

Gilbert

Sendromu

olan

hastaların

parasetamol

kullanması,

sarılık

gibi

klinik

semptomplara ve daha belirgin hiperbilirubinemiye neden olabilir. Bundan dolayı, bu

hastalar parasetamolü dikkatli kullanmalıdır.

60 yaş

üzerindeki

hastalarda,

hipertansiyonu, hipertiroidizmi, diabetes

mellitusu,

kardiyovasküler

hastalığı,

iskemik

kalp

hastalığı,

aritmisi,

glokomu,

böbrek

yetmezliği

veya

prostat

hipertrofisi

(hiperplazisi)

olan

hastalarda

kullanımından

kaçınılmalıdır. Kullanılması durumunda 5 günden daha uzun süre kullanılmamalıdır.

Normotansif

hastalarda

psödoefedrinin

görünür

hiç

presör

etkisi

olmamakla

beraber,

psödoefedrin

hafif-orta

şiddette

hipertansiyonu

olan

hastalarda

dikkatle

kullanılmalıdır. Kontrol edilemeyen hipertansiyonu olan hastalarda psödoefedrinin

kan basınıcı üzerindeki etkisi gözlenmelidir.

Halüsinasyonlar, huzursuzluk, uyku düzensizliği oluştuğunda kesilmelidir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Uzun süreli kullanımından kaçınılmalıdır. 5 günden uzun süre kullanılmamalıdır.

Seyrek olarak psödoefedrin dahil olmak üzere sempatomimetik ilaçlarla posterior geri

dönüşlü

ansefalopati

(PRES)/

geri

dönüşlü

serebral

vazokonstriksiyon

sendromu

(RCVS)

bildirilmiştir.

Bildirilen

semptomlar

başlangıçlı

şiddetli

baş

ağrısı,

bulantı, kusma ve görme bozukluğudur. Olguların çoğu uygun tedavi ile birkaç günde

düzelmiştir.

PRES/RCVS

belirti

semptomları

gelişmesi

halinde

psödoefedrin

hemen kesilmelidir.

Psödoefedrin ile iskemik kolit bildirimleri olmuştur. Şayet abdominal ağrı, rektal

kanama

iskemik

kolitin

diğer

semptomları

gelişirse,

psödoefedrin

derhal

durdurulmalı ve doktora başvurulmalıdır.

Astım kronik rinit ve kronik ürtikeri olan ve özellikle diğer antienflamatuar ilaçlarla

aşırı

duyarlılığı

olan

hastalarda

dikkatli

kullanılmalıdır.

Duyarlı

kişilerde

propifenazon

parasetamol

ilaçlarla

nadiren

astım

krizleri

anaflaktik

şok

bildirilmiştir.

Önerilen

dozu

aşmamalı

veya

ardı

ardına

5

günden

daha

uzun

süre

kullanılmamalıdır. Yüksek doz parasetamol ve bu arada uzunca bir süre içerisinde

kullanılan toplam dozun yüksek olması, irreversibl karaciğer yetersizliğiyle birlikte

analjeziklere

bağ

nefropati

gelişmesine

neden

olabilir.

Hastalar

bu

ilacı

kullanırken,

parasetamol

içeren

daha

başka

ürünler

kullanmaları

konusunda

uyarılmalıdırlar.

Çok nadir vakalarda ciddi deri reaksiyonları rapor edilmiştir. Cilt kızarıklığı, ürtiker,

kabartı veya soyulma durumunda ilaç kullanımı bırakılmalı ve derhal tıbbi yardım

alınmalıdır (bkz. Bölüm 4.8 İstenmeyen etkiler).

Parasetamolü

kullananlarda

veya

daha

önce

kullanım

hikayesi

olanlarda,

kullanımın ilk dozunda veya tekrarlayan dozlarında deride kızarıklık, döküntü veya

bir deri reaksiyonu oluşabilmektedir. Bu durumda doktor ile irtibata geçilerek ilacın

kullanımının

bırakılması

veya

alternatif

tedaviye

geçilmesi

gerekmektedir.

Parasetamol ile deri reaksiyonu gösteren kişi bir daha bu ilacı veya parasetamol içeren

başka bir ilacı kullanmamalıdır. Bu durum ciddi ve ölümle sonuçlanabilen Steven

Johnson

Sendromu

(SJS),

toksik

epidermal

nekroliz

(TEN)

akut

generalize

ekzantematöz püstüloz (AGEP) dahil cilt reaksiyonlarına neden olabilmektedir.

Tanısı konmuş veya şüpheli konjenital uzamış QT sendromu veya Torsades de

Pointes hastalığı bulunanlarda kullanımından kaçınılmalıdır.

Hasta doktor tarafından başka şekilde belirtilmedikçe ağrı kesicilerin düzenli olarak

uzun süreli kullanılmaması gerektiği konusunda uyarılmalıdır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Yetersiz beslenme ya da uzun süreli açlık durumunda 4 g’lık günlük dozun aşılması

hastaların hepatotoksisite eğilimini artırabilir. Parasetamol içeren diğer ilaçlar ile

eşzamanlı kullanımından kaçınılmalıdır.

3-5 gün içinde yeni semptomların oluşması ya da ağrının ve/veya ateşin azalmaması

halinde hastaların parasetamol kullanmaya son vermesi ve bir doktora danışması

önerilir.

Perhiz durumunda kullanılmamalıdır.

Solunum güçlüğü durumlarında kullanılmamalıdır.

Monoamin oksidaz inhibitörleri kullanımı sırasında ya da kullanımını takip eden 2

hafta süresince kullanılmamalıdır.

Ameliyat durumunda tedavinin birkaç gün önceden durdurulması önerilir. Halojenli

anestetiklerin kullanılması, hipertansif kriz riskini artırır.

Taşikardi veya palpitasyon gelişen duyarlı hastalarda, tedavi durdurulmalıdır.

Hematopoietik disfonksiyon durumunda dozun azaltılması ve/veya dozlar arasındaki

sürenin uzatılması gibi önlemler alınmalıdır.

Parasetamol, psödoefedrin hidroklorür ve dekstrometorfan hidrobromür içeren diğer

ilaçların

BENİCAL

COLD

Film

Kaplı

Tablet

eşzamanlı

kullanımından

kaçınılmalıdır.

Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktoz yetmezliği ya da glikoz-galaktoz

malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

Bu tıbbi ürün doz başına 1 mmol’den (23 mg) daha az sodyum içerir. Dozu nedeniyle

herhangi bir uyarı gerekmemektedir.

4.5

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Parasetamol:

Propantelin gibi mide boşalmasını yavaşlatan ilaçlar, parasetamolün yavaş emilmesine

ve dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir.

Metoklopramid

domperidon

gibi

mide

boşalmasını

hızlandıran

ilaçlar,

parasetamolün daha hızlı emilmesine ve dolayısıyla parasetamolün etkisinin daha

hızlı başlamasına neden olabilir.

Kolestiramin kullanımı ile parasetamol absorpsiyonu düşer. Bu nedenle maksimum

analjesik etki için 1 saat içerisinde iki ilaç aynı anda kullanılmamalıdır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Bazı

hipnotikler

antiepileptik

ilaçlar

(glutetimid,

fenobarbital,

fenitoin,

karbamezapin

vb.)

veya

rifampisin

gibi

karaciğerde

hepatik

mikrozomal

enzim

indüksiyonuna

sebep

olan

ilaçların

başına

kullanıldığında

zararsız

olan

parasetamol dozlarıyla eşzamanlı kullanımı karaciğer hasarına yol açabilir. Aşırı alkol

tüketimi halinde, terapötik dozlarda bile parasetamol alınması da karaciğer hasarına

neden olabilir.

Parasetamolün kloramfenikol ile kombinasyon halinde kullanılması, kloramfenikolün

yarılanma ömrünü uzatabilir ve dolayısıyla bu ilacın toksiste riskini arttırabilir.

Parasetamol

(veya

metabolitleri),

vitaminine

bağımlı

koagülasyon

faktörü

sentezinde rol oynayan enzimler ile etkileşir. Parasetamol ile varfarin veya kumarin

türevleri arasındaki etkileşimler “uluslararası normalleştirilmiş oran” (International

Normalized Ratio, INR) değerinde ve kanama riskinde bir artışa neden olabilir.

Bundan dolayı oral antikoagülan kullanan hastalar, tıbbi denetim ve kontrol almadan

uzun süreli parasetamol kullanmamalıdır.

Varfarin

diğer

kumarinlerin

antikoagülan

etkisi

uzun

süreli

parasetamol

kullanımında artarak kanama riskine yol açabilir; kısa süreli kullanımda belirgin etki

beklenmez.

5-Hidroksitriptamin

(serotonin)

respetör

antogonistleri

olan

tropisetron

granisetron farmakodinamik etkileşim ile parasetamolün analjezik etkisini tamamen

baskılayabilir.

Parasetamol

azidotimin

(AZT-zidovudin)

eşzamanlı

kullanılması

nötropeni

eğilimini arttırır. Bu nedenle tıbbi tavsiye olmadıkça, parasetamol AZT ile birlikte

alınmamalıdır.

Birden fazla

ağrı

kesiciyle

kombinasyon

tedavisinden

kaçınılması

önerilmektedir.

Bunun hastaya ekstra bir fayda sağladığını gösteren çok az kanıt vardır ve genelde

istenmeyen etkilerde artışa yol açar.

John’s

Wort

(Hypericum

perforatum-

sarı

kantaron)

parasetamolün

düzeylerini azaltabilir.

Besinler ile birlikte alındığında parasetamolün emilim hızı azalabilir.

aşımında

parasetamol

karaciğerde

harabiyeti

risk

taşır

parasetamolün

toksisitesi;

karaciğerde

toksik

etki

yaratabilecek

diğer

ilaçlarla

birlikte

kullanıldığında, kronik alkolizmde veya aç kalmış hastalarda artabilir.

Psödoefedrin

Psödoefedrinin

hafif

sempatomimetik

özellikleri,

diğer

sempatomimetik

ilaçların

santral sinir sistemi (SSS)’ni uyarıcı etkisini arttırabilir. BENİCAL COLD ile klasik

monoaminoksidaz (MAO) inhibitörleri, sempatomimetik ilaçlar ve bazı seratonerjik

ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Trisiklik

antidepresanlar,

iştah

bastırıcı

ilaçlar,

sempatomimetik

ajanlar

(dekonjestanlar, iştah bastırıcılar ve amfetamin benzeri psikostimülanlar gibi) ve

sempatomimetik aminlerin katabolizmasını etkileyen monoamin oksidaz inhibitörleri

beraber

kullanılması

bazen

basıncının

yükselmesine

sebebiyet

verebilir.

Psödoefedrin

içermesinden

dolayı

BENİCAL

COLD,

bretilyum,

betanidin,

guanetidin, debrizokin, metildopa, alfa ve beta adrenerjik blokör ilaçlar gibi sempatik

aktiviteyi engelleyen hipotansif ilaçların etkisini kısmen tersine çevirir (bkz. Özel

kullanım

uyarıları

önlemleri).

Kardiyak

glikozidler

disritmi

riskine,

ergo

alkoloitleri ise ergotizm riskine sebep olabilir.

Dekstrometorfan

İlaç-İlaç Etkileşimleri

Monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri

inhibitörleriyle

zamanlı

kullanım;

mide

bulantısı,

koma,

hipotansiyon,

bacaklarda titreme, kas spazmları ve hiperpireksiyi içeren semptomlarla seyreden

serotonin sendromu riskindeki artıştan dolayı kontrendikedir ve kalp krizi veya ölüme

neden olabilir.

(İlaç örnekleri: Klorjilin, iproniazid, izokarboksazid, linezolid, moklobemid,

nialamid,

parjilin, fenelzin, prokarbazin, rasajilin, selejilin, toloksaton,

tranilsipromin).

MAO inhibitörleri ile tedavi gören kişilerde BENİCAL COLD kullanımı için ilaç

kesildikten sonra en az 7 ile 14 gün geçmesi gerekir.

Serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)

SSRI’lerle

eş zamanlı kullanım; mide

bulantısı, koma, hipotansiyon, bacaklarda

titreme,

kas spazmları ve hiperpireksiyi

içeren semptomlarla seyreden

serotonin

sendromu riskindeki artıştan dolayı kontrendikedir ve kalp krizi veya ölüme neden

olabilir (ilaç örnekleri: Paroksetin, fluoksetin, sertralin, sibutramin).

CYP2D6 inhibitörleri

Dekstrometorfan ve CYP2D6’yı inhibe ettiği bilinen ilaçların birlikte uygulanması,

yüksek dekstrometorfan konsantrasyonlarına neden olabilir (inhibitör olduğu bilinen

ilaç örnekleri: kinidin, paroksitin, haloperidol, paroksetin, fluoksetin).

Mukolitik ajan

Asetilsistein veya guaifenesin gibi mukolitik ajanlarla eş zamanlı uygulama salgı

azalmasına neden olabilir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

SSS

depresanları

(ör.

hipnotikler,

sedatifler,

sakinleştiriciler,

anti-anksiyete

ajanları)

Dekstrometorfanla birlikte kullanıldığında bu ajanların etkileri artabilir. Siklopropan,

halojen ya da benzeri halojenli analjezik maddelerde ameliyata girecek hastalarda

kullanımdan kaçınmalıdır.

Dektrometorfan, penisilin, tetrasiklin, salisilat ve yüksek oranda sodyum ve potasyum

iyodür ile geçimsizdir.

İlaç-Gıda Etkileşimi

Greyfurt Suyu

Greyfurt

suyu

tüketimi

dekstrometorfanın

biyoyararlanımını,

absorpsiyonunu

atılmasını

artırabilir.

Kişinin

metabolik

fenotipindeki

farklılıklar

etkileşimin

kapsamını etkiler.

4.6

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi C’dir.

Çocuk

doğurma

potansiyeli

bulunan

kadınlar

/

Doğum

kontrolü

(Kontrasepsiyon)

İlaç kullanıldığı sürece gebelikten korunmak için gerekli önlemler alınmalıdır.

Gebelik dönemi

BENİCAL COLD, gerekli olmadıkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik ve / veya embriyonal / fetal gelişim ve

veya

doğum

veya

doğum

sonrası

gelişim

üzerindeki

etkiler

bakımından

yetersizdir (bkz. 5.3 Klinik öncesi güvenlilik verileri). İnsanlara yönelik potansiyel

risk bilinmemektedir.

İlaç, ancak sağlayacağı yararın fetüs üzerindeki olası riskten daha ön planda olduğu

durumlarda kullanılmalıdır.

Laktasyon dönemi

Parasetamol

psödoefedrin

anne

sütüne

geçer.

Parasetamolün

anne

sütündeki

konsantrasyonu, annenin plazmasındaki anlık konsantrasyonuna benzerdir. Ancak,

emen çocuk için sakıncaları bilinememektedir. Dekstrometorfan ve metaboliti olan

dekstorfan

anne

sütüne

çok

miktarda

geçer.

Ancak,

emzirme

döneminde

BENİCAL COLD kullanılması önerilmez.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Üreme yeteneği/ Fertilite

Siklooksijenaz/prostoglandin sentezini inhibe eden ilaçların, ovülasyon üzerine etki

ederek kadın fertilitesine zarar verdiği üzerine limitli kanıt vardır. Bu durum tedavinin

sonlandırılması ile düzelir. Parasetamol prostoglandin sentezini inhibe ettiğinden,

fertiliteyi inhibe etmesi olasıdır ancak bu durum ortaya konmamıştır.

4.7

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Reaksiyon yeteneğini etkileyebileceği için uzun süreli parasetamol kullanımı halinde

veya ilacın alkol ile birlikte kullanılması halinde araç-makine kullanımı ve/veya

dikkat gerektiren işlerin yapılması sakıncalı olabilir. Bu konuda hasta uyarılmalıdır.

4.8

İstenmeyen etkiler

Listelenen istenmeyen etkiler spontan raporlara dayanmaktadır. Spontan olarak rapor

edilen vaka hacmi, gerçek sıklık bilgisini doğru bir şekilde temsil etmemektedir.

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥ 1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥ 1/1.000 ila

<1/100); seyrek (≥ 1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (< 1/10.000); bilinmiyor (eldeki

verilerden hareketle tahmin edilemiyor.)

Parasetamol

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Seyrek: Çok miktarda alındığında anemi, methemoglobinemi, uzun süreli kullanımda

hemolitik

anemiye

bağlı

trombositopeni,

trombositopenik

purpura,

lökopeni,

nötropeni ve pansitopeni gibi kan sayımı değişiklikleri

Bu yan etkiler parasetamol ile neden sonuç ilişkisi içinde değildir.

Çok seyrek: Agranulositoz

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seyrek: Alerjik reaksiyonlar, anafilaktik reaksiyon veya anafilaktik şok

Çok seyrek: Lyell sendromu,

Bilinmiyor: Bronkospazm, pozitif alerji testi, immun trombositopeni

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Baş ağrısı, baş dönmesi, somnolans, parastezi

Bilinmiyor: Santral sinir sistemi stimülasyonu, ensefalopati, insomnia, tremor

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Yaygın: Üst solunum yolu enfeksiyon belirtileri

Seyrek: Bronkospazm ve analjezik astım sendromuna bağlı gözlenen astım,

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Bulantı, kusma, dispepsi, flatulans, karın ağrısı, konstipasyon

Yaygın olmayan: Gastrointestinal kanama

Seyrek: İshal

Hepatobilier hastalıklar

Seyrek: Çok miktarda alındığında hepatik bozukluk

Bilinmiyor: Karaciğer bozukluğu, hepatit, doza bağlı karaciğer yetmezliği, karaciğer

nekrozu (ölümle sonuçlanan).

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Seyrek: Deri döküntüsü, kaşıntı, ürtiker, alerjik ödem ve anjiyoödem, akut generalize

eksantematöz püstülozis, eritema multiform, Stevens-Johnson sendromu ve toksik

epidermal nekroliz (fatal sonuçlar dahil)

Çok seyrek: Ciddi deri reaksiyonları

Bilinmiyor: Kızarıklık

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın

olmayan:

Parasetamolün

terapötik

dozlarını

takiben

nefrotoksik

etkileri

yaygın değildir. Uzun süreli uygulamada papiler nekroz bildirilmiştir.

Bilinmiyor: Özellikle doz aşımı durumunda böbrek hasarı

Dekstrometorfan

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Bilinmiyor:

İlgili

laboratuvar

ve klinik belirtilerle

aşırı

hassasiyet

anafilaktik

reaksiyon astım sendromu, potansiyel olarak cildi, solunum yollarını, gastrointestinal

kanalı ve kardiyovasküler sistemi etkileyen ve döküntü, ürtiker, ödem, prurit ve

kardiyo-respiratuvar distres dahil hafif ila orta düzey reaksiyonları içerir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Bilinmiyor: İştahsızlık

Psikiyatrik hastalıklar

Seyrek: Uykusuzluk, anksiyete, sinirlilik, halüsinasyonlar (özellikle çocuklarda)

Bilinmiyor:

Önerildiği

gibi

kullanıldığında

görsel

halüsinasyon

konfüzyon

meydana gelebilir. Aşırı doz kullanımda çok daha belirgin advers etkiler görülür.

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan: Sersemlik, uyuşukluk

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Bilinmiyor: Vertigo

Kardiyak hastalıklar

Bilinmiyor: Hipertansiyon, aritmi

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Bulantı, kusma, mide ağrısı, kabızlık, diyare

Bilinmiyor: kusma, abdominal rahatsızlık

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Bilinmiyor: Burunda kuruluk, döküntü, ürtiker, prurit, eritem, alerjik dermatit.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Bilinmiyor: İdrar yapmada zorluk (daha çok prostat hipertrofisinde)

Psödoefedrin

Endokrin hastalıkları:

Bilinmiyor: Tiroid bezinin aktivitesinde hafif bir artış, hepatik enzim artışı

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın: Sinirlilik, uykusuzluk

Yaygın olmayan: Yorgunluk, telaş hali, ajitasyon

Seyrek:

Halusinasyon

(özellikle

çocuklarda)

paranoid

delüzyon,

huzursuzluk,

eksitabilite

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın:

Sersemlik,

uyku

bozuklukları,

baş

dönmesi,

baş

ağrısı,

huzursuzluk,

uykusuzluk, midriyasis, kas zayıflığı ve tremorlar

Bilinmiyor: İrritabilite, anksiyete

Kardiyak hastalıklar

Seyrek:

Taşikardi,

hipertansiyon,

diğer

kardiyak

disritmiler,

prekardiyal

ağrı,

palpitasyonlar, ventriküler aritmi

Vasküler hastalıklar

Seyrek: Kan basıncı artışı*

*Sistolik

basıncı

artışı

gözlenmiştir.

Terapötik

dozlarda

psödoefedrinin

basıncı üzerindeki etkisi klinik olarak anlamlı değildir.

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın: Ağız kuruluğu, mide sorunları, bulantı, kusma

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Seyrek: İritasyonlu veya iritasyonsuz deri döküntüleri, hipersensitivite reaksiyonları,

diğer sempatomimetiklerle çapraz reaksiyon, alerjik dermatit*

*Psödoefedrin kullanımı ardından bronkospazm, anjiyoödem gibi sistemik belirtileri

olan/olmayan çeşitli deri reaksiyonları bildirilmiştir.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan: Dizüri, erkek hastalarda üriner retansiyon (önceden mevcut bir

prostatik büyüme bu durumu hazırlayıcı bir faktör olabilir).

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak

izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers

reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir

(www.titck.gov.tr;e- posta: tufam@titck.gov.tr; tel:

0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9

Doz aşımı ve tedavisi

Aşırı doz alınması halinde derhal doktor ile temasa geçilmelidir: Hızlı tıbbi müdahale,

herhangi bir işaret ve/veya semptom olmasa dahi hem çocuklar, hem de yetişkinler

için kritiktir.

Akut toksisite:

Akut intoksikasyonun en önemli etkisi, reaktif parasetamol metabolitlerinin karaciğer

hücresi

proteinlerine

bağlanmasından

kaynaklanan

hepatoselüler

hasar

olan

hepatotoksisitedir.

Terapötik

dozlarda,

metabolitler

glutatyon

tarafından

bağlanarak

toksik

olmayan

konjugatlar

oluşturur.

Masif

aşırı

durumunda,

karaciğerin SH donörleri (glutatyon oluşumunu teşvik eden) deposu tükenir; toksik

metabolitler birikir ve karaciğer hücre nekrozu gelişerek karaciğer fonksiyonunda

bozulmaya ve giderek hepatik komaya kadar ilerler. Renal tübüler nekroz sonucunda

böbrek hasarı da bağımsız olarak açıklanmıştır.

Belirli

ilaçları

alan

veya

alkol

kullanan

ciddi

ölçüde

yetersiz

beslenen

hastalarda aşırı doz eşiği düşebilir.

Kronik toksisite:

Kronik

toksisite

çeşitli

karaciğer

bozukluklarını

içerir

(bkz.

İntoksikasyon

semptomları). Parasetamol ile ilgili kronik toksisite ve özellikle nefrotoksisiteye

ilişkin veriler tartışmalıdır. Kronik alım sonucunda periferik kan hücresi sayımı

üzerindeki olası etkilere dikkat edilmelidir.

İntoksikasyon semptomları

Akut intoksikasyon başlangıcı mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, terleme ve genel

kırgınlıkla karakterizedir. Hastanın durumu 24 - 48 saat içinde düzelebilse de,

semptomlar tamamen kaybolmayabilir.

Karaciğer

hızla

büyür,

transaminazlar

bilirubin

düzeyleri

artar,

protrombin

zamanı patolojik hale gelir, idrar çıkışı azalır ve hafif azotemi gelişebilir. Akut

ve/veya kronik aşırı doz durumunda hipokalemi ve metabolik asidoz da (laktik

asidoz dahil) gelişebilir. 3 - 5 gün sonra sık görülen klinik belirtiler sarılık, ateş,

fetor

hepatikus,

hemorajik

diyatez,

hipoglisemi

karaciğer

yetmezliğidir.

Karaciğer

yetmezliği

hepatik

ensefalopatinin

tüm

evrelerine,

serebral

ödeme

ilerleyebilir ve ölüme neden olabilir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Bel ağrısı, hematüri ve proteinüri gibi belirtilerin kuvvetle düşündürdüğü akut

tübüler nekrozla birlikte akut böbrek yetmezliği şiddetli karaciğer hasarı olmasa

dahi gelişbilir.

İntoksikasyon tedavisi

Genel

olarak

hayati

belirtiler,

laboratuvar

bulguları

dolaşım

durumunun

yakından

izlenmesini

içeren

yoğun

tıbbi

bakım

başlatılmalıdır.

Halihazırda

Parasetamol

intoksikasyonundan

şüpheleniliyorsa,

reaktif

metabolitleri

konjuge

ederek normal detoksifikasyona yardımcı olan SH grubu donörlerin (ör. metiyonin,

sisteamin veya N-asetilsistein) ilaç alındıktan sonra 10 saat içinde intravenöz yolla

uygulanması faydalı olacaktır. N-asetilsistein, alımdan sonra 48 saate kadar belirli

derecede

koruyucu

olabilir.

İlk

altı

saat

içinde

gastrik

lavaj

faydalıdır.

Hemodiyaliz ve hemoperfüzyon maddenin eliminasyonunu destekler. Parasetamol

plazma konsantrasyonunun kontrol edilmesi tavsiye edilir.

Psödoefedrin:

Semptomlar: Psödoefedrinin doz aşımında eksitasyon, huzursuzluk, halüsinasyon,

hipertansiyon

aritmi

gibi

merkezi

sinir

sistemi

kardiyovasküler

sistem

semptomları

ortaya

çıkabilir.

Şiddetli

olgularda

psikoz,

konvülziyon,

koma

hipertansif kriz gelişebilir. Potasyumun hücre dışından hücre içine kayması nedeniyle

serum potasyum düzeyi düşebilir.

Tedavi: Solunum destekleyici ve koruyucu ve konvülsiyonları kontrol edici önlemler

alınmalıdır.

Endike

olduğu

takdirde

gastrik

lavaj

uygulanmalıdır.

Mesane

kateterizasyonu

gerekebilir.

Beta

blokörler

kardiyovasküler

komplikasyonları

hipokalemiyi düzeltebilir. İstenirse, psödoefedrin atılımının hızlandırılması için asit

diürezi veya diyaliz yapılabilir.

Dekstrometorfan

Semptomlar: Dekstrometorfan doz aşımı yan etkiler bölümünde liste halinde sunulana

benzer etkilere neden olabilir. Çok fazla aşırı dozu takiben ek semptom olarak

eksitasyon, zihinsel karışıklık, yorgunluk, sinirlilik ve huzursuzluk, sersemlik, ataksi,

distoni, halusinasyonlar, psikoz ve solunum baskılanması görülebilir.

Tedavi: Özel bir dekstrometorfan antagonisti olarak nalokson çocuklarda başarılı bir

şekilde kullanılmıştır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Yoksunluk semptomları

Klinik

çalışmalar

dekstrometorfanın,

kısa

süre

yüksek

deneysel

dozlarda

kullanıldığında dahi fiziksel bağımlılık ya da tolerans artışına bağlı gelişen etki kaybı

yaratmadığını

veya

yoksunluk

semptomlarına

neden

olmadığını

doğrulamaktadır.

Ancak günlük, uzun süreli kullanımla tolerans ve fiziksel bağımlılık gelişebilir.

Dekstrometorfan için hafif yoksunluk semptomları belgelenmiştir ve bunlar arasında

huzursuzluk, kas veya kemik ağrıları, insomnia, diyare, kusma ve soğuk basması yer

almaktadır.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Diğer öksürük ve soğuk algınlığı preparatları

ATC Kodu: R05X

Parasetamol

Analjezik

antipiretik

etkilere sahiptir. Parasetamolün kesin etki

mekanizması

bilinmemektedir. Parasetamol bir para-aminofenol türevidir. Analjezik ve antipiretik

etkisinin yanı sıra zayıf antienflamatuvar etkisi vardır. Analjezik etkisini esas olarak

SSS üzerinde prostaglandin sentezini inhibe ederek, ayrıca, periferik olarak ağrı

impulslarının oluşumunu bloke ederek gösterir. Antipiretik etkisini ise, deride kan

akışının artışı, terleme ve ısı kaybına neden olan periferik vazodilatasyon oluşturmak

üzere

hipotalamustaki

termoregülasyon

merkezi

üzerindeki

etkisi

yoluyla

gerçekleştirdiği

düşünülmektedir.

santral

etki

olasılıkla

hipotalamustaki

prostaglandin sentezinin inhibisyonu sonucu oluşur.

Parasetamolün analjezik ve antipiretik özellikleri vardır fakat sadece zayıf anti-

enflamatuvar özellikler gösterir. Bu durum; enflamatuvar dokuların diğer dokulara

oranla

daha

yüksek

seviyelerde

hücresel

peroksitler

içermesi

hücresel

peroksidlerin paracetamolün siklooksijenaz inhibisyonunu önlemesiyle açıklanabilir.

Psödoefedrin

Doğrudan

veya

dolaylı

sempatomimetik

aktivite

gösteren

üst

solunum

yolu

dekonjestanıdır. Efedrinin stereoizomeridir, benzer etki göstermesine rağmen SSS

üzerindeki etkileri ve vazopressör yan (istenmeyen) etkileri önemli ölçüde azdır.

Solunum

yolu

mukozası

üzerindeki

alfa-adrenerjik

reseptörler

üzerinden

vazokonstriksiyon yoluyla dekonjestan etki gösterir. Bronkospazmların rahatlatılması,

bronş mukozasının dekonjesyonunun sağlar, solunum yollarında oluşan hiperemi,

ödem ve nazal konjesyonu azaltır. Ayrıca, sinus sekresyonunun drenajı artabilir ve

östaki borusundaki tıkanıklığı giderebilir.

Psödoefedrin, sistolik kan basıncının yükseltilmesinde ve taşikardi yaratılmasında

efedrinden önemli oranda daha az etkilidir ve merkezi sinir sisteminin uyarılmasında

da etkisi daha düşüktür. Psödoefedrin, 4 saat süren dekonjestan etkisine 30 dakika

içinde ulaşır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Dekstrometorfan

Kuru öksürüğe (tahriş öksürüğü) karşı etkilidir.

Dekstrometorfan hidrobromür, opioid olmayan, öksürüğü santral sinir sistemindeki

etkisiyle baskı altına

alan (antitussif)

ilaçlardandır.

Etki mekanizmasını

medulla

oblangatada bulunan üzerindeki öksürük merkezi üzerinde gösterir ve etkisi öksürük

refleksinin, santral sinir sistemi reseptörlerinin duyarlılık eşiğini artırarak inhibisyonu

şeklindedir ve ekspektoran etkisi yoktur. 10-20 mg’lık tek bir oral dekstrometorfan

dozu 1 saat içinde antitussif etkisini gösterir ve etkisi en az 4 saat sürer.

5.2

Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Parasetamol

Emilim:

Gastrointestinal sistemden hızla emilir. Oral uygulamadan sonra 0.5-1.5 saat içinde

doruk plazma konsantrasyonlarına ulaşılır.

Dağılım:

Vücut

sıvılarında

çok

hızlı

dağılım

gösterir.

0.8-1.0

l/kg’lık

dağılım

hacmi

sayesinde ilacın dokulara dağılımının da uygun şekilde gerçekleştiği öngörülebilir.

Terapötik dozlarda plazma proteinlerine bağlanma düşüktür veya daha az bağlanır.

Biyotransformasyon:

Karaciğerde metabolize olur ve esas olarak idrarla atılır. Oral uygulamayı takiben

plazma yarılanma ömrü 1.5-2.5 saattir. Parasetamolün plazma proteinine bağlanması

düşüktür.

Atılım:

Parasetamolün %80’i 24 saat içinde elimine edilir. Eliminasyon karaciğer ve böbrek

hasarı

olan

kişilerde

gecikmelidir.

Karaciğerde

enzimatik

transformasyondan

sonrasında,

parasetamol

glukuronik

asit

sülfürik

asit

konjugatları

oluşturarak

karaciğer tarafından elimine edilir. İlacın % 1- %3’ü değişime uğramaksızın idrarla

atılır.

Psödoefedrin

Emilim:

Oral uygulama sonrasında barsaktan emilimi hızlı ve tamdır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Dağılım:

Hem kan-beyin hem de plasenta engellerinden geçmektedir.

Psödoefedrinin görünen

dağılım hacmi (Vd/F) yaklaşık 2.8 l/kg’dır

Biyotransformasyon:

Karaciğerde

hemen

hemen

hiç

biyotransformasyona

uğramaz.

Özellikle

monoaminooksidaz tarafından metabolizması söz konusu değildir. Bazı vakalarda

%90’ı aşan oranlarda değişmeden idrarla atılır. Psödoefedrinin plazma

yarılanma ömrü

) yaklaşık 5.5 saattir. Erkeklerde psödoefedrin çok az metabolize olur, yaklaşık

%90’ı

değişmeden

idrarla

atılır.

Yaklaşık

%1’i

karaciğerde

metabolize

olur,

demetilasyon ile norpsödoefedrine dönüşür

Atılım:

Eliminasyon yarılanma ömrü 5.6-6.0’lık bir idrar pH’sında 5-8 saat olarak ölçülürken,

pH 8.0’da 9-15 saat olarak bulunmuştur.

Psödoefedrin ve metaboliti idrar ile atılır; dozun % 55 ile % 90’ı herhangi bir

değişikliğe uğramadan atılır. Psödoefedrinin görünen total vücut klerensi (Cl/F) 7.5

ml/dak/kg’dır.

Sabit

eliminasyon

hızı

yaklaşık

0.13sa-1’dir.

İdrar

asitlendiğinde

psödoefedrinin idrar ile dışarı atılma hızı artar. Bunun tersine, idrar pH'ı arttıkça, idrar

ile dışarı atılma hızı azalır. Böbrek yetmezliği psödoefedrinin plazma düzeylerini

artıracaktır.

Zayıf

temelde,

böbrekten

atılım

düzeyi

idrarın

pH’ına

bağlıdır.

Düşük

idrar

pH’ında, tübüler geri emilim minimaldir ve idrar akış hızı ilacın klerensini etkilemez.

Yüksek pH’da (>7.0), psödoefedrin yaygın şekilde renal tübülde geri emilir ve renal

klerens idrar akış hızına bağlıdır.

Dekstrometorfan

Emilim:

Biotransformasyonu

çok

hızlı

gerçekleşir.

Dekstrometorfan

metabolizmasındaki

bireysel farklılıklar nedeniyle, farmakokinetik değerleri oldukça değişkendir. Terapötik

dozların oral kullanımı sonrasında metabolize olmamış ilacın plazma konsantrasyonu

çok düşük seyrettiğinden (<0.01 mikrogram/ml), ilacın yarılanma-ömrü tam olarak

ölçülemez. Levometorfana metabolizması söz konusu değildir. Ana metabolit olan

dekstrometorfan, 15 dakika içinde kanda saptanabilir ve 1-2 saat sonra doruk plazma

konsantrasyonuna ulaşır. 20 mg dekstrometorfan dozunun alınmasını takiben sağlıklı

gönüllülerde,

uygulamadan

saat

sonra

Cmaks

litrede

<1

mikrogramdan

mikrograma değişkenlik göstermiştir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Dağılım:

Dokulardaki dağılımı hızlıdır. Plasenta engelinden geçer.

Biyotransformasyon:

Dekstrometorfan

oral

alımı

takiben

karaciğerde

hızlı

geniş

ölçüde

geçiş

metabolizmasına

uğrar.

İnsan

gönüllülerde

genetik

olarak

kontrol

edilen

demetilasyon

dekstrometorfan

farmakokinetiğinin

başlıca

determinantıdır.

oksidasyon sürecinin farklı fenotipleri vardır ve bu denekler arasında oldukça değişken

bir farmakokinetiğe yol açarAna metabolitler, dekstrorfan ve dekstrorfanın glukuronat

sülfat

ester

formlarıdır.

Bunun

dışında

idrarda

üç

metoksimorfinan

üç

hidroksimorfinan saptanır.

Dekstrorfan başlıca metabolit olup antitussif etkisi de vardır.

Atılım:

Yaklaşık

saatlik

eliminasyon

yarılanma

ömrü

sahip

dekstrometorfan

metabolitlerinin %85’inden fazlası idrarla atılır. Metabolize olmayan dekstrometorfan,

üç

demetillenmiş

morfinan

metabolitiyle

beraber:

dekstrorfan

(3-hidroksi-N-

metilmorfinan olarak da bilinir.), 3-hidroksimorfinan ve 3-metoksimorfinan idrardaki

konjugasyon

ürünleri

olarak

bilinir.

Değişmemiş

ilaç

antitussif

özelliğe

sahip

metabolitler idrarla vücuttan atılır.

Özel durumlarda farmakokinetik özellikler:

Renal yetmezlikte farmakokinetik:

2-8 saatler arasında ortalama plazma yarılanma ömrü normal ve böbrek yetmezliği olan

hastalarda aynıdır, fakat 8-24 saat arasında böbrek yetmezliğinde eliminasyon hızı

azalır. Kronik renal yetmezlikte glukuronid ve sülfat konjugatlarında belirgin birikme

olur. Ana bileşiğin kısıtlı rejenerasyonuyla kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda

biriken parasetamol konjugatlarında bir miktar ekstra eliminasyon oluşabilir Kronik

böbrek

yetmezliğinde

parasetamol

aralıklarını

uzatmak

tavsiye

edilir.

Hemodiyalizde

parasetamol

plazma

düzeyleri

azalabileceğinden

terapötik

düzeylerini korumak için ilave parasetamol dozları gerekebilir.

Böbrek yetmezliği artmış psödoefedrin plazma düzeylerine yol açar.

Psödoefedrin ile böbrek yetmezliğinde yapılmış spesifik çalışma yoktur. Ancak çeşitli

derecelerde böbrek yetmezliği olan hastalarda 60 mg psödoefedrin + 8 mg akrivastin

kapsüllerinin tek doz uygulamasını takiben orta şiddetli ve şiddetli böbrek yetmezliği

olan hastalarda sağlıklı gönüllülere nazaran psödoefedrin C maks değeri 1.5 misli

artmıştır. T maks değeri böbrek hastalarında değişmemiştir. Yarılanma ömrü, sağlıklı

gönüllülere

nazaran

hafif

şiddetli

böbrek

yetmezliğinde

sırasıyla

3-12

misli

artmıştır.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Hepatik yetmezlikte farmakokinetik

Hafif karaciğer hastalığı olan hastalardaki ortalama plazma yarılanma ömrü normal

bireylerdekine benzerdir, fakat ciddi karaciğer yetmezliğinde önemli derecede uzar

(yaklaşık % 75). Bununla beraber, yarılanma ömrünün uzamasının klinik önemi açık

değildir, çünkü karaciğer hastalığı olan hastalarda ilaç birikmesi ve hepatotoksisite

olduğu kanıtlanmamış ve glutatyon konjugastonu azalmamıştır. Kronik stabil karaciğer

hastalığı

olan

hastaya

gün

günde

parasetamol

verilmesi

karaciğer

fonksiyonunda

bozulmaya

açmamıştır.

Hafif

karaciğer

hastalarında

önerilen

dozlarda alındığında parasetamolün zararlı olduğu kanıtlanmamıştır. Bununla beraber,

şiddetli karaciğer hastalığında, plazma parasetamol yarılanma ömrü önemli derecede

uzamıştır.

Hepatik yetmezliği olan hastalarda psödoefedrin ile yapılmış spesifik çalışma yoktur.

Yaşlılarda farmakokinetik

Genç

yaşlı

sağlıklı

denekler

arasında

farmakokinetik

parametrelerde

gözlenen

farklılıkların klinik olarak önemli olduğu düşünülmemektedir. Bununla beraber serum

parasetamol

yarılanma

ömrünün

belirgin

derecede

arttırdığı

(yaklaşık

parasetamol klerensinin zayıf, hareketsiz ve yaşlı hastalarda sağlıklı genç kişilere

nazaran azaldığını (yaklaşık % 47) düşündüren kanıtlar vardır.

Yaşlı

hastalarda

60mg

psödoefedrin

akrivastin

uygulanmasını

takiben

psödoefedrin için görülen t

sağlıklı gönüllülerdekinin 1.4 katı olmuştur. Görünen

Cl/F sağlıklı gönüllülerdekinin 0.8 katı olmuştur ve Vd/F değişmemiştir. BENİCAL

COLD tablet ile yaşlılarda yapılmış spesifik bir çalışma yoktur.

Çocuklarda farmakokinetik

Çalışmalar 0-2 gün arasındaki yeni doğanlarda ve 3-10 yaş arasındaki çocuklarda

parasetamol

majör

metabolitinin

parasetomol

sülfat

olduğunu

göstermiştir.

Yetişkinlerdeki ve 12 yaş ve üzeri çocuklardaki veriler, majör metabolitin glukuronid

konjugatı olduğunu göstermiştir. Bununla beraber, parasetamolün genel eliminasyon

hızında veya idrara geçen toplam ilaç miktarında yaşa ilişkin önemli farklılıklar yoktur.

5.3 Klinik öncesi güvenlilik verileri

Psödoefedrin hidroklorür

Mutajenite:

Bakteri

memelilere

yapılan

in

vivo

in

vitro

tahlillerinde

psödoefedrinin genotoksik olmadığı saptanmıştır.

Karsinojenite: Psödoefedrinin karsinojenik potansiyeli olup olmadığı hakkında yeterli

bilgi yoktur.

Teratojenite: Psödoefedrin, sıçanlarda 432 mg/kg/gün oral doza veya tavşanlarda 200

mg/kg/gün oral doza kadar teratojenik etki göstermemiştir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Psödoefedrin irreversibl herhangi bir organ toksisitesine neden olmaz, teratojenik ve

karsinojenik

değildir.

Yetişkinlerde

akut

aşımı

belirgin

taşikardi

sistemik

hipertansiyona yol açar. Çocuklarda ise akut doz aşımı ile hipertansiyon değil ama

taşikardi bildirilmiştir.

Genel olarak bakıldığında psödoefedrin nazal dekonjestan olarak önerilen dozlarda

kullanıldığında iyi tolere edilir ve güvenlidir. Ciddi doz aşımlarında bile irreversibl

herhangi bir toksisite oluşturmaz.

Dekstrometorfan hidrobromür

Dekstrometorfanın büyük miktarlarda uzun süre alınmasıyla bile, santral sinir sistemi

ya da herhangi diğer organ sistemlerinde irreversibl toksisitesi olduğunu gösteren bir

bulgu bulunmamaktadır. Mevcut verilere göre dekstrometorfan, teratojenik, mutajenik

ya da karsinojenik değildir.

Hayvanlardan elde edilen bulguların insan tedavisine uygun olduğuna dair hiçbir klinik

kanıt yoktur. Dozlama ve ilaç metabolizmasındaki farklılıklar hayvanlardan elde edilen

verilerin insan verilerine ekstrapolasyonunu güçleştirmektedir.

Sıçanlarda oral LD

değerinin 149 mg/kg olduğu belirtilmiştir. Sıçanlardaki akut oral

toksisite

semptomları

ataksi,

solunum

zorluğu,

postural

değişiklikler,

letarji

lakrimasyonu içerir.

Hayvan

çalışmalarında

etkili

öksürük

baskılayıcı

dozlarda

ataksi,

letarji

veya

somnolans gözlenmemiştir. Ayrıca, kobaylarda düşük veya orta aralıktaki dozlarda

hiçbir solunum baskılanması görülmemiştir; çok yüksek intravenöz dozlarda tavşan,

kedi ve köpeklerde solunum depresyonu meydana gelir. Düşük veya orta dozlarda

(kedi) bronkospazm veya siliyer aktivite inhibisyonu görülmemiştir.

Dekstrometorfanın sıçanlarda

gebelikten önce ve gebelik sırasında

tavşanlarda

gebelik sırasında 50 mg/kg/gün doza kadar oral uygulaması üreme veya fetüs gelişimi

üzerinde hiçbir zararlı etkide bulunmamıştır.

Ayrıca, dekstrometorfanın etkin metaboliti dekstrorfanın iyi bir antitussif aktivite ve

genel

olarak

bileşiğe

kıyasla

daha

düşük

toksisite

profili

sergilediği

gösterilmiştir.

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

Parasetamol

Akut toksisite:

Parasetamol, kobaylar için oral uygulama sonrasında hafif toksiktir. Fare ve yeni

doğmuş

sıçanlarda

önemli

oranda

daha

yüksek

toksisitenin

nedeni,

muhtemelen

maddenin

faredeki

farklı

metabolizması

yeni

doğan

sıçanlarda

hepatik

enzim

immatüritesidir.

Daha

yüksek

dozajların

köpek

kedilere

uygulanması

kusmaya

neden olarak bu türler için bir oral LD

değerinin belirlenmesini imkânsızlaştırmıştır.

Kronik toksisite:

Hayvanlarda yapılan kronik toksisite araştırmalarında parasetamolün testiküler atrofiye

neden

olduğu

spermatogenezi

inhibe

ettiği

bildirilmiştir.

Toksik

dozajların

uygulanmasını takiben test hayvanları kiloda daha yavaş bir gelişim, daha sık diürez,

asidüri, dehidrasyon ve enfeksiyonlara yatkınlıkta artış göstermiştir. Otopsi sırasında

abdominal

organların

pletorasında,

bağırsak

mukozasının

irritasyonunda

erkek

hayvanlarda

inhibe

edilmiş

spermatogenezle

testiküler

atrofide

artış

gözlenmiştir.

Toksikolojik hedef organlar, 100 günlük çalışmada sıçan karaciğeri ve böbrekleridir.

İnsanlar açısından, günlük dozla ilişkili olarak yaklaşık 7 ve tek dozla ilişkili 43

güvenlik

faktörü,

fazla

günlük

tedavi

süresi

için

hayvan

verilerinden

hesaplanmıştır.

Mutajenik ve tümorojenik potansiyel:

Sıçanlarda

hepatotoksik

düzeylerinde,

doğrudan

hasarı

olarak

değil

hepatotoksisite/miyelotoksisitenin

dolaylı

sonucu

olarak

açıklanan

potansiyel

genotoksisite görülmüştür. Bu nedenle, bir eşik dozu varsayılabilir. 2 yıllık çalışmada,

6.000

ppm’ye

kadar

diyet

alan

erkek

sıçanlarda

parasetamolün

karsinojenik

aktivitesiyle

ilgili

herhangi

kanıt

bulunmamıştır.

Mononükleer

hücre

lösemisi

insidansındaki artışa dayalı olarak dişi sıçanlarda bazı karsinojenik aktivite kanıtları

görülmüştür. 2 yıllık çalışmada, 6.000 ppm’ye kadar alan farelerde parasetamolün

karsinojenik aktivitesiyle ilgili herhangi bir kanıt bulunmamıştır.

Üreme toksisitesi:

İnsanlarda kapsamlı kullanımdan sonra embriyotoksik veya teratojenik riskte bir artış

bulunmuştur. Parasetamol sıklıkla gebelik sırasında, gebeliğin seyrinde veya doğmamış

bebekte herhangi bir negatif etki yaratmadan kullanılmıştır.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1

Yardımcı maddelerin listesi

- Laktoz

- Mikrokristalin selüloz

- Sodyum nişasta glikolat

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

- Mısır nişastası

- Povidon K30

- Magnezyum stearat

- Hidroksipropil metilselüloz

- Etilselüloz dispersiyonu (katı madde)

- Talk

- Titanyum dioksit

- Demir oksit sarı

- Demir oksit siyah

6.2

Geçimsizlikler

Geçerli değildir.

6.3

Raf ömrü

36 ay

6.4

Saklamaya yönelik özel tedbirler

25ºC’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

6.5

Ambalajın niteliği ve içeriği

BENİCAL COLD PVC/alüminyum blisterde, 20 adet film kaplı tablet.

6.6

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış

olan

ürünler

atık

materyaller,

“Tıbbi

Atıkların

Kontrolü

Yönetmeliği” ve “Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun

olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

Bayer Consumer Care AG, İsviçre lisansı ile

Bayer Türk Kimya San.Ltd.Şti.

Çakmak Mah. Balkan Cad. No: 53

34770 Ümraniye / İstanbul

Tel: 0 216 528 36 00

Faks: 0 216 645 39 50

Mavi: 23.05.2015 tarih, 515353 sayılı Bakanlık yazısı ile talep edilen değişiklikler

8.

RUHSAT NUMARASI

210/78

9.

İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 27.03.2007

Ruhsat yenileme tarihi:

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ