ALYSE 300 MG KAPSUL, 56 ADET

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • ALYSE 300 MG KAPSUL, 56 ADET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • ALYSE 300 MG KAPSUL, 56 ADET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • sonuç

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 231/18
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 21-04-2011
  • Son Güncelleme:
  • 10-04-2019

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

ALYSE 300 mg kapsül

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Pregabalin

300mg

Yardımcı maddeler:

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Oral kullanım için kapsül

Beyaz gövde-kırmızı kapaklı sert jelatin kapsül içerisinde beyaz renkli homojen toz karışım.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

Nöropatik Ağrı

ALYSE periferik nöropatik ağrıda endikedir.

Epilepsi

ALYSE sekonder jeneralize konvülsiyonların eşlik ettiği ya da etmediği parsiyel konvülsiyonlu

yetişkin hastalarda ek tedavi olarak endikedir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

ALYSE yaygın anksiyete bozukluğunda endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji:

Günlük doz aralığı 150–600 mg aç ya da tok karnına alınabilir.

Uygulama sıklığı ve süresi:

Nöropatik Ağrı

ALYSE tedavisinin önerilen başlangıç dozu, aç ya da tok karnına günde iki kez 75 mg’dır (150

mg/gün).

Her bir hastanın yanıtına ve tolere edilebilirliğine göre doz, 3 ila 7 günlük bir aralıktan sonra

günde iki kez 150 mg’a ve gerekirse, ek bir haftadan sonra günde iki kez 300 mg’lık maksimum

doza çıkartılabilir.

Epilepsi

ALYSE tedavisinin önerilen başlangıç dozu, aç ya da tok karnına günde iki kez 75 mg’dır (150

mg/gün). Her bir hastanın yanıtına ve tolere edilebilirliğine göre doz, 1 haftadan sonra günde

iki kez 150 mg’a ve gerekirse, ek bir haftadan sonra günde iki kez 300 mg’lık maksimum doza

çıkartılabilir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Doz aralığı ikiye bölünmüş dozlar halinde, günlük 150 – 600 mg’dır. Tedaviye devam

edilmesinin gerekliliği düzenli olarak tekrar değerlendirilmelidir.

ALYSE tedavisi günlük 150 mg dozunda başlatılabilir. Hastaların tedaviye bireysel yanıtına ve

tolere edebilirliklerine göre 1 hafta sonra doz günlük 300 mg’a çıkartılabilir. Bu haftayı takip

eden, ilave 1 hafta sonrasında günlük doz 450 mg’a artırılabilir ve ek 1 haftadan sonra 600

mg’lık maksimum günlük doza ulaşılabilir.

Uygulama şekli:

Ağızdan alınır.

Pregabalin tedavisine son verilmesi:

Nöropatik ağrı, epilepsi, yaygın anksiyete bozukluğu için uygulanan pregabalin tedavisinin

sona erdirilmesi gerekirse, en az bir haftaya yayılarak, kademeli şekilde sonlandırılması tavsiye

edilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek yetmezliği:

Pregabalin sistemik dolaşımdan başlıca renal yolla değişmemiş ilaç şeklinde atılır. Pregabalin

klerensi kreatinin klerensi ile doğru orantılı olduğundan (bkz. Farmakokinetik Özellikleri),

renal fonksiyonları yetersiz hastalarda doz, Tablo 1’de gösterildiği şekilde, aşağıdaki formül

kullanılarak

kreatinin

klerensine

göre

bireyselleştirilmelidir

(bkz.

Bölüm

Farmakokinetik Özellikler, Hastalardaki karakteristik özellikler, Böbrek yetmezliği).

1.23 [140 - yaş (yıl)] x ağırlık (kg)

(ml/dak) = –––––––––––––––––––––––––– x 0.85 (kadın hastalar için)

serum kreatinin (µmol/L)

Pregabalin hemodiyaliz yoluyla etkin şekilde plazmadan uzaklaştırılır (4 saat içinde ilacın

%50’si). Hemodiyaliz gören hastalarda, pregabalinin günlük dozu renal fonksiyonlara göre

ayarlanmalıdır. Günlük doza ek olarak, her bir 4 saatlik hemodiyaliz tedavisinin hemen

sonrasında ek bir doz verilmelidir (bkz. Tablo 1).

Tablo 1. Renal Fonksiyonlara Bağlı Olarak Pregabalin Dozunun Ayarlanması

Kreatinin

Klerensi

(ml/dak)

Toplam Pregabalin Günlük

Dozu *

Doz Rejimi

Başlangıç

Dozu

(mg/gün)

Maksimum

(mg/gün)

BID veya TID

30 -<60

BID veya TID

15 - <30

25 - 50

QD veya BID

< 15

Hemodiyaliz sonrası ek doz (mg)

Tek doz

TID = Günde üç doz

BID = Günde iki doz

QD = Günde tek doz

* Toplam günlük doz (mg /gün) mg/doz sağlayacak şekilde doz rejimiyle belirtildiği gibi

bölünmelidir.

Ek doz, tek bir ilave dozdur

Karaciğer yetmezliği:

Karaciğer yetmezliği olan hastalarda herhangi bir doz ayarlamasına gerek yoktur (bkz. Bölüm

5.2 Farmakokinetik Özellikler, Hastalardaki Karakteristik Özellikler, Karaciğer yetmezliği).

Pediyatrik popülasyon:

ALYSE’nin 12 yaş altı pediyatrik hastalarda ve adolesanlarda (12-17 yaş arası) güvenlilik ve

etkililiği belirlenmemiştir. Mevcut verilere Bölüm 4.8, 5.1 ve 5.2’de yer verilmiştir ancak

pozoloji tavsiyesinde bulunmak mümkün değildir.

Geriyatrik popülasyon (≥65yaş):

Böbrek fonksiyonları normal olan yaşlı hastalarda herhangi bir doz ayarlamasına gerek yoktur

(Bkz. Tablo 1). Böbrek fonksiyonları azalan yaşlı hastalarda pregabalinin dozunun azaltılması

gerekebilir (bkz. Bölüm 5.2 Farmakokinetik Özellikler, Hastalardaki Karakteristik Özellikler,

Geriyatrik Popülasyon).

4.3.

Kontrendikasyonlar

Etken maddeye veya içeriğindeki herhangi bir maddeye karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda

kontrendikedir.

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Antiepileptik ilaçlarla tedavi edilen hastalarda intihar düşüncesi ve davranışı bildirilmiştir. Bu

nedenle

hastalar

intihar

düşüncesi

davranışı

açısından

yakından

izlenmelidir.

İntihar

düşüncesi

davranışı

ortaya

çıktığında,

hasta

hasta

yakınının

tıbbi

destek

alması

önerilmektedir.

Klinik deneyimlere bağlı olarak, pregabalin tedavisi nedeniyle kilo artışı görülen diyabet

hastalarında, hipoglisemik ilaçların dozu tekrar gözden geçirilmelidir.

Pazarlama sonrasında anjiyoödemi de içeren aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir. Yüzde,

ağız

içinde

veya

üst

solunum

yolunda

şişme

gibi

anjiyoödem

belirtileri

ortaya

çıkarsa

pregabalin derhal kesilmelidir.

Pregabalin tedavisi, somnolans (uyku hali) ve baş dönmesine neden olabileceğinden, yaşlı

hastalarda kaza sonucu yaralanmaların (düşme) oranını artırabilir. Pazarlama sonrası raporlarda

bilinç kaybı, konfüzyon ve zihinsel bozukluk bildirilmiştir. Dolayısıyla hastalar, ilacın tüm

potansiyel

etkileri

konusunda

yeterli

deneyime

sahip

oluncaya

kadar

dikkatli

olmaları

konusunda uyarılmalıdır.

Kontrollü klinik çalışmalarda, pregabalin ile tedavi gören hastalarda plasebo ile tedavi gören

hastalara kıyasla bulanık görme daha yüksek oranda bildirilmiştir. Ancak tedaviye devam

edilmesi ile bu yan etki hastaların büyük bir kısmında ortadan kalkmıştır. Oftalmolojik testlerin

değerlendirildiği kontrollü klinik çalışmalarda, görüş keskinliğinde azalma ve görme alanında

değişiklikler, pregabalin tedavi grubunda plasebo grubuna göre daha sık bildirilmiştir. Plasebo

tedavi grubunda ise, fundoskopik değişiklikler daha fazla bildirilmiştir.

Pazarlama sonrası deneyimde, pregabalin ile tedavi gören hastalarda geçici olarak görme kaybı,

görmede

bulanıklık

görme

netliğinde

başka

değişiklikler

bildirilmiştir.

Pregabalinin

kesilmesi ile bu semptomlar iyileşebilir veya sona erebilir.

Antiepileptik ilaç tedavisine pregabalin eklenmesi ile nöbet kontrolü sağlandıktan sonra,

pregabalin ile monoterapiye geçilirken eş zamanlı kullanılan antiepileptiklerin çekilmesine

ilişkin yeterli bilgi bulunmamaktadır.

Pregabalinle kısa veya uzun dönem tedavinin kesilmesinden sonra, bazı hastalarda çekilme

semptomları görülmüştür. Aşağıdaki olaylar bildirilmiştir:

Uykusuzluk, baş ağrısı, bulantı, ishal, grip benzeri semptomlar, anksiyete, sinirlilik, depresyon,

ağrı, hiperhidroz, baş dönmesi ve anlamlı fiziksel bağımlılık. Tedaviye başlarken hasta bunlar

hakkında bilgilendirilmelidir.

Pregabalin

tedavisi

süresince

veya

tedavinin

kesilmesinden

kısa

süre

sonra,

status

epileptikus ve grand mal nöbetleri de dahil olmak üzere, konvülsiyonlar meydana gelebilir.

Uzun

süreli

pregabalin

tedavisinin

sonlandırılması

ilgili

olarak

veriler,

çekilme

semptomlarının sıklığı ve şiddetinin pregabalin dozuyla ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Tüm antiepileptik ilaçlarda olduğu gibi, pregabalin de tedricen, en hızlı bir hafta içinde

kesilmelidir.

Pregabalin tedavisine son verilmesinin, böbrek yetmezliğinin geri dönüşümüne etkileri ile ilgili

bir çalışma yapılmamış olmakla birlikte, tedaviye son verilmesini veya dozun azaltılmasını

takiben böbrek fonksiyonunda iyileşme bildirilmiştir.

Sebep-sonuç ilişkisi belirlenmemiş olsa da, pazarlama sonrası raporlarda, pregabalin alan bazı

hastalarda konjestif kalp yetmezliğinin geliştiği rapor edilmiştir. Bu etkilere nöropatik ağrılara

karşı pregabalin kullanan yaşlı hastalarda daha sık rastlanmaktadır. Klinik olarak anlamlı bir

kalp

veya

periferik

vasküler

hastalığı

olmayan

hastalarla

yapılmış

kısa

süreli

klinik

çalışmalarda,

hipertansiyon

veya

konjestif

kalp

yetmezliği

gibi

kardiyovasküler

komplikasyonlar ve periferik ödemle belirgin bir ilişki gösterilmemiştir. Şiddetli konjestif kalp

yetmezliği

olan

hastalarda

sınırlı

veri

olduğu

için,

hastalarda

pregabalin

dikkatle

kullanılmalıdır (Bkz. Bölüm 4.8 İstenmeyen Etkiler). Pregabalinin kesilmesi ile semptomlar

iyileşebilir.

Spinal kord hasarına bağlı santral nöropatik ağrı tedavisinde, özellikle somnolans olmak üzere

merkezi sinir sisteminde görülen advers reaksiyonların görülme sıklığı artmıştır. Bu artış

tedavide birlikte kullanılan diğer ilaçların (anti-spastik ajanlar gibi) ilave etkisi ile oluşabilir.

Spinal kord hasarına bağlı santral nöropatik ağrı tedavisinde pregabalin reçetelendirilirken bu

durum göz önüne alınmalıdır.

Pazarlama sonrası deneyimlerde, pregabalinin opioid analjezikler gibi konstipasyon yapma

potansiyelleri

olan

ilaçlar

birlikte

kullanımı

sonucunda

gastrointestinal

kanal

fonksiyonlarında azalma (intestinal tıkanma, paralitik ileus, konstipasyon gibi) bildirilmiştir.

Pregabalin ve opioidler birlikte kullanılacak ise, konstipasyonu önleyici tedbirler alınması

düşünülmelidir. (özellikle kadın hastalarda ve yaşlı hastalarda)

İlaç suistimali, kötüye kullanım ve bağımlılık bildirilmiştir. Daha önce ilaç kötüye kullanım

hikayesi olan hastalar pregabalinin suistimali, kötüye kullanımı ya da bağımlılık belirtilerine

karşı gözlenmelidir.

Çoğunlukla

ensefalopatiye

zemin

hazırlayan

koşullar

altındaki

hastalarda,

ensefalopati

raporları bildirilmiştir.

4.5.

Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Pregabalin çoğunlukla idrarla değişmeden atıldığı, önemsiz derecede metabolize olduğu (dozun

<%2’si metabolit şeklinde idrarla atılır),

in vitro

olarak ilaç metabolizmasını inhibe etmediği

plazma

proteinlerine

bağlanmadığı

için

farmakokinetik

etkileşim

yaratma

veya

farmakokinetik etkileşime uğrama olasılığı düşüktür.

Buna göre,

in vivo

çalışmalarda pregabalin ile fenitoin, karbamazepin, valproik asit, lamotrijin,

gabapentin, lorazepam, oksikodon veya etanol arasında klinik açıdan önemli bir farmakokinetik

etkileşim

gözlenmemiştir.

Buna

olarak,

popülasyon

farmakokinetik

analizi

oral

antidiyabetikler, diüretikler, insülin, fenobarbital, tiagabin ve topiramat gibi sık kullanılan

ilaçların pregabalin klerensi üzerinde klinik olarak anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir.

Pregabalinin noretisteron ve/veya etinil östradiol içeren oral kontraseptifler ile birlikte alınması

her iki ilacın da kararlı durum farmakokinetiğini etkilemez.

Pregabalin etanol ve lorazepamın etkilerini güçlendirebilir. Kontrollü klinik çalışmalarda,

pregabalinin oksikodon, lorazepam veya etanolle birlikte kullanılan çoklu oral dozları solunum

üzerinde

klinik

açıdan

önemli

etkilere

açmamıştır.

Pazarlama

sonrası

edinilen

deneyimlerde, pregabalin ve diğer merkezi sinir sistemini baskılayan ilaçları alan hastalarda

solunum

yetmezliği

koma

rapor

edilmiştir.

Pregabalin,

kognitif

gros

motor

fonksiyonlarda oksikodonun yol açtığı bozukluğa katkı sağlar gibi görünmektedir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Pediyatrik popülasyon:

Etkileşim çalışmaları sadece yetişkinlerde gerçekleştirilmiştir.

Geriyatrik popülasyon:

Yaşlı gönüllülerde spesifik bir farmakodinamik etkileşim çalışması yürütülmemiştir.

4.6.

Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik Kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Bu konuda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar

ALYSE tedavisi almakta iken uygun bir doğum kontrol yöntemi (kontrasepsiyon) kullanma

konusunda hekimine danışmalıdır.

Gebelik dönemi

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar üreme toksisitesinin bulunduğunu göstermiştir (bkz.

Bölüm

Klinik

Öncesi

Güvenlilik

Verileri).

İnsanlara

yönelik

potansiyel

risk

bilinmemektedir. Pregabalinin gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir.

Anneye sağlayacağı yarar fetüse gelebilecek risk potansiyelinden fazla olmadıkça, gebelik

sırasında pregabalin kullanılmamalıdır.

Laktasyon dönemi

Pregabalin insanlarda anne sütüne geçmektedir (bkz Bölüm 5.2) Pregabalinin yeni doğanlar

/infantlar üzerine etkisi bilinmemektedir. Emzirmeye mi yoksa tedaviye mi son verileceği

kararı, emzirmenin bebek için faydası ile tedavinin emziren kadın için faydası arasında

değerlendirme yapılarak verilmelidir.

Üreme yeteneği/ Fertilite

Pregabalinin kadın fertilitesi üzerine etkisi ile ilgili klinik veri bulunmamaktadır. Pregabalinin

sperm hareketliliği üzerine etkisini değerlendirmek için yürütülen bir klinik çalışmada, sağlıklı

erkek deneklere 600 mg/gün dozunda pregabalin verilmiştir. 3 aylık tedavi sonrası sperm

hareketliliği üzerinde bir etkisi olmamıştır.

Dişi sıçanlarda yürütülen fertilite çalışmasında üreme üzerine advers etkiler gözlenmiştir. Erkek

sıçanlardaki fertilite çalışmalarında üreme ve gelişme üzerine advers etkiler gözlenmiştir. Bu

bulgulardaki klinik ilişki bilinmemektedir (bkz. Bölüm 5.3).

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Pregabalin baş dönmesi ve uyku haline neden olabilir. Bu nedenle, ilacın bu gibi aktiviteleri

etkileyip

etkilemediği

bilinene

kadar,

hastalara

araba

kullanmaları,

karmaşık

makineleri

çalıştırmaları veya tehlike potansiyeli barındıran başka aktivitelerde bulunmaları tavsiye

edilmez.

4.8.

İstenmeyen etkiler

Pregabalin klinik programına, plasebo kontrollü çift kör çalışmalardaki 5600’den fazla hasta

dahil olmak üzere toplam 8900’den fazla hasta katılmıştır. En yaygın şekilde bildirilen advers

reaksiyonlar baş dönmesi ve uyku halidir. Advers etkiler genelde hafif ve orta şiddettedir. Bütün

kontrollü çalışmalarda, advers etkiler yüzünden çalışmadan ayrılma oranı pregabalin alan

hastalarda %12 iken, bu oran plasebo alan hastalarda %5’tir. Pregabalin tedavi gruplarında

çalışmadan ayrılmaya neden olan en yaygın advers reaksiyonlar baş dönmesi ve uyku halidir.

Klinik çalışmaların toplu analizinde tedavi ile ilişkili olan istenmeyen etkiler aşağıdaki

kategorilere göre listelenmiştir: çok yaygın ≥1/10; yaygın ≥ 1/100 ila <1/10; yaygın olmayan

≥1/1.000 ila <1/100; seyrek ≥1/10.000 ila <1/1.000; çok seyrek <1/10.000; bilinmiyor: eldeki

verilerden hareketle tahmin edilemiyor.

Listede yer alan advers etkiler altta yatan bir hastalıktan veya birlikte kullanılan ilaçlardan da

kaynaklanıyor olabilir.

Spinal kord hasarına bağlı nöropatik ağrı tedavisinde, özellikle somnolans olmak üzere merkezi

sinir sisteminde görülen advers reaksiyonların görülme sıklığı artmıştır.

Pazarlama sonrası deneyimlerde bildirilen advers reaksiyonlar italik olarak gösterilmiştir.

Vücut Sistemi

Advers İlaç Reaksiyonları

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Yaygın

Nazofarenjit

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan

Nötropeni

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan

Aşırı duyarlılık

Seyrek

Anjiyoödem, alerjik reaksiyon

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Yaygın

İştah artışı

Yaygın olmayan

Anoreksi, hipoglisemi

Psikiyatrik hastalıkları

Yaygın

Öfori hali, konfüzyon, irritabilite,

dezoryantasyon, insomnia, libidoda azalma,

anksiyete*

Yaygın olmayan

Halüsinasyon, panik atak, huzursuzluk,

ajitasyon, depresyon, depresif duygu

durumu, yükselmiş duygu durumu,

agresyon

, duygu durum dalgalanmaları,

depersonalizasyon, kelime bulmadan zorluk,

anormal rüyalar, libidoda artış, anorgazm,

apati.

Seyrek

Disinhibisyon

Sinir sistemi hastalıkları

Çok yaygın

Baş dönmesi, uyku hali, baş ağrısı

Yaygın

Ataksi, koordinasyon bozukluğu, denge

bozukluğu, amnezi, dikkat bozukluğu, hafıza

bozukluğu, tremor, dizartri, parestezi,

sedasyon, letarji, hipoestezi

Yaygın olmayan

Senkop sersemlik/uyuşukluk, miyoklonus,

bilinç kaybı,

psikomotor hiperaktivite,

diskinezi, postural baş dönmesi, amaçlı

hareketlerde tremor nistagmus, kognitif

bozukluk,

zihinsel bozukluk,

konuşma

bozukluğu, hiporefleksi, hiperestezi, yanma

duygusu, tat alamama,

malaz (halsizlik,

kırıklık)

Seyrek

Konvülsiyon

, hipokinezi, parozmi, disgrafi

Göz hastalıkları

Yaygın

Bulanık görme, diplopi

Yaygın olmayan

Perifiral görme kaybı, görme bozuklukları,

görme alanında bozukluklar, göz kuruluğu,

gözlerde şişme, görsel keskinlikte azalma,

gözlerde ağrı, astenopi, fotopsi, gözyaşında

artma, gözlerde iritasyon

Seyrek

Görme kaybı, keratit,

osilopsi, görsel

derinlik algısında değişme, midriyazis,

şaşılık, görsel parlaklık

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın

Vertigo

Yaygın olmayan

Hiperakuzi

Kardiyak hastalıkları

Yaygın olmayan

Birinci derece AV blok, taşikardi, sinüs

bradikardisi,

konjestif kalp yetmezliği

Seyrek

QT uzaması

, sinüs taşikardisi, sinüs aritmisi

Vasküler hastalıkları

Yaygın olmayan

Hipotansiyon, hipertansiyon, yüz kızarması,

sıcak basması, periferal soğukluk

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları

Yaygın

Göğüste ağrı*, sinüzit*, faringolaringeal

ağrı*

Yaygın olmayan

Dispne, epistaksis, öksürük, nazal

konjesyon, rinit, horlama, burunda kuruluk

Seyrek

Pulmoner ödem

, boğaz kuruluğu

Gastrointestinal hastalıkları

Yaygın

Kusma,

bulantı

abdominal

şişkinlik,

konstipasyon,

diyare

, ağız kuruluğu, gaz

Yaygın olmayan

Tükürük salgısında artma, gastroözofageal

reflü, oral hipoestezi

Seyrek

Asit, disfaji, pankreatit,

dilde şişme

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın olmayan

Terleme, papüler döküntü, ürtiker,

kaşıntı

Seyrek

Soğuk terleme,

Stevens-Johnson sendromu

Kas-iskelet, bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın

Kas krampları, artralji, sırt ağrısı, kol veya

bacaklarda ağrı, servikal spazm

Yaygın olmayan

Kas seğirmesi, eklemlerde şişme, miyalji,

kas sertliği, boyunda ağrı

Seyrek

Rabdomiyaliz

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan

Dizüri, üriner inkontinans

Seyrek

Oligüri, böbrek yetmezliği,

üriner

retansiyon

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

Yaygın

Erektil disfonksiyon

Yaygın olmayan

Cinsel disfonksiyon, ejakülasyonda

gecikme, dismenore, meme ağrısı

Seyrek

Amenore, memede akıntı, meme büyümesi,

jinekomasti

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıkları

Yaygın

Periferik ödem, ödem, yürüyüşte anormallik,

sarhoşluk hissi, anormallik hissi, yorgunluk,

düşme

Yaygın olmayan

Yaygın ödem, göğüste sıkışma,

yüz ödemi

ağrı, üşüme, asteni, pireksi, susuzluk

Araştırmalar

Yaygın

Kilo artışı

Yaygın olmayan

Kan kreatinin fosfokinazda yükselme, alanin

aminotransferazda yükselme, aspartat

aminotransferazda yükselme, trombosit

sayısında azalma, kan glukozunda yükselme,

kan kreatininde artma, kan potasyumunda

düşme, kilo kaybı

Seyrek

Lökosit sayısında azalma

*Bu yan etkiler fibromiyalji hastaları ile yürütülen kontrollü klinik çalışmalarda bildirilmiştir.

Kısa ve uzun süreli pregabalin tedavisi sonrası, ilacın kesilmesinin ardından bazı hastalarda

kesilme semptomları görülmüştür. Bu semptomlar; insomnia, baş ağrısı, bulantı, anksiyete,

diyare, grip sendromu, konvülsiyon, sinirlilik, depresyon, ağrı, hiperhidroz, sersemlik, baş

dönmesi ve anlamlı fiziksel bağımlılıktır. Hastalar tedaviye başlamadan bu durum konusunda

bilgilendirilmelidir.

Pregabalinin

uzun

süreli

kullanımındaki

veriler,

kesilme

semptomlarının

sıklığının

şiddetinin kullanım dozuna bağlı olabileceğini göstermektedir.

Pediyatrik popülasyon:

Pregabalinin, 2 pediyatrik çalışmada (farmakokinetik ve tolerabilite çalışması n=65; 1 yıllık

devam eden açık etiketli güvenlilik çalışması n=54) gözlenen güvenlilik profili, yetişkin

çalışmalarında gözlenen profil ile benzerdir (bkz. Bölüm 4.2, 5.1 ve 5.2)

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans Merkezi’ne (TÜFAM) bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

15 g’a kadar olan doz aşımlarında, beklenmeyen bir advers etki bildirilmemiştir.

Pazarlama sonrası edinilen deneyimde, pregabalinin aşırı dozda alındığında gözlenen en yaygın

advers etkiler olarak somnolans, konfüzyon durumu, ajitasyon ve huzursuzluk bildirilmiştir.

Nadir olarak koma vakaları bildirilmiştir.

Pregabalin

aşımının

tedavisinde

genel

destekleyici

önlemler

alınmalı,

gerekirse

hemodiyalize de başvurulmalıdır (bkz. Bölüm 4.2 Pozoloji ve Uygulama Şekli, Tablo 1).

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1.

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Antiepileptikler

ATC kodu: N03AX16

Etken madde pregabalin, bir gama-aminobütirik asit (GABA) analoğudur ((S)-3- (aminometil)-

5-metileksanoik asit).

Etki mekanizması:

Pregabalin

santral

sinir

sistemindeki

voltaja

duyarlı

kalsiyum

kanallarının

yardımcı

ünitesine (α

-δ proteini) bağlanır.

Elde edilen kanıtlar, hayvan modellerinde analjezik ve antikonvülzan aktivite için pregabalinin

-δ bölgesine bağlanması gerektiğini göstermektedir. Buna ek olarak, pregabalin glutamat,

noradrenalin ve P maddesi dahil olmak üzere çok sayıda nörotransmiterin salıverilmesini de

azaltmaktadır. Bu etkilerin pregabalinin klinik farmakolojisi açısından önemi bilinmemektedir.

Pregabalin reseptör bölgelerine afinite göstermez veya konvülsiyon ya da ağrı tedavisinde

kullanılan birçok yaygın ilacın etkisine bağlı yanıtlarda değişikliğe yol açmaz. Pregabalin

GABA

veya GABA

reseptörleriyle etkileşime girmez; direk olarak GABA

, GABA

veya

benzodiazepin

reseptörlerine

bağlanmaz,

metabolik

şekilde

GABA’ya

veya

GABA

agonistine dönüştürülmez; GABA geri alınımı veya yıkımının inhibitörü değildir. Bununla

birlikte,

uzun

süreli

pregabalin

uygulaması

GABA

taşıyıcı

proteinin

yoğunluğunu

fonksiyonel GABA transport hızını artırır.

Pregabalin, hiperaljezi ve allodini de dahil olmak üzere nöropatik ve cerrahi sonrası ağrı

bulunan hayvan modellerinde ağrıyla ilgili davranışları önler.

Pregabalin aynı zamanda fareler ve sıçanlarda maksimum elektroşok tonik ekstensör nöbetleri,

pentilentetrazol

kaynaklı

eşik

klonik

nöbetler,

hipokampal

doğum

yapmış

sıçanlardaki

davranışsal ve elektrografik nöbetler ve DBA/2 odyojen farelerdeki tonik ve klonik nöbetler de

dahil olmak üzere hayvan nöbet modellerinde de etkilidir. Pregabalin Strazburg Sıçanlarında

genetik absans nöbetlerindeki spontan absans nöbetlerinin meydana gelme sıklığını azaltmaz.

Klinik Deneyim

Nöropatik Ağrı

Etkinlik, diyabetik nöropati, postherpetik nevralji ve omurilik yaralanmaları çalışmalarında

gösterilmiştir. Etkinlik nöropatik ağrının diğer modellerinde çalışılmamıştır.

Pregabalin, 10 kontrollü klinik araştırmada; 13 haftaya kadar günde iki kez (BID) ve 8 haftaya

kadar günde üç kez (TID) dozunda çalışılmıştır. BID ve TID doz rejimlerinin tümü, güvenlilik

ve etkinlik profilleri açısından benzer bulunmuştur.

Hem santral hem de periferik nöropatik ağrı için 12 haftaya kadar yürütülen klinik çalışmaların

1.haftasında ağrıda azalma görülmüş ve bu düzelme tedavi süresince devam etmiştir.

Periferik nöropatik ağrı için yürütülen kontrollü klinik çalışmalarda pregabalin ile tedavi edilen

hastaların %35’i ve plasebo ile tedavi edilen hastaların %18’i, ağrı skorlarında %50’lik iyileşme

göstermiştir. Somnolans gözlenmeyen pregabalin kullanan hastalarda ilgili iyileşme %33,

plasebo kullananlarda ise %18 bulunmuştur. Somnolans gözlenen hastalarda yanıt oranı

pregabalin için %48, plasebo için %16 olmuştur.

Santral

nöropatik

ağrı

için

yürütülen

kontrollü

klinik

çalışmalarda

pregabalin

kullanan

hastaların %22’si ve plasebo kullananların %7’si

ağrı skorlarında

%50’lik bir iyileşme

göstermiştir.

Epilepsi

Ekleme tedavi:

Pregabalinin ek tedavi olarak etkinliği, günde iki veya üç kez uygulanan 1052 hastanın yer

aldığı üç adet 12 haftalık, randomize, çift kör, plasebo kontrollü, çok merkezli çalışmada

araştırılmıştır. Hastalarda sekonder jeneralizasyonu olan veya olmayan refrakter parsiyel

nöbetler var olup, başlangıç seviyesindeki ortalama nöbet oranları 28 gün başına 21-22,

başlangıçtaki medyan nöbet oranları ise 28 gün başına 10-12 nöbettir.

Pregabalinin

epilepsideki

etkinliği,

plaseboya

oranla

nöbetteki

azalmaya

dayanan

bütün

çalışmalarda gösterilmiştir. Yanıt verenlerin oranı, tedavi sırasında parsiyel nöbet sıklıklarında

başlangıca göre

%50’lik bir azalma meydana gelen hastaların oranı olarak tanımlanmıştır.

Yanıt verenlerin oranı, günde 150 mg’da %14 - 31, günde 300 mg’da %40, günde 600 mg’da

%43 - 51 iken bu oran plasebo için %6 - 14 olup, doz yanıtına işaret etmektedir.

Pregabalin, 3 kontrollü klinik araştırmada, 12 haftaya kadar günde iki kez veya günde üç kez

dozunda çalışılmıştır. BID ve TID doz rejimlerinin tümü, güvenlilik ve etkinlik profilleri

açısından benzer bulunmuştur.

1. haftada nöbet sıklığında anlamlı bir azalma gözlenmiştir. Genel olarak, 12 haftalık tedavi

döneminde nöbet sıklığında anlamlı bir azalma meydana gelmiştir.

Pediyatrik popülasyon:

Pregabalinin epilepside 12 yaş altındaki pediyatrik hastalarda ve adölesanlarda ekleme tedavi

olarak kullanılmasına ilişkin etkililik ve güvenliliği belirlenmemiştir. 3 aylıktan 16 yaşına kadar

olan hastaların katıldığı (n=65) farmakokinetik ve tolerabilite çalışmasında gözlenen advers

reaksiyonlar, yetişkinlerinki ile benzer olmuştur. 3 aylık- 16 yaş aralığındaki 54 pediyatrik

epilepsi hastasının katıldığı bir yıllık açık etiketli güvenlilik çalışmasının sonucunda, advers

olaylardan pireksi ve üst solunum yolları enfeksiyonları pediyatrik hastalarda yetişkin hastalara

göre daha sık gözlenmiştir (bkz. Bölüm 4.2, 4.8 ve 5.2).

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Pregabalin 4 – 6 hafta süreli 6 kontrollü araştırmada, 8 hafta süreli yaşlılarda yürütülen bir

çalışmada ve 6 ay süreli bir çift-kör, uzun dönemde relaps önleme araştırmasında çalışılmıştır.

Yaygın

anksiyete

bozukluğu

semptomlarında

hafta

içinde

düzelme

olduğu

Hamilton

Anksiyete Değerlendirme Skalasında (HAM-A) gözlenmiştir.

4-8 hafta süren kontrollü klinik araştırmalarda, pregabalin ile tedavi edilen hastaların %52’si

ve plasebo alan hastaların %38’i başlangıçtan çalışma sonuna kadar HAM-A toplam puanında

en az %50 iyileşme kaydetmiştir.

Kontrollü klinik çalışmalarda pregabalin ile tedavi gören hastalarda plasebo ile tedavi görenlere

göre daha yüksek oranda bulanık görme bildirilmiş olup, vakaların çoğunluğunda devam eden

dozlarda son bulmuştur.

Kontrollü klinik çalışmalarda 3600’ü aşkın hastada oftalmolojik testler (görsel keskinlik,

formal görme alanı testi ve dilate funduskobik incelemeyi içerecek şekilde) değerlendirilmiştir.

Pregabalin ile tedavi gören hastaların %6.5’i ve plasebo ile tedavi gören hastaların %4.8’inde

görsel keskinlik azalmıştır. Pregabalin ile tedavi gören hastaların %12.4’ünde ve plasebo ile

tedavi gören hastaların %11.7’sinde görme alanı değişiklikleri belirlenmiştir. Pregabalin ile

tedavi

gören

hastaların

%1.7’sinde

plasebo

tedavi

gören

hastaların

%2.1’inde

funduskobik değişiklikler gözlenmiştir.

5.2.

Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Pregabalinin

kararlı

durum

farmakokinetiği

sağlıklı

gönüllülerde,

antiepileptik

ilaç

alan

epilepsi hastalarında ve kronik ağrısı olan hastalarda benzerdir.

Emilim:

Pregabalin aç olarak uygulandığı zaman süratle emilip, hem tek hem de çoklu doz uygulama

sonrasında

doruk

plazma

konsantrasyonlarına

saat

içinde

ulaşılır.

Pregabalinin

oral

biyoyararlanımı

%90 olup dozdan bağımsızdır. Tekrarlanan uygulama sonrasında, kararlı

duruma 24 ila 48 saat içinde ulaşılır. Pregabalinin emilim hızı gıdalarla birlikte alındığında

düşer ve C

maks

’ta yaklaşık %25-30 bir azalmaya, T

maks

’ta ise yaklaşık 2.5 saatlik bir gecikmeye

yol açar. Yine de pregabalinin gıdalarla birlikte alınmasının emilen pregabalin miktarı üzerinde

klinik açıdan önemli bir etkisi bulunmamaktadır.

Dağılım:

Preklinik çalışmalarda, pregabalinin fareler, sıçanlar ve maymunlarda kan beyin bariyerini

geçtiği gösterilmiştir. Pregabalinin sıçanlarda plasentayı geçtiği ve laktasyon dönemindeki

sıçanların

sütünde

olduğu

gösterilmiştir.

İnsanlarda,

pregabalinin

oral

uygulama

sonrasındaki görünen dağılım hacmi yaklaşık 0.56 L/kg’dır. Pregabalin plazma proteinlerine

bağlanmaz.

Biyotransformasyon:

Pregabalin

insanlarda

göz

ardı

edilebilir

metabolizmaya

uğrar.

Radyoaktif

işaretli

pregabalin

dozu

sonrasında,

idrardaki

radyoaktivitenin

yaklaşık

%98’i

değişmemiş

pregabalindir. Pregabalinin idrarda bulunan ana metaboliti olan N-metillenmiş türevi, dozun

%0.9’unu oluşturur. Preklinik çalışmalarda, pregabalin (S-enantiomer) rasemizasyon ile R-

enantiomere dönüşmemiştir.

Eliminasyon:

Pregabalin sistemik dolaşımdan esas olarak renal eliminasyon yoluyla değişmemiş ilaç şeklinde

atılır. Pregabalinin ortalama eliminasyon yarı ömrü 6.3 saattir. Pregabalinin plazma klerensi ve

renal

klerensi

kreatinin

klerensi

doğru

orantılıdır

(bkz.

Bölüm

Farmakokinetik

Özellikler, Hastalardaki Karakteristik Özellikler, Böbrek Yetmezliği). Böbrek fonksiyonlarında

azalma olan veya hemodiyaliz gören hastalarda doz ayarlaması gereklidir (bkz. Bölüm 4.2

Pozoloji ve Uygulama Şekli, Tablo1)

Doğrusallık / Doğrusal Olmayan Durum:

Pregabalinin farmakokinetiği, tavsiye edilen günlük doz aralığında doğrusaldır. Pregabalinin

gönüllüler

arasındaki

farmakokinetik

değişkenliği

düşüktür

(<20%).

Çoklu

farmakokinetiği tek doz verilerinden tahmin edilebilir. Dolayısıyla, pregabalinin plazma

konsantrasyonlarının rutin kontrolüne gerek yoktur.

Hastalardaki karakteristik özellikler

Cinsiyet:

Klinik çalışmalar, cinsiyetin pregabalinin plazma konsantrasyonları üzerinde klinik açıdan

önemli bir etkisinin bulunmadığını göstermektedir.

Böbrek yetmezliği:

Pregabalinin klerensi kreatinin klerensiyle doğru orantılıdır. Buna ek olarak, pregabalin

plazmadan hemodiyalizle etkin şekilde uzaklaştırılmaktadır (4 saatlik hemodiyaliz sonrasında

plazma pregabalin konsantrasyonları yaklaşık olarak %50 düşmüştür). Böbrek ana atılım yolu

olduğu için, böbrek yetmezliği olan hastalarda dozun azaltılması ve hemodiyalizin ardından

doz ilavesi gereklidir (bkz. Bölüm 4.2 Pozoloji ve Uygulama Şekli, Tablo 1).

Karaciğer yetmezliği:

Karaciğer yetmezliği olan hastalarda spesifik farmakokinetik çalışmalar yürütülmemiştir.

Pregabalin önemli oranda metabolize edilmediği ve idrarla çoğunlukla değişmemiş ilaç

şeklinde atıldığı için karaciğer fonksiyon bozukluğunun pregabalin plazma konsantrasyonlarını

önemli derecede değiştirmesi beklenmemektedir.

Pediyatrik popülasyon:

Pediyatrik popülasyondaki (yaş grupları: 1 ila 23 aylık, 2 ila 6 yaş, 7 ila 11 yaş ve 12 ila 16 yaş)

epilepsi hastalarında pregabalinin farmakokinetiği, farmakokinetik ve tolerabilite çalışmasında

değerlendirilmiştir.

Açlık durumunda pregabalinin oral alımını takiben plazma pik konsantrasyonuna ulaşma

zamanı pediyatrik hastalarda genellikle tüm yaş gruplarınınki ile benzer olmuştur ve 0.5 saat

ila 2 saat arasındadır.

Pregabalinin C maks ve eğri altı alan (EAA) parametreleri her yaş grubunda artan doz ile

doğrusal olarak artmıştır. 30 kg’ın altındaki pediyatrik hastalarda pregabalinin EAA’sı, artmış

vücut ağırlığı klerensi bu hastalar için %43’e ayarlandığından, ≥ 30 kg olan hastalara göre %30

daha düşük olmuştur.

Pregabalinin terminal yarılanma ömrü 6 yaşına kadar olan çocuklarda ortalama 3 ila 4 saat

arasında , 7 ve daha büyük yaş grubundaki hastalarda ise 4 ila 6 saat arasında olmuştur.

Popülasyon farmakokinetiği analizleri; kreatinin klerensi ile pregabalinin oral klerensinin

belirgin şekilde eş değişken olduğunu, vücut ağırlığı ile de pregabalinin görünür oral dağılım

hacmininin belirgin şekilde eş değişken olduğunu göstermiştir ve bu ilişkiler pediyatrik ve

yetişkin hastalar için benzer olmuştur.

Pregabalinin farmakokinetiği 3 aydan küçük hastalar için çalışılmamıştır (bkz. Bölüm 4.2, 4.8

ve 5.1)

Geriyatrik popülasyon:

Pregabalin klerensi yaş ilerledikçe azalma eğilimi gösterir. Pregabalinin oral klerensindeki

azalma, yaş ilerlemesine bağlı olarak kreatinin klerensinde meydana gelen değişikliklerle

tutarlılık göstermektedir. Yaşa bağlı olarak renal fonksiyonları azalan hastalarda pregabalin

dozunun azaltılması gerekebilir (bkz. Bölüm 4.2 Pozoloji ve Uygulama Şekli Tablo 1).

Emziren anneler:

Pregabalinin farmakokinetiği, en az 12 haftalık doğum sonrası dönemindeki 10 emziren annede,

her 12 saatte bir 150 mg pregabalin (300 mg günlük doz) verilerek değerlendirilmiştir.

Emzirmenin, pregabalinin farmakokinetiği üzerine çok az etkisi olmuş ya da hiç etkisi

olmamıştır. Pregabalin maternal plazmada ortalama kararlı durum konsantrasyonları yaklaşık

%76 olan hastalarda anne sütüne geçmektedir. 300 mg/gün veya maksimum doz olan 600

mg/gün dozlarında pregabalin kullanan hastaların anne sütünden (ortalama süt tüketiminin 150

ml/kg/gün olduğu varsayılmıştır) geçen tahmini infant dozunun sırasıyla 0.31 veya 0.62

mg/kg/gün olması beklenmektedir. Bu tahmini dozlar, mg/kg bazında toplam günlük maternal

dozunun yaklaşık %7’sidir.

5.3.

Klinik öncesi güvenlilik verileri

Hayvanlardaki konvansiyonel güvenlilik farmakoloji çalışmalarında, pregabalin klinik olarak

ilgili dozlarda iyi tolere edilmiştir. Sıçanlarda ve maymunlarda tekrarlanan doz toksisite

çalışmalarında

hipoaktivite,

hiperaktivite

ataksi

dahil

olmak

üzere

etkileri

görülmüştür. İnsanlara önerilen maksimum klinik doz uygulamasının

5 katı doza, yaşlı albino

sıçanların uzun dönem maruziyeti sonrasında, retinal atrofi insidansında artış genel olarak

gözlenmiştir.

Teratojenite:

Pregabalin fareler, sıçanlar veya tavşanlarda teratojen değildir. Sıçanlarda ve tavşanlarda fetal

toksisite yalnızca insan maruziyetinin üzerindeki dozlarda ortaya çıkmıştır. Prenatal/postnatal

toksisite çalışmalarında, pregabalin tavsiye edilen maksimum insan maruziyet seviyesinin

katı maruz kalma seviyelerinde sıçanlarda yavru gelişim toksisitesine yol açmıştır.

Fertilite:

Erkek ve dişi sıçanlarda fertilite üzerine advers etki yalnızca terapötik maruziyeti aşan

maruziyet ile gözlenmiştir. Erkek üreme organlarında ve sperm parametreleri üzerine advers

etkiler geri dönüşlüdür ve yalnızca terapötik maruziyeti aşan yeterli maruziyet sonrası oluşmuş

veya sıçanda erkek üreme organının spontan dejenaretif gelişimleri ile ilişkilendirilmiştir. Bu

nedenle etkinin çok az olduğu ya da hiç olmadığı düşünülmüştür.

Mutajenite:

Pregabalin bir dizi

in vitro

in vivo

testlerin sonuçlarına göre genotoksik değildir.

Karsinogenez:

Pregabalin ile fareler ve sıçanlar üzerinde iki yıllık karsinogenez çalışmaları yürütülmüştür.

Önerilen maksimum klinik doz olan 600 mg/gün’deki ortalama insan dozu maruziyetinin 24

katında sıçanlarda tümör gözlenmemiştir. Farelerde, ortalama insan dozu uygulaması benzeri

maruziyetlerde

tümör

insidansında

artış

gözlenmemiştir,

ancak

artan

maruziyette

hemanjiosarkom insidansında artış gözlenmiştir. Farelerde pregabalin ile ilgili genotoksik

olmayan tümör oluşma mekanizması trombosit değişiklikleri ve endotel hücre proliferasyonunu

içermektedir. Kısa dönem ve sınırlı sayıda uzun dönem klinik veriler doğrultusunda bu

trombosit değişiklikleri sıçanlarda veya insanlarda bulunmamıştır. İnsanlarla ilgili bir risk

olduğu izlenimini oluşturacak bir kanıt bulunmamaktadır.

Genç sıçanlarda görülen toksisite tipleri kalitatif olarak yetişkin sıçanlarda görülenlerden farklı

olmamıştır. Ancak genç sıçanlar daha hassastır. Terapötik dozlarda MSS klinik belirtileri

hiperaktivite

bruksizm

büyümede

bazı

değişiklikler

(kilo

almanın

geçici

olarak

baskılanması)

bulunmaktadır.

Çiftleşme

dönemlerine

olan

etkisi

insan

terapötik

uygulamasının 5 katında incelenmiştir. Genç sıçanlar üzerinde maruziyetten 1-2 hafta sonra

insan terapötik dozlarının >2 katında (akustik irkilme yanıtı) veya >5 katında (öğrenme/hafıza)

nörodavranışsal/kognitif etkileri izlenmiştir. Genç sıçanlarda, insan terapötik dozlarının >2

katında maruziyetten 1–2 hafta sonra gözlenen azalmış akustik irkilme yanıtı, maruziyetten 9

hafta sonra artık gözlenmemiştir.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Mikrokristalin selüloz (tip 102)

Mısır nişastası

Talk

Magnezyum stearat

6.2.

Geçimsizlikler

Geçerli değildir.

6.3.

Raf ömrü

36 ay

6.4.

Saklamaya yönelik özel tedbirler

25°C altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

6.5.

Ambalajın niteliği ve içeriği

PVC/PVDC/Al blisterde 28 ve 56 kapsül

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi atıkların kontrolü yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

Abdi İbrahim İlaç San. ve Tic. A.Ş.

Reşitpaşa Mah. Eski Büyükdere Cad. No:4 34467

Maslak/Sarıyer/İstanbul

Tel:0212 366 84 00

Faks:0212 276 20 20

8.

RUHSAT NUMARASI

231/18

9.

İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 21.04.2011

Ruhsat yenileme tarihi: 19.10.2016

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ