ALEXAN

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • ALEXAN 1000 MG/20 ML IV/SC 1 INT. ENJ. INF. ICIN COZ. ICEREN 1 FLAKON
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • ALEXAN 1000 MG/20 ML IV/SC 1 INT. ENJ. INF. ICIN COZ. ICEREN 1 FLAKON
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • edilecek

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699205770102
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

1

17

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

ALEXAN

1000 mg / 20 ml IV/SC intratekal enjeksiyon / infüzyon için çözelti içeren flakon

Steril, sitotoksik

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Etkin madde:

Her 20 ml’lik flakonda;

Sitarabin 1000.00 mg

Yardımcı maddeler:

Sodyum laktat çözeltisi % 60 208.00 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORM

Enjeksiyonluk çözelti.

Berrak, renksiz çözelti, pratik olarak yüzen partikül içermeyen.

4.

KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1.Terapötik endikasyonlar

ALEXAN

®

yetişkinlerde ve çocuklarda monoterapi olarak veya diğer kemoterapötiklerle

kombine halde aşağıdaki durumlarda kullanılır:

Akut myeloid lösemi (AML)

Akut lenfoblastik lösemi (ALL)

Kronik myeloid lösemi (KML)

Orta

derecede

Non-Hodgkin

lenfomalar

yüksek

maligniteli

Non-Hodgkin

lenfomalar

(lenfoblastik

Non-Hodgkin

lenfomalar

Burkitt

tipi

Non-Hodgkin

lenfomalar gibi)

ALEXAN

®

merkezi sinir sistemindeki lösemilerin tedavisi ve proflaksi amaçlı tek başına

veya metotreksat ve kortikosteroidlerle kombine halde intratekal olarak uygulanabilir.

4.2.Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/ uygulama sıklığı ve süresi:

Remisyon indüksiyonu:

Remisyon indüksiyonu için konvansiyonel dozlar; günde 100-200 mg/m

’dir. Çoğu durumda

devamlı intravenöz infüzyon veya 5 – 10 gün boyunca hızlı infüzyon olarak uygulanır.

Tedavi sıklığının süresi, klinik ve morfolojik sonuçlara (kemik iliği fonksiyonu) bağlıdır.

Remisyon idamesi:

2

17

Remisyon idamesi dozu genellikle günde 70-200 mg/m

’dir. 4 hafta arayla 5 gün boyunca

veya haftada bir defa, hızlı intravenöz infüzyon veya subkutan enjeksiyon olarak uygulanır.

Non-Hodgkin lenfoma tedavisi:

Yetişkinlerde

endikasyon

için

polikemoterapi

programları

kullanılır.

Çocuklarda

endikasyonda

ALEXAN

®

kullanımı

hastalığın

evresine

histolojik özelliğine

bağlıdır.

Farklı dozlarda farklı tedavi protokollerine başvurulur.

Yüksek doz tedavisi:

Yüksek doz tedavilerde dozaj genellikle 1-3 g/m

’dir. 4-6 gün boyunca 12 saat arayla 1-3

saatlik intravenöz infüzyon olarak uygulanır.

İntratekal uygulama:

Olağan doz 5-75 mg/m

’dir.

Uygulama

sıklığı

dozaj,

rejime

göre

değişkenlik

gösterir.

sık

kullanılan

doz;

serebrospinal sıvı yüksek sayıda malign hücre içermeyinceye kadar, her 4 günde bir 30

mg/m

’dir

Uygulama şekli:

ALEXAN

®

oral

olarak

aktif

değildir.

Uygulama

şekli

çizelgesi

kullanılan

tedavi

programına göre değişir. ALEXAN

®

, intravenöz infüzyon veya enjeksiyon, subkutan ya da

intratekal olarak uygulanabilir.

ALEXAN

®

yalnızca

kemoterapi

konusunda

deneyimi

olan

hekimler

tarafından

reçete

edilmelidir ve sadece, destekleyici tedavi için yeterli olanakları olan, kemoterapiye uygun

kliniklerde uygulanmalıdır.

ALEXAN

®

tek başına uygulanabilir, ancak çoğu kez diğer ilaçlarla kombine olarak uygulanır.

Bir infüzyon hazırlanırken ALEXAN

®

, %0.9’luk sodyum klorür veya %5’lik glukoz ile

seyreltilmelidir.

Hastalar, yavaş infüzyona kıyasla hızlı intravenöz infüzyon yoluyla ilacı aldıklarında daha

yüksek total dozları tolere edebilirler. Bu fenomen hızlı enjeksiyon sonrasında, ilacın hızlı

inaktivasyonuyla ve duyarlı normal ve neoplastik hücrelerin yüksek seviyede ilaca kısa sürede

maruz kalmalarıyla alakalıdır. Normal ve neoplastik hücreler bu farklı uygulama şekillerine

bir bakıma paralel biçimde cevap veriyorlar gibi görünmektedir ve her iki uygulama için de

herhangi bir bariz klinik avantaj gösterilmemiştir.

Eğer enjeksiyonluk çözeltinin intratekal uygulama için seyreltilmesi gerekiyorsa, yalnızca

koruyucu içermeyen %0.9’luk sodyum klorür kullanılmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek / Karaciğer yetmezliği:

Böbrek yetmezliği durumunda dozun azaltılması gerekebilir. Kreatinin klirensi 60ml/dak.dan

düşükse beraberinde nörotoksisite riskinde bir artış olur.

Daha

önceden

karaciğer

fonksiyon

bozukluğu

olan

hastalarda

ilaç,

derece

dikkatli

uygulanmalıdır ve risk-yarar durumu titizlikle değerlendirilmelidir.

Karaciğer yetmezliği durumunda dozun azaltılması gerekebilir.

3

17

Pediyatrik popülasyon:

Çocukların

yetişkinlerden

daha

yüksek

dozları

tolere

ettiği

görülmüştür.

Verilen

aralıklarında çocuklar daha yüksek dozları almalıdır.

Geriyatrik popülasyon:

Yaşlılarda doz değişikliği gerektiğini gösteren bir veri bulunmamaktadır. Ancak yaşlı hastalar

toksik reaksiyonlara daha duyarlı olduğundan, ilaç kaynaklı lökopeni, trombositopeni ve

anemiye özellikle dikkat edilmelidir.

4.3.Kontrendikasyonlar

Sitarabine veya Bölüm 6.1’de

yer alan ilacın içeriğindeki

yardımcı

maddelere aşırı

duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Bu tedavi kemik iliği supresyonu olan hastalara uygulanmamalıdır.

Şiddetli karaciğer

ya da böbrek

yetmezliği olanlarda, şiddetli enfeksiyon varlığında,

gastrointestinal

ülserleri

olanlarda

yakın

zamanda

ameliyat

geçirmiş

hastalarda

kontrendikedir.

Malign olmayan etiyolojiye sahip anemi/eritrositopeni, lökopeni ve/veya trombositopeni

(kemik iliği aplazisi) durumunda, tedavi eden hekim ALEXAN

®

’ın hasta için en umut

vaat eden alternatif olduğunu düşünmedikçe kontrendikedir.

Gebelik ve laktasyonda kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.6).

ALEXAN

®

brivudin, sorivudin ve bunların analogları ile birlikte uygulanmamalıdır.

Brivudin,

sorivudin

analogları

5-FU’ya

parçalanmayı

sağlayan

dihidropirimidin

dehidrojenaz (DPD) enziminin güçlü inhibitörleridir (Bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5).

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Sitarabin yalnızca hastanede ve kanser kemoterapisi konusunda yeterince bilgi sahibi olan

hekimler

tarafından

uygulanmalıdır.

Flakon

işlem

yaparken

genel

önlemler

(gözlük,

eldiven,

ağız

burun

koruması,

mümkün

olduğunca

solumadan

kaçınma)

alınmalıdır.

Hastada ilacın etkisini izlemeye ve gerektiğinde önlem almaya uygun olduğundan emin

olmak için, ilaç uygulaması yapılan birime özel dikkat gösterilmelidir.

Hematolojik etkiler

Sitarabin şiddetli miyelosüpresif etkiye sahiptir. Tedavi ilaç kaynaklı kemik iliği depresyonu

öyküsü olan hastalarda dikkatle başlatılmalıdır.

Bu ilacı kullanan hastalar yakın izlem gerektirir. Ayrıca, tedavinin başlangıcında lökosit ve

trombosit sayıları günlük olarak izlenmelidir. Genel olarak, trombosit ve lökosit sayıları

tedavi bitiminden sonra bile olabildiğince sık ve düzenli olarak izlenmelidir. Bu durum

intratekal kullanım için de geçerlidir.

İlaç kaynaklı kemik iliği depresyonu trombosit sayısının <50,000 ya da polimorfonükleer

hücre sayısının <1,000/mm

olmasına yol açtıysa, tedavi kesilmeli ya da değiştirilmelidir.

İlaç uygulamasının durudurulmasından sonra da periferik kandaki şekilli element sayısında

düşüş olabilir, ilaçsız 5-7 günden sonra en düşük seviyesine ulaşır. Kemik iliği düzelmesine

ilişkin açık belirtiler olması halinde (ardışık kemik iliği testlerinde) gerektiğinde tedaviye

tekrar başlanabilir. “Normal” periferik kan değerlerine ulaşılana kadar ilaç uygulanmayan

hastalar için izlem gerekmez.

Periferik

kanda

blast

hücresi

görülmemesinin

ardından

düzenli

kemik

iliği

testleri

yapılmalıdır.

4

17

İlaç

uygulama

birimlerinde

kemik

iliği

depresyonunun

olası

fatal

komplikasyonlarının

(granülositopeni

etkilenen

diğer

savunma

mekanizmaları

nedeniyle

enfeksiyonlar,

trombositopeni nedeni ile sekonder hemoraji) tedavisi mümkün olmalıdır.

Tümör lizis sendromu

Diğer sitostatikler gibi, sitarabin neoplastik hücrelerin hızlı yıkımı nedeniyle hiperürisemiye

neden olabilir. Hekim kan ürik asit düzeyini izlemeli ve ortaya çıkabilecek komplikasyonların

kontrolü için gerekebilecek destek ve farmakolojik önlemler için hazır olmalıdır.

Yüksek

blast

sayısı

aşırı

tümör

kitlesi

(non-Hodgkin

lenfoma)

olan

hastalarda

hiperürisemi profilaksisi önerilir. Destek tedavi önlemleri mevcut olmalıdır.

Hepatik ve renal yetmezlik sitarabinin merkezi sinir sistemi toksisitesi artışı için predispozan

faktörlerdir.

Sitarabin

tedavisi

sırasında

anafilaktik

reaksiyonlar

ortaya

çıkmıştır.

Reanimasyon

gerektirmiş bir akut kardiyak arreste sebep olmuş bir anafilaksi olgusu bildirilmiştir. Bu

durum intravenöz sitarabin uygulamasının hemen ardından gelişmiştir (Bkz. Bölüm 4.8).

Yüksek doz tedavisi:

Daha önce intratekal kemoterapi ya da radyasyon tedavisi ile bir merkezi sinir sistemi

hastalığı için tedavi görmüş hastalarda merkezi sinir sistemi üzerinde istenmeyen etki riski

daha yüksektir.

Akut

non-lenfatik

lösemi

hastalarında

yüksek

sitarabin,

donorubisin

asparajinaz

tedavisi ile konsolidasyon sonrasında periferik motor ve duyusal nöropati ortaya çıkabilir.

Yüksek

sitarabin

tedavi

edilen

hastalar

nöropati

açısından

araştırılmalıdır

gerektiğinde geri dönüşsüz nöropatiyi önlemek için doz ayarlaması yapılmalıdır.

Bazı deneysel yüksek sitotoksik doz (2–3 g/m

) rejimlerinde şiddetli ve nadiren fatal merkezi

sinir sistemi, gastrointestinal sistem ve akciğer toksisitesi (sitarabinin konvansiyonel tedavi

rejimlerinde ortaya çıkmayan) bildirilmiştir. Bu reaksiyonlara geri dönüşlü kornea toksisitesi,

genellikle geri dönüşlü serebral ve serebellar disfonksiyon, somnolans, nöbetler, şiddetli

gastrointestinal ülser, peritonite yol açan pnömatoz sistoid intestinalis, septisemi ve hepatik

apse, yetişkin solunum distres sendromu ve pulmoner ödem (Bkz. Bölüm 4.8) dahildir.

Sitarabinin hayvanlarda karsinojenik olduğu gösterilmiştir. Benzer etki olasılığı uzun dönemli

tedavideki hastalar için de düşünülmelidir.

İntravenöz doz hızlı uygulandığında uygulamadan birkaç saat sonra hastada sıklıkla bulantı ve

kusma gelişir. Bu sorun ilaç infüzyon ile uygulandığında daha az ortaya çıkmaktadır.

Konvansiyonel doz rejimi

Konvansiyonel

sitarabin

dozlarında

diğer

ilaçlarla

kombinasyon

halinde

tedavi

edilen

hastalarda karında basınç hissi (peritonit), guaiac-pozitif kolit, nötropeni ve trombositopeni

bildirilmiştir. Bu hastalar cerrahi dışı tıbbi tedaviye karşılık vermiştir.

Akut miyeloid lösemi hastası çocuklarda diğer ilaçlarla kombinasyon halinde konvansiyonel

sitarabin dozlarının intratekal ve intravenöz uygulaması ardından gecikmiş progresif, artan ve

fatal paraliz bildirilmiştir.

5

17

Hepatik ve renal fonksiyonlar sitarabin tedavisi sırasında izlenmelidir. Hafif hepatik ve renal

yetmezliği olan hastalarda özel dikkat gereklidir.

Hastada sitarabin kullanırken kemik iliği, karaciğer ve böbrek periyodik fonksiyon testleri

yapılmalıdır.

Sitarabin esas olarak karaciğerde metabolize olduğundan karaciğer hasarında güçlü bir etkisi

olabilir. Ayrıca, böbrek yetmezliğinde de artmış etkisi görülmüştür. Renal ve/veya hepatik

yetmezlik olgularında doz, izlenen kan düzeyine göre ayarlanmalıdır. Karaciğer ve böbrek

fonksiyonları ve kan ürik asit düzeyi düzenli olarak izlenmelidir. Önceden hepatik yetmezliği

olan hastalarda özellikle yüksek dozlarda sitarabin yalnızca sıkı bir risk yarar analizi ardından

ve dikkatle kullanılmalıdır.

Kemik iliği transplantasyonu için hazırlık olarak siklofosfamid ile kombine halde deneysel

yüksek

sitarabin

tedavileri

ardından

ölümle

sonlanan

kardiyomiyopati

olguları

bildirilmiştir.

Bolca sıvı alınması gereklidir.

60 yaşın üzerindeki hastalara yüksek doz sitarabin tedavisi yalnızca ayrıntılı bir risk yarar

değerlendirmesi yapıldıktan sonra uygulanmalıdır.

Kontraseptif önlemler:

Sitarabin mutajenik etkiye sahiptir. Erkekler tedavi sırasında ve tedavi bitiminden sonraki 6

aya kadar baba olmamalıdır. Ayrıca sitarabin tedavisi geri dönüşsüz infertiliteye neden

olabileceğinden, hasta tedavi öncesinde sperm dondurulması açısından bilgilendirilmelidir.

Tedavi sonrasında

çocuk sahibi olmak isteyenlerin mutlaka

genetik danışmanlık alması

önerilir.

Şiddetli gastrointestinal istenmeyen etkiler için antiemetik ve diğer destek tedaviler gereklidir.

Yüksek doz tedavilerinde bu konuda deneyimli hekim tarafından düzenli merkezi sinir sistemi

ve akciğer fonksiyonu izlemi yapılmalıdır.

Yüksek doz tedavilerinde göz ile ilgili komplikasyonların önlenmesi için gözler düzenli

olarak yıkanmalıdır.

Şiddetli kemik iliği depresyonu olgularında hastalar steril izolasyon odasına nakledilmelidir.

İmmünosupresif etkiler/artmış enfeksiyon yatkınlığı

Sitarabin gibi kemoterapötikler nedeniyle immünosupresyon gelişmiş hastalarda canlı aşı

uygulanması şiddetli ya da yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara yol açabilir.

Sitarabin tedavisi sırasında canlı aşı uygulanmamalıdır. Ölü ya da inaktif aşılar uygulanabilir

fakat bu aşılara verilen yanıt azalabilir.

Diğer tümör baskılayıcı ilaçlar gibi sitarabin tedavisi kemik iliği depresyonu nedeniyle

kanama komplikasyonu ve şiddetli enfeksiyon riskine sahiptir. Yüksek doz tedavisi sırasında

merkezi

sinir

sistemi

hastalıkları,

gastrointestinal

hastalıklar,

hepatik

disfonksiyon,

deri

reaksiyonları ve göz hastalıkları ortaya çıkabilir.

6

17

Merkezi sinir sistemi toksisitesi ya da bir alerji belirtisi ortaya çıkarsa tam bir risk yarar

değerlendirmesi yapılmalıdır.

Özellikle göz çevresi olmak üzere deri ve mukoza ile temasından kaçınılmalıdır.

Sitarabin teratojenik ve mutajenik bir maddedir.

Dihidropirimidin

dehidrojenaz

(DPD)

enzimi

5-FU’ya

parçalanmada

önemli

oynamaktadır.

Brivudin

sorivudin

gibi

nükleosit

analogları

5-FU

diğer

fluoropirimidinlerin plazma konsantrasyonunu arttırabilir ve belirgin toksisite artışına yol

açabilir.

Ek olarak ALEXAN

®

tedavisi ile brivudin, sorivudin ve analogları arasında en az 4 hafta

olmalıdır.

Gerektiğinde

aktivitesi

ALEXAN

®

tedavisine

başlanmadan

önce

saptanmalıdır.

ALEXAN

®

kullanan

hastaya

yanlışlıkla

brivudin

uygulanması

halinde

fluorourasil

toksisitesini

düşürmek

için

etkili

önlemler

alınmalıdır.

Hemen

hastaneye

başvurulması

önerilir. Sistemik enfeksiyon ve dehidrasyon için tüm önlemler alınmalıdır.

Eşzamanlı fenitoin ve ALEXAN

®

kullanan hastalar düzenli olarak fenitoin kan düzeyinin

yükselmemesi için kontrol edilmelidir.

Pankreatit

Eşzamanlı diğer ilaçlarla birlikte sitarabin kullanan hastalarda akut pankreatit gözlenmiştir.

Nöroloji

İntratekal metotreksat ile intravenöz sitarabin kombinasyonu uygulanan çocuklarda baş ağrısı,

paraliz,

koma

inme

benzeri

atakları

içeren

şiddetli

nörolojik

istenmeyen

etkiler

gözlenmiştir.

Bu tıbbi ürün her 20 ml’lik dozunda 42.69 mg sodyum içermektedir. Bu durum, kontrollü

sodyum diyetinde olan hastalar için göz önünde bulundurulmalıdır.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Daha önce L-asparaginaz ile tedavi edilmiş hastalarda, sitarabin tedavisi akut pankratite yol

açabilir.

Mevcut eşzamanlı ilaç tedavileri düşünüldüğünde, kemik iliğine toksik etkisi olabilecek diğer

tedavi

metodları

(özellikle

diğer

sitostatikler

radyasyon

tedavisi)

miyelotoksik

etkileşimler beklenmelidir.

Flusitozinin antimikotik etkisinin sitarabin tarafından baskılanabildiğini gösteren bireysel

olgular vardır. Bu nedenle flusitozin sitarabin ile birlikte uygulanmamalıdır.

Beta-asetildigoksin ve siklofosfamid, vinkristin, prednizon ile sitarabin veya prokarbazin

içeren veya içermeyen kemoterapötik tedavi alan hastalarda kararlı hal digoksin düzeyinde ve

renal glikozit eliminasyonunda geri dönüşlü azalma gözlenmiştir. Kararlı hal plazma digoksin

düzeyi değişmemiştir. Bu nedenle benzer kemoterapi kombinasyonu kullanan hastalarda

7

17

plazma digoksin düzeyi izlenmelidir. Bu hastalarda alternatif olarak dijitoksin kullanımı

düşünülmelidir.

Gentamisin ve sitarabin ile yürütülen bir

in vitro

etkileşim çalışması

K. pneumoniae

suşuna

duyarlılık açısından sitarabin ile ilişkili antagonizm göstermiştir. Sitarabin uygulanırken

K.

pneumoniae

enfeksiyonu

için

gentamisin

kullanan

hastalarda

gentamisine

hızlı

yanıt

alınamaması antibakteriyel tedavinin yeniden değerlendirilmesini gerektirmiştir.

İntravenöz sitarabinin intratekal metotreksat ile eşzamanlı kullanımı baş ağrısı, paralizi, koma

ve inme benzeri ataklar gibi şiddetli nörolojik istenmeyen etkilere yol açmıştır (Bkz. Bölüm

4.4).

Ek olarak ALEXAN

®

ile brivudin, sorivudin ve analogları arasında en az 4 hafta olmalıdır.

Gerektiğinde ALEXAN

®

tedavisine başlanmadan önce dihidropirimidin dehidrojenaz (DPD)

aktivitesi saptanmalıdır.

Eşzamanlı fenitoin ve ALEXAN

®

kullanan hastalarda fenitoin toksisitesi semptomlarına yol

açan fenitoin plazma konsantrasyonu artışı bildirilmiştir (Bkz. Bölüm 4.4).

Sitarabin türbidimetre (türbidite ölçümü) ya da Folin-Ciocalteu yöntemi ile serebrospinal

sıvıdaki protein fraksiyonunun saptanmasını etkileyebilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Özel popülasyonlara ilişkin herhangi bir etkileşim çalışması tespit edilmemiştir.

Pediyatrik popülasyon:

Pediyatrik popülasyona ilişkin herhangi bir etkileşim çalışması tespit edilmemiştir.

4.6.Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: D

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Cinsel olarak aktif tüm kadın ve erkek hastalar ALEXAN

®

tedavisi sırasında ve tedaviden

sonra 6. aya kadar uygun doğum kontrol yöntemi kullanmalıdır.

Sitarabin insan spermatozoasında kromozomal hasara yol açabilecek mutajenik potansiyele

sahip olduğundan sitarabin ile tedavi edilen erkekler ve eşleri güvenilir kontrasepsiyon

kullanımı konusunda yönlendirilmelidir. Erkekler tedavi sırasında ve tedaviden sonra 6 ay

boyunca baba olmamalıdır. Ek olarak sitarabin tedavisi geri dönüşsüz infertiliteye neden

olabileceğinden, hasta tedavi öncesinde sperm dondurulması açısından bilgilendirilmelidir.

Gebelik dönemi

Sitarabinin

gebelik

ve/veya

fetus/yeni

doğan

üzerinde

zararlı

farmakolojik

etkileri

bulunmaktadır. ALEXAN

®

gebelik döneminde kullanılmamalıdır.

8

17

Sitarabinin

bazı

hayvanlarda

mutajenik

teratojenik

etkileri

gösterildiğinden

gebelik

olasılığı ortadan kaldırılmalıdır. Sitarabin gebe ya da gebelik düşünen kadınlarda yalnızca

olası risk ve yararın dikkatlice değerlendirilmesi sonrasında kullanılabilir.

ALEXAN

®

tedavisi sırasında gebelik ortaya çıkarsa genetik danışmanlık sağlanmalıdır (Bkz.

Bölüm 5.3).

Laktasyon dönemi

ALEXAN

®

tedavisi başlamadan önce anne sütü verilmesi kesilmelidir.

ALEXAN

®

tedavisi süresince anne sütü verilmemelidir.

Üreme yeteneği/Fertilite

Sitarabinin üreme toksisitesini değerlendiren fertilite çalışmaları yürütülmemiştir. Sitarabin

(özellikle

alkilleyici

ilaçlarla

kombinasyon

halinde)

kullanan

hastalarda

amenore

azoospermiye yol açan gonadal supresyon ortaya çıkabilir. Genel olarak etkiler doz ve tedavi

süresi ile korelasyon halinde olup geri dönüşsüzdür (Bkz. Bölüm 4.8).

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

Sitarabinin araç ve makine kullanımını etkileyecek bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak,

kemoterapi hastalarında istenmeyen etkilere bağlı olarak araç ve makine kullanım yeteneği

bozulabilir. Bu nedenle hastalar bu konuda bilgilendirilmeli ve mümkünse bu aktiviteleri

yapmamaları söylenmelidir.

4.8. İstenmeyen etkiler

Sitarabinin neden olduğu istenmeyen etkiler tedavinin pozoloji, uygulama yolu ve tedavi

süresine bağlıdır.

En yaygın görülen istenmeyen etkiler gastrointestinal sisteme aittir. Sitarabin kemik iliği

üzerinde toksik etkiye sahiptir, bu durum hemorajik istenmeyen etkilere yol açar.

Kan ve lenf sistemi hastalıkları: Sitarabin miyelosüpresif etkiye sahip olduğundan, bu ilacın

uygulanmasının sonucu olarak anemi, lökopeni, trombositopeni, megaloblastik anemi ve

retikülosit

sayısında

azalma

beklenir.

reaksiyonların

şiddeti

tedavi

rejimine

bağlıdır. Kemik iliğinde ve periferik kan sayısında morfolojik hücre değişiklikleri beklenir.

Ürün kullanımı ile ateş, miyalji, kemik ağrısı, izole göğüs ağrısı, makulopapüler döküntü,

konjunktivit ve malazi ile karakterize olan sitarabin sendromu tanımlanmıştır. Genellikle

ilacın

uygulanmasından

6-12

saat

sonra

ortaya

çıkar.

Kortikosteroidler

sendromun

tedavisinde ve önlenmesinde yararlı bulunmuştur. Semptomlar tedaviyi doğrulayacak kadar

ciddi ise hem kortikosteroidler hem de sitarabin tedavisine devam edilmesi düşünülebilir.

İstenmeyen etkiler görülme sıklıklarına göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10000

<1/1000);

çok

seyrek

(<1/10000),

bilinmiyor

(eldeki

veriler

tahmin

edilemiyor)

9

17

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar

Tüm vücuttaki viral, bakteriyel, fungal veya saprofitik enfeksiyonlar, sitarabinin yalnız veya

diğer immünsuprasan etkin maddeler ile kombine kullanımı ile ilişkili olabilir (hücresel veya

humoral savunmayı etkileyen dozlarda). Bu enfeksiyonlar hafif olabilir ancak şiddetli ve

nadiren ölümcül de olabilir.

Çok yaygın:

Sepsis (immünosupresyon), pnömoni, enfeksiyon

Bilinmiyor:

Enjeksiyon bölgesinde selülit, karaciğer apsesi

Benign, malignant ve özelleşmemiş neoplazmlar (kist ve polipler dahil)

Yaygın olmayan:

Lentigo

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Çok yaygın:

Kemik iliği yetmezliği, doza bağlı olan kan hücre anormallikleri (lökopeni, trombositopeni,

anemi, megaloblastik anemi ve retikülosit sayısında azalma).

Konvansiyonel dozlarda, lökopeni en düşük 12 – 24. günlerde ortaya çıkar.

Yüksek doz tedavi belirgin miyelotoksisite ile ilişkilidir.

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Yaygın

:

Anoreksi, hiperürisemi

Diğer sitostatikler gibi sitarabin hücre yıkımı nedeniyle uygun önlemler alınmasını gerektiren

hipokalsemi ve sekonder hiperürisemiye yol açabilir

.

Sinir sistemi hastalıkları

Merkezi sinir sistemi hastalıkları çoğunlukla yüksek doz tedavide gözlenmiştir.

Toplam 36 mg sitarabin/m

’lik dozun altındaki dozlarda merkezi sinir sistemi toksisitesi

seyrektir. Predispozan faktörler yaş, renal ve hepatik yetmezlik, önceki merkezi sinir sistemi

tedavisi (radyasyon, intratekal sitostatik uygulamalar) ve alkol kullanımıdır.

Merkezi sinir sistemi hastalıkları çoğunlukla geri dönüşlüdür.

Yaygın:

Serebral/serebellar hastalıklar (nistagmus, dizartri, ataksi, konfüzyon ve kişilik değişikliği),

düşünme ve hareket bozuklukları, somnolans, letarji, koma, tremor, konvülziyon ve anoreksi

Yaygın olmayan:

Periferik nöropati

Seyrek:

İntratekal sitarabin uygulaması bulantı, kusma, ateş ve/veya araknoiditin diğer semptomlarına

neden olabilir. Bu semptomlar ayrıca lumbar ponksiyona bağlı da olabilir. Bu semptomlar

sıklıkla hafif ve geri dönüşlüdür. Vücut yüzey alanına göre 30 mg/m² üzerindeki dozlarda

intratekal sitarabin uygulaması sıklıkla nörotoksik reaksiyonlara yol açar. Özellikle kısa doz

aralıkları kümülatif nörotoksisiteye yol açabilir (Bkz. Bölüm 4.2).

10

17

Çok seyrek:

İntratekal

sitarabin

uygulamaları

ardından

nekrotizan

lökoensefalopati,

parapleji

kuadripleji dahil miyopatiler ve görme kaybı izole olguları tanımlanmıştır. İntratekal benzil

alkol ya da diğer çözücü katkı maddelerinin kullanımından ne olursa olsun kaçınılmalıdır.

Bilinmiyor:

Nörotoksisite, vertigo, baş ağrısı, nörit ve – yüksek doz ardından – izole periferik sinir

lezyonları ayrıca geç progresif çıkan paralizi, menenjit ve ensefalit olguları tanımlanmıştır.

Göz hastalıkları

Yaygın:

Konjunktivit, keratit, fotofobi, gözde yanma ve görme bozuklukları doza bağımlıdır ve

yüksek doz tedavisi alan hastaların %25 ila %80’inde bildirilmiştir.

Geri dönüşlü hemorajik konjunktivit (fotofobi, yanma, görme bozuklukları, aşırı gözyaşı), ülseratif

keratit.

Bu etkiler gözlerin sık yıkanması ya da profilaktik göz damlası kullanılarak önlenebilir ya da

azaltılabilir.

Kardiyak hastalıklar

Yaygın olmayan:

Akut perikardit

Çok seyrek:

Miyokard hasarı, geçici kalp ritm bozuklukları

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Yaygın olmayan:

Dispne, boğaz ağrısı

Alveolar kapiler geçirgenliğinin artmasına bağlı pulmoner ödem konvansiyonel dozlarda

yaygın değildir, yüksek doz tedavisinde hastaların yaklaşık %10-30’unda gözlenmiştir. Bu

pulmoner komplikasyonlar çoğu olguda geri dönüşlüdür. Solunum güçlüğü, pnömoni ve

akciğer toksisitesi ortaya çıkmıştır.

Diğer

sitostatik

ilaçlarla

ortalama

(vücut

yüzey

alanına

göre

sitarabin/m

kullanımında 52 olgunun 10’unda yaygın interstisyel pnömoni ortaya çıkmıştır. Bununla

birlikte sitarabin ile nedensel ilişki bulunamamıştır.

Gastrointestinal hastalıklar

Yaygın:

Özellikle yüksek dozda abdominal ağrı, diyare, disfaji, mukozit, mukoza ülseri (oral,

anal);

şiddetli

diyare,

potasyum

protein

kaybı,

bulantı

kusma ile ilişkilidir

(özellikle hızlı intravenöz enjeksiyon)

Yaygın olmayan:

Özofajit,

özofagus

ülseri,

gastrointestinal

mukozada

ülserli

şiddetli

değişiklikler,

intestinal

duvar

amfizemi

enfeksiyon

ortaya

çıkabilir.

kolon

nekrozu

nekrotizan kolite yol açabilir.

Özellikle yüksek doz tedavide sistoid pnömatoz ve ileus ve peritonitin eşlik ettiği

intestinal nekroz yaygın olmamakla birlikte ortaya çıkar.

11

17

Hepato-bilier hastalıklar

Çok yaygın:

Kolestaz gösteren enzim artışı ve hiperbilirubinemi ile hepatik disfonksiyon yüksek doz

uygulanan hastaların %25 – 50’sinde bildirilmiştir.

Çok seyrek:

Hepatomegali

İzole hepatik ven trombozu (Budd-Chiari sendromu) bildirimleri mevcuttur.

Yüksek doz sitarabin tedavisi sırasında izole pankreatit olguları bildirilmiştir.

Bilinmiyor:

Sarılık

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın:

Makulopapüler egzantema, ülserasyon, eritrodermi, eritem, ürtiker, vaskülit, benekli

deri ve pruritus gibi geri dönüşlü istenmeyen deri reaksiyonları.

Yüksek dozda eksfolyatif dermatit ve alopesi ortaya çıkabilir.

Yüksek doz sitarabin ardından hastaların en az %75’inde su toplama ve soyulma ile

seyreden jeneralize eritem.

Yaygın olmayan:

Deri ülseri, pruritus, el ve ayaklarda yanma ağrısı

Çok seyrek:

Nötrofilik ekrin hidradenit

Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın olmayan:

Yüksek doz sitarabin uygulamalarını takiben miyalji ve/veya artralji gözlenmiştir.

Çok seyrek:

Rabdomiyoliz başlangıcı tanımlanmıştır.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın:

İdrar retansiyonu, renal disfonksiyon

Yüksek

sitarabin

kullanan

hastaların

%5–20’sinde

plazma

kreatinin

artışı

gözlenmiştir fakat nedensel bir ilişki kanıtlanamamıştır.

Yaygın

hücre

dejenerasyonunda

ürik

asit

nefropatisini

önlemek

için

önlemler

alınmalıdır.

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar

Yaygın:

Boğaz

inflamasyonu,

alerjik

ödem,

gonad

disfonksiyonu,

göğüs

ağrısı,

assit,

immünosupresyon, sepsis, tromboflebit ve hemoraji, enjeksiyon yerinde tromboflebit.

Yüksek doz sitarabin verilen hastaların %20-50’sinde ateş görülür.

12

17

Çok seyrek:

Erken

alerjik

reaksiyonlar

(ürtiker,

anafilaksi)

çok

seyrektir.

Akut

kardiyak

arrest

resüsitasyon gerekliliğine yol açan bir anafilaksi olgusu bildirilmiştir. Bu durum intravenöz

sitarabin uygulamasının hemen ardından gelişmiştir.

Yüksek doz sitarabin kullanan hastalarda uygunsuz antidiüretik hormon salınımı sendromu

bildirilmiştir.

Sitarabin (Ara-C) sendromu

Literatürde tanımlanan bu sendrom, ateş, miyalji, kemik ağrısı, ara sıra olan göğüs ağrısı,

makülopapüler

ekzantem,

konjunktivit

bulantı

kendini

gösterir.

Genellikle,

uygulamadan 6-12 saat sonra ortaya çıkar. Kortikosteroidlerin bu sendromun tedavisi veya

önlenmesindeki

etkisi

kanıtlanmıştır.

Eğer,

kortikosteroidler

etkili

olduysa,

sitarabin

tedavisinin devamı hakkında düşünülmelidir.

Yüksek

doz

sitarabin

tedavisinde

konvansiyonel

doz

ile

gözlenmeyen

istenmeyen

etkiler:

Hematolojik toksisite

15–25 gün boyunca süren ve konvansiyonel dozlarda gözlemlendiğinden daha güçlü kemik

iliği aplazisi ile ortaya çıkan belirgin pansitopeni.

Sinir sistemi hastalıkları

Yüksek doz sitarabin tedavisi ardından kişilik değişikliği, dikkat bozukluğu, dizartri, ataksi,

tremor, nistagmus, baş ağrısı, konfüzyon, sersemlik, baş dönmesi, koma ve konvülziyonlar

gibi serebral ve serebellar semptomlar hastaların %3–37’sinde ortaya çıkmıştır. İnsidans yaşlı

hastalarda

(>55

yaş)

daha

yüksektir.

Diğer

yatkınlaştırıcı

faktörler

hepatik

renal

yetmezlik,

önceki

merkezi

sinir

sistemi

tedavisi

(örn.

radyasyon

tedavisi)

alkol

kullanımıdır. Merkezi sinir sistemi hastalıkları çoğu olguda geri dönüşlüdür.

Merkezi sinir sistemi toksisite riski sitarabin tedavisi (yüksek doz, IV) merkezi sinir sistemi

toksisitesi

olan

diğer

tedaviler

(radyasyon

yüksek

tedavisi)

birlikte

uygulandığında artar.

Kornea ve konjunktiva toksisitesi

Geri

dönüşlü

kornea

lezyonları

hemorajik

konjunktivit

tanımlanmıştır.

Bunlar

kortikosteroid içeren göz damlaları kullanımı ile önlenebilir ya da azaltılabilir.

Gastrointestinal hastalıklar

Özellikle yüksek doz sitarabin tedavisinde normal semptomlara ek olarak şiddetli reaksiyonlar

ortaya

çıkabilir.

İntestinal

perforasyon,

pnömatoz

sistoides

intestinalis

ileus

peritonitli nekroz bildirilmiştir.

Yüksek doz tedavi ardından karaciğer apsesi, Budd-Chiari sendromu (hepatik venöz tromboz)

ve pankreatit bildirilmiştir.

Solunum, torasik bozukluklar ve mediastinal hastalıklar

Özellikle yüksek doz tedavi ardından pulmoner ödem/ yetişkin solunum distres sendromu gibi

klinik belirtiler gelişebilir. Bu reaksiyon muhtemelen alveolar kapiler hasarından kaynaklanır.

Hastalar genellikle relaps hastası olduğundan ve diğer faktörler de katkıda bulunduğundan

sıklığının belirlenmesi güçtür (farklı yayınlarda %10–26 olarak verilmektedir).

13

17

Diğer

Sitarabin tedavisi ardından kardiyomiyopati ve rabdomiyoliz bildirilmiştir. Akut kardiyak

arrest ve resüsitasyon gerekliliğine yol açan bir anafilaksi olgusu bildirilmiştir. Bu intravenöz

sitarabin uygulamasının hemen ardından gelişmiştir.

Gastrointestinal istenmeyen etkiler sitarabinin infüzyon olarak uygulanması halinde azalır.

Topikal glukokortikoidler hemorajik konjunktivit profilaksisi için önerilir.

Amenore ve azoospermi (Bkz. Bölüm 4.6).

Aşağıdaki istenmeyen etkiler intratekal uygulamada gözlenmiştir:

Beklenen sistemik reaksiyonlar: Kemik iliği depresyonu, bulantı, kusma. Bazı hastalarda

kuadripleji ve paralize yol açan şiddetli spinal toksisite, nekrotizan ensefalopati, körlük ve

diğer izole nörotoksisite vakaları bildirilmiştir.

Yüksek

sürekli

infüzyonda

(5-7

gün

boyunca

vücut

yüzey

alanına

göre

günde

200 mg/m²’den fazla) istenmeyen etkiler standart tedaviye göre daha belirgindir.

Kontrolsüz hemoraji ya da septisemiye bağlı olarak poliserozit ve erken ölüm vakaları ve

uzamış kemik iliği depresyonuna bağlı olarak ölümler bildirilmiştir. İnsanda maksimum tolere

edilebilen doz 4,5 g/m² olarak hesaplanmıştır. 3 g/m²’den yüksek dozlarda serebral toksisite

daha belirgindir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine

olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir

(www.titck.gov.tr;

posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Entoksikasyon semptomları

Kronik doz aşımı, masif hemoraji ve yaşamı tehdit eden enfeksiyonlar gibi başka durumlara

neden olan şiddetli kemik iliği depresyonuna ve nörotoksisiteye yol açabilir.

Sitarabin miyelotoksisitesi doz sınırlayıcıdır. Tedavi siklusunda kümülatif sitarabin dozunun

18 - 36 g olduğu yüksek doz rejiminde dahi miyelofitizise dek şiddetli kemik iliği toksisitesi

beklenmelidir. Bu durum tam olarak ancak 1-2 haftada klinik olarak saptanabilir. Bu durum

doz ve yaş, klinik durum, kemik iliği rezervi ve ek miyelotoksik tedaviler gibi diğer faktörlere

bağlıdır.

12 saat ara ile 4,5 mg/m

dozun 12 kez intravenöz infüzyonu geri dönüşsüz ve fatal merkezi

sinir sistemi toksisitesine yol açmaktadır.

Entoksikasyon tedavisi

Sitarabinin bilinen bir antidotu yoktur.

Entoksikasyon

durumunda

sitarabin

tedavisinin

hemen

kesilmesi

hastanın

dikkatle

izlenmesi gerekir.

İntratekal uygulama sırasında kaza ile aşırı doz aşımı hemen serebrospinal sıvının izotonik

sodyum klorür çözeltisi ile takviyesini gerektirir.

14

17

Doz aşımından yalnızca şüphelenilse bile kan değerleri uzun bir süre yakından izlenmelidir.

Gerekli destek önlemleri (örn. kan transfüzyonu ya da trombosit transfüzyonu, antibiyotik).

Sitarabin hemodiyaliz ile uzaklaştırılabilir. Doz aşımı olguları üzerindeki etkisine ilişkin

mevcut bilgi bulunmamaktadır.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1.Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Antineoplastik ajanlar, antimetabolitler, pirimidin analogları

ATC kodu: L01BC01

ALEXAN

®

antimetabolit

grubundan

sitotoksik

ajan

olan

sitarabin

(4-amino-1-(β-D-

arabinofuranozil)-1H-pirimidin-2-bir) içerir. İntrensek pirimidin nükleositleri sitidin ve 2’-

deoksisitidinden yalnızca bir şeker kalıntısı (riboz yerine arabinoz) ile ayrılır, bir pirimidin

analoğudur.

Aktif sitarabin nükleotidleri DNA sentezini hücre siklusunun S fazında baskılar. Bu etki için

önerilen

etki

mekanizmaları

sitidin

fosfat

redüktaz

inhibisyonu

nükleik

asitlerin

disfonksiyonu ve DNA polimerazın inhibisyonuna yol açan DNA ve RNA ile birleşmesidir.

Bunlar

sonucunda

viral

olarak

indüklenen

RNA’ya

bağımlı

polimerazı

(ters

transkriptaz) güçlü biçimde baskılar. Sitarabinin proliferasyon siklusunda dinlenme halindeki

hücreleri (G

fazı) etkileyip bu hücreleri hücre fazına özgü sitostatik ilaçların kemoterapötik

etkisine duyarlı hale getirmesi, sitarabinin sitostatik etkisine katkıda bulunan ek bir faktör

olabilir.

Dokunun sitarabine duyarlılığı sitidin deaminaz ve sitidin kinaz aktiviteleri arasındaki ilişkiye

bağlıdır. Sitarabin tedavisi sırasında hem önceden var olan hem de kazanılmış direnç gözlenir;

bu tümör dokusundaki enzim oranlarına atfedilebilir.

5.2.Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Emilim:

Sitarabin

hızla

metabolize

olur

oral

olarak

etkisizdir.

Oral

olarak

uygulanan

dozun

%20’sinden azı gastrointestinal kanaldan emilir.

Devamlı intravenöz uygulama ile daha sabit plazma seviyelerine ulaşılır.

Sitarabinin

subkutan

intramuskuler

uygulamasından

sonra,

intravenöz

uygulamadan

önemli derecede daha düşük olan doruk plazma seviyelerine enjeksiyondan yaklaşık 20-60

dakika sonra ulaşılır.

Sitarabinin serum seviyeleri aynı doz için hastadan hastaya dikkate değer bir değişiklik

gösterir. Bazı çalışmalar bu değişikliklerin klinik cevapla bağlantılı olabileceğini göstermiştir:

yüksek serum seviyeleri, en etkin hematolojik remisyonları temin eder.

15

17

Dağılım:

Sitarabinin dağılım hacmi 0.7 l/kg’dır. Sitarabin intravenöz olarak uygulandığında kan-beyin

bariyerini

yalnızca

sınırlı

miktarda

geçebileceğinden,

lösemi

tedavisinde

profilakside intratekal olarak uygulanmalıdır. Sitarabinin intratekal uygulanması son derece

düşük plazma seviyeleri ile neticelenir.

0.005-1 mg/l konsantrasyonlarda plazma proteinlerinde bağlanma oranı düşüktür (%13.3).

Bağlanan ilaç yüzdesi belirtilen sınırlar içerisinde konsantrasyondan bağımsızdır.

Biyotransformasyon:

Sitarabin

lösemik

blast

hücrelerde

sağlıklı

kemik

iliğinde

fosforilasyon

yoluyla

deoksisitidin kinaz ve diğer nükleotidazlar vasıtasıyla hızla aktif formuna dönüşür (sitarabin-

trifosfat). İnaktif bileşik urasilarabinozide metabolizma (1-beta-D-arabinofuranozilurasil)

sitidin deaminaz aktivitesi bakımından başlıca karaciğerde ve daha az derecede diğer dokular

ile kanda yer alır.

Bir hücrenin sitarabine direnci ya da duyarlılığı kinaz ve deaminaz enzimleri arasındaki

dengeye bağlıdır.

Eliminasyon:

İntravenöz enjeksiyondan sonra sitarabinin plazmadan uzaklaşma süreci bifaziktir. Dağılım

fazındaki yarı ömrü 10 dakika, atılım fazındaki yarı ömrü ise 1-3 saattir.

24 saat içinde verilen dozun yaklaşık %80’i idrarla atılır. İdrarla atılan sitarabinin %90’ı

inaktif metaboliti, %10’u ise değişmemiş haldedir.

Serebrospinal

sıvıda

düşük

sitarabin

deaminaz

aktivitesi

nedeniyle,

MSS’de

sitarabinin

eliminasyon yarı ömrü 3-3.5 saattir.

Doğrusallık / doğrusal olmayan durum:

Veri yoktur.

5.3.Klinik öncesi güvenlilik verileri

Yapılan çalışmalarda starabinin genotoksik (

in vivo

in vitro

) olduğu ve klinik olarak uygun

doz rejiminde organogenez esnasında gebe memelilerde maruziyet olursa embriyotoksik ve

teratojenik olduğu rapor edilmiştir.

Sitarabin aynı zamanda yeni doğan memelilere uygulandığında (insanlarda 3. trimestere

eşdeğer

periyod)

beyin

gelişiminde

hasara

sebep

olmuş

farelerde

in

vivo

anormal

spermatoza sıklığını artırmıştır.

Sitarabinin

hayvanlarda

karsinojenik

olduğu

gösterilmiştir.

Hastalar

için

uzun

dönem

stratejiler belirlenirken karşılaştırılabilir etki olasılığı hesaba katılmalıdır.

16

17

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.Yardımcı maddelerin listesi

Sodyum laktat çözeltisi %60

Laktik asit

Enjeksiyonluk su

6.2.Geçimsizlikler

Bu tıbbi ürün Bölüm 6.6.’da belirtilenler dışındaki diğer tıbbi ürünlerle karıştırılmamalıdır.

Heparin,

insülin,

metotreksat,

5-fluorourasil,

nafsilin,

oksasilin,

benzilpenisilin

metilprednisolon sodyum süksinat ile fiziksel geçimsizlik gösterilmiştir.

6.3.Raf ömrü

24 ay

6.4.Saklamaya yönelik özel tedbirler

25°C altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

Seyreltme sonrası stabilite:

%0.9’luk sodyum klorür çözeltisi ve %5’lik glukoz çözeltisi ile seyreltildikten sonra fiziksel

ve kimyasal stabilite 2-8°C’de 4 gün ve 25°C’nin altındaki oda sıcaklığında 24 saat olarak

belirtilmiştir.

Mikrobiyolojik açıdan bakıldığında; ürün seyreltildikten sonra derhal kullanılmalıdır. Eğer

hemen kullanılmazsa kullanımdan önceki saklama koşulları ve saklama süresi kullanıcının

sorumluluğundadır. Ayrıca rekonstitüsyon/dilüsyon kontrollü valide aseptik şartlar altında

olmadıkça, normal olarak 2-8

C’de 24 saatten veya 25°C’nin altında 12 saatten daha uzun

süre saklanmamalıdır.

Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.

6.5.Ambalajın niteliği ve içeriği

Her biri, 20 ml izotonik çözelti içinde 1000 mg sitarabin içeren 1 flakonluk ambalajlarda

bulunur.

Kutuda, 20 ml’lik cam flakonlarda.

Flakon: Renksiz cam hidrolitik tip-1

Tıpa: Teflon (PTFE) kaplı klorobütil tıpa

Kapak: Flip-off

6.6.Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Sitarabin infüzyon için %0.9’luk sodyum klorür çözeltisi veya %5’lik glukoz çözeltisi ile

seyreltilmelidir.

17

17

%0.9’luk sodyum klorür çözeltisi ile %5’lik glukoz çözeltisinin PVS infüzyon torbaları, PE

infüzyon şişeleri ve perfüzyon şırıngalarındaki 0.2-3.2 mg/ml konsantrasyonlarıyla geçimliliği

çalışılmıştır.

İntratekal uygulama için dilüent olarak yalnızca koruyucu içermeyen %0.9’luk sodyum

klorür kullanılmalıdır.

Sitarabinin deri ile teması halinde temas eden bölge bol miktarda su ile durulanmalı, su ve

sabunla iyice yıkanmalıdır. Eğer çözelti gözler ile temas ederse derhal gözler durulanmalı ve

bir göz hekimine başvurulmalıdır.

Hamile personel bu ilaç ile çalıştırılmamalıdır.

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi atıkların kontrolü yönetmeliği” ve

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri”ne uygun olarak imha edilmelidir.

Dökülen veya sızıntı yapan ürün %5’lik sodyum hipoklorit çözeltisiyle inaktive edilebilir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

Sandoz İlaç ve San. Tic. A.Ş.

Suryapı & Akel İş Merkezi

Rüzgarlıbahçe Mah. Şehit Sinan Eroğlu Cad.

No: 6 34805 Kavacık/Beykoz/İstanbul

8.

RUHSAT NUMARASI

13.08.2009-128/50

9.

İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 13.08.2009

Ruhsat yenileme tarihi:

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

-

21-11-2018

FDA approves new treatment for patients with acute myeloid leukemia

FDA approves new treatment for patients with acute myeloid leukemia

The FDA approved Daurismo (glasdegib) tablets to be used in combination with low-dose cytarabine (LDAC), a type of chemotherapy, for the treatment of newly-diagnosed acute myeloid leukemia (AML) in adults who are 75 years of age or older or who have other chronic health conditions or diseases (comorbidities) that may preclude the use of intensive chemotherapy.

FDA - U.S. Food and Drug Administration

27-8-2018

Vyxeos (Jazz Pharmaceuticals Ireland Ltd)

Vyxeos (Jazz Pharmaceuticals Ireland Ltd)

Vyxeos (Active substance: daunorubicin / cytarabine) - Centralised - Authorisation - Commission Decision (2018)5695 of Mon, 27 Aug 2018 European Medicines Agency (EMA) procedure number: EMEA/H/C/4282

Europe -DG Health and Food Safety

10-7-2018

DepoCyte (Pacira Limited)

DepoCyte (Pacira Limited)

DepoCyte (Active substance: Cytarabine) - Centralised - Withdrawal - Commission Decision (2018)4490 of Tue, 10 Jul 2018

Europe -DG Health and Food Safety