AFEBRYL

Genel Bilgiler

  • Ticaret Unvanı:
  • AFEBRYL 16 EFERVESAN TABLET
  • Reçete türü:
  • Normal
  • İçin kullanmak:
  • İnsanlar
  • İlaç türü:
  • allopatik ilaç

Belgeler

Yerelleştirme

  • Bulunduğu ülkeler::
  • AFEBRYL 16 EFERVESAN TABLET
    Türkiye
  • Dil:
  • Türkçe

Terapötik bilgiler

  • Terapötik alanı:
  • parasetamol, kombinasyonu hariç. psycholeptics

Diğer bilgiler

Durum

  • Kaynak:
  • TİTCK - TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU - Türkiye
  • Yetkilendirme durumu:
  • Aktif
  • Yetkilendirme numarası:
  • 8699671020015
  • Yetkilendirme tarihi:
  • 29-01-2013
  • Son Güncelleme:
  • 24-05-2018

Hasta Bilgi broşürü: Ürün Özellikleri Özeti - kompozisyon, endikasyonlar, yan etkiler, dozaj, etkileşimleri, advers reaksiyonlar, gebelik, laktasyon

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1.

BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

AFEBRYL Efervesan Tablet

2.

KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Her efervesan tablette,

Etkin madde:

Formül

Asetilsalisilik asit (aspirin)

300 mg

Askorbik asit (vitamin C)

300 mg

Parasetamol (asetaminofen)

200 mg

Yardımcı

madde:

Formül

Sodyum bikarbonat

1170 mg

Sorbitol

83 mg

Laktoz monohidrat

94 mg

Sodyum sakarin

15 mg

bulunmaktadır.

Yardımcı maddeler için bölüm 6.1’e bakınız.

3.

FARMASÖTİK FORMU

Efervesan tablet

Yuvarlak, beyaz renkli, ortası çentikli tabletler.

4.

KLİNİK BİLGİLER

4.1.

Terapötik endikasyonlar

AFEBRYL, 16 yaş üstü adolesanlar ve yetişkinlerde; hafif ve orta dereceli akut ağrılarda ve ateşli

durumlarda endikedir.

4.2.

Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi

Tedavi süreci semptomların görüldüğü zaman süresince mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır.

Yetişkinlerde

ve

16

yaş

üstü

adolesanlarda:

Günde

tablet

kullanılır.

İki

tablet

alımı

arasındaki süre genellikle 4 saattir. Maksimum dozlar, bir kerede 2 tablet ve 24 saatte 6 tablettir.

Yetişkinler

için

tavsiye

edilen

maksimum

miktarı

tablet)

Asetilsalisilik

asit

miktarını

geçmemelidir.

İltihap

karşıtı

diğer

antiinflamatuar

diğer

ilaçlarla

birlikte

kullanılmamalıdır. Böbrek yetmezliği durumunda alınan tablet miktarı azaltılmalıdır.

Alkol

alan

kişilerde

hepatotoksisite

riski

nedeniyle

günlük

alınan

parasetamol

dozunun

2 gramı

aşmaması gerekir.

Uygulama Şekli:

Ağız yoluyla alınır.

Yarım

bardak

suyun

içinde

kaşık

yardımıyla

karıştırarak

tabletin

suda

çözünmesini

sağlayınız.

AFEBRYL

tablet

neme

karşı

duyarlıdır,

dolayısıyla

daha

etkin

saklamak

için

kullanımdan

hemen sonra tüpü kapatınız.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer Yetmezliği:

Hafif

orta

şiddette

karaciğer

böbrek

fonksiyon

bozukluğu

olan

hastalarda

dikkatle

kullanılmalıdır.

Şiddetli

karaciğer

böbrek

yetmezliklerinde

kullanılmamalıdır

(bakınız

4.3.

Kontrendikasyonlar).

Pediyatrik popülasyon:

AFEBRYL, çocuklarda doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır.

Geriyatrik popülasyon:

Karaciğer

veya

böbrek

yetmezliği

çoğunlukla

yaşlılarda

gözlemlenir,

dolayısıyla

AFEBRYL

kullanım dozajı bu durumlar göz önünde bulundurularak ayarlanmalıdır.

4.3.

Kontrendikasyonlar

AFEBRYL’in

aktif

bileşenlerine

veya

ilacın

herhangi

bileşenine

karşı

aşırı duyarlık (bkz.

6.1 Yardımcı maddelerin listesi)

Salisilatların

veya

benzer

etkiye

sahip

maddelerin,

özellikle

non-steroid

antiinflamatuvar

ilaçların kullanımıyla tetiklenen astım öyküsü varlığında

Mide-barsak

ülseri,

sindirim

sisteminde

kanama,

kanamalı

diatez

veya

herhangi

kanama

durumu,

Şiddetli karaciğer yetmezliği olan kişilerde,

Şiddetli böbrek yetmezliği olan kişilerde,

Şiddetli kardiyak yetmezliği olan kişilerde,

15 mg/hafta veya daha yüksek dozda metotreksat ile kombine kullanım

Gebeliğin son trimesteri (bkz. 4.6 Gebelik ve laktasyon)

Hiperoksalüri,

asitüri

veya

normal

idrar

pH’sı

oksalüri

birlikte

sürülen

böbrek

taşı

vakalarında bu ilaç kullanılmamalıdır.

4.4.

Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

AFEBRYL aşağıdaki durumlarda özel bir dikkat gösterilerek kullanılmalıdır:

Asetilsalisilik asit

Analjeziklere/antiinflamatuvar

ajanlara/antiromatizmallere

karşı

aşırı

duyarlık

durumunda

diğer alerjilerin varlığında,

Kronik ve tekrarlayan ülser hastalığı da dahil olmak üzere gastrointestinal ülser öyküsü ya da

gastrointestinal kanama öyküsü varlığında,

Antikoagülanlarla

eşzamanlı

tedavi

söz

konusu

olduğunda

(Diğer

tıbbi

ürünlerle

etkileşimler

ve diğer etkileşim türleri kısmına bakınız),

Renal

fonksiyonun

kardiyovasküler

dolaşımın

bozulmuş

olduğu

hastalarda

(örn,

renal

vasküler

hastalık,

konjestif

kalp

yetmezliği,

hacim

deplesyonu,

majör

cerrahi,

sepsis

majör

hemorajik

olaylar),

keza

Asetilsalisilik

asit

böbrek

yetmezliği

akut

renal

yetmezlik

riskini daha da artırabilir.

Şiddetli

glukoz-6-fosfat

dehidrogenaz

(G6PD)

eksikliği

olan

hastalarda

Asetilsalisilik

asit

hemolizi

veya

hemolitik

anemiyi

indükleyebilir.

Hemoliz

riskini

artıran

faktörler

yüksek

doz,

ateş ve akut enfeksiyonlardır.

Bozulmuş karaciğer fonksiyonu

varlığında,

İbuprofen,

asetilsalisilik

asitin

platelet

agregasyonu

üzerindeki

inhibitör

etkisini

etkiler.

Asetilsalisilik

asit kullanıp, ağrı için de ibuprofen alan hastalar doktorlarına danışmalıdır (bkz.

4.5. Diğer tıbbi ürünlerle etkileşimler ve diğer etkileşim türleri),

Asetilsalisilik

asit

bronkospazm

gelişimini,

astım

ataklarını

diğer

aşırı

duyarlık

reaksiyonlarını

tetikleyebilir.

Risk

faktörleri

arasında

önceden

olan

astım,

saman

nezlesi,

nazal

polipler

kronik

solunum

yolu

hastalıkları

yer alır. Aynı durum diğer maddelere

karşı

alerjik

reaksiyon

(deri

reaksiyonları,

kaşıntı,

ürtiker

gibi)

sergileyen

hastalar

için

geçerlidir.

Uygulama

sonrasında

trombosit

agregasyonu

üzerinde

birkaç

gün

süreyle

devam

eden

inhibitör

etkisine

bağlı

olarak,

Asetilsalisilik

asit,

cerrahi

müdahaleler

(diş

çekimi

gibi

küçük

operasyonlar dahil) sırasında ya da sonrasında kanama eğiliminde artışa yol açabilir.

Düşük

dozlarda,

Asetilsalisilik

asit

ürik

asit

atılımını

azaltır.

durum,

yatkınlığı

olan

kişilerde gut ataklarını tetikleyebilir.

Asetilsalisilik

asit

içeren

ürünler

çocuklarda

ergenlerde

görülen,

ateşli

veya

ateşsiz

seyreden

viral

enfeksiyonlarda

doktora

danışılmadan

kullanılmamalıdır.

Bazı

viral

hastalıklarda,

özellikle

influenza

A, influenza B ve varisella enfeksiyonlarında, çok seyrek

görülen

ancak

acil tıbbi müdahale gerektiren Reye sendromu riski söz konusudur. Eşzamanlı

olarak

Asetilsalisilik

asit

kullanıldığında

risk

artabilir;

bununla

birlikte

herhangi

nedensellik

ilişkisi

gösterilmemiştir.

hastalıklarda

gözlenen

sürekli

kusma

Reye

sendromunun bir işareti olabilir. Çocuklarda doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır.

Yeterli olarak kontrol edilmemiş hipertansiyon hastaları dikkatlice izlenmelidir.

Askorbik asit

Askorbik

asitin

yüksek

dozları,

üriner

oksalat

seviyelerini

yükseltir

böbrekte

kalsiyum

oksalat

taşlarının

oluşumuna sebep olabilir. Böbrek fonksiyonları bozulmuş olan veya böbrek

taşı öyküsü olan hastalar, bu etkiye daha duyarlı olabilir.

Askorbik

asit,

demir

absorbsiyonunu

arttırdığından

yüksek

dozlar

hemokromatoz,

talasemi,

polisitemi,

lösemi

sideroblastik

anemili

hastalarda

tehlikeli

olabilir.

Aşırı

demir

yükü

hastalığı durumunda

askorbik asit alımı minimumda tutulmalıdır.

Glukoz-6-fosfat

dehidrogenaz

(G6DP)

enzim

eksikliği

bulunan

hastalara

Askorbik

asit

verildiğinde hemoliz gelişebildiğinden dikkatli olunmalıdır.

Askorbik

asitin

yüksek

dozlarının

orak

hücreli

anemi

hastalarında

orak

hücre

krizleri

ilişkili olduğu ortaya konmuştur.

Diyabetik

hastalarda

vitamini

kullanımı

idrarda

glikoz

tayini

testlerinde

yanlış

sonuçların

elde

edilmesine

neden

olur

ancak

şekeri

düzeyi

üzerine

herhangi

etkisi yoktur. Bu

nedenle diabet testi yapmadan 2-3 gün önceden C vitamini alınımı kesilmelidir.

Yüksek

dozda

Askorbik

asitin

ürik

asit

atılımı

üzerindeki

etkisinden

dolayı

hastalarda

artiritine neden olabilir.

Askorbik

asitin

hızla

çoğalan

geniş

şekilde

yayılmış

tümörleri

şiddetlendirebildiği

düşünülmektedir.

Parasetamol

Parasetamolü

kullananlarda

veya

daha

önce

kullanım

hikayesi

olanlarda,

kullanımın

dozunda

veya

tekrarlayan

dozlarında

deride

kızarıklık,

döküntü

veya

deri

reaksiyonu

oluşabilmektedir.

durumda

doktor

irtibata

geçilerek

ilacın

kullanımının

bırakılması

alternatif

tedaviye

geçilmesi

gerekmektedir.

Parasetamol

ile deri reaksiyonu gözlenen kişi

bir daha bu ilacı veya parasetamol içeren başka bir ilacı kullanmamalıdır. Bu durum, ciddi ve

ölümle

sonuçlanabilen

Steven Johnson Sendromu (SJS), toksik epidermal nekroliz (TEN) ve

akut

generalize

ekzantematöz

püstüloz

(AGEP)

dahil

cilt

reaksiyonlarına

neden

olabilmektedir.

Anemisi

olanlar,

akciğer

hastaları,

karaciğer

böbrek

fonksiyon bozukluğu olan hastalarda

doktor

kontrolü

altında

dikkatli

kullanılmalıdır.

Önceden

mevcut

hepatik

hastalığı

bulunan

hastalar

için,

yüksek

dozda

veya

uzun

süreli

tedaviler

esnasında

periyodik

aralıklarla

karaciğer

fonksiyon

tetkikleri

yapmak gerekebilir. Böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi

< 10

ml/dakika)

halinde,

doktorun

parasetamol

kullanımının

yararı/risk

oranını

dikkatle

değerlendirmesi gerekir. Doz ayarlaması yapılmalı ve hasta kesintisiz izlenmelidir.

yıl

boyunca günlük terapötik parasetamol alan bir hastada hepatik nekroz ve daha kısa

süreli

olarak

aşırı

kullanan

hastada

karaciğer

hasarı

bildirilmiştir.

12-48

saat içinde

karaciğer

enzimleri

yükselebilir

protrombin

zamanı

uzayabilir.

Ancak

klinik

semptomlar

dozun alınmasından 1-6 gün sonrasına kadar görülmeyebilir.

Kronik günlük dozlarda ve akut yüksek dozlarda karaciğer hasarına neden olabilir.

Hepatotoksisite

riskinden

ötürü,

parasetamol,

tavsiye edilenden daha yüksek dozlarda

ya da

daha

uzun

süreli

alınmamalıdır.

Hafif

veya

orta

şiddette

karaciğer

yetmezliği

(Child-Pugh

Kategorisi < 9) olan hastalar, parasetamolü dikkatli kullanmalıdırlar.

Terapötik

dozlarda

parasetamol

uygulaması

sırasında

serum

alanin

aminotransferaz

(ALT)

düzeyi yükselebilir.

Terapötik

dozlarda

parasetamol

hepatik

oksidatif

stresi

arttıran

hepatik

glutatyon

rezervini

azaltan

ilaçların

eşzamanlı

kullanımı,

alkolizm,

sepsis

veya

diabetes

mellitus

gibi

çeşitli durumlar hepatik toksisite riskinde artışa yol açabilir.

Sepsis

gibi

glutatyon

eksikliği

olan

hastalarda,

parasetamol kullanımı metabolik asidoz riskini

arttırabilir. Ciddi bir enfeksiyonunuz varsa bu metabolik asidoz riskini arttırabilir.

Metabolik asidoz belirtileri şunlardır:

Derin, hızlı ve zorlanarak nefes alıp verme

Mide bulantısı ve kusma

İştahsızlık

Yüksek dozlarda parasetamolün uzun süreli kullanılması böbrek hasarına neden olabilir.

Genelde,

özellikle

diğer

analjeziklerle

kombinasyon

halinde

kesintisiz

parasetamol

kullanılması,

kalıcı

böbrek

hasarına

böbrek

yetmezliği

riskine

(analjezik

nefropatisi)

açabilir.

Glukoz-6-fosfatdehidrojenaz

eksikliği

olanlarda

dikkatli

kullanılmalıdır.

Seyrek

olarak

hemoliz vakaları görülebilir.

Gilbert

Sendromu

olan

hastaların

parasetamol

kullanması,

sarılık

gibi

klinik

semptomlara

daha

belirgin

hiperbilirubinemiye

neden

olabilir.

Bundan

dolayı,

hastalar

parasetamolü

dikkatli kullanmalıdırlar.

Orta

düzeyde

alkol

ile birlikte eş zamanlı parasetamol alınması, karaciğer toksisitesi riskinde

bir artışa yol açabilir. Alkolik karaciğer hastalarında dikkatli kullanılmalıdır.

Parasetamol içeren diğer ilaçların AFEBRYL ile eşzamanlı kullanımından kaçınılmalıdır.

gün

içinde yeni semptomların oluşması ya da ağrının ve/veya ateşin azalmaması halinde,

hastaların parasetamol kullanmaya son vermesi ve bir doktora danışması önerilir.

Afebryl her tabletinde

322 mg sodyum ihtiva eder. Bu durum, kontrollü sodyum diyetinde olan

hastalar için göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu ürün her tabletinde 83 mg sorbitol içermektedir. Nadir kalıtımsal fruktoz intolerans problemi

olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

ürün

tabletinde

laktoz

monohidrat

içerir.

Nadir

kalıtımsal

galaktoz

intoleransı,

Lapp

laktaz

yetmezliği

glukoz-galaktoz

malabsorpsiyon

problemi

olan

hastaların

bu ilacı

kullanmamaları gerekir.

4.5.

Diğer tıbbi ürünlerle etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Asetilsalisilik asit

Eşzamanlı kullanımı kontrendike olan ilaçlar:

15mg/hafta ya da daha yüksek dozlarda kullanılan metotreksat:

Metotreksatın

hemotolojik

toksisitesinde

artış

(genel

olarak

antiinflamatuvar

ilaçlar

metotreksatın

renal

klirensini

azaltırlar

salisilatlar

metotreksatın

plazma

proteinlerine

bağlanmasını inhibe ederler; bakınız 4.3 Kontrendikasyonlar).

Kullanım önlemleri gerektiren kombinasyonlar:

15 mg/haftadan daha düşük dozda kullanılan metotreksat:

Metotreksatın

hematolojik

toksisitesinde

artış

(genel

olarak

antiinflamatuvar

ilaçlar

metotreksatın

renal

klirensini

azaltırlar

salisilatlar

metotreksatın

plazma

proteinlerine

bağlanmasını inhibe ederler).

İbuprofen:

İbuprofenin

zamanlı

kullanımı,

Asetilsalisilik

asit

tarafından

indüklenen

geri

dönüşümsüz

platelet

inhibisyonunu

antagonize

eder.

Yüksek

kardiyovasküler

risk

taşıyan

hastalarda

ibuprofen tedavisi, asetilsalisilik

asitin kardiyovasküler koruyucu özelliklerini sınırlayabilir.

Antikoagülanlar, trombolitikler, antiplatelet ilaçlar (tiklodipin, klopidogrel gibi) :

Kanama

zamanı

uzayabilir.

Asetilsalisilik

asitin

trombolitiklerden

önce

alınması

kanama

riskini arttırabilir.

Diğer non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar ile birlikte salisilat kullanımı:

Sinerjistik etkiye bağlı olarak ülser ve gastrointestinal kanama riski artabilir.

Selektif Serotonin Re-uptake İnhibitörleri (SSRI):

Sinerjik etkiye bağlı olarak ülser ve üst gastrointestinal kanama riskini artırabilir.

Digoksin:

Renal atılımındaki azalmaya bağlı olarak, digoksinin plazma konsantrasyonu yükselebilir.

Antidiyabetikler, örn: İnsülin, sülfonilüre:

Yüksek

Asetilsalisilik

asit

dozları,

asetilsalisilik

asitin

hipoglisemik

etkisi

sülfonilüre

grubu

oral

antidiyabetiklerin

plazma

proteinine

bağlanma

yerinden

uzaklaştırılması

hipoglisemik etkiyi artırabilir.

Diüretiklerin

Asetilsalisilik asit ile kombinasyonu:

Renal prostaglandin sentezinin azalmasına bağlı olarak glomeruler filtrasyonda azalma

olur.

Addisson

hastalığında

yerine

koyma

tedavisi

için

kullanılan

hidrokortizon

dışındaki

sistemik

glukokortikoidler:

Kortikosteroid

tedavisi

sırasında

kandaki

salisilat

düzeyleri

azalır

kortikosteroidler

salisilatların

eliminasyonunun

artması

nedeniyle

kortikosteroid

tedavisi

sonlandırıldıktan

sonra

salisilat

aşımı

riski

ortaya

çıkabilir.

Gastrointestinal

ülser

kanama

riskinde

artış olabilir.

Anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörlerinin (ADE) Asetilsalisilik asit ile kombinasyonu:

Vazodilatör

prostaglandinlerin

inhibisyonuna

bağlı

olarak

glomeruler

filtrasyonda

azalma

olur. Ayrıca, antihipertansif etki azalır.

Valproik asit:

Valproik

asiti

proteinlere

bağlanma

yerinden

uzaklaştırarak

valproik

asit

toksisitesine

açabilir.

Alkol:

Asetilsalisilik

asitin

alkolün

aditif

etkisine

bağlı

olarak

gastrointestinal

mukoza

hasarında

artış ve kanama süresinde uzama olabilir.

Karbonik anhidraz enzimleri:

Her ne kadar yüksek dozlar için bazı bilgiler spesifiğe edilmiş olsa da bu etkileşim potansiyel

olarak bulunabilir, ancak klinik olarak önemi bulunmamaktadır.

Sülfinpirazon, benzbromaron, probenesid gibi ürikozürikler:

Ürikozürik etki azalır (renal tübüler ürik asit eliminasyon çekişmesi).

AFEBRYL içerisinde bulunan

Asetilsalisilik asit, aşağıdaki ilaçların etkisini artırabilir:

İbritumomab, omasetaksin, tositumomab

Aşağıdaki ilaçlar,

AFEBRYL içerisinde bulunan

Asetilsalisilik asitin etkisini

artırabilir:

Kalsiyum

kanal

blokerleri,

dasatinib,

glukosamin,

ketorolak

(nazal/sistemik),

multivitaminler,

omega-3

yağlı

asitleri,

polisülfat

sodyum,

potasyum

fosfat,

vitamin

amonyum

klorür,

tipranavir, treprostinil.

AFEBRYL içerisinde bulunan

Asetilsalisilik asit, aşağıdaki ilaçların etkisini azaltabilir:

Hiyaluronidaz, Multivitaminler (ADEK, folat), tiludronat,

Aşağıdaki ilaçlar,

AFEBRYL içerisinde bulunan

Asetilsalisilik asitin etkisini

azaltabilir:

Ketorolak (nazal/sistemik)

Askorbik asit

­

Oral

kontraseptifler

vitamininin

serum

düzeyini

düşürür.

Asetilsalisilik

asit,

disülfiram,

meksitetin,

demir,

fenitoin,

barbitürat

tetrasiklin

vitamininin

idrar

yoluyla

atılımını

artırır. Flufenazin ve varfarin ile etkileşmektedir.

­

Askorbik

asitin

yüksek

dozları

asidik

ilaçların

beklenmeyen

renal

tübüler

reabsorbsiyonuna

neden

olabilecek

şekilde

idrarın

asidik

olmasına

açar,

asidik

ilaçların

düzeylerini

artarak

istenmeyen

etkiler

ortaya

çıkarır.

Bazik ilaçların ise terapötik etkisinde azalmaya yol

açacak şekilde reabsorbsiyonda azalma görülür.

Parasetamol

Parasetamol

karaciğerde

metabolize

edilir.

Bazı

parasetamol

metabolitleri

hepatotoksiktir

güçlü

enzimatik

endüktörlerle

(rifampisin,

bazı

antikonvülsiyonlar

vb.)

birlikte

kullanımı

hepatotoksik reaksiyonlara yol açabilir.

Kolestiramin:

Kolestiramin

parasetamol

emilimini

düşürebilir.

Parasetamol

kolestireminin

zamanlı

uygulaması

gerektiği

durumlarda;

parasetamol,

kolestiramin

uygulamasından

saat önce veya 4 saat sonra alınmalıdır.

Enzimatik

indikatör

alkol:

Uyku

hapı,

karbamazepin,

fenitoin,

primidon,

izoniazid,

rifampisin

alkol

gibi

enzimatik

indiktörlerle

birlikte

kullanılması

parasetamolün

toksisite

riskini

arttırabilir.

tür

hastalarda

günlük

maksimum

miktarı

kesinlikle

aşılmamalıdır.

(4.2, 4.4, 4.9)

Probenesid:

Parasetamol

glukronik

asit

birleşimi

engellendiği

takdirde

probenesid,

parasetamol

açıklığını

yarıya

kadar

indirgeyebilir.

Parasetamol

probenesidin

zamanlı

yürütülen tedavi süresince doz aşımı riskine karşı bu olasılık göz önünde bulundurulmalıdır.

Zidovudin:

Parasetamol

zidovudinin

zamanlı

uygulaması

nötropeniye

hepatotoksisiteye

açabilir.

Zidovudin

uygulaması

zamanlı

tedavi

görmüş

hastalarda

aşırı

parasetamol

uygulamasından

kaçınılmalıdır.

Zidovudin

parasetamol

kullanımı

zorunlu

olduğu,

özellikle

yetersiz

beslenme

durumlarında,

beyaz

hücreleri

karaciğer

fonksiyonu kontrol altında tutulmalıdır.

vitamini

antagonisti:

Düzenli

olarak

yüksek

dozda

parasetamol

kullanımı

vitamininin

antagonist

etkisinin

güçlenmesine

neden

olabilir.

durumda

Uluslararası

Normal

Oran

(INR)’nın düzenli kontrolü tavsiye edilir.

Lamotrijin:

Terapötik

etkinin

düşüşüyle

birlikte

olası

karaciğer

metabolizması

indükasyonu nedeniyle lamotrijinin biyoyararlanımı düşebilir.

Metaklopramid

domperidon:

Metaklopramid

gibi

mide

boşalmasını

hızlandıran

ilaçlar,

parasetamolün

daha

hızlı

emilmesine

dolayısıyla

parasetamolün

etkisinin

daha

hızlı

başlamasına

neden

olabilir.

Parasetamol

emilim

hızı

metoklopramid

domperidon

artabilir.

Tanı

testleri

etkileşim:

Parasetamol

uygulaması;

fosfotungustik

asit

yöntemiyle

kandaki

ürik

asit oranının belirlenmesine ve glukoz oksidaz-peroksidaz yöntemiyle kan şekeri oranının

belirlenmesine müdahale edebilir.

Hormonal

antikontraseptifler/östrojen:

Metabolizmanın

uyarılması

nedeniyle

parasetamolün

plazma oranının azalması.

Kloramfenikol:

Hepatik

metabolizmanın

inhibisyonuyla

kloramfenikol

toksisitesinin

güçlenmesi.

Tropisetron

granisetron:

5-hidroksitriptamin

(serotonin)

reseptör

antagonistleri

olan

tropisetron

granisetron,

farmakodinamik

etkileşim

parasetamolün

analjezik

etkisini

tamamen baskılayabilir.

Kombine

ağrı

kesici

kullanımı:

Birden

fazla

ağrı

kesiciyle

kombinasyon

tedavisinden

kaçınılması

önerilmektedir.

Bunun

hastaya

ekstra

bir fayda sağladığını gösteren çok az kanıt

vardır ve genelde istenmeyen etkilerde artışa yol açmaktadır.

St.John’s

Wort

(Hypericum

perforatum-sarı

kantaron):

St.John’s

Wort,

parasetamolün

düzeylerini azaltabilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Etkileşim çalışması yapılmamıştır.

4.6.

Gebelik ve laktasyon

Genel Tavsiye

Gebelik kategorisi D’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum

kontrolu (Kontrasepsiyon)

Asetilsalisilik asit

Düşük

asetilsalisilikasitin

kontraseptif

metodlarla

klinik

olarak

ilişkili

etkileşimini

gösteren

klinik

klinik

öncesi

çalışma

mevcut

değildir.

Çocuk

doğurma

potansiyeli

bulunan

kadınlar,

uygun bir doğum kontrol yöntemi kullanmalıdır.

Askorbik asit

Oral kontraseptifler Askorbik asit serum düzeylerini

düşürür.

Parasetamol

Parasetamolün

doğurganlık

üzerine

etkisi

olduğuna

dair

kanıt

bulunmamaktadır.

Yine

çocuk

doğurma potansiyeli bulunan kadınlara verilirken tedbirli olunmalıdır.

Gebelik dönemi

Asetilsalisilik asit

Hayvan

çalışmalarında

reprodüktif

toksisite

gösterilmiştir

(Bkz.

Klinik

öncesi

güvenlilik

verileri).

Asetilsalisilik

asit

birinci

ikinci

trimesterde

açıkça

zorunlu

olmadığı

müddetçe

kullanılmamalıdır.

Hamile

kalmayı

düşünen

gebeliğin

ikinci trimesterindeki kadınlar

tarafında

asetilsalisilik

asit

içeren

ilaçlar

kullanılıyorsa,

mümkün

olduğunca

düşük ve tedavi

süresi de mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır.

Gebeliğin

üçüncü

trimesterinde

Asetilsalisilik

asit

kullanımı

kontrendikedir

(Bkz.

Kontrendikasyonlar).

Prostaglandin

sentezinin

inhibisyonu,

gebelik

ve/veya

embriyonal/fetal

gelişimini

istenmeyen

şekilde

etkileyebilir.

Epidemiyolojik

çalışmalar

erken

gebelik

döneminde

prostaglandin

sentezini

inhibe

eden

ilaçların

kullanılmasının

düşük

malformasyon

riskini

artırabileceğini

düşündürür.

Riskin

tedavi

süresine

göre

artış

gösterdiğine

inanılır

(Eldeki

veriler

Asetilsalisilik

asit

alımı

düşük

riskinin

arttığına

dair

ilişkiyi

destekler

nitelikte

değildir).

Asetilsalisilik

asit

için

malformasyona

yönelik

epidemiyolojik

çalışma

verileri

tutarlı

olmamakla

birlikte,

artan

gastroşizis

(karın

duvarının

doğuştan

yarık

şeklinde

açık

olması)

riski

göz

ardı

edilmemelidir.

14.800

anne

çocuğunda

yapılan

prospektif

çalışmalarda

erken

gebelikte

aylar)

kullanımının malformasyon oranında artış ile ilişkisi bulunmamıştır.

Gebeliğin

üçüncü

trimesterinde

kullanıldığında,

tüm

prostaglandin

sentezi

inhibitörleri

fetüste

aşağıdaki etkilere neden olabilir:

­

Kardiyopulmoner toksisite (duktus arteriosusun erken kapanması ve pulmoner hipertansiyon)

­

Oligohidramniozun eşlik ettiği renal yetmezliğe kadar varabilen renal fonksiyon bozukluğu

Anne ve yeni doğan üzerinde ise aşağıdaki etkilere neden olabilir:

­

Kanama zamanının uzamasına ve düşük dozlarda dahi antiagregan etkiye neden olabilir.

­

Rahim kasılmalarının inhibisyonuna, böylece de geç ya da uzun doğuma neden olabilir.

Sonuç olarak gebeliğin üçüncü trimesterinde

Asetilsalisilik asit kullanımı kontrendikedir.

Askorbik asit

Askorbik asit plasentadan geçer. Gebelik sırasında yüksek doz alımıyla fetus buna adapte olabilir

doğum

sonrası

yoksunluk

sendromu

şeklinde

Askorbik

asit

eksikliği

gelişebilir.

nedenle

ilacın yüksek dozları (örn; 1 gramın üzerindeki dozlar) beklenen yararlar potansiyel riskten fazla

olmadıkça gebelerde veya gebe kalma olasılığı olanlarda kullanılmamalıdır.

Parasetamol

Gebelikte

kullanım

güvenliliği

belirlenmemiştir.

Parasetamol

plasentayı

geçer

fötal

dolaşımda

maternal

dolaşımdakine

benzer

düzeylere

ulaşır.

Bununla

beraber,

parasetamol

terapötik

dozlarının

kısa

süreli

olarak

anne

tarafından

alınmasının

insanda

teratojenik

etkilerle

ilişkili

olmadığına dair epidemiyolojik kanıtlar vardır.

Parasetamol

için,

gebeliklerde

maruz

kalmaya

ilişkin

yeterli

klinik

veri

mevcut

değildir.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik / embriyonal / fetal gelişim / doğum ya da doğum

sonrası gelişim ile ilgili olarak doğrudan ya da dolaylı zararlı etkiler olduğunu göstermemektedir.

Laktasyon dönemi

Asetilsalisilik asit

Salisilatlar

metabolitleri

düşük

miktarlarda

anne

sütüne

geçer.

Bugüne

kadar

hiçbir

yeni

doğanda

nadir

kullanımları

takiben

advers

etki

görülmediğinden,

süt

vermenin

kesilmesi

genellikle

gerekli

değildir.

Bununla

birlikte

düzenli

kullanımda

yüksek

dozlardan

sonra

emzirmeye devam edilmemelidir.

Askorbik asit

AFEBRYL içindeki

Askorbik asit anne sütüne geçtiği bilindiğinden, emzirme döneminde bebeğe

olası etkileri göz önüne alınarak dikkatli kullanılmalıdır

Parasetamol

Emziren annelerdeki bir farmakokinetik çalışmada 650 mg’lık dozun %1’inden azı anne sütünde

saptanmıştır.

Benzer

sonuçlar

diğer

çalışmalarda

bulunmuştur.

nedenle

emziren

anne

tarafından terapötik dozların alınması bebek üzerinde bir risk oluşturmaz.

Üreme yeteneği/Fertilite

Asetilsalisilik asit

Salisilatların

çeşitli

hayvan

türlerinde

teratojenik

etkileri

olduğu

bulunmuştur.

Prenatal

maruziyet

sonucunda,

implantasyon

bozuklukları,

embriyotoksik

fetotoksik

etkiler

öğrenme

kapasitesinde bozukluklar bildirilmiştir.

Askorbik asit

Üreme yeteneği ve fertilite üzerine etkisi bilinmemektedir.

Parasetamol

Hayvanlarda

yapılan

kronik

toksisite

araştırmalarında

parasetamolün

testiküler

atrofiye

neden

olduğu

spermatogenezi

inhibe

ettiği

bildirilmiştir.

İnsanlarda

fertilite

üzerindeki

etkisini

araştıran

yeterli

çalışma

bulunmamaktadır.

Bazı

çalışmalarda

non-steroidal

antiinflamatuvar

ilaçların

fertilite

üzerine

engelleyici

etkisi

olduğu

bildirilmekle

beraber

kesin

sonuca

varılmamıştır.

4.7.

Araç ve makine kullanımı üzerine etkiler

AFEBRYL

tedavisinin

araç

makine

kullanımı

üzerine

bilinen

herhangi

olumsuz

etkisi

yoktur.

Bazı

hastalarda

parasetamol

kullanımına

bağlı

olarak

baş

dönmesi

veya

somnolans

görülebilir.

Parasetamol

kullanan

hastaların

uyanık

kalmalarını

gerektiren

faaliyetler

sırasında

dikkatli olmaları gerekmektedir.

4.8.

İstenmeyen etkiler

İstenmeyen etkiler sıklık ve sistem organ sınıfı açısından aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1000 ila <1/100); seyrek

(≥1/10.000 ila <1/1000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin

edilemiyor).

Parasetamolün

istenmeyen

etkileri

genellikle

hafiftir.

g’ın

üzerinde

alınması

durumunda

toksisite görülmesi muhtemeldir.

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Asetilsalisilik asit

Seyrek/Çok

seyrek:

Özellikle

hipertansiyonu

kontrol

edilemeyen

veya

münferit

vakalarda

potansiyel

olarak

yaşamı

tehdit

edebilecek,

antikoagülanlarla eş zamanlı tedavi gören hastalarda

serebral kanama gibi ciddi kanamalar bildirilmiştir.

Şiddetli

glukoz-6-fosfat

dehidrogenaz

(G6DP)

eksikliği

formları

olan

hastalarda

hemoliz

hemolitik anemi bildirilmiştir.

Muhtemelen

kanama

süresinin

uzadığı,

burun

kanaması,

dişeti

kanaması,

kütanöz

kanama

veya

ürogenital

kanama

gibi

kanamalar

(bkz.

bölüm

4.4.

Özel

kullanım

uyarıları

önlemleri).

etki, kullanımdan sonra 4 ila 8 gün kadar sürebilir.

Askorbik asit

Çok seyrek: Glikoz-6-Fosfat Dehidrojenaz (G6PD) eksikliğinde hemoliz

Parasetamol

Seyrek:

Çok

miktarda

alındığında

anemi,

methemoglobinemi,

uzun

süreli

kullanımda

hemolitik

anemiye

bağlı

trombositopeni,

trombositopenik

purpura,

lökopeni,

nötropeni

ve pansitopeni gibi

kan sayımı değişiklikleri

Bu yan etkiler parasetamol ile neden-sonuç ilişkisi içinde değildir.

Çok seyrek: Agranülositoz, trombositopeni

Bağışıklık sistemi hastalıkları:

Asetilsalisilik asit

Seyrek:

Özellikle

astım

hastalarında

cilt,

solunum

yolları,

gastrointestinal

kanal

kardiyovasküler

sistemde

aşırı

duyarlılık

reaksiyonları.

Semptomlar

arasında

hipotansiyon,

dispne atakları, rinit, geniz tıkanması, anafilaktik şok ve anjiyonörotik ödem bulunabilir.

Askorbik asit

Çok seyrek: Aşırı duyarlılık reaksiyonları

Parasetamol

Seyrek: Alerjik reaksiyonlar, anafilaksi

Çok seyrek: Lyell sendromu

Bilinmiyor: Bronkospazm, pozitif alerji testi, immün trombositopeni

Metabolizma ve beslenme hastalıkları:

Asetilsalisilik asit

Çok seyrek: Hipoglisemi

Düşük

dozlarda

Asetilsalisilik

asit

ürik

asit

atılımını

azaltır.

durum

eğilimi

olan

hastalarda

gut ataklarına neden olabilir.

Sinir sistemi hastalıkları:

Asetilsalisilik asit

Bilinmiyor:

Baş

ağrısı,

baş

dönmesi,

işitme

bozukluğu,

kulak

çınlaması

veya

zihin

karışıklığı

aşırı doz belirtileri olabilir (bkz. bölüm 4.9 Doz aşımı ve tedavisi).

Parasetamol

Yaygın: Baş ağrısı, baş dönmesi, somnolans, parestezi

Bilinmiyor: Santral sinir sistemi stimülasyonu, ensefalopati, insomni, tremor

Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar

Parasetamol

Yaygın: Üst solunum yolu enfeksiyon belirtileri

Seyrek: Analjezik astım sendromu da dahil astım ve bronkospazm

Gastrointestinal hastalıklar:

Asetilsalisilik asit

Yaygın: Mide yanması, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal. Gastrointestinal kanaldan az

miktarda kan kaybı (mikro hemoraj)

Yaygın

olmayan:

Çok

seyrek

vakalarda

perforasyona

açabilecek

yaygın

olmayan

gastrointestinal

ülserler,

gastrointestinal

kanama

(uzun

süreli

AFEBRYL

kullanımı,

gastrointestinal

kanaldan

gizli

kaybına

bağlı

olarak

demir

eksikliği

anemisine

neden

olabilir), gastrointestinal enflamasyon.

Melena ya da hematemez durumunda

derhal doktorunuza bildirmelisiniz.

Askorbik asit

Çok seyrek: Bulantı, kusma, diyare, mide krampı

Parasetamol

Yaygın: Bulantı, kusma dispepsi, flatulans, karın ağrısı, konstipasyon

Yaygın olmayan: Gastrointestinal kanama

Seyrek: İshal

Hepato-bilier hastalıklar:

Asetilsalisilik asit

Çok seyrek: Yüksek karaciğer değerleri

Parasetamol

Seyrek: Çok miktarda alındığında hepatik bozukluk

Çok seyrek: Hepatik disfonksiyon

Deri ve deri altı doku hastalıkları:

Asetilsalisilik asit

Yaygın

olmayan:

Cilt

reaksiyonları

(eritema

eksudativum

multiformeye

kadar

varan

çok

seyrek

vakalar).

Askorbik asit

Bilinmiyor: Flushing ya da kızarıklık

Parasetamol

Seyrek:

Deri

döküntüsü,

kaşıntı,

ürtiker,

alerjik

ödem

anjiyoödem,

akut

generalize

eksantematöz

püstülozis,

eritema

multiform,

Stevens-

Johnson

sendromu

toksik

epidermal

nekroliz (fatal sonuçlar dahil).

Bu belirti ilacın kesilmesiyle kaybolur.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları:

Asetilsalisilik asit

Çok seyrek: Böbrek fonksiyon bozukluğu ve akut böbrek yetmezliği

Askorbik asit

Seyrek: İdrar yapmada güçlük

Bilinmiyor: Böbrek taşı oluşumu,

hiperoksalüri, diürez

Parasetamol

Yaygın

olmayan:

Parasetamolün

terapötik

dozlarını

takiben

nefrotoksik

etkileri

yaygın

değildir.

Uzun süreli uygulamada papiler nekroz bildirilmiştir.

Şüpheli advers reaksiyonlarının raporlanması

Ruhsatlandırma

sonrası

şüpheli

ilaç

advers

reaksiyonlarının

raporlanması

büyük

önem

taşımaktadır.

Raporlama

yapılması,

ilacın

yarar/risk

dengesinin

sürekli

olarak

izlenmesine

olanak

sağlar.

Sağlık

mesleği

mensuplarının

herhangi

şüpheli

advers

reaksiyonu

Türkiye

Farmakovijilans

Merkezi

(TÜFAM)’ne

bildirmeleri

gerekmektedir

(www.titck.gov.tr;

e-posta:

tufam@titck.gov.tr; tel:0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9.

Doz aşımı ve tedavisi

Asetilsalisilik asit

Salisilat

toksisitesi

gün

süreyle

>

mg/kg/günlük

toksisite

oluşturabilir)

kronik,

terapötik

olarak

kazanılmış

intoksikasyondan

çocukların

ilacı

kazara

yutması

rastlantısal

intoksikasyonlar

dahil

olmak

üzere

potansiyel

olarak

yaşamı

tehdit

edebilecek

akut intoksikasyonlardan (doz aşımı) kaynaklanabilir.

Belirti

semptomların

özgül

olmaması

nedeniyle

kronik

salisilat

zehirlenmesi

sinsi

seyredebilir.

Hafif

kronik

salisilat

toksisitesi

salisilizm

genel

olarak

yalnızca

yüksek

dozların

tekrarlayan

kullanımlarından

sonra

oluşur.

Semptomları;

baş

dönmesi,

vertigo,

kulak

çınlaması,

sağırlık,

terleme,

bulantı

kusma,

baş

ağrısı

konfüzyondur;

bunlar

dozun

düşürülmesiyle

kontrol

edilebilir.

Kulak

çınlaması,

mikrogram/ml

düzeyindeki

plazma

konsantrasyonlarında

oluşabilir.

Daha

ciddi

advers

olaylar

mikrogram/ml’nin

üzerindeki konsantrasyonlarda gözlenir.

Akut

intoksikasyonun

temel

özelliği

asit-baz

dengesinde yaşa ve intoksikasyonun

şiddetine göre

değişebilecek

şiddetli

bozulmadır.

Çocuklardaki

yaygın

görünüm

metabolik

asidozdur.

Zehirlenmenin

şiddeti

başına

plazma

konsantrasyonlarından

kestirilemez.

Asetilsalisilik

asitin

emilimi

gastrik

boşalmanın

azalmasına,

midede

konkresyon oluşumuna bağlı olarak ya da

enterik

preparatların

alımı

sonucu

gecikebilir.

Asetilsalisilik

asit

intoksikasyonunun

yönetimi,

durumun

düzeyi,

evresi

klinik

semptomları

göz

önünde

bulundurularak

standart

zehirlenme

yönetimi

tekniklerine

uygun

olarak

belirlenir.

Öncelikli

olarak

yapılması

gerekenler

ilacın atılımının hızlandırılması ile elektrolit ve asit-baz metabolizmasının düzeltilmesi olmalıdır.

Salisilat

zehirlenmesinin

karmaşık

patofizyolojik

etkilerine

bağlı

olarak

belirti

semptomlar

tetkiklere ilişkin bulgular aşağıdakileri kapsayabilir:

Belirti ve semptomlar

Tetkiklere ilişkin bulgular

Terapötik önlemler

HAFİF

VE

ORTA

ŞİDDETLİ

İNTOKSİKASYON

Gastrik

lavaj, tekrarlayan aktif

kömür

uygulaması,

zorlu

alkali diürez

Taşipne,

hiperventilasyon,

solunumsal alkaloz

Alkalemi, alkalüri

Sıvı

elektrolit

dengesinin

sağlanması

Diyaforez

Bulantı, kusma

ORTA VE ŞİDDETLİ

İNTOKSİKASYON

Gastrik

lavaj, tekrarlayan aktif

kömür

uygulaması,

zorlu

alkalin

diürez,

şiddetli

olgularda hemodiyaliz

Kompansatuvar metabolik

asidozun

eşlik

ettiği

solunumsal

alkaloz

Asidemi, asidüri

Sıvı

elektrolit

dengesinin

sağlanması

Hiperpireksi

Sıvı ve elektrolit

dengesinin sağlanması

Solunumsal:

hiperventilasyon,

non-kardiyojenik

pulmoner

ödemden

solunum

durması,

asfiksiye kadar değişir

Kardiyovasküler:

disaritmiler,

hipotansiyondan

kardiyovasküler

areste

kadar

değişir

Kan basıncında, EKG’de

değişiklikler gibi

Sıvı

elektrolit

kaybı;

dehidratasyon,

oligüri

böbrek yetmezliği

Hipokalemi,

hipernatremi,

hiponatremi,

böbrek

fonksiyonunda

değişiklikler

gibi

Sıvı ve elektrolit

dengesinin sağlanması

Glukoz metabolizmasında

Hiperglisemi,hipoglisemi

bozulma, ketoz

(özellikle çocuklarda)

Keton düzeylerinde artış

Kulak çınlaması, sağırlık

Gastrointestinal kanama

Hematolojik:

trombosit

inhibisyonundan

koagülopatiye kadar değişir

Örnek; PT’de uzama,

hipoprotrombinemi

Nörolojik:

letarji,

konfüzyondan

koma

nöbetlere

uzanan

aralıkta

klinik

görünümlerle

seyreden

toksik

ensefalopati

baskılanması

Askorbik asit

Nadiren

olsa

yüksek

dozlarda

diüretik

ve/veya

diyare

görülebilir.

Ayrıca

okzalat

kristalleri

oluşumuda görülebilir. Böyle durumlarda C vitamini alımı kesmek yeterlidir.

Parasetamol

Yetişkinlerde

gramdan

fazla

kullanılması

halinde toksisite olasılığı vardır. Dahası, aşırı dozun

zararı sitotik olmayan alkolik karaciğer hastalığı olanlarda daha büyüktür. Çocuklarda aşırı dozu

takiben

karaciğer

hasarı

göreceli

olarak

daha

seyrektir.

Karaciğer

hücre

hasarı

birlikte

parasetamol

aşırı

dozajında

normal

erişkinlerde

saat

civarında

olan

parasetamol

yarılanma

ömrü genellikle 4 saate veya daha uzun sürelere uzar.

C-aminopirinden sonra

atılımında

azalma

bildirilmiştir.

plazma

konsantrasyonu

veya

yarılanma

ömrü

veya

konvansiyonel

karaciğer

fonksiyon

testi

ölçümlerine nazaran parasetamol aşırı dozajı ile karaciğer hücre hasarı

arasındaki ilişkiyi daha iyi gösterir.

Parasetamole

bağlı

fulminant

karaciğer

yetmezliğini

takiben

gelişen

akut

tübüler

nekrozdan

dolayı

böbrek

yetmezliği

oluşabilir.

Bununla

beraber,

bunun

insidansı

başka

nedenlerden dolayı

fulminant

karaciğer

yetmezliği

olan

hastalarla

karşılaştırıldığında

grup

hastalarda

daha

sık

değildir.

Seyrek

olarak,

ilaç

alındıktan

2-10

gün

sonra,

sadece

minimal

karaciğer

toksisitesine

karşın

renal

tübüler

nekroz

oluşabilir.

Aşırı

dozda

parasetamol

almış

hastada

kronik

alkol

alımının

akut

pankreatit

gelişmesine

katkıda

bulunduğu

bildirilmiştir.

Akut

aşırı

doza

ilaveten,

parasetamolün

günlük

aşırı

miktarlarda

alımından

sonra

karaciğer

hasarı

nefrotoksik

etkiler

bildirilmiştir.

Semptom ve belirtiler:

Solgunluk,

anoreksi,

bulantı

kusma

parasetamol

aşırı

dozajının

sık

görülen

erken

semptomlarıdır.

Hepatik

nekroz

parasetamol

aşırı

dozajının,

dozla

ilişkili

komplikasyonudur.

Hepatik

enzimler

yükselebilir

protrombin

zamanı

saat

içinde

uzar,

fakat

klinik

semptomlar ilacın alımını takiben 1 ila 6 gün içinde belirgin olmayabilir.

Tedavi:

Hastayı

gecikmiş

hepatotoksisiteye

karşı

korumak

için

parasetamol

aşırı

dozajı

hemen

tedavi

edilmelidir.

Bunun

için,

absorbsiyonu

azalmaya

(gastrik

lavaj

veya

aktif

kömür)

takiben

intravenöz

N-asetilsistein

veya

oral

metionin

vermek

gerekir.

Eğer

hasta

kusuyorsa

veya

aktif

kömür

konjugasyon

yapılmışsa

metionin

kullanılmamalıdır.

Doruk

plazma

parasetamol

konsantrasyonları aşırı dozu takiben 4 saate kadar gecikebilir. Bu nedenle, hepatotoksisite riskini

belirlemek

için

plazma

parasetamol

düzeyleri

ilaç

alımından

saat

sonrasına

kadar

ölçülmelidir.

tedavi

(ilave

oral

metionin

veya

intravenöz

N-asetilsistein)

parasetamol

içeriği ve ilaç alımından beri geçen süre ışığı altında değerlendirilmelidir.

Hepatik

enzim

indükleyici

ilaçlar

alan

hastalarda,

uzun

süredir

alkol

bağımlısı

olanlarda

veya

kronik

olarak beslenme eksikliği olanlarda N-asetilsistein ile tedavi eşiğinin %30-50 düşürülmesi

önerilir,

çünkü

hastalar

parasetamolün

toksik

etkilerine

karşı

daha

duyarlı

olabilirler.

Parasetamol

aşırı

dozajını

takiben

gelişebilecek

fulminant

karaciğer

yetmezliği

tedavisi

uzmanlık

gerektirir.

5.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

5.1.

Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapik sınıf: Analjezik ve antipiretik,

ATC Kodu: N02BE51

Asetilsalisilik asit

Etki mekanizması

Asetilsalisilik

asit,

trombositlerde

tromboksan

sentezini

engelleyerek

trombosit

agregasyonunu

inhibe

eder.

Etki

mekanizması,

siklooksijenaz-1

(COX-1

geri

döndürülemez

şekilde

inhibisyonuna

dayanır.

Trombositlerin

enzimi

yeniden

sentezlemesi

mümkün

olmadığından,

inhibe

edici

etki

özellikle

trombositlerde

belirgindir.

Asetilsalisilik

asitin,

trombositler

üzerinde

ayrıca

diğer

inhibe

edici

etkileri

olduğu

düşünülmektedir.

nedenle, çeşitli vasküler endikasyonlarda kullanılır.

Asetilsalisilik

asit,

analjezik,

antipiretik

antiinflamatuvar

özellikleri

asitik,

steroid

olmayan

antiinflamatuvar

ilaçlar

grubuna

aittir.

Daha

yüksek

oral

dozlar,

ağrıyı

dindirmek

soğuk

algınlıkları

veya

grip

gibi hafif ateşli durumlarda, ateşin düşürülmesi ve eklem ve kas ağrılarının

dindirilmesi

akut

veya

romatoid

artrit,

osteoartrit

ankilozan

spondilit

gibi

kronik

inflamatuvar bozukluklarda kullanılır.

Askorbik asit

Vitamini

suda

çözünen

antioksidan

özelliğine

sahip

önemli

vitamindir.

Vücudun

vitamini

stoklama

miktarı

düşük

olduğundan

dolayı,

düzenli

miktarlarda

vitamini

alımı

önem

kazanmaktadır.

vitamini

(askorbik

asit)

metaboliti

olan

dehidroaskorbik

asit

vitaminin

etkisini

ortaya

çıkaran

reversibl

redoks

sistemini

oluşturur.

vitamini

eksikliğinde

ortaya

çıkan

önemli

tablo

skorbüt

olayıdır.

Kollogen

oluşumuna

bağlı

olarak

skorbüt

şikayetleri

olan

yara

iyileşmesi

gecikmesi,

kemik

büyümesindeki

düzensizlikler,

dentin

damar

frajilitesi

görülmektedir.

vitamini

kollogen

üretiminde

aktif

oynamaktadır.

Karnitin

biyosentezi

içinde

vitamini

önemlidir.

Karnitin,

yağ

asitinin

mitokondrilere

taşınmasında

şekilde

enerji

ortaya

çıkmasında

almaktadır.

Kaslarda

görülen

güçsüzlük

yorgunluk

karnitin

eksikliğine

bağlı

olarak

ortaya

çıkmaktır.

Hayvan

deneylerinde

yapılan

çalışmalarda

vitamini,

kolesterolün

arteriyoskleroza

açmayan

safra

asitlerine

dönüşmesinde

oynamaktadır.

vitamini

eksikliğinde

glukokortikoid

salınımı

azalır

ve buna bağlı olarak vücudun sterese karşı daha zayıf bir reaksiyon ortaya çıkar. Askorbik

asit

böbrek

üstü

bezlerde

bulunmaktadır

kortizon

sentezini

hızlandırmaktadır.

Askorbik

asit

antioksidan

özelliği

sayesinde

organizma

için

zararlı

olan

serbest

radikalleri

inaktif

hale

getirir.

vitamini

antioksidan

özelliği

sayesinde

retinaya

zarar

verebilecek

serbest

radikalleri

inaktif

hale

getirerek

koruma

özelliğine

sahiptir.

Askorbik

asit

dengesinin

korunması

durumunda

katarakt

riski

anlamlı

ölçüde

azalmaktadır.

Askorbik

asit

lökosit

hareketliliğini

artırarak

bağışıklık

sisteminin

güçlendirilmesi

faaliyetinde

bulunmaktadır.

vitamini

interferon

oluşumunda

oynadığı

düşünülmektedir.

Askorbik

asit

gıdalardan

demir

emilimini

sağlamaktadır ve bu şekilde demir eksikliği anemisine karşı bir etki göstermektedir.

Parasetamol

Parasetamol,

analjezik

antipiretik

ajandır.

Parasetamolün

terapötik

etkilerinin,

siklooksijenaz

enziminin

inhibisyonu

sonucu

prostoglandin

sentezinin

inhibisyonuna

bağlı

olduğu

düşünülmektedir.

Parasetamolün

periferik

siklooksijenaza

oranla

santral

sanaljezik

antipiretik

özellikleri

vardır

fakat

sadece

zayıf

anti-enflamatuvar

özellikler

gösterir.

durum;

enflamatuvar

dokuların

diğer

dokulara

oranla

daha

yüksek

seviyelerde

hücresel

peroksidler

içermesi

peroksidlerin

parasetamolün

siklooksijenaz

inhibisyonunu

önlemesiyle

açıklanabilir.

5.2.

Farmakokinetik özellikler

Emilim

AFEBRYL’in suda çözülmesiyle mide ve ince bağırsağın başlangıcında

hızlı bir şekilde emilir.

Asetilsalisilik

asitin

çözülümü,

uzun

süre

gastrik

mukoza

temas

önlenir

böylelikle

kanama riski azalır.

Dağılım

Asetilsalisilik asit

Asetilsalisilik

asit

salisilik

asit,

plazma

proteinlerine

geniş

ölçüde

bağlanır

hızla

vücuda

dağılır.

Salisilik asit anne sütüne geçer ve plasenta bariyerini geçer.

Askorbik asit

vitamininin

plazma

proteinlerine

bağlanma

oranı

yaklaşık

olarak

24’dür.

Serum

konsantrasyonları

normal

olarak

mg/l’dir.

μmol/l)

mg/l’nin

μmol/l)

altındaki

konsantrasyonlar,

vitamini

alımının

yeterli miktarda olmadığını gösterir. 4 mg/L (20μmol/L) 5

altındaki

konsantrasyonlar

ise,

vitamin

alımının

yetersiz

olduğunu

gösterir.

Klinik

skorbütte

serum konsantrasyonları 2 mg/l’nin (10 μmol/l) altında olmaktadır.

Parasetamol

Parasetamol

birçok

vücut

sıvısına

eşit

miktarda

dağılır.

Terapötik

dozları

takiben

parasetamol

plazma

proteinlerine

önemli

oranda

bağlanmaz.

Çocuklardaki

dağılım

kinetiği

(Vd/F)

erişkinlerdekine benzerdir.

Biyotransformasyon:

Asetilsalisilik asit

Asetilsalisilik

asit,

absorpsiyon

sırasında

sonrasında,

etkin

metaboliti

olan

salisilik

asite

dönüşür.

Salisilik asit, ağırlıklı olarak hepatik metabolizma tarafından elimine edilir.

Metabolitleri,

salisilürik

asit,

salisilfenil

glukuronid,

salisilasetil

glukuronid,

gentisik

asit

gentisürik asittir.

Askorbik asit

Askorbik

asit,

dehidroaskorbik

asite

dehidroaskorbik

asit

üzerinden

oksalik

asite

metabolize olmaktadır.

Parasetamol

Terapotik

dozlardan

sonra

parasetamolün

plazma

yarılanma

ömrü

1.5-2.5

saat

arasındadır.

Parasetamol

karaciğerde

metabolize

olur

insanda

çok

sayıda

metabolitleri

tanımlanmıştır.

İdrarla

atılan

major

metabolite

glukuronid

sulfat

konjugatıdır.

Parasetamolün

kadarı

minor

yolla

sitokrom

P-450

karma

fonksiyonlu

oksidaz

sistemi

(başlıca

CYP2E1

CYP3A4)

ile reaktif bir metabolit olan asitamidokinona dönüşür. Bu

metabolit hızla indirgenmiş

glutatyon

konjuge

olur

sistein

merkaptürik

asit

konjugatları

şeklinde

atılır.

Büyük

miktarlarda

parasetamol

alındığında

hepatik

glutatyon

azalabilir

vital

hepatosellüler

makromoleküllerine

kovalan

olarak

bağlanan

hepatosit

asetamindokinonun

aşırı

birikmesine

açar. Bu da doz aşımı durumunda görülebilen hepatik nekroza yol açar.

Eliminasyon

Asetilsalisilik asit

Salisilik

asitin

metabolizması

karaciğer

enzimi

kapasitesi

sınırlı

olduğundan

eliminasyon

kinetiği

doza bağlıdır. Eliminasyon yarı ömrü, bu nedenle, düşük dozlar sonrasında 2

– 3 saat

arasında değişir ve yüksek dozlar sonrasında yaklaşık 15 saate çıkar.

Salisilik asit ve metabolitleri, esas olarak böbrek yoluyla atılır.

Askorbik asit

1 g’lık askorbik asit dozunun ağız yoluyla verilmesinden sonra yarı ömrü 13 saattir. Ana atılım

böbrekler yoluyla olmaktadır. Yüksek dozlarda dışkı yoluyla atılmaktadır.

Parasetamol

1000

i.v.

kullanımı

takiben

parasetamolün

total

vücut

klerensi

yaklaşık

ml/dak/kg’dır.

Parasetamolün

renal

klerensi

idrar

akış

hızına

bağlıdır,

fakat

pH’ya

bağlı

değildir.

Uygulanan

ilacın

%4’ten

daha

azı

değişmemiş parasetamol olarak atılır. Sağlıklı bireylerde terapötik dozun

yaklaşık %85-95’I 24 saat içinde idrar ile atılır.

Doğrusallık / Doğrusal Olmayan Durum:

Asetilsalisilik asit

Asetilsalisilik

asit

kinetiği

geçiş

sürecini

takip

eder.

sebeple,

terapotik

dozlarda

farmakokinetiği doğrusaldır.

Parasetamol

Reaktif

parasetamol

metabolitlerinin

karaciğer

hücre

proteinlerine

bağlanması,

hepatosellüler

hasara

sebep

olur.

Terapötik

dozlarda

metabolitleri,

glutatyon

tarafından

bağlanır

nontoksik

konjugatlar

oluştururlar.

Ancak

massif

aşımı

halinde,

karaciğerin

(glutatyon

oluşumunu

kolaylaştıran

teşvik

eden) SH-donörleri depose tükenir; ilacın toksik metabolitleri

karaciğerde

birikir

karaciğer

hücre

nekrozu

gelişir

karaciğer

fonksiyonunda

bozulmaya ve giderek hepatik komaya kadar ilerler.

Pozolojiye uygun kullanıldığında farmakokinetiği doğrusaldır.

5.3.

Klinik öncesi güvenlik verileri

Asetilsalisilik asit

Asetilsalisilik asitin klinik öncesi güvenlilik profili iyi belgelenmiştir.

Hayvan çalışmalarında salisilatların, yüksek dozlarda böbrek hasarı dışında, başka bir

organik hasara neden olmadığı gösterilmiştir.

Asetilsalisilik

asit,

mutajenik

potansiyeline

bağlı

olarak,

in vitro ve in vivo olarak mutajenisite

yönünden

ayrıntılı

şekilde

incelenmiştir.

Genel

bulgular,

mutajenik

etkiye

ilişkin

herhangi

kanıt ortaya çıkarmamıştır. Aynı durum karsinojenisite çalışmaları açısından da geçerlidir.

Salisilatlar,

hayvan

çalışmalarındaki

birkaç

hayvan

numunesinde,

teratojenik

etkiler

göstermiştir.

Doğum

öncesi

maruz

kalma

sonrasında,

implantasyon

bozuklukları, embriyotoksik ve fetotoksik

etkiler ve yavrularda öğrenme yeteneği bozukluğu tanımlanmıştır.

Askorbik asit

Bildirilmemiştir.

Parasetamol

Akut toksisite:

Parasetamol

yetişkin

sıçanlara

kobaylara

oral

yoldan

verildikten

sonra

hafif

toksik

olduğu

saptanmıştır.

Farelerde

yenidoğan

sıçanlarda

önemli

oranda

daha

fazla

toksik

olmasının

sebebi

ise,

muhtemelen,

farelerde

maddenin

farklı

metabolizmasının

bulunması ve yenidoğan

sıçanlarda hepatik enzim sisteminin olgunlaşmamış olmasıdır.

Kronik Toksisite:

Toksik

dozların

verilmesinin

ardından

deney

hayvanlarında

yavaş

kilo

artışı,

diürez,

asitüri

dehidratasyon

enfeksiyonlara

karşı

duyarlılık

artışı

gibi

etkiler

gözlenmiştir.

Otopsi

sırasında,

abdominal organlarda kan akımı artışı, intestinal mukoza irritasyonu gözlenmiştir.

Mutajenik ve Tümörojenik Potansiyeli:

Sıçanlarda,

hepatotoksik

düzeyinde

potansiyel

genotoksisite

gözlenmiş

bulgu

doğrudan

hasarı

olarak

değil,

hepatotoksisite/miyelotoksisitenin

dolaylı

sonucu

olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla, bir eşik doz varsayılabilir.

Diyeti

6000

ppm’e

kadar

olan

erkek

sıçanlarda

yapılan

yıllık

çalışmada

parasetamolün

karsinojenik

aktivitesine

ilişkin

herhangi

bulgu

bildirilmemiştir.

Mononükleer

hücre

lösemisi

insidansının

artmasından

dolayı

dişi

sıçanlarda

bazı

karsinojenik

aktivite

bulguları

söz

konusudur.

Diyeti

6000

kadar

olan

farelerde

yapılan

yıllık

çalışmada

parasetamolün karsinojenik aktivitesini gösteren herhangi bir bulgu saptanmamıştır.

Üreme Toksisitesi:

İnsanlarda

kapsamlı

kullanımdan

sonra

embriyotoksik

veya

teratojenik

riskte

artış

gözlenmemiştir.

Parasetamol

hamilelik

dönemlerinde

sıklıkla

alınmakta

olup,

gerek

hamileliğin seyri gerekse doğmamış çocuk üzerinde herhangi bir olumsuz etki görülmemiştir.

Hayvanlarda

yapılan

kronik

toksisite

araştırmalarında

parasetamolün

testiküler

atrofiye

neden

olduğu spermatogenezi inhibe ettiği bildirilmiştir.

6.

FARMASÖTİK ÖZELLİKLER

6.1.

Yardımcı maddelerin listesi

Sodyum bikarbonat

Sitrik asit anhidr

Sorbitol

Laktoz monohidrat

Sodyum sakarin

Limon uçucu yağ esansı

6.2.

Geçimsizlikler

Yoktur.

6.3.

Raf ömrü

30 aydır.

6.4.

Saklamaya yönelik özel uyarılar

AFEBRYL havayla çok çabuk etkileşime girer, dolayısıyla kullanımdan hemen sonra tüpü sıkıca

kapatınız.

C’nin altında oda sıcaklığında saklayınız.

Ambalaj üzerinde belirtilen son kullanma tarihi geçmiş ilaçları kullanmayınız.

Çocukların erişemeyeceği yerlerde, ambalajında saklayınız.

6.5.

Ambalajın

niteliği ve içeriği

1 tüp 16 efervesan tablet içeren kutudadır. Her biri suda çözünür ve silikojel kapsül yardımıyla

dış etkilerden korunuz.

6.6.

Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış

olan

ürünler

atık

materyaller

“Tıbbi

Atıkların

Kontrolü

Yönetmeliği”

“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.

RUHSAT SAHİBİ

Galepharma Medikal Elektronik Ticaret Limited Şirketi

Sarıgazi Mah. Osmangazi Cad.

Karagöz Sok. No:7/A

Sancaktepe/İSTANBUL

Tel: 0216 509 1552

Fax: 0216 484 8392

8.

RUHSAT NUMARASI

27.07.1994 95/21

9.

İLK RUHSAT TARİHİ / RUHSAT YENİLEME TARİHİ

27.07.1994

10.

KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ

…/…/…

3-8-2012

Danish Pharmacovigilance Update, 21 June 2012

Danish Pharmacovigilance Update, 21 June 2012

Among the topics covered in this issue of Danish Pharmacovigilance Update are: Decrease in the number of intoxications and suicide attempts using drugs containing acetylsalicylic acid or paracetamol.

Danish Medicines Agency

29-10-2018

Clopidogrel/Acetylsalicylic acid Zentiva (Sanofi-Aventis groupe)

Clopidogrel/Acetylsalicylic acid Zentiva (Sanofi-Aventis groupe)

Clopidogrel/Acetylsalicylic acid Zentiva (Active substance: clopidogrel / acetylsalicylic acid) - Centralised - 2-Monthly update - Commission Decision (2018)7249 of Mon, 29 Oct 2018 European Medicines Agency (EMA) procedure number: EMEA/H/C/1144/WS1433/0051

Europe -DG Health and Food Safety